Sağlık
Yaz Aylarında Vücut Sağlığını Korumak: Doğru Bilinen 5 Hata

Yaz Aylarında Vücut Sağlığını Korumak: Doğru Bilinen 5 Hata
Yayın Tarihi: 27 Haziran 2026, 01 :15
FatihDoğanMedya

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan sıcaklıklar, değişen beslenme düzeni ve tatil telaşı sağlığımızı tehdit eden riskleri de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, sıcak havalarda vücut sağlığını korumak için yapılan bazı hataların sandığımızdan daha ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. İşte yaz aylarında doğru bilinen ve sıklıkla yapılan 5 önemli hata…
1. Susamayı Bekleyerek Su İçmek
Yaz aylarında en sık yapılan hataların başında susamayı bekleyerek su içmek geliyor. Vücut susuz kaldığında susama hissi devreye girer ancak bu, vücudun zaten su kaybına uğradığının bir işaretidir. Uzmanlar, susama hissi oluşmadan düzenli aralıklarla su tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.
Yetersiz sıvı alımı halsizlik, baş ağrısı, dikkat dağınıklığı ve ödem gibi sorunlara zemin hazırlayabilir. Sıcak havalarda terleme yoluyla vücuttan daha fazla su ve mineral kaybı yaşanır. Bu nedenle gün içerisinde susamayı beklemeden, düzenli aralıklarla su içmek hayati önem taşır. Uzman Diyetisyen Meltem Tombul, yaz aylarında 2,5-3 litre su tüketiminin altına inilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Uzman Görüşü: Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kafeinli içeceklerin suyun yerini tutmadığını vurgulayarak, “Su içmek elzemdir. Eğer sade su içmeyi sevmiyorsanız içine dilimlenmiş meyveler ekleyerek tüketebilirsiniz” diyor. Uzman Diyetisyen Asya Naz Al ise “Yazın beslenme düzeni vücuttaki su ve elektrolit dengesini korumaya yönelik olmalıdır” uyarısında bulunuyor.
2. Geç Saatte Yemek Yeme Alışkanlığı
Yazın günlerin uzamasıyla birlikte akşam yemek saatleri giderek geç saatlere kayıyor. Uzman Diyetisyen Meltem Tombul’a göre, geç saatte yemek yeme alışkanlığı yaz aylarında kilo alımının en önemli nedenlerinden biri.
Vücudun biyolojik bir saati vardır ve metabolizma belirli saatlerde en çok enerji harcar. Geç saatlerde alınan besinler, vücut tarafından depolanmaya yönlendirilir ve bu da özellikle alt karın bölgesinde yağlanmaya neden olur. Uzmanlar, uykuya geçmeden en az 4 saat önce yemek yemenin sonlandırılmasını ve uyku saatinin 23.30’u geçmemesini öneriyor.
Uzman Görüşü: İç hastalıkları uzmanları, yaz aylarında güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerinde özellikle yaşlılar, çocuklar, gebeler ve kronik hastalığı olanların dışarı çıkmamalarını önerirken; beslenme uzmanları bu dönemlerde su tüketimine odaklanılmasını, hafif ve sulu besinlerin tercih edilmesini tavsiye ediyor.
3. En Sıcak Saatlerde Egzersiz Yapmak
Sağlıklı bir yaşam için egzersiz yapmak elbette önemli ancak yaz aylarında en sıcak saatlerde spor yapmak ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor. Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşe çıkmak ve bu saatlerde egzersiz yapmak oldukça tehlikeli.
Sıcak ve nemli havada yapılan egzersizler vücut sıcaklığının daha da artmasına neden olabilir. Bu durumda vücut kendini soğutmak için terlemeye başlar ancak aşırı terleme ile birlikte ciddi sıvı ve mineral kaybı yaşanır. Uzmanlar, yaz aylarında egzersiz saatlerinin sabah erken veya akşam serin saatlere kaydırılması gerektiğini vurguluyor.
Uzman Görüşü: Spor hekimliği uzmanları, yaz aylarında egzersiz yaparken sabah erken veya akşam serin saatlerin tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca sporcuların egzersiz öncesi, sırası ve sonrasında düzenli olarak su içmesi hayati önem taşıyor.
4. Güneş Kremi Kullanımındaki Yanlışlar
Güneş koruyucu krem kullanmak yaz aylarının olmazsa olmazı ancak yanlış güneş kremi kullanımı cilt sağlığını tehdit eden önemli bir hata. En sık yapılan hataların başında yeterli miktarda ürün kullanmamak geliyor. Dermatologlar, yüz için yaklaşık bir çay kaşığı güneş kremi kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Bir diğer yaygın hata ise güneş kremini yalnızca yaz aylarında kullanmak. UV ışınları yazın olduğu kadar kışın da cilde zarar verir. Ayrıca güneş koruyucunun her 2-3 saatte bir yenilenmesi gerektiği unutulmamalı. Güneş kremini aracın içinde veya doğrudan güneş altında bırakmak da ürünün koruyucu etkisini yok eden bir diğer hatadır.
Uzman Görüşü: Dermatologlar, güneş kremi seçerken geniş spektrumlu, en az SPF 30 koruma faktörüne sahip ürünleri tercih etmenizi öneriyor. Uzmanlar ayrıca güneş kreminin sadece yaz aylarında değil, kış aylarında da kullanılması gerektiğinin altını çiziyor.
5. Klima Kullanımını Abartmak
Sıcak yaz günlerinin vazgeçilmezi klima, bilinçsiz kullanıldığında sağlığımızı tehdit eden en büyük risklerden biri haline geliyor. Klimanın önünde uzun süre durmak veya klimayla uyumak kas, boyun ve sırt ağrıları, eklem tutulmaları, boğaz enfeksiyonu, sinüzit, alerji hatta zatürre gibi ciddi hastalıklara davetiye çıkarıyor.
Ani sıcaklık değişimleri solunum yolu rahatsızlıklarına ve alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Klima kullanırken ortam sıcaklığının dış ortam sıcaklığı ile arasındaki farkın 7-8 dereceyi geçmemesine dikkat edilmeli ve doğrudan hava akımına maruz kalınmamalıdır.
Uzman Görüşü: Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Pınar Yıldız, doğru klima kullanımı konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. “Dış ortam ile iç ortam arasındaki sıcaklık farkı 6-8°C’yi geçmemeli” diyen Doç. Dr. Yıldız, klima üfleme yönünün doğrudan insana değil, tavana veya yan duvarlara doğru ayarlanması gerektiğini ifade ediyor. Çocuk ve yaşlılar için 23-26°C aralığının en güvenli seçenek olduğunu belirten uzman, klimaların uzun süreli kullanımında filtrede bakteri ve küf birikimi olabileceğini ve bunun ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabileceğini vurguluyor. Ayrıca bakımsız klimaların Lejyoner Hastalığı riskini beraberinde getirdiği uyarısında bulunuy
Yaz aylarında sağlıklı ve zinde kalmanın yolu, doğru bilinen bu yanlışlardan uzak durmaktan geçiyor. Unutmayın, sağlığınızı korumak için küçük önlemler büyük farklar yaratır.
Sağlık
Üç farklı türde ağlıyoruz! Gözyaşının ardındaki gizli kimya: Soğan gözyaşı ile duygusal gözyaşı bilimsel olarak tamamen farklı!

Üç farklı türde ağlıyoruz! Gözyaşının ardındaki gizli kimya: Soğan gözyaşı ile duygusal gözyaşı bilimsel olarak tamamen farklı!
Yayın Tarihi: 26 Mart 2026. 17:45
Okuma Süresi: 3 dakika
FatihDoğanMedya Haber Merkezi

Young woman wiping tears, expressing sadness and emotional distress
Ağladıktan sonra neden derin bir rahatlama hissederiz? Gözyaşlarımız sandığımızdan çok daha karmaşık bir kimyasal yapıya sahip. Üzüntü, mutluluk ya da soğan doğrarken akan gözyaşlarımız arasındaki farkı hiç merak ettiniz mi? Bilim insanları bu sorunun yanıtını veriyor: Gözyaşlarımız üç farklı türde salgılanıyor ve her birinin vücudumuzda bambaşka bir görevi var. İşte gözyaşının bilinmeyen dünyası…

Gözyaşı sadece su ve tuz değil!
İnsan bedeni adeta kusursuz bir kimya laboratuvarı gibi çalışıyor ve gözyaşlarımız da bu sistemin en gizemli üretimlerinden biri. Bilimsel analizler, gözümüzden akan yaşların yalnızca su ve tuzdan ibaret basit bir sıvı olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Vücudumuz bazal, refleks ve duygusal olmak üzere üç farklı türde gözyaşı üretiyor. Ortalama bir insan ömrü boyunca yaklaşık 60 ila 70 litre gözyaşı döküyor.
Peki bu üç tür gözyaşı birbirinden nasıl ayrılıyor? Her birinin kimyasal içeriği ve biyolojik işlevi tamamen farklı. İşte detaylar…

Close Up Macro Shot of a Crying Eye. Young Beatiful Female with Natural Light Blue, Yellow and Brown Color Pigmentation on the Iris. Mascara is Applied to Eyelashes. Tears are Flowing Down.
Bazal gözyaşı: Gözün görünmez koruyucusu
Gün içinde gözümüzü her kırptığımızda salgılanan bazal gözyaşı, göz yüzeyini nemli tutan koruyucu bir kalkan görevi görüyor. Yağ, su ve mukus katmanlarından oluşan bu özel yapı, gözü dış etkenlere karşı sürekli temiz tutuyor ve enfeksiyon riskini azaltıyor. Farkında olmasak da bu gözyaşları sayesinde gözlerimiz sağlıklı kalıyor.

Housewife rubbing her watery tearful eyes cutting spicy ingredients
Soğan gözyaşı bir savunma mekanizması
Mutfakta soğan doğrarken ya da dumanlı bir ortamda gözlerin yaşarması hiç tesadüf değil. Bu durum refleks gözyaşları olarak adlandırılıyor. Gözü tahriş eden maddelere karşı vücudun verdiği anında bir tepki olan refleks gözyaşları, saniyeler içinde salgılanıyor.
Peki soğan neden ağlatır? Soğandaki sülfür bileşikleri göze temas ettiğinde beyin tehlike sinyali alıyor ve gözü hızla yıkamak için bol miktarda sıvı pompalamaya başlıyor. Refleks gözyaşlarının içeriği bazal sıvılara kıyasla çok daha büyük oranda sudan oluşuyor. Amaç basit: zararlı maddeyi en kısa sürede uzaklaştırmak.
Duygusal gözyaşları: Doğal ağrı kesici
İşin en büyüleyici kısmı, yoğun hisler yaşadığımızda ortaya çıkan duygusal gözyaşlarında gizli. Araştırmacılar üzüntü, öfke veya aşırı mutluluk anında döktüğümüz gözyaşlarının kimyasal yapısını incelediğinde oldukça ilginç verilerle karşılaştı.
Duygusal gözyaşları, refleks yaşlarından çok daha fazla protein bazlı hormon içeriyor. Bu hormonların başında stresi dengeleyen adrenokortikotropik hormon ve vücudun kendi ürettiği doğal bir ağrı kesici olan lösin enkefalin geliyor. Yani ağladığımızda bedenimiz adeta kendi ilacını üretiyor. Bu yüzden gözyaşı döktükten sonra yaşanan o derin rahatlama hissi bir yanılgı değil; bedenin aşırı stres altında ürettiği toksinleri ve kimyasalları gözyaşı yoluyla dışarı atmasının doğal sonucu.
İnsanı diğer canlılardan ayıran özellik
Duygusal nedenlerle ağlayabilen bilinen tek canlı türü insandır. Diğer memeliler acı çektiklerinde ses çıkarsalar da, karmaşık duyguları gözyaşlarıyla ifade etme yeteneğine yalnızca insan sahiptir. Bilim dünyası bu durumu, evrimsel süreçte insanların güçlü sosyal bağlar kurması ve empati yeteneğini geliştirmesiyle ilişkilendiriyor. Ağlamak yalnızca bir duygu ifadesi değil; aynı zamanda sosyal bir iletişim aracı.
Gözyaşı hakkında merak edilenler
Gözyaşı türleri arasındaki temel fark nedir?
Bazal gözyaşı gözü nemli tutar, refleks gözyaşı tahriş edicilere karşı savunma sağlar, duygusal gözyaşı ise stres hormonlarını ve toksinleri vücuttan atar.
Duygusal gözyaşı neden daha farklıdır?
Çünkü içerdiği protein bazlı hormonlar sayesinde stresi azaltır ve doğal bir ağrı kesici görevi görür.
Ağlamak gerçekten rahatlatır mı?
Evet. Araştırmalar, duygusal gözyaşlarının vücuttaki stres kimyasallarını uzaklaştırdığını ve rahatlama sağladığını gösteriyor.
Sağlık
KONGO’DA EBOLA SALGINI BÜYÜYOR: İKİ EYALETE DAHA SIÇRADI

KONGO’DA EBOLA SALGINI BÜYÜYOR: İKİ EYALETE DAHA SIÇRADI
13 Temmuz 2026. 13:15
REUTERS

Ölü sayısı 702’ye yükselirken, salgının gerçek boyutunun resmî verilerin 4 katı olabileceği uyarısı yapıldı.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) 15 Mayıs’ta ilan edilen Ebola salgını, kuzeydoğudaki iki eyalete daha sıçradı. Ülkenin kamu sağlığı enstitüsünün son raporuna göre, daha önce salgının görülmediği Haut-Uele ve Tshopo eyaletlerinde ilk kez vakalar tespit edildi.
Resmî verilere göre ülke genelinde doğrulanmış vaka sayısı 1.926’ya, can kaybı ise 702’ye yükseldi. Tshopo’da dört vaka kaydedilirken, bunlardan ikisi ölümle sonuçlandı. Haut-Uele’de ise bir kişi hayatını kaybetti.
Salgın daha önce ağırlıklı olarak Ituri eyaletinde yoğunlaşmıştı; Kuzey Kivu ve Güney Kivu’da da vakalar görülüyordu. Yeni eyaletlerin raporlara dahil edilmesi, virüsün coğrafi olarak genişlediğinin en somut göstergesi oldu.
BAŞKENT KİSANGANİ RİSK ALTINDA
Tshopo’nun başkenti Kisangani, Kongo’nun en büyük şehirlerinden biri. Kentte tespit edilen vakalar, salgının kentsel alanlara yayılma potansiyeline ilişkin endişeleri artırdı. Haut-Uele ise Güney Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti ile sınır komşusu. Bu durum, virüsün komşu ülkelere sıçrama riskini de gündeme getiriyor.
Kongo Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsü, 11 Temmuz tarihli raporunda, “Mevcut araştırmalar, bu iki eyalette tespit edilen tüm vakaların Ituri’deki Niania bölgesinden ithal edildiğini gösterse de, bu iki eyaletin salgın bölgesi olarak kabul edilmesi gerekli ve uygundur” ifadelerine yer verdi.
GERÇEK BOYUT ÇOK DAHA BÜYÜK OLABİLİR
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkilileri, salgının gerçek boyutunun resmî verilerin iki ila dört katı olabileceği uyarısında bulundu. Her beş yeni Ebola vakasından dördünün mevcut hastalarla bilinen bir bağlantısının bulunmaması, virüsün toplum içinde fark edilmeden yayıldığına işaret ediyor.
Ebola, enfekte kişi veya hayvanların vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşan, çoğunlukla ölümcül seyreden bir viral hastalık. Yüksek ateş, kusma ve iç-dış kanamalar en bilinen belirtileri arasında yer alıyor.
Kongo yönetimi, salgının kontrol altına alınması için temas takibi ve kısıtlama önlemlerini genişletirken, uluslararası sağlık örgütleri bölgeye ek destek gönderme hazırlığında.
Sağlık
Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor

Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor
Haber Tarihi: 4 Temmuz 2026
Yayın Saati: 02:30
ANKA

ANKARA – Sağlık alanında iki önemli düzenleme birden Resmi Gazete’de yayımlandı. Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara müjde niteliğindeki Cumhurbaşkanı Kararı ile tedavi gören en fazla 1 milyon hastaya, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz ilaç desteği sağlanacak. Aynı gün yürürlüğe giren Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile de koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetlerinin sunulacağı esenlik merkezleri ve üniteleri kurulacak.
Sigara Bırakma Tedavisinde Yeni Dönem
Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na göre, sigarayı bırakma tedavisi alan hastalar, sayıları 1 milyonu geçmemek şartıyla ve herhangi bir sosyal güvencelerinin olup olmadığına bakılmaksızın, Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilen ilaçlardan ücretsiz faydalanabilecek.
Düzenleme kapsamında hastalara; Nikotin Replasman Preparatları ile Bupropion HCl, Vareniklin ve Sitizin içerikli ilaçlar, tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri aracılığıyla ulaştırılacak. Söz konusu ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına dağıtılacak. Kararın uygulanmasından Sağlık Bakanı sorumlu olacak.
Uzmanlar, bu adımın Türkiye’de tütün bağımlılığıyla mücadelede önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Sigarayı bırakmak isteyen ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi olamayan binlerce vatandaşın bu destekten yararlanması bekleniyor.
Esenlik Merkezleri ile Sağlıklı Yaşam Hizmetleri Yaygınlaşıyor
Aynı gün Resmi Gazete’de yayımlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile tedavi amacı taşımayan koruyucu, geliştirici, destekleyici ve rehabilite edici sağlıklı yaşam hizmetleri için yeni bir model oluşturuldu. Bireylerin bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik halini geliştirmeye yönelik bu hizmetler, “esenlik merkezi” veya “esenlik ünitesi” adı altında sunulacak.
Merkezler Nerede Açılacak?
Esenlik merkezleri ve üniteleri; konaklama tesisleri, yaşlı bakım merkezleri, engelli bakım merkezleri ve spor kulüpleri bünyesinde açılabileceği gibi müstakil binalarda da faaliyet gösterebilecek. Müstakil olarak açılacak merkezlerin en az 500 metrekare, ünitelerin ise en az 300 metrekare kapalı alana sahip olması gerekecek. Ruhsatlandırma işlemleri il sağlık müdürlükleri tarafından yapılacak.
Hangi Hizmetler Sunulacak?
Esenlik merkezlerinde sunulacak uygulamalar, bireyin yaşı, genel sağlık durumu, yaşam tarzı ve risk faktörleri dikkate alınarak kişiye özel planlanabilecek. Yönetmelik kapsamında sunulacak hizmetler arasında şunlar yer alıyor:
· Dil ve konuşma terapisi
· Egzersiz ve fiziksel aktivite hizmetleri
· Çamur terapisi
· Fizyoterapi hizmetleri
· Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları (GETAT)
· Psikolojik destek hizmetleri
· Deniz suyu ve deniz kaynaklı tedavi yöntemleri
· Hiperbarik oksijen tedavisi
· Rehabilitasyon hizmetleri
· Sanat terapileri
· Güneş terapisi
· Termal sağlık terapileri (kaplıca)
· Tuz terapisi
Hekim Zorunluluğu ve Güvenlik Önlemleri
Esenlik merkezlerinde tam zamanlı hekim bulunması zorunlu olacak ve hekimlerden biri merkezin sorumlu hekimi olarak görev yapacak. Olası acil durumlar için merkezler, bir hastane veya tıp merkeziyle iş birliği içinde çalışacak ve bünyelerinde acil müdahale odası bulunduracak. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri ise hizmet alımı yoluyla sağlanabilecek.
Sağlık Turizmine Katkı Hedefleniyor
Yeni modelle, dünyada giderek yaygınlaşan “sağlıklı ve kaliteli yaş alma” (longevity) uygulamalarının Türkiye’ye kazandırılması ve bu alanda sağlık turizmi hizmetlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Yetkililer, Türkiye’nin termal kaynaklar ve doğal güzelliklerle birleşen bu yeni hizmet modeliyle sağlık turizminde önemli bir çekim merkezi haline gelebileceğini belirtiyor.
Sanat6 gün önceAspendos’ta 1800 Yıllık Şifa Sembolü Gün Yüzüne Çıktı: Sağlık Tanrısı Asklepios ve Oğlu Telesphoros’un Dev Heykeli Bulundu
Gündem5 gün önceAdana’da Oto Kilit Atölyesinde Kan Donduran Olay: İş Yeri Sahibi ve Kadın Ölü Bulundu
Spor6 gün önceErtuğrul Doğan: Muhammed Salah’ı Parayla İkna Edemezsiniz!
Gündem6 gün önceAhbap Derneği’ne yapılan bağışlar mercek altında
Gündem5 gün önceBolu’da Feci Kaza: Refüjü Aşan Otomobil Karşı Şeritteki Araçla Çarpıştı, 1 Ölü 2 Ağır Yaralı
Gündem4 gün önce34 yıllık hasretin ardından gelen mutluluğa devlet eli: Doğan ailesi için aile danışmanlığı süreci başladı
Politika5 gün önceTürkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan Tarihi Savunma Hamlesi: Mekke’de Üçlü Anlaşma İmzalandı
Gündem6 gün önceCeuta’ya On Binlerce Göçmenin Akın Etmesinin Ardındaki Perde: Fas-İspanya Gerilimi ve Dezenformasyon















