Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Sağlık

Anne Sütü Satışı Yasaklandı: Ticaret Bakanlığı’nın Yeni Kararı ve Bebek Sağlığında Dönüm Noktası

Yayımlandı

üzerinde

Açıklaması :
Ticaret Bakanlığı’ndan kritik karar: 27 Mayıs 2025 itibarıyla anne sütü perakende ve e-ticaret satışları yasaklandı. Detaylar ve yaptırımlar bu yazıda.

Giriş

27 Mayıs 2025 tarihinde Ticaret Bakanlığı, anne sütünün perakende ticaret ve elektronik ticaret (e-ticaret) platformları üzerinden alım-satımının kesin olarak yasaklandığını resmen duyurdu . Karar, sosyal medyada ve çeşitli dijital mecralarda izinsiz şekilde satışı yapılan anne sütü uygulamalarının önüne geçmeyi hedefliyor .

Kararın Arka Planı

Son dönemde, başta Facebook ve Instagram olmak üzere çevrimiçi pazar yerlerinde anne sütü ilanlarına dair pek çok bildirim Bakanlığa ulaşmıştı . Uzmanlar, uygun sağlık koşullarında sağılmayan, taşınmayan ve saklanmayan anne sütlerinin bebeklerde enfeksiyon ve beslenme bozukluklarına yol açabileceğine dikkat çekmişti

Yasak Kapsamı ve Hükümler

Yasak;

  • Perakende mağazalar, online pazar yerleri ve e-ticaret siteleri üzerinden anne sütü satışı,

  • Sosyal medya, forum ve benzeri dijital platformlarda ilan, tanıtım ve aracılık faaliyetleri
    olarak üç ana başlıkta ele alınıyor

Buna göre, hem bireyler hem de platformlar yasak kapsamına giren tüm işlemlerden sorumlu tutulacak.

İdari Para Cezası

Karara uymayan gerçek veya tüzel kişiler, her bir ihlal için azami 684.214 TL’ye kadar idari para cezası ile karşı karşıya kalacak . Cezalar, ihlalin niteliğine göre kademeli olarak artırılabilecek ve tekrarlayan ihlallerde daha ağır yaptırımlar uygulanabilecek.

Sağlık ve Tüketici Koruma Gerekçesi

Ticaret Bakanlığı açıklamasında;

“Anne sütü, bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişimi için hayati öneme sahip, ikamesi mümkün olmayan bir besin kaynağıdır. Bireysel sağlık durumu, beslenme alışkanlıkları ve geçmiş enfeksiyon öyküsü gibi faktörler göz önünde bulundurulmadan uygun koşullarda sağılmayan sütler, bebek sağlığı açısından ciddi riskler taşımakta ve kamu sağlığını tehdit etmektedir.” .

Bu kapsamda, tüketicilerin ve bebeklerin korunması birinci öncelik olarak belirlendi.

Uygulama ve Denetim Süreci

Bakanlık;

  1. İnternet ve sosyal medya platformlarında reklam ve ilan denetimini sıkılaştıracak,

  2. Gerekli hâllerde içerik kaldırma talepleri ile Dijital Hizmet Sağlayıcılarına ihlallerin bildirilmesini sağlayacak,

  3. Pazar yeri işletmecilerine yönelik eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri düzenleyecek
    şeklinde bir yol haritası belirledi .

Sonuç ve Öneriler

Anne sütü, bebeklerin ilk tercih edilmesi gereken besin kaynağıdır; ancak bu sürecin mutlaka sağlık profesyonelleri gözetiminde, hijyenik koşullarda yürütülmesi gerekmektedir. Yasal düzenleme ile amaçlanan, hem bebeklerin sağlığını riske atmamak hem de tüketici güvenini korumaktır. Ailelerin ihtiyaç halinde sağlık kuruluşlarından destek alması, anne sütü bağışı merkezlerine başvurması ve uzman gözetimindeki süt toplama programlarına katılması önerilir.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Ambulans şoförü Gülser: Direksiyonda saniyelerle yarışıyoruz

Yayımlandı

üzerinde

Ambulans şoförü Gülser: Direksiyonda saniyelerle yarışıyoruz

Tarih.Saat: 08 Mart 2026 · 09:41.

Antalya’da 112 Acil Sağlık Hizmetleri ekiplerinde görev yapan ambulans şoförü Gülser Akıtürk, direksiyon başında geçen her saniyenin hayatla ölüm arasında fark yaratabildiğini söyledi. Akıtürk, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde mesleğinin zorluklarını ve ekip olarak yaşadıkları yoğunluğu anlattı.

Ekip işi, zaman yarışı

Akıtürk, sağlık sektöründe 16 yıllık tecrübesi olduğunu; ambulans şoförlüğünü ise son 3 yıldır yaptığını belirtti. Görev sırasında yalnızca “araç kullanmak” değil, aynı zamanda arka kabindeki ekibin hızlı ve güvenli müdahalesine zemin hazırlamanın da sorumluluğunu taşıdığını vurguladı. “Direksiyon başına geçtiğimizde saniyelerle yarışıyoruz; çünkü arka kabinde hayata tutunmaya çalışan bir hasta ve onu bekleyen aileler var” dedi.

Ayrımcılık ve önyargılarla mücadele

Akıtürk, zaman zaman “kadın ambulans kullanabilir mi” gibi önyargılarla karşılaştıklarını ancak bunun görevini ve ekip ruhunu etkilemediğini ifade etti. Yol verme sorunları veya ambulans içinde hasta olup olmadığını sorgulayan sürücülerle zaman zaman karşılaştıklarını, fakat mesai başladığında kendisini “işini bilen bir sağlık çalışanı” olarak gördüğünü söyledi.

Ekip arkadaşları ve görev tanımı

Akıtürk’ün ekibinde doktor Ela Zülal Karatoy ve acil tıp teknisyeni Hatice Yılmaz bulunuyor. Hatice Yılmaz, olay yerinde ilk müdahaleyi yaptıklarını, ortamın çoğu zaman yoğun ve stresli olduğunu; müdahale sonrası hastayı hızla ambulansa alıp en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırmaya çalıştıklarını anlattı. Doktor Karatoy ise 112 servisinin sahaya çıkan bir hizmet olduğunu hatırlatarak, “Hasta size gelmiyor, siz hastanın ayağına gidiyorsunuz” diye konuştu.

Sonuç: Görünmeyen kahramanlar

Akıtürk ve ekibi, 8 Mart vesilesiyle kadına yönelik şiddetin sona ermesi temennisinde bulunurken, toplumun acil sağlık ekiplerinin çalışma koşullarına ve zamana karşı yürüttükleri mücadeleye dikkat çekilmesini istedi. Vatandaşlardan ambulanslara yol vermede ve acil ekiplerin çalışmalarına saygı göstermede daha dikkatli olmaları talep edildi.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Ramazanda sağlıklı beslenme önerileri

Yayımlandı

üzerinde

Ramazanda sağlıklı beslenme önerileri

FatihDoganMedya
Tarih.Saat: 21.02.2026 – 07:00

İSTANBUL — Ramazan ayında beslenme düzenindeki değişiklikler doğru yönetilmediğinde halsizlik, sindirim sorunları ve kilo dalgalanmalarına yol açabiliyor. İstanbul Kültür Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü araştırma görevlisi Rabia Bağlayıcı’nın vurguladığı gibi; doğru planlama, açlığın metabolik etkilerini dengeler ve orucun kısa vadeli olumlu etkilerini güçlendirebilir.

Sahur: atlanmamalı — ne yenmeli?

Sahur, gün boyu enerji ve kas korunumu için kritik bir öğün; atlanması kan şekerinde dalgalanmaya ve konsantrasyon kaybına yol açabilir. Sahurda şu öğelere öncelik verin:

  • Tam tahıllı ekmek, yulaf veya bulgur gibi kompleks karbonhidratlar (uzun süre tokluk).

  • Yumurta, yoğurt, süt veya peynir gibi kaliteli protein kaynakları.

  • Ceviz, badem gibi kuruyemişler ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar.

  • Bol su; kafeinli içeceklerden ve gazlı içeceklerden kaçının.

İftar: yavaş başlayın, denge kurun

İftara su ve 1–2 hurma ile başlamak mideyi rahatlatır. Ana öğünde tabak denge prensibini uygulayın: proteinin (et, tavuk, baklagil), sebzenin ve kompleks karbonhidratın (tam tahıl, bulgur, kepekli makarna) dengeli dağılımı hem kilo kontrolünü hem enerji dengesini destekler. Aşırı yağlı ve şerbetli tatlılar yerine meyve veya hafif sütlü tatlılar tercih edin; kızartmalardan kaçının veya porsiyonları küçültün. Hafif pişirme yöntemleri (haşlama, fırın, ızgara) sindirimi kolaylaştırır.

Hareket ve sindirim: çok ağır egzersizden kaçının

Tamamen hareketsiz kalmak metabolizmayı yavaşlatır; iftardan 1–2 saat sonra yapılacak 20–30 dakikalık hafif yürüyüşler hem sindirimi kolaylaştırır hem de enerji dengesine katkı sağlar. Yoğun antrenmanlar, susuzluk ve yorgunluk riskini artırabileceğinden, yoğun egzersizleri iftar sonrası daha geç saatlere veya oruç dışı günlere kaydırmak daha güvenlidir.

Kronik hastalıklar ve ilaç kullananlar: doktorla plan yapın

Diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı olan kişiler, oruç kararı almadan önce mutlaka hekimleri ve/veya diyetisyenleri ile görüşmelidir. Kan şekeri yönetimi, ilaç zamanlamasının düzenlenmesi ve risk değerlendirmesi kişiye özel planlama gerektirir; özellikle diyabetli bireyler için sahurun geç saatlerde alınması, düşük glisemik indeksli besin seçimi ve kan şekeri takibi hayati önem taşır. Uluslararası kılavuzlar da oruç tutacak diyabetliler için bireyselleştirilmiş yaklaşımlar öneriyor.

Pratik ipuçları — hızlı kontrol listesi

  • Sahuru atlamayın. Gün boyunca enerji için sahur şart.

  • Sıvı tüketimini dağıtın. İftar ile sahur arası su tüketimini düzenleyin; aşırı sıvıyı tek seferde tüketmeyin.

  • Porsiyon kontrolü yapın. Hızlı yemek daha fazla kalori demektir — yavaş çiğneyin.

  • Tatlıda seçici olun. Şerbetli ağır tatlıları sınırlayın; meyve ve sütlü alternatifler tercih edin.

  • Özel durumlar için doktorunuza danışın. Hamilelik, emzirme, kronik hastalık veya yaşlılık durumlarında uzman görüşü şart.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Selçuk Üniversitesi’nden “renkli buğday”le fonksiyonel bisküvi: Alzheimer, diyabet ve kanserle mücadelede umut var

Yayımlandı

üzerinde

Selçuk Üniversitesi’nden “renkli buğday”le fonksiyonel bisküvi: Alzheimer, diyabet ve kanserle mücadelede umut var

16.02.2026 · 11:45

Selçuk Üniversitesi Sarayönü yerleşkesinde yürütülen TÜBİTAK destekli çalışma, mor ve mavi gibi doğal renklere sahip buğday genotiplerinden yüksek antioksidan içeriğine sahip fonksiyonel bisküvi prototipleri üretildiğini ortaya koydu. Proje ekibi, renkli buğdayların hücresel düzeyde yenileyici ve koruyucu etkilere sahip olabileceğini; şeker hastalığı (diyabet), Alzheimer ve kanser gibi kronik hastalıklara yönelik geliştirilecek gıda ürünlerinde önemli bir ham madde potansiyeli sunduğunu belirtiyor.

Projenin omurgası: saha seçimi, analiz ve hedefler

TÜBİTAK-1002 destekli projede tarladan laboratuvara geçen süreçte 20 farklı siyah, mor ve mavi buğday genotipi incelendi; adaptasyon, verim ve bisküvilik kalite kriterlerine göre en uygun türler belirlendi. Proje kapsamında elde edilen bulgulara göre üretilen bisküviler GDO içermiyor ve rengini yapay renklere değil, tohumun kendi genetiğine borçlu. Seri üretim için ilk prototiplerin 2026 yılı itibarıyla geliştirilip test edildiği açıklandı.

Akademik ekip ve teknoloji transferi

Çalışma, Doç. Dr. Hayati Akman liderliğinde yürütüldü; teknolojik analizler için ise işbirliği yapılan kurumlar arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve proje ortakları yer aldı. Proje raporlarında, ideal “bisküvilik” buğdayın ekmeklik veya makarnalık buğdaydan farklı protein, gluten ve un akışkanlığı özelliklerine sahip olması gerektiği vurgulandı.

Sağlık iddiaları ve bilimsel temeller

Projenin sağlık analizlerini yürüten Prof. Dr. Gökhan Zengin, mavi ve mor buğdaylardan üretilen ürünlerin antioksidan kapasitesine dikkat çekti; ekip, hücresel yenilenme ve bağışıklık desteği gibi etkinliklerin laboratuvar düzeyinde gösterilmeye başlandığını belirtti. Araştırmacılar, bu sonuçların gıda takviyesi ve fonksiyonel gıda ürünleri geliştirirken yol gösterici olacağını söylüyor.

Yerel üretim, katma değer ve gelecek planları

Sarayönü (Konya) kırsalında iki yıllık adaptasyon denemeleriyle bölge koşullarına dayanıklı genotiplerin seçildiği, bunun yerel çiftçi gelirine pozitif katkı ve ülke çapında katma değer yaratma potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor. Araştırma ekibi, bisküviyle sınırlı kalmayıp renkli buğdaylardan gevrek, granola ve un karışımları gibi farklı fonksiyonel ürünler geliştirmeyi hedefliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar