Gündem
Savcıyı tehdit eden sanık Zengin: “Ben cinnet noktasına geldiğinde neler yapabileceklerini söyledim”
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde adliyenin konferans salonunda görülen duruşma bugün saat 11.00 sıralarında başladı.
Duruşmaya doktor Fırat Sarı’nın da aralarında bulunduğu 30 tutuklu sanıkla bazı tutuksuz sanıklar, müştekiler ve avukatlar katıldı.
SAVCIYI TEHDİT EDEN ZENGİN SAVUNMA YAPTI
Duruşmada, soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı Yavuz Engin’i makamında tehdit ettiği gerekçesiyle tutuklanan ve birleştirilmesine karar verilen iddianamede, “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek” suçlaması yöneltilen sanık Mustafa Kemal Zengin ilk kez savunma yaptı.
Zengin, salonda bulunan sanıklardan kimsenin kendisini tanımadığını, bu dosyaya nasıl girdiğini anlamadığını, sanıklardan da 1 kişi hariç kimseyi tanımadığını öne sürdü.
Zengin, Savcı Yavuz Engin’in makamına gitme gerekçesini, “Bir gün arkadaşım Yavuz Çelik, üvey kızı olan Tuğçe Toptemel’in tutuklandığını ve tanıdık avukat olup olmadığını sordu. Ben de durumu Aylin hanıma söyledim. Aylin dosyaya baktıktan sonra, ‘Soruşturma savcısı benim arkadaşım. O yüzden dosyayı almam etik olmaz.’ dedi. Ben de kendi imkanlarımla yaptığım araştırmalar sonucu korkunç şeyler öğrendim.” sözleriyle açıklamaya çalıştı.
Savcıyı tehdit etmediğini öne süren Zengin, “Aylin bana ‘Savcı beyin yanına gidelim.’ dedi. Çikolatamızı alıp gittik. Çayımızı içip konuştuk. Ben Tuğçe’yi serbest bırak demedim. Bu kadar bebek ölürken hastaneleri neden kapatmıyorsun? Hastane yöneticilerini, doktorları neden tutuklamıyorsun? dedim. Sonra odadan çıktığımızda Aylin’e, ‘Bu adam senin arkadaşın değil bizi kayda aldı.’ dedim. Görüntülerin tamamı izlendiğinde ne olduğu anlaşılacaktır.” iddiasında bulundu.
Zengin, “Herkes bana ‘Neden gittin?’ diyor. Ben vicdanımın sesini dinleyip gittim. O ölen çocukların illa benim çocuğum olmasına gerek yok. Ortada bir tehdit yok. Ben cinnet noktasına geldiğinde neler yapabileceklerini söyledim.” ifadelerini kullandı.
Zengin, şunları kaydetti:
“Şu anda burada olduğum dava Türkiye‘nin en büyük utanç davasıdır. Burada bir iki tane gariban hemşireye ceza verip Türkiye’deki sağlık sorununu çözeceksek vay halimize. Bebekler ölürken sen 18 ay nasıl seyredebilirsin. Hastaneler kapandığı için mutlu oldum ama dediğim gibi bunlar isim değiştirip yeniden açılacak. Ben paramı kaybederim ama bir insanın itibarını kaybetmesi bu kadar basit bir şey mi? Benim uzaktan yakından alakam yok. Videonun tamamını seyredin. Ben bu suçtan anamın ak sütü gibi çıkacağımı biliyorum.”
Mahkeme heyeti, 23 Nisan’ın resmi tatil olması dolayısıyla duruşmaya 24 Nisan perşembe günü devam edilmesine karar verdi.
Yenidoğan Çetesi’ne ilişkin dava Bakırköy Adliyesi’nde görülüyor HEMŞİRE NİGAR SAVUNMA YAPTI
Davada tutuklu sanıklardan hemşire Nigar Kubilay savunma yaptı. Başhemşire olarak çalıştığı dönemde Fırat Sarı ile çalıştıklarını ancak anlaşamadıklarını söyleyen Kubilay, “Fırat Sarı ile anlaşamadık beni yönetime şikayet etmiş. Yönetim bana ‘Fırat Bey ile aynı ortamda bulunma’ dedi. Bir süre sonra da kovuldum. Yönetime gidip ‘Ya ben Ya Nigar’ demiş.” ifadelerini kullandı.
“BANA ‘SORUN YOK’ DEDİLER
Bu işten ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı yeni hastanenin yenidoğan biriminde de Fırat Sarı’nın ilgilendiğini söyleyen Nigar Kubilay, Hatta yönetime gidip daha önce yaşadığımız olayları anlattım. ‘Sorun yok’ dediler.” şeklinde konuştu.
Davanın tutuklularından Fırat Sarı Kubilay şöyle devam etti:
“Ben epikriz yazmadım hemşirenin sorumluluğunda değildir. Hasta öldüğünde epikriz yazılması gerekir ama sistemde yazılmamış görünüyordu. Ben de yazılması gerektiğini hatırlattım.”
FIRAT SARI’NIN ESKİ MESAJI SORULDU
Fırat Sarı’nın mesaj geçmişinde Nigar Kubilay hakkında “İşine geleni yapıyor. Buna niye yüz veriyorsun. Kanlı Nigar” dediği öğrenildi. Bunun üzerine Nigar Kubilay, “Aramızda husumet vardı böyle demeleri çok normal. Ancak ben epikriz yazmadım.” dedi.
“BANA HASTA BULUN” SÖZÜ SORULDU
Mahkeme başkanının, “Konuşma kayıtlarında ‘Bana hasta bulun’ dediğiniz görüyor bunun hakkındaki savunmanız ne?” sorusu üzerine Kubilay şu yanıtı verdi:
“Hastane yönetimi bizden hasta bulmamızı istiyordu bu nedenle ben de hasta bulmamız gerektiğini söyledim.
Sanık Nigar Kubilay’ın savunmasının devamında, mesul müdürün ve başhekimin ayrı ayrı kişiler olduğunu ve görevlerinin farklı olduğunu belirtmesi üzerine, mahkeme başkanı, “Bu bilgiyi ilk kez sizden duyuyorum. Kaç celsedir böyle bir bilgiyi kimse söylemedi.” dedi.
Yenidoğan Çetesi soruşturması kapsamında İstanbul’da çok sayıda özel hastane kapatıldı YENİDOĞAN ÇETESİ NEYLE SUÇLANIYOR?
112 sevk zincirinin dışına çıkarak bebekleri yoğun bakım ünitelerine sevk etmek, SGK’dan fazla para alabilmek için yatış sürelerini uzatmak, ihmal sonucu ölümlerine neden olmak, hastanede kullanılması gereken ilaçları satmak…
47 sanığın yargılandığı Yenidoğan Çetesi davası kapsamında kan donduran suçlamalar var.
Dava geçen yıl 18 Kasım’da görülmeye başladı. İlerleyen haftalarda da tüm sanıklar ve avukatlar savunmalarını tamamladı.
Sanıkların büyük bölümü bebek ölümleri ile ilgili suçlamaları reddetti. Zaman zaman suçu birbirlerinin üzerine attılar. Duruşmalarda tape kayıtları ve şüpheli ifadeleri de önemli bir yer tuttu.
Yoğun bakımda nöbetçi doktor bulundurulmadığı, işlerin hemşirelere kaldığı, sahte epikiriz raporları yazıldığı tespit edildi.
Soruşturma kapsamında kapatılan hastane “FIRAT HOCA BİZE ‘SİZE PRİM VERECEĞİM’ DEDİ”
Duruşmada tutuklu sanıklardan idari amir Remzi Karaca da savunma yaptı. Karaca hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.
Görevinin 112 Acil Servis aracılığıyla gelen hastaların bilgilerini doktorlara iletmek olduğunu söyleyen Karaca, “Doktorun hasta kabul etme ya da etmeme kararı sonrası bunu 112 servisine iletmektir. Bazen bazı hastalar bize ait ambulansla gelmek istiyordu hastaneye. O durumda biz hastadan para alıyoruz; ama sevkle gelecekse 112 ile geliyor ve ücret alınmıyor. Eğer bizim ambulans hizmetimizi kullanacaksa 112’yi arayıp haber veriyorduk.” diye konuştu.
Ayrıca sanık savunmasının devamında, “Fırat hoca bize, ‘Size prim vereceğim’ dedi. Bu nedenle Mert üzerinden bize düzenli olarak ufak miktarlarda motivasyon parası gönderirdi.” dedi.
AİLESİNE EL SALLADI
Duruşmaya saat 13.15’te ara verildi. Verilen 45 dakikalık aranın ardından duruşma saat 14.30 sıralarında yeniden başladı.
Suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı’nın duruşma salonunda ara sıra arkasına dönüp izleyici kısmındaki ailesine gülümseyerek el sallaması dikkat çekti.
“YENİDOĞAN BEBEKLERE BİR ŞEY YAPMADIM”
Duruşmaya tutuklu sanık doktor Zeki Ötünç savunmasıyla devam edildi.
Ötünç savunmasında şunları söyledi:
“2019’da beyin kanaması geçirip 10 gün yoğun bakımda kaldım. Uzun süre işsiz kaldım. 2 yılın sonunda daha önce aynı iş yerinde çalıştığım Cansel hemşire bana bir iş teklifi bulundu. Sadece gündüz çalışacaktım. 2022 sonunda Bağcılar’da işe başladım. Orası satılınca Beylikdüzü Medilife Hastanesi’ne başladım. 2024’ün başında istifa ettim çünkü birşeylerin ters gittiğini hissettim.
Ben SGK’yı dolandırmadım. Yenidoğan bebeklere birşey yapmadım. Hastane bana maaşımın bir kısmını elden verdi. Ödemenin bir kısmını hastaneden bir kısmını anlaşmalı oldukları sağlık şirketinden ödüyorlar. O şirket de Fırat Sarı’nın şirketiydi. Bize herkes ‘Bebek katili’ diyor ama bir insan bebek öldürerek nasıl para kazanır anlamıyorum. Basın yüzünden zor durumdayım.
Normalde sizin benim suçluluğumu kanıtlamanız lazımken ben burada suçsuzluğumu ispatlamaya çalışıyorum.”
Gündem
Tuvalette doğurduğu bebeğini çöpe atmıştı: O anneye 12 yıl hapis cezası
Tuvalette doğurduğu bebeğini çöpe atmıştı: O anneye 12 yıl hapis cezası
Tarih: 13 Mayıs 2026 | Saat: 01:30

Kastamonu’yu Sarsan Olayın Kronolojisi
Olay, 2 Kasım 2023 tarihinde Kastamonu’nun Kuzeykent Mahallesi Karadut Sokak’ta yaşandı. Çöp konteynerinin yanından gelen sesleri fark eden vatandaşlar, poşetin içinde yeni doğmuş bir erkek bebek buldu. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, bebeğe ilk müdahaleyi yaptıktan sonra Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Doktorların yoğun çabaları sonucu bebek hayata döndürüldü.
Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü’nün yürüttüğü titiz soruşturmada, bebeğin annesinin olay tarihinde 17 yaşında olan C.Ç. olduğu tespit edildi. Genç kızın, hamileliğini 9 ay boyunca ailesinden gizlediği, evin tuvaletinde tek başına doğum yaptığı ve bebeğin öldüğünü düşünerek çöp poşetine koyduğu ortaya çıktı. İddialara göre C.Ç., poşeti akli dengesinin yerinde olmadığı belirtilen babasına vererek evin yakınındaki konteynere bıraktırdı.
Yargılama Süreci ve Mahkemenin Kararı
C.Ç. hakkında “alt soydan kendisini savunamayacak kişiye karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan Kastamonu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Duruşmada savcı, sanık için müebbet hapis cezası talep etti. Mahkeme heyeti, suçun vasfını ve sanığın yaşını dikkate alarak cezayı belirledi. Mahkeme, önce müebbet hapis cezasına hükmetti; ancak suçun teşebbüs aşamasında kalması ve sanığın suç tarihinde 18 yaşından küçük olması gerekçesiyle cezayı 12 yıla indirdi. Sanık C.Ç., son sözünde pişman olduğunu belirterek tahliyesini talep etti ancak mahkeme bu talebi reddetti.
Korkunç Detay: Bebeği Akli Dengesi Yerinde Olmayan Babaya Attırdı
Soruşturma dosyasına yansıyan en çarpıcı detay, C.Ç.’nin doğum sonrası bebeği çöp poşetine koyduktan sonra babasına vererek “bunu at” dediği yönündeki ifadesi oldu. Baba hakkında akli dengesinin yerinde olmadığına dair sağlık raporu bulunurken, bu durum olayın planlanma boyutunu da tartışmaya açtı. Bebeğin babası olarak belirlenen K.G. ise duruşmada şikayetçi olmadığını beyan etti.
Minik Bebek Şimdi Güvende
Olayın ardından Ankara’da tedavisi tamamlanan ve sağlığına kavuşan bebek, devlet koruması altına alınarak deneyimli bir koruyucu aileye teslim edildi. Bebeğin vasisi S.K., “Bebeğin vasiliğini aldığımdan ötürü çok mutluyum” ifadelerini kullandı.
Hukuki Değerlendirme ve Toplumsal Tepki
Karar, hukuki çevrelerde ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Ceza hukukçuları, mahkemenin verdiği cezanın olayın vahametiyle orantılı olduğunu ancak “pişmanlık” ve “yaş indirimi” tartışmalarını yeniden alevlendirdiğini belirtiyor. Öte yandan karar, yeni doğan bebekleri korumaya yönelik devlet politikalarının ve toplumsal farkındalığın önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Gündem
Samsun Havza’da Sağanak Felaketi: Dereler Taştı, 12 Yaralı, Valilik ‘Can Kaybı Yok’ Dedi
Samsun Havza’da Sağanak Felaketi: Dereler Taştı, 12 Yaralı, Valilik ‘Can Kaybı Yok’ Dedi
Haber Giriş Tarihi: 13 Mayıs 2026, | 05:00

Samsun’un Havza ilçesinde dün akşam saatlerinde etkili olan kuvvetli sağanak yağış, ilçe merkezinde su taşkınlarına ve sele neden oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün sarı kodlu uyarısının ardından başlayan yağış, kısa sürede Hacı Osman ve Tersakan derelerini taşırdı. Samsun Valiliği, olayda herhangi bir can kaybı olmadığını, 12 kişinin hafif yaralandığını ve ekiplerin aralıksız çalıştığını duyurdu.
Sular Cadde ve Sokakları Göle Çevirdi
Saat 18.00 sıralarında aniden bastıran ve yaklaşık 10 dakika süren yoğun yağış, ilçe merkezindeki 4 mahalleyi doğrudan etkiledi. Taşan dere suları cadde ve sokakları göle çevirirken, çok sayıda ev ve iş yerinin zemin ile bodrum katlarını su bastı. Yollarda oluşan şiddetli akıntı nedeniyle park halindeki onlarca araç sürüklendi ve maddi hasar meydana geldi.
12 Kişi Hastaneye Kaldırıldı, 83 Yaşındaki Ali Amca Müşahedede
Sel sularından korunmaya çalışırken vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan 12 kişi, kendi imkanları ve sağlık ekiplerinin yardımıyla Havza Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hayati tehlikesi bulunmayan yaralılardan 11’i ayakta tedavi edilirken, dramatik bir kurtuluş hikayesi dikkat çekti. Yükselen sulardan korunmak için bir binanın kenarındaki demir profillere tutunarak uzun süre su içinde bekleyen 83 yaşındaki Ali Ö., yaşı gereği müşahede altına alındı.

Samsun Valisi Orhan Tavlı: “Can Kaybımız Yok, Hasar Tespiti Sürüyor”
Samsun Valisi Orhan Tavlı, selin hemen ardından bölgeye gelerek incelemelerde bulundu ve basın mensuplarına açıklamalar yaptı. Olayda can kaybı olmamasının en büyük teselli olduğunu belirten Vali Tavlı, “Valilik, AFAD, Büyükşehir Belediyesi, DSİ, Karayolları, ilçe belediyesi, emniyet ve jandarma ekiplerimiz hızla bölgeye sevk edildi. Şu an yağış çekilmiş durumda, iş yerlerine ve araçlara gelen zararları tespit ediyoruz. Tüm kurumlarımızın sahadaki çalışmaları sabaha kadar devam etti” dedi.
17 İlçede AFAD Merkezleri Aktif Edildi
Samsun Valiliği, meteorolojik uyarı sonrası ilgili afet gruplarının Samsun Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi’nde toplanarak hızla harekete geçtiğini bildirdi. Valilik koordinasyonunda 17 ilçe AFAD Merkezi aktif hale getirilirken, tüm belediyeler ve kaymakamlıklar teyakkuz durumuna geçirildi. Bölgeye AFAD, DSİ 7. Bölge Müdürlüğü, Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü ve çok sayıda sağlık ile güvenlik ekibi sevk edildi.
Selden Etkilenen 3 Okulda Eğitime Ara Verildi
Yaşanan sel felaketi eğitimi de etkiledi. Sel sularından zarar gören ve temizlik çalışmaları devam eden 25 Mayıs İlkokulu, Çayırözü İlkokulu ve Merkez İlkokulu’nda eğitime 1 gün ara verildiği duyuruldu. Öte yandan Çorum’dan da bölgeye takviye ekipler gönderildiği bildirildi.
Valilikten Vatandaşlara “Geçmiş Olsun” ve Uyarı Çağrısı
Samsun Valiliği, resmi açıklamasında su taşkınlarından etkilenen tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek, acil durum ihbarları için 112 Acil Çağrı Merkezi’nin kullanılması gerektiğini hatırlattı. Açıklamada, il genelinde çalışmaların aralıksız sürdüğü ve vatandaşların ekiplerin uyarılarına titizlikle uyması gerektiği vurgulandı.
FatihDoğanMedya / Özel Haber
Gündem
Hamas’ın 7 Ekim’de Aile Üyelerini Cinsel İşkenceye Zorladığı Ortaya Çıktı: “Çığlıkları Duyuyorsunuz, Sonra Sessizlik”
Hamas’ın 7 Ekim’de Aile Üyelerini Cinsel İşkenceye Zorladığı Ortaya Çıktı: “Çığlıkları Duyuyorsunuz, Sonra Sessizlik”
Tarih: 13 Mayıs 2026 | Saat: 04:30

Yeni yayımlanan ve iki buçuk yıllık bir soruşturmanın ürünü olan 300 sayfalık rapor, Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırılarında cinsel şiddeti sistematik bir şekilde kullandığını belgeledi. Raporda, aile bireylerinin birbirlerine cinsel eylemlerde bulunmaya zorlandığına dair tüyler ürpertici ifadeler yer aldı.
KUDÜS – 7 Ekim 2023′te Hamas öncülüğünde İsrail’in güneyine düzenlenen ve yaklaşık 1.200 kişinin hayatını kaybettiği, 250’den fazla kişinin rehin alındığı saldırılara ilişkin kapsamlı yeni bir rapor yayımlandı. “Susturulamayanlar” (Silenced No More) adlı rapor, Hamas’ın cinsel şiddeti savaşın sistematik bir silahı olarak kullandığını ve bu vahşetin aileleri hedef alan bir boyuta ulaştığını gözler önüne serdi.
Raporda en çarpıcı bölümlerden biri, Hamas militanlarının aile üyelerini birbirlerine cinsel saldırıda bulunmaya zorladığı yönündeki tanık ifadeleri oldu. Bu eylemler, raporda “aileyi sosyal ve duygusal bir birim olarak yok etmeyi amaçlayan suçlar” anlamına gelen “kinocidal cinsel şiddet” (kinocidal sexual violence) olarak tanımlandı.

Saldırının en karanlık anlarına tanıklık edenlerden biri olan Raz Cohen, Nova Müzik Festivali’nde yaşananları şöyle anlattı: “Adamlar bir kadını araçtan çıkardı… zorla kıyafetlerini çıkardı ve tecavüz etti… Onu defalarca bıçakladılar, öldürdüler… Ölümünden sonra da tecavüz etmeye devam ettiler.”
Bir diğer tanık Darin Komarov ise, bölgeden gelen sesleri unutamadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Çığlıkları duyuyorsunuz. Hemen yanı başınızda. Ve sonra… sessizlik.”
“Derin İnsani Bağları Silah Haline Getirdiler”
İsrail merkezli 7 Ekim Suçları Sivil Komisyonu tarafından yürütülen ve 430’dan fazla tanığın ifadesine, 10.000’den fazla fotoğraf ve yaklaşık 2.000 saatlik video analizine dayanan rapora göre, Hamas militanları 13 farklı cinsel şiddet yöntemi kullandı. Bunlar arasında tecavüz, toplu tecavüz, cinsel işkence, genital mutilasyon, cesetlere yönelik cinsel saldırılar ve aile üyeleri önünde gerçekleştirilen eylemler yer aldı.
Raporda özellikle vurgulanan bir diğer nokta, Hamas’ın bu eylemleri sistematik ve koordineli bir şekilde gerçekleştirdiği oldu. Komisyon Başkanı Dr. Cochav Elkayam-Levy, “Cinsel şiddet, hesaplanmış bir stratejiydi; olağanüstü bir gaddarlıkla uygulandı” dedi.
Komisyon, Gazze’ye kaçırılan rehinelerin esaret altında da cinsel şiddete maruz kaldığını raporladı. Agam Goldstein adlı 17 yaşındaki bir rehine, bir aydan uzun süren esaretini, “Sizi yıkan küçük şeylerdir. Bedeniniz üzerinde ve onunla nasıl ilgileneceğiniz konusunda hiçbir kontrolünüz olmadığında…” sözleriyle anlattı.
BM Raporları da Doğruluyor
Yeni raporun bulguları, Birleşmiş Milletler’in daha önceki tespitleriyle de örtüşüyor. BM Genel Sekreteri’nin Çatışma Bölgelerinde Cinsel Şiddet Özel Temsilcisi Pramila Patten’in 2024 yılında yayımladığı rapor, 7 Ekim’de cinsel şiddet uygulandığına inanmak için “makul sebepler” olduğunu belirtmişti.
BM raporu, Hamas ve diğer silahlı grupların İsrail topraklarında tecavüz, toplu tecavüz ve insanlık dışı muamele gerçekleştirdiğini, rehinelerin de benzer şiddete maruz kaldığını ortaya koymuştu.
Hukuki Süreç Başlıyor
Komisyon, belgelenen eylemlerin savaş suçu, insanlığa karşı suç ve soykırım eylemleri kapsamına girdiğini belirtti. Bu kapsamda İsrail Parlamentosu, 7 Ekim suçlarını yargılamak üzere özel bir mahkeme kurulmasını öngören yasayı onayladı. Yasa, cinsel suçları açıkça dava edilecek eylemler arasında sayıyor.
Hamas ise bugüne kadar 7 Ekim’de cinsel şiddet uygulandığını reddetti.
-
Gündem6 gün önceKağıthane’de kayınvalidesi tarafından öldürülen damadın, eşini tehdit ettiği görüntüler ortaya çıktı
-
Gündem1 hafta önceKocaeli’de Dehşet: ‘Gel Annem’ Diyerek Çağırdı, Kedinin Yüzüne Yağ Çözücü Sıktı! O Anlar Kamerada
-
Gündem1 hafta önceŞişli’de Gelinini Öldüren Kayınvalidenin Kan Donduran İfadesi: “Namusumu Temizledim”
-
Gündem3 gün önceManisa’da Yürek Yakan Asansör Kazası: 24 Yaşındaki Genç Baba Sıkışarak Can Verdi
-
Politika1 hafta önceAntalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında 14 tutuklama
-
Spor6 gün önceMersin Tarsus’ta Boks Antrenörü Tufan Suaşan Evinde Ölü Bulundu
-
Gündem6 gün önceMardin’de iki grup arasında bıçaklı kavga: 1 ölü
-
Gündem6 gün önceZihinsel engelli kızına istismar iddiasıyla şikayet için gittiği polis merkezinde fenalaşan anne öldü
