Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Teknoloji

Artemis II ile Tarihi Yolculuk Başladı: Yarım Asır Sonra İnsanlık Yeniden Ay’a Doğru

Yayımlandı

üzerinde

Artemis II ile Tarihi Yolculuk Başladı: Yarım Asır Sonra İnsanlık Yeniden Ay’a Doğru

Tarih: 02 Nisan 2026
Saat: 02:45 (Güncelleme: 03:15)

İnsanlığın derin uzay serüveninde yeni bir dönem bugün resmen başladı. 1972’deki Apollo 17 görevinden tam 54 yıl sonra, NASA’nın dev roketi SLS, 4 astronotu taşıyarak Ay yolculuğu için fırlatıldı. Artemis II misyonu, insanlığı Dünya yörüngesinin ötesine taşıyan ilk adım olarak tarihe geçti.


ABD’nin Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Merkezi’nde gerçekleştirilen fırlatma, TSİ 01.35’te (yerel saat 18.35) başarıyla tamamlandı. 98 metre yüksekliğindeki Uzay Fırlatma Sistemi (SLS), 4 kişilik mürettebatı taşıyan Orion kapsülünü Ay yolculuğu için uzaya gönderdi. Geri sayım anı ve kalkış, NASA tarafından canlı yayınla dünyaya duyuruldu.

Tarihin İlkleri Bu Görevde

Artemis II ekibi, uzay keşifleri açısından birçok “ilk”i de bünyesinde barındırıyor. Mürettebatta yer alan Christina Koch, Ay’a gidecek ilk kadın astronot; Victor Glover, ilk siyahi astronot; Jeremy Hansen ise ilk Kanadalı astronot olarak kayıtlara geçti. Komuta pilotu Reid Wiseman ile birlikte dört astronot, 10 gün sürecek görevde Ay’ın çevresinde dolaşacak ancak yüzeye iniş yapılmayacak.

Ay Yüzeyine İniş Bir Sonraki Hedef

Artemis II, aslında 2027 veya 2028’de gerçekleşmesi planlanan Artemis III görevi için kritik bir prova niteliği taşıyor. Bu misyonun amacı, Orion kapsülünün sistemlerini derin uzay koşullarında test etmek, Ay’ın daha önce görüntülenmemiş bölgelerini incelemek ve mürettebatın uzun süreli uzay uçuşuna hazırlığını doğrulamak.

İnişte Musk ve Bezos Yarışıyor

Ay yüzeyine iniş gerçekleştirilecek Artemis III görevinde ise teknoloji dünyasının iki devi sahne alacak. Elon Musk’ın SpaceX’i ve Jeff Bezos’un Blue Origin’i, astronotları Ay topraklarına indirecek iniş araçlarını geliştiriyor. NASA’nın bu iki özel şirketle yürüttüğü iş birliği, ticari uzay çağının en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

En Uzak İnsanlı Yolculuk

Artemis II ekibi, görev süresince Dünya’dan 406 bin kilometre uzaklaşarak, bugüne kadar insanlı olarak gerçekleştirilmiş en uzak mesafeye ulaşacak. Bu mesafe, Apollo döneminde elde edilen rekorların da ötesine geçiyor. Görev sonunda Orion kapsülünün Pasifik Okyanusu’na iniş yapması bekleniyor.

NASA’nın Hedefi: Kalıcı Ay Üssü ve Mars

NASA yetkilileri, Artemis programıyla yalnızca Ay’a dönüşü değil, aynı zamanda kalıcı bir Ay üssü kurmayı ve bu üssü Mars yolculuğu için bir basamak olarak kullanmayı hedeflediklerini vurguluyor. Artemis II’nin başarısı, bu büyük hedefin ilk ve en kritik aşaması olarak değerlendiriliyor.

Teknoloji

Bilim Dünyasını Şaşırtan Keşif: Büyük Piramit’in 4.600 Yıllık Deprem Sırrı Çözüldü

Yayımlandı

üzerinde

Bilim Dünyasını Şaşırtan Keşif: Büyük Piramit’in 4.600 Yıllık Deprem Sırrı Çözüldü

TARİH: 22 Mayıs 2026. SAAT : 01 : 45

Dünyanın en büyük gizemlerinden birine ev sahipliği yapan Mısır’ın Giza Platosu’ndaki Büyük Piramit (Keops Piramidi), sadece ihtişamıyla değil, aynı zamanda binlerce yıldır yıkıcı depremlere karşı gösterdiği olağanüstü dirençle de bilim insanlarını hayrete düşürüyordu. Reuters’ın son dakika olarak duyurduğu ve saygın bilim dergisi Scientific Reports’ta yayımlanan yeni bir araştırma, bu kadim yapının deprem sırrını nihayet aydınlattı.

Mısır Ulusal Astronomi ve Jeofizik Araştırma Enstitüsü’nden (NRIAG) sismolog Mohamed ElGabry liderliğindeki uluslararası bir ekip, piramidin sismik dayanıklılığını ortaya çıkarmak için devrim niteliğinde bir çalışmaya imza attı.

Piramidin Kalbinde 37 Noktada Deprem Dinlemesi

Araştırmacılar, anıtsal yapıya herhangi bir zarar vermemek için son derece hassas bir yöntem izledi. Piramidin içinde ve çevresinde belirlenen 37 farklı noktaya yerleştirilen sismometreler ile uzak okyanus dalgaları, rüzgar ve insan faaliyetlerinden kaynaklanan “ortam titreşimleri” kaydedildi. Bu yöntem, adeta piramidin nabzını tutarak, bir deprem anında yapının nasıl davranacağını modelledi.

Sonuçlar çarpıcıydı: Piramidin içindeki ölçüm noktalarının yaklaşık dörtte üçünde, yapı saniyede 2 ila 2.6 kez (2-2.6 Hertz) gibi dar bir frekans aralığında titreşti. Bu, devasa boyutlarına rağmen mekanik stresin yapı içinde son derece homojen ve dengeli bir şekilde dağıldığının kanıtıydı. Buna karşın piramidin üzerinde yükseldiği kireç taşı zeminin frekansı çok daha düşüktü (yaklaşık 0.6 Hertz). İki frekans arasındaki bu büyük fark, bir deprem sırasında yapı ve zemin arasında oluşabilecek yıkıcı rezonans etkisini engelleyerek piramidin adeta bir salıncak gibi sarsılmasının önüne geçiyor.

4 Kritik Yapısal Özellik: Antik Mühendisliğin Zaferi

Bilim insanları, piramidin deprem dayanıklılığını sağlayan dört temel mühendislik özelliğini şöyle sıraladı:

1. Son Derece Geniş Taban ve Düşük Ağırlık Merkezi: Piramidin her biri yaklaşık 230 metre uzunluğundaki devasa tabanı, yapıya inanılmaz bir stabilite kazandırarak devrilmesini engelliyor. Üzerine oturduğu sağlam kireç taşı ana kaya da bu stabiliteyi perçinliyor.
2. Yüksek Simetrik Geometri: Dört bir yanı neredeyse kusursuz bir simetriye sahip olan piramit, deprem kuvvetlerini her yöne eşit olarak dağıtıyor.
3. Zirveye Doğru Kademeli Kütle Azalması: Piramidin giderek incelen yapısı, üst kısımlardaki kütleyi azaltarak deprem anındaki salınımı minimuma indiriyor.
4. Sismik Enerjiyi Sönümleyen Gizli Odalar: Keşfin en dikkat çekici kısmı ise piramidin iç tasarımında saklı. Kral Firavun Khufu’nun mezar odasının (Kral Odası) hemen üzerinde yer alan ve “basınç tahliye odaları” olarak adlandırılan beş özel boşluk, dev bir amortisör görevi görüyor. Araştırmalar, yapının üst kısımlarına çıkıldıkça titreşimlerin normalde artması gerekirken, bu odalar sayesinde sismik enerjinin önemli ölçüde sönümlendiğini ve Kral Odası’nın aşırı sarsıntılardan korunduğunu ortaya koydu.

NRIAG’den kıdemli sismolog ve çalışmanın yazarlarından Asem Salama, “Antik Mısırlı inşaatçılar, stabilite, temel davranışı, kütle dağılımı ve yük transferi konularında ileri düzeyde pratik bilgiye sahipti. Depreme özel olarak tasarlanmış olduğunu iddia etmek zor, ancak yüzyıllar süren deneme yanılma yoluyla, olağanüstü uzun vadeli dayanıklılığa sahip yapılar üreten mimari ve jeoteknik çözümler geliştirdikleri açık” dedi.

1847 ve 1992 Depremlerinde Hasar Almadı

Araştırma, piramidin tarihsel deprem performansına da ışık tutuyor. Bölgede 1847’de meydana gelen 6.8 ve 1992’de meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki yıkıcı depremler binlerce modern binayı yerle bir ederken, Büyük Piramit’ten sadece birkaç taş parçasının düştüğü kayıtlara geçmişti.

Çalışmanın başyazarı Mohamed ElGabry, “Büyük Piramit sadece olağanüstü bir mühendislik başarısı değil, aynı zamanda derin bir sanat ve insan vizyonu eseridir. Mükemmel simetrisi, anıtsal ölçeği ve zarif oranları, 4.600 yıl sonra bile hayranlık uyandırmaya devam eden zamansız bir güzellik yaratıyor” ifadelerini kullandı.

 

 

 

Okumaya Devam Et

Teknoloji

‘Dört Farklı Uzaylı Türü Kurtarıldı’ İddiası: Eski CIA Bilim İnsanından Şok Açıklamalar

Yayımlandı

üzerinde

‘Dört Farklı Uzaylı Türü Kurtarıldı’ İddiası: Eski CIA Bilim İnsanından Şok Açıklamalar

Tarih: 19 Mayıs 2026, Pazartesi
Saat: 23:30

Dr. Hal Puthoff, katıldığı bir podcast yayınında, ABD hükümetinin düşen UFO enkazlarından dört ayrı uzaylı türü çıkardığını öne sürdü. Pentagon fizikçisi Dr. Eric Davis’in Kongre’de tanımladığı bu türler; Griler, İskandinavlar (Nordikler), Böceğimsiler (Insectoidler) ve Sürüngenler (Reptilianlar) olarak sıralanıyor.

Eski CIA destekli araştırmacı ve kuantum fizikçisi Dr. Hal Puthoff, 14 Mayıs 2026’da yayımlanan “The Diary of a CEO” podcast’inde gündeme bomba gibi düşen ifadeler kullandı. Puthoff, ABD’nin elinde bulunan UFO enkazlarında yapılan incelemelerde en az dört farklı dünya dışı canlı türünün tespit edildiğini iddia etti. Bu açıklama, Pentagon’un 8 Mayıs’ta ilk bölümünü yayımladığı gizli UFO dosyalarının hemen ardından geldi.

‘Güvendiğim İsimler Doğruladı’

89 yaşındaki Puthoff, söz konusu bilgilere doğrudan erişimi olmadığını, ancak enkaz kurtarma operasyonlarında bizzat yer almış güvenilir kaynaklarla görüştüğünü belirtti. Eski CIA danışmanı, “En az dört farklı tür var. Dört ayrı tür. Bu verilere doğrudan erişmedim ancak konuştuğum insanlara inanıyorum. En az dört farklı yaşam formu” dedi.

Puthoff’un açıklamaları, yönetmen Dan Farah’ın geçtiğimiz aylarda yayımlanan ve ABD hükümetinin 80 yıldır UFO kurtarma operasyonlarını örtbas ettiğini iddia eden “The Age of Disclosure” (İfşa Çağı) belgeseliyle de örtüşüyor. Farah aynı podcast’te, “Belgesel sürecinde görüştüğüm, hem kamera önünde hem de gayri resmi kaynaklar ile Hal’in (Puthoff) onlarca yıldır görüştüğü kişiler, yalnızca ABD’de düzinelerce düşen uzay aracının kurtarıldığını söyledi” ifadelerini kullandı.

Kongre’de Tanımlanan Dört Tür

Puthoff’un iddiaları, Pentagon fizikçisi Dr. Eric Davis’in geçtiğimiz yıl Kongre’de verdiği çarpıcı ifadelerle birebir örtüşüyor. Davis, tanımlanamayan hava fenomenlerinin (UAP) potansiyel operatörleri olarak dört ayrı uzaylı türünü tanımlamıştı: Griler, Nordikler, Insectoidler ve Reptilianlar.

🔘 Griler (The Grays)

Yaklaşık 1.20 metre boyunda, gri tenli, iri badem şeklinde siyah gözlere sahip klasik uzaylı tasviri. 1960’larda Betty ve Barney Hill çiftinin kaçırılma vakasıyla popüler kültüre yerleşti.

🔘 İskandinavlar (The Nordics)

Uzun boylu, sarışın, mavi gözlü ve açık tenli olarak tanımlanıyorlar. İskandinav insanlarına benzeyen bu türün ileri teknolojiye sahip olduğu ve barışçıl niyetler taşıdığı iddia ediliyor.

🔘 Böceğimsiler (The Insectoids)

Dış iskelete, çok sayıda uzva, çene kıskacına ve antenlere sahip dev peygamber devesine benzeyen varlıklar. Telepatik iletişim kurabildikleri öne sürülüyor.

🔘 Sürüngenler (The Reptilians)

Yılan benzeri görünüme sahip, iki ayak üzerinde yürüyebilen ve şekil değiştirme yeteneği olduğu iddia edilen devasa varlıklar. Komplo teorisyenlerine göre bu tür, insan toplumuna sızarak Dünya’yı gizlice yönetiyor.

Pentagon’dan Tarihi Adım: UFO Dosyaları Açıklandı

Bu tartışmalar, Pentagon’un 8 Mayıs 2026’da gizlilik kararını kaldırdığı UFO dosyalarının ilk bölümünü yayımlamasıyla aynı döneme denk geldi. Aralarında FBI, NASA ve Dışişleri Bakanlığı’nın da bulunduğu kurumların arşivlerinden 160’tan fazla belge erişime açıldı. Belgeler arasında 1947 tarihli “uçan disk” raporlarından 2023’teki federal ajanların turuncu küre gözlemlerine kadar çok sayıda kayıt yer alıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Şubat ayında federal kurumlara UFO ve uzaylılarla ilgili tüm dosyaların belirlenip yayımlanması talimatını vermişti. Trump, Truth Social platformundan yaptığı açıklamada, “Görülen yoğun ilgiye dayanarak, Savunma Bakanlığı ve ilgili diğer departmanlara, uzaylı ve dünya dışı yaşam, tanımlanamayan hava fenomenleri ve UFO’larla ilgili hükümet dosyalarının belirlenmesi ve yayımlanması sürecini başlatma talimatı veriyorum” demişti.

Yetkililerden Çelişkili Açıklamalar

Ancak bu iddialara şüpheyle yaklaşanlar da var. Kongre üyesi Anna Paulina Luna ve Başkan Yardımcısı JD Vance, söz konusu varlıkların uzaylı değil, İncil zamanlarından beri belgelenen “boyutlar arası varlıklar” olabileceğini savunuyor. Pentagon ise 2024 yılında yayımladığı raporda, UFO’ların uzaylı teknolojisi olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmadığını, gözlemlerin çoğunun casus uçak, uydu ve meteoroloji balonu olduğunu açıklamıştı.

NASA da benzer bir tutum sergileyerek, başka bir gezegende henüz yaşam keşfedilmediğini ve dünya dışı yaşama dair bilimsel olarak doğrulanmış bir kanıt bulunmadığını yineliyor.

Henüz Somut Kanıt Yok

Tüm bu çarpıcı iddialara rağmen, bugüne kadar kamuoyuyla paylaşılmış herhangi bir fiziksel kanıt bulunmuyor. Uzmanlar, yeni yayımlanan UFO dosyalarında da uzaylı varlığına dair kesin bir delil olmadığını vurguluyor. Ancak bu ay içinde yayımlanması beklenen yeni dosyaların, Tennessee Kongre Üyesi Tim Burchett’in deyimiyle UFO ifşasında “holy crap” (vay canına) anı olabileceği belirtiliyor.

Haber Merkezi / Fatih Doğan Medya

Okumaya Devam Et

Teknoloji

Eski CIA Danışmanından Sarsıcı İddia: “Düşen UFO’lardan 4 Ayrı Uzaylı Türü Çıkarıldı, ABD Hükümeti Gizliyor”

Yayımlandı

üzerinde

Eski CIA Danışmanından Sarsıcı İddia: “Düşen UFO’lardan 4 Ayrı Uzaylı Türü Çıkarıldı, ABD Hükümeti Gizliyor”

Tarih: 16 Mayıs 2026, 19:30

Eski bir hükümet araştırmacısı, ABD’nin düşen UFO’lardan dört farklı uzaylı türüne ait biyolojik kalıntılar elde ettiğini ve bu türlerin yıllardır gizlendiğini iddia etti. Bu ses getirecek açıklamalar, Washington’da yıllardır süregelen UFO tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Uzun yıllar CIA tarafından finanse edilen ileri havacılık ve uzay programlarında danışman olarak görev yapan Dr. Hal Puthoff, katıldığı bir podcast yayınında çarpıcı ifadeler kullandı. Puthoff, “Kaza kurtarma ekiplerinde yer alanlar en az dört türden bahsediyor; tamamen farklı dört ayrı tip” diyerek ABD’nin elinde bu varlıklara ait deliller olduğunu öne sürdü. 88 yaşındaki eski istihbarat danışmanı, mevcut konumundan dolayı bu bilgilere doğrudan erişiminin olmadığını belirtse de, görüştüğü kişilerin dört farklı yaşam formunun varlığını doğruladığını söyledi.

Kongreye de Taşınmıştı

Puthoff’un işaret ettiği bu dört tür, daha önce meslektaşı ve aynı zamanda Pentagon’un gizli projelerinde çalışan fizikçi Dr. Eric Davis tarafından da gündeme getirilmişti. 2025 yılında ABD Kongresi’nde düzenlenen ve Temsilciler Meclisi üyeleri Nancy Mace ile Anna Paulina Luna’nın da katıldığı bir UAP (Tanımlanamayan Anormal Olaylar) bilgilendirme oturumunda konuşan Davis, istihbarat raporlarına dayanarak düşen UFO’lardan çıkarılan biyolojik kalıntıları şöyle sınıflandırmıştı: Griler (Grays), Nordikler (Nordics), Böceğimsiler (Insectoids) ve Sürüngenler (Reptilians).

Missouri Temsilcisi Eric Burlison da bu sınıflandırmayı doğrulayarak, “Bu dörtlü sınıflandırmayı daha önce başka özel brifinglerde de duymuştum. Davis gibi saygın bir bilim insanından duymak şok ediciydi” ifadelerini kullandı. Ancak Burlison, bu iddialara şüpheyle yaklaştığını ve henüz somut bir kanıt görmediğini de sözlerine ekledi.

Dört Uzaylı Türünün Özellikleri

Uzun yıllardır UFO literatüründe ve komplo teorilerinde yer bulan bu dört türün tanımlamaları ise şöyle:

· Griler (Grays): Klasik uzaylı imajını oluşturan Griler, küçük boylu, ince yapılı, pürüzsüz gri bir cilde sahip. En belirgin özellikleri ise büyük, badem şeklinde ve tamamen siyah olan gözleri. Saçları olmayan ve belirgin bir burun veya kulak yapısı taşımayan bu varlıkların, 1947 Roswell kazası ve 1960’lardaki Betty ve Barney Hill kaçırılma vakasıyla popülerleştiği biliniyor.
· Nordikler (Nordics): İskandinav insanlarına benzeyen Nordikler, uzun boylu, atletik yapılı, sarı saçlı ve mavi gözlü olarak tarif ediliyor. UFO araştırmacıları bu türün genellikle barışçıl niyetler taşıdığını ve Pleiades yıldız kümesiyle ilişkilendirildiğini öne sürüyor. Dr. Davis, Nordiklerin tıpkı Sürüngenler gibi yaklaşık 1.80 metre boyunda olduğunu iddia ediyor.
· Böceğimsiler (Insectoids): Görünüş itibariyle insansı böceklere benzeyen bu tür, özellikle peygamber devesine (mantis) benzetiliyor. Uzun ve ince uzuvlara, büyük bir kafaya ve iri gözlere sahip oldukları iddia edilen Böceğimsilerin, diğer türlere göre çok daha ürkütücü bir dış görünüşe sahip olduğu belirtiliyor.
· Sürüngenler (Reptilians): Dik yürüyebilen, pullu bir cilde sahip, kertenkele benzeri varlıklar olarak tanımlanan Sürüngenlerin, insan benzeri uzuvları ve uzun bir kuyruğu bulunuyor. Yaklaşık 1.80 metre boyunda oldukları iddia edilen bu tür, komplo teorilerinde sıklıkla dünya dışı varlıklar değil, dünya içi (yer altı) bir medeniyet olarak da anılıyor.

Grusch’ın Kongre İfadeleri ve “Ölümcül Tehlike”

Bu iddiaların temeli yalnızca Puthoff ve Davis ile sınırlı değil. 2023 yılında ABD Kongresi’nde ifade veren eski Hava Kuvvetleri istihbarat subayı ve UAP Görev Gücü üyesi David Grusch, hükümetin düşen UFO’lardan elde ettiği “insan dışı biyolojik ürünlere” dair yeminli tanıklık yapmıştı. Grusch, çok sayıda UFO kazasından biyolojik kalıntıların toplandığını iddia ederek büyük yankı uyandırmıştı.

Belgesel yapımcısı Dan Farrar, kurtarma programlarında çalışan kişilerle yaptığı özel görüşmelerde tanıkların hayatlarından endişe ettiğini açıkladı. Farrar, bir tanığın kendisine “Eşimle konuştuktan sonra, bu programa katılmanın hayatıma mal olabileceğine karar verdim” dediğini aktardı.

Resmi Makamlar Sessizliğini Koruyor

ABD hükümeti ve Pentagon ise şu ana kadar eski araştırmacıların bu sansasyonel iddialarına ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Temsilci Eric Burlison, “Eğer bu doğruysa, bu kamuoyunun anlayışını değiştirecek bir an olur. Hükümetin hizmet ettiği halktan böyle bir sırrı saklama hakkı yoktur” diyerek şeffaflık çağrısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar