Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Teknoloji

Yüzünüze bakıp “kırışıklıklarınıza” göre yaşınızı tahmin edecekler: Avustralya’nın gençlere yönelik sosyal medya düzenlemesi nasıl uygulanacak?

Yayımlandı

üzerinde

Yüzünüze bakıp “kırışıklıklarınıza” göre yaşınızı tahmin edecekler: Avustralya’nın gençlere yönelik sosyal medya düzenlemesi nasıl uygulanacak?

FatihDoganMedya — Özel Haber
Tarih: 12 Kasım 2025 · Saat: 14:30 · Okuma süresi: 4 dk

Avustralya, sosyal medyada hesap açma yaşını resmen 16’ya yükselten düzenlemeyi yürürlüğe koyuyor. Platformlar, kullanıcıların gerçek yaşlarını tespit etmek için çeşitli “yaş doğrulama/assurance” yöntemleri kullanacak — bunların arasında fotoğrafa dayalı yaş tahmini teknolojileri (yüz analizleri, kırışıklık ve diğer yüz özelliklerine bakarak yaş kestirimi) de bulunuyor. Ancak uzmanlar ve raporlar bu teknolojiyle ilgili doğruluk, önyargı ve “gri bölge” (16’ya yakın kullanıcılar) sorunlarına dikkat çekiyor.


Ne değişiyor? (Kısa maddelerle)

  • Yasaya göre sosyal medya platformlarına erişim için asıl minimum yaş 16 olacak; platformlar, 16 yaş altı kullanıcıların hesap sahibi olmasını engellemek için “makul adımlar” atmak zorunda.

  • Bu adımların nasıl olması gerektiğine ilişkin rehberlik ve sektör kodları, eSafety (Avustralya Çevrimiçi Güvenlik Kurumu) ve ilgili kurumlarca geliştirildi; uygulama, aşamalı ve teknoloji nötr bir yaklaşım öngörüyor.

  • Platformları uyumsuzluk halinde yüksek para cezaları bekliyor; büyük şirketler düzenlemeye uyacaklarını açıkladı ama hukuki itirazlar ve eleştiriler sürüyor.


“Yüzünüze bakıp kırışıklığa göre” tahmin nasıl çalışıyor?

Foto-temelli yaş tahmin teknolojileri, bir yüz görüntüsünden yaş aralığı çıkarmak üzere eğitilmiş yapay zeka modellerini kullanır. Bu modeller, cilt yapısı, yüz hatları, kırışıklık izleri, saç rengi ve diğer görsel işaretlerden yaşa dair olasılık üretir. Düzenleyiciler ve teknoloji tedarikçileri, gerekirse bu tür araçları “ilk tarama” veya şüpheli durumların tespiti için kullanabileceğini belirtiyor. Ancak teknik raporlar, foto-temelli çözümlerin özellikle 16 yaş sınırına yakın gençlerde hatalar üretebileceğini vurguluyor.


Hangi sorunlar öne çıkıyor? (Uzman uyarıları)

  1. Doğruluk ve “gri bölge” problemi: Foto-based sistemler, 14–18 yaş aralığında 2–3 yıllık hata payı gösterebiliyor; bazı vakalarda bu sapma 4 yıla kadar ulaşabiliyor. Bu da 16 yaş sınırına yakın gençlerin yanlış engellenmesi ya da tersine yanlış izin verilmesi riskini artırıyor.

  2. Etnik ve cinsiyete dayalı önyargılar: Raporlar, sistemlerin beyaz tenli kullanıcılarda daha iyi sonuç verdiğini; kızlarda ve bazı etnik gruplarda hata oranlarının yüksekleştiğini belirtiyor — bu da adaletsizlik ve ayrımcılık endişesi doğuruyor.

  3. Gizlilik ve veri koruma: Foto gönderimi veya biyometrik analiz, kişisel veri işleme ve saklama sorumluluklarını gündeme getiriyor. Hükümet rehberleri, platformların gereksiz ID/toplama yapmaktan kaçınması gerektiğini, devlet kimliği (Digital ID) kullanımı konusunda sınırlamalar öngördüğünü belirtiyor.

  4. Kullanıcı itiraz ve düzeltme mekanizmaları: Yanlış sınıflandırılan kullanıcıların itiraz, yeniden değerlendirme veya alternatif doğrulama yollarına erişimi önemli olacak; pratikte bunun nasıl işleyeceği hâlâ tartışılıyor.


Platformlar ne yapacak? (Şirketlerin yaklaşımı)

Meta, TikTok, Snap gibi büyük şirketler yasa tasarısını eleştirmiş ama uyacaklarını açıkladı; planları arasında davranışsal analiz, cihaz verileri, üçüncü taraf doğrulama sağlayıcıları ve gerektiğinde foto-temelli araçların birlikte kullanılması var. Bazı firmalar, toplu foto-ID talep etmenin makul olmadığını ve alternatif yöntemlerin tercih edilmesi gerektiğini savunuyor.


Türkiye’deki okur için neden önemli?

Avustralya örneği, internet düzenlemelerinde yeni bir dönemin işareti: ülkeler gençlerin çevrimiçi erişimini düzenlerken teknoloji firmalarına teknik ve operasyonel yükümlülükler yüklüyor. Benzer yaklaşımlar başka ülkelerde de tartışılmaya başlandı; özellikle yüz/tabanlı yaş tahmini ve biyometrik çözümler küresel düzeyde etik, hukuki ve teknik sorular üretiyor. Bu gelişmeler, sosyal medya şirketlerinin küresel politika ve ürün kararlarını şekillendirebilir.


Son söz

“Kırışıklıklarına bakıp yaşını tahmin etme” ifadesi ilk anda ürkütücü görünse de gerçeğin biraz daha karmaşık olduğu anlaşılıyor: foto-temelli yaş tahmini bir araç olarak seçilebilir, ama tek başına çözüm değil; doğruluk, önyargı ve gizlilik sorunları olduğu için platformlar genellikle birden fazla yöntemi katmanlı şekilde kullanacak. Uygulamanın adil, şeffaf ve hesap verebilir olması için düzenleme, teknoloji ve sivil toplum dengesi hayati olacak.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknoloji

NASA’dan 54 Yıl Aradan Sonra Duygulandıran Dünya Paylaşımı: “Evimiz Uzaydan Harika Görünüyor”

Yayımlandı

üzerinde

NASA’dan 54 Yıl Aradan Sonra Duygulandıran Dünya Paylaşımı: “Evimiz Uzaydan Harika Görünüyor”

Tarih: 04 Nisan 2026
Saat: 12:20

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), 54 yıl aradan sonra Ay’ın çevresine düzenlediği ilk insanlı yolculuk olan Artemis 2 görevi sırasında, uzaydan çekilen iki özel Dünya fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı. Kurumun yaptığı bu anlamlı paylaşım, kısa sürede milyonlarca beğeni ve yorum alarak dünya gündemine oturdu.

NASA’nın resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, 1972 yılındaki Apollo 17 görevi sırasında çekilen Dünya fotoğrafı ile Artemis 2 mürettebatı tarafından dün çekilen yüksek çözünürlüklü Dünya karesi yan yana getirildi. İnsanlığın uzay yolculuğundaki gelişimine vurgu yapılan paylaşımda, “Son 54 yılda çok yol kat ettik ama değişmeyen bir şey var: Evimiz uzaydan harika görünüyor! Soldaki görüntü 1972’de Apollo 17 mürettebatı, sağdaki ise dün Artemis 2 mürettebatı tarafından çekildi” ifadelerine yer verildi. Ayrıca NASA’dan yapılan ayrı bir açıklamada, “Gezegenimizi, muhteşem mavi ve kahverengi tonlarıyla ışıldayan bir bütün olarak görüyoruz. Hatta yeşil bir kutup ışığı da atmosferi aydınlatıyor. İşte bu biziz; hep birlikte astronotlarımızın Ay’a yolculuğunu izliyoruz” denildi.

Artemis 2 Görevi Hakkında:

Artemis 2, 1972’deki Apollo 17 misyonundan bu yana Ay’ın çevresine gerçekleştirilen ilk insanlı uçuş olma özelliğini taşıyor. ABD’nin Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatılan dev Uzay Fırlatma Sistemi (SLS) roketiyle taşınan Orion uzay aracı, Reid Wiseman, Victor Glover, Christina Koch ve Jeremy Hansen’den oluşan 4 kişilik mürettebatı taşıyor. Yaklaşık 10 gün sürmesi planlanan görev kapsamında astronotlar Ay yüzeyine inmeyecek ancak derin uzay koşullarını ve yaşam destek sistemlerini test edecek. Astronotların 10 Nisan’da Pasifik Okyanusu’na iniş yaparak Dünya’ya dönmesi bekleniyor.

Neden Önemli?

Bu görev, NASA’nın Ay’da kalıcı bir üs kurma ve gelecekteki insanlı Mars görevlerine zemin hazırlama hedeflerinin en kritik aşamalarından biri olarak görülüyor. Artemis 2’nin başarıyla tamamlanmasının ardından, 2028 yılında planlanan Artemis 3 görevi ile astronotların yeniden Ay yüzeyine iniş yapması hedefleniyor.

Okumaya Devam Et

Teknoloji

Artemis II ile Tarihi Yolculuk Başladı: Yarım Asır Sonra İnsanlık Yeniden Ay’a Doğru

Yayımlandı

üzerinde

Artemis II ile Tarihi Yolculuk Başladı: Yarım Asır Sonra İnsanlık Yeniden Ay’a Doğru

Tarih: 02 Nisan 2026
Saat: 02:45 (Güncelleme: 03:15)

İnsanlığın derin uzay serüveninde yeni bir dönem bugün resmen başladı. 1972’deki Apollo 17 görevinden tam 54 yıl sonra, NASA’nın dev roketi SLS, 4 astronotu taşıyarak Ay yolculuğu için fırlatıldı. Artemis II misyonu, insanlığı Dünya yörüngesinin ötesine taşıyan ilk adım olarak tarihe geçti.


ABD’nin Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Merkezi’nde gerçekleştirilen fırlatma, TSİ 01.35’te (yerel saat 18.35) başarıyla tamamlandı. 98 metre yüksekliğindeki Uzay Fırlatma Sistemi (SLS), 4 kişilik mürettebatı taşıyan Orion kapsülünü Ay yolculuğu için uzaya gönderdi. Geri sayım anı ve kalkış, NASA tarafından canlı yayınla dünyaya duyuruldu.

Tarihin İlkleri Bu Görevde

Artemis II ekibi, uzay keşifleri açısından birçok “ilk”i de bünyesinde barındırıyor. Mürettebatta yer alan Christina Koch, Ay’a gidecek ilk kadın astronot; Victor Glover, ilk siyahi astronot; Jeremy Hansen ise ilk Kanadalı astronot olarak kayıtlara geçti. Komuta pilotu Reid Wiseman ile birlikte dört astronot, 10 gün sürecek görevde Ay’ın çevresinde dolaşacak ancak yüzeye iniş yapılmayacak.

Ay Yüzeyine İniş Bir Sonraki Hedef

Artemis II, aslında 2027 veya 2028’de gerçekleşmesi planlanan Artemis III görevi için kritik bir prova niteliği taşıyor. Bu misyonun amacı, Orion kapsülünün sistemlerini derin uzay koşullarında test etmek, Ay’ın daha önce görüntülenmemiş bölgelerini incelemek ve mürettebatın uzun süreli uzay uçuşuna hazırlığını doğrulamak.

İnişte Musk ve Bezos Yarışıyor

Ay yüzeyine iniş gerçekleştirilecek Artemis III görevinde ise teknoloji dünyasının iki devi sahne alacak. Elon Musk’ın SpaceX’i ve Jeff Bezos’un Blue Origin’i, astronotları Ay topraklarına indirecek iniş araçlarını geliştiriyor. NASA’nın bu iki özel şirketle yürüttüğü iş birliği, ticari uzay çağının en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

En Uzak İnsanlı Yolculuk

Artemis II ekibi, görev süresince Dünya’dan 406 bin kilometre uzaklaşarak, bugüne kadar insanlı olarak gerçekleştirilmiş en uzak mesafeye ulaşacak. Bu mesafe, Apollo döneminde elde edilen rekorların da ötesine geçiyor. Görev sonunda Orion kapsülünün Pasifik Okyanusu’na iniş yapması bekleniyor.

NASA’nın Hedefi: Kalıcı Ay Üssü ve Mars

NASA yetkilileri, Artemis programıyla yalnızca Ay’a dönüşü değil, aynı zamanda kalıcı bir Ay üssü kurmayı ve bu üssü Mars yolculuğu için bir basamak olarak kullanmayı hedeflediklerini vurguluyor. Artemis II’nin başarısı, bu büyük hedefin ilk ve en kritik aşaması olarak değerlendiriliyor.

Okumaya Devam Et

Teknoloji

SOSYAL MEDYA DEVRİNDE EMSAL KARAR: META VE YOUTUBE SUÇLU BULUNDU

Yayımlandı

üzerinde

SOSYAL MEDYA DEVRİNDE EMSAL KARAR: META VE YOUTUBE SUÇLU BULUNDU

Tarih: 26 Mart 2026
Saat: 04:20

Kaliforniya’da görülen emsal nitelikteki davada jüri, teknoloji devlerini genç bir kadının ruh sağlığına kasıtlı olarak zarar vermekten suçlu buldu. Karar, dünya genelinde sosyal medya platformlarının işleyişinde köklü değişikliklere yol açabilir.

Kaliforniya – Sosyal medya bağımlılığına karşı açılan emsal nitelikteki davada, Meta (Facebook, Instagram) ve YouTube suçlu bulundu. Los Angeles Yüksek Mahkemesi’ndeki jüri, teknoloji devlerinin 20 yaşındaki Kaley isimli genç bir kadının ruh sağlığına kasıtlı olarak zarar verdiğine hükmetti.

7 hafta süren davanın ardından jüri, 8 günlük bir değerlendirme sürecine girdi. Verilen kararla birlikte Meta %70, YouTube ise %30 oranında kusurlu bulundu. Şirketlerin toplamda 3 milyon dolar manevi tazminat ödemesine karar verilirken, jüri ayrıca YouTube için 900 bin dolar, Meta için ise 2,1 milyon dolar ek cezai tazminat tavsiyesinde bulundu

“BAĞIMLILIK HAYATINI MAHVETTİ”

Mahkemede ifade veren Kaley, sosyal medya bağımlılığının ergenlik döneminden itibaren hayatını nasıl mahvettiğini anlattı. Platformlarda geçirdiği uzun saatler nedeniyle anksiyete, vücut algısı bozukluğu (body dysmorphia) ve intihar düşünceleri geliştirdiğini belirten genç kadın, bağımlılığının bugün bile devam ettiğini, iş yerinde gizlice tuvalete giderek saatlerce sosyal medyada vakit geçirdiğini itiraf etti.

Davanın en çarpıcı anlarından biri ise Meta’nın “zorlu çocukluk” savunması oldu. Meta avukatları, Kaley’in yaşadığı sorunların sosyal medyadan değil, zorlu aile geçmişinden kaynaklandığını iddia etti. Ancak Kaley’in avukatı Mark Lanier, “Bu savunma, aslında şirketlerin savunmasız çocukları koruma sorumluluğunu daha da artırıyor” diyerek savunmayı çökertti.

İÇ YAZIŞMALAR DEŞİFRE OLDU

Mahkemede sunulan şirket içi belgeler ve e-postalar, teknoloji devlerinin genç kullanıcıları bilinçli olarak platformlara bağlamak için stratejiler geliştirdiğini ortaya koydu. Meta’nın, çalışanlarının ve 18 bağımsız uzmanın “zararlı” olduğu konusunda uyarıda bulunduğu güzellik filtrelerini bilinçli olarak kullanmaya devam ettiği belgelendi.

Duruşmalarda tanık olarak dinlenen Meta CEO’su Mark Zuckerberg, Instagram Başkanı Adam Mosseri ve YouTube Mühendislik Başkan Yardımcısı Cristos Goodrow da ifade verdi. Mosseri sosyal medya kullanımının “sorunlu” olabileceğini ancak “klinik anlamda bağımlılık yapıcı” olmadığını savunurken, Goodrow kendi çocuklarının günde saatlerce YouTube izlediğini ve bunun “onlar için iyi” olduğunu söyledi.

EMSAL KARAR: ON BİNLERCE DAVA KAPIDA

Bu dava, ABD genelinde 1.500’den fazla benzer dava arasında ilk kez sonuçlanan ve emsal teşkil edecek nitelikte bir karar oldu. Snap (Snapchat) ve TikTok ise davanın başında gizli bir anlaşmayla davadan çekilmişti.

Uzmanlar, bu kararın ardından teknoloji şirketlerine karşı açılan diğer davaların da hızlanacağını ve şirketlerin toplamda milyarlarca dolarlık tazminat ödemek zorunda kalabileceğini belirtiyor. Kararın, sosyal medya platformlarının özellikle çocuklar ve gençler için tasarım ve işleyiş politikalarını kökten değiştirmeye zorlayabileceği ifade ediliyor

YENİ MEXICO’DAN ARDI ARDA KARAR

Karar, New Mexico’da bir jürinin Meta’yı eyaletin tüketici koruma yasalarını ihlal etmek ve çocukları cinsel avcılardan korumamaktan suçlu bulmasından sadece bir gün sonra geldi. Bu ardışık kararlar, sosyal medya şirketlerine karşı yürütülen hukuk mücadelesinde dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

ŞİRKETLERDEN İTİRAZ: “TEMYİZE GİDECEĞİZ”

Kararın ardından Meta ve YouTube’tan yapılan açıklamalarda, karara itiraz edileceği bildirildi.

Meta sözcüsü, “Gençlerin ruh sağlığı son derece karmaşık bir konu ve tek bir uygulamaya bağlanamaz. Verilen karara saygı duymuyoruz ve temyize gideceğiz. Gençleri çevrimiçi ortamda koruma konusundaki kararlılığımızı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Google sözcüsü José Castañeda ise YouTube’un bir “sosyal medya platformu” olarak görülmemesi gerektiğini savunarak, “Dava, YouTube’u yanlış anlamaktadır. YouTube sorumlu bir şekilde inşa edilmiş bir yayın platformudur” dedi.

UZMANLAR: “SİGARA DAVALARININ SOSYAL MEDYA VERSİYONU”

Çevrimiçi güvenlik izleme kuruluşu Common Sense Media’nın kurucusu James Steyer, kararı “dönüm noktası” olarak nitelendirerek, “Sosyal medya devleri, çocukların güvenliğini etkileşim oranlarının önüne koysalardı asla mahkemelik olmazlardı. Kendi araştırmalarını görmezden gelip çocukları devasa ve kontrolsüz bir deneyin parçası haline getirdiler. Artık hesap verme zamanı geldi” dedi.

Hukuk çevreleri, bu kararın “Big Tobacco” (Büyük Tütün) davalarının sosyal medya versiyonu olarak tarihe geçeceğini ve yıllar sürecek bir hukuk savaşının fitilini ateşlediğini belirtiyor.

FATİHDOĞANMEDYA YORUMU

Sosyal medya platformları artık yalnızca “içerik paylaşım” araçları olarak görülmüyor. Algoritmaların kasıtlı olarak bağımlılık yaratacak şekilde tasarlanması, özellikle ergenlik çağındaki gençlerin ruh sağlığı üzerinde ciddi tahribatlara yol açıyor. Kaliforniya’daki bu karar, teknoloji şirketlerinin “bilmiyorduk” savunmasını çökerten ve onları doğrudan sorumlu tutan bir kilometre taşı oldu. Türkiye’de de benzer davaların açılması ve dijital platformlara yönelik yasal düzenlemelerin hız kazanması bekleniyor.

 

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar