Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Teknoloji

IBM kuantum bilgisayarda en büyük engeli aştı: 2029’da “Starling” geliyor

Yayımlandı

üzerinde

IBM, kuantum bilgisayarların önündeki en büyük teknik engellerden biri olarak görülen hata düzeltme sorununu çözdüğünü öne sürdü. Şirketin bilim insanları, bu gelişmeyle birlikte 2029’a kadar dünyanın ilk büyük ölçekli, hatalara dayanıklı kuantum bilgisayarını piyasaya sürmeyi planladıklarını duyurdu.

20 BİN KAT GÜÇLÜ

IBM’in araştırması, mevcut kuantum sistemlerinden 20 bin kat daha güçlü bir sistemin mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Şirketin “Starling” adını verdiği yeni sistemin, yaklaşık 200 mantıksal kübit kullanarak 100 milyon kuantum işlemi gerçekleştirebilmesi bekleniyor. IBM temsilcileri bunun yaklaşık olarak 10 bin fiziksel kübite eşdeğer olduğunu söyledi.

Bu sistemin ardından 2033’te daha büyük ölçekli “Blue Jay” adlı modelin devreye alınması planlanıyor. Blue Jay, 2 bin mantıksal kübit ile 1 milyar kuantum işlemi gerçekleştirebilecek.

KÜBİT NEDİR?

Günümüzdeki bilgisayarlar dijital bilgiyi temsil eden en küçük birim olan “bit”ler üzerinden işliyor. Bir bit, yalnızca iki farklı değerden birine sahip olabiliyor: 0 veya 1. Tüm veri, bu 0 ve 1’lerin kombinasyonlarıyla ifade ediliyor. Örneğin, metin, resim ve ses gibi dosyalardaki bilgiler, bitlerin belirli şekillerde düzenlenmesiyle saklanıp işleniyor.

Bu bit’leri, gündelik ihtiyaçlar için elektriği açıp kapatmaya yarayan anahtarlar gibi düşünmek de mümkün. “0” kapatma, “1” ise açma işlevini yerine getiriyor olsun. Bilgisayarlardaki tüm veriler de belirli örüntüler halinde “açılıp kapanarak” çalışıyor.

Kuantum bilgisayarlar ise “kuantum bit”lerini, yani “kübit”leri kullanıyor. Kuantum mekaniğinin süperpozisyon özelliği sayesinde kübitler hem 0 hem de 1 değerini aynı anda taşıyabiliyor. Yani kübitler, elektriğin hem açık hem de kapalı olmasına benziyor. Süperpozisyon prensibi, kübitlerin aynı anda birçok hesaplamayı yapabilmesini sağlıyor.

MANTIKSAL KÜBİT DEVRİMİ

Mantıksal kübit (logical qubit), birden çok fiziksel kübitin bir araya gelmesiyle oluşturulan ve hata düzeltme algoritmalarıyla korunan, daha güvenilir sanal bir kübit türü. Bir mantıksal kübit oluşturmak için yaklaşık 50 ila 100 fiziksel kübit gerekebiliyor. Bu sayı kullanılan hata düzeltme yöntemine göre değişiyor.

Kuantum bilgisayarlar teorik olarak çok güçlü olsalar da, gerçek dünyada çalışan fiziksel kübitler (physical qubits) çok hassas ve kolayca hata yapıyor. Bu da kuantum hesaplamanın en büyük sorunlarından biri.

ÖLÇEKLEMENİN ANAHTARI: LDPC KODU

IBM’in 2 ve 3 Haziran’da arXiv sitesinde erişime açtığı iki yeni çalışmada, kuantum sistemlerdeki hata oranlarını azaltmaya yönelik yeni hata giderme ve düzeltme teknikleri tanıtıldı. Bu yöntemler sayesinde donanımın öncekine göre dokuz kat daha verimli ölçeklenebildiği, yani sistemin daha az kaynakla daha fazla işlem gücü elde edecek şekilde büyütülebildiği ifade edildi.

Araştırmalarda öne çıkan unsur, düşük yoğunluklu parite kontrolü (LDPC) kodları. Bu yeni yaklaşım, kuantum bilgisayarlarda önceki hata düzeltme paradigmalarına kıyasla daha az kübit kullanarak daha etkili sonuçlar alınmasını sağlıyor. IBM, bu sayede kuantum donanımını geçmişteki sınırlamaların ötesine taşıyabilecek bir “hataya dayanıklılık paradigması” geliştirildiğini belirtiyor.

IBM Kuantum Operasyonları Başkan Yardımcısı Jay Gambetta, Live Science’a verdiği röportajda, “Artık bilimsel engeller aşıldı. Geriye sadece mühendislik kaldı” dedi.

HATA DÜZELTMEDEN DAYANIKLILIĞA

Kuantum bilgisayarlar halihazırda var olmasına rağmen, sadece belirli test senaryolarında klasik bilgisayarlardan daha hızlı çalışabiliyor. Bunun temel nedeni, kuantum işlem birimlerinin (QPU) ölçeklenmesinde yaşanan zorluklar. Her yeni kübit sisteme eklendiğinde, kuantum mekaniğinin doğasından kaynaklanan “gürültü”, yani hata oranı artıyor.
LDPC kodları sayesinde bu sorunun büyük ölçüde aşıldığı ifade ediliyor.
Yeni kodlama sistemi, hata giderme işlemlerinde yüzde 90 daha hızlı çalışıyor. IBM, bu teknolojiyi mevcut Heron mimarisinin halefi olan Loon QPU mimarisine entegre edeceğini duyurdu.

100 MİLYON İŞLEM

“Starling” sisteminin, 200 mantıksal kübit kullanarak 100 milyon kuantum işlemine imkan tanıması bekleniyor. IBM yetkilileri, bu hedefin yalnızca LDPC gibi teknolojiler sayesinde mümkün olacağını belirtiyor.

Şirket ayrıca, geliştiricilerin bu yeni kuantum sistemlerine hazırlıklı olabilmesi için Qiskit 2.0 adlı açık kaynaklı yazılım geliştirme kitini duyurdu.

IBM Kuantum Motoru Lideri Blake Johnson, “Amaç hata gidermeden, gerçek hata düzeltmeye geçmek” diyerek artık kuantum alanının deneysel donanım testlerinden çıkıp kullanıma hazır bir teknolojiye dönüşmekte olduğunu vurguladı.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknoloji

NASA’dan 54 Yıl Aradan Sonra Duygulandıran Dünya Paylaşımı: “Evimiz Uzaydan Harika Görünüyor”

Yayımlandı

üzerinde

NASA’dan 54 Yıl Aradan Sonra Duygulandıran Dünya Paylaşımı: “Evimiz Uzaydan Harika Görünüyor”

Tarih: 04 Nisan 2026
Saat: 12:20

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), 54 yıl aradan sonra Ay’ın çevresine düzenlediği ilk insanlı yolculuk olan Artemis 2 görevi sırasında, uzaydan çekilen iki özel Dünya fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı. Kurumun yaptığı bu anlamlı paylaşım, kısa sürede milyonlarca beğeni ve yorum alarak dünya gündemine oturdu.

NASA’nın resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, 1972 yılındaki Apollo 17 görevi sırasında çekilen Dünya fotoğrafı ile Artemis 2 mürettebatı tarafından dün çekilen yüksek çözünürlüklü Dünya karesi yan yana getirildi. İnsanlığın uzay yolculuğundaki gelişimine vurgu yapılan paylaşımda, “Son 54 yılda çok yol kat ettik ama değişmeyen bir şey var: Evimiz uzaydan harika görünüyor! Soldaki görüntü 1972’de Apollo 17 mürettebatı, sağdaki ise dün Artemis 2 mürettebatı tarafından çekildi” ifadelerine yer verildi. Ayrıca NASA’dan yapılan ayrı bir açıklamada, “Gezegenimizi, muhteşem mavi ve kahverengi tonlarıyla ışıldayan bir bütün olarak görüyoruz. Hatta yeşil bir kutup ışığı da atmosferi aydınlatıyor. İşte bu biziz; hep birlikte astronotlarımızın Ay’a yolculuğunu izliyoruz” denildi.

Artemis 2 Görevi Hakkında:

Artemis 2, 1972’deki Apollo 17 misyonundan bu yana Ay’ın çevresine gerçekleştirilen ilk insanlı uçuş olma özelliğini taşıyor. ABD’nin Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatılan dev Uzay Fırlatma Sistemi (SLS) roketiyle taşınan Orion uzay aracı, Reid Wiseman, Victor Glover, Christina Koch ve Jeremy Hansen’den oluşan 4 kişilik mürettebatı taşıyor. Yaklaşık 10 gün sürmesi planlanan görev kapsamında astronotlar Ay yüzeyine inmeyecek ancak derin uzay koşullarını ve yaşam destek sistemlerini test edecek. Astronotların 10 Nisan’da Pasifik Okyanusu’na iniş yaparak Dünya’ya dönmesi bekleniyor.

Neden Önemli?

Bu görev, NASA’nın Ay’da kalıcı bir üs kurma ve gelecekteki insanlı Mars görevlerine zemin hazırlama hedeflerinin en kritik aşamalarından biri olarak görülüyor. Artemis 2’nin başarıyla tamamlanmasının ardından, 2028 yılında planlanan Artemis 3 görevi ile astronotların yeniden Ay yüzeyine iniş yapması hedefleniyor.

Okumaya Devam Et

Teknoloji

Artemis II ile Tarihi Yolculuk Başladı: Yarım Asır Sonra İnsanlık Yeniden Ay’a Doğru

Yayımlandı

üzerinde

Artemis II ile Tarihi Yolculuk Başladı: Yarım Asır Sonra İnsanlık Yeniden Ay’a Doğru

Tarih: 02 Nisan 2026
Saat: 02:45 (Güncelleme: 03:15)

İnsanlığın derin uzay serüveninde yeni bir dönem bugün resmen başladı. 1972’deki Apollo 17 görevinden tam 54 yıl sonra, NASA’nın dev roketi SLS, 4 astronotu taşıyarak Ay yolculuğu için fırlatıldı. Artemis II misyonu, insanlığı Dünya yörüngesinin ötesine taşıyan ilk adım olarak tarihe geçti.


ABD’nin Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Merkezi’nde gerçekleştirilen fırlatma, TSİ 01.35’te (yerel saat 18.35) başarıyla tamamlandı. 98 metre yüksekliğindeki Uzay Fırlatma Sistemi (SLS), 4 kişilik mürettebatı taşıyan Orion kapsülünü Ay yolculuğu için uzaya gönderdi. Geri sayım anı ve kalkış, NASA tarafından canlı yayınla dünyaya duyuruldu.

Tarihin İlkleri Bu Görevde

Artemis II ekibi, uzay keşifleri açısından birçok “ilk”i de bünyesinde barındırıyor. Mürettebatta yer alan Christina Koch, Ay’a gidecek ilk kadın astronot; Victor Glover, ilk siyahi astronot; Jeremy Hansen ise ilk Kanadalı astronot olarak kayıtlara geçti. Komuta pilotu Reid Wiseman ile birlikte dört astronot, 10 gün sürecek görevde Ay’ın çevresinde dolaşacak ancak yüzeye iniş yapılmayacak.

Ay Yüzeyine İniş Bir Sonraki Hedef

Artemis II, aslında 2027 veya 2028’de gerçekleşmesi planlanan Artemis III görevi için kritik bir prova niteliği taşıyor. Bu misyonun amacı, Orion kapsülünün sistemlerini derin uzay koşullarında test etmek, Ay’ın daha önce görüntülenmemiş bölgelerini incelemek ve mürettebatın uzun süreli uzay uçuşuna hazırlığını doğrulamak.

İnişte Musk ve Bezos Yarışıyor

Ay yüzeyine iniş gerçekleştirilecek Artemis III görevinde ise teknoloji dünyasının iki devi sahne alacak. Elon Musk’ın SpaceX’i ve Jeff Bezos’un Blue Origin’i, astronotları Ay topraklarına indirecek iniş araçlarını geliştiriyor. NASA’nın bu iki özel şirketle yürüttüğü iş birliği, ticari uzay çağının en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

En Uzak İnsanlı Yolculuk

Artemis II ekibi, görev süresince Dünya’dan 406 bin kilometre uzaklaşarak, bugüne kadar insanlı olarak gerçekleştirilmiş en uzak mesafeye ulaşacak. Bu mesafe, Apollo döneminde elde edilen rekorların da ötesine geçiyor. Görev sonunda Orion kapsülünün Pasifik Okyanusu’na iniş yapması bekleniyor.

NASA’nın Hedefi: Kalıcı Ay Üssü ve Mars

NASA yetkilileri, Artemis programıyla yalnızca Ay’a dönüşü değil, aynı zamanda kalıcı bir Ay üssü kurmayı ve bu üssü Mars yolculuğu için bir basamak olarak kullanmayı hedeflediklerini vurguluyor. Artemis II’nin başarısı, bu büyük hedefin ilk ve en kritik aşaması olarak değerlendiriliyor.

Okumaya Devam Et

Teknoloji

SOSYAL MEDYA DEVRİNDE EMSAL KARAR: META VE YOUTUBE SUÇLU BULUNDU

Yayımlandı

üzerinde

SOSYAL MEDYA DEVRİNDE EMSAL KARAR: META VE YOUTUBE SUÇLU BULUNDU

Tarih: 26 Mart 2026
Saat: 04:20

Kaliforniya’da görülen emsal nitelikteki davada jüri, teknoloji devlerini genç bir kadının ruh sağlığına kasıtlı olarak zarar vermekten suçlu buldu. Karar, dünya genelinde sosyal medya platformlarının işleyişinde köklü değişikliklere yol açabilir.

Kaliforniya – Sosyal medya bağımlılığına karşı açılan emsal nitelikteki davada, Meta (Facebook, Instagram) ve YouTube suçlu bulundu. Los Angeles Yüksek Mahkemesi’ndeki jüri, teknoloji devlerinin 20 yaşındaki Kaley isimli genç bir kadının ruh sağlığına kasıtlı olarak zarar verdiğine hükmetti.

7 hafta süren davanın ardından jüri, 8 günlük bir değerlendirme sürecine girdi. Verilen kararla birlikte Meta %70, YouTube ise %30 oranında kusurlu bulundu. Şirketlerin toplamda 3 milyon dolar manevi tazminat ödemesine karar verilirken, jüri ayrıca YouTube için 900 bin dolar, Meta için ise 2,1 milyon dolar ek cezai tazminat tavsiyesinde bulundu

“BAĞIMLILIK HAYATINI MAHVETTİ”

Mahkemede ifade veren Kaley, sosyal medya bağımlılığının ergenlik döneminden itibaren hayatını nasıl mahvettiğini anlattı. Platformlarda geçirdiği uzun saatler nedeniyle anksiyete, vücut algısı bozukluğu (body dysmorphia) ve intihar düşünceleri geliştirdiğini belirten genç kadın, bağımlılığının bugün bile devam ettiğini, iş yerinde gizlice tuvalete giderek saatlerce sosyal medyada vakit geçirdiğini itiraf etti.

Davanın en çarpıcı anlarından biri ise Meta’nın “zorlu çocukluk” savunması oldu. Meta avukatları, Kaley’in yaşadığı sorunların sosyal medyadan değil, zorlu aile geçmişinden kaynaklandığını iddia etti. Ancak Kaley’in avukatı Mark Lanier, “Bu savunma, aslında şirketlerin savunmasız çocukları koruma sorumluluğunu daha da artırıyor” diyerek savunmayı çökertti.

İÇ YAZIŞMALAR DEŞİFRE OLDU

Mahkemede sunulan şirket içi belgeler ve e-postalar, teknoloji devlerinin genç kullanıcıları bilinçli olarak platformlara bağlamak için stratejiler geliştirdiğini ortaya koydu. Meta’nın, çalışanlarının ve 18 bağımsız uzmanın “zararlı” olduğu konusunda uyarıda bulunduğu güzellik filtrelerini bilinçli olarak kullanmaya devam ettiği belgelendi.

Duruşmalarda tanık olarak dinlenen Meta CEO’su Mark Zuckerberg, Instagram Başkanı Adam Mosseri ve YouTube Mühendislik Başkan Yardımcısı Cristos Goodrow da ifade verdi. Mosseri sosyal medya kullanımının “sorunlu” olabileceğini ancak “klinik anlamda bağımlılık yapıcı” olmadığını savunurken, Goodrow kendi çocuklarının günde saatlerce YouTube izlediğini ve bunun “onlar için iyi” olduğunu söyledi.

EMSAL KARAR: ON BİNLERCE DAVA KAPIDA

Bu dava, ABD genelinde 1.500’den fazla benzer dava arasında ilk kez sonuçlanan ve emsal teşkil edecek nitelikte bir karar oldu. Snap (Snapchat) ve TikTok ise davanın başında gizli bir anlaşmayla davadan çekilmişti.

Uzmanlar, bu kararın ardından teknoloji şirketlerine karşı açılan diğer davaların da hızlanacağını ve şirketlerin toplamda milyarlarca dolarlık tazminat ödemek zorunda kalabileceğini belirtiyor. Kararın, sosyal medya platformlarının özellikle çocuklar ve gençler için tasarım ve işleyiş politikalarını kökten değiştirmeye zorlayabileceği ifade ediliyor

YENİ MEXICO’DAN ARDI ARDA KARAR

Karar, New Mexico’da bir jürinin Meta’yı eyaletin tüketici koruma yasalarını ihlal etmek ve çocukları cinsel avcılardan korumamaktan suçlu bulmasından sadece bir gün sonra geldi. Bu ardışık kararlar, sosyal medya şirketlerine karşı yürütülen hukuk mücadelesinde dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

ŞİRKETLERDEN İTİRAZ: “TEMYİZE GİDECEĞİZ”

Kararın ardından Meta ve YouTube’tan yapılan açıklamalarda, karara itiraz edileceği bildirildi.

Meta sözcüsü, “Gençlerin ruh sağlığı son derece karmaşık bir konu ve tek bir uygulamaya bağlanamaz. Verilen karara saygı duymuyoruz ve temyize gideceğiz. Gençleri çevrimiçi ortamda koruma konusundaki kararlılığımızı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Google sözcüsü José Castañeda ise YouTube’un bir “sosyal medya platformu” olarak görülmemesi gerektiğini savunarak, “Dava, YouTube’u yanlış anlamaktadır. YouTube sorumlu bir şekilde inşa edilmiş bir yayın platformudur” dedi.

UZMANLAR: “SİGARA DAVALARININ SOSYAL MEDYA VERSİYONU”

Çevrimiçi güvenlik izleme kuruluşu Common Sense Media’nın kurucusu James Steyer, kararı “dönüm noktası” olarak nitelendirerek, “Sosyal medya devleri, çocukların güvenliğini etkileşim oranlarının önüne koysalardı asla mahkemelik olmazlardı. Kendi araştırmalarını görmezden gelip çocukları devasa ve kontrolsüz bir deneyin parçası haline getirdiler. Artık hesap verme zamanı geldi” dedi.

Hukuk çevreleri, bu kararın “Big Tobacco” (Büyük Tütün) davalarının sosyal medya versiyonu olarak tarihe geçeceğini ve yıllar sürecek bir hukuk savaşının fitilini ateşlediğini belirtiyor.

FATİHDOĞANMEDYA YORUMU

Sosyal medya platformları artık yalnızca “içerik paylaşım” araçları olarak görülmüyor. Algoritmaların kasıtlı olarak bağımlılık yaratacak şekilde tasarlanması, özellikle ergenlik çağındaki gençlerin ruh sağlığı üzerinde ciddi tahribatlara yol açıyor. Kaliforniya’daki bu karar, teknoloji şirketlerinin “bilmiyorduk” savunmasını çökerten ve onları doğrudan sorumlu tutan bir kilometre taşı oldu. Türkiye’de de benzer davaların açılması ve dijital platformlara yönelik yasal düzenlemelerin hız kazanması bekleniyor.

 

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar