Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Avukat Rezan Epözdemir tutuklandı

Yayımlandı

üzerinde

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın yürüttüğü iki ayrı soruşturma kapsamında; “Rüşvet vermek”, “Siyasi-askeri casusluk” ve “FETÖ/PDY’ye yardım” suçlamasıyla gözaltına alınan avukat Rezan Epözdemir, sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edildi. Savcılıkta “Rüşvet” soruşturması kapsamında ifadesi alınan Epözdemir, 6 sayfa ifade verdi.

“RÜŞVETE ARACILIK” TAN TUTUKLAMA

4 gündür gözaltında bulunan Epözdemir, savcılık tarafından “Rüşvet” soruşturması kapsamında tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.

Aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan, soruşturma konusu olayların yaşandığı yıllarda savcı C.Ç’nin katibi olarak görev yapan, Bakırköy Adliyesi İcra Müdürü K.Y. ise etkin pişmanlık ve ikrar yönündeki ifadesi kapsamında serbest bırakıldı. 

Nöbetçi sulh ceza hakimliği, Epözdemir’in “rüşvete aracılık etmek” suçundan tutuklanmasına karar verdi.

“TERÖR” VE “CASUSULUK”TAN ADLİ KONTROL TALEBİ

Başsavcılık, “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme” ile “siyasal ve askeri casusluk” soruşturması kapsamında da sorgusu tamamlanan avukat Epözdemir’i hakimliğe sevk etti.

Epözdemir için “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme” ile “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme” suçlarından hakkında “yurt dışına çıkış yasağı”nı içeren adli kontrol tedbiri uygulanması talep edildi.

Nöbetçi sulh ceza hakimliği, başsavcılığın adli kontrol talebini ise reddetti. 

SAVCILIK İFADESİ ORTAYA ÇIKTI

Rezan Epözdemir’in “rüşvet” soruşturması kapsamında verdiği ifade de ortaya çıktı.

Epözdemir ifadesinde, “Dosya HSK’ya gönderilmeli ve kıymetli evrak olanlar tarafımıza iade edilmelidir. Özel hayata ilişkin dosya kapsamına giren evraklar ise imha edilmelidir. Soruşturma yetkisi olmayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının delil toplama yetkisi de bu sebeple yoktur. Bu sebeple İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma işlemleri kapsamında elde edilen delillerin tamamı, ‘Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir’ ilkesi gereği hukuka aykırıdır. Delil olarak kullanılamaz” dedi.

“BİR KUMPAS İLE İFTİRA ATACAĞINDAN BAHİSLE PARA TALEP ETTİ”

A.D. isimli kişiyi tanıyıp tanımadığı, hangi yıllardan itibaren ne sıklıkla görüştüklerinin sorulması üzerine ise Epözdemir, “A.D. ile şu an tam tarihini hatırlamadığım bir dönemde ortak bir arkadaşım vasıtasıyla tanıştım. 2018 yılında A.D. bana dosyalarını takip etmem için vekalet verdi. Adamın dolandırıcı olduğunu öğrendikten sonra avukatlığından istifa ettim. A.D.’nin adli sicil kaydına bakıldığında da görüleceği üzere kendisi bir dolandırıcıdır. Rüşvet suçundan yargılanmaktadır. Ayrıca A.D, yabancı numaralar üzerinden yaklaşık 5 yıldır benden para vermediğim takdirde bir kumpas ile iftira atacağından bahisle para talep etmektedir” dedi.

“ARAMIZDA HUKUKEN HUSUMET BULUNMAKTADIR”

Z.Y., A.M.Y., K.Y. ve N.E. isimli kişiler sorulduğunda ise Epözdemir, “Z.Y., A.M.Y. ve N.E’yi tanımam. Hayatım boyunca hiç görmedim. Aramızda ne yüz yüze ne de GSM veya sair yollarla bir iletişim olmamıştır. K.Y., C.Ç.’nin katibiydi. Kendisiyle herhangi bir temasımız olmamıştır. C.Ç.’yi makamında ziyaret ettikçe odasında görürdüm” dedi.

K.Y.’nin dijital materyallerinde Epözdemir’le mesaj kayıtları olduğu ve K.Y.’ye forma hediye edildiği, A.D. ve ihbar eden Z.Ç.’nin C.Ç.’nin rüşvet eylemlerinde K.Y.’yi de Epözdemir ile irtibat kurmak için kullandığına dair iddialar sorulduğunda, “K.Y. ile bir irtibat kurduğumu hatırlamıyorum. Z.Ç., FETÖ kumpas dosyalarında lehine tanıklık yapmıştır. Z.Ç. ile aramızda 3 adet tazminat, 1 adet ceza davası bulunmaktadır. Bu sebeple aramızda hukuken husumet bulunmaktadır. Kendisi, talimat aldığı kişilerin emriyle bana kumpas kurmaktadır” diye konuştu.

“RÜŞVET İDDİASIYLA WHATSAPP KAYIT TARİHLERİ UYUŞMAMAKTADIR”

Tanık A.D’nin savcı C.Ç. ile Rezan Epözdemir’in 150 bin dolar karşılığında tutuklu şüphelilerin tahliyesini sağlayacağı yönündeki iddiaları hakkındaki soruyu cevaplayan Epözdemir, “Bahsettiğiniz dosyadaki şüpheliler 15.06.2021 tarihinde tahliye olmuşlardır. A.D. ise beyanında bu dosya kapsamında 150 bin dolar rüşvet karşılığında anlaşıldığını iddia etmiştir. Göstermiş olduğunuz kayıttaki mesajlaşma ise 07.07.2021 tarihindedir. Atalay’ın beyanını kesinlikle kabul etmemekle birlikte, beyana göre, benim bu parayı en geç 14.06.2021 tarihinde almam gerekiyordu. Göstermiş olduğunuz mesaj kayıtlarının olduğu 07.07.2021 tarihinde bu şahıslar zaten tutuksuz yargılanmaktadır. Bu şahıslar tekrardan aynı dosya kapsamında Yargıtay 5 Ceza Dairesi’nin de yargılama konusu olan suçüstü halinin yapıldığı 29.09.2021 tarihinde gözaltına alınmışlardır. Daha sonra Adli Kontrol şartıyla serbest bırakılmışlardır. Ben 07.07.2021 tarihinde veya bu tarihe yakın tarihlerde savcı C.Ç. ile buluşup buluşmadığımı, şayet buluşmuş isem C.Ç.’nin bana kendisine daha önce vermiş olduğum borca ilişkin bir ödeme yapıp yapmadığını hatırlamıyorum. Zaten aradan yaklaşık 5 sene geçmiştir. Hatırlamam hayatın olağan akışına da aykırıdır” ifadelerini kullandı.

“BU DELİLLERİN TAMAMI NUNUKA AYKIRIDIR”

Epözdemir’in ofisinde yapılan aramada borçlusu savcı C.Ç. alacaklısı ise Rezan Epözdemir olan toplam 2 milyon 490 bin lira bedelli 2 adet bono ele geçirildi. Savcı C.Ç. ile Rezan Epözdemir’in telefonlarının 08.07.2021 günü gece saatlerinde ortak baz istasyonundan sinyal verdiğinin tespit edilmesiyle birlikte değerlendirildiğinde, bonolardan birinin rüşvet alınan paranın C.Ç’de kalması karşılığında düzenlendiği yönünde kanaat oluşturuldu. Bu hususla ilgili soruyu cevaplayan Epözdemir, “İfademin başında da soruşturmanın 2802 sayılı kanunun 86. Maddesi uyarınca HSK müfettişleri tarafından yürütülmesi gerektiğini düşündüğümü söylemiştim. Buna ilişkin Yargıtay Genel Ceza Kurulunun ve Anayasa Mahkemesinin emsal kararlarını sunmuştum. Bu sebeple dosya HSK’ya gönderilmeli ve kıymetli evrak olanlar tarafımıza iade edilmelidir. Özel hayata ilişkin dosya kapsamına giren evraklar ise imha edilmelidir. Soruşturma yetkisi olmayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının delil toplama yetkisi de bu sebeple yoktur. Bu sebeple İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma işlemleri kapsamında elde edilen delillerin tamamı, ‘Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir’ ilkesi gereği hukuka aykırıdır. Delil olarak kullanılamaz. Dolayısıyla hukuksuz delil niteliğindeki bu bonolar soruşturmaya konu olmamalıdır. Hukuka aykırı arama ile elde edilen bonolara ilişkin sorulara cevap vermek istemiyorum. Hükme esas alınamazlar. Bu belgeler alacak iddiamı tevsik eder mahiyettedir. Bu konuda HSK nezdinde hukuki başvurularda bulunacağımı da beyan etmek isterim” dedi.

“BİR AVUKAT ZATEN İSTEDİĞİ DOSYAYI İNCELEYEBİLİR”

Savcı C.Ç.’nin UYAP şifresi ile işlem yaptığı yönündeki iddiaları içeren soruyu cevaplayan Epözdemir, “Kesinlikle K.Y. ve dolandırıcı A.D.’nin beyanlarını kabul etmiyorum. Benim C.Ç.’nin savcılık rolü üzerinden herhangi bir kişisel veri niteliğindeki bilgiyi sorgulamam söz konusu olamaz. Bunlar aynı elden çıkan, menfaat karşılığı verilen, gizli bir elce organize edilen, kumpas amacıyla yönlendirilmiş beyanlardır. Hangi şahıs hakkında sorgulama yaptığıma dair net bir beyanda bulunulmamıştır. Bir avukat zaten vekalet sunmadan da istediği dosyayı inceleyebilir. Bunlar soyut beyanlardır” diye konuştu.

“C.Ç.’NİN ARACINDA SORUN OLDUĞU İÇİN VERMİŞTİM”

Savcı C.Ç. adına verilen koruma kararı kapsamındaki 2 araçtan birinin kendisi tarafından kullanıldığı ve bu durumun kendisine ait bir aracın 12.06.2019 ile 05.10.2021 tarihleri arasında C.Ç.’ye verilen koruma kararı kapsamında şerh edildiği şeklindeki tespit ile ilgili soruyu cevaplayan Epözdemir, “Üzerinden zaman geçtiği için tam olarak hatırlamamakla birlikte ya C.Ç.’nin eşinin kullanımı için ya da C.Ç.’nin aracında bir problem olduğu için ivazlı tahsis şeklinde kendisine vermiştim. Bu zaman diliminin önemli bir kısımda aracı kendisi kullanmıştır” dedi.

“TAZMİNAT HAKKIMI SAKLI TUTUYORUM”

İfadesinin ardından son sözleri sorulan Epözdemir, “Birinci olarak dosyanın yukarıda sebebini izah ettiğim üzere ivedilikle HSK’ya gönderilmesi gerekmektedir. İkinci olarak hukuksuz delil kısmına tekrar dikkat çekmek istiyorum. Elde edilen delillerin tamamı hukuksuzdur. Bu deliller ile başlatılan soruşturmalar da hukuksuzdur. Meskur delillerin tarafımıza iade edilmesini talep ediyorum. Ayrıca varsa hukuksuz deliller ile başlatılan diğer soruşturmaların da sona erdirilmesi gerekmektedir. CMK 141 uyarınca bu soruşturmaları yürüten makamların da rucuen tazminat sorumluluğu olduğunu hatırlatmak isterim. Benim olay tarihi itibariyle delil karartma ve mevcut pozisyonum itibariyle kaçma şüphem yoktur. Aynı madde uyarınca açıkça yetkisiz adli kontrol ve arama işlemi sebebiyle tazminat hakkımı saklı tutuyorum. Oğlumun Londra’da dil eğitimi vardır. Soruşturma tarihinden çok önce olan 23 Temmuz tarihinde Londra biletleri gidiş dönüş şeklinde alınmıştır. Mevcut adli kontrolün daha fazla hak kaybı olmaması adına evveliyetle kaldırılması ve açıkladığım sebeplerle herhangi bir adli kontrol tedbiri uygulanmaksızın serbest bırakılmayı talep ediyorum. Uçak rezervasyonlarına ilişkin belgeleri de dosyaya sunuyorum. Aleyhimde beyanda bulunan şahıslar hakkında TCK’nın 267. Maddesi uyarınca iftira suçundan resen soruşturma başlatılmasını talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

PASAPORTUNA EL KONULDU, İŞ YERİNDE ARAMA YAPILDI

‘nin konuştuğu kritik davaların avukatı Rezan Epözdemir, pazar günü gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında, Epözdemir’in pasaportuna da el konulmuştu.

Rezan Epözdemir’in Levent’teki iş yerinde emniyet güçleri arama yapmıştı.

Epözdemir’in o günden bu yana emniyetteki işlemleri sürüyordu.

150 BİN DOLAR RÜŞVET İDDİASI

Epözdemir hakkında yürütülen soruşturma kapsamında gizlilik kararı verildiği, daha sonra ise A.D. isimli bir tanığın ifadesinin alındığı öğrenilmişti.

Tanık A.D. ifadesinde, Epözdemir’inm rüşvet aldığını iddia edip, üç farklı eyleme işaret etmişti.

Savcılık, bu eylmelerden ikisinde vekalet ilişkisi olduğu için soruşturma izni alınması için dosyayı ayırmıştı.

Vekalet ilişkisi bulunmayan 2021 yılındaki olayda ise Epözdemir ile C.Ç.’nin, bir tahliye işlemi karşılığında 150 bin dolar rüşvet aldıkları öne sürülmüştü.

MİCHAEL RUBİN’LE YEMEK 

Epözdemir’in “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme” ile “siyasal ve askeri casusluk” suçlamalarıyla adli kontrol talep edilen hakimliğe sevk yazısına da ulaşıldı.

Yazıda, 2024 yılı sonlarında ulusal basında yer alan bir fotoğrafta, aralarında şüphelinin ve bazı yabancı istihbarat servisleriyle bağlantılı kişilerin bir yemekte buluştukları değerlendirilen olayla ilgili soruşturma başlatıldığı anımsatıldı.

Sevk yazısında “Söz konusu yemekte yer alan yabancı uyruklu şahıslardan Michael Rubin isimli şahsın Amerika’da Cumhuriyeti Devleti aleyhine faaliyet yürüttüğü, yine Amerikan Dış İstihbarat Servisi ile bağlantılı olduğu ve çalışmalarının bu servis tarafından yönlendirildiğinin değerlendirildiği” ifade edildi.

“HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI”

Fotoğraftaki Dan Arbell’in İsrail Devleti Dışişleri ve dolaylı olarak MOSSAD ile bağlantılı olduğu belirtilen yazıda, “Epözdemir’in söz konusu kişilerle görüşmesinin hayatın olağan akışına uygun olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilen yazıda, Epözdemir’in savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olarak değerlendirileceği belirtildi.

Yazıda ayrıca Epözdemir gözaltına alındıktan sonra Michael Rubin’in paylaşım yapması da “suçlamalar aleyhine delil olarak değerlendirilmesi gerektiği” ifade edildi.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

72 Gündür Kayıp Uğur’un Ailesinden Yürek Burkan Çağrı: “Biz Karanlıktayız, Lütfen Bize Bir Işık Olun”

Yayımlandı

üzerinde

72 Gündür Kayıp Uğur’un Ailesinden Yürek Burkan Çağrı: “Biz Karanlıktayız, Lütfen Bize Bir Işık Olun”

TARİH: 03 Mayıs 2026, 07:30

HATAY – Hatay’ın Antakya ilçesinde, Van’dan çalışmaya gelen 27 yaşındaki Uğur Çalışkan’ın, kaldığı apart otelin penceresinden çıkarak kaybolmasının üzerinden tam 72 gün geçti. Geride kalan sürede yürütülen tüm arama çalışmalarına rağmen genç adamdan haber alınamazken, ağabey Tarık Çalışkan’ın İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yaptığı yürek burkan çağrı, olayın gizemini bir kez daha gündeme taşıdı.

GECE 03:00’TE PENCEREDEN ÇIKTI, BİR DAHA DÖNMEDİ

Olay, 19 Şubat 2026 tarihinde Antakya’nın Serinyol Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Uğur Çalışkan, Van’dan çalışmak amacıyla Hatay’a gelerek kuzenleriyle birlikte bir apart otelin 2. katında kalmaya başladı. Kaybolduğu gece sabaha karşı henüz bilinmeyen bir nedenle odasının penceresinden çıkarak bahçeye indi. Binanın dış cephesine tırmanarak yeniden odaya dönmeye çalıştığı güvenlik kameralarınca kaydedilen Çalışkan, başarılı olamayınca karanlığa karıştı. Sabah saatlerinde Uğur’u odada göremeyen kuzenleri, güvenlik kamerası kayıtlarını inceledikten sonra polise kayıp başvurusunda bulundu.

ORMANLIK ALANDA BULUNAN KIYAFETLER ŞÜPHEYİ ARTIRDI

Kayıp ihbarının hemen ardından bölgede jandarma, AFAD ve gönüllü arama ekiplerinden oluşan geniş çaplı bir operasyon başlatıldı. Aramaların 7. gününde, Serinyol yakınlarındaki dağlık ormanlık bir arazide Çalışkan’a ait olduğu belirlenen tişört, hırka, telefon ve cüzdan katlanmış bir şekilde bulundu. Uğur’un terliği de arama çalışmalarının 15. gününde ekipler tarafından tespit edildi. Ancak aradan geçen 72 günde, bulunan bu kişisel eşyalara rağmen gencin kendisine ait en ufak bir ize rastlanamadı.

AĞABEY “BİPOLAR” İDDİALARINI YALANLADI

Kayboluşun ardından bazı basın organlarında Uğur Çalışkan’ın bipolar bozukluk (manik depresif) tanısı olduğuna dair haberler yayınlanması, acılı ailenin tepkisini çekti. Ağabey Tarık Çalışkan, bu iddiaları kesin bir dille reddederek şunları söyledi: “Kesinlikle Uğur bipolar hastası değildir. Kendisine konulmuş herhangi bir tanı yok. Bu iddiaları kabul etmiyoruz.” Tarık Çalışkan, kardeşinin kaybolmasının ardında psikolojik bir rahatsızlıktan ziyade henüz aydınlatılamamış başka nedenler olabileceğine dikkat çekti.

İÇİŞLERİ BAKANI’NA DUYGU DOLU ÇAĞRI

Yaşadığı çaresizliği ve ailenin içinde bulunduğu perişan durumu kamuoyuyla paylaşan ağabey Tarık Çalışkan, sözlerini doğrudan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yöneltti: “Buradan sayın İçişleri Bakanlığımıza sesleniyorum. Sayın Mustafa Çiftçi, lütfen biz karanlıktayız. Lütfen bize bir ışık olun. Bu ışığımızı yakın.” Gözyaşları içinde konuşan ağabey, yetkililerden insani bir görev olarak yardım beklediklerini belirterek, “Ormandaysa neden bulunamadı, şehirdeyse neden tespit edilemedi? Bizi görün, bizi duyun. Bir aile perişan durumda. Lütfen, Uğur nerede?” ifadelerini kullandı.

Olayla ilgili soruşturma ve arama çalışmaları çok yönlü olarak sürdürülmeye devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Gündem

Osmanbey Metro İstasyonu’nda Feci Ölüm: Raylara Düşen 22 Yaşındaki Dalyan G. Hayatını Kaybetti

Yayımlandı

üzerinde

Osmanbey Metro İstasyonu’nda Feci Ölüm: Raylara Düşen 22 Yaşındaki Dalyan G. Hayatını Kaybetti

Tarih/Saat: 3 Mayıs 2026, Cumartesi – 01:55

İstanbul’un en yoğun metro hatlarından M2 Yenikapı–Hacıosman Hattı’nın Osmanbey İstasyonu’nda 2 Mayıs akşamı meydana gelen olayda, 22 yaşındaki Dalyan G. raylara düşerek olay yerinde yaşamını yitirdi. Polis ve sağlık ekiplerinin incelemelerinin ardından, metro seferleri normale dönerken, istasyonun geçici olarak kapatıldığı belirtildi.

OLAYIN GELİŞİMİ

Olay, 2 Mayıs 2026 Cumartesi günü saat 22.00 sıralarında M2 Yenikapı–Hacıosman Metro Hattı’nın Osmanbey İstasyonu’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, istasyonda bulunan 22 yaşındaki Dalyan G., henüz belirlenemeyen bir nedenle metronun raylarına düştü.

Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine hemen polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler, güvenlik önlemleri çerçevesinde metro istasyonunun giriş ve çıkışlarını geçici olarak kullanıma kapattı.

OLAY YERİNDE CAN VERDİ

Bölgeye ulaşan sağlık ekiplerinin yaptığı ilk kontrollerde Dalyan G.’nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekiplerinin olay yeri inceleme ekipleri tarafından yapılan detaylı çalışmaların ardından, gencin cansız bedeni otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

METRO SEFERLERİ AKSADI, İSTASYON KAPATILDI

Yaşanan trajik olayın ardından M2 Yenikapı–Hacıosman hattındaki metro seferleri bir süre aksadı. Metro İstanbul’un resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Osmanbey İstasyonu işletmeye kapatılmıştır. Araçlarımız Osmanbey İstasyonu’nda durmayarak seferine devam edecektir” denildi.

Seferler, ekiplerin istasyondaki incelemelerini tamamlaması ve cenazenin morga nakledilmesinin ardından normale döndü. Metro İstanbul yetkilileri, istasyonun ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığını belirtti.

Polis ekipleri, olayın kesin nedenini belirlemek için soruşturma başlattı. Genç yaşta sona eren bir hayat, İstanbul için hüzünlü bir hatırlatma oldu.

Okumaya Devam Et

Gündem

Artvin Çığ Faciasında 122 Gün Sonra Umut! Kayıp Bülent Gezer İçin AFAD’dan 13 Kişilik Özel Ekip İş Başında

Yayımlandı

üzerinde

Artvin Çığ Faciasında 122 Gün Sonra Umut! Kayıp Bülent Gezer İçin AFAD’dan 13 Kişilik Özel Ekip İş Başında

TARİH: 03.05.2026
SAAT: 06:45

Artvin’in Ardanuç ilçesinde 31 Aralık 2025’te 6 çobanın kar altında kaldığı çığ faciasında kaybolan Bülent Gezer’i arama çalışmaları, 122 günlük zorunlu aranın ardından yeniden başladı. Olumsuz hava koşulları ve yüksek çığ riski nedeniyle 3 Ocak’ta durdurulan aramalar, AFAD’ın 13 kişilik özel ekibiyle tekrar start aldı. Çalışmaları yerinde takip eden anne Şengül Gezer’in “Yarın oğlumu bulacağız, Allah’ın izniyle” sözleri yürek burktu.

Türkiye, 2025 yılının son gününde Artvin’den gelen acı haberle sarsılmıştı. Ardanuç ilçesine bağlı Zekeriya köyü sınırlarındaki Aksu Dağı’nda meydana gelen çığ faciasında hayatta kalma mücadelesi veren 6 çobandan 3’ü sağ olarak kurtarılmış, Suat Temel ve Kerimullah Azizulla isimli çobanlar hayatını kaybetmişti. Aynı faciada kaybolan Bülent Gezer’den ise 122 gündür haber alınamıyordu.

3 Ocak’ta Durdurulmuştu

ANKA’nın haberine göre, AFAD ve jandarma ekipleri, bölgede aralıksız süren olumsuz hava koşulları ve yüksek çığ riski nedeniyle arama çalışmalarını 3 Ocak 2026 tarihinde geçici olarak durdurmak zorunda kalmıştı. Aradan geçen 122 günün ardından, bahar aylarının gelmesiyle birlikte bölgede çığ riskinin azalması, beklenen umut kapısını araladı. Artvin’den Aksu Dağı’na sevk edilen 13 kişilik uzman AFAD ekibi, güvenlik önlemleri kapsamında kontrollü şekilde arama faaliyetlerine başladı.

Bugünkü Çalışmalar Sonlandırıldı, Yarın Devam Edilecek

AFAD ekipleri, arama çalışmalarının ilk gününde son görülme noktası merkez alınarak drone destekli geniş çaplı bir tarama yaptı. Kadavra köpekleri ve derin görüntüleme cihazlarıyla donatılan ekip, eriyen kar örtüsünün avantajını kullanarak bölgeyi adeta karış karış inceledi. Yetkililer, bugünkü çalışmaların gün ışığının kaybolmasıyla sonlandırıldığını, yarın sabahın ilk ışıklarıyla birlikte arama faaliyetlerine kaldıkları yerden devam edileceğini bildirdi.

“Oğlumu Bulacaklar, Çok Sevinçliyim”

Acılı bekleyişin simgesi haline gelen anne Şengül Gezer, arama çalışmalarının yeniden başlamasıyla birlikte bölgeye gelerek çalışmaları anbean takip etti. Duygularını FatihDoganMedya muhabiriyle paylaşan anne Gezer, oğluna kavuşacağı günün hayaliyle şu ifadeleri kullandı:

“Allah’ın izniyle çalışmalar başladı. Yarın oğlumu bulacağız, Allah’ın izniyle. Devletimiz sayesinde oğlumu bulacağız. 120 gün geçti, bölgede şartlar uygun değildi. Şimdi gelişti. Oğlumu çıkaracaklar, Allah’ın izniyle. Çok sevinçliyim.”

Anne Gezer’in umut dolu bekleyişi, arama noktasında bulunan ekiplere de duygusal anlar yaşattı. 4 aydan uzun süredir evladının yolunu gözleyen acılı annenin “Çok sevinçliyim” sözleri, Türkiye’nin dört bir yanında bu acıya ortak olan vatandaşların yüreğine dokundu.

Çığ Faciasının Acı Bilançosu

31 Aralık 2025 tarihinde meydana gelen olayda, Aksu Dağı’nda bulunan 6 çoban aniden kopan devasa bir çığ kütlesinin altında kalmıştı. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekipler, zorlu mücadele sonucu 3 çobanı yaralı ancak sağ olarak kurtarmayı başarmıştı. Ancak facianın acı bilançosu ağır oldu; Suat Temel ve Kerimullah Azizulla’nın cansız bedenlerine ulaşılırken, Bülent Gezer’in akıbeti meçhul kalmıştı. Aşırı kar yağışı, tipi ve sürekli çığ tehlikesi nedeniyle arama çalışmaları 3 Ocak’ta geçici olarak durdurulmuş ve 122 gün boyunca beklenen haber bir türlü gelmemişti.

FatihDoganMedya olarak, Aksu Dağı’ndaki arama çalışmalarını anbean takip ediyor, acılı ailenin umutla beklediği haberi siz değerli okurlarımıza ilk ağızdan aktarmaya devam ediyoruz.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar