Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Sağlık

Kuruyemiş sanılıyor ama o bir baklagil: Faydalı mı, zararlı mı?

Yayımlandı

üzerinde

Bir onsluk (yaklaşık 28 gram) çiğ ve tuzsuz fıstık porsiyonu; 160 kalori, 5 gram karbonhidrat, 2,4 gram lif, 7 gram protein, 14 gram yağ, 3 mg sodyum, 68 mcg folat, 49 mg magnezyum, 196 mg potasyum ve 0,7 mg demir içeriyor. Kavurma işlemi yağ oranını çok az artırırken, tuzlu fıstıklar porsiyon başına 100 mg’dan fazla sodyum içerebiliyor. Bu durum, özellikle yüksek tansiyon veya kalp hastalığı olan bireyler için dikkat edilmesi gereken bir konu.

SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Bilimsel araştırmalar, yer fıstığı tüketiminin kalp hastalıkları riskini azaltabileceğini gösteriyor. İçeriğindeki çözünür ve çözünmez lifler, LDL (kötü) kolesterol seviyesini düşürerek kalp sağlığını destekliyor. Ayrıca, içerdiği niasin (B3 vitamini) sağlıklı kalp fonksiyonları için önemli bir rol oynuyor. Düzenli tüketildiğinde, kan basıncını ve trigliserit seviyelerini düşürerek kalp sağlığına olumlu katkılar sunabiliyor.

Diyabet konusunda yapılan çalışmalar da yer fıstığının olumlu etkilerini gözler önüne seriyor. Özellikle fıstık ezmesi tüketiminin Tip 2 diyabet riskini azaltabileceği belirtiliyor. Sağlıklı yağlar, lif, polifenoller ve magnezyum gibi mineraller açısından zengin olan fıstık, kan şekeri kontrolünü destekleyerek diyabet yönetimine yardımcı olabiliyor.

Yer fıstığı, diğer kuruyemişlerle karşılaştırıldığında çevresel açıdan daha sürdürülebilir bir seçenek. Örneğin, bir ons fıstık yetiştirmek için yalnızca 3,2 galon su gerekirken, aynı miktarda badem üretimi için 28,7 galon suya ihtiyaç duyuluyor. Ayrıca, fıstık bitkileri toprak sağlığını destekleyen azot bağlayıcı özelliklere sahip. Bu da onları hem doğa dostu hem de ekonomik açıdan avantajlı bir gıda haline getiriyor.

ÖNEMLİ! Yer fıstığı lezzetli bir besindir. Ancak herhangi bir alerjik reaksiyon yaşamamak için tüketmeden önce bir uzmana danışmanız gerekir.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Selçuk Üniversitesi’nden “renkli buğday”le fonksiyonel bisküvi: Alzheimer, diyabet ve kanserle mücadelede umut var

Yayımlandı

üzerinde

Selçuk Üniversitesi’nden “renkli buğday”le fonksiyonel bisküvi: Alzheimer, diyabet ve kanserle mücadelede umut var

16.02.2026 · 11:45

Selçuk Üniversitesi Sarayönü yerleşkesinde yürütülen TÜBİTAK destekli çalışma, mor ve mavi gibi doğal renklere sahip buğday genotiplerinden yüksek antioksidan içeriğine sahip fonksiyonel bisküvi prototipleri üretildiğini ortaya koydu. Proje ekibi, renkli buğdayların hücresel düzeyde yenileyici ve koruyucu etkilere sahip olabileceğini; şeker hastalığı (diyabet), Alzheimer ve kanser gibi kronik hastalıklara yönelik geliştirilecek gıda ürünlerinde önemli bir ham madde potansiyeli sunduğunu belirtiyor.

Projenin omurgası: saha seçimi, analiz ve hedefler

TÜBİTAK-1002 destekli projede tarladan laboratuvara geçen süreçte 20 farklı siyah, mor ve mavi buğday genotipi incelendi; adaptasyon, verim ve bisküvilik kalite kriterlerine göre en uygun türler belirlendi. Proje kapsamında elde edilen bulgulara göre üretilen bisküviler GDO içermiyor ve rengini yapay renklere değil, tohumun kendi genetiğine borçlu. Seri üretim için ilk prototiplerin 2026 yılı itibarıyla geliştirilip test edildiği açıklandı.

Akademik ekip ve teknoloji transferi

Çalışma, Doç. Dr. Hayati Akman liderliğinde yürütüldü; teknolojik analizler için ise işbirliği yapılan kurumlar arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve proje ortakları yer aldı. Proje raporlarında, ideal “bisküvilik” buğdayın ekmeklik veya makarnalık buğdaydan farklı protein, gluten ve un akışkanlığı özelliklerine sahip olması gerektiği vurgulandı.

Sağlık iddiaları ve bilimsel temeller

Projenin sağlık analizlerini yürüten Prof. Dr. Gökhan Zengin, mavi ve mor buğdaylardan üretilen ürünlerin antioksidan kapasitesine dikkat çekti; ekip, hücresel yenilenme ve bağışıklık desteği gibi etkinliklerin laboratuvar düzeyinde gösterilmeye başlandığını belirtti. Araştırmacılar, bu sonuçların gıda takviyesi ve fonksiyonel gıda ürünleri geliştirirken yol gösterici olacağını söylüyor.

Yerel üretim, katma değer ve gelecek planları

Sarayönü (Konya) kırsalında iki yıllık adaptasyon denemeleriyle bölge koşullarına dayanıklı genotiplerin seçildiği, bunun yerel çiftçi gelirine pozitif katkı ve ülke çapında katma değer yaratma potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor. Araştırma ekibi, bisküviyle sınırlı kalmayıp renkli buğdaylardan gevrek, granola ve un karışımları gibi farklı fonksiyonel ürünler geliştirmeyi hedefliyor.

Okumaya Devam Et

Sağlık

30 kişiyle evinden çıkarılan “fil hastası” tedavi için Ankara’ya sevk edildi

Yayımlandı

üzerinde

30 kişiyle evinden çıkarılan “fil hastası” tedavi için Ankara’ya sevk edildi

Tarih — Saat: 13 Şubat 2026 — 11:36

Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesinde yıllardır yatağa bağımlı yaşayan ve halk arasında “fil hastalığı” olarak bilinen lenfödem nedeniyle yaklaşık 300 kiloya ulaşan Engin Akbadal, tedavi için Ankara’ya sevk edildi. Evden çıkarılabilmesi için bazı duvarlar sökülürken, yaklaşık 30 kişilik ekip ve özel obez ambulansıyla nakli gerçekleştirildi.

Sarıoğlan’daki yaşamını tek odada sürdüren Akbadal, 12 yıl önce başlayan kilo artışı sonucu yürüyemez hale geldi ve son 5 yıldır evden çıkamıyordu. DHA haberine göre, tedavisi için yapılan koordinasyon sonucunda hasta etli müdahale ekipleriyle güvenli şekilde ambulansa yerleştirilip Ankara’ya sevk edildi.

Sarıoğlan’da yaşayan ve geçimini zamanında hamallık yaparak sağlayan Akbadal’ın durumu yıllar içinde ağırlaştı; teşhis sürecinin uzaması ve uygun tedaviye ulaşamaması sonucu vücut ağırlığı yaklaşık 300 kiloya çıktı. Evden çıkarma sırasında, hastanın rahatça dışarı alınabilmesi için evdeki bazı duvarlar genişletildi; mobil ekip, gönüllüler ve sağlık personelinden oluşan yaklaşık 30 kişi birlikte çalıştı. Nakil, özel tasarlanmış obez ambulansıyla yapıldı; yolculuk hedefi Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ydi.

Hastanın sözleri ve destek çağrısı

Akbadal, DHA’ya yaptığı açıklamada tedavi için umutlu olduğunu, eş ve çocuklarıyla dışarı çıkıp normal hayata dönmeyi arzuladığını ifade etti. Sosyal medyada paylaşılan videonun ardından yardım talepleri artmış; yerel ve ulusal ölçekte destek verenler sayesinde sevk kararı alındı. (Muhabir: Furkan Kavuklu).

Tedavi ve sonraki adımlar

Sağlık ekipleri, lenfödem (lymphoedema) tedavisinin multidisipliner yürütülmesi gerektiğini belirtiyor: cerrahi girişimler, fizyoterapi, ödem kontrol programları ve süreklilik gerektiren bir izlem planı söz konusu. Akbadal’ın Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ndeki (referans hastane: Etlik Şehir Hastanesi) değerlendirme ve tedavi planı sonrası uzun dönem rehabilitasyon ihtiyacı doğabilir.

Yerel dayanışma

Hastanın ailesine ve nakil sürecine destek verenler arasında adı geçen yerel aktörlerden biri Baki Ersoy olarak belirtildi; sosyal medya ve yerel kanallar vasıtasıyla sürece destek verildi. Olay, yerel dayanışmanın ve sosyal medyanın gerçek yaşamı değiştirebilen etkisini gösterdi. Baki Ersoy

Okumaya Devam Et

Sağlık

İç organları göğüs kafesinde doğan bebek ameliyatla sağlığına kavuştu

Yayımlandı

üzerinde

İç organları göğüs kafesinde doğan bebek ameliyatla sağlığına kavuştu

Niğde / Kayseri — 07 Şubat 2026, 12:50

Niğde’de 38 haftalık doğan M.A.A. isimli erkek bebek, diyafram yırtığı (konjenital diyafram hernisi) nedeniyle karın içi organlarının göğüs boşluğunda doğması üzerine Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Çocuk cerrahisi ekibinin başarılı ameliyatı ve yenidoğan yoğun bakım takibiyle bebek sağlığına kavuşup taburcu edildi.

Niğde’de 38 haftalık doğan M.A.A.’nın yapılan kontrollerinde diyafram kasında yırtık saptandı; ince bağırsak, kalın bağırsak, mide ve karaciğerin bir kısmı göğüs boşluğuna (toraks) çıkmış durumda bulundu. Acil olarak Kayseri Şehir Hastanesi’ne sevk edilen bebek, pediatrik cerrahi ekibi tarafından ameliyata alındı.

Ameliyat ve takip

Cerrahi müdahalede göğüste bulunan organlar karın boşluğuna geri alınarak diyafram kası dikildi. Operasyonun ardından yenidoğan ve pediatri birimleriyle koordineli bakım sürdürüldü; başarılı operasyonun ve üst düzey yenidoğan bakımının ardından M.A.A. taburcu edildi.

Uzmanlardan notlar

Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Erman Dörterler, diyafram hernisinin anne karnında da tespit edilebildiğini, doğan bebeklerin çoğunun solunum sıkıntısı yaşadığını ve kayıpların olabildiğini vurguladı. Ayrıca, hastanede pediatriyle sıkı iş birliğiyle ameliyat sonrası bakımın hayati önem taşıdığını belirtti.

Kayseri Şehir Hastanesi Yenidoğan Klinik Şefi Prof. Dr. Ahmet Özdemir ise merkezde 57 kuvözle 4. düzey yenidoğan yoğun bakım kapasitesi bulunduğunu, fetal ultrason ve fetal ekokardiyografi ile ön tanı koyulduğunda doğumun daha hazırlıklı gerçekleştiğini anlattı.

Bilmeniz gerekenler

  • Konjenital diyafram hernisi (diyafram yırtığı) nadir görülen bir durumdur; yaklaşık 10 bin doğumda 1 oranında rapor edilir. Risk faktörleri kesin olmamakla birlikte erken gebelik, annelik yaşı, uygunsuz ilaç kullanımı ve sigara gibi etkenler daha sık gözlenebilir.

  • Gebelik takibinin düzenli yapılması ve fetal incelemelerin zamanında olması erken teşhis ve yönlendirme açısından kritiktir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar