Teknoloji
Bilim Dünyasını Şaşırtan Keşif: Büyük Piramit’in 4.600 Yıllık Deprem Sırrı Çözüldü
Bilim Dünyasını Şaşırtan Keşif: Büyük Piramit’in 4.600 Yıllık Deprem Sırrı Çözüldü
TARİH: 22 Mayıs 2026. SAAT : 01 : 45

Dünyanın en büyük gizemlerinden birine ev sahipliği yapan Mısır’ın Giza Platosu’ndaki Büyük Piramit (Keops Piramidi), sadece ihtişamıyla değil, aynı zamanda binlerce yıldır yıkıcı depremlere karşı gösterdiği olağanüstü dirençle de bilim insanlarını hayrete düşürüyordu. Reuters’ın son dakika olarak duyurduğu ve saygın bilim dergisi Scientific Reports’ta yayımlanan yeni bir araştırma, bu kadim yapının deprem sırrını nihayet aydınlattı.
Mısır Ulusal Astronomi ve Jeofizik Araştırma Enstitüsü’nden (NRIAG) sismolog Mohamed ElGabry liderliğindeki uluslararası bir ekip, piramidin sismik dayanıklılığını ortaya çıkarmak için devrim niteliğinde bir çalışmaya imza attı.
Piramidin Kalbinde 37 Noktada Deprem Dinlemesi
Araştırmacılar, anıtsal yapıya herhangi bir zarar vermemek için son derece hassas bir yöntem izledi. Piramidin içinde ve çevresinde belirlenen 37 farklı noktaya yerleştirilen sismometreler ile uzak okyanus dalgaları, rüzgar ve insan faaliyetlerinden kaynaklanan “ortam titreşimleri” kaydedildi. Bu yöntem, adeta piramidin nabzını tutarak, bir deprem anında yapının nasıl davranacağını modelledi.
Sonuçlar çarpıcıydı: Piramidin içindeki ölçüm noktalarının yaklaşık dörtte üçünde, yapı saniyede 2 ila 2.6 kez (2-2.6 Hertz) gibi dar bir frekans aralığında titreşti. Bu, devasa boyutlarına rağmen mekanik stresin yapı içinde son derece homojen ve dengeli bir şekilde dağıldığının kanıtıydı. Buna karşın piramidin üzerinde yükseldiği kireç taşı zeminin frekansı çok daha düşüktü (yaklaşık 0.6 Hertz). İki frekans arasındaki bu büyük fark, bir deprem sırasında yapı ve zemin arasında oluşabilecek yıkıcı rezonans etkisini engelleyerek piramidin adeta bir salıncak gibi sarsılmasının önüne geçiyor.

4 Kritik Yapısal Özellik: Antik Mühendisliğin Zaferi
Bilim insanları, piramidin deprem dayanıklılığını sağlayan dört temel mühendislik özelliğini şöyle sıraladı:
1. Son Derece Geniş Taban ve Düşük Ağırlık Merkezi: Piramidin her biri yaklaşık 230 metre uzunluğundaki devasa tabanı, yapıya inanılmaz bir stabilite kazandırarak devrilmesini engelliyor. Üzerine oturduğu sağlam kireç taşı ana kaya da bu stabiliteyi perçinliyor.
2. Yüksek Simetrik Geometri: Dört bir yanı neredeyse kusursuz bir simetriye sahip olan piramit, deprem kuvvetlerini her yöne eşit olarak dağıtıyor.
3. Zirveye Doğru Kademeli Kütle Azalması: Piramidin giderek incelen yapısı, üst kısımlardaki kütleyi azaltarak deprem anındaki salınımı minimuma indiriyor.
4. Sismik Enerjiyi Sönümleyen Gizli Odalar: Keşfin en dikkat çekici kısmı ise piramidin iç tasarımında saklı. Kral Firavun Khufu’nun mezar odasının (Kral Odası) hemen üzerinde yer alan ve “basınç tahliye odaları” olarak adlandırılan beş özel boşluk, dev bir amortisör görevi görüyor. Araştırmalar, yapının üst kısımlarına çıkıldıkça titreşimlerin normalde artması gerekirken, bu odalar sayesinde sismik enerjinin önemli ölçüde sönümlendiğini ve Kral Odası’nın aşırı sarsıntılardan korunduğunu ortaya koydu.
NRIAG’den kıdemli sismolog ve çalışmanın yazarlarından Asem Salama, “Antik Mısırlı inşaatçılar, stabilite, temel davranışı, kütle dağılımı ve yük transferi konularında ileri düzeyde pratik bilgiye sahipti. Depreme özel olarak tasarlanmış olduğunu iddia etmek zor, ancak yüzyıllar süren deneme yanılma yoluyla, olağanüstü uzun vadeli dayanıklılığa sahip yapılar üreten mimari ve jeoteknik çözümler geliştirdikleri açık” dedi.
1847 ve 1992 Depremlerinde Hasar Almadı
Araştırma, piramidin tarihsel deprem performansına da ışık tutuyor. Bölgede 1847’de meydana gelen 6.8 ve 1992’de meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki yıkıcı depremler binlerce modern binayı yerle bir ederken, Büyük Piramit’ten sadece birkaç taş parçasının düştüğü kayıtlara geçmişti.
Çalışmanın başyazarı Mohamed ElGabry, “Büyük Piramit sadece olağanüstü bir mühendislik başarısı değil, aynı zamanda derin bir sanat ve insan vizyonu eseridir. Mükemmel simetrisi, anıtsal ölçeği ve zarif oranları, 4.600 yıl sonra bile hayranlık uyandırmaya devam eden zamansız bir güzellik yaratıyor” ifadelerini kullandı.
Teknoloji
Deniz Polisinden Devrim Niteliğinde Kurtarma: Elektronik Can Simidi Saniyeler İçinde Hayat Kurtarıyor!
Deniz Polisinden Devrim Niteliğinde Kurtarma: Elektronik Can Simidi Saniyeler İçinde Hayat Kurtarıyor!
Tarih: 05 Haziran 2026
Saat: 09:55

ANTALYA – Deniz polisi, riskli bölgelerde meydana gelen kazalara anında müdahale edebilmek için uzaktan kumandalı elektronik can simidi kullanıyor. Aynı anda 2 kişiyi taşıyabilen bu ileri teknoloji cihaz, zorlu hava koşullarında ve botların ulaşamadığı noktalarda saniyeler içinde kurtarma imkânı sağlıyor.
Teknolojiyle Donatılan Deniz Polisi
Antalya Emniyet Müdürlüğü Deniz Liman Şube Müdürlüğü’nde görev yapan ekipler, her türlü acil duruma hazırlıklı olmak için ileri teknoloji ürünü ekipmanları envanterlerine dahil etti. Bunların başında gelen uzaktan kumandalı elektronik can simidi, özellikle olumsuz hava şartlarında ve botların giremediği sığ sularda büyük avantaj sağlıyor.
· Hızlı Müdahale: Uzaktan kumanda sistemi sayesinde cihaz, kazazedenin bulunduğu noktaya saniyeler içinde ulaşabiliyor.
· Yüksek Kapasite: Aynı anda iki kişiyi taşıma kapasitesine sahip olan can simidi, ağırlık ve denge özellikleriyle her türlü vücut tipine uygun şekilde tasarlandı.
· Güvenli Kurtarma: Kurtarıcı personelin suya girmesine gerek kalmadan, kazazede güvenli bölgeye çekilebiliyor. Bu sayede hem kurtarma süresi kısalıyor hem de personelin güvenliği artıyor.

Başkomiser Gürsoy: “Klasik Can Simitlerine Oranla Çok Daha Hızlı”
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Antalya Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’nde görevli Başkomiser Çağlar Gürsoy, şunları söyledi:
“Görev esnasında kullandığımız uzaktan kumandalı elektronik can simidi, denizde tehlike yaşayan kişilere hızlı ve güvenilir şekilde ulaşmamızı sağlayan modern bir kurtarma cihazı. Klasik can simitlerine oranla daha hızlı müdahale imkânı sunuyor. Bu cihaz sayesinde, kurtarıcı personelin suya girmesine gerek kalmadan kazazedenin bulunduğu noktaya yönlendirme yapabiliyoruz. Bu da hem olaylara daha hızlı müdahale etmemizi sağlıyor hem de kurtarıcı personelin güvenliğini artırıyor.”
Başkomiser Gürsoy, özellikle turizm sezonunun yoğun olduğu dönemlerde bu tür teknolojik ekipmanların hayati önem taşıdığını vurguladı.
Teknik Özellikler ve Kullanım Avantajları
Uzaktan kumandalı can simidi, hem karadan hem de bot üzerinden kolayca kontrol edilebiliyor. Cihazın öne çıkan bazı teknik özellikleri şöyle:
Özellik Değer / Açıklama
Taşıma Kapasitesi Aynı anda 2 kişi
Kontrol Sistemi Uzaktan kumanda (menzil: ~500 m)
Çalışma Koşulları Zorlu hava şartlarına dayanıklı
Güç Kaynağı Şarj edilebilir lityum pil
Hedef Kullanım Botların ulaşamadığı noktalar, akıntılı sular, gece operasyonları
Bu özellikler sayesinde elektronik can simidi, özellikle şu durumlarda klasik yöntemlere göre büyük üstünlük sağlıyor:
· Karanlık veya sisli havalarda hızlı yön bulma,
· Güçlü akıntı ve dalgalarda karadan kontrol imkânı,
· Kayalık veya sığ bölgelerde bot riski olmadan müdahale.
Turizm Sezonunda Can Güvenliği İçin Kritik Önlem
Yaz aylarında Antalya sahillerinde yerli ve yabancı milyonlarca turist ağırlanıyor. Deniz polisi, olası boğulma ve deniz kazalarına karşı hazırlıklarını tamamlamış durumda. Elektronik can simitlerinin yanı sıra su altı robotları (ROV) ve yüksek hızlı botlarla da ekipler, her an göreve hazır bekliyor.
Antalya Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, vatandaşların can güvenliğini en üst düzeyde tutmak için teknolojik yatırımların artarak devam edeceğini belirtti.
Teknoloji
Nvidia, yapay zeka yeteneklerini doğrudan dizüstü ve masaüstü bilgisayarlara entegre eden yeni bir çipi tanıttı
Nvidia’dan Tarihi Hamle: Kişisel Bilgisayarlar ‘Yapay Zeka Canavarı’na Dönüşüyor!
1 Haziran 2026. 13:30

Nvidia, Computex 2026 fuarında tanıttığı devrim niteliğindeki RTX Spark çipi ile PC dünyasının 40 yıllık mimarisini baştan aşağı değiştiriyor. Artık bilgisayarlar sadece birer araç olmaktan çıkıp, kullanıcılar için “yapay zeka ajanlarına” dönüşüyor.
Teknoloji devi Nvidia, Tayvan’daki Computex fuarında sahne alarak bilgisayar dünyasında yeni bir çağın kapılarını araladı. Şirketin kurucusu ve CEO’su Jensen Huang, uzun süredir sızıntılara konu olan ilk resmi PC işlemci ailesi RTX Spark’ı (N1/N1X) resmen duyurdu. Bu hamle, Nvidia’nın yıllardır Intel ve AMD’nin hakimiyetindeki PC pazarına doğrudan ve güçlü bir giriş yaptığının da ilanı oldu.
“Bu, bilgisayarın yeniden icadıdır. Kırk yıl boyunca uygulamaları başlatıyordunuz. Tıklıyor ve yazıyordunuz. Artık RTX Spark ve Windows ile soruyorsunuz, bilgisayar işi yapıyor. ”
Jensen Huang, Nvidia CEO’su
‘Superchip’in İçindeki Canavar: 1 Petaflop Güç
Adeta bir “süper çip” olarak tanımlanan RTX Spark, Nvidia’nın son teknolojisi Blackwell GPU ile tamamen yeni bir Arm tabanlı N1X CPU’yu tek bir çatı altında birleştiriyor. TSMC’nin 3nm üretim süreciyle hayat bulan bu çipin teknik detayları ise adeta bir bilimkurgu filminden fırlamış gibi:
· Dev Bellek: 128 GB’a kadar birleşik bellek (Unified Memory) ile donatılan çip, en ağır işlemleri bile rahatlıkla kaldırabiliyor.
· Yapay Zeka Gücü: 1 Petaflop’luk AI hesaplama gücü sunan RTX Spark, 120 milyar parametreli büyük dil modellerini (LLM) çalıştırabiliyor.
· Yeni Nesil Oyun: Sadece işle ilgili değil; oyun tutkunları için de 1440p çözünürlükte 100 FPS üzerinde performans vaat ediyor.
· Üst Düzey İşlem: 90 GB’lık 3D sahneleri canlandırmaktan, 12K video düzenlemeye kadar her şeyin altından kalkabiliyor.

Sonbaharda Geliyor: Dev İş Birlikleri
Nvidia’nın bu devrim niteliğindeki çipi, yalnız başına gelmiyor. Microsoft ile üç yıl süren bir iş birliğinin ürünü olan RTX Spark, MediaTek ile birlikte geliştirildi. Çipin ilk olarak bu sonbaharda piyasaya sürülecek olan yeni nesil Windows bilgisayarlarda yer alması bekleniyor.
Şimdiden dünyanın en büyük PC üreticileri sıraya girmiş durumda. Microsoft Surface Laptop Ultra ve Dell XPS 16 ile start alacak olan çip, Asus, HP, Lenovo, MSI gibi markaların da aralarında bulunduğu 30’dan fazla dizüstü ve 10’dan fazla masaüstü modelinde kullanılacak.
‘iPhone Etkisi’ Yaratacak mı?
Uzmanlara göre RTX Spark, tıpkı akıllı telefonların hayatımızı değiştirmesi gibi bir “dönüm noktası” olacak. Counterpoint Research kurucu ortağı Neil Shah, bu çipin kişisel bilgisayar dünyası için bir iPhone, ChatGPT veya DeepSeek anı olduğunu söylüyor.
Yapay zeka yeteneklerini doğrudan cihaza entegre eden bu teknoloji, kullanıcıların artık buluta bağımlı kalmadan, yapay zeka ajanlarını kendi bilgisayarlarında çalıştırabileceği anlamına geliyor. Bu sayede hem gizlilik endişeleri azalacak hem de çok daha hızlı ve kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşanacak.
bilim ve teknoloji
Nuh’un Gemisi’nin Sırrı 440 Yıllık Haritada! İşte Gizemli Kalıntının Tam Konumu
Nuh’un Gemisi’nin son durağı yüzyıllar öncesine ait bir haritada tespit edildi – bu yer, uzun zamandır gömülü İncil kalıntısı olarak tahmin edilen gerçek konumla örtüşüyor.
Tarih: 28 Mayıs 2026
Saat: 23:30
Haber Kaynağı: New York Post

İtalyan kartograf Urbano Monte’nin 1587 yılında çizdiği dev dünya haritası, Nuh Tufanı’nın efsanevi gemisinin akıbetine dair asırlık gizemi aydınlatıyor olabilir. Bağımsız araştırmacılar, Ağrı Dağı bölgesindeki “Durupınar” oluşumunun haritadaki işaretle birebir örtüştüğünü ve İncil’deki ölçülere uyduğunu iddia ediyor. Son teknoloji taramalar ise toprağın altında gemi şeklinde bir yapıyı ve çürümüş ahşap kalıntılarına işaret eden kimyasal izleri gözler önüne serdi.
Arkeoloji ve teoloji dünyasını heyecanlandıran yeni bir keşif, insanlık tarihinin en büyük gizemlerinden biri olan Nuh’un Gemisi’nin son durağının izini, 440 yıllık bir haritaya kadar sürüyor. 1587 yılında İtalyan haritacı Urbano Monte tarafından çizilen ve dev bir yapboz gibi bir araya getirilen “Planisfer” adlı dünya haritası, geminin Türkiye’deki bir dağ silsilesinde olduğunu gösteriyor.

Stanford Üniversitesi’ndeki Haritanın Şifreleri Çözülüyor
60 adet el çizimi sayfanın birleşmesiyle 3 metreden daha geniş bir daire oluşturan ve döneminin en büyük haritası olan Planisfer, kıtaların, efsanevi yaratıkların ve keşfedilmemiş toprakların tasvirleriyle dolu. Ancak haritanın en dikkat çekici detayı, Türkiye’nin doğusunda, Ağrı Dağları olarak bilinen bölgede yer alan ve Nuh’un Gemisi olduğu tahmin edilen bir şekil.
Bağımsız araştırmacı Jimmy Corsetti, sosyal medyada viral olan paylaşımında, Planisfer’de işaretlenen bu konumun ve geminin uzunluğunun, uzun yıllardır tartışmalara konu olan Durupınar oluşumuyla “aynı yer ve aynı boyutlarda” olduğunu öne sürdü.
İncil’deki Ölçüler Birebir Uyuyor: 515 Feet Uzunluğunda
Tevrat’ın Yaratılış (Tekvin) bölümünde, geminin tufandan sonra “Ararat dağlarına” oturduğu belirtiliyor. Uzmanların dikkatini çeken en önemli nokta ise Durupınar bölgesindeki gemi şeklindeki oluşumun boyutları oldu. İncil’de gemi için verilen 300 arşın uzunluk, 50 arşın genişlik ve 30 arşın yükseklik ölçüleri, günümüz birimleriyle yaklaşık 157 metre (515 feet) uzunluğa denk geliyor. Bu rakam, haritada işaretlenen ve arazide tespit edilen şeklin boyutlarıyla örtüşüyor.
Bilimsel Kanıtlar: Radarda Gemi Şekli, Toprakta Ahşap İzleri
Bu keşif, bölgede son yıllarda yürütülen kapsamlı bilimsel araştırmalarla daha da güç kazandı. Araştırma ekibi, yer altı radarı (GPR) taramaları ile toprağın derinliklerinde, bir geminin güvertesine benzer şekilde uzanan ve ortada “atriyum” adı verilen merkezi bir boşluğa açılan koridorlar tespit etti. Bu yapı, İncil’de geminin üç katlı olduğu yönündeki anlatımla da uyuşuyor.
Noah’s Ark Scans araştırmacısı Andrew Jones, “Bu boşluklar yeraltında rastgele değil, bir hat boyunca sıralanıyor. Kızılötesi termografi (IRT) teknolojisi ile toprağın derinliklerinde hâlâ korunmuş, gemi şeklinde bir gövde tespit ettik” dedi.
Keşfi en çarpıcı kılan detay ise toprak analizleri oldu. 2024 yılında, gemi şeklinin içinden ve dışından 88 farklı toprak örneği alındı. Analiz sonuçlarına göre, şeklin içindeki toprak, dışarıdakine kıyasla üç kat daha fazla organik madde ve %38 daha fazla potasyum içeriyor. Toprak bilimci William Crabtree, bu durumu şöyle açıklıyor: “Eğer bu yapı ahşap bir gemi olsaydı ve zamanla çürüseydi, toprakta tam olarak bu kimyasal değişiklikleri görmeyi beklerdik; yüksek potasyum, değişen pH seviyeleri ve daha fazla organik madde. Bulgularımız bunu doğruluyor.”
Deniz Seviyesinden 2 Bin Metredeki Tufan İzleri
Deniz seviyesinden yaklaşık 2 bin metre yükseklikte bulunan bu alanda, antik mercan ve deniz kabuğu fosillerine de rastlandı. Bu kalıntıların, kutsal kitaplarda anlatılan büyük tufanın jeolojik kanıtı olabileceği öne sürülse de, bazı uzmanlar bu durumun bölgeyi bu yüksekliğe çıkaran tektonik levha hareketleriyle de açıklanabileceğini belirterek şüphelerini koruyor.
-
Ekonomi1 hafta önce“Şifalı” Zeytine Ceza Yağdı: Tanesi 50 Lira Olan Zeytin İçin Bakanlık Harekete Geçti
-
Son Dakika1 hafta önceAdıyaman’da katliam gibi kaza: Anne ve 2 çocuğu hayatını kaybetti
-
Gündem1 hafta önceMersin Mut’ta TIR ile Cip ve Otomobil Çarpıştı: 1 Ölü, 5 Yaralı!
-
Gündem1 hafta önceDenizli’de Bariyere Çarpıp Yanan Otobüste 8 Ölü, 33 Yaralı
-
Son Dakika5 gün önceSON DAKİKA: İstanbul, Şişli-Mecidiyeköy metro istasyonunda bir yolcu intihar girişiminde bulundu.
-
Magazin1 hafta önceKanye West hayranları saatler kala kuyruğa girdi; yoğunluk havadan görüntülendi
-
Gündem1 hafta önceKan donduran vahşet! Madde bağımlısı cani baba, 3 yaşındaki oğlu Poyraz’ı boğarak öldürüp parçalara ayırdı
-
Gündem1 hafta önceSon Dakika: Marmaris’te faciadan dönüldü! ‘Bigboss Diamond’ adlı tur teknesi battı: 110 yolcu tahliye edildi
