Gündem
Manisa’da Yürek Yakan Asansör Kazası: 24 Yaşındaki Genç Baba Sıkışarak Can Verdi

Manisa’da Yürek Yakan Asansör Kazası: 24 Yaşındaki Genç Baba Sıkışarak Can Verdi
TARİH: 10.05.2026 | SAAT: 20:30

Manisa’nın Yunusemre ilçesinde, bir yaya üst geçidinde yaşanan asansör faciası kenti yasa boğdu. Evli ve 2 çocuk babası 24 yaşındaki Seymen Görciz, asansör ile dış kaplama arasında sıkışarak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ekiplerin uzun uğraşlarına rağmen talihsiz gencin hayatını kaybettiği belirlenirken, olayla ilgili çok yönlü inceleme başlatıldı.
Olay, Saat 16:30’da Mimar Sinan Caddesi’nde Meydana Geldi
Edinilen bilgiye göre kaza, saat 16:30 sıralarında Yunusemre ilçesine bağlı Mimar Sinan Caddesi üzerindeki Hüseyin Genç Yaya Üst Geçidi’nde meydana geldi. Caddeyi kullanarak karşıya geçmek isteyen Seymen Görciz, üst geçitte bulunan asansöre binmek istedi.
İddiaya göre bu sırada ortaya çıkan ve henüz netleşmeyen teknik bir aksaklık sonucu Görciz, asansör kabini ile dış koruma demirleri (kaplama) arasına sıkıştı. Çevredeki vatandaşların dehşet içinde durumu fark etmesi üzerine hemen 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunuldu. Kısa sürede olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Ekiplerin Can Pazarı: Tüm Çabalara Rağmen Kurtarılamadı
Olay yerine gelen Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri, genci sıkıştığı yerden kurtarmak için zamana karşı amansız bir mücadele verdi. Teknik ekiplerin uzun uğraşları sonucu sıkıştığı bölgeden çıkarılan Seymen Görciz’e, hazır bekleyen sağlık görevlileri tarafından ilk müdahale yapıldı. Tüm müdahalelere rağmen talihsiz gencin olay yerinde hayatını kaybettiği tespit edildi.
Yapılan incelemelerin ardından genç babanın cenazesi, otopsi işlemleri için Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
“Asansör Arızalanınca Kapıyı Açıp Çıkmaya Çalıştı” İddiası
Kazanın oluş şekliyle ilgili çarpıcı bir detay ortaya çıktı. Alınan ilk bilgilere göre Seymen Görciz’in, bindiği asansörün bilinmeyen bir nedenden dolayı arızalanması üzerine, otomatik kapıyı açarak dış bölümden inmeye çalıştığı, ancak bu sırada kabinin aniden hareket etmesiyle koruma demirleri arasında sıkışmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
Teknik Rapor Bekleniyor: “Asansör Mü, Ölüm Tuzağı Mı?”
Yaşanan elim olayın ardından gözler, bu tür kamusal alanlardaki asansörlerin güvenliğine çevrildi. Bölge halkı büyük üzüntü yaşarken, kazanın meydana geldiği üst geçitteki asansör tedbir amaçlı olarak kullanıma kapatıldı.
Polis ve belediye ekipleri kazayla ilgili soruşturma başlatırken, asansörün bakım kayıtları ve teknik yeterliliğine dair kapsamlı bir bilirkişi raporu hazırlanması bekleniyor. Olay, sosyal medyada da yankı bulurken, vatandaşlar üst geçit asansörlerinin standartlarının sorgulanması gerektiğini dile getiriyor.
Gündem
44 milyon TL’lik altın izi kayboldu: Haluk Levent’e tüm yetki verildi, kasa boş çıktı

44 milyon TL’lik altın izi kayboldu: Haluk Levent’e tüm yetki verildi, kasa boş çıktı
Tarih: 12 Ağustos 2026
Saat: 15:30
Okuma Süresi: 3 dakika
Ajanslar

Ahbap Derneği’ne yönelik başlatılan soruşturmada ortaya çıkan para trafiği Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü. Dernek kasasından çıkan 44 milyon TL’nin önce dolara, ardından fiziki altına çevrildiği, tüm süreçte tek yetkili kişinin ise Haluk Levent olduğu belirlendi. Ancak 6 Ağustos’ta banka kasasının açılmasıyla ortaya çıkan manzara herkesi şaşkına çevirdi: Kasada ne altın ne dolar ne de 44 milyon TL vardı. Kasadan çıkanlar ise bir kutu Tylolhot, vitamin hapları ve bir kitaptan ibaretti.
Yönetim kurulundan üç kritik karar
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, Ahbap Derneği yönetim kurulunun ocak 2026’da art arda aldığı üç karar mercek altına alındı.
14 Ocak 2026’da alınan ilk karar, dernek hesabındaki 44 milyon TL’nin enflasyon karşısında değer kaybetmesini önlemek amacıyla altına çevrilmesini öngörüyordu. Ancak kararın ilginç bir ayrıntısı vardı: Altın doğrudan Türk lirasıyla alınmayacak, önce 1 milyon dolara çevrilecek, ardından bu dövizle altın satın alınacaktı.
Haluk Levent’e verilen sınırsız yetki
Aynı gün alınan ikinci yönetim kurulu kararıyla, satın alınacak altınların muhafazası için banka kiralık kasası tutulmasına karar verildi. Kasanın anahtarının Haluk Levent’e teslim edilmesi ve sürecin tamamında Levent’in tek yetkili kılınması kararlaştırıldı.
Döviz bürosundan 1 milyon doların fiziken teslim alınması, altınların kuyumcudan satın alınması ve banka kasasına yerleştirilmesi dahil tüm işlemlerde Haluk Levent’in imzası ve yetkisi tek başına yeterli sayıldı.
44 milyon TL’nin açıklaması: “Gazze için elden alınan 1 milyon USD”
Soruşturma dosyasındaki en dikkat çekici ayrıntılardan biri ise banka havalesinin açıklama kısmına yazılan ifade oldu. Derneğin banka hesabından 14 Ocak 2026’da bir döviz bürosuna yapılan 44 milyon TL’lik havale “Gazze için elden alınan 1 milyon USD ödemesi” olarak kaydedildi.
Bu açıklama, yapılan işlemin insani yardım amacı taşıdığı izlenimi verse de soruşturma, paranın gerçekte nereye gittiğini ve bu açıklamanın gerçeği yansıtıp yansıtmadığını araştırıyor.
İki gün sonra altına çevrildi
Para trafiği bununla sınırlı kalmadı. 16 Ocak 2026’da alınan üçüncü yönetim kurulu kararıyla, fiziki olarak teslim alınan 1 milyon doların bir kuyumcudan altın satın almak için kullanılmasına karar verildi. Altınları kuyumcudan teslim alma yetkisi yine Haluk Levent’e verildi.
Soruşturma dosyasına göre Levent, derneğin 44 milyon TL’sinin çevrildiği 1 milyon doları altına dönüştürdü ve satın alınan fiziki altınları bizzat teslim aldı. Altınların Ahbap Derneği’nin VakıfBank Feriköy Şubesindeki kiralık kasasında muhafaza edilmesi gerekiyordu.
Kasa açıldı, altın yok
Soruşturmanın en çarpıcı anı 6 Ağustos 2026’da yaşandı. Derneğe ait kiralık kasa; bir polis memuru, bir kuyumcu bilirkişi ve derneğin mal varlığı yönetim kayyım heyetinde görevli iki avukatın huzurunda açıldı. Açılış anı video kaydına alındı.
Dosyadaki tespitlere göre, 44 milyon TL ile başlayıp 1 milyon dolara, oradan da fiziki altına dönüştürüldüğü belirtilen varlıklara kasada rastlanmadı. Kasadan çıkanlar ise şunlardı: Bir kutu Tylolhot, bir kutu vitamin hapı, iki kutu ilaç ve bir adet kitap.
Soruşturma sürüyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu para ve altınların kim veya kimlerin tasarrufuna geçtiğini ve işlemlerin hukuki niteliğini tespit etmek için detaylı inceleme yürütüyor. Soruşturmanın önümüzdeki günlerde yeni boyutlar kazanması bekleniyor.
Bu haberde okuyucuların merak ettiği sorular
44 milyon TL nereye gitti?
Soruşturma kapsamında henüz net bir bilgiye ulaşılamadı. Paranın dövize, ardından altına çevrildiği belirtilse de kasada hiçbir şey bulunamadı.
Haluk Levent’in sorumluluğu ne?
Yönetim kurulu kararlarıyla paranın döviz bürosundan teslim alınması, altınların kuyumcudan satın alınması ve kasa anahtarının muhafazası dahil tüm süreçte tek yetkili kişi olarak gösterildi.
Kasadan neden sadece ilaç ve kitap çıktı?
Bu soru soruşturmanın temelini oluşturuyor. 44 milyon TL’lik varlığın kasada bulunmaması, paranın başka bir yere aktarılmış olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Gündem
Beylikdüzü’nde Türk Bayrağını Söküp Yerde Sürükleyen Şüpheli Gözaltına Alındı

Beylikdüzü’nde Türk Bayrağını Söküp Yerde Sürükleyen Şüpheli Gözaltına Alındı
Yayın Tarihi: 03 Şubat 2026 15:15
Okuma Süresi: 2 dakika
DHA

İstanbul Beylikdüzü Yakuplu Mahallesi’nde bir iş yerinin önünde asılı olan Türk bayrağını söküp yerde sürükleyen şüpheli F.K., polis ekiplerince gözaltına alındı. Olayla ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan açıklama geldi.
Beylikdüzü’nde Türk Bayrağına Saygısızlık: Şüpheli Gözaltına Alındı
İstanbul’un Beylikdüzü ilçesinde, bir iş yerinin önünde asılı bulunan Türk bayrağını sökerek yerde sürükleyen şüpheli, polis ekiplerinin hızlı müdahalesi sonucu yakalanarak gözaltına alındı. Olay, sosyal medyada yayılan görüntülerin ardından büyük tepki çekerken, yetkililerden bayrağa yönelik saygısızlığa asla müsamaha gösterilmeyeceği vurgusu yapıldı.
Olay Yakuplu Mahallesi’nde Yaşandı
Edinilen bilgiye göre olay, Beylikdüzü Yakuplu Mahallesi’ndeki bir iş yerinin önünde meydana geldi. İş yerinin dış cephesine asılı olan Türk bayrağını yerinden söken şüpheli F.K. (51), bayrağı yerde sürükleyerek kayıplara karıştı. O anlar ise çevredeki bir güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerin sosyal medya platformlarında hızla yayılmasının ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri harekete geçti.
Polis Görüntüleri Takip Ederek Şüpheliyi Yakaladı
Sosyal medyada paylaşılan görüntüleri incelemeye alan polis ekipleri, şüphelinin kimliğini kısa sürede tespit etti. Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından F.K., gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Şüphelinin emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.
Emniyet’ten ve Bakan Yerlikaya’dan Tepki
İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan resmi açıklamada, Türk bayrağına yönelik saygısızlık içeren görüntülerle ilgili olarak ivedilikle çalışma başlatıldığı ve şahsın yakalandığı aktarıldı. Açıklamada, “Bayrağımız bizim vatanımız. Saygısızlığa yeltenen herkes hukuk önünde gereken karşılığı bulacaktır” ifadelerine yer verildi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda emniyetin açıklamasını destekleyerek, “Şehitlerimizin kanıyla al rengini alan ay-yıldızlı bayrağımız, milletimizin şerefidir. Bayrağımıza saygısızlık yapan hadsizi en kısa sürede yakalayan İstanbul Emniyet Müdürlüğümüzü tebrik ediyorum” dedi.
Türk Bayrağına Saygısızlığın Cezası Ne?
Türk Ceza Kanunu’nun 300. maddesine göre, Türk bayrağını yırtmak, yakmak veya başka bir şekilde aşağılamak suç teşkil ediyor. Bu suçu işleyen kişiler, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabiliyor. Olayla ilgili soruşturma kapsamında şüpheli F.K.’nın bu maddeden yargılanması beklenirken, kamuoyu yetkililerin vereceği kararı merakla takip ediyor.
Gündem
Kayınvalidesinin Cenazesine Katılmayan Eşe Mahkemeden Tam Kusur Kararı: Yargıtay Onadı

Kayınvalidesinin Cenazesine Katılmayan Eşe Mahkemeden Tam Kusur Kararı: Yargıtay Onadı
Tarih: 12 Ağustos 2026
Saat: 11:54
Okuma Süresi: 2 dakika
DHA

Ankara’da 20 yıllık bir evlilik, eşin kayınvalidesinin cenazesine katılmamasıyla noktalandı. İş insanı N.Y.’nin (58), annesinin cenaze töreninde yer almayan eşi S.Y.’ye açtığı boşanma davasında mahkeme kadını tam kusurlu bularak çifti boşadı. Yerel mahkemenin kararı, Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşti.
2024 yılında hayatını kaybeden kayınvalidenin cenazesine katılmayan gelin, eşinin açtığı dava ile karşı karşıya kaldı. Davacı N.Y., dava dilekçesinde eşinin sadece cenazeye değil, uzun süredir düğün gibi sosyal organizasyonlara da kendisine eşlik etmediğini belirtti. Son olarak annesinin cenazesinde yaşanan bu tutumun “ağır yük” oluşturduğunu ifade eden N.Y., evliliğin temel dayanaklarının sarsıldığını savundu.
Davalı S.Y. ise savunmasında eşini sevdiğini, asıl husumetinin kayınvalidesiyle olduğunu öne sürdü. Kayınvalidesinin kendisinden habersiz eve gelmesi üzerine çıkan tartışmada, “Ne ölüme ne dirime gel” dediğini iddia eden S.Y., davanın reddini talep etti.
Ankara Aile Mahkemesi, bu savunmayı yeterli görmedi. Kararda, davalı kadının bu söylemi nedeniyle eşinin annesinin cenazesine katılmadığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu vurgulandı. Davacı kocaya atfedilebilecek herhangi bir kusurun kanıtlanamadığı belirtilerek çiftin boşanmasına hükmetti.
Avukat Yılmazel: “Bardağı Taşıran Son Damla”
Davacı N.Y.’nin avukatı Senem Yılmazel, müvekkilinin kararını cenazeden yaklaşık bir ay sonra aldığını belirtti. Yılmazel, taraflar arasında uzun süredir sosyal ve kültürel farklılıklar nedeniyle geçimsizlik yaşandığını ve gelin-kaynana geriliminin de bu sürece eklendiğini söyledi. Avukat, “Müvekkilimin annesi vefat etti. Karşı taraf cenazeye katılmadığı için müvekkil boşanmaya karar verdi” dedi.
Emsal Niteliğinde Karar
Yılmazel, kararın emsal niteliğinde olduğuna dikkat çekerek, “Burada sadece anne, kayınvalide diyemeyiz. Kardeşin cenazesine katılmama da, en yakın arkadaşının cenazesine katılmama da bir boşanma nedenidir. Aslında buradaki mevzu, eşi yalnız bırakmaktır. İyi günde, kötü günde yalnız bırakmama yükümlülüğü” ifadelerini kullandı.
Avukat, Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesine atıfta bulunarak, “Taraflar birbirlerine sadakatli olmak, aynı evde yaşamak ve yardımcı olmakla yükümlüdür” dedi. Eşinin bu yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirten Yılmazel, kararı hukuken haklı bir boşanma nedeni olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Sanat6 gün önceAspendos’ta 1800 Yıllık Şifa Sembolü Gün Yüzüne Çıktı: Sağlık Tanrısı Asklepios ve Oğlu Telesphoros’un Dev Heykeli Bulundu
Gündem5 gün önceAdana’da Oto Kilit Atölyesinde Kan Donduran Olay: İş Yeri Sahibi ve Kadın Ölü Bulundu
Spor6 gün önceErtuğrul Doğan: Muhammed Salah’ı Parayla İkna Edemezsiniz!
Gündem6 gün önceAhbap Derneği’ne yapılan bağışlar mercek altında
Gündem4 gün önce34 yıllık hasretin ardından gelen mutluluğa devlet eli: Doğan ailesi için aile danışmanlığı süreci başladı
Gündem5 gün önceBolu’da Feci Kaza: Refüjü Aşan Otomobil Karşı Şeritteki Araçla Çarpıştı, 1 Ölü 2 Ağır Yaralı
Politika5 gün önceTürkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan Tarihi Savunma Hamlesi: Mekke’de Üçlü Anlaşma İmzalandı
Magazin5 gün önceAslı Bekiroğlu’nun Sağlık Mücadelesinde Yeni Perde: 9’uncu Ameliyat Kapıda














