Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Sağlık

SON DAKİKA: Zehra Kınık’a 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi

Yayımlandı

üzerinde

SON DAKİKA: Zehra Kınık’a 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi

Tarıh: 18 Aralık   saat: 16:30  Okuma Süresi: 3 dakika

İstanbul – Eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın kızı Fatma Zehra Kınık Demir‘in, trafik kazasında 17 yaşındaki Batın Barlasçeki‘nin hayatını kaybetmesine neden olduğu davada yeniden yargılama sonuçlandı. Mahkeme, Kınık’a 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

 

· Karar: 2 yıl 6 ay hapis cezası (hükmün açıklanması geri bırakıldı).
· Önceki Karar: İlk duruşmada verilen 4 yıl 2 aylık ceza, üst mahkeme tarafından bozulmuştu.
· Kaza Tarihi: 9 Temmuz 2024, Beykoz.
· Yasal Süreç: Adli kontrol tedbirleri ve yurtdışı yasağı devam ediyor.

Mahkeme Kararını Açıkladı

İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yeniden yargılama sonucunda mahkeme heyeti, sanık Zehra Kınık hakkında 2 yıl 6 ay hapis cezası verilmesine hükmetti. Mahkeme, sanığın sabıkasız olması ve dosya kapsamındaki değerlendirmeler doğrultusunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Bu kararla birlikte, Kınık hakkında daha önce uygulanan adli kontrol tedbirleri ile yurtdışına çıkış yasağının devam etmesine de hükmedildi.

Kazanın Ardından Yaşanan Yargılama Süreci

· Kaza nasıl gerçekleşti?
Olay, 9 Temmuz 2024 tarihinde, saat 13.30 sıralarında Beykoz Kavacık’ta meydana geldi. Fatma Zehra Kınık’ın kullandığı otomobil, Baki Sokak’tan Fatih Sultan Mehmet Caddesi’ne çıkarken, Yavuz Selim Öztürk’ün kullandığı motosiklete çarptı. Kazada motosiklet sürücüsü Öztürk yaralandı, arkasındaki yolcu 17 yaşındaki Batın Barlasçeki ise ağır yaralandı ve hastanede tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
· İlk dava ve istinaf süreci
Hazırlanan iddianamede, Kınık’ın “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. İlk yargılama sonucunda mahkeme, Kınık’ı 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırmıştı. Ancak, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf), kazada yaralanan iki kişinin şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle, suç vasfının değiştiği gerekçesiyle bu cezayı bozdu ve dosyanın yeniden görülmesini istedi.

Duruşmadaki İfadeler ve Talepler

Yeniden yargılama duruşmasında tarafların beyanları dikkat çekti:

· Maktulün annesi Hasret Doğan, “Sanığın bilinçli taksirle yargılanmasını talep ediyorum” diyerek mahkemeye çağrıda bulundu.
· Sanık Fatma Zehra Kınık ise yaptığı savunmada, “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Merhuma rahmet diliyorum. Ailesine sabır diliyorum… Tüm kontrollerimi yaptıktan sonra yola çıktım” ifadelerini kullandı.

Kararın Ardından Ne Olacak?

Mahkemenin hükmün açıklanmasını geri bırakma kararı, belirli bir denetim süresi boyunca cezanın ertelenmesi anlamına geliyor. Sanığın bu süre içinde yeni bir suç işlememesi durumunda, ceza infaz edilmeden düşürülebiliyor. Ancak karar, temyiz yoluyla İstinaf Mahkemesi’ne götürülebilir.

📌 Özet: Davanın Seyri

· Olay: 9 Temmuz 2024’te Beykoz’da meydana gelen ölümlü trafik kazası.
· Sanık: Eski Kızılay Başkanı’nın kızı Fatma Zehra Kınık Demir.
· İlk Karar (Bozuldu): 4 yıl 2 ay hapis cezası.
· Nihai Karar (18.12.2025): 2 yıl 6 ay hapis cezası (hükmün açıklanması geri bırakıldı).
· Önemli Gelişme: Yaralıların şikayetini geri çekmesi, suç vasfının değişmesine ve cezanın azalmasına yol açtı.

Sağlık

SON DAKİKA: İngiltere’de 3. Hantavirüs Şüphesi! Korkutan Salgın Kruvaziyer Gemisinden Yayılıyor

Yayımlandı

üzerinde

SON DAKİKA: İngiltere’de 3. Hantavirüs Şüphesi! Korkutan Salgın Kruvaziyer Gemisinden Yayılıyor

YAYIN TARİHİ: 08 Mayıs 2026, 10:30

İngiltere Sağlık Güvenlik Ajansı (UKHSA), Güney Atlantik’teki Tristan da Cunha adasında üçüncü bir İngiliz vatandaşında şüpheli hantavirüs vakası tespit edildiğini duyurdu. Şimdiye kadar iki vaka kesinleşirken, MV Hondius isimli kruvaziyer gemisindeki salgında üç kişi hayatını kaybetti.

Ada Karantinası: Üçüncü Şüpheli Vaka Uzak Adada Mahsur Kaldı

İngiltere Sağlık Güvenlik Ajansı (UKHSA) tarafından bugün (8 Mayıs 2026 Cuma) yapılan resmi açıklamada, “Tristan da Cunha’da bir İngiliz vatandaşında ek bir şüpheli vaka tespit edilmiştir” ifadelerine yer verildi. Söz konusu kişi, MV Hondius kruvaziyer gemisinin salgın öncesinde demirlediği ve dünyanın en ücra yerleşim yerlerinden biri olan Tristan da Cunha adasında mahsur kalmış durumda. Bu vaka, gemiden inen yolcular arasında tespit edilen ilk vaka olması nedeniyle salgının seyrini değiştirebilecek kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Şimdiye kadar yapılan incelemelerde 2 İngiliz vatandaşında hantavirüs kesin olarak doğrulandı.

 Ölüm Gemisi: MV Hondius’un Kan Donduran Yolculuğu

1 Nisan 2026’da Arjantin’in Ushuaia kentinden hareket eden Hollanda bandıralı MV Hondius gemisi, lüks bir Antarktika turu için yola çıkmış ancak tur, kabusa dönüşmüştü. Gemide şimdiye kadar 3 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerin 70 ve 69 yaşlarındaki Hollandalı bir çift ile bir Alman kadın olduğu belirtildi.

Gemi şu anda Kanarya Adaları’na (Tenerife) doğru ilerliyor ve Pazar günü erken saatlerde limana ulaşması bekleniyor. İçeride 23 farklı milletten yaklaşık 150 yolcu ve mürettebat bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) uzmanları, yolcuları muayene etmek üzere gemiye çoktan intikal etti.

 Türkiye İçin Risk Var mı? Uzmanlar Ne Diyor?

Türk Enfeksiyon Hastalıkları Derneği’nden yapılan açıklamada, Türkiye’de şu ana kadar herhangi bir hantavirüs vakasına rastlanmadığı belirtildi. Uzmanlar, virüsün insandan insana bulaşma riskinin son derece düşük olması nedeniyle küresel bir salgın beklenmediğini vurguluyor.

DSÖ yetkilisi Dr. Abdirahman Mahamud, “Bu bir Covid değil” diyerek salgının şimdilik kontrol altında olduğuna dikkat çekti. İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper ise “Genel halk için risk çok düşük” diyerek panik havasını yatıştırmaya çalıştı.

Hantavirüs ve Bulaşma Yolları

Hantavirüs, enfekte kemirgenlerin idrar, dışkı ve salyasıyla temas sonucu bulaşan zoonotik bir RNA virüsüdür. En yaygın bulaşma şekli, virüs içeren toz partiküllerinin solunmasıdır. Şu an için virüsün spesifik bir antiviral tedavisi veya aşısı bulunmamaktadır. Hastalığın kuluçka süresi 1 ila 8 hafta arasında değiştiğinden, otoriteler yeni vakalara karşı tetikte olunması gerektiğini belirtiyor

 Tahliye Operasyonu Başladı

İngiltere hükümeti, Tenerife’ye ulaştıktan sonra semptom göstermeyen yolcuları ülkelerine geri getirmek için özel bir charter uçuşu organize ediyor. Eve dönen yolcuların 45 gün boyunca karantinada kalması zorunlu olacak. Gemiden daha önce inen 29 kişiden 7’sinin İngiliz olduğu ve 2’sinin İngiltere’de karantinada olduğu öğrenildi.

Okumaya Devam Et

Gündem

Sungurlu’daki KYK yurdunda gıda zehirlenmesi şüphesi: 77 öğrenci hastaneye kaldırıldı

Yayımlandı

üzerinde

Sungurlu’daki KYK yurdunda gıda zehirlenmesi şüphesi: 77 öğrenci hastaneye kaldırıldı

07 Mayıs 2026, Perşembe — 13.34

Çorum’un Sungurlu ilçesindeki KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda akşam yemeği sonrası rahatsızlanan 77 öğrenci, gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye başvurdu. Öğrencilerden 35’i taburcu edilirken, olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldı.

Çorum’un Sungurlu ilçesindeki KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan 77 öğrenci, gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastanede tedaviye alındı. Öğrencilerin dün akşam yemeğinin ardından karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve ishal şikâyetleri yaşadığı, bu nedenle Sungurlu Devlet Hastanesi’ne başvurdukları öğrenildi.

Çorum Valiliği’nin açıklamasına göre, hastaneye başvuran öğrenci sayısı 77’ye ulaştı. İlk müdahalelerin ardından 35 öğrenci taburcu edilirken, tedavisi süren diğer öğrencilerin genel sağlık durumlarının iyi olduğu ve hayati risk taşımadıkları bildirildi.

Olayın ardından yurttaki yemekten ve sudan numuneler alınarak laboratuvara gönderildi. Ayrıca Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli, ilgili kurumlar tarafından da idari inceleme başlatıldı. Yetkililer, zehirlenme şüphesinin kesin nedeninin yapılacak analizlerle netleşeceğini belirtiyor.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Küresel Isınan Tek Simit: Bagel’in Dünyayı Saran 5 Milyar Dolarlık Azim Hikayesi

Yayımlandı

üzerinde

Küresel Isınan Tek Simit: Bagel’in Dünyayı Saran 5 Milyar Dolarlık Azim Hikayesi

 03 Mayıs 2026 – 17:22

 

Dünyanın hemen her mutfağında kendine özgü bir “delikli ekmek” var. Türkiye’de sokakların vazgeçilmez sesi simit, İtalya’da sert dokusuyla bilinen tarallo, Ortadoğu’da susamlı ka’ak, hatta Keşmir’de çay saatlerinin yıldızı telvor… Ancak bu yuvarlak ve ortası boş hamur işlerinden yalnızca biri, yerel bir lezzet olmanın ötesine geçip küresel bir kimlik kazanmayı başardı: Bagel.

Bugün New York’tan Tokyo’ya aynı isimle sipariş edilen bagel, yıllık 5 milyar dolarlık dev bir endüstriye dönüşmüş durumda. Peki, Polonya’daki bir Yahudi mahallesinden çıkıp dünyanın en popüler atıştırmalığı haline gelen bu yiyeceğin sırrı ne? Cevap, yaratıcılık ve azim dolu bir göçmen hikayesinde saklı.

Bagel’i Diğerlerinden Ayıran Kritik Dokunuş: Haşlama Sırrı

Amerikalı gazeteci Maria Balinska’nın “The Bagel: The Surprising History of a Modest Bread” (Bagel: Mütevazı Bir Ekmeğin Şaşırtıcı Tarihi) adlı kitabına göre, bagelin yazılı tarihi 1610 yılına dayanıyor. Polonya’nın Krakow şehrindeki Yahudi Konseyi kayıtlarında, bagelin ilk kez erkek çocuklarının sünnet törenlerinde ikram edilen kutsal bir yiyecek olarak tanımlandığı görülüyor.

Ancak asıl kırılma noktası Prusya’da yaşandı. Dönemin mesleki kısıtlamaları nedeniyle Yahudi fırıncıların ekmek pişirmesi yasaklanmıştı. Bu yasağı delmek isteyen fırıncılar, hamuru yuvarlayıp ortasını deldikten sonra, pişirmeden önce suda haşlama yöntemini keşfetti. Bu yaratıcı çözüm, onlara sadece yasal bir boşluk sağlamakla kalmadı, aynı zamanda gastronomi dünyasına eşsiz bir doku kazandırdı. Haşlama işlemi, bagelin dışının parlak ve sert, içinin ise pofuduk ve yoğun olmasını sağlayarak onu diğer tüm simitlerden ayıran en önemli özellik oldu.

İki Farklı Ekol: Montreal ve New York Kapışması

Bagel, 19. yüzyılın sonlarında Amerika’ya göç eden Doğu Avrupalı Yahudilerle birlikte Atlantik’i aştı. Yeni kıtada kısa sürede iki farklı karaktere büründü: Montreal Bagel ve New York Bagel.

· Montreal Bageli: Boyut olarak daha küçük, doku olarak daha yoğun ve tatlıdır. Sırrı, odun ateşinde pişirilmeden önce ballı suda haşlanmasıdır. Bu yöntem, bagele hafif közlü ve karamelize bir tat vererek onu tek başına atıştırmalık olarak tüketmek için ideal hale getirir.
· New York Bageli: Daha büyük ve nispeten daha az tatlıdır. Bol susam, haşhaş tohumu veya sarımsakla taçlandırılır. Yumuşak dokusu sayesinde krem peynir ve somonla yapılan sandviçlerin yıldızıdır.

40 Yılda Sokak Arabasından 5 Milyar Dolara

Bagel, Amerika’ya geldikten sonra onlarca yıl boyunca Yahudi cemaatine ait niş (küçük ve özel) bir yiyecek olarak kaldı. Hatta 1960’larda New York Times, bageli “yavan ve tatsız bir çörek” olarak tanımlayacak kadar hor gördü. Göçmenler, bagelleri uzun tahta çubuklara dizip sokak köşelerinde satarak geçimlerini sağlıyordu.

Büyük değişim, seri üretimin başlamasıyla yaşandı. Makineleşme sayesinde süpermarket raflarına ve fast-food zincirlerinin kahvaltı menülerine giren bagel, hızla popülerleşti. Bugün, tüm dünyayı etkisi altına alan karbonhidrat fobisine rağmen, ortalama bir Amerikalı yılda yaklaşık 40 adet bagel tüketiyor. Geçtiğimiz yıl satışlarının 5 milyar doları aştığı tahmin edilen bu dev pazar, özellikle Doğu Asya’dan gelen yoğun taleple büyümeye devam ediyor. Eskiden bir ritüel yiyeceği olan bagel, artık küresel gıda endüstrisinin en kârlı mamullerinden biri.

Bizde Durum Farklı: Martılarla Paylaşılan Sokak Lezzeti

Türkiye’de simidin yeri ise bambaşkadır. Bagel gibi endüstriyel bir ürün olmasa da, simit bizde bir yaşam tarzıdır. Peynirle, çayla, ayranla ya da sadece martılarla paylaşılarak yenir. Her yörenin kendine has bir simit kültürü vardır; İzmir gevrek der, Ankara beyaza boyar, İstanbul susamla taçlandırır.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar