Gündem
Trump Erdoğan’la Görüştü, Fikri Değişti! İsrail ve Yunanistan Alarmda!

Açıklama:
Trump ve Erdoğan arasında yapılan son telefon görüşmesi sonrasında ABD Başkanı Trump’ın stratejik tutumunda değişiklik gözlemlenirken, olası F-35 satışı ve Türkiye’nin artan bölgesel varlığı İsrail ve Yunanistan’da ciddi güvenlik kaygılarını tetikledi. İşte, Trump’ın yeni yaklaşımının detayları ve bölgesel etkilerine dair kapsamlı analiz.
Giriş
Son günlerde gündeme oturan “Trump Erdoğan’la görüştü, fikri değişti… İsrail de Yunanistan da alarmda” ifadesi, hem uluslararası medyada hem de bölgesel politika çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Amerikan Başkanı Trump’ın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi sonrasında, Trump’ın Türkiye’ye yönelik tutumunda belirgin bir değişim meydana geldiği, hatta F-35 savaş uçaklarının yeniden satışı gibi stratejik kararlarda yeni bir pencere açtığı öne sürülüyor. Bu gelişmeler, özellikle bölgedeki askeri güç dengesi açısından İsrail ve Yunanistan’da ciddi endişelere yol açtı.
Görüşmenin Detayları ve Trump’ın Fikri Değişikliği
Trump’ın Stratejik Yaklaşımında Dönüm Noktası
Gelen bilgilere göre, ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesi sonrasında Türkiye’ye yönelik uygulaması planlanan yaptırımlar ve F-35 programına dair kısıtlamalarda esneklik sağlama yönünde adımlar atılması değerlendiriliyor. Özellikle Alman medyasına yansıyan Frankfurter Rundschau haberi, Trump’ın Türkiye’ye F-35 satışını yeniden gündeme almak için ekibine talimat verdiğini belirtiyor. Trump’ın bu tutum değişikliği, Türkiye’nin Rus yapımı S-400 sistemi alımı sonrası yaşanan kriz ve bölgede artan askeri rekabetin bir sonucu olarak görülüyor.
F-35 Satışının Yeniden Gündeme Gelmesi
Trump’ın, Erdoğan ile telefon görüşmesi sonrasında Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi yönünde olumlu sinyaller vermesi, özellikle İsrail ve Yunanistan tarafından dikkatle izleniyor. Türkiye’nin, F-35’ler sayesinde askeri donanımını modernize etmesi ve bölgesel güç dengesinde öne çıkma hedefleri, İsrail’in mevcut hava üstünlüğüne yönelik tehdit algısını artırırken; Yunanistan’ın Ege’deki stratejik pozisyonuyla ilgili endişeleri körüklüyor.

Bölgesel Güvenlik Endişeleri: İsrail ve Yunanistan
İsrail’de Alarm Zilleri Çalıyor
İsrail Basınında yer alan haberler, Trump’ın Türkiye’ye yönelik stratejik yaklaşımının İsrail açısından ciddi bir risk oluşturduğunu vurguluyor. İsrail Başbakanı Netanyahu ve ilgili güvenlik çevreleri, Türk Hava Kuvvetleri’nin F-35’lerle donatılmasının bölgedeki teknolojik üstünlüğü sarsabileceğini belirtiyor. Trump’ın bu yönüyle, İsrail’in mevcut savunma sistemlerine yönelik rekabetin kızışabileceği ve bölgedeki askeri dengelerin altüst olabileceği uyarıları yapılıyor.
Yunanistan’da Gerginlik ve Endişe
Türkiye’nin askeri alanda güçlenmesi, Yunanistan’da uzun süredir var olan Ege’deki güç dengesi açısından alarma neden oluyor. Yunan medyası ve siyasi çevreler, Türkiye’nin F-35 satışı gibi adımlarının Atina’nın bölgedeki stratejik üstünlük iddialarını zayıflatacağını öne sürüyor. Özellikle Yunanistan, komşusu Türkiye’nin askeri modernizasyonunun Ege’deki dengeyi değiştirebileceğini ve bu durumun bölgesel istikrar açısından risk oluşturduğunu değerlendiriyor.
Sosyo-Diplomatik ve Ekonomik Perspektifler
İkili İlişkilerde Yeni Bir Dönem
Trump ve Erdoğan arasındaki son görüşme, iki ülke arasındaki geleneksel tatlı-acı ilişkide yeni bir dönemin başlangıcını müjdeliyor. Trump’ın, Türkiye’ye yönelik yaptırımları hafifletme ve F-35 programına yeniden dahil etme yönünde niyet beyanı, ekonomik ve askeri ilişkilerde tazelenme sinyalleri veriyor. Ancak bu durum, ABD’nin uzun zamandır Türkiye’ye uyguladığı stratejik kısıtlamaların tamamen kalkacağı anlamına gelmiyor; aksine, bu adım, ikili ilişkilerde pragmatik bir çözüm arayışının göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel İstikrar ve Ekonomik Çıkarlar
Hem ABD hem de Türkiye için bölgedeki istikrar, ekonomik çıkarlar açısından büyük önem taşıyor. Türkiye, F-35’ler aracılığıyla modern bir hava savunma sistemi elde ederek, bölgesel krizlere karşı daha esnek bir savunma mekanizması kurmayı hedefliyor. Öte yandan, ABD için Türkiye, stratejik olarak önemli bir müttefik olarak NATO’nun doğu kanadında yer alıyor. Ancak Trump’ın Türkiye politikalarında görülen bu yaklaşım, İsrail ve Yunanistan gibi diğer bölgesel aktörlerin de stratejik çıkarlarını tehdit edebilir.
Sonuç ve Değerlendirme
Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi sonrasında, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi yönündeki tutumundaki değişiklik, bölgedeki askeri ve diplomatik dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahip.
-
ABD’nin Türkiye’ye yönelik politikalarında esneklik sinyalleri: Bu durum, Trump’ın bölgedeki stratejik çıkarları göz önüne alarak Türkiye ile ilişkileri yeniden yapılandırma isteğini yansıtıyor.
-
İsrail ve Yunanistan’da artan endişeler: Türkiye’nin modernizasyon hamleleri, özellikle F-35’ler ile donatılmasının, İsrail’in teknolojik üstünlüğünü ve Yunanistan’ın stratejik konumunu tehdit ettiği yönünde yorumlanıyor.
-
İkili ilişkilerde pragmatik yaklaşım: Hem ekonomik hem de askeri açıdan Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin yeniden değerlendirilmesi, her iki ülkenin de uzun vadeli çıkarlarına uygun adımların atılabileceğini gösteriyor.
Sonuç olarak, Trump’ın stratejik tutumundaki bu değişiklik, ABD-Türkiye ilişkilerinde yeni bir sayfa açma çabası olarak görülüyor; ancak bunun bölgedeki diğer aktörler üzerinde yarattığı belirsizlik ve güvenlik endişeleri, diplomatik tartışmaları da beraberinde getirebilir. Gelişmeleri yakından izlemek, bölgedeki dengelerin geleceği açısından büyük önem taşıyor.
Gündem
Osmaniye’de Cezaevi Önünde Silahlı Saldırı: 2 Yaralı, Otomobil Gaspı ve Şüphelilerin Yakalanma Anı Kamerada
Osmaniye’de Cezaevi Önünde Silahlı Saldırı: 2 Yaralı, Otomobil Gaspı ve Şüphelilerin Yakalanma Anı Kamerada
Tarih: 15 Haziran 2026
Saat: 21:53

Fatih Doğan Medya Özel – Osmaniye’nin Toprakkale ilçesinde bulunan bir cezaevi önünde meydana gelen olayda, husumetli oldukları kişilere uzun namlulu silahlarla ateş açan 3 şüpheli, 2 kişiyi yaraladı. Kaçışları sırasında bir otomobili gasp eden şüpheliler, polis ekiplerince kent merkezinde kıskıvrak yakalandı. Şüphelilerin yakalanma anı, güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.
Osmaniye’de Cezaevi Önünde Silahlı Saldırı: 2 Yaralı, Otomobil Gaspı ve Şüphelilerin Yakalanma Anı Kamerada
Osmaniye’nin Toprakkale ilçesinde bulunan T Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu önünde meydana gelen olay, adeta bir film sahnesini aratmadı. İddiaya göre, aralarında husumet bulunan bir kişinin izinli olarak cezaevinden çıkacağını öğrenen F.A. (25), A.Y. (33) ve G.E. (32), Adana’nın Ceyhan ilçesinden Osmaniye’ye geldi.
Şüpheliler, cezaevi önünde karşılaştıkları Y.Ş. (34), M.R.K. (22) ve A.G. (32) isimli şahıslara uzun namlulu silahlarla ateş açtı. Saldırıda yaralanan M.R.K. ve A.G., ihbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri tarafından Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralıların tedavilerinin tamamlanmasının ardından taburcu edildikleri öğrenildi.

Saldırının ardından kaçan şüphelilerin kullandıkları otomobilin kaza yaptığı, bunun üzerine başka bir aracı gasbederek olay yerinden uzaklaştıkları belirlendi. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, takip ve kovalamaca sonucu şüphelileri Osmaniye kent merkezine girişte bulunan Karaçay Deresi Köprüsü üzerinde yakaladı. Yakalanma anları ise Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarınca an be an kaydedildi.
Şüphelilerin bulunduğu araçta yapılan aramada adeta bir cephanelik ele geçirildi. Aramalarda; 2 yarı otomatik av tüfeği, 1 AK-47 kalaşnikof tüfek, 3 tabanca, 12 av tüfeği fişeği, 11 adet 9×19 milimetre tabanca fişeği ile 21 adet 7.65 milimetre tabanca fişeği bulundu.
Olayla ilgili başlatılan geniş çaplı soruşturmada, İl Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma ekiplerince 3 şüphelinin ifadeleri doğrultusunda ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’, ‘Silahla yağma’, ‘6136 Sayılı Kanuna Muhalefet’ ve ‘Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması’ suçlarından 16 kişi daha gözaltına alındı. Şüphelilerden 10’u ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakılırken, adliyeye sevk edilen 9 şüpheliden 6’sı tutuklandı, 3’ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Gündem
TOKAT’TA AİLE FACİASI: GELİN, KAYINPEDERİNİ DARBEDEREK ÖLDÜRDÜ!
TOKAT’TA AİLE FACİASI: GELİN, KAYINPEDERİNİ DARBEDEREK ÖLDÜRDÜ!
Yayın Tarihi: 15 Haziran 2026
Yayın Saati: 22.40

Tokat’ın Artova ilçesinde, 52 yaşındaki Azerbaycan uyruklu gelin ile 88 yaşındaki kayınpederi arasında evin önünde çıkan tartışma büyüyerek kavgaya dönüştü. Bir anda şiddetlenen tartışmada gelinin darbesiyle ağır yaralanan yaşlı adam, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Olayın ardından gözaltına alınan gelin hakkında “kasten yaralama sonucu ölüm” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.
Evin Önünde Başlayan Tartışma Kanlı Bitti
Edinilen bilgilere göre olay, Tokat’ın Artova ilçesine bağlı Ağmusa köyünde meydana geldi. Köyde ikamet eden Azerbaycan uyruklu K.V. (52) ile 88 yaşındaki kayınpederi Mustafa Cici arasında evin önünde henüz belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüşen olayda taraflar birbirlerini darbetti. İddiaya göre gelinin attığı darbe sonucu yere düşen yaşlı adam için 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunuldu.
Olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri, ağır yaralanan Mustafa Cici’ye ilk müdahaleyi olay yerinde yaptıktan sonra onu ambulansla Artova Devlet Hastanesi’ne kaldırdı. Ancak doktorların tüm çabalarına rağmen 88 yaşındaki adam kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Gelin Gözaltına Alındı, Soruşturma Başlatıldı
Olayın hemen ardından Artova Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gelin K.V., jandarma ekiplerince gözaltına alındı. Şüphelinin adli işlemlerinin sürdüğü ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.
Savcılık, olayı “kasten yaralama sonucu ölüm” kapsamında değerlendirirken, kavgaya karışan diğer kişilerin olup olmadığı ve tartışmanın çıkış nedeni araştırılıyor.
Yetkililerden ve Köylülerden İlk Açıklamalar
Olayın yaşandığı Ağmusa köyü sakinleri, daha önce de aile içinde zaman zaman gerginlikler yaşandığını ancak bu kadar büyüyeceğini tahmin etmediklerini belirtti. Bir köylü, “İkisi de sinirli insanlardı. Tartıştıklarını duyardık ama bu hale geleceğini kimse beklemiyordu” dedi.
Yetkililer ise olayla ilgili yaptıkları açıklamada, şiddetin hiçbir türüne müsamaha gösterilmeyeceğini vurgulayarak, “Aile içi şiddet ve tartışmaların büyümeden yetkililere bildirilmesi hayati önem taşıyor” uyarısında bulundu.
Adli Süreç ve Olası Ceza
Hukuk uzmanları, 52 yaşındaki gelinin ifadesinin ve olayın oluş şeklinin yargılama sürecinde belirleyici olacağını belirtiyor. “Kasten yaralama sonucu ölüm” suçlaması, Türk Ceza Kanunu’nun 87. maddesinde düzenleniyor. Bu suç, kasten yaralama eyleminin mağdurun ölümüne sebebiyet vermesi halinde uygulanıyor ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına kadar varan yaptırımları bulunuyor.
Mahkeme, olayın taksirle mi yoksa kasten mi işlendiğini, tarafların kusur oranlarını ve olayın gelişimini titizlikle inceleyecek.
Geçmiş Benzer Olaylarla Karşılaştırma
Türkiye’de son yıllarda aile içi şiddet ve aile fertleri arasındaki kavgaların cinayetle sonuçlanması sıkça gündeme geliyor. 2020 yılında da Yeni Şafak’ın haberine göre, Tokat’ta altı aylık evli bir damat, çıkan tartışmada kayınpederini darbederek öldürmüştü. Benzer şekilde, 2025 yılında Muğla’da bir kayınpeder, gelinini öldürdükten sonra cesedini yakmış, cezaevinde hayatını kaybetmişti.
Bu olaylar, aile içi şiddetin ne denli yıkıcı sonuçlara yol açabildiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Uzman Görüşleri: Aile İçi İletişimin Önemi
Psikologlar ve sosyologlar, aile içi anlaşmazlıkların şiddete dönüşmemesi için sağlıklı iletişim yöntemlerinin öğrenilmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, özellikle aynı evi paylaşan farklı kuşaklar arasında yaşanan gerilimlerin, bir uzman yardımıyla çözülebileceğini belirtiyor. “Öfke kontrolü, empati ve etkili iletişim becerileri, bu tür acı olayların önüne geçebilir” diyen uzmanlar, aile içi şiddetle karşılaşan vatandaşların 183 Sosyal Destek Hattı ve 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım alabileceklerini hatırlatıyor.
Gündem
Hicri Yeni Yıl Yarın Başlıyor: 1448’e Manevi Yolculuk
Hicri Yeni Yıl Yarın Başlıyor: 1448’e Manevi Yolculuk
Tarih: 15.06.2026
Saat: 21:00

Milyonlarca Müslüman, yarın başlayacak olan Hicri 1448 yılını idrak edecek. Hicret’in yıl dönümü olarak kabul edilen bu özel gün, İslam alemi için bir yenilenme ve manevi muhasebe fırsatı sunuyor. Peki hicri takvim nedir, yılbaşı nasıl kutlanır ve aşure ne zaman pişirilecek? İşte tüm detaylar…
İslam alemi yarın Hicri 1448 yılına girmenin coşkusunu ve manevi huzurunu yaşayacak. Diyanet İşleri Başkanlığı vakit hesaplamalarına göre, hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının ilk günü, 16 Haziran 2026 Salı günü idrak edilecek. Bu özel gün, aynı zamanda Hicri Yılbaşı olarak da anılıyor.
Hicri takvim, adını İslam tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan ‘Hicret’ olayından alıyor. Son peygamber Hz. Muhammed (SAV) ve ashabının 1448 yıl önce Mekke’den Medine’ye göçü, bu takvimin başlangıç kabul ediliyor. Diyanet İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Üzeyir Öztürk, hicretin İslam tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirterek, bu olayın sadece bir mekan değişikliği değil, aynı zamanda inanç uğruna yapılan büyük bir fedakarlığın simgesi olduğunu vurguladı.
Muharrem ayı, aynı zamanda aşure geleneğini de beraberinde getiriyor. Muharrem ayının 10. gününe denk gelen Aşure Günü, bu yıl 25 Haziran Perşembe günü idrak edilecek.
Hicri Takvim Nedir? Miladi Takvimden Farkı Ne?
Ayın dünya etrafındaki dönüşünü esas alan hicri takvim, yaklaşık 354 gün süren bir ay yılı sistemidir. Bu özelliği nedeniyle hicri takvim, güneş yılı esasına dayanan Miladi takvime göre her yıl yaklaşık 10-11 gün daha erken başlar. Bu nedenle Hicri Yılbaşı’nın Miladi takvimdeki tarihi her sene değişkenlik gösterir.
Hicret’in Önemi ve Manevi Boyutu
Hz. Muhammed (SAV) ve ashabının Mekke’de maruz kaldığı zulümden kurtulmak ve inançlarını özgürce yaşayabilmek için Medine’ye göç etmesi anlamına gelen Hicret, İslam toplumunun inşasının temelini oluşturmuştur. Medine’de muhacirler (göç edenler) ve ensar (yardım edenler) arasında tesis edilen kardeşlik bağı, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir dayanışma örneği sergilemiştir.
Muharrem Ayı ve Aşure Günü
Muharrem ayı, İslam inancında oldukça müstesna bir yere sahiptir. İslam geleneğinde Ramazan ayından sonra en faziletli orucun tutulduğu ay olarak bilinen Muharrem, aynı zamanda Aşure Günü’nü içinde barındırmaktadır.
Aşure Günü’nün Önemi: Birçok peygamberin hayatındaki önemli olaylara ev sahipliği yaptığına inanılan Aşure Günü, bu sene 25 Haziran Perşembe günü idrak edilecek. Bu özel gün, aynı zamanda Kerbela’da Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve şehit olanların yad edildiği, yardımlaşma ve dayanışmanın en yoğun şekilde hissedildiği bir zaman dilimidir. Geleneksel olarak pişirilen aşure tatlısı, bolluğun, bereketin ve paylaşmanın sembolü olarak komşularla, dostlarla paylaşılır.
Kaynak: FatihDoğanMedya – AA, Diyanet İşleri Başkanlığı
-
Gündem3 gün önceKocaeli’de Acı Olay: Baba Evinde Asılı Halde Ölü Bulundu, SMA’lı Oğlunun Cihazının Fişi Çekildi
-
Gündem1 hafta önceSöke’deki çifte cinayette kan donduran detay! Şüpheli eş Erkan Aslan yakalandı,
-
Spor1 hafta önceMilliler Geriden Geliyor! Venezuela’yı 2-1 Yıkan A Milli Takım, Dünya Kupası’na Galibiyetle Merhaba Dedi
-
Gündem1 hafta önceErzurum’da Feci Kaza: Hafif Ticari Araç Takla Attı, 1’i Bebek 3 Kişi Öldü, 4 Yaralı
-
Gündem1 hafta önceAmasya’da Yürekleri Dağlayan Kaza: Ranger’ın Çarptığı İşçi Hayatını Kaybetti
-
Gündem1 hafta önceKocaeli’de Vahşet: 5 Çocuk Annesi Elif K., Sokak Ortasında Katledildi
-
Gündem1 hafta önceİznik Gölü’nde Yürek Yakan Kahramanlık: Oğlunu Kurtaran Emekli Polis Sinan Çağlayan Suda Kayboldu
-
Gündem1 hafta önceSAHRA’DA YOLSUZ FECİA: ARİZALANAN KAMYON 49 KİŞİYE MEZAR OLDU
