Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Teknoloji

Zaman Bir Yanılsama mı? Bilim Dünyasını Sarsan Soru

Yayımlandı

üzerinde

“Zamanın olmadığı bir evren, fizik kanunları açısından mümkün görünüyor.” – Fizikçi Jim Al-Khalili

Yayın Tarihi: 9 Aralık 2025
okuma Süresi: 5 dakika

Fizikçiler, zamanın doğasının düşündüğümüzden çok daha tuhaf olduğunu ve günlük algımızın aksine, evrenin temel bir bileşeni olmayabileceğini tartışıyor. Yeni teorilere göre, geçmişten geleceğe aktığını hissettiğimiz zaman, aslında kuantum dolanıklık gibi daha temel fiziksel süreçlerin yarattığı bir yanılsama olabilir. Bu radikal fikir, Einstein’dan bu yana kabul gören uzay-zaman anlayışını temelden sorguluyor.

Zaman Kavramı Neden Bu Kadar Gizemli?

Fiziğin en büyük iki teorisi, zamanı tamamen farklı şekillerde tanımlıyor. Bu uyumsuzluk, bilim insanlarının “zaman nedir?” sorusuna net bir cevap verememesinin temel nedeni.

· Genel Görelilik Teorisi: Einstein’ın teorisinde zaman, uzayla iç içe geçmiş dört boyutlu bir dokunun parçasıdır. Kütle ve enerji bu dokuyu büker; örneğin, güçlü bir yerçekimi alanı yakınında zaman daha yavaş akar.
· Kuantum Mekaniği: Atom altı dünyayı yöneten bu teoride ise zaman, denklemlerde dışarıdan eklenen, değişmeyen sabit bir parametreden ibarettir.

Bu iki teoriyi birleştirmek, modern fiziğin en büyük hedefi. Ancak ilk birleştirme denemeleri, şaşırtıcı bir sonuca işaret etti: Evrenin temel denklemlerinde zaman değişkeni hiç görünmüyordu. 1960’larda fizikçi John Wheeler ve Bryce DeWitt’in geliştirdiği ünlü denklem, zamansız bir evren resmi çizdi.

Kuantum Saat: Zaman Algımız Nereden Geliyor?

Zamanın bir yanılsama olduğu fikrini güçlendiren en ilginç teorilerden biri, algımızın kuantum dolanıklıktan doğduğunu öne sürüyor.

Kuantum dolanıklık, birbiriyle etkileşime girmiş iki parçacığın, aralarındaki mesafe ne kadar uzak olursa olsun, anında birbirini etkilemeye devam ettiği gizemli bir olgudur. Teoriye göre, bir “kuantum saat” (örneğin karmaşık bir atomik sistem) çevresiyle dolanık hale geldiğinde, bu etkileşim değişim ve sıralı olaylar illüzyonunu yaratır. Yani, saatle “dolanmamış” bir gözlemci için evren, donmuş, değişmeyen bir manzara gibi görünebilir. Bu yaklaşım, zamanı evrenin temel bir yapı taşı değil, kuantum etkileşimlerin bir yan ürünü olarak yorumlar.

Fizik Dünyası İkiye Bölünmüş Durumda

Zamanın gerçekliği konusunda bilim camiası iki karşıt görüşe ayrılmış durumda.

Zaman Gerçektir Diyenler:

· Lee Smolin (Teorik Fizikçi): Smolin, zamanın bir yanılsama olduğu fikrini “ürkütücü” buluyor. Ona göre, evrenin genişlemesi ve değişimi gibi olguları açıklayabilmek için zamanın temel ve gerçek bir bileşen olarak kabul edilmesi gerekiyor.

Zaman Yanılsamadır Diyenler:

· Julian Barbour (Teorik Fizikçi): Barbour, evrenin aslında “şimdi”lerden oluşan devasa ve statik bir koleksiyon olduğunu savunuyor. Zamanın “aktığı” hissinin, beynimizin bu birbirinden bağımsız anları ardışık olarak işlemesinden kaynaklandığını düşünüyor.

Zaman Yolculuğu Paradoksları ve Bilimin Çözüm Arayışları

Zamanın doğasına dair tartışmalar, zamanda yolculuk olasılığını ve beraberindeki paradoksları da gündeme getiriyor.

· Dede Paradoksu: Geçmişe gidip kendi büyükbabanızı öldürmeniz, kendi varoluşunuzu ortadan kaldırır. Bu da yolculuğunuzun hiç gerçekleşmemiş olmasına yol açar.
· Bootstrap (Kendi Kendini Var Etme) Paradoksu: Geçmişe gidip kendinize bir kitap verirseniz, o kitabın asıl yazarı kimdir? Bu paradoks, bir nesnenin veya bilginin net bir kökene sahip olmadan var olabileceğini gösterir.

Bilim insanları bu paradokslardan kurtulmanın yollarını arıyor. En dikkat çeken çözüm önerisi, Novikov’un Kendi Kendini Tutarlılık İlkesi’dir. Bu ilke, geçmişe yapılan herhangi bir yolculuğun zaten tarihin bir parçası olduğunu ve yolcunun geçmişte yapabileceklerinin, tarihte zaten olmuş olaylarla tutarlı olmak zorunda olduğunu savunur. Yani, paradoksa neden olacak bir eylem yapmanızın olasılığı sıfırdır.

Günlük Hayatta Zaman Hâlâ “Gerçek”

Tüm bu tartışmalar devam ederken, zaman günlük yaşamımızda ve teknolojimizde somut bir etkiye sahip. Einstein’ın görelilik teorisi, zamanın mutlak olmadığını kanıtlamıştır. Örneğin:

· Uzaydaki astronotların saatleri, Dünya’dakilere kıyasla saniyenin küçük kesirleri kadar ileri gider (çünkü daha yüksek hızda hareket ederler ve Dünya’nın yerçekiminden uzaktırlar).
· GPS uyduları, yörüngede hareket ederken yaşadıkları bu zaman genişlemesi etkisini sürekli düzeltmek zorundadır. Aksi takdirde, konum belirleme sistemleri birkaç dakika içinde kilometrelerce hata yapardı.

Bu nedenle fizikçiler, zamanın göreceli ve hatta bir yanılsama olabileceğini düşünseler bile, onu ölçmek ve olayları açıklamak için güçlü ve kullanışlı bir araç olarak kullanmaya devam ediyor.

Sonuç: Değişen Bilimsel Bakış

Zamanın bir yanılsama olup olmadığı sorusu henüz kesin olarak yanıtlanmış değil. Ancak bilim, zamanı mutlak ve evrensel bir saat olarak gören Newton’dan, onu esnek bir doku parçası olarak tanımlayan Einstein’a, ve şimdi de onu kuantum etkileşimlerin bir yan ürünü olarak görmeye başlayan yeni teorilere doğru önemli bir evrim geçiriyor. Bu araştırmalar, nihayetinde evreni ve içindeki yerimizi anlayışımızı kökten değiştirme potansiyelini taşıyor.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknoloji

Turkcell ve Samsung’dan 5G ortaklığında 650 bin cihazlık yeni imza

Yayımlandı

üzerinde

Turkcell ve Samsung’dan 5G ortaklığında 650 bin cihazlık yeni imza

03.03.2026 — 16:27.

Türkiye 5G’ye geçiş sürecine hazırlanırken, operatör ile üretici arasında dikkat çeken bir iş birliği daha geldi. Turkcell ile Samsung arasında Barselona’da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’ndeki anlaşma çerçevesinde toplamda 650 bin 5G uyumlu cihazın Türkiye kanallarında satışa sunulması kararlaştırıldı. İlk etapta 100 bin adet operatöre özel, yerli üretim Galaxy A serisi cihaz ve 50 bin adet premium Galaxy S Serisi modelinin kullanıcılara ulaşacağı, ek olarak 150 bin ilave 5G uyumlu telefonun avantajlı koşullarla sunulacağı bildirildi.

Operatörün üst düzey yöneticisi, önümüzdeki aylarda 5G erişiminin yaygınlaşmasının hedeflendiğini vurguladı; altyapı yatırımlarının yanı sıra 5G uyumlu cihaz erişiminin de kritik olduğunu belirtti. Yapılan açıklamada, ülke genelinde 1 Nisan’dan itibaren 81 ilde operatör kalitesinde 5G deneyimi sunulacağı ve hali hazırda yüzde ~30 civarında olan 5G uyumlu cihaz oranının artırılmasının amaçlandığı ifade edildi.

Samsung yetkilileri ise anlaşmanın, hem premium segmentin hem de geniş kitlelerin 5G’ye erişimini hızlandıracağını; ayrıca yerli üretim destekleriyle Türkiye ekosistemine katkı sağlayacak bir adım olduğunu dile getirdi. Üretici tarafı, S Serisi’nin en gelişmiş modellerinden birinin daha fazla kullanıcıyla buluşacağını ve A Serisi ile her bütçeye uygun seçenekler sunacaklarını kaydetti.

Ne değişecek? 5G uyumlu telefon stoğundaki artış, operatör tarafında yeni tarifeler, cihaz kampanyaları ve tüketici için daha hızlı bağlantı deneyimi anlamına geliyor. Aynı zamanda yerli üretime yönelik 100 binlik parti, tedarik zinciri ve istihdam açısından da olumlu sinyaller veriyor.

Okumaya Devam Et

Teknoloji

Gökyüzünde tarihi an: Altı gezegen “gezegen geçidi”nde buluşuyor — İstanbul için saat kaçta izlenecek?

Yayımlandı

üzerinde

Gökyüzünde tarihi an: Altı gezegen “gezegen geçidi”nde buluşuyor — İstanbul için saat kaçta izlenecek?

Yayın tarihi: 23 Şubat 2026  21:06

FatihDoganMedya  haber • Hemen oku, fotoğrafını çek, paylaş!

Güneş Sistemi’nin altı gezegeni — Merkür, Venüs, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün — 28 Şubat 2026 akşamı gökyüzünde aynı tarafta toplanıyor. Bu nadir “gezegen geçidi” (planetary parade) olayı yerel saatle gün batımını takip eden ilk saatlerde en iyi şekilde gözlemlenebilecek. NASA

Ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek?

Olayın zirve günü 28 Şubat 2026 Cumartesi olarak hesaplanıyor; gözlemler gün batımından yaklaşık 30–60 dakika sonra başlamalı. Bu, dünyanın bulunduğunuz noktasına göre değişir — gözlem penceresi birkaç gün öncesi ve sonrası için de uygundur. (Genel kılavuz: gün batımından yarım saat sonra dışarı çıkın ve batı/güneybatı ufkuna bakın.)

İstanbul (Europe/Istanbul) için tahmini zaman aralığı: 28 Şubat 2026, yaklaşık 19:20 – 19:55 (yerel saat). (İstanbul’da gün batımı yaklaşık 18:53 civarı; en uygun izleme zamanı bunun 30–60 dakika sonrasıdır.)

Not: Bulunduğunuz şehirde kesin saatler için yerel gün batımı verisini kontrol edin; gezegenlerin horizon’a yakın konumları nedeniyle birkaç dakika fark bile bazı iç gezegenlerin (özellikle Merkür) gözden kaybolmasına yol açabilir.

Hangi gezegenler görünecek, çıplak gözle hangileri seçilir?

  • Çıplak gözle kolayca görülebilecekler: Venüs, Jüpiter, Satürn (hava koşulları ve ışık kirliliğine bağlı).

  • Zor görülen / optik gerektirenler: Uranüs ve Neptün (dürbün veya teleskop tavsiye edilir). Merkür ufka yakın olduğu için kısa süre görünür kalabilir; erken çıkmakta fayda var.

  • Nasıl izlemelisiniz? (İpucu ve ekipman)

  1. Zamanlama: Gün batımından 30–60 dakika sonra dışarı çıkın.

  2. Yön: Batı — güneybatı ufku. Açık bir görüş hattı (binalardan, ağaçlardan uzak) tercih edin.

  3. Ekipman: Çıplak gözle 4 gezegen görülebilir; dürbün (8×42) veya küçük bir teleskop Uranüs/Neptün’ü göstermede büyük fark yaratır.

  4. Hava durumu: Bulut, sis veya yüksek ışık kirliliği gözlem şansını düşürür — mümkünse şehir dışına çıkın.

  5. Ayırt etme: Gezegenler titremez, yıldızlar titrer — bu ipucu ile fark edebilirsiniz.

  6. Bilimsel not

Bu tür “gezegen geçidi” görünümleri, gezegenlerin Dünya’dan bakıldığında Güneş’e göre aynı tarafta toplanmasından kaynaklanır; ancak gezegenler fiziksel olarak birbirlerine yakın değildir — yalnızca bakış açımızdan bir arada görünürler. Olayın Dünya üzerindeki herhangi bir fiziksel etkisi yoktur; görsel bir şölen olarak değerlendirilir.

Örnek İstanbul saat bilgisi (kısa)

  • Gün batımı (İstanbul): ~18:53, 28 Şubat 2026.

  • Önerilen gözlem aralığı (İstanbul): ~19:20–19:55, 28 Şubat 2026.
    (Yerel koordinatlara göre dakika farklılıkları olabilir — kesin saat için yerel güneş batımı verinizi kontrol edin.)

Okumaya Devam Et

Teknoloji

Meta CEO’su jüri karşısında: Çocukları “bilinçli olarak” bağımlı yapmakla suçlanıyor

Yayımlandı

üzerinde

Meta CEO’su jüri karşısında: Çocukları “bilinçli olarak” bağımlı yapmakla suçlanıyor

Tarih: 19 Şubat 2026 — Saat: 06:00

ABD’nin Los Angeles kentindeki duruşma salonunda, Mark Zuckerberg jüri önünde ifade verdi. Davacı, sosyal medya platformlarının çocukları hedefleyip bağımlı hale getirdiğini, bunun sonucunda ruhsal hasar ve intihar eğilimleri de dahil olmak üzere ağır sonuçlar doğurduğunu iddia ediyor. Dava, teknoloji devlerinin genç kullanıcılarına yönelik tasarım ve pazarlama stratejilerini ilk kez kapsamlı biçimde yargıya taşıyan önemli bir dava olarak değerlendiriliyor.

  • Dava Los Angeles’ta görülüyor. Los Angeles.

  • Davacı, kendisi için mahkeme kayıtlarında “K.G.M.” veya “Kaley” olarak geçen 20 yaşındaki bir genç kadın; sosyal medyanın erken yaşta kullanımı nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunu iddia ediyor.

  • Suçlama temelinde, uygulama içi özelliklerin (sonsuz kaydırma, bildirimler, görünüm filtreleri vb.) gençleri çekmek ve tutmak için tasarlandığı; şirket içi belgelerde bunun bilindiği yer alıyor.

  • Duruşmadan öne çıkanlar

  1. Zuckerberg’in ifadesi: Şirket politikalarının gençleri korumaya yönelik olduğunu savundu; ancak çocukların yaş kuralını ihlal ederek platformlara girebildiğini kabul etti ve yaş tespiti konusunda “daha hızlı hareket etme” gerekliliğini itiraf etti.

  2. İç belgeler: Davacının avukatları, Meta’nın kendi iç araştırmalarında bazı genç kullanıcı gruplarının platforma erken yaşta kaydolduğunu ve “teens/tweens” hedefinin bulunduğunu gösteren belgeleri sundu. Bu belgeler mahkemede tartışma yarattı.

  3. Tanıklar ve uzmanlar: Eski çalışanlar ve bağımlılık/ergen ruh sağlığı uzmanları, sosyal medya kullanımının bazı gençlerde bağımlılık benzeri davranışlar ve uyku, benlik algısı gibi alanlarda olumsuz etkiler ürettiğine dair tanıklık yaptı.

  4. Neden önemli?

    Bu dava yalnızca bir bireysel tazminat davası değil; sonuçları sosyal platformların ürün tasarımı, yaş doğrulama yöntemleri ve gençlere yönelik regülasyon tartışmalarını doğrudan etkileyebilir. Benzer davalar ve kamuoyu baskısı teknoloji şirketlerinin politika uygulamalarını ve regülatörlerin yaklaşımını değiştirebilir.

    Hukuki tablo (kısa)

    Davacı: K.G.M. (Kaley) — genç yaşta sosyal medya kullanımı ve buna bağlı ruhsal zarar iddiası.

    Sanıklar: Meta (Meta platfromları, davada ayrıca bazı video paylaşım platformları da yer alıyor).

    İddia: Platformların tasarımının çocukları hedefleyip bağımlı hale getirdiği; şirket içi belgelerin bu riski gösterdiği.

    Meta savunması: Şirketin genç kullanıcı güvenliğine önem verdiği, yaş tespitinin zorlukları ve ifade özgürlüğü/sorumluluk sınırlarına dair hukuki argümanlar.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar