Sağlık
Yaz Aylarında Vücut Sağlığını Korumak: Doğru Bilinen 5 Hata
Yaz Aylarında Vücut Sağlığını Korumak: Doğru Bilinen 5 Hata
Yayın Tarihi: 27 Haziran 2026, 01 :15
FatihDoğanMedya

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan sıcaklıklar, değişen beslenme düzeni ve tatil telaşı sağlığımızı tehdit eden riskleri de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, sıcak havalarda vücut sağlığını korumak için yapılan bazı hataların sandığımızdan daha ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. İşte yaz aylarında doğru bilinen ve sıklıkla yapılan 5 önemli hata…
1. Susamayı Bekleyerek Su İçmek
Yaz aylarında en sık yapılan hataların başında susamayı bekleyerek su içmek geliyor. Vücut susuz kaldığında susama hissi devreye girer ancak bu, vücudun zaten su kaybına uğradığının bir işaretidir. Uzmanlar, susama hissi oluşmadan düzenli aralıklarla su tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.
Yetersiz sıvı alımı halsizlik, baş ağrısı, dikkat dağınıklığı ve ödem gibi sorunlara zemin hazırlayabilir. Sıcak havalarda terleme yoluyla vücuttan daha fazla su ve mineral kaybı yaşanır. Bu nedenle gün içerisinde susamayı beklemeden, düzenli aralıklarla su içmek hayati önem taşır. Uzman Diyetisyen Meltem Tombul, yaz aylarında 2,5-3 litre su tüketiminin altına inilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Uzman Görüşü: Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kafeinli içeceklerin suyun yerini tutmadığını vurgulayarak, “Su içmek elzemdir. Eğer sade su içmeyi sevmiyorsanız içine dilimlenmiş meyveler ekleyerek tüketebilirsiniz” diyor. Uzman Diyetisyen Asya Naz Al ise “Yazın beslenme düzeni vücuttaki su ve elektrolit dengesini korumaya yönelik olmalıdır” uyarısında bulunuyor.
2. Geç Saatte Yemek Yeme Alışkanlığı
Yazın günlerin uzamasıyla birlikte akşam yemek saatleri giderek geç saatlere kayıyor. Uzman Diyetisyen Meltem Tombul’a göre, geç saatte yemek yeme alışkanlığı yaz aylarında kilo alımının en önemli nedenlerinden biri.
Vücudun biyolojik bir saati vardır ve metabolizma belirli saatlerde en çok enerji harcar. Geç saatlerde alınan besinler, vücut tarafından depolanmaya yönlendirilir ve bu da özellikle alt karın bölgesinde yağlanmaya neden olur. Uzmanlar, uykuya geçmeden en az 4 saat önce yemek yemenin sonlandırılmasını ve uyku saatinin 23.30’u geçmemesini öneriyor.
Uzman Görüşü: İç hastalıkları uzmanları, yaz aylarında güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerinde özellikle yaşlılar, çocuklar, gebeler ve kronik hastalığı olanların dışarı çıkmamalarını önerirken; beslenme uzmanları bu dönemlerde su tüketimine odaklanılmasını, hafif ve sulu besinlerin tercih edilmesini tavsiye ediyor.
3. En Sıcak Saatlerde Egzersiz Yapmak
Sağlıklı bir yaşam için egzersiz yapmak elbette önemli ancak yaz aylarında en sıcak saatlerde spor yapmak ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor. Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşe çıkmak ve bu saatlerde egzersiz yapmak oldukça tehlikeli.
Sıcak ve nemli havada yapılan egzersizler vücut sıcaklığının daha da artmasına neden olabilir. Bu durumda vücut kendini soğutmak için terlemeye başlar ancak aşırı terleme ile birlikte ciddi sıvı ve mineral kaybı yaşanır. Uzmanlar, yaz aylarında egzersiz saatlerinin sabah erken veya akşam serin saatlere kaydırılması gerektiğini vurguluyor.
Uzman Görüşü: Spor hekimliği uzmanları, yaz aylarında egzersiz yaparken sabah erken veya akşam serin saatlerin tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca sporcuların egzersiz öncesi, sırası ve sonrasında düzenli olarak su içmesi hayati önem taşıyor.
4. Güneş Kremi Kullanımındaki Yanlışlar
Güneş koruyucu krem kullanmak yaz aylarının olmazsa olmazı ancak yanlış güneş kremi kullanımı cilt sağlığını tehdit eden önemli bir hata. En sık yapılan hataların başında yeterli miktarda ürün kullanmamak geliyor. Dermatologlar, yüz için yaklaşık bir çay kaşığı güneş kremi kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Bir diğer yaygın hata ise güneş kremini yalnızca yaz aylarında kullanmak. UV ışınları yazın olduğu kadar kışın da cilde zarar verir. Ayrıca güneş koruyucunun her 2-3 saatte bir yenilenmesi gerektiği unutulmamalı. Güneş kremini aracın içinde veya doğrudan güneş altında bırakmak da ürünün koruyucu etkisini yok eden bir diğer hatadır.
Uzman Görüşü: Dermatologlar, güneş kremi seçerken geniş spektrumlu, en az SPF 30 koruma faktörüne sahip ürünleri tercih etmenizi öneriyor. Uzmanlar ayrıca güneş kreminin sadece yaz aylarında değil, kış aylarında da kullanılması gerektiğinin altını çiziyor.
5. Klima Kullanımını Abartmak
Sıcak yaz günlerinin vazgeçilmezi klima, bilinçsiz kullanıldığında sağlığımızı tehdit eden en büyük risklerden biri haline geliyor. Klimanın önünde uzun süre durmak veya klimayla uyumak kas, boyun ve sırt ağrıları, eklem tutulmaları, boğaz enfeksiyonu, sinüzit, alerji hatta zatürre gibi ciddi hastalıklara davetiye çıkarıyor.
Ani sıcaklık değişimleri solunum yolu rahatsızlıklarına ve alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Klima kullanırken ortam sıcaklığının dış ortam sıcaklığı ile arasındaki farkın 7-8 dereceyi geçmemesine dikkat edilmeli ve doğrudan hava akımına maruz kalınmamalıdır.
Uzman Görüşü: Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Pınar Yıldız, doğru klima kullanımı konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. “Dış ortam ile iç ortam arasındaki sıcaklık farkı 6-8°C’yi geçmemeli” diyen Doç. Dr. Yıldız, klima üfleme yönünün doğrudan insana değil, tavana veya yan duvarlara doğru ayarlanması gerektiğini ifade ediyor. Çocuk ve yaşlılar için 23-26°C aralığının en güvenli seçenek olduğunu belirten uzman, klimaların uzun süreli kullanımında filtrede bakteri ve küf birikimi olabileceğini ve bunun ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabileceğini vurguluyor. Ayrıca bakımsız klimaların Lejyoner Hastalığı riskini beraberinde getirdiği uyarısında bulunuy
Yaz aylarında sağlıklı ve zinde kalmanın yolu, doğru bilinen bu yanlışlardan uzak durmaktan geçiyor. Unutmayın, sağlığınızı korumak için küçük önlemler büyük farklar yaratır.
Sağlık
Evde Sağlık ve Palyatif Bakımda Yeni Dönem: Resmi Gazete’de Yayımlandı
Evde Sağlık ve Palyatif Bakımda Yeni Dönem: Resmi Gazete’de Yayımlandı
23 Haziran 2026 | 03:30

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik”, 23 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile Türkiye’de evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinde köklü bir değişim başlıyor.
Kronik hastalar artık evinde tedavi görecek
Yeni yönetmelikle birlikte, yaşamı tehdit eden, kronik veya ilerleyici hastalığı olan palyatif bakım hastalarının tedavileri, hastaneye yatış gerekmiyorsa artık ev ortamında kesintisiz sürdürülebilecek.
Hastanelerde tedavi planı oluşturulan ve ilk tıbbi uygulaması başarıyla gerçekleştirilen hastalar, hekim onayı alındığı takdirde sonraki tedavi süreçlerini kendi evlerinde sağlık personeli eşliğinde devam ettirebilecek. Özellikle kardiyovasküler, nörolojik ve ileri evre kronik rahatsızlıkları bulunan bireyler, konfor alanlarından ayrılmadan tedavi olma imkanına kavuşacak.
Evde verilecek hizmetler neler?
Yönetmeliğe göre evde sunulacak sağlık hizmetleri şöyle sıralanıyor:
· Yara ve yanık bakımı ile medikal sonda uygulamaları
· Tüm tetkiklerin evde alınması ve laboratuvar değerlendirmeleri
· Mama, ilaç ve tıbbi bez raporlarının evden yenilenmesi
· Reçetelerin düzenlenmesi ve uygun görülen girişimsel işlemler
Bütünleşik sağlık modeli geliyor
Yeni düzenleme, tıbbi bakımın kesintisizliğini esas alan bütünleşik bir hizmet modelini hayata geçiriyor. Evde sağlık, palyatif bakım, aile hekimliği ve yataklı tedavi hizmetleri tek bir çatı altında birleştiriliyor.
Evde Sağlık Yönetim Sistemi (ESYS) merkezli olarak; Aile Hekimliği (AHBS), Hastane (HBYS) ve Uzaktan Hasta Değerlendirme (UHDS) sistemleri birbirine bağlanacak. Bu entegrasyon sayesinde hasta verileri anlık olarak tüm sağlık kurumlarıyla paylaşılabilecek.
Başvurular artık çok daha kolay
Evde sağlık hizmeti başvuruları artık ESHİM (444 3833) ve Bakanlığın diğer dijital kanalları üzerinden çok daha kolay yapılabilecek. Sistemde bürokrasiyi azaltmak adına ilk kez yapılan evde sağlık başvuruları, doğrudan aile hekimine düşecek.
Yönetmeliğin kapsamı geniş
Yönetmelik; Sağlık Bakanlığı, üniversiteler, belediyeler ve özel sağlık kuruluşlarındaki palyatif bakım hizmetleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında sunulan evde sağlık hizmetlerini kapsıyor.
Yönetmelikte ayrıca ESKOM (Evde Sağlık Koordinasyon Merkezi) ve YAŞAM (Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri) gibi yeni birimler tanımlanarak, yaşlı bireylerin evde sağlık ihtiyaçlarının belirlenmesi ve izlenmesi hedefleniyor.
Uyum süreci 1 yıl
Halihazırda faaliyet gösteren evde sağlık ve palyatif bakım birimlerinin, yeni yönetmelik hükümlerine en geç 1 yıl içinde uyum sağlaması gerekecek.
Magazin
Yüzüne Çivi Gibi İğneler Batırdı! Gülben Ergen’in Son Hali Görenleri Şaşkına Çevirdi
Yüzüne Çivi Gibi İğneler Batırdı! Gülben Ergen’in Son Hali Görenleri Şaşkına Çevirdi
Tarih: 11 Haziran 2026, Perşembe
Yayın Saati: 14:20

Ünlü şarkıcı Gülben Ergen, bayram tatilinde Güney Kore’ye gitti. Hem kültürel geziler yapıp hem de geleneksel tıp yöntemlerini deneyimleyen Ergen, akupunktur seanslarını sosyal medyadan paylaştı. Yüzüne ve sırtına çivi gibi iğneler batırılan ünlü ismin son hali takipçilerinden tam not aldı.
Gülben Ergen, tatilini Güney Kore’de geçirdi.
Geleneksel Kore tıbbının önemli bir parçası olan akupunkturu deneyimledi.
Yüzüne ve sırtına uzun iğneler batırılan Ergen’in paylaşımlarına “Şifa olsun” yorumları yağdı.
Ünlü isim, “Akupunkturlu, sağlıklı, incelmeli bir tatil oldu” dedi.

GÜNEY KORE’DE GELENEKSEL TIP MOLASI
Bayram tatilini farklı bir rotaya taşıyan Gülben Ergen, soluğu Güney Kore’de aldı. Ünlü şarkıcı, burada sadece gezmekle kalmadı; aynı zamanda geleneksel Kore tıbbı ile de tanıştı.
Uzak Doğu kültürüne ve sağlık yöntemlerine ilgi duyduğu bilinen Ergen, tatilinin bir bölümünü akupunktur tedavisi alarak geçirdi.

YÜZÜNE VE SIRTINA ONLARCA İĞNE
Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla gündeme oturan Gülben Ergen, yüz bölgesine ve sırtına uzun iğneler batırıldığı anları takipçileriyle paylaştı.
Fotoğraf ve videolarda, ünlü ismin yüzünde ve sırtında çiviye benzeyen iğnelerin olduğu görüldü. Ergen’in bu görüntüleri, kısa sürede binlerce beğeni ve yorum aldı.
“Akupunkturlu, sağlıklı, incelmeli bir tatil oldu.”
— Gülben Ergen

TAKİPÇİLERİNDEN “ŞİFA OLSUN” YORUMLARI
Gülben Ergen’in paylaşımlarına kısa sürede çok sayıda yorum geldi. Takipçileri, ünlü şarkıcıya “Şifa olsun”, “Yüzünüze huzur yansımış” gibi mesajlar gönderdi.
Özellikle kadın takipçilerin akupunktur hakkında meraklı sorular sorması dikkat çekti. Ergen’in tatilini hem dinlenerek hem de sağlığına yatırım yaparak geçirmesi beğeni topladı.
AKUPUNKTUR NEDİR VE NE İŞE YARAR?
Akupunktur, özellikle Çin ve Kore tıbbında yüzyıllardır uygulanan bir tedavi yöntemidir. Vücuttaki belirli noktalara ince iğneler batırılarak enerji akışının düzenlenmesi hedeflenir.
Baş ağrısından kronik yorgunluğa, stres yönetiminden cilt gençleştirmeye kadar birçok alanda kullanılır. Gülben Ergen’in tercih ettiği bu yöntem, son yıllarda ünlüler arasında da oldukça popüler hale geldi.
Sağlık
Japonya’da Şişmanlamak Yasaklandı! Metabo Yasası ile Vatandaşların Bel Ölçüsü Artık Devlet Kontrolünde
Japonya’da Şişmanlamak Yasaklandı! Metabo Yasası ile Vatandaşların Bel Ölçüsü Artık Devlet Kontrolünde
Tarih: 11 Haziran 2026
Saat: 15:15

Middle-aged woman eating in the living room
Japonya, dünyada eşi benzeri olmayan bir sağlık yasasını 2008’den bu yana kararlılıkla uyguluyor. “Metabo Yasası” olarak bilinen düzenleme kapsamında, 40-74 yaş arasındaki yaklaşık 56 milyon vatandaşın bel çevresi her yıl ölçülüyor. Erkekler için 85, kadınlar için 90 santimetre olarak belirlenen sınırı aşanlar devlet destekli diyet ve egzersiz programlarına yönlendirilirken, asıl büyük yaptırım iş dünyasına kesiliyor.
Bir ülkede bel ölçünüzün devlet tarafından düzenli olarak takip edildiğini hayal edin. Kulağa distopik bir film senaryosu gibi gelse de, Japonya’da bu senaryo 2008 yılından bu yana “Metabo Yasası” (Metabolic Syndrome Countermeasures Act) ile hayata geçirilmiş durumda.

Asian woman checking diet results
Dünyanın en uzun ömürlü ve en düşük obezite oranına sahip toplumlarından biri olan Japonya, bu yasayla obeziteyle mücadeleyi kişisel bir tercih olmaktan çıkarıp katı bir devlet politikası haline getirdi. Peki bu ilginç yasa tam olarak nasıl işliyor ve amaçladığı hedeflere ulaşabiliyor mu? İşte tüm detaylarıyla “Metabo Yasası”.
Mezurayla Gelen Yasal Zorunluluk: Her Yıl Düzenli Ölçüm Şart
Metabo Yasası’nın en dikkat çekici yanı, belirli bir yaş grubunu doğrudan hedef alması. Ülke genelinde 40 ile 74 yaş arasındaki tüm vatandaşların bel çevresinin her yıl düzenli şekilde ölçülmesi yasal bir zorunluluk taşıyor. Bu ölçümler, işverenler ve yerel yönetimler tarafından gerçekleştiriliyor.

Asian young woman training in the gym
Sağlık yetkililerinin belirlediği standartlar oldukça net:
· Erkekler için üst sınır: 85 santimetre
· Kadınlar için üst sınır: 90 santimetre
Bu sınırların aşıldığı tespit edildiğinde bireyler doğrudan para cezası ödemiyor. Bunun yerine, sınırı aşan vatandaşlar devlet destekli zorunlu diyet programlarına, egzersiz seanslarına ve sağlık danışmanlıklarına yönlendiriliyor. Ölçümlerde başarısız olan kişilere üç ay boyunca danışmanlık hizmeti veriliyor.
Önemli Not: Metabo Yasası’nın bireyleri doğrudan cezalandıran bir düzenleme olmadığını belirtmek gerekir. Yasa, kişilere kilo verdirmekten ziyade, metabolik sendrom riskini erken aşamada tespit ederek önlemeyi hedefliyor.

attractive japanese woman stretching in the living room
Şirketleri İflas Ettirebilecek Dev Cezalar
Sistemin asıl büyük ve acımasız yaptırımı ise iş dünyasına kesiliyor. Çalışanlarının belirli bir oranını hedeflenen kilo ve bel sınırına çekemeyen şirketler, devlete milyonlarca dolarlık cezalar ödemek zorunda kalıyor.
Örneğin, Japonya’nın en büyük bilgisayar üreticilerinden NEC, çalışanlarının bel ölçüsü hedeflerini tutturamadığı için 19 milyon dolara (yaklaşık 550 milyon TL) kadar ceza ile karşı karşıya kalabileceğini duyurmuştu. Bu cezalar o kadar caydırıcı ki, günümüzde bazı şirketler mesai saatleri içine mecburi spor molaları ekliyor.
Birçok Japon firması, çalışanlarının sağlıklı kalmasını teşvik etmek için diyet eğitim seminerleri, fitness dersleri ve grup spor aktiviteleri gibi programlar hayata geçirdi. Hatta bazı şirketler, kilo veren çalışanlarına ödüller ve seyahat imkanları sunuyor. Bu sistemin arkasındaki mantık, sağlıklı çalışanların daha az hastalık izni kullandığı, daha yüksek performans gösterdiği ve işverene bağlılıklarının daha uzun sürdüğü gerçeğine dayanıyor.

Beautiful and healthy Asian-aged woman eating healthy green salad with chicken breast in her dining room. Healthy and wellbeing lifestyle.
Peki Japonya Neden Böyle Bir Yasaya İhtiyaç Duydu?
Bu radikal uygulamanın temelinde devasa bir ekonomik ve demografik endişe yatıyor. Nüfusu hızla yaşlanan Japonya, artan sağlık harcamalarının ekonomiyi çıkmaza sürüklemesinden korkuyor.
Ülkenin yaşlı nüfus oranı %30 ile dünyanın en yüksek seviyelerinden birinde. Artan yaşlı nüfus, beraberinde diyabet, kalp hastalıkları ve hipertansiyon gibi kronik rahatsızlıkları da getiriyor. Japonya yönetimi, bu hastalıkların tedavi maliyetlerinin önlenmesinin, tedavi edilmesinden çok daha düşük olduğunu hesaplayarak harekete geçti.
Metabo Yasası ile hedeflenen, diyabet ve kalp hastalıkları gibi sorunların erkenden önlenmesi ve böylece ülkenin sağlık harcamalarının kontrol altına alınması. Yasayla 2015 yılına kadar obezite oranlarının %25 oranında azaltılması hedeflenmişti.
Yasayı Savunanlar ve Eleştirenler
Yasanın uygulanmaya başlamasının üzerinden 18 yıl geçti. Peki sonuçlar nasıl?
Savunanlar yasanın olumlu etkilerine dikkat çekiyor:
· Yaşlı nüfusta obezite oranları stabilize oldu. Yapılan araştırmalar, yaşlı Japonlar arasında obezite oranlarının sabitlendiğini gösteriyor.
· Metabolik sendrom prevalansı azaldı. Metabo Yasası, metabolik sendromun yaygınlığını azaltmayı başardı.
· Toplumsal farkındalık arttı. Vatandaşların sağlık konularında daha bilinçli hale geldiği ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını daha açık şekilde tartıştığı gözlemlendi.
· Japonya’nın kolektivist kültürü yasaya uyumu kolaylaştırdı. Araştırmalar, yasanın başarısının büyük ölçüde Japonların toplum yararını bireysel özgürlüklerin önüne koyan kolektivist yapısı sayesinde mümkün olduğunu ortaya koyuyor.
Eleştirenler ise yasanın bazı sorunlu yönlerine dikkat çekiyor:
· Aşırı müdahaleci bulunuyor. Eleştirmenler, yasanın “devletin bireyin özel hayatına müdahalesi” olduğunu savunuyor.
· Vücut utandırmayı teşvik edebilir. Bazıları, yasanın bireyleri vücut şekilleri üzerinden damgalama riski taşıdığını belirtiyor.
· Standartlar herkes için uygun olmayabilir. Yasanın herkes için aynı beden standartlarını dayatması eleştiriliyor.
Ancak ilginç olan, Japon vatandaşlarının büyük çoğunluğunun bu yasayı kişisel bir özgürlük ihlali olarak görmek yerine, toplumsal bir sağlık sorumluluğu olarak kabul etmesi.
Metabo Yasası Türkiye’de Uygulanabilir mi?
Bu sorunun kısa yanıtı: Şu an için mümkün görünmüyor.
Uzmanlar, Metabo Yasası’nın başarısının ardında yatan temel faktörlerin, Japonya’ya özgü yapısal ve kültürel özellikler olduğunu vurguluyor:
· Entegre sağlık sistemi: Japonya, ulusal kapsama sahip güçlü bir sağlık sigortası sistemine sahip.
· Kolektivist kültür: Bireylerin toplum sağlığı için kişisel alışkanlıklarını değiştirmeye daha açık olması.
· Düşük taban obezite oranı: Japonya zaten dünyanın en düşük obezite oranına sahip ülkelerinden biri.
Türkiye gibi farklı kültürel ve kurumsal yapılara sahip ülkelerin, Metabo Yasası’nı birebir uygulaması beklenmese de, ulusal tarama sistemleri kurma, düzenlemeleri güçlendirme ve kurumsal teşvikler geliştirme konularında Japonya’nın deneyimlerinden ilham alması mümkün.
Sonuç: Distopya mı, Akıllı Politika mı?
Japonya’nın Metabo Yasası, ilk bakışta insan haklarına aykırı gibi görünse de, detaylı incelendiğinde aslında önleyici sağlık hizmetleri konusunda dünyaya örnek olabilecek bir model olduğu ortaya çıkıyor. Yasa, bireyleri cezalandırmak yerine, sistemin tüm paydaşlarını (birey, işveren, yerel yönetim) sağlıklı yaşam konusunda sorumluluk almaya teşvik ediyor.
Üstelik sonuçlar da kendini göstermeye başladı: Japonya halen dünyanın en düşük obezite oranına ve en yüksek yaşam beklentisine sahip ülkelerinden biri konumunda. Metabo Yasası’nın bu tabloda payı büyük.
Önümüzdeki yıllarda, sağlık harcamalarının giderek arttığı bir dünyada, diğer ülkelerin de Japonya’nın bu “sıra dışı” deneyiminden ders çıkarması kaçınılmaz görünüyor.
-
Gündem2 gün önceKartal’da Dehşet: Kiracısıyla Kavga Eden Ev Sahibi Bıçaklandı, Hayatını Kaybetti
-
Gündem3 gün önceOrdu’da Korkunç Cinayet: Tartıştığı Eşini Manavda Bıçaklayarak Öldürdü, Bir Kişiyi de Ağır Yaraladı
-
Gündem3 gün önceEski eşi tarafından boğulan Hanım’ın ağabeyi: Biri, birine mesaj attı diye adam mı öldürülür
-
Spor1 hafta önceSON DAKİKA: Meydanlarda Toplu Maç İzlemeye Yasak Geldi! İşte Detaylar
-
Ekonomi1 hafta önceHALKALI-İSTANBUL HAVALİMANI METRO HATTI AÇILDI: 30 DAKİKADA HAVALİMANI’NA ULAŞIM
-
Gündem2 gün önceKüçükçekmece’de Kurye Kılığında Kanlı Saldırı: ‘Evrak İmzalaman Gerekiyor’ Dediler, Kurşun Yağdırdılar
-
Ekonomi5 gün önceOTİS’ten Afyonkarahisar’da Sendikalı İşçi İçin Eylem: “KYK Yurdunda İş Sağlığı Mücadelesi Ceza Oldu”
-
Teknoloji1 hafta önceSpotify, İstanbul’da ofis açtı
