Gündem
Silahlı Saldırıya Uğrayan İşletmeci: “30 Milyon Lira Haraç İsteyen Ağabeyim Vurdurdu”
Silahlı Saldırıya Uğrayan İşletmeci: “30 Milyon Lira Haraç İsteyen Ağabeyim Vurdurdu”
TARİH: 05 Mayıs 2026, 14:30

Yalova’da lunapark işletmecisi Ali Altınbaş’a yönelik silahlı saldırının ardından ortaya atılan iddialar kan dondurdu. Hastanede tedavi altına alınan Altınbaş, saldırının azmettiricisinin 30 milyon lira haraç talep eden öz ağabeyi olduğunu öne sürdü.
Zehra BAYKAL / YALOVA – Yalova’nın merkezinde, Barış Manço Açık Hava Tiyatrosu’nun arkasında 2 Mayıs günü meydana gelen olay, kentin en büyük lunapark işletmecilerinden Ali Altınbaş’ın (47) hayatını kabusa çevirdi. İddiaya göre Altınbaş, otomobiliyle seyir halindeyken yolun çöp konteynerleri ile kapatıldığını gördü. Aracından inip engeli kaldırmaya çalıştığı sırada yanına yaklaşan bir kişi, belindeki tabancayla en az 9 el ateş etti.
Vücudunun farklı yerlerine 3 kurşun isabet eden Altınbaş kanlar içinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden hızla uzaklaştı. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye gelen sağlık ekipleri, sol eli ve her iki bacağından yaralanan işletmeciyi Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Polisin başlattığı geniş çaplı soruşturmada olayın perde arkasından aile içi şok bir iddia çıktı.

“Ben Cezaevinde Yattım, Sen Her Şeyi Bana Borçlusun!”
Hastane odasında ifade veren Ali Altınbaş, silahlı saldırının arkasında öz ağabeyi M.A. (54) olduğunu iddia etti. İşletmecinin anlatımına göre ağabeyi, işlediği 5 ayrı cinayet suçundan 28 yıl cezaevinde kaldıktan sonra 2020 yılında pandemi izniyle tahliye olmuştu. Aile, tahliye sonrası M.A.’ya yeni bir hayat kurabilmesi için sermaye desteğinde bulundu. Ancak Altınbaş’ın iddiasına göre ağabeyi, “Ben cezaevinde yattığımdan dolayı sen her şeyi bana borçlusun” diyerek lunaparktan düzenli haraç almaya başlamıştı.
Bu sistematik baskıya 6 yıl boyunca direnen Altınbaş, son talebin ise 30 milyon lira gibi astronomik bir meblağ olduğunu ve bu parayı ödemediği takdirde ölümle tehdit edildiğini belirtti. Altınbaş, “Parayı vermeyi reddedince de beni burada vurdurdu. Azmettiren ağabeyimdir, bu bir infaz girişimidir” ifadelerini kullandı.
Lunapark İhalesinde Usulsüzlük Baskısı
Ali Altınbaş’ın hastanede verdiği ifadenin detaylarında, ağabey M.A.’nın yalnızca haraç almakla kalmadığı, aynı zamanda cezaevi arkadaşlarıyla birlikte lunapark ihalesine fesat karıştırmaya çalıştığı da ortaya çıktı. Altınbaş, “Kendileri zaten beş parası olmayan insanlar, lunapark ihalesine girecek maddi bir durumları yok. Buna rağmen ihalemize dosya aldırmak suretiyle bizi tehdit ettiler. Amacımız ticaret yapmak ama bizi haraca bağlamaya çalıştılar” dedi.
Yurt Dışı Planı ve Barışma Tuzağı İddiası
Altınbaş, ağabeyinin tehditlerinin dozu artınca yurt dışına çıkarak bir süreliğine orada yaşamaya başlamış. Ancak ağabey M.A.’nın “gel barışalım, aile içinde bu sorunu çözelim” sözleri üzerine Yalova’ya dönen işletmeci, dönüşünün hemen ardından silahlı saldırıya uğramış. Mağdur işletmeci, “Bir ağabey bunu nasıl yapar? Bu olayın peşini bırakmayacağım, adalete güveniyorum” diyerek şikayetçi oldu.
Polis Tetikçinin Peşinde
Yalova Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri, olay yerindeki güvenlik kamerası kayıtlarını incelemeye aldı. Saldırganın olaydan hemen sonra koşarak uzaklaştığı bölgedeki MOBESE kameraları da mercek altında. Polisin, firari tetikçi ve azmettirici olduğu iddia edilen ağabey M.A.’yı yakalamak için çalışmalarını sürdürdüğü öğrenildi.
Gündem
ÖZEL DOSYA: YARDIMIN KARANLIK YÜZÜ – 2. BÖLÜM: Paranın İzini Sürmek ve Şeffaflık Duvarı
ÖZEL DOSYA: YARDIMIN KARANLIK YÜZÜ –
2. BÖLÜM: Paranın İzini Sürmek ve Şeffaflık Duvarı
Yayın Tarihi: 21 Haziran 2026 | Saat: 17:10
Editör :Fatih Doğan

Paranın İzini Sürmek: Yardım Endüstrisinde Şeffaflık Duvarı ve Görünmez Kesintiler
Bağışçının İyi Niyeti, Sistemin Kazancı mı?
Küresel yardım sektörü, yıllık yüz milyarlarca dolarlık hacmiyle dünyanın en büyük “endüstrilerinden” biri haline geldi. Ancak 1. bölümde ele aldığımız “vicdani sömürü” sadece buzdağının görünen kısmıydı. Bugün, yardım kuruluşlarının mali raporlarının arka planına, yani bağışçıların “doğrudan ihtiyaç sahibine gidiyor” zannettiği o fonların gerçekte nasıl “eridiğine” odaklanıyoruz.
Yardım, bir hizmet sektörü müdür, yoksa bir dayanışma biçimi mi? Eğer bir hizmet sektörü ise, hizmet bedeli neden “görünmez” kılınıyor?
Operasyonel Giderlerin Gizli Anatomisi
Bir bağışçı, bir afet bölgesine 1.000 TL bağışladığında, bu paranın tamamının yiyecek, ilaç veya barınma için kullanıldığını düşünür. Oysa finansal gerçekler çok daha farklı bir tablo çiziyor.
Lojistik ve Bürokrasi “Vergisi”: Bağışın ulaştığı noktaya kadar; nakliye şirketleri, depo kiralama hizmetleri ve yerel aracı kurumlar üzerinden %20 ile %40 arasında değişen “operasyonel komisyonlar” kesilmektedir.
İdari Giderlerin Şişirilmesi: Uluslararası STK’ların yıllık raporlarında “idari giderler” kalemi genellikle çok masum görünür. Ancak bu kalemin altına; lüks merkez ofis kiraları, yönetim kurulu üyelerinin seyahat masrafları ve geniş bir beyaz yakalı ordusunun maaşları girmektedir.
Reklam ve Fon Toplama Harcamaları: Bir kuruluş, bağış toplamak için milyonlarca dolarlık dijital reklam kampanyaları yapıyorsa, bu harcama “bağışçı kazanma maliyeti” olarak raporlanır. Yani bağışınız, sizin gibi başka bağışçılar bulmak için harcanmaktadır.
“Şeffaflık Duvarı” Nasıl Örülüyor?
Yardım kuruluşlarını denetlemek, neden devlet kurumlarını denetlemekten daha zor? Çünkü çoğu STK, “özel kuruluş” statüsünü kullanarak finansal verilerini genel kategoriler altında gizleme hakkına sahip.
Genelleyici Raporlama: Bir raporda “İnsani Yardım Harcaması: 5 Milyon Dolar” ifadesi, aslında paranın nereye, hangi fiyattan ve kimden alındığını gizleyen bir örtüdür.
Yerel Paydaş Manipülasyonu: Sınır ötesi veya az gelişmiş bölgelerdeki yardımlarda, fonlar yerel bir partner kuruluşa aktarılır. Bu noktadan sonra iz takibi biter. O yerel kurumun parayı nereye harcadığı, çoğu zaman büyük kuruluşlar için bir “sorumluluk alanı” değil, bir “risk transferi” yöntemidir.
Döviz ve Kur Oyunları: Yardım malzemeleri uluslararası piyasalardan satın alınırken, kur farkları ve “satın alma fiyatı üzerindeki şişirmeler” aracılığıyla büyük fonlar, resmi kayıtlarda görünmeden el değiştirebilmektedir.
Veri Analizi – Denetim Boşluğu
FatihDoğanMedya olarak yaptığımız incelemelerde, büyük ölçekli STK’ların verilerini aşağıda özetledik:

Neden Sessiz Kalınıyor?
Sistemin çarkları, bağışçıların “sorgulama” yetisini kaybetmesi üzerine kuruludur. Bir yardım kuruluşunu eleştirmek, toplumsal algıda “yardıma karşı olmak” gibi yorumlanabileceği için çoğu gazeteci bu dosyayı açmaktan çekinir. Biz FatihDoğanMedya olarak, şeffaflığı talep etmenin, yardıma değil, yardımı sömüren sisteme karşı bir duruş olduğunu savunuyoruz.
Sonuç ve 3. Bölüme Bakış
Paranın izini sürmek, yardım kuruluşlarının gerçek yüzünü anlamak için tek yoldur. Ancak 3. Bölümde, bu karanlık tabloyu aydınlatacak “Dijital Denetim Modeli” ve “Blockchain ile Şeffaf Bağış” gibi geleceğin çözüm önerilerini masaya yatıracağız.

Gündem
Aksaray’da Drenaj Kuyusuna Düşen Otomobilde 2 Cansız Beden Bulundu
Aksaray’da Drenaj Kuyusuna Düşen Otomobilde 2 Cansız Beden Bulundu
Yayın Tarihi: 21 Haziran 2026
Yayın Saati: 16:21

Aksaray’ın Sağlık beldesinde drenaj kuyusuna düşen otomobilin içinde 1’i kadın 2 kişinin cansız bedeni çıkarıldı. Olay, gece saatlerinde meydana geldi.
Aksaray’da yürekleri dağlayan bir olay yaşandı. Merkeze bağlı Sağlık beldesinde, tarla yolunda bulunan drenaj kuyusuna düşen otomobilin içerisinden 1’i kadın 2 kişinin cansız bedeni çıkarıldı. Feci kaza, gece saatlerinde mahalle muhtarının ihbarıyla ortaya çıktı.
Edinilen bilgiye göre, mahalle muhtarı tarlaya gitmek için yol üzerinden geçerken drenaj kuyusunun içerisinde ters duran 68 AGV 799 plakalı otomobili fark etti. Durumu hemen jandarmaya bildiren muhtarın ihbarı üzerine bölgeye sağlık, jandarma ve dalgıç ekipleri sevk edildi.
Dalgıç ekibinin yaptığı çalışmada, otomobilin içerisinde Zarife İlban (25) ile Kadir Baltacı’nın (32) cansız bedenlerine ulaşıldı. Genç kadın ve erkeğin cesetleri, otopsi işlemleri için Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.
Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, aracın kuyuya nasıl düştüğü ve kazada iki gencin hayatını kaybetmesine neden olan faktörlerin belirlenmesi için jandarma ekipleri çalışmalarını sürdürüyor.
Gündem
Ağabeyinin Boğazına Kaçan Dilini Çıkardığı Şeyma, 19 Günlük Yaşam Savaşını Kaybetti
Ağabeyinin Boğazına Kaçan Dilini Çıkardığı Şeyma, 19 Günlük Yaşam Savaşını Kaybetti
Tarih: 21 Haziran 2026
Saat: 16:00

Erzurum’da Kahvaltıda Başlayan Kâbus: Önce Ağabey, 19 Gün Sonra Kardeş
ERZURUM – 2 Haziran sabahı Palandöken ilçesi Osman Bektaş Mahallesi’nde başlayan acı dolu hikâye, 19 gün süren yaşam mücadelesinin ardından kardeşin de hayatını kaybetmesiyle tamamlandı. Kahvaltı sırasında dili boğazına kaçan 23 yaşındaki Şeyma Tutaş’a ilk müdahaleyi yapan ağabeyi Ömer Tutaş, kardeşini kurtardıktan dakikalar sonra kalp krizine yenik düşmüştü. Yoğun bakımda tutulan Şeyma Tutaş ise bugün ikindi vakti kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.

O Anlar: Dil Boğaza Kaçtı, Ağabey Soğukkanlılıkla Müdahale Etti
Olay, 2 Haziran sabahı Erzurum’un Palandöken ilçesi Osman Bektaş Mahallesi’ndeki aile evinde meydana geldi. Kahvaltı masasında bir anda nefessiz kalan Şeyma Tutaş’ın dili boğazına kaçtı. Durumu fark eden ağabeyi Ömer Tutaş (30), soğukkanlılığını koruyarak kardeşinin boğazına kaçan dili çıkardı ve yeniden nefes almasını sağladı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Şeyma Tutaş’ı Erzurum Şehir Hastanesi’ne kaldırdı.

Kardeşini Kurtardı, Kendisi Hayatını Kaybetti
Kardeşinin ambulansla hastaneye götürülmesinin ardından eve çıkan Ömer Tutaş aniden rahatsızlandı. Ailesinin ihbarıyla olay yerine gelen ambulansla Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan genç adam, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
Bir süredir kalp rahatsızlığı bulunduğu öğrenilen Ömer Tutaş’ın, arkadaşlarının ısrarıyla 2 Haziran günü saat 15.00 için hastaneden randevu aldığı ancak randevusuna gidemeden hayatını kaybettiği belirtildi.

Müzisyen Baba İki Evladını Birden Kaybetti
Erzurum’un tanınmış yerel sanatçılarından Hüseyin Tutaş, bir evladı yoğun bakımda yaşam savaşı verirken diğer evladını cenaze töreninde toprağa verdi. Ömer Tutaş için Palandöken ilçesi Hacı Osman Efendi Camii’nde kılınan cenaze namazında ayakta durmakta güçlük çeken acılı baba, oğlunun tabutuna sarılarak gözyaşı döktü. Sanatçı dostları da bu zor günde Hüseyin Tutaş’ı yalnız bırakmadı.
19 Günlük Yaşam Mücadelesi Son Buldu
Erzurum Şehir Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’nde 19 gün boyunca yaşam mücadelesi veren Şeyma Tutaş, bugün hayatını kaybetti. Ağabeyinin ardından kız kardeşin de ölümü aileyi yeniden yasa boğdu.
Şeyma Tutaş’ın cenazesi, bugün ikindi vakti kılınacak namazın ardından toprağa verilecek.
-
Gündem1 hafta önceKocaeli’de Acı Olay: Baba Evinde Asılı Halde Ölü Bulundu, SMA’lı Oğlunun Cihazının Fişi Çekildi
-
Magazin6 gün önceKızılcık Şerbeti’nin Işıl’ı Ece İrtem Hayatını Kaybetti!
-
Gündem1 hafta önceMuğla’da KADES İhbarına Giden Polis Memuru Şehit Oldu
-
Gündem6 gün önceŞırnak’ta 13 Yaşındaki Kız Güvercinlerle İlgilenirken Balkondan Düştü: O Anlar Kamerada
-
Teknoloji6 gün önceBeyaz Saray’ın Yapay Zeka Ambargosu Dünyada Endişe Yarattı
-
Magazin6 gün önceOyuncu Ece İrtem’in Son Görüntüleri Ortaya Çıktı!
-
Gündem6 gün önceTOKAT’TA AİLE FACİASI: GELİN, KAYINPEDERİNİ DARBEDEREK ÖLDÜRDÜ!
-
Gündem6 gün önceMeteoroloji’den Son Dakika Uyarısı: Sıcaklıklar Hızla Yükseliyor! 3 Bölgede Sağanak Alarmı
