Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Diyarbakır Narin Cinayetinde Yeni Dönemeç: İstinaf Savcısından Nevzat Bahtiyar İçin Ağırlaştırılmış Müebbet Talebi

Yayımlandı

üzerinde

Açıklaması:
Diyarbakır’daki Narin Güran cinayetinde istinaf savcısı, “suç delillerini gizleme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilen Nevzat Bahtiyar’ın cezasını Yargıtay’a taşıyarak ağırlaştırılmış müebbet hapis istiyor. Gelişmenin ayrıntıları neler?

1. Giriş: Narin Cinayetinde Kritik Dönemeç

21 Ağustos 2024’te Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedeni, 19 gün sonra 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde bulunmuştu. Uzun süren soruşturma ve yargılama sürecinin ardından, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi 28 Aralık 2024 tarihinde verdiği kararla; Narin’in annesi Yüksel Güran, ağabeyi Enes Güran ve amcası Salim Güran’a “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis; Narin’in cansız bedenini dereye taşıdığı iddia edilen komşusu Nevzat Bahtiyar’a ise “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası vermişti .

Ancak bu karar, hem Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın duruşma savcısı hem de Diyarbakır Barosu tarafından istinaf mahkemesine taşındı. Özellikle Nevzat Bahtiyar’ın cezasının “iştirak halinde öldürme” tespitine dayandırılarak artırılması talebi, davayı yeni bir kritik dönemece sürükledi.


2. Cinayetin Ana Hatları: Suç, Soruşturma ve İlk Karar

  • Olayın Gelişimi:
    21 Ağustos 2024’te, Tavşantepe Mahallesi’nde yaşayan 8 yaşındaki Narin Güran’dan bir daha haber alınamaması üzerine aile fertleri jandarmaya kayıp ihbarı verdi. 19 gün süren arama çalışmalarının ardından, yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bulunan Eğertutmaz Deresi’nde Narin’in cesedine ulaşıldı. Yapılan otopsi sonucu, Narin’in boğularak öldürüldüğü, ardından cansız bedeninin dereye atıldığı tespit edildi.

  • Sanıklar ve Yargılamanın Başlaması:
    Suçlama zincirinde; Narin’in annesi Yüksel, babası Arif, abisi Enes ve amcası Salim Güran ile birlikte, komşuları Nevzat Bahtiyar ve bir diğer tanık-konumundaki kişi yer aldı. Anne, ağabey ve amca “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçlamasıyla, babası Arif Güran ise “suça iştirak etmeme” suçu kapsamında; diğer şüphelilerden bazıları ise “olaya yardım etme” ve “suç delili gizleme” gibi farklı suçlamalarla yargılandı.

  • 28 Aralık 2024 Kararı:
    Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Aralık 2024’te görülen karar duruşmasında;

    1. Yüksel Güran, Enes Güran ve Salim Güran’a “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası,

    2. Nevzat Bahtiyar’a “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası,

    3. Babası Arif Güran’a ise diğer suçlamalar kapsamında farklı hapis cezaları verdi.
      Kararın gerekçeli metni, 23 Ocak 2025 tarihinde 944 sayfalık olarak açıklandı.


3. Nevzat Bahtiyar’ın İlk Cezası: “Suç Delillerini Gizleme”

Duruşma savcısı Özge Nida Polat’ın dosyasında yer alan ifadelere göre; Nevzat Bahtiyar, Narin’in cansız bedenini dere kenarına gömüp, üzerine çalı çırpı örterek delil kararttı. Bu eylem, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçu kapsamında değerlendirildi ve 4 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildi .

Mahkeme heyeti, Bahtiyar’ın “olaya salt tehdit altında katılmış olma” ihtimalini reddederek; olayın başından itibaren cinayet sürecine bilinçli şekilde iştirak ettiğini, Delilleri kararttığını, hiçbir aşamada pişmanlık göstermediğini belirtti. Bu gerekçelerle, Bahtiyar’a “müdahil olarak suça yardım” yerine, doğrudan “delil gizleme” suçundan mahkûmiyet verildiğine dikkat çekildi .


4. İstinaf Savcısının Başvurusu: Ağırlaştırılmış Müebbet İstemi

4.1 Başvurunun Zamanı ve Mahkemesi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın duruşma savcısı Özge Nida Polat, 31 Ocak 2025 tarihinde (güncelleme: aynı gün 14:41 saatlerinde) düzenlediği istinaf dilekçesini, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne iletti. Bu dilekçe, Nevzat Bahtiyar’ın “suç delillerini gizleme” suçundan aldığı 4 yıl 6 aylık hapis cezasının yeniden değerlendirilmesini, “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülmesini talep ediyor.

4.2 Başvurunun Gerekçeleri

Dilekçede öne sürülen başlıca gerekçeler şu şekilde özetlenebilir:

  1. Pişmanlık ve Vicdan Muhasebesi Yokluğu:

    • Savcı, Bahtiyar’ın ifadelerinin aksine, “bu durumdan en ufak bir rahatsızlık dahi duymamış, Narin’in cansız bedenini gömdükten sonra normal hayatına devam etmiş, hiçbir aşamada gerçek bir pişmanlık sergilememiştir.” tespitine yer verdi.

  2. Ortak İştirak İradesi:

    • İfadelerinden ve adli tıp raporlarından hareketle; Bahtiyar’ın olayda ‘salt tehdit’ ile hareket etme ihtimalinin bulunmadığı, cinayet planının diğer sanıklarla birlikte gerçekleştirildiği öne sürüldü. Dilekçede, “Sanık, olayın başından itibaren diğer sanıklarla iştirak iradesiyle öldürme eylemi üzerinde hakimiyet kurmuştur.” ifadesine yer verildi.

  3. Delillerin Karartılması ve Önemli Bilgilerin Gizlenmesi:

    • Bahtiyar’ın, Narin’in cansız bedenini dereye ulaştırdıktan sonra, delillerin bulunmasını engellediği ve bu suretle hem soruşturmanın seyrini hem de suçu işleyen diğer sanıkların tespitini zorlaştırdığı vurgulandı. Özellikle, “Adli Tıp Kurumları tarafından yapılan onlarca araştırmaya rağmen herhangi bir delilin bulunmaması, Bahtiyar’ın iştirak içindeki konumunun adeta nişanesi ve göstergesidir.” denildi.

  4. Yer ve Zaman Birliği/Kişi Bağlantısı:

    • Olay saatinde Bahtiyar’ın ve diğer sanıkların bir arada bulunduğu, daraltılmış baz analiz raporları, bilirkişi raporları ve Ulusal Kriminal Büro raporu ile tespit edildi. İstinaf savcısı; bu bulgular ışığında Bahtiyar’ın cinayetin sonuna kadar zaman ve mekân birliği içinde hareket ettiğini ve suçu kolaylaştırıcı eylemler gerçekleştirdiğini belirtti.

Sonuç ve Talep:
Başvurunun sonuç bölümünde, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “delil gizleme” suçunu esas alarak verdiği hükmün, “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan hüküm verilen diğer sanıklarla tutarlılık arz etmeyeceği; bu nedenle “hükmün istinafen kaldırılması ve Nevzat Bahtiyar’ın TCK 82/1-d-e uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması gerektiği” vurgulandı.


5. Diyarbakır Barosu’nun İstinaf Başvurusu: Ek Savunma ve Talepler

Diyarbakır Barosu da, 28 Aralık 2024 tarihli kararı hukuka aykırı bularak Nevzat Bahtiyar’ın cezasının “suç delillerini gizleme” kapsamında kalamayacağını; dosyada yer alan deliller ışığında Bahtiyar’ın aslında “müşterek fail” sıfatıyla hareket ettiğinin açık olduğunu savundu. Baro tarafından Bölge Adliye Mahkemesi’ne sunulan 11 sayfalık dilekçede;

  • Delillerin Vuruculuğu: Dilekçede, Bahtiyar’ın cinayet anına ait yer ve zaman birliği, delilleri gizlerken sergilediği tavır ile diğer sanıklarla olan iletişiminin, “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçunu doğrudan oluşturduğu belirtildi.

  • Hukuki Uyumsuzluk: Mahkemece verilen kararın, mevcut delil ve bilirkişi raporları ile çelişki oluşturduğu; bu nedenle bir önceki hükmün kaldırılarak Bahtiyar’a da tıpkı anne, ağabey ve amca gibi “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezası uygulanması gerektiği ifade edildi.

Bu çerçevede, Baro’nun istinaf dilekçesinde de temelde “bağlantılı ve parça parça hareket ederek suça mâni olma imkânını reddedip, cinayetin her aşamasına fiilen iştirak ettiği” gerekçesi ön planda tutuldu.


6. Hukuki Sürecin İlerleyişi ve Olası Sonuçlar

  1. Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Aşaması:

    • Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi kararına karşı açılan istinaf başvuruları, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne ulaştı. Burada, hem savcılığın hem de Baro’nun şahsi dilekçeleri birleştirilerek dosya incelenecek.

    • İstinaf Mahkemesi; yerel mahkemenin usul ve esas yönünden hatalı veya noksan incelemesi olup olmadığına bakarak; davayı ya onaylayacak, ya hukuka aykırı gördüğü kısımları bozacak ve yeniden yargılama veya ek inceleme yapılmasını talep edecek, ya da tamamen kaldırıp yeni bir karar verilmesini isteyebilecek.

  2. Yargıtay Aşaması:

    • Bölge Adliye Mahkemesi, İstinaf talepleri doğrultusunda “hükmü kısmen bozar” veya “hükmü yargılamayı yeniden yapılmak üzere yerel mahkemeye gönderir” şeklinde karar verebilir.

    • Yerel mahkemece yeniden verilecek karar da taraflara tebliğ edildikten sonra, kesinleşmemişse Yargıtay’a gidebilir. Mevzuata göre, davada “ağırlaştırılmış müebbet” talebinin gündeme gelmesi halinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun da bu noktalarda görüş bildirme ihtimali bulunmaktadır.

  3. Cezanın Değişme İhtimali ve Toplumsal Etki:

    • Eğer Bölge Adliye Mahkemesi, Bahtiyar’ın cezasını “iştirak halinde kasten öldürme” yönünde ağırlaştırılmış müebbet olarak değiştirirse, yargılamada “orta ölçekli delil gizleme” cezası yerine, baştan paylaşmaya yönelik ceza takdirine gidilmiş olacak. Bu durum, kamu vicdanını bir miktar rahatlatacağı gibi, diğer sanıklara verilen ağırlaştırılmış müebbet kararının gerekçesiyle de tutarlılık sağlayacaktır.

    • Toplumda, çocukların korunması ve aile içi şiddete karşı artan duyarlılık nedeniyle, Narin cinayeti dosyasındaki bu yeni gelişme kadın-çocuk koruma mevzuatının ne denli ciddi ele alınması gerektiğini yeniden gözler önüne sermektedir.


7. Hukuki ve Sosyal Değerlendirme

  • Çocuk Hakları ve Koruma Perspektifi:
    8 yaşındaki Narin’in yaşam hakkını elinden alan bu cinayet; çocuk hakları bakımından Türkiye’deki mevcut eksiklikleri, korunma tedbirlerini ve açığa çıkan ihmalleri yeniden gündeme taşıdı. Hukukçular, bu tür davalarda “suça iştirak” şüphesiyle gösterilen delillerin etkin kullanılması gerektiğini; delil gizleme cezalarının, asıl suçu örtbas etmeye yetemeyeceğini vurguladılar.

  • Ceza Adalet Sistemindeki Tutarsızlıklar:
    Birçok hukuk otoritesi, Bahtiyar’ın ses kayıtları, tanık beyanları ve adli tıp raporlarına bakıldığında “olaya ortak fail” gözüyle bakılması gerektiğini, sadece “delil gizleme” ile yetinilmesinin cezanın özüne zarar verdiğini belirtti. İstinaf savcısının bu konudaki talebi, ceza adalet sistemindeki böyle ‘çifte standardı’ ortadan kaldırma çabası olarak yorumlanıyor.

  • Toplumsal Tepki ve Medyanın Rolü:
    Medya kuruluşları, aile içi şiddet haberleştirmede daha duyarlı olunması gerektiğini dile getirirken; sivil toplum örgütleri de, “bu ve benzeri davalarda koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesi” çağrısında bulunuyor. Özellikle Diyarbakır Barosu’nun bu dosyadaki aktif tutumu, davanın seyrine önemli etki edebilecek bir “hukuk camiası baskısını” ortaya koydu.


8. Sonuç ve Beklentiler

Diyarbakır Narin cinayeti dosyasında Nevzat Bahtiyar’ın cezası, 31 Ocak 2025 tarihli istinaf başvurusuyla çok daha ağır bir cezaya evrilebilir. Bölge Adliye Mahkemesi’nin vereceği karar, hem hukuka uygunluk hem de kamu vicdanının bir kez daha aranması bakımından belirleyici olacak.

  • Olası Sonuç Senaryoları:

    1. Mevcut Cezanın Onaylanması: İstinaf Mahkemesi, “suç delillerini gizleme” cezasını uygun bularak kararı onayabilir.

    2. Kısmi Bozma/ Yeniden Yargılama: Mevcut delil ve gerekçelerde eksiklik veya usul hatası bulursa, dosyayı yerel mahkemeye bozup yeniden karar verilmesini isteyebilir.

    3. Cezanın Artırılması: Baro ve savcılığın taleplerini uygun bulursa, Bahtiyar’ın cezasını “ağırlaştırılmış müebbet hapis” seviyesine yükseltebilir.

Bu süreç bitmeden kesin hüküm oluşmayacağı için, Narin cinayeti dosyasının kamuoyu nezdindeki hassasiyeti bir süre daha devam edecek. İlerleyen haftalarda, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’nin vereceği kararla birlikte yargı yolunun son aşaması olan Yargıtay maratonu başlayacak. Kamuoyu, “çocuk cinayetlerine karşı ceza rejiminin yeterliliği” konusundaki tartışmayı yakından izliyor.

Gündem

15 yaş altına sosyal medya yasağı yürürlüğe girdi

Yayımlandı

üzerinde

15 yaş altına sosyal medya yasağı yürürlüğe girdi

Tarih: 1 Mayıs 2026,
Saat: 03:51 (Son Güncelleme: 04:01)

15 yaş altına sosyal medya yasağı getiren düzenleme, hükümetin çocukları dijital risklerden koruma hedefi doğrultusunda Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle sosyal medya devlerine katı kurallar ve ağır yaptırımlar gelirken, ebeveynlere de kapsamlı kontrol yetkileri tanınıyor. Platformların artık yaş doğrulama sistemleri kurması ve çocuklara özel güvenli alanlar oluşturması zorunlu olacak.

Yasa Resmen Yürürlükte: 1 Mayıs 2026’da Resmi Gazete’de Yayımlandı

Kamuoyunda aylardır süren tartışmaların ardından, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını düzenleyen kanun, beklenen Resmi Gazete adımıyla resmen yürürlüğe girdi. “Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” kapsamında kabul edilen düzenleme, 1 Mayıs 2026 sabahı itibarıyla hayata geçti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda 22 Nisan 2026’da kabul edilen ve 7578 sayılı kanun ile yasalaşan bu düzenleme, yalnızca sosyal medyayı değil, doğum ve babalık izni gibi sosyal hakları da kapsıyor. Kanun, özellikle çocukların dijital ortamda korunmasını hedefleyen devrim niteliğinde maddeler içeriyor.

 Yeni Dönem: 15 Yaş Altına Kayıt Tamamen Yasak, Platformlara Yaş Doğrulama Zorunluluğu

Kanunun en dikkat çekici maddesi, 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal medya platformlarına kaydolmasını tamamen yasaklaması oldu. Bu kapsamda, sosyal ağ sağlayıcıları artık bu yaş grubundaki çocuklara doğrudan hizmet sunamayacak.

Bu yasağı etkin kılmak için platformlara etkin bir yaş doğrulama sistemi kurma zorunluluğu getiriliyor.

Peki bu ne anlama geliyor?

· Artık Instagram, TikTok, X, YouTube ve Facebook gibi platformlar, yeni kullanıcı kayıtlarında beyan edilen yaşı yeterli görmeyecek; kimlik veya ebeveyn onayı gibi daha güçlü doğrulama yöntemleri talep edecek.
· Mevcut hesaplar için de platformların, kullanıcıların yaşını doğrulamak üzere güncelleme yapması gerekecek. YouTube Türkiye’nin, düzenleme sonrası 15 yaş altındakilere ait hesapları kapatmak zorunda kalabileceğine dair yaptığı açıklama bu durumu teyit ediyor.

 Ebeveynlere Tam Yetki: Ekran Süresi ve Harcamalar Artık Kontrol Altında

Yasa yalnızca yasaklar getirmiyor, aynı zamanda ebeveynlere çocuklarının dijital yaşamları üzerinde somut kontrol araçları sunuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın da altını çizdiği bu mekanizmalar artık zorunlu olacak.

Ebeveyn Kontrol Aracı Sağladığı Yetki

Kullanım Süresi İzleme ve Sınırlama Ebeveynler, çocuklarının platformda geçirdiği günlük/haftalık süreyi takip edebilecek ve belirli bir süreyle sınırlandırabilecek.
Hesap ve Gizlilik Ayarları Kontrolü Çocuğun profilinin gizlilik ve güvenlik ayarları tamamen ebeveynin onayına sunulacak.
Ücretli İşlem Onayı Oyun içi satın alma, ücretli üyelik gibi tüm harcamalar, ebeveyn izni veya onayı olmadan gerçekleştirilemeyecek.

 15-18 Yaş Arasına “Ayrıştırılmış” Güvenli Hizmet

Kanun, 15 yaşını doldurmuş ancak henüz 18 yaşından küçük olan gençleri de unutmuyor. Bu yaş grubu için sosyal medya tamamen yasaklanmıyor, ancak platformlara “ayrıştırılmış hizmet” sunma zorunluluğu getiriliyor.

Bu, gençlerin yetişkinlerle aynı içerik akışına, reklamlara ve etkileşimlere maruz kalmaması için platformların özel algoritmalar ve filtreler geliştirmesi anlamına geliyor. Bakan Göktaş’ın ifadesiyle, “15-18 yaş arası gençlerimiz için yaşlarına uygun, güvenli ve eğitici içeriklerin öne çıkarıldığı bir ekosistem” oluşturulacak.

 Oyun Dünyasına da Sıkı Denetim: Derecelendirme Şartı

Düzenleme, sosyal medyanın yanı sıra çocukların yoğun olarak vakit geçirdiği oyun platformlarına da önemli yükümlülükler getiriyor:

· Zorunlu Derecelendirme: Oyun platformları, artık yaş ve içerik açısından usulüne uygun şekilde derecelendirilmemiş hiçbir oyunu kullanıcılarına sunamayacak. Yalnızca en yüksek yaş kriterine göre derecelendirilmiş oyunlar bir istisna olarak yayınlanabilecek.
· Günlük Erişim ve Temsilci Zorunluluğu: Türkiye’den günlük erişimi 100 binin üzerinde olan oyun dağıtıcıları ve platformları, tıpkı sosyal ağlar gibi Türkiye’de yerel temsilci bulundurmak zorunda olacak.
· Ebeveyn Kontrol Entegrasyonu: Oyun platformları da ebeveynlere ekran süresi ve oyun içi harcamaları kontrol etme araçları sağlamakla yükümlü olacak.

 Yaptırımlar ve Denetim: BTK’nın Yetkileri Genişliyor

Yasanın kâğıt üzerinde kalmaması için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) geniş yetkiler verildi. Kurallara uymayan platformları bekleyen yaptırımlar ise oldukça ağır.

Sosyal Medya Platformlarına Yönelik Cezai Yaptırımlar

1. Ağır Para Cezaları: Yükümlülüklerini yerine getirmeyen platformlara milyonlarca liralık idari para cezaları kesilecek.
2. Reklam Yasağı: Para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içinde yükümlülük yerine getirilmezse, BTK Başkanı tarafından platformun Türkiye’deki vergi mükelleflerinden yeni reklam alması yasaklanacak. Bu, platformun önemli bir gelir kalemini kaybetmesi anlamına geliyor.
3. Bant Daraltma (Yavaşlatma): Yaptırımlara rağmen uyumsuzluk devam ederse, BTK platformun internet bant genişliğini kademeli olarak daraltabilecek. Bu, platforma erişimi neredeyse imkansız hale getirebilecek en kritik yaptırım olarak öne çıkıyor.

 Türkiye, Küresel Dalgaya Ayak Uydurdu

Türkiye’nin bu adımı, dünyada giderek büyüyen bir korumacı dalganın parçası. Birçok ülke, benzer endişelerle çocukların sosyal medya erişimini kısıtlamak için harekete geçmiş durumda:

· Avustralya: Dünyada bir ilke imza atarak 16 yaş altına sosyal medya yasağını 2025 sonunda yürürlüğe koydu.
· Fransa: 2026 yılında kabul ettiği düzenlemeyle 15 yaş altındaki çocukların sosyal medyaya erişimini tamamen yasakladı.
· Yunanistan: Hükümet, 15 yaş altı için benzer bir yasağı getirmek üzere hazırlıklarını son aşamaya getirdi. Avrupa Birliği genelinde de ortak bir standart oluşturma çabaları devam ediyor.

Türkiye, bu düzenlemeyle çocukların dijital güvenliği konusunda öncü adımlar atan ülkeler arasındaki yerini sağlamlaştırdı.

 Uzman Görüşü: “Bu Bir Yasak Değil, Koruma Kalkanıdır”

Konuyu değerlendiren Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, düzenlemenin “yasaktan ziyade bir koruma mekanizması” olarak okunması gerektiğini vurguladı. Çocukların özellikle ergenlik döneminde nörolojik gelişimlerinin henüz tamamlanmadığını belirten Kamer, “Bilimsel çalışmalar, risk alma ve karar verme gibi süreçlerin 16 yaş civarında olgunlaştığını ortaya koyuyor. Bu nedenle yaş sınırları rastgele değil, bilimsel verilere dayanıyor” dedi. Düzenlemenin başarısının büyük ölçüde platformların sorumluluk almasına bağlı olduğunu belirten Kamer, “Asıl mesele bu sistemlerin gerçekten uygulanması ve denetlenmesi” ifadelerini kullandı.

 Muhalefet ve Eleştiriler

Yasa, çocukları koruma hedefiyle geniş bir destek bulsa da, özellikle ifade özgürlüğü ve özel hayatın gizliliği konularında endişeler de mevcut. Muhalefet partileri ve bazı sivil toplum kuruluşları, geniş kapsamlı yaş doğrulama sistemlerinin yetişkinlerin de anonim kalma hakkını zedeleyebileceğini ve toplanan biyometrik verilerin kötüye kullanılma riski taşıdığını savunuyor.

Okumaya Devam Et

Gündem

Batman’da evde çıkan yangında 2 kişi ölü bulundu

Yayımlandı

üzerinde

Batman’da evde çıkan yangında 2 kişi ölü bulundu

Tarih ve Saat: 01 Mayıs 2026, 00:30

Batman’da Bahçelievler Mahallesi’nde bulunan Zengin Apartmanı’nda dün akşam saatlerinde çıkan yangın, iki kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı. Dairenin balkonundan yükselen dumanları fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda ekip sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesinin ardından eve giren polis ve sağlık görevlileri, yanmış halde iki cansız bedenle karşılaştı.

Yapılan kimlik tespitinde, hayatını kaybedenlerin Süreyya İbrahim (45) ve Metin Erman (52) olduğu belirlendi. Evin bir bölümünde halının da yandığı görüldü. Cenazeler, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldığı bildirildi.

İşte olayla ilgili öne çıkan detaylar ve haberin künye bilgileri:

· Olay Yeri ve Zamanı: Olay, 30 Nisan 2026 akşamı Batman’ın Bahçelievler Mahallesi’ndeki Zengin Apartmanı’nın 3. katında meydana geldi.
· İlk İhbar ve Müdahale: Çevredekilerin daireden duman çıktığını fark edip 112’ye haber vermesi üzerine adrese AFAD, sağlık, itfaiye ve polis ekipleri yönlendirildi.
· Olay Yeri Bulguları: Ekipler, yangının bir kısmının halıya sirayet ettiğini ve iki kişinin yerde yatar vaziyette olduğunu tespit etti. Sağlık görevlilerinin kontrolleri sonucunda her ikisinin de hayatını kaybettiği belirlendi.
· Soruşturma: Polis ve Cumhuriyet savcılığı, yangının çıkış sebebi ve ölüm nedenlerinin netleştirilmesi için çok yönlü bir araştırma süreci başlattı.

Okumaya Devam Et

Gündem

1 Mayıs 2026 İşçi Bayramı: Dünyada Coşkuyla Kutlanıyor 

Yayımlandı

üzerinde

1 Mayıs 2026 İşçi Bayramı: Dünyada Coşkuyla Kutlanıyor

Fatih Doğan / FatihDoğanMedya
Tarih: 1 Mayıs 2026 | Saat: 03:30

Milyonlarca işçi ve emekçi için baharın müjdecisi olan 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı, bu yıl da dünyanın dört bir yanında coşku ve dayanışma gösterileriyle kutlanıyor. 137 yıllık küresel mücadelenin mirasını taşıyan bu özel günde gözler, tarihsel olarak işçi sınıfının simgesi haline gelmiş Taksim Meydanı’na çevrilirken, İstanbul Valiliği’nden gelen eylem yasakları ve 2026 yılına dair çarpıcı işçi hakları verileri bayramın gündemine oturdu.

137 Yıllık Onurlu Bir Direnişin Mirası

Bugün dünyanın 95 ülkesinde resmi tatil olarak kabul edilen 1 Mayıs’ın kökeni, 19. yüzyılın sonlarında ABD’nin Chicago kentinde yükselen insanlık dışı çalışma şartlarına dayanıyor. 1 Mayıs 1886’da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde yaklaşık yarım milyon işçi, günde 12 saatlik ağır çalışma koşullarına karşı 8 saatlik iş günü talebiyle greve çıktı. Bu büyük direniş, 1889’da Paris’te toplanan İkinci Enternasyonal Kongresi’nde 1 Mayıs’ın “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” ilan edilmesiyle ölümsüzleşti.

Türkiye’deki resmi serüven ise Cumhuriyet’in ilanından kısa bir süre sonra, 1923 yılında başladı. Ancak 1 Mayıs’ın toplumsal hafızadaki en derin izi, hâlâ bir yara olarak kanayan “Kanlı 1 Mayıs” ile kazındı. 1977’de Taksim Meydanı’nı dolduran yüz binlerce kişiye açılan ateş sonucu en az 34 yurttaş hayatını kaybetmiş, yüzlercesi yaralanmıştı. 2010 yılında resmi adı “Emek ve Dayanışma Günü” olarak değiştirilse de, Taksim’in 1 Mayıs’a kapatılması geleneği 2026 yılında da devam etti.

2026’da Türkiye’de 1 Mayıs Atmosferi: Resmi Tatil ve Yasaklar

2026 yılı takvimine göre 1 Mayıs, Cuma gününe denk geliyor. Cumartesi ve Pazar ile birleşerek üç günlük bir tatil fırsatı yaratan bu durum, vatandaşların tatil planlarını şekillendirirken, İstanbul’da gerilimli bir bekleyişi de beraberinde getiriyor. İstanbul Valiliği, 1 Mayıs 2026’da Beyoğlu, Şişli, Fatih ve Beşiktaş ilçelerinde, saat 00.01’den 23.59’a kadar her türlü miting, basın açıklaması, oturma eylemi ve gösteri yürüyüşünü yasaklama kararı aldı. Karara gerekçe olarak “provokatif eylemlerin önlenmesi” gösterilirken, özellikle Taksim’e çıkan yollar araç ve yaya trafiğine kapatıldı.

Buna karşın sendikaların “Taksim 1 Mayıs Alanıdır” ısrarı sürüyor. Yasaklara rağmen sendikalar ve konfederasyonlar yurdun dört bir yanında kitlesel etkinlikler düzenleyecek. Türkiye genelinde; DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin Kadıköy Rıhtım’da, TÜRK-İŞ’in ise Kazancı Yokuşu’nda düzenleyeceği törenlerle emeğin sesi yükseltilecek.

Öte yandan resmi tatil sebebiyle kamu kurumları, okullar ve bankalar kapalı olacak. Ancak vatandaşın en çok merak ettiği konulardan biri de zincir marketlerin durumu. Edinilen bilgilere göre, resmi tatil olmasına rağmen A101, BİM ve ŞOK gibi zincir marketlerin bir kısmı günün belirli saatlerinde hizmet vermeye devam edecek.

2026 İşçi Hakları ve Asgari Ücret Gündemi

Bayram coşkusunun yanında, 2026 yılı işçi hakları açısından da önemli yenilikler getirdi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun belirlediği yeni asgari ücret tutarları, işçi ve işveren maliyetleri hesaplanırken dikkate alınması gereken kritik bir unsur haline geldi. Uzmanlara göre, iş güvencesi kapsamında çalışanlar geçerli bir neden olmaksızın işten çıkarılamazken, yıllık ücretli izin haklarında da 1-5 yıl arası çalışanlar için 14 gün, 5-15 yıl arası için 20 gün ve 15 yıl üstü için 26 günlük standart korunuyor.

Sendika liderleri ise bayram mesajlarında ekonomik krize dikkat çekti. TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, “20 bin lira emekli maaşı, asgari ücret ortada. Bu rakamlarla bir hafta bile geçinilmez. Çözüm yeri Meclis’tir” diyerek, emekçinin alım gücünün düştüğüne vurgu yaptı.

Emeğe Saygı ve Dayanışma Zamanı

Bugün 1 Mayıs… Sadece bir tatil günü ya da takvim yaprağı değil; eşitlik, özgürlük ve insan onuruna yaraşır bir yaşam için verilen asırlık bir mücadelenin simgesi. İster dijital platformlarda ister sokaklarda olsun, emeğin ve dayanışmanın sesi bugün her zamankinden daha güçlü çıkıyor. Emeğin ve alın terinin hakkını savunan tüm işçilerin ve emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar