Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Teknoloji

Einstein’ın öngördüğü “uzay zaman girdabı” ilk kez gözlemlendi

Yayımlandı

üzerinde

Einstein’ın öngördüğü “uzay zaman girdabı” ilk kez gözlemlendi

Bir yıldızın kara delik tarafından parçalanışı, fizikçilerin bir asrı aşkın süredir beklediği kanıtı sağladı.

Haber Tarihi: 18 Aralık 2025 | Okuma Süresi: 3 dakika| saat:22:00

Astronomi dünyası tarihi bir keşfe imza attı. Bilim insanları, Albert Einstein’ın genel görelilik kuramıyla bir asırdan uzun süre önce öngördüğü, dönen kütlelerin uzay-zaman dokusunu bir girdap gibi sürüklemesi olgusunu ilk kez doğrudan gözlemledi. Gözlem, bir yıldızın süper kütleli bir kara delik tarafından parçalandığı şiddetli bir olay sayesinde gerçekleştirildi.

 

Yüzyıllık Teori Artık Somut Bir Gerçek

Genel görelilik teorisine göre, dönen ve çok büyük kütleli cisimler, çevrelerindeki uzay ve zamanın dokusunu da birlikte sürüklemeliydi. Bu etki, Lense-Thirring presesyonu (ya da çerçeve sürüklenmesi) olarak biliniyor. Avusturyalı fizikçiler Josef Lense ve Hans Thirring tarafından 1918’de matematiksel olarak tanımlanan bu olgu, Dünya’nın çevresindeki uydularla küçük ölçekte tespit edilmişti. Ancak etkinin en güçlü yaşanması gereken yer olan bir kara deliğin yakınında doğrudan gözlemlenmesi, aşırı kaotik ortam nedeniyle bugüne kadar mümkün olmamıştı.

Bu tarihi engel, “AT2020afhd” adı verilen nadir bir kozmik felaketle aşıldı. Yaklaşık 120 milyon ışık yılı uzaktaki LEDA 145386 galaksisinde, bir yıldız süper kütleli bir kara deliğin ölümcül çekim alanına fazla yaklaştı. “Gelgit bozulma olayı” olarak bilinen bu süreçte yıldız, kara deliğin muazzam kütleçekimi tarafından uzatılıp parçalandı. Yıldızdan artakalan malzeme, kara deliğin etrafında dönen ve ısınarak parlayan bir disk oluştururken, aynı zamanda ışık hızına yakın hızlarla uzaya madde jetleri fırladı.

Kara Deliğin “Deniz Feneri” Ritmi

Bu şiddetli olayı izleyen uluslararası araştırma ekibi, beklenmedik bir düzen fark etti. NASA’nın Neil Gehrels Swift Gözlemevi ve Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki NICER X-ışını teleskobu, yığılma diskinden gelen X-ışını parlaklığının düzenli aralıklarla, 10 kattan fazla artıp azaldığını kaydetti. Bu döngü, her 19,6 günde bir titizlikle tekrarlanıyordu.

Kısa bir süre sonra, ABD’deki Karl G. Jansky Çok Büyük Dizi (VLA) gibi radyo teleskopları da aynı kaynaktan gelen radyo dalgalarında tamamen aynı ritmi yakaladı. X-ışınları ve radyo dalgaları senkronize bir şekilde “sallanıyordu”. Araştırmacılar için bu eşzamanlılık, rastgele bir parlamaya değil, düzenli bir mekanizmaya tanık olduklarının kritik kanıtıydı.

Uzay-Zamanın Görünmez Geometrisi Ortaya Çıkıyor

Peki bu senkronize “yanıp sönme” ne anlama geliyordu? Cevap, Einstein’ın teorisinde yatıyor. Araştırmacılar, gözlemlenen ritmin, dönen kara deliğin uzay-zamanı bükmesi ve sürüklemesinin doğrudan bir sonucu olduğunu açıklıyor.

Çalışmanın yazarlarından, Cardiff Üniversitesi’nden Dr. Cosimo Inserra, olayı şu şekilde betimliyor: “Bu çalışma, Lense-Thirring presesyonuna dair şimdiye kadarki en ikna edici kanıtı sunuyor. Dönen bir topacın etrafındaki suyu girdap gibi sürüklemesi misali, kara deliğin uzay-zamanı da peşinden sürüklediğini görüyoruz”.

Kara delik döndükçe, çevresindeki bükülmüş uzay-zaman, yığılma diskini ve ona bağlı jeti yavaşça döndürüyor (presesyon). Disk döndükçe Dünya’ya bakan yüzey alanı değişiyor ve bu da X-ışını parlaklığındaki düzenli dalgalanmalara yol açıyor. Benzer şekilde, jet Dünya’ya doğru yöneldiğinde radyo parlaklığı artarken, uzaklaştığında azalıyor. İki sinyal birlikte, görünmez olan uzay-zaman dokusunun geometrisini adeta görünür kılıyor.

DTU Uzay’dan kıdemli araştırmacı ve çalışmanın ortak yazarı Giorgos Leloudas, “Bu, fizikçiler için gerçek bir hediye. Yüz yılı aşkın süre önce yapılan öngörüleri doğrulamış oluyoruz” diyerek keşfin önemini vurguladı.

Bilim Dünyasında Yeni Bir Çağın Kapıları Aralanıyor

Bu gözlem, sadece eski bir teoriyi doğrulamakla kalmıyor, aynı zamanda astronomlara kara delikleri incelemek için yeni ve güçlü bir araç sunuyor. 19,6 günlük presesyon periyodunu analiz eden ekip, kara deliğin dönüş hızı ve sistemin Dünya’ya göre eğimi gibi bilinmeyen özelliklerini hesaplayabildi.

Araştırmanın liderliğini yapan, Çin Ulusal Astronomi Gözlemevleri’nden Yanan Wang, “Disk-jet birlikte presesyonunun doğrudan gözlemsel kanıtı şu ana kadar bulunamamıştı. Burada, bugüne kadarki en ikna edici vakayı rapor ediyoruz” açıklamasını yaptı.

Keşif, Science Advances dergisinde yayımlanarak bilimsel literatürdeki yerini aldı. Bilim insanları, benzer ritmik sinyalleri diğer kozmik olaylarda arayarak, evrendeki en gizemli ve en güçlü nesneler olan kara deliklerin sırlarını daha iyi anlamanın yolunu açmayı umuyor.

Einstein’ın 1915’te yazdığı denklemler, bir kez daha evrenin en uç koşullarında bile geçerliliğini koruduğunu gösterdi. İnsanlık, uzay-zamanın dokusundaki bu kozmik girdabı nihayet görüntüleyerek, evren anlayışımızda yeni bir sayfa açtı.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknoloji

NASA’dan 54 Yıl Aradan Sonra Duygulandıran Dünya Paylaşımı: “Evimiz Uzaydan Harika Görünüyor”

Yayımlandı

üzerinde

NASA’dan 54 Yıl Aradan Sonra Duygulandıran Dünya Paylaşımı: “Evimiz Uzaydan Harika Görünüyor”

Tarih: 04 Nisan 2026
Saat: 12:20

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), 54 yıl aradan sonra Ay’ın çevresine düzenlediği ilk insanlı yolculuk olan Artemis 2 görevi sırasında, uzaydan çekilen iki özel Dünya fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı. Kurumun yaptığı bu anlamlı paylaşım, kısa sürede milyonlarca beğeni ve yorum alarak dünya gündemine oturdu.

NASA’nın resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, 1972 yılındaki Apollo 17 görevi sırasında çekilen Dünya fotoğrafı ile Artemis 2 mürettebatı tarafından dün çekilen yüksek çözünürlüklü Dünya karesi yan yana getirildi. İnsanlığın uzay yolculuğundaki gelişimine vurgu yapılan paylaşımda, “Son 54 yılda çok yol kat ettik ama değişmeyen bir şey var: Evimiz uzaydan harika görünüyor! Soldaki görüntü 1972’de Apollo 17 mürettebatı, sağdaki ise dün Artemis 2 mürettebatı tarafından çekildi” ifadelerine yer verildi. Ayrıca NASA’dan yapılan ayrı bir açıklamada, “Gezegenimizi, muhteşem mavi ve kahverengi tonlarıyla ışıldayan bir bütün olarak görüyoruz. Hatta yeşil bir kutup ışığı da atmosferi aydınlatıyor. İşte bu biziz; hep birlikte astronotlarımızın Ay’a yolculuğunu izliyoruz” denildi.

Artemis 2 Görevi Hakkında:

Artemis 2, 1972’deki Apollo 17 misyonundan bu yana Ay’ın çevresine gerçekleştirilen ilk insanlı uçuş olma özelliğini taşıyor. ABD’nin Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatılan dev Uzay Fırlatma Sistemi (SLS) roketiyle taşınan Orion uzay aracı, Reid Wiseman, Victor Glover, Christina Koch ve Jeremy Hansen’den oluşan 4 kişilik mürettebatı taşıyor. Yaklaşık 10 gün sürmesi planlanan görev kapsamında astronotlar Ay yüzeyine inmeyecek ancak derin uzay koşullarını ve yaşam destek sistemlerini test edecek. Astronotların 10 Nisan’da Pasifik Okyanusu’na iniş yaparak Dünya’ya dönmesi bekleniyor.

Neden Önemli?

Bu görev, NASA’nın Ay’da kalıcı bir üs kurma ve gelecekteki insanlı Mars görevlerine zemin hazırlama hedeflerinin en kritik aşamalarından biri olarak görülüyor. Artemis 2’nin başarıyla tamamlanmasının ardından, 2028 yılında planlanan Artemis 3 görevi ile astronotların yeniden Ay yüzeyine iniş yapması hedefleniyor.

Okumaya Devam Et

Teknoloji

Artemis II ile Tarihi Yolculuk Başladı: Yarım Asır Sonra İnsanlık Yeniden Ay’a Doğru

Yayımlandı

üzerinde

Artemis II ile Tarihi Yolculuk Başladı: Yarım Asır Sonra İnsanlık Yeniden Ay’a Doğru

Tarih: 02 Nisan 2026
Saat: 02:45 (Güncelleme: 03:15)

İnsanlığın derin uzay serüveninde yeni bir dönem bugün resmen başladı. 1972’deki Apollo 17 görevinden tam 54 yıl sonra, NASA’nın dev roketi SLS, 4 astronotu taşıyarak Ay yolculuğu için fırlatıldı. Artemis II misyonu, insanlığı Dünya yörüngesinin ötesine taşıyan ilk adım olarak tarihe geçti.


ABD’nin Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Merkezi’nde gerçekleştirilen fırlatma, TSİ 01.35’te (yerel saat 18.35) başarıyla tamamlandı. 98 metre yüksekliğindeki Uzay Fırlatma Sistemi (SLS), 4 kişilik mürettebatı taşıyan Orion kapsülünü Ay yolculuğu için uzaya gönderdi. Geri sayım anı ve kalkış, NASA tarafından canlı yayınla dünyaya duyuruldu.

Tarihin İlkleri Bu Görevde

Artemis II ekibi, uzay keşifleri açısından birçok “ilk”i de bünyesinde barındırıyor. Mürettebatta yer alan Christina Koch, Ay’a gidecek ilk kadın astronot; Victor Glover, ilk siyahi astronot; Jeremy Hansen ise ilk Kanadalı astronot olarak kayıtlara geçti. Komuta pilotu Reid Wiseman ile birlikte dört astronot, 10 gün sürecek görevde Ay’ın çevresinde dolaşacak ancak yüzeye iniş yapılmayacak.

Ay Yüzeyine İniş Bir Sonraki Hedef

Artemis II, aslında 2027 veya 2028’de gerçekleşmesi planlanan Artemis III görevi için kritik bir prova niteliği taşıyor. Bu misyonun amacı, Orion kapsülünün sistemlerini derin uzay koşullarında test etmek, Ay’ın daha önce görüntülenmemiş bölgelerini incelemek ve mürettebatın uzun süreli uzay uçuşuna hazırlığını doğrulamak.

İnişte Musk ve Bezos Yarışıyor

Ay yüzeyine iniş gerçekleştirilecek Artemis III görevinde ise teknoloji dünyasının iki devi sahne alacak. Elon Musk’ın SpaceX’i ve Jeff Bezos’un Blue Origin’i, astronotları Ay topraklarına indirecek iniş araçlarını geliştiriyor. NASA’nın bu iki özel şirketle yürüttüğü iş birliği, ticari uzay çağının en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

En Uzak İnsanlı Yolculuk

Artemis II ekibi, görev süresince Dünya’dan 406 bin kilometre uzaklaşarak, bugüne kadar insanlı olarak gerçekleştirilmiş en uzak mesafeye ulaşacak. Bu mesafe, Apollo döneminde elde edilen rekorların da ötesine geçiyor. Görev sonunda Orion kapsülünün Pasifik Okyanusu’na iniş yapması bekleniyor.

NASA’nın Hedefi: Kalıcı Ay Üssü ve Mars

NASA yetkilileri, Artemis programıyla yalnızca Ay’a dönüşü değil, aynı zamanda kalıcı bir Ay üssü kurmayı ve bu üssü Mars yolculuğu için bir basamak olarak kullanmayı hedeflediklerini vurguluyor. Artemis II’nin başarısı, bu büyük hedefin ilk ve en kritik aşaması olarak değerlendiriliyor.

Okumaya Devam Et

Teknoloji

SOSYAL MEDYA DEVRİNDE EMSAL KARAR: META VE YOUTUBE SUÇLU BULUNDU

Yayımlandı

üzerinde

SOSYAL MEDYA DEVRİNDE EMSAL KARAR: META VE YOUTUBE SUÇLU BULUNDU

Tarih: 26 Mart 2026
Saat: 04:20

Kaliforniya’da görülen emsal nitelikteki davada jüri, teknoloji devlerini genç bir kadının ruh sağlığına kasıtlı olarak zarar vermekten suçlu buldu. Karar, dünya genelinde sosyal medya platformlarının işleyişinde köklü değişikliklere yol açabilir.

Kaliforniya – Sosyal medya bağımlılığına karşı açılan emsal nitelikteki davada, Meta (Facebook, Instagram) ve YouTube suçlu bulundu. Los Angeles Yüksek Mahkemesi’ndeki jüri, teknoloji devlerinin 20 yaşındaki Kaley isimli genç bir kadının ruh sağlığına kasıtlı olarak zarar verdiğine hükmetti.

7 hafta süren davanın ardından jüri, 8 günlük bir değerlendirme sürecine girdi. Verilen kararla birlikte Meta %70, YouTube ise %30 oranında kusurlu bulundu. Şirketlerin toplamda 3 milyon dolar manevi tazminat ödemesine karar verilirken, jüri ayrıca YouTube için 900 bin dolar, Meta için ise 2,1 milyon dolar ek cezai tazminat tavsiyesinde bulundu

“BAĞIMLILIK HAYATINI MAHVETTİ”

Mahkemede ifade veren Kaley, sosyal medya bağımlılığının ergenlik döneminden itibaren hayatını nasıl mahvettiğini anlattı. Platformlarda geçirdiği uzun saatler nedeniyle anksiyete, vücut algısı bozukluğu (body dysmorphia) ve intihar düşünceleri geliştirdiğini belirten genç kadın, bağımlılığının bugün bile devam ettiğini, iş yerinde gizlice tuvalete giderek saatlerce sosyal medyada vakit geçirdiğini itiraf etti.

Davanın en çarpıcı anlarından biri ise Meta’nın “zorlu çocukluk” savunması oldu. Meta avukatları, Kaley’in yaşadığı sorunların sosyal medyadan değil, zorlu aile geçmişinden kaynaklandığını iddia etti. Ancak Kaley’in avukatı Mark Lanier, “Bu savunma, aslında şirketlerin savunmasız çocukları koruma sorumluluğunu daha da artırıyor” diyerek savunmayı çökertti.

İÇ YAZIŞMALAR DEŞİFRE OLDU

Mahkemede sunulan şirket içi belgeler ve e-postalar, teknoloji devlerinin genç kullanıcıları bilinçli olarak platformlara bağlamak için stratejiler geliştirdiğini ortaya koydu. Meta’nın, çalışanlarının ve 18 bağımsız uzmanın “zararlı” olduğu konusunda uyarıda bulunduğu güzellik filtrelerini bilinçli olarak kullanmaya devam ettiği belgelendi.

Duruşmalarda tanık olarak dinlenen Meta CEO’su Mark Zuckerberg, Instagram Başkanı Adam Mosseri ve YouTube Mühendislik Başkan Yardımcısı Cristos Goodrow da ifade verdi. Mosseri sosyal medya kullanımının “sorunlu” olabileceğini ancak “klinik anlamda bağımlılık yapıcı” olmadığını savunurken, Goodrow kendi çocuklarının günde saatlerce YouTube izlediğini ve bunun “onlar için iyi” olduğunu söyledi.

EMSAL KARAR: ON BİNLERCE DAVA KAPIDA

Bu dava, ABD genelinde 1.500’den fazla benzer dava arasında ilk kez sonuçlanan ve emsal teşkil edecek nitelikte bir karar oldu. Snap (Snapchat) ve TikTok ise davanın başında gizli bir anlaşmayla davadan çekilmişti.

Uzmanlar, bu kararın ardından teknoloji şirketlerine karşı açılan diğer davaların da hızlanacağını ve şirketlerin toplamda milyarlarca dolarlık tazminat ödemek zorunda kalabileceğini belirtiyor. Kararın, sosyal medya platformlarının özellikle çocuklar ve gençler için tasarım ve işleyiş politikalarını kökten değiştirmeye zorlayabileceği ifade ediliyor

YENİ MEXICO’DAN ARDI ARDA KARAR

Karar, New Mexico’da bir jürinin Meta’yı eyaletin tüketici koruma yasalarını ihlal etmek ve çocukları cinsel avcılardan korumamaktan suçlu bulmasından sadece bir gün sonra geldi. Bu ardışık kararlar, sosyal medya şirketlerine karşı yürütülen hukuk mücadelesinde dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

ŞİRKETLERDEN İTİRAZ: “TEMYİZE GİDECEĞİZ”

Kararın ardından Meta ve YouTube’tan yapılan açıklamalarda, karara itiraz edileceği bildirildi.

Meta sözcüsü, “Gençlerin ruh sağlığı son derece karmaşık bir konu ve tek bir uygulamaya bağlanamaz. Verilen karara saygı duymuyoruz ve temyize gideceğiz. Gençleri çevrimiçi ortamda koruma konusundaki kararlılığımızı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Google sözcüsü José Castañeda ise YouTube’un bir “sosyal medya platformu” olarak görülmemesi gerektiğini savunarak, “Dava, YouTube’u yanlış anlamaktadır. YouTube sorumlu bir şekilde inşa edilmiş bir yayın platformudur” dedi.

UZMANLAR: “SİGARA DAVALARININ SOSYAL MEDYA VERSİYONU”

Çevrimiçi güvenlik izleme kuruluşu Common Sense Media’nın kurucusu James Steyer, kararı “dönüm noktası” olarak nitelendirerek, “Sosyal medya devleri, çocukların güvenliğini etkileşim oranlarının önüne koysalardı asla mahkemelik olmazlardı. Kendi araştırmalarını görmezden gelip çocukları devasa ve kontrolsüz bir deneyin parçası haline getirdiler. Artık hesap verme zamanı geldi” dedi.

Hukuk çevreleri, bu kararın “Big Tobacco” (Büyük Tütün) davalarının sosyal medya versiyonu olarak tarihe geçeceğini ve yıllar sürecek bir hukuk savaşının fitilini ateşlediğini belirtiyor.

FATİHDOĞANMEDYA YORUMU

Sosyal medya platformları artık yalnızca “içerik paylaşım” araçları olarak görülmüyor. Algoritmaların kasıtlı olarak bağımlılık yaratacak şekilde tasarlanması, özellikle ergenlik çağındaki gençlerin ruh sağlığı üzerinde ciddi tahribatlara yol açıyor. Kaliforniya’daki bu karar, teknoloji şirketlerinin “bilmiyorduk” savunmasını çökerten ve onları doğrudan sorumlu tutan bir kilometre taşı oldu. Türkiye’de de benzer davaların açılması ve dijital platformlara yönelik yasal düzenlemelerin hız kazanması bekleniyor.

 

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar