Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Sağlık

Evde Sağlık ve Palyatif Bakımda Yeni Dönem: Resmi Gazete’de Yayımlandı

Yayımlandı

üzerinde

Evde Sağlık ve Palyatif Bakımda Yeni Dönem: Resmi Gazete’de Yayımlandı

23 Haziran 2026 | 03:30

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik”, 23 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile Türkiye’de evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinde köklü bir değişim başlıyor.

 Kronik hastalar artık evinde tedavi görecek

Yeni yönetmelikle birlikte, yaşamı tehdit eden, kronik veya ilerleyici hastalığı olan palyatif bakım hastalarının tedavileri, hastaneye yatış gerekmiyorsa artık ev ortamında kesintisiz sürdürülebilecek.

Hastanelerde tedavi planı oluşturulan ve ilk tıbbi uygulaması başarıyla gerçekleştirilen hastalar, hekim onayı alındığı takdirde sonraki tedavi süreçlerini kendi evlerinde sağlık personeli eşliğinde devam ettirebilecek. Özellikle kardiyovasküler, nörolojik ve ileri evre kronik rahatsızlıkları bulunan bireyler, konfor alanlarından ayrılmadan tedavi olma imkanına kavuşacak.

Reklam

Evde verilecek hizmetler neler?

Yönetmeliğe göre evde sunulacak sağlık hizmetleri şöyle sıralanıyor:

· Yara ve yanık bakımı ile medikal sonda uygulamaları
· Tüm tetkiklerin evde alınması ve laboratuvar değerlendirmeleri
· Mama, ilaç ve tıbbi bez raporlarının evden yenilenmesi
· Reçetelerin düzenlenmesi ve uygun görülen girişimsel işlemler

Bütünleşik sağlık modeli geliyor

Yeni düzenleme, tıbbi bakımın kesintisizliğini esas alan bütünleşik bir hizmet modelini hayata geçiriyor. Evde sağlık, palyatif bakım, aile hekimliği ve yataklı tedavi hizmetleri tek bir çatı altında birleştiriliyor.

Evde Sağlık Yönetim Sistemi (ESYS) merkezli olarak; Aile Hekimliği (AHBS), Hastane (HBYS) ve Uzaktan Hasta Değerlendirme (UHDS) sistemleri birbirine bağlanacak. Bu entegrasyon sayesinde hasta verileri anlık olarak tüm sağlık kurumlarıyla paylaşılabilecek.

Reklam

Başvurular artık çok daha kolay

Evde sağlık hizmeti başvuruları artık ESHİM (444 3833) ve Bakanlığın diğer dijital kanalları üzerinden çok daha kolay yapılabilecek. Sistemde bürokrasiyi azaltmak adına ilk kez yapılan evde sağlık başvuruları, doğrudan aile hekimine düşecek.

Yönetmeliğin kapsamı geniş

Yönetmelik; Sağlık Bakanlığı, üniversiteler, belediyeler ve özel sağlık kuruluşlarındaki palyatif bakım hizmetleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında sunulan evde sağlık hizmetlerini kapsıyor.

Yönetmelikte ayrıca ESKOM (Evde Sağlık Koordinasyon Merkezi) ve YAŞAM (Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri) gibi yeni birimler tanımlanarak, yaşlı bireylerin evde sağlık ihtiyaçlarının belirlenmesi ve izlenmesi hedefleniyor.

Uyum süreci 1 yıl

Halihazırda faaliyet gösteren evde sağlık ve palyatif bakım birimlerinin, yeni yönetmelik hükümlerine en geç 1 yıl içinde uyum sağlaması gerekecek.

Reklam
Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Üç farklı türde ağlıyoruz! Gözyaşının ardındaki gizli kimya: Soğan gözyaşı ile duygusal gözyaşı bilimsel olarak tamamen farklı!

Yayımlandı

üzerinde

Üç farklı türde ağlıyoruz! Gözyaşının ardındaki gizli kimya: Soğan gözyaşı ile duygusal gözyaşı bilimsel olarak tamamen farklı!

Yayın Tarihi: 26 Mart 2026.  17:45
Okuma Süresi: 3 dakika

FatihDoğanMedya Haber Merkezi 

Young woman wiping tears, expressing sadness and emotional distress

Ağladıktan sonra neden derin bir rahatlama hissederiz? Gözyaşlarımız sandığımızdan çok daha karmaşık bir kimyasal yapıya sahip. Üzüntü, mutluluk ya da soğan doğrarken akan gözyaşlarımız arasındaki farkı hiç merak ettiniz mi? Bilim insanları bu sorunun yanıtını veriyor: Gözyaşlarımız üç farklı türde salgılanıyor ve her birinin vücudumuzda bambaşka bir görevi var. İşte gözyaşının bilinmeyen dünyası…

Gözyaşı sadece su ve tuz değil!

İnsan bedeni adeta kusursuz bir kimya laboratuvarı gibi çalışıyor ve gözyaşlarımız da bu sistemin en gizemli üretimlerinden biri. Bilimsel analizler, gözümüzden akan yaşların yalnızca su ve tuzdan ibaret basit bir sıvı olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Vücudumuz bazal, refleks ve duygusal olmak üzere üç farklı türde gözyaşı üretiyor. Ortalama bir insan ömrü boyunca yaklaşık 60 ila 70 litre gözyaşı döküyor.

Peki bu üç tür gözyaşı birbirinden nasıl ayrılıyor? Her birinin kimyasal içeriği ve biyolojik işlevi tamamen farklı. İşte detaylar…

Reklam

Close Up Macro Shot of a Crying Eye. Young Beatiful Female with Natural Light Blue, Yellow and Brown Color Pigmentation on the Iris. Mascara is Applied to Eyelashes. Tears are Flowing Down.

Bazal gözyaşı: Gözün görünmez koruyucusu

Gün içinde gözümüzü her kırptığımızda salgılanan bazal gözyaşı, göz yüzeyini nemli tutan koruyucu bir kalkan görevi görüyor. Yağ, su ve mukus katmanlarından oluşan bu özel yapı, gözü dış etkenlere karşı sürekli temiz tutuyor ve enfeksiyon riskini azaltıyor. Farkında olmasak da bu gözyaşları sayesinde gözlerimiz sağlıklı kalıyor.

Housewife rubbing her watery tearful eyes cutting spicy ingredients

Soğan gözyaşı bir savunma mekanizması

Mutfakta soğan doğrarken ya da dumanlı bir ortamda gözlerin yaşarması hiç tesadüf değil. Bu durum refleks gözyaşları olarak adlandırılıyor. Gözü tahriş eden maddelere karşı vücudun verdiği anında bir tepki olan refleks gözyaşları, saniyeler içinde salgılanıyor.

Peki soğan neden ağlatır? Soğandaki sülfür bileşikleri göze temas ettiğinde beyin tehlike sinyali alıyor ve gözü hızla yıkamak için bol miktarda sıvı pompalamaya başlıyor. Refleks gözyaşlarının içeriği bazal sıvılara kıyasla çok daha büyük oranda sudan oluşuyor. Amaç basit: zararlı maddeyi en kısa sürede uzaklaştırmak.

 

Duygusal gözyaşları: Doğal ağrı kesici

İşin en büyüleyici kısmı, yoğun hisler yaşadığımızda ortaya çıkan duygusal gözyaşlarında gizli. Araştırmacılar üzüntü, öfke veya aşırı mutluluk anında döktüğümüz gözyaşlarının kimyasal yapısını incelediğinde oldukça ilginç verilerle karşılaştı.

Duygusal gözyaşları, refleks yaşlarından çok daha fazla protein bazlı hormon içeriyor. Bu hormonların başında stresi dengeleyen adrenokortikotropik hormon ve vücudun kendi ürettiği doğal bir ağrı kesici olan lösin enkefalin geliyor. Yani ağladığımızda bedenimiz adeta kendi ilacını üretiyor. Bu yüzden gözyaşı döktükten sonra yaşanan o derin rahatlama hissi bir yanılgı değil; bedenin aşırı stres altında ürettiği toksinleri ve kimyasalları gözyaşı yoluyla dışarı atmasının doğal sonucu.

Reklam

İnsanı diğer canlılardan ayıran özellik

Duygusal nedenlerle ağlayabilen bilinen tek canlı türü insandır. Diğer memeliler acı çektiklerinde ses çıkarsalar da, karmaşık duyguları gözyaşlarıyla ifade etme yeteneğine yalnızca insan sahiptir. Bilim dünyası bu durumu, evrimsel süreçte insanların güçlü sosyal bağlar kurması ve empati yeteneğini geliştirmesiyle ilişkilendiriyor. Ağlamak yalnızca bir duygu ifadesi değil; aynı zamanda sosyal bir iletişim aracı.

Gözyaşı hakkında merak edilenler

Gözyaşı türleri arasındaki temel fark nedir?

Bazal gözyaşı gözü nemli tutar, refleks gözyaşı tahriş edicilere karşı savunma sağlar, duygusal gözyaşı ise stres hormonlarını ve toksinleri vücuttan atar.

Duygusal gözyaşı neden daha farklıdır?

Çünkü içerdiği protein bazlı hormonlar sayesinde stresi azaltır ve doğal bir ağrı kesici görevi görür.

Ağlamak gerçekten rahatlatır mı?

Evet. Araştırmalar, duygusal gözyaşlarının vücuttaki stres kimyasallarını uzaklaştırdığını ve rahatlama sağladığını gösteriyor.

Reklam
Okumaya Devam Et

Sağlık

KONGO’DA EBOLA SALGINI BÜYÜYOR: İKİ EYALETE DAHA SIÇRADI

Yayımlandı

üzerinde

KONGO’DA EBOLA SALGINI BÜYÜYOR: İKİ EYALETE DAHA SIÇRADI

13 Temmuz 2026. 13:15

REUTERS

Ölü sayısı 702’ye yükselirken, salgının gerçek boyutunun resmî verilerin 4 katı olabileceği uyarısı yapıldı.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) 15 Mayıs’ta ilan edilen Ebola salgını, kuzeydoğudaki iki eyalete daha sıçradı. Ülkenin kamu sağlığı enstitüsünün son raporuna göre, daha önce salgının görülmediği Haut-Uele ve Tshopo eyaletlerinde ilk kez vakalar tespit edildi.

Reklam

Resmî verilere göre ülke genelinde doğrulanmış vaka sayısı 1.926’ya, can kaybı ise 702’ye yükseldi. Tshopo’da dört vaka kaydedilirken, bunlardan ikisi ölümle sonuçlandı. Haut-Uele’de ise bir kişi hayatını kaybetti.

Salgın daha önce ağırlıklı olarak Ituri eyaletinde yoğunlaşmıştı; Kuzey Kivu ve Güney Kivu’da da vakalar görülüyordu. Yeni eyaletlerin raporlara dahil edilmesi, virüsün coğrafi olarak genişlediğinin en somut göstergesi oldu.

BAŞKENT KİSANGANİ RİSK ALTINDA

Tshopo’nun başkenti Kisangani, Kongo’nun en büyük şehirlerinden biri. Kentte tespit edilen vakalar, salgının kentsel alanlara yayılma potansiyeline ilişkin endişeleri artırdı. Haut-Uele ise Güney Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti ile sınır komşusu. Bu durum, virüsün komşu ülkelere sıçrama riskini de gündeme getiriyor.

Kongo Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsü, 11 Temmuz tarihli raporunda, “Mevcut araştırmalar, bu iki eyalette tespit edilen tüm vakaların Ituri’deki Niania bölgesinden ithal edildiğini gösterse de, bu iki eyaletin salgın bölgesi olarak kabul edilmesi gerekli ve uygundur” ifadelerine yer verdi.

Reklam

GERÇEK BOYUT ÇOK DAHA BÜYÜK OLABİLİR

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkilileri, salgının gerçek boyutunun resmî verilerin iki ila dört katı olabileceği uyarısında bulundu. Her beş yeni Ebola vakasından dördünün mevcut hastalarla bilinen bir bağlantısının bulunmaması, virüsün toplum içinde fark edilmeden yayıldığına işaret ediyor.

Ebola, enfekte kişi veya hayvanların vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşan, çoğunlukla ölümcül seyreden bir viral hastalık. Yüksek ateş, kusma ve iç-dış kanamalar en bilinen belirtileri arasında yer alıyor.

Kongo yönetimi, salgının kontrol altına alınması için temas takibi ve kısıtlama önlemlerini genişletirken, uluslararası sağlık örgütleri bölgeye ek destek gönderme hazırlığında.


Reklam

Fatih Doğan Medya

Fatih Doğan Medya
Hızlı • Tarafsız • Güvenilir Haber

Türkiye ve dünyadan en güncel gelişmeleri en hızlı, doğru ve tarafsız şekilde sizlere ulaştırıyoruz.

Gündemi kaçırmamak için resmi sosyal medya hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.


𝕏 X (Twitter)

Reklam


📘 Facebook


📷 Instagram

Fatih Doğan Medya

Reklam

Doğru Haber • Güvenilir Kaynak • Tarafsız Yayıncılık

 

© 2026 Fatih Doğan Medya. Tüm hakları saklıdır.

Reklam
Okumaya Devam Et

Sağlık

Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor

Yayımlandı

üzerinde

Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor

Haber Tarihi: 4 Temmuz 2026
Yayın Saati: 02:30

ANKA 


ANKARA – Sağlık alanında iki önemli düzenleme birden Resmi Gazete’de yayımlandı. Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara müjde niteliğindeki Cumhurbaşkanı Kararı ile tedavi gören en fazla 1 milyon hastaya, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz ilaç desteği sağlanacak. Aynı gün yürürlüğe giren Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile de koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetlerinin sunulacağı esenlik merkezleri ve üniteleri kurulacak.

Sigara Bırakma Tedavisinde Yeni Dönem

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na göre, sigarayı bırakma tedavisi alan hastalar, sayıları 1 milyonu geçmemek şartıyla ve herhangi bir sosyal güvencelerinin olup olmadığına bakılmaksızın, Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilen ilaçlardan ücretsiz faydalanabilecek.

Düzenleme kapsamında hastalara; Nikotin Replasman Preparatları ile Bupropion HCl, Vareniklin ve Sitizin içerikli ilaçlar, tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri aracılığıyla ulaştırılacak. Söz konusu ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına dağıtılacak. Kararın uygulanmasından Sağlık Bakanı sorumlu olacak.

Reklam

Uzmanlar, bu adımın Türkiye’de tütün bağımlılığıyla mücadelede önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Sigarayı bırakmak isteyen ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi olamayan binlerce vatandaşın bu destekten yararlanması bekleniyor.

Esenlik Merkezleri ile Sağlıklı Yaşam Hizmetleri Yaygınlaşıyor

Aynı gün Resmi Gazete’de yayımlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile tedavi amacı taşımayan koruyucu, geliştirici, destekleyici ve rehabilite edici sağlıklı yaşam hizmetleri için yeni bir model oluşturuldu. Bireylerin bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik halini geliştirmeye yönelik bu hizmetler, “esenlik merkezi” veya “esenlik ünitesi” adı altında sunulacak.

Merkezler Nerede Açılacak?

Esenlik merkezleri ve üniteleri; konaklama tesisleri, yaşlı bakım merkezleri, engelli bakım merkezleri ve spor kulüpleri bünyesinde açılabileceği gibi müstakil binalarda da faaliyet gösterebilecek. Müstakil olarak açılacak merkezlerin en az 500 metrekare, ünitelerin ise en az 300 metrekare kapalı alana sahip olması gerekecek. Ruhsatlandırma işlemleri il sağlık müdürlükleri tarafından yapılacak.

Hangi Hizmetler Sunulacak?

Esenlik merkezlerinde sunulacak uygulamalar, bireyin yaşı, genel sağlık durumu, yaşam tarzı ve risk faktörleri dikkate alınarak kişiye özel planlanabilecek. Yönetmelik kapsamında sunulacak hizmetler arasında şunlar yer alıyor:

Reklam

· Dil ve konuşma terapisi
· Egzersiz ve fiziksel aktivite hizmetleri
· Çamur terapisi
· Fizyoterapi hizmetleri
· Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları (GETAT)
· Psikolojik destek hizmetleri
· Deniz suyu ve deniz kaynaklı tedavi yöntemleri
· Hiperbarik oksijen tedavisi
· Rehabilitasyon hizmetleri
· Sanat terapileri
· Güneş terapisi
· Termal sağlık terapileri (kaplıca)
· Tuz terapisi

Hekim Zorunluluğu ve Güvenlik Önlemleri

Esenlik merkezlerinde tam zamanlı hekim bulunması zorunlu olacak ve hekimlerden biri merkezin sorumlu hekimi olarak görev yapacak. Olası acil durumlar için merkezler, bir hastane veya tıp merkeziyle iş birliği içinde çalışacak ve bünyelerinde acil müdahale odası bulunduracak. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri ise hizmet alımı yoluyla sağlanabilecek.

Sağlık Turizmine Katkı Hedefleniyor

Yeni modelle, dünyada giderek yaygınlaşan “sağlıklı ve kaliteli yaş alma” (longevity) uygulamalarının Türkiye’ye kazandırılması ve bu alanda sağlık turizmi hizmetlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Yetkililer, Türkiye’nin termal kaynaklar ve doğal güzelliklerle birleşen bu yeni hizmet modeliyle sağlık turizminde önemli bir çekim merkezi haline gelebileceğini belirtiyor.

Reklam
Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar