Sağlık
Japonya’da Şişmanlamak Yasaklandı! Metabo Yasası ile Vatandaşların Bel Ölçüsü Artık Devlet Kontrolünde
FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber
Japonya’da Şişmanlamak Yasaklandı! Metabo Yasası ile Vatandaşların Bel Ölçüsü Artık Devlet Kontrolünde
Tarih: 11 Haziran 2026
Saat: 15:15

Middle-aged woman eating in the living room
Japonya, dünyada eşi benzeri olmayan bir sağlık yasasını 2008’den bu yana kararlılıkla uyguluyor. “Metabo Yasası” olarak bilinen düzenleme kapsamında, 40-74 yaş arasındaki yaklaşık 56 milyon vatandaşın bel çevresi her yıl ölçülüyor. Erkekler için 85, kadınlar için 90 santimetre olarak belirlenen sınırı aşanlar devlet destekli diyet ve egzersiz programlarına yönlendirilirken, asıl büyük yaptırım iş dünyasına kesiliyor.
Bir ülkede bel ölçünüzün devlet tarafından düzenli olarak takip edildiğini hayal edin. Kulağa distopik bir film senaryosu gibi gelse de, Japonya’da bu senaryo 2008 yılından bu yana “Metabo Yasası” (Metabolic Syndrome Countermeasures Act) ile hayata geçirilmiş durumda.

Asian woman checking diet results
Dünyanın en uzun ömürlü ve en düşük obezite oranına sahip toplumlarından biri olan Japonya, bu yasayla obeziteyle mücadeleyi kişisel bir tercih olmaktan çıkarıp katı bir devlet politikası haline getirdi. Peki bu ilginç yasa tam olarak nasıl işliyor ve amaçladığı hedeflere ulaşabiliyor mu? İşte tüm detaylarıyla “Metabo Yasası”.
Mezurayla Gelen Yasal Zorunluluk: Her Yıl Düzenli Ölçüm Şart
Metabo Yasası’nın en dikkat çekici yanı, belirli bir yaş grubunu doğrudan hedef alması. Ülke genelinde 40 ile 74 yaş arasındaki tüm vatandaşların bel çevresinin her yıl düzenli şekilde ölçülmesi yasal bir zorunluluk taşıyor. Bu ölçümler, işverenler ve yerel yönetimler tarafından gerçekleştiriliyor.

Asian young woman training in the gym
Sağlık yetkililerinin belirlediği standartlar oldukça net:
· Erkekler için üst sınır: 85 santimetre
· Kadınlar için üst sınır: 90 santimetre
Bu sınırların aşıldığı tespit edildiğinde bireyler doğrudan para cezası ödemiyor. Bunun yerine, sınırı aşan vatandaşlar devlet destekli zorunlu diyet programlarına, egzersiz seanslarına ve sağlık danışmanlıklarına yönlendiriliyor. Ölçümlerde başarısız olan kişilere üç ay boyunca danışmanlık hizmeti veriliyor.
Önemli Not: Metabo Yasası’nın bireyleri doğrudan cezalandıran bir düzenleme olmadığını belirtmek gerekir. Yasa, kişilere kilo verdirmekten ziyade, metabolik sendrom riskini erken aşamada tespit ederek önlemeyi hedefliyor.

attractive japanese woman stretching in the living room
Şirketleri İflas Ettirebilecek Dev Cezalar
Sistemin asıl büyük ve acımasız yaptırımı ise iş dünyasına kesiliyor. Çalışanlarının belirli bir oranını hedeflenen kilo ve bel sınırına çekemeyen şirketler, devlete milyonlarca dolarlık cezalar ödemek zorunda kalıyor.
Örneğin, Japonya’nın en büyük bilgisayar üreticilerinden NEC, çalışanlarının bel ölçüsü hedeflerini tutturamadığı için 19 milyon dolara (yaklaşık 550 milyon TL) kadar ceza ile karşı karşıya kalabileceğini duyurmuştu. Bu cezalar o kadar caydırıcı ki, günümüzde bazı şirketler mesai saatleri içine mecburi spor molaları ekliyor.
Birçok Japon firması, çalışanlarının sağlıklı kalmasını teşvik etmek için diyet eğitim seminerleri, fitness dersleri ve grup spor aktiviteleri gibi programlar hayata geçirdi. Hatta bazı şirketler, kilo veren çalışanlarına ödüller ve seyahat imkanları sunuyor. Bu sistemin arkasındaki mantık, sağlıklı çalışanların daha az hastalık izni kullandığı, daha yüksek performans gösterdiği ve işverene bağlılıklarının daha uzun sürdüğü gerçeğine dayanıyor.

Beautiful and healthy Asian-aged woman eating healthy green salad with chicken breast in her dining room. Healthy and wellbeing lifestyle.
Peki Japonya Neden Böyle Bir Yasaya İhtiyaç Duydu?
Bu radikal uygulamanın temelinde devasa bir ekonomik ve demografik endişe yatıyor. Nüfusu hızla yaşlanan Japonya, artan sağlık harcamalarının ekonomiyi çıkmaza sürüklemesinden korkuyor.
Ülkenin yaşlı nüfus oranı %30 ile dünyanın en yüksek seviyelerinden birinde. Artan yaşlı nüfus, beraberinde diyabet, kalp hastalıkları ve hipertansiyon gibi kronik rahatsızlıkları da getiriyor. Japonya yönetimi, bu hastalıkların tedavi maliyetlerinin önlenmesinin, tedavi edilmesinden çok daha düşük olduğunu hesaplayarak harekete geçti.
Metabo Yasası ile hedeflenen, diyabet ve kalp hastalıkları gibi sorunların erkenden önlenmesi ve böylece ülkenin sağlık harcamalarının kontrol altına alınması. Yasayla 2015 yılına kadar obezite oranlarının %25 oranında azaltılması hedeflenmişti.
Yasayı Savunanlar ve Eleştirenler
Yasanın uygulanmaya başlamasının üzerinden 18 yıl geçti. Peki sonuçlar nasıl?
Savunanlar yasanın olumlu etkilerine dikkat çekiyor:
· Yaşlı nüfusta obezite oranları stabilize oldu. Yapılan araştırmalar, yaşlı Japonlar arasında obezite oranlarının sabitlendiğini gösteriyor.
· Metabolik sendrom prevalansı azaldı. Metabo Yasası, metabolik sendromun yaygınlığını azaltmayı başardı.
· Toplumsal farkındalık arttı. Vatandaşların sağlık konularında daha bilinçli hale geldiği ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını daha açık şekilde tartıştığı gözlemlendi.
· Japonya’nın kolektivist kültürü yasaya uyumu kolaylaştırdı. Araştırmalar, yasanın başarısının büyük ölçüde Japonların toplum yararını bireysel özgürlüklerin önüne koyan kolektivist yapısı sayesinde mümkün olduğunu ortaya koyuyor.
Eleştirenler ise yasanın bazı sorunlu yönlerine dikkat çekiyor:
· Aşırı müdahaleci bulunuyor. Eleştirmenler, yasanın “devletin bireyin özel hayatına müdahalesi” olduğunu savunuyor.
· Vücut utandırmayı teşvik edebilir. Bazıları, yasanın bireyleri vücut şekilleri üzerinden damgalama riski taşıdığını belirtiyor.
· Standartlar herkes için uygun olmayabilir. Yasanın herkes için aynı beden standartlarını dayatması eleştiriliyor.
Ancak ilginç olan, Japon vatandaşlarının büyük çoğunluğunun bu yasayı kişisel bir özgürlük ihlali olarak görmek yerine, toplumsal bir sağlık sorumluluğu olarak kabul etmesi.
Metabo Yasası Türkiye’de Uygulanabilir mi?
Bu sorunun kısa yanıtı: Şu an için mümkün görünmüyor.
Uzmanlar, Metabo Yasası’nın başarısının ardında yatan temel faktörlerin, Japonya’ya özgü yapısal ve kültürel özellikler olduğunu vurguluyor:
· Entegre sağlık sistemi: Japonya, ulusal kapsama sahip güçlü bir sağlık sigortası sistemine sahip.
· Kolektivist kültür: Bireylerin toplum sağlığı için kişisel alışkanlıklarını değiştirmeye daha açık olması.
· Düşük taban obezite oranı: Japonya zaten dünyanın en düşük obezite oranına sahip ülkelerinden biri.
Türkiye gibi farklı kültürel ve kurumsal yapılara sahip ülkelerin, Metabo Yasası’nı birebir uygulaması beklenmese de, ulusal tarama sistemleri kurma, düzenlemeleri güçlendirme ve kurumsal teşvikler geliştirme konularında Japonya’nın deneyimlerinden ilham alması mümkün.
Sonuç: Distopya mı, Akıllı Politika mı?
Japonya’nın Metabo Yasası, ilk bakışta insan haklarına aykırı gibi görünse de, detaylı incelendiğinde aslında önleyici sağlık hizmetleri konusunda dünyaya örnek olabilecek bir model olduğu ortaya çıkıyor. Yasa, bireyleri cezalandırmak yerine, sistemin tüm paydaşlarını (birey, işveren, yerel yönetim) sağlıklı yaşam konusunda sorumluluk almaya teşvik ediyor.
Üstelik sonuçlar da kendini göstermeye başladı: Japonya halen dünyanın en düşük obezite oranına ve en yüksek yaşam beklentisine sahip ülkelerinden biri konumunda. Metabo Yasası’nın bu tabloda payı büyük.
Önümüzdeki yıllarda, sağlık harcamalarının giderek arttığı bir dünyada, diğer ülkelerin de Japonya’nın bu “sıra dışı” deneyiminden ders çıkarması kaçınılmaz görünüyor.
Sağlık
Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor
FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber
Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor
Haber Tarihi: 4 Temmuz 2026
Yayın Saati: 02:30
ANKA

ANKARA – Sağlık alanında iki önemli düzenleme birden Resmi Gazete’de yayımlandı. Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara müjde niteliğindeki Cumhurbaşkanı Kararı ile tedavi gören en fazla 1 milyon hastaya, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz ilaç desteği sağlanacak. Aynı gün yürürlüğe giren Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile de koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetlerinin sunulacağı esenlik merkezleri ve üniteleri kurulacak.
Sigara Bırakma Tedavisinde Yeni Dönem
Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na göre, sigarayı bırakma tedavisi alan hastalar, sayıları 1 milyonu geçmemek şartıyla ve herhangi bir sosyal güvencelerinin olup olmadığına bakılmaksızın, Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilen ilaçlardan ücretsiz faydalanabilecek.
Düzenleme kapsamında hastalara; Nikotin Replasman Preparatları ile Bupropion HCl, Vareniklin ve Sitizin içerikli ilaçlar, tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri aracılığıyla ulaştırılacak. Söz konusu ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına dağıtılacak. Kararın uygulanmasından Sağlık Bakanı sorumlu olacak.
Uzmanlar, bu adımın Türkiye’de tütün bağımlılığıyla mücadelede önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Sigarayı bırakmak isteyen ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi olamayan binlerce vatandaşın bu destekten yararlanması bekleniyor.
Esenlik Merkezleri ile Sağlıklı Yaşam Hizmetleri Yaygınlaşıyor
Aynı gün Resmi Gazete’de yayımlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile tedavi amacı taşımayan koruyucu, geliştirici, destekleyici ve rehabilite edici sağlıklı yaşam hizmetleri için yeni bir model oluşturuldu. Bireylerin bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik halini geliştirmeye yönelik bu hizmetler, “esenlik merkezi” veya “esenlik ünitesi” adı altında sunulacak.
Merkezler Nerede Açılacak?
Esenlik merkezleri ve üniteleri; konaklama tesisleri, yaşlı bakım merkezleri, engelli bakım merkezleri ve spor kulüpleri bünyesinde açılabileceği gibi müstakil binalarda da faaliyet gösterebilecek. Müstakil olarak açılacak merkezlerin en az 500 metrekare, ünitelerin ise en az 300 metrekare kapalı alana sahip olması gerekecek. Ruhsatlandırma işlemleri il sağlık müdürlükleri tarafından yapılacak.
Hangi Hizmetler Sunulacak?
Esenlik merkezlerinde sunulacak uygulamalar, bireyin yaşı, genel sağlık durumu, yaşam tarzı ve risk faktörleri dikkate alınarak kişiye özel planlanabilecek. Yönetmelik kapsamında sunulacak hizmetler arasında şunlar yer alıyor:
· Dil ve konuşma terapisi
· Egzersiz ve fiziksel aktivite hizmetleri
· Çamur terapisi
· Fizyoterapi hizmetleri
· Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları (GETAT)
· Psikolojik destek hizmetleri
· Deniz suyu ve deniz kaynaklı tedavi yöntemleri
· Hiperbarik oksijen tedavisi
· Rehabilitasyon hizmetleri
· Sanat terapileri
· Güneş terapisi
· Termal sağlık terapileri (kaplıca)
· Tuz terapisi
Hekim Zorunluluğu ve Güvenlik Önlemleri
Esenlik merkezlerinde tam zamanlı hekim bulunması zorunlu olacak ve hekimlerden biri merkezin sorumlu hekimi olarak görev yapacak. Olası acil durumlar için merkezler, bir hastane veya tıp merkeziyle iş birliği içinde çalışacak ve bünyelerinde acil müdahale odası bulunduracak. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri ise hizmet alımı yoluyla sağlanabilecek.
Sağlık Turizmine Katkı Hedefleniyor
Yeni modelle, dünyada giderek yaygınlaşan “sağlıklı ve kaliteli yaş alma” (longevity) uygulamalarının Türkiye’ye kazandırılması ve bu alanda sağlık turizmi hizmetlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Yetkililer, Türkiye’nin termal kaynaklar ve doğal güzelliklerle birleşen bu yeni hizmet modeliyle sağlık turizminde önemli bir çekim merkezi haline gelebileceğini belirtiyor.
Sağlık
Zayıflama İğnesi Hamile mi Bırakıyor? “Ozempic Bebekleri” Tartışması Nedir?
FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber
Zayıflama İğnesi Hamile mi Bırakıyor? “Ozempic Bebekleri” Tartışması Nedir?
Tarih: 01.07.2026
Saat: 17:30
Euronews
FatihDoğanMedya Haber Merkezi

Son yıllarda kilo verme amacıyla Ozempic ve benzeri zayıflama iğnelerini kullanan bazı kadınların beklenmedik şekilde hamile kaldıklarını sosyal medyada paylaşması, “Ozempic bebekleri” tartışmasını alevlendirdi. Peki bu iddiaların arkasında yatan gerçek ne? Zayıflama iğneleri gerçekten hamile bırakıyor mu? İşte uzman görüşleri ve bilimsel veriler ışığında konunun detayları…
Kilo Kaybı Doğurganlığı Artırıyor Olabilir
Doktorlara göre, fazla kilo özellikle kadınlarda doğurganlığı olumsuz etkileyebiliyor. Fazla kilo, insülin direnci ve polikistik over sendromu (PCOS) gibi durumlar kadınlarda adet düzensizliği ve yumurtlama sorunlarına yol açabiliyor.
Cleveland Clinic uzmanları, vücut kitle indeksindeki artışın doğurganlığı azalttığını, kilo kaybının ise üreme sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Funda Göde de bu görüşü destekleyerek, “Kilo kaybı yumurtlama düzenini toparlayabilir. Zayıflama ile birlikte hormonal denge sağlandığında, özellikle polikistik over hastalarında yumurtlama düzenli hale gelebilir” dedi.
Araştırmacılar ayrıca zayıflama iğnelerinde bulunan bileşenlerin erkeklerde de doğurganlık üzerinde olumlu etkileri olabileceğini değerlendiriyor. Ancak bu konuda kesin bilimsel kanıt bulunmuyor.
Doğum Kontrol Haplarının Etkisini Azaltabilir
Bilim insanlarının üzerinde durduğu en önemli ihtimallerden biri, zayıflama iğnelerinin doğum kontrol haplarının etkisini azaltabilmesi. Zayıflama iğneleri mide boşalmasını yavaşlatarak yiyeceklerin sindirim sisteminde daha uzun süre kalmasını sağlıyor. Aynı mekanizmanın ağız yoluyla alınan bazı ilaçların kana karışma sürecini de etkileyebileceği düşünülüyor.
Geçmiş bir araştırmada, zayıflama iğnelerinin bazı ilaçların kandaki en yüksek seviyeye ulaşma zamanını ve miktarını değiştirebildiği görüldü. Bunlar arasında doğum kontrol haplarının yanı sıra kan sulandırıcılar ve kolesterol ilaçları da yer aldı. Özellikle bazı etken maddelerin, doğum kontrol hapının emilimini yaklaşık dört saat geciktirdiği ve etkin maddelerden birinin kandaki düzeyini yüzde 20 azalttığı tespit edildi.
İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), Mounjaro gibi ilaçların doğum kontrol haplarını daha az etkili hale getirebileceği uyarısında bulunarak, kadınların implant veya rahim içi araç (RİA) gibi oral olmayan doğum kontrol yöntemleri kullanmalarını tavsiye ediyor.
Uzmanlar Ne Diyor?
Uzmanlar, beklenmedik gebeliklerin tek nedeninin ilaçlar olduğunun henüz kanıtlanmadığını vurguluyor. Cambridge Üniversitesi’nden metabolizma uzmanı Prof. Giles Yeo, milyonlarca kişinin zayıflama iğnesi kullandığı düşünüldüğünde, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda beklenmedik gebelik sayısının artmasının normal olduğunu söylüyor.
Imperial College London’da üreme endokrinolojisi araştırmacısı Dr. Channa Jayasena ise, “Obezite kadınlarda doğurganlığı azaltır. Bu nedenle, GLP-1 ilaçları alan obezite hastası kadınların hamile kalma olasılığı, kilo vermeden önceki hallerine göre daha yüksektir” diyerek durumu özetliyor.
Doç. Dr. Funda Göde de benzer şekilde, “Kilo kaybı sonrası hormonal denge sağlandığında, özellikle PCOS’ta yumurtlama düzeni hızla geri dönebilir. Bu durum gebelik isteyenler için olumlu görünse de korunma yöntemleri kullanılmadığında plansız gebelik riskini artırabilir” uyarısında bulunuyor.
İlaç Üreticisinden Açıklama
Ozempic’in üreticisi Novo Nordisk, “semaglutid” etken maddesinin gebelik döneminde kullanılmaması gerektiğini belirterek, hamilelik planlayan kadınların ilacı en az iki ay önceden bırakmasının tavsiye edildiğini açıkladı. Uzun süre etkili GLP-1 ilaçları, bırakıldıktan sonra vücutta ortalama 5-6 hafta aktif kalmaya devam ettiği için planlı gebelikten en az 2 ay önce kesilmesi uluslararası kılavuzlarda öneriliyor.
Şirket ayrıca Ozempic’teki etken maddelerin doğum kontrol haplarının emilimini anlamlı düzeyde azalttığına ilişkin bir bulguya rastlanmadığını ileri sürdü. Bununla birlikte, zayıflama iğneleri kullanan kişilerin diğer ilaçlarla olası etkileşimler konusunda doktorlarına bilgi vermeleri gerektiği vurgulandı.
Hamilelere ve Emzirenlere Uyarı
İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), hamileleri ve emzirme döneminde olan kadınları zayıflama iğnelerinden uzak durmaları konusunda uyardı. Kurum, ilacın bebekleri etkileyip etkilemeyeceğini bilmek için yeterli güvenlik verisi olmadığını kaydetti. “Bu ilaçları kullanırken hamile kalan herkes sağlık uzmanıyla konuşmalı ve ilacı mümkün olan en kısa sürede bırakmalı” ifadelerine yer verildi.
Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Uzmanlar, zayıflama iğneleri kullanan kadınların mutlaka prezervatif gibi ek korunma yöntemleri kullanmalarını öneriyor. Doç. Dr. Funda Göde, “Hekimlerin yönlendirmesiyle doğum kontrol haplarının etkisini azaltan ilaçları kullananlar, tedavinin başlangıcında ve her doz artışından sonra 4 hafta boyunca ek korunma yöntemleri tercih etmelidir” diyerek uyarıyor.
Özetle: Zayıflama iğnelerinin doğrudan hamile bıraktığına dair kesin bir bilimsel kanıt bulunmuyor. Ancak kilo kaybının doğurganlığı artırması ve ilaçların doğum kontrol haplarının etkisini azaltabilmesi, plansız gebelik riskini yükseltebiliyor. Bu nedenle uzmanlar, zayıflama iğnesi kullanan kadınların mutlaka doktorlarına danışarak ek korunma yöntemleri kullanmalarını tavsiye ediyor.
Sağlık
Restoran ve kafelerde “şeffaf menü” uygulaması zorunlu hale getiriliyor
FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber
Restoran ve kafelerde “şeffaf menü” uygulaması zorunlu hale getiriliyor
Tarih: 01 Temmuz 2026
Saat: 00:10

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, restoran ve kafelerde “şeffaf menü” uygulamasına geçişin zorunlu hale getirileceğini duyurdu. Artık sipariş verirken yemeklerin içindeki malzemeler, alerjenler ve kalori değerleri menülerde, dijital ekranlarda veya QR kodlarla tüketiciye sunulacak.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yeme-içme sektöründe tüketici haklarını korumaya yönelik önemli bir adım attı. Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, restoran ve kafelerde “şeffaf menü” uygulamasının zorunlu hale getirileceğini açıkladı.
Bakan Yumaklı paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Restoran ve kafelerde şeffaf menü uygulamasına geçişi zorunlu hale getiriyoruz. Artık sipariş verirken yemeğinizin içindeki malzemeleri, alerjenleri ve enerji (kalori) değerlerini menülerden, dijital ekranlardan veya QR kodlarla şeffafça görebileceksiniz. Sağlığınız ve kişisel tercihleriniz için en doğru seçimi yapabilmeniz adına denetim artık sizin de elinizde.”
Yeni düzenleme neler getiriyor?
Yeni uygulama ile birlikte tüketiciler, sipariş vermeden önce yiyecek ve içeceklerin içeriği hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olabilecek. Fiziksel menüler, dijital ekranlar veya QR kodlar aracılığıyla hayata geçirilecek sistem sayesinde:
· Yemeklerin içindeki tüm malzemeler
· Alerjen bilgileri
· Kalori (enerji) değerleri
tüketicilerin erişimine sunulacak.
Bakan Yumaklı, uygulamanın hayata geçirilmesindeki temel amacın, vatandaşların sofrasına gelen ürünün içeriğini bilmesinin en temel hak olduğu vurgusunu yaptı.
Denetimde vatandaşa aktif rol
Bakan Yumaklı, açıklamasında denetim sürecinde vatandaşın da aktif rol alacağının altını çizdi. “Denetim artık sizin de elinizde” diyen Yumaklı, tüketicilerin şeffaflık konusunda gözlemci ve denetleyici konumunda olacağını belirtti.
Uygulama ile birlikte içerik bilgisi almak için garsonlar üzerinden mutfağa iletilen soru trafiğinin de sona erdirilmesi hedefleniyor.
Geçiş süreci
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilen yeni düzenleme ile restoran ve kafelerde “şeffaf menü” dönemi resmen başlıyor. İşletmelere 1 Temmuz’a kadar hazırlıklarını tamamlama süresi verildiği belirtiliyor.
-
Gündem4 gün önceÇanakkale’de Dehşet: Eşini 50 Bıçak Darbesiyle Yaralayan Doktor Tutuklu, “Tahliyemi İstiyorum” Dedi
-
Son Dakika1 hafta önceBüyükada Viranbağ Plajı’nda Yangın Paniği
-
Gündem1 hafta önceMersin’de dehşet anları: Erkek arkadaşı tarafından yerde sürüklenip araca bindirilen kadını başka bir kadın kurtardı
-
Gündem2 gün önceKırklareli’nde Eski Koca Dehşeti! Parkta Silahlı Saldırı: Anne Katledildi, 4 Yaşındaki Kızı Ağır Yaralandı
-
Magazin3 gün önceECE İRTEM’İN ÖLÜM NEDENİ ORTAYA ÇIKTI: KANINDA 395 MG/DL ALKOL ÇIKTI
-
Gündem1 hafta önceÇatalca’da Korkunç Olay: Boşanma Aşamasındaki Kadın Millet Bahçesi’nde Boğazından Bıçaklandı
-
Ekonomi1 hafta önceALTINDA FED RÜZGARI! Haftalık Kayıplar Silindi, Yatırımcı Yüzde 5 Kazandı
-
Ekonomi1 hafta önceEn düşük emekli aylığının artırılmasına ilişkin teklif TBMM’ye sunulacak
