Gündem
Diyarbakır Narin Cinayetinde Yeni Dönemeç: İstinaf Savcısından Nevzat Bahtiyar İçin Ağırlaştırılmış Müebbet Talebi
FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

Açıklaması:
Diyarbakır’daki Narin Güran cinayetinde istinaf savcısı, “suç delillerini gizleme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilen Nevzat Bahtiyar’ın cezasını Yargıtay’a taşıyarak ağırlaştırılmış müebbet hapis istiyor. Gelişmenin ayrıntıları neler?
1. Giriş: Narin Cinayetinde Kritik Dönemeç
21 Ağustos 2024’te Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedeni, 19 gün sonra 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde bulunmuştu. Uzun süren soruşturma ve yargılama sürecinin ardından, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi 28 Aralık 2024 tarihinde verdiği kararla; Narin’in annesi Yüksel Güran, ağabeyi Enes Güran ve amcası Salim Güran’a “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis; Narin’in cansız bedenini dereye taşıdığı iddia edilen komşusu Nevzat Bahtiyar’a ise “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası vermişti .
Ancak bu karar, hem Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın duruşma savcısı hem de Diyarbakır Barosu tarafından istinaf mahkemesine taşındı. Özellikle Nevzat Bahtiyar’ın cezasının “iştirak halinde öldürme” tespitine dayandırılarak artırılması talebi, davayı yeni bir kritik dönemece sürükledi.
2. Cinayetin Ana Hatları: Suç, Soruşturma ve İlk Karar
-
Olayın Gelişimi:
21 Ağustos 2024’te, Tavşantepe Mahallesi’nde yaşayan 8 yaşındaki Narin Güran’dan bir daha haber alınamaması üzerine aile fertleri jandarmaya kayıp ihbarı verdi. 19 gün süren arama çalışmalarının ardından, yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bulunan Eğertutmaz Deresi’nde Narin’in cesedine ulaşıldı. Yapılan otopsi sonucu, Narin’in boğularak öldürüldüğü, ardından cansız bedeninin dereye atıldığı tespit edildi. -
Sanıklar ve Yargılamanın Başlaması:
Suçlama zincirinde; Narin’in annesi Yüksel, babası Arif, abisi Enes ve amcası Salim Güran ile birlikte, komşuları Nevzat Bahtiyar ve bir diğer tanık-konumundaki kişi yer aldı. Anne, ağabey ve amca “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçlamasıyla, babası Arif Güran ise “suça iştirak etmeme” suçu kapsamında; diğer şüphelilerden bazıları ise “olaya yardım etme” ve “suç delili gizleme” gibi farklı suçlamalarla yargılandı. -
28 Aralık 2024 Kararı:
Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Aralık 2024’te görülen karar duruşmasında;-
Yüksel Güran, Enes Güran ve Salim Güran’a “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası,
-
Nevzat Bahtiyar’a “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası,
-
Babası Arif Güran’a ise diğer suçlamalar kapsamında farklı hapis cezaları verdi.
Kararın gerekçeli metni, 23 Ocak 2025 tarihinde 944 sayfalık olarak açıklandı.
-
3. Nevzat Bahtiyar’ın İlk Cezası: “Suç Delillerini Gizleme”
Duruşma savcısı Özge Nida Polat’ın dosyasında yer alan ifadelere göre; Nevzat Bahtiyar, Narin’in cansız bedenini dere kenarına gömüp, üzerine çalı çırpı örterek delil kararttı. Bu eylem, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçu kapsamında değerlendirildi ve 4 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildi .
Mahkeme heyeti, Bahtiyar’ın “olaya salt tehdit altında katılmış olma” ihtimalini reddederek; olayın başından itibaren cinayet sürecine bilinçli şekilde iştirak ettiğini, Delilleri kararttığını, hiçbir aşamada pişmanlık göstermediğini belirtti. Bu gerekçelerle, Bahtiyar’a “müdahil olarak suça yardım” yerine, doğrudan “delil gizleme” suçundan mahkûmiyet verildiğine dikkat çekildi .
4. İstinaf Savcısının Başvurusu: Ağırlaştırılmış Müebbet İstemi
4.1 Başvurunun Zamanı ve Mahkemesi
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın duruşma savcısı Özge Nida Polat, 31 Ocak 2025 tarihinde (güncelleme: aynı gün 14:41 saatlerinde) düzenlediği istinaf dilekçesini, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne iletti. Bu dilekçe, Nevzat Bahtiyar’ın “suç delillerini gizleme” suçundan aldığı 4 yıl 6 aylık hapis cezasının yeniden değerlendirilmesini, “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülmesini talep ediyor.
4.2 Başvurunun Gerekçeleri
Dilekçede öne sürülen başlıca gerekçeler şu şekilde özetlenebilir:
-
Pişmanlık ve Vicdan Muhasebesi Yokluğu:
-
Savcı, Bahtiyar’ın ifadelerinin aksine, “bu durumdan en ufak bir rahatsızlık dahi duymamış, Narin’in cansız bedenini gömdükten sonra normal hayatına devam etmiş, hiçbir aşamada gerçek bir pişmanlık sergilememiştir.” tespitine yer verdi.
-
-
Ortak İştirak İradesi:
-
İfadelerinden ve adli tıp raporlarından hareketle; Bahtiyar’ın olayda ‘salt tehdit’ ile hareket etme ihtimalinin bulunmadığı, cinayet planının diğer sanıklarla birlikte gerçekleştirildiği öne sürüldü. Dilekçede, “Sanık, olayın başından itibaren diğer sanıklarla iştirak iradesiyle öldürme eylemi üzerinde hakimiyet kurmuştur.” ifadesine yer verildi.
-
-
Delillerin Karartılması ve Önemli Bilgilerin Gizlenmesi:
-
Bahtiyar’ın, Narin’in cansız bedenini dereye ulaştırdıktan sonra, delillerin bulunmasını engellediği ve bu suretle hem soruşturmanın seyrini hem de suçu işleyen diğer sanıkların tespitini zorlaştırdığı vurgulandı. Özellikle, “Adli Tıp Kurumları tarafından yapılan onlarca araştırmaya rağmen herhangi bir delilin bulunmaması, Bahtiyar’ın iştirak içindeki konumunun adeta nişanesi ve göstergesidir.” denildi.
-
-
Yer ve Zaman Birliği/Kişi Bağlantısı:
-
Olay saatinde Bahtiyar’ın ve diğer sanıkların bir arada bulunduğu, daraltılmış baz analiz raporları, bilirkişi raporları ve Ulusal Kriminal Büro raporu ile tespit edildi. İstinaf savcısı; bu bulgular ışığında Bahtiyar’ın cinayetin sonuna kadar zaman ve mekân birliği içinde hareket ettiğini ve suçu kolaylaştırıcı eylemler gerçekleştirdiğini belirtti.
-
► Sonuç ve Talep:
Başvurunun sonuç bölümünde, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “delil gizleme” suçunu esas alarak verdiği hükmün, “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan hüküm verilen diğer sanıklarla tutarlılık arz etmeyeceği; bu nedenle “hükmün istinafen kaldırılması ve Nevzat Bahtiyar’ın TCK 82/1-d-e uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması gerektiği” vurgulandı.
5. Diyarbakır Barosu’nun İstinaf Başvurusu: Ek Savunma ve Talepler
Diyarbakır Barosu da, 28 Aralık 2024 tarihli kararı hukuka aykırı bularak Nevzat Bahtiyar’ın cezasının “suç delillerini gizleme” kapsamında kalamayacağını; dosyada yer alan deliller ışığında Bahtiyar’ın aslında “müşterek fail” sıfatıyla hareket ettiğinin açık olduğunu savundu. Baro tarafından Bölge Adliye Mahkemesi’ne sunulan 11 sayfalık dilekçede;
-
Delillerin Vuruculuğu: Dilekçede, Bahtiyar’ın cinayet anına ait yer ve zaman birliği, delilleri gizlerken sergilediği tavır ile diğer sanıklarla olan iletişiminin, “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçunu doğrudan oluşturduğu belirtildi.
-
Hukuki Uyumsuzluk: Mahkemece verilen kararın, mevcut delil ve bilirkişi raporları ile çelişki oluşturduğu; bu nedenle bir önceki hükmün kaldırılarak Bahtiyar’a da tıpkı anne, ağabey ve amca gibi “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezası uygulanması gerektiği ifade edildi.
Bu çerçevede, Baro’nun istinaf dilekçesinde de temelde “bağlantılı ve parça parça hareket ederek suça mâni olma imkânını reddedip, cinayetin her aşamasına fiilen iştirak ettiği” gerekçesi ön planda tutuldu.
6. Hukuki Sürecin İlerleyişi ve Olası Sonuçlar
-
Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Aşaması:
-
Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi kararına karşı açılan istinaf başvuruları, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne ulaştı. Burada, hem savcılığın hem de Baro’nun şahsi dilekçeleri birleştirilerek dosya incelenecek.
-
İstinaf Mahkemesi; yerel mahkemenin usul ve esas yönünden hatalı veya noksan incelemesi olup olmadığına bakarak; davayı ya onaylayacak, ya hukuka aykırı gördüğü kısımları bozacak ve yeniden yargılama veya ek inceleme yapılmasını talep edecek, ya da tamamen kaldırıp yeni bir karar verilmesini isteyebilecek.
-
-
Yargıtay Aşaması:
-
Bölge Adliye Mahkemesi, İstinaf talepleri doğrultusunda “hükmü kısmen bozar” veya “hükmü yargılamayı yeniden yapılmak üzere yerel mahkemeye gönderir” şeklinde karar verebilir.
-
Yerel mahkemece yeniden verilecek karar da taraflara tebliğ edildikten sonra, kesinleşmemişse Yargıtay’a gidebilir. Mevzuata göre, davada “ağırlaştırılmış müebbet” talebinin gündeme gelmesi halinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun da bu noktalarda görüş bildirme ihtimali bulunmaktadır.
-
-
Cezanın Değişme İhtimali ve Toplumsal Etki:
-
Eğer Bölge Adliye Mahkemesi, Bahtiyar’ın cezasını “iştirak halinde kasten öldürme” yönünde ağırlaştırılmış müebbet olarak değiştirirse, yargılamada “orta ölçekli delil gizleme” cezası yerine, baştan paylaşmaya yönelik ceza takdirine gidilmiş olacak. Bu durum, kamu vicdanını bir miktar rahatlatacağı gibi, diğer sanıklara verilen ağırlaştırılmış müebbet kararının gerekçesiyle de tutarlılık sağlayacaktır.
-
Toplumda, çocukların korunması ve aile içi şiddete karşı artan duyarlılık nedeniyle, Narin cinayeti dosyasındaki bu yeni gelişme kadın-çocuk koruma mevzuatının ne denli ciddi ele alınması gerektiğini yeniden gözler önüne sermektedir.
-
7. Hukuki ve Sosyal Değerlendirme
-
Çocuk Hakları ve Koruma Perspektifi:
8 yaşındaki Narin’in yaşam hakkını elinden alan bu cinayet; çocuk hakları bakımından Türkiye’deki mevcut eksiklikleri, korunma tedbirlerini ve açığa çıkan ihmalleri yeniden gündeme taşıdı. Hukukçular, bu tür davalarda “suça iştirak” şüphesiyle gösterilen delillerin etkin kullanılması gerektiğini; delil gizleme cezalarının, asıl suçu örtbas etmeye yetemeyeceğini vurguladılar. -
Ceza Adalet Sistemindeki Tutarsızlıklar:
Birçok hukuk otoritesi, Bahtiyar’ın ses kayıtları, tanık beyanları ve adli tıp raporlarına bakıldığında “olaya ortak fail” gözüyle bakılması gerektiğini, sadece “delil gizleme” ile yetinilmesinin cezanın özüne zarar verdiğini belirtti. İstinaf savcısının bu konudaki talebi, ceza adalet sistemindeki böyle ‘çifte standardı’ ortadan kaldırma çabası olarak yorumlanıyor. -
Toplumsal Tepki ve Medyanın Rolü:
Medya kuruluşları, aile içi şiddet haberleştirmede daha duyarlı olunması gerektiğini dile getirirken; sivil toplum örgütleri de, “bu ve benzeri davalarda koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesi” çağrısında bulunuyor. Özellikle Diyarbakır Barosu’nun bu dosyadaki aktif tutumu, davanın seyrine önemli etki edebilecek bir “hukuk camiası baskısını” ortaya koydu.
8. Sonuç ve Beklentiler
Diyarbakır Narin cinayeti dosyasında Nevzat Bahtiyar’ın cezası, 31 Ocak 2025 tarihli istinaf başvurusuyla çok daha ağır bir cezaya evrilebilir. Bölge Adliye Mahkemesi’nin vereceği karar, hem hukuka uygunluk hem de kamu vicdanının bir kez daha aranması bakımından belirleyici olacak.
-
Olası Sonuç Senaryoları:
-
Mevcut Cezanın Onaylanması: İstinaf Mahkemesi, “suç delillerini gizleme” cezasını uygun bularak kararı onayabilir.
-
Kısmi Bozma/ Yeniden Yargılama: Mevcut delil ve gerekçelerde eksiklik veya usul hatası bulursa, dosyayı yerel mahkemeye bozup yeniden karar verilmesini isteyebilir.
-
Cezanın Artırılması: Baro ve savcılığın taleplerini uygun bulursa, Bahtiyar’ın cezasını “ağırlaştırılmış müebbet hapis” seviyesine yükseltebilir.
-
Bu süreç bitmeden kesin hüküm oluşmayacağı için, Narin cinayeti dosyasının kamuoyu nezdindeki hassasiyeti bir süre daha devam edecek. İlerleyen haftalarda, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’nin vereceği kararla birlikte yargı yolunun son aşaması olan Yargıtay maratonu başlayacak. Kamuoyu, “çocuk cinayetlerine karşı ceza rejiminin yeterliliği” konusundaki tartışmayı yakından izliyor.
Gündem
TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı
FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber
TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı
Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 23:20
Okuma Süresi: 3 dakika
ANKA

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilere yeniden eğitim hakkı tanıyan “öğrenci affı” düzenlemesi kabul edildi. Yükseköğretim Kanunu’nda değişiklik öngören teklifin 15’inci maddesi, yoğun tartışmaların ardından Meclis’ten geçti. Peki bu düzenleme kimleri kapsıyor, hangi eleştiriler gündeme geldi? İşte detaylar…
Düzenleme Kimleri Kapsıyor?
Kabul edilen maddeyle birlikte, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na geçici bir madde ekleniyor. Buna göre:
· Yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekteyken ilişiği kesilenler,
· Kayıt hakkı kazandığı halde çeşitli nedenlerle kayıt yaptıramayan öğrenciler,
yükseköğrenimlerine devam etme hakkına kavuşacak.
Ayrıca, daha önce farklı bir öğrenim düzeyinde (ön lisans, lisans, yüksek lisans veya doktora) bu kapsamda haklardan yararlanmış olmak, başka bir düzeyde aynı maddeden faydalanmaya engel teşkil etmeyecek.
Komisyon Sürecine Eleştiriler: “Sadece YÖK Vardı”
Teklifin görüşmeleri sırasında muhalefetten düzenlemeye yönelik sert eleştiriler geldi. Yeni Yol Grubu adına söz alan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, öğrenci affının aylardır beklendiğini ancak sürecin aceleye getirildiğini belirtti.
Çalışkan, komisyon görüşmelerinin kesintisiz şekilde bir gecede tamamlandığını hatırlatarak şu eleştirileri sıraladı:
“Komisyon kesintisiz, bir gece sabaha kadar görüştü, on beş saatlik müzakere sonucunda bir yasa çıktı. Kanunun hazırlanma sürecinde sendikalar, sivil toplum örgütleri, alanında uzmanlar yok. Kim var? Sadece YÖK var; o da zaten taraf.”
Çalışkan, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından çok az sayıda öğrenci dışında kimsenin memnun olmayacağını savundu.
“Üniversiteler İşsiz Üreten Fabrika Haline Geldi”
Eğitim politikalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Çalışkan, 12 yıllık zorunlu eğitimin mesleki eğitime zarar verdiğini öne sürdü. 28 Şubat sürecinde eğitimin 8 yıla çıkarıldığını hatırlatan Çalışkan, mevcut uygulamayı “28 Şubat’a level atlattınız” sözleriyle eleştirdi.
İstihdam sorununa da dikkat çeken Çalışkan, bazı fakültelerin mezunlarına iş olanağı sağlayamadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Üniversiteler artık işsiz üreten fabrika haline geldi. Yapacağınız iş, eğer bir fakültenin mezunu bir yere atanamayacaksa kapatın, boşuna almayın, insanların duygusunu sömürüyorsunuz.”
“İltisak ve İrtibat” Tartışması
DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise madde metninde yer alan “terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı” ifadesinin hukuki belirsizlik yarattığını savundu.
Konukçu, bu kavramların geçmişte çok sayıda öğrenci açısından hak kayıplarına yol açtığını belirterek şunları söyledi:
“İltisak ve irtibat kavramları üzerinden pek çok sosyalist, devrimci ve muhalif öğrencinin eğitim hakkı göz göre göre gasbedilmiştir.”
Ayrıca, yakın geçmişte özellikle olağanüstü hal döneminde çok sayıda öğrenci hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmaksızın idari işlemler tesis edildiğini hatırlatan Konukçu, bu durumun eğitim hakkı üzerinde kalıcı sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Madde Oylanarak Kabul Edildi
Verilen önergelerin reddedilmesinin ardından 15’inci madde oylanarak kabul edildi. Böylece üniversiteyle ilişiği kesilen veya kayıt yaptıramayan öğrencilere yükseköğrenimlerine devam etme hakkı tanıyan düzenleme resmiyet kazandı.
Gündem
İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi
FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber
İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi
Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 14:30
Okuma Süresi: 4 dakika
FatihDoğanMedya

AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen ‘Ahbaplar Suç Örgütü’ soruşturmasında flaş bir gelişme yaşandı. 4’üncü dalga operasyon kapsamında gözaltına alınan 13 şüpheliden aralarında ünlü iş insanı Hüseyin Başaran’ın da bulunduğu 7 kişi tutuklandı. Başaran’ın savcılıkta verdiği ifade ise soruşturmanın boyutlarını gözler önüne serdi.
Soruşturmanın 4’üncü Dalgası: 13 Gözaltı, 7 Tutuklama
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 27 Temmuz Pazartesi sabahı 4’üncü dalga operasyonu gerçekleştirdi. Operasyonda 13 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 7’si tutuklanırken, 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.
Tutuklanan isimler şöyle: Hüseyin Başaran, Ayhan Çevik, Murat Yaren, Nejdet Kuy, Emin Arat, Muhammed Ali Yılmaz ve Deniz Şimşek.
Soruşturmanın 4 Ana Ayağı
Savcılık tarafından yürütülen soruşturmada 4 ana başlık altında inceleme yapıldığı ortaya çıktı:
· Konut ve Konteyner Alımları: Derneğin 2023 yılında konut yapımı için anlaşma sağladığı ve bağışlardan önemli miktarda para aktardığı halde taahhüt edilen konutların tamamlanmadığı iddia edilen şirket yetkilileri hakkında işlem başlatıldı.
· Şüpheli Taşınmaz Devirleri: Bazı kişi ve şirketler tarafından Yeliz Kaya’ya çok sayıda taşınmaz devredildiği tespit edildi.
· Dernek Çekleri: Dernek tarafından düzenlenen bazı çeklerin dolaşımı ve tahsil süreçleri inceleniyor.
· Haluk Levent ile Mali İlişkiler: Haluk Levent ile arasındaki mali ve ticari ilişkinin şüpheli nitelikte olduğu değerlendirilen Ali D. hakkında işlem başlatıldı.
Hüseyin Başaran’ın Savcılık İfadesi Ortaya Çıktı
Soruşturmanın en dikkat çeken ismi olan Başaran Holding’in sahibi Hüseyin Başaran’ın savcılık ifadesi, yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Haluk Levent ile Tanışma
Başaran ifadesinde Haluk Levent ile 4 sene önce Trabzon’da bir otelin lobisinde tanıştığını, ardından 4 sene boyunca kendisini görmediğini belirtti. 4 sene sonra bir mekanda karşılaştıklarında Levent’in kendisine daire satın almak istediğini söylediğini aktardı.
‘Uluslararası Fonlar’ İddiası
Levent’in kendisine toplu daire alımları yaptığını ve bu daireleri uluslararası yardım fonlarından gelen paralarla satın aldığını söylediğini iddia eden Başaran, Levent’in kendisine Yeliz Kaya’yı yurt dışındaki fonların temsilcisi olarak tanıttığını ve dairelerin onun üzerine tescil edilmesi gerektiğini söylediğini kaydetti.
‘Kızımın Adını Kullanarak Duygusal İstismar’
Başaran ifadesinin en çarpıcı bölümünde şu ifadeleri kullandı: *“Kızımın adını kullanarak sürekli duygusal bir istismar süreci yürüttü. Neredeyse her gün evime geliyordu. Bu şekilde peyderpey 21 daire ve 1 fabrika devrettik. Bunlara dair sözleşmeleri sunduk. Bunlar karşılığında hep şahsi senetlerini verdi. Bize verdiği senetlerden Ahbap Derneği’nin kefil olduğu senet yoktur.”
‘Taşınmazların Esin Önder Çağlayan’a Devredileceğini Bilmiyordum’
Başaran, 22 taşınmazın Esin Önder Çağlayan’a devredileceğinden haberinin olmadığını belirterek, taşınmazlar üzerinde şu anda ciddi ipotekler bulunduğunu ve Globus ile Kanat şirketlerinin bu taşınmazlar üzerine ipotek tesis ederek kredi çektiğini öne sürdü.
Başaran ayrıca devrettikleri taşınmazların parasını alamadıklarını, Levent’in kendisine Amerika’da bir iş insanından bahsederek tekne satabileceğini söylediğini ancak bu işin de sonuçsuz kaldığını ifade etti.
Soruşturma Derinleşiyor
AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında daha önce Haluk Levent ve 13 kişi daha tutuklanmıştı. Yeni dalga operasyonla birlikte soruşturmanın kapsamı giderek genişliyor. Derneğin mali yapısı, bağışların kullanımı ve şüpheli taşınmaz devirleri mercek altına alınırken, önümüzdeki günlerde yeni gözaltı ve tutuklamaların yaşanması bekleniyor.
Ahbap Soruşturması’nda Yeni Dalga: Hüseyin Başaran Dahil 7 Kişi Tutuklama Talebiyle Hakimlikte
Gündem
PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”
FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber
PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”
Tarih: 30 Temmuz 2026 | Saat: 22:15 | Okuma Süresi: 3 dakika
Kaynak: Anka Haber Ajansı / Ahmet Ün (Diyarbakır)

PKK’dan çerçeve yasaya ilişkin ilk açıklama: “Barış dilde başlar”
Terör örgütü PKK, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın talimatıyla fesih kararını açıklamasının ardından, önümüzdeki hafta Meclis’ten geçmesi beklenen çerçeve yasaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Örgüt, yasanın içeriğini görmeden nihai tutumlarını belirlemeyeceklerini duyurdu.
Açıklamada, “Türkiye halklarının geleceğini ilgilendiren kök yasayla ilgili tartışmalar çeşitli biçimde sürmekte ve kamuoyuna yansımaktadır. Yapılan tartışmalar ve açık kaynaklardan yansıyanlara baktığımızda bu yasaya ne kadar ciddi yaklaşılıyor konusunda kuşkular oluşmaktadır” ifadeleri yer aldı.
Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmesine atıf
PKK, açıklamasında Abdullah Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmede çıkacak yasaya ilişkin görüşlerine de yer verdi. Örgüt, Öcalan’ın yasanın “basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen biçimde olmaması” gerektiğini vurguladığını aktardı.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Bu yasanın Kürt halkıyla Türk devleti arasındaki yüz yıllık kopukluğu gidermede önemli bir adım olması beklenmektedir. Dolayısıyla barışı hedefleyen bir yasa özelliği taşıması önemli olmaktadır. Dünyanın her yerinde olduğu gibi barış en başta da dilde başlar.”
“Terör örgütü” tanımlamasına itiraz
Örgüt açıklamasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde, kendileri için hâlâ “terör” ve “terör örgütü” kavramlarının kullanılmasına itiraz etti. PKK, fesih kararı sonrası bu tanımlamaların süreci sorunlu hale getireceğini savundu.
“Daha baştan hassasiyetlere dikkat etmemektir. Özcesi dil, tanımlama ve içeriğin amaca uygun olması sürecin ilerlemesi için çok önemlidir” denildi.
Öcalan’ın rolü vurgusu: “Devreye girmeden mümkün değil”
PKK açıklamasında, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün netleştirilmesi gerektiğini ısrarla vurguladı. “Abdullah Öcalan devreye girmeden ve bizzat bu süreci yönetmeden alınan kararların ve çıkan yasanın gereklerini yerine getirmek mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce dile getirdiği “Öcalan’ın barış ve siyasallaşma koordinatörü olması” görüşüne de atıfta bulunulan açıklamada, İmralı’da yapılan tartışmalarda bu konunun kabul edildiği iddia edildi.
“Muhatap ve baş müzakereci olan Abdullah Öcalan’ın konumunun netleştirilmesi önemli olmaktadır” denilerek, Öcalan’ın statüsünün yasada dikkate alınmaması durumunda yasanın pratikte uygulanmasının zorlaşacağı öne sürüldü.
“Esas tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”
PKK, çerçeve yasaya ilişkin nihai değerlendirmesini henüz yapmadığını belirterek, “Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi esas yaklaşım ve tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız. Kuşkusuz yasa olumlu olduğunda teşvik edici olacağız ve üzerimize düşeni yapacağız” ifadelerini kullandı.
Örgüt ayrıca, barış sürecinin sadece silahsızlanmaya indirgenmemesi gerektiğini savunarak, “Kök ya da çerçeve yasadan söz etmek bu yasadan sonra başka yasaların çıkacağı ve adımların atılacağını kabul etmektir” görüşünü dile getirdi.
Gözler Meclis’te
PKK’nın bu açıklaması, önümüzdeki hafta Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasa tartışmaları öncesinde önemli bir mesaj olarak değerlendiriliyor. Örgütün yasayı gördükten sonraki tutumunun nasıl şekilleneceği ve sürecin nasıl ilerleyeceği ise merak konusu.
-
Gündem1 hafta önceAkyaka’da dehşet anları! Sokak ortasında birbirlerini bıçakladılar, o anlar kamerada
-
Ekonomi1 hafta önceSGK duyurdu: Emekli aylığı farkları yarın hesaplarda! İşte ödeme tarihi ve tutarlar
-
Magazin7 gün önceJon Bon Jovi’den Sahne Şoku! Konserini Aniden Kesti ve Hayranlarına Söz Verdi
-
Ekonomi7 gün öncePETROL FİYATLARI MAYISTAN BU YANA İLK KEZ 100 DOLARI AŞTI
-
Spor5 gün önceFilenin Sultanları’ndan Dev Geri Dönüş! Türkiye-Brezilya VNL Finalinde Nefes Kesti
-
Gündem1 hafta önceYozgat’ta Kayıp Vatandaş Mezarlıktaki Tabutun İçinde Sağ Bulundu
-
Spor4 gün önceSantarelli’den Eleştirilere Sert Cevap: “Türkiye’yi Çok Seviyorum Ama Denge Şart”
-
Gündem5 gün önceAntalya’da Korkunç Cinayet: Eski Sevgilisini Vurdu, Ardından Kendini Öldürdü
