Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Sağlık

KKKA kabusu geri döndü, beş kişi yaşamını yitirdi: “Altı ilde tehlike var, cenazelerde önlem alınmalı”

Yayımlandı

üzerinde

Bahar aylarının gelmesi ve ani sıcaklık artışları nedeniyle KKKA hastalığını bulaştıran keneler, Sivas, Amasya, Tokat, Erzincan, Giresun ve Yozgat başta olmak üzere birçok ilde görülmeye başladı.

KKKA virüsü nedeniyle bu ay Sivas’ta tedavi gören 3 kişi, Sivas’ın Koyulhisar ilçesinde bir bebek, Tokat’ta tedavi gören bir bebek hayatını kaybetti.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seyit Ali Büyüktuna, KKKA hastalığı ve hastalığı bulaştıran kenelerle ilgili merak edilen konuları 10 soruda yanıtladı.

KKKA kabusu geri döndü, beş kişi yaşamını yitirdi: "Altı ilde tehlike var, cenazelerde önlem alınmalı" - 1

SORU: KKKA hastalığı nedir ve insanlara nasıl bulaşır?

Büyüktuna: KKKA sıklıkla keneler aracılığıyla insanlara bulaşan, bazı olgularda ölümle seyredebilen önemli bir enfeksiyon hastalığıdır. Bu hastalık genellikle ilkbahar ve yaz aylarında ortaya çıkmakta, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan, hayvancılıkla uğraşan insanlarda görülebilmektedir. Hastalık genellikle kenelerin ısırması yoluyla bulaşır. Enfekte doymuş keneleri çıkartırken kenenin bağırsak içeriğinin ciltle temas etmesiyle bulaşabilir. Hasta hayvanların kanı veya vücut sıvılarıyla temas sonrası ortaya çıkabilir. Hastalığa yakalananların kan veya vücut sıvılarına sağlık çalışanlarının temasıyla da bulaş söz konusu olabiliyor.

Reklam

SORU: Bu virüsü taşıyan keneler hangileridir, genellikle hangi bölgelerde bulunur, farklı bölgelere yayılma riski var mı?

Büyüktuna: Dünya genelinde 900 civarında kene türü var. Bunlardan 700’ü sert, 200’ü yumuşak keneler. Bunların çok azı insanlarda KKKA hastalığına neden olabiliyor. KKKA hastalığı açısından en riskli olan tür “Hyalomma” cinsi dediğimiz keneler. Coğrafi dağılımına baktığımız zaman yine bu kenelerin gezindiği ortamlarda bu hastalığı daha fazla görüyoruz. ‘de vakalar özellikle İç Anadolu’da Kelkit Vadisi dediğimiz alanda, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’da yoğunlaşmakta. Yayılma potansiyeli olarak değerlendirdiğimiz zaman bir iklim değişikliği söz konusu. İklim değişikliği ve artan hayvan hareketliliği dolayısıyla kenelerin daha önce görülmediği bölgelere yayılmasına neden olabiliyor. Bu da KKKA hastalığının farklı bölgelerde ortaya çıkma riskini artırıyor. Doğa turizmi ve yaylacılık faaliyetleri de risk oluşturmakta. Saman balyalarının başka bölgelere taşınması esnasında da keneler başka bölgelere taşınabilmekte.

ENFEKSİYON HASTALIKLARIYLA BENZER BELİRTİLER YANILTABİLİYOR

SORU: Virüs insan vücudunda nasıl bir etki yaratır, belirtileri nelerdir, temas veya kene tutunmasından sonra ne kadar sürede hastalık belirtileri ortaya çıkar?

Reklam

Büyüktuna: KKKA hastalığının başlangıç belirtileri birçok enfeksiyon hastalığıyla benzerlik gösteriyor. Zaten en çok yanıldığımız nokta bu kısım. Özellikle çoğu hastada ilk belirtiler arasında halsizlik, üşüme, titreme, yaygın vücut ağrısı, iştahsızlık, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları söz konusu olabiliyor. Bu bulgular birçok viral enfeksiyonun başlangıç bulgularıyla benzeşiyor. Gribal ve burucella enfeksiyonunda ilk akla gelen benzer bulgulara sahip. Hastalık kene tutunmasından yaklaşık 1-3 gün içerisinde 10 güne kadar da uzayabiliyor bu süreç ve hastalık semptomları başlayabiliyor. Bazı hastalarda bulantı, kusma, ishal eşlik edebiliyor. Yine hastalığı ağır geçiren ve viral yükü fazla olan kişilerde ise yüzde 10-15’lik bir gruptur bu kanama bulgularıyla karşımıza çıkabiliyor. Bu kanamalar sıklıkla ağız içi, diş eti, burun kanaması, mide bağırsak kanaması özellikle ölümcül beyin kanamaları şeklinde de kendini gösterebiliyor.

SORU: Kene en çok hangi bölgelere tutunur, vücuda yapışırsa nasıl çıkarılmalı, sağlık kuruluşuna gitmek şart mı, şüpheli bir durumda nereye başvurmalı, ne yapmalı?

KKKA kabusu geri döndü, beş kişi yaşamını yitirdi: "Altı ilde tehlike var, cenazelerde önlem alınmalı" - 2

Büyüktuna: Bize veya acillere başvuran hastalarda kene tutunmalarında çoğunlukla gördüğümüz genellikle kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası gibi alanlar. Bunun dışında cilde ilk temas ettiği bacaklarda, kollarda, bazı hastalarımızda saçlı deride de keneleri görebiliyoruz. Kene tutunduğunda bizim istediğimiz hiç vakit kaybetmeden kenenin vücuttan çıkartılması. Çıplak elle keneye asla dokunmayacağız. Bunu bezle, naylonla, poşet ya da eldiven gibi keneyi tutacak bir aparatla vücuda tutunduğu en yakın yerinden tek hamlede çıkartmak önemli bir yaklaşım. Keneyi çıkarttığımız zaman doğaya geri göndermeyeceğiz, alkol içeren ağzı kapalı kutulara atılarak yok edilmeli. Kene tutunan bir kişi kendi çıkartamıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı. Kene en kısa sürede vücuttan uzaklaştırılmalı.

SORU: Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar ile doğada vakit geçirenler bu virüs açısından daha mı risk altında?

Büyüktuna: Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar genel anlamda daha çok risk altında. Yaptığımız çalışmalar ve aldığımız hasta analizlerinde en sık gördüğümüz hastalık grubu tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar. Hayvan barınaklarında, tarlada, ormanda çalışanlarda kene bulaşma riski artıyor. Mezbaha çalışanları, avcılar, doğa sporu yapanlar en yüksek risk grubunu oluşturuyor.

Reklam

“KENESAVARLARLA YÜZDE 100 KORUYUCULUK MÜMKÜN DEĞİL”

SORU: Kenelerden korunmak için hangi önlemler alınmalıdır? Beyaz giymek, yere açık renk bir şeyler sermek, pantolonun paçalarını çorapların içine almak ve eve dönüşte vücutta kene kontrolü yapmak yeterli mi? “Kenesavar” diye tabir edilen vücut spreyleri kenelerden korunmada etkili mi?

Büyüktuna: Keneler sivrisinekler gibi insanları ısırıp kaçmıyor, karnını doyurmak için kan emmeye devam ediyor. Gerek insanlarda, gerekse hayvanlardaki süreci bu şekilde doyana kadar vücutta kalıyor. Kenelerden korunmak için en ideali kırsal alanlara gitmemek ama bu mümkün değil. Eğer gidilecekse kenelerin kolaylıkla fark edilebilecekleri açık renkli elbiseler giymekte fayda var. Pantolon paçaları çorabın içerisine sokulmalı. Keneler uçan, zıplayan hayvanlar değiller, tırmanarak hareket ediyorlar. Dolayısıyla ilk bulduğu deri alandan vücut içerisine dağılıyorlar. İnsanlara kene yapışmasını etkili bir şekilde önleyecek kimyasal maddelerle, kenesavarlarla yüzde 100 koruyuculuk mümkün değil.

SORU: KKKA’nın kesin bir tedavisi var mı? Hangi tedavi yöntemleri uygulanıyor? Tedavide başarı oranı nedir?

Reklam

Büyüktuna: KKKA hastalığı kesin tedavisi olan bir hastalık değil, şu ana kadar etkin bir tedavisi, ya da onaylanmış bir ilacı mevcut değil. Yatan hastalarda destek tedavisi adını verdiğimiz tedaviyi uyguluyoruz. Sıvı elektrolik tedavisi, eksik olan sıvıların yerine konulması. Günlük olarak kan tablosunu takip ediyoruz ve gereken kan desteğini yapıyoruz. Organ fonksiyonlarını takip ediyoruz ve komplikasyonlarını yönetmeye çalışıyoruz. ‘de maalesef olguların yüzde 5’i hastalıktan dolayı kaybediliyor. Bu oran dünyadaki oranlarına göre oldukça düşük. Dünyada yapılan çalışmalarda, literatürlerde yüzde 10 ile 40 arasında mortalite oranı söyleniyor. Bu açıdan bir tık daha iyiyiz ama hastalığın etkin bir tedavisi yok.

SORU: Aşı ve ilaç çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

Büyüktuna: Yeni ilaç adaylarının çalışmaları devam ediyor, tedavi için Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylı bir aşı yok. Bulgaristan’da 1974 yılında geliştirilen KKKA aşısı var ancak uluslararası düzeyde onaylanmamış bir aşı. Ülkemizde aşı çalışmaları var. Hayvan modellerinde umut verici sonuçlar elde edilmiş ama insan çalışmaları henüz tamamlanmadı.

KKKA kabusu geri döndü, beş kişi yaşamını yitirdi: "Altı ilde tehlike var, cenazelerde önlem alınmalı" - 3

“CENAZE DEFİNİ SIRASINDA KORUYUCU ÖNLEMLERİ ALMAKTA FAYDA VAR”

SORU: KKKA virüsü bulaşıcı mıdır, ne gibi tedbirler alınmalı? Cenazede maske takmak doğru mu? Cenaze nasıl defnedilmeli?

Reklam

Büyüktuna: KKKA, Dünya Sağlık Örgütü tarafından öncelikli hastalıklar listesine alındı. Bunun önemli nedenlerinden birisi bulaşıcı olması. Özellikle viremik dediğimiz kanda virüs yükünün çok olduğu hastalarda doğrudan kan ya da vücut sıvılarıyla bulaş söz konusu olabiliyor. Özellikle hasta bakımında koruyucu ekipmanlar kullanıyoruz. KKKA hastası öldüğü zaman birtakım önlemler alınması gerekiyor. Bu nedenle cenazelerin hazırlanma işlemlerinin hastanelerde olması gerekiyor. Cenazenin taşınması ve defin sırasında ise koruyucu önlemleri almakta fayda var. Tabutun açılmasına müsaade edilmemesi gerekiyor ve mezarın derinliğinin de en az 2 metre olacak şekilde ayarlanması gerekiyor.

SORU: Bugüne kadar kaç kişi KKKA tedavisi gördü ve kaç kişi hayatını kaybetti?

Büyüktuna: Dünyada her yıl ortalama 10 bin ile 15 bin arasında insan KKKA hastalığı enfeksiyonuna yakalanıyor. Bununla birlikte vakaların büyük bir kısmı da Kovid-19’da olduğu gibi hafif bulgularla seyredebiliyor. Başka ülkelerde yetersiz veri paylaşımı nedeniyle genel rakamlar kayıtlara yansımıyor. ‘de 2002 yılından beri KKKA hastalığına rastlanmakta. 2002 ve 2024 yılları arasında Sağlık Bakanlığı verisine göre, 17 bin 132 vaka görülmüş ve bunlardan 819’u maalesef hayatını kaybetmiştir. Bu yüzde 5’lik bir orana tekabül ediyor. Dünyadaki oranına baktığımız zaman ülkemizdeki ölüm oranı kısmi olarak düşük gözüküyor. Bu yıl hastanemizde ilk olgu nisan ayında görüldü.

Nisan ayından beri 21 KKKA hastamızın takip ve tedavisi yapıldı. Şu an servisimizde 6 hasta yatıyor, 1 hastamızda yoğun bakım ünitesinde yatıyor. Bunlar erişkin hastalar. Çocuk hastalara bakarsak çocuk bölümünde 5 hasta takibi yapılmış ve bunlardan 3’ü hala yatıyor. Şu ana kadar yatırdığımız hastalardan 3’ü hayatını kaybetti.

Reklam
Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Üç farklı türde ağlıyoruz! Gözyaşının ardındaki gizli kimya: Soğan gözyaşı ile duygusal gözyaşı bilimsel olarak tamamen farklı!

Yayımlandı

üzerinde

Üç farklı türde ağlıyoruz! Gözyaşının ardındaki gizli kimya: Soğan gözyaşı ile duygusal gözyaşı bilimsel olarak tamamen farklı!

Yayın Tarihi: 26 Mart 2026.  17:45
Okuma Süresi: 3 dakika

FatihDoğanMedya Haber Merkezi 

Young woman wiping tears, expressing sadness and emotional distress

Ağladıktan sonra neden derin bir rahatlama hissederiz? Gözyaşlarımız sandığımızdan çok daha karmaşık bir kimyasal yapıya sahip. Üzüntü, mutluluk ya da soğan doğrarken akan gözyaşlarımız arasındaki farkı hiç merak ettiniz mi? Bilim insanları bu sorunun yanıtını veriyor: Gözyaşlarımız üç farklı türde salgılanıyor ve her birinin vücudumuzda bambaşka bir görevi var. İşte gözyaşının bilinmeyen dünyası…

Gözyaşı sadece su ve tuz değil!

İnsan bedeni adeta kusursuz bir kimya laboratuvarı gibi çalışıyor ve gözyaşlarımız da bu sistemin en gizemli üretimlerinden biri. Bilimsel analizler, gözümüzden akan yaşların yalnızca su ve tuzdan ibaret basit bir sıvı olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Vücudumuz bazal, refleks ve duygusal olmak üzere üç farklı türde gözyaşı üretiyor. Ortalama bir insan ömrü boyunca yaklaşık 60 ila 70 litre gözyaşı döküyor.

Peki bu üç tür gözyaşı birbirinden nasıl ayrılıyor? Her birinin kimyasal içeriği ve biyolojik işlevi tamamen farklı. İşte detaylar…

Reklam

Close Up Macro Shot of a Crying Eye. Young Beatiful Female with Natural Light Blue, Yellow and Brown Color Pigmentation on the Iris. Mascara is Applied to Eyelashes. Tears are Flowing Down.

Bazal gözyaşı: Gözün görünmez koruyucusu

Gün içinde gözümüzü her kırptığımızda salgılanan bazal gözyaşı, göz yüzeyini nemli tutan koruyucu bir kalkan görevi görüyor. Yağ, su ve mukus katmanlarından oluşan bu özel yapı, gözü dış etkenlere karşı sürekli temiz tutuyor ve enfeksiyon riskini azaltıyor. Farkında olmasak da bu gözyaşları sayesinde gözlerimiz sağlıklı kalıyor.

Housewife rubbing her watery tearful eyes cutting spicy ingredients

Soğan gözyaşı bir savunma mekanizması

Mutfakta soğan doğrarken ya da dumanlı bir ortamda gözlerin yaşarması hiç tesadüf değil. Bu durum refleks gözyaşları olarak adlandırılıyor. Gözü tahriş eden maddelere karşı vücudun verdiği anında bir tepki olan refleks gözyaşları, saniyeler içinde salgılanıyor.

Peki soğan neden ağlatır? Soğandaki sülfür bileşikleri göze temas ettiğinde beyin tehlike sinyali alıyor ve gözü hızla yıkamak için bol miktarda sıvı pompalamaya başlıyor. Refleks gözyaşlarının içeriği bazal sıvılara kıyasla çok daha büyük oranda sudan oluşuyor. Amaç basit: zararlı maddeyi en kısa sürede uzaklaştırmak.

 

Duygusal gözyaşları: Doğal ağrı kesici

İşin en büyüleyici kısmı, yoğun hisler yaşadığımızda ortaya çıkan duygusal gözyaşlarında gizli. Araştırmacılar üzüntü, öfke veya aşırı mutluluk anında döktüğümüz gözyaşlarının kimyasal yapısını incelediğinde oldukça ilginç verilerle karşılaştı.

Duygusal gözyaşları, refleks yaşlarından çok daha fazla protein bazlı hormon içeriyor. Bu hormonların başında stresi dengeleyen adrenokortikotropik hormon ve vücudun kendi ürettiği doğal bir ağrı kesici olan lösin enkefalin geliyor. Yani ağladığımızda bedenimiz adeta kendi ilacını üretiyor. Bu yüzden gözyaşı döktükten sonra yaşanan o derin rahatlama hissi bir yanılgı değil; bedenin aşırı stres altında ürettiği toksinleri ve kimyasalları gözyaşı yoluyla dışarı atmasının doğal sonucu.

Reklam

İnsanı diğer canlılardan ayıran özellik

Duygusal nedenlerle ağlayabilen bilinen tek canlı türü insandır. Diğer memeliler acı çektiklerinde ses çıkarsalar da, karmaşık duyguları gözyaşlarıyla ifade etme yeteneğine yalnızca insan sahiptir. Bilim dünyası bu durumu, evrimsel süreçte insanların güçlü sosyal bağlar kurması ve empati yeteneğini geliştirmesiyle ilişkilendiriyor. Ağlamak yalnızca bir duygu ifadesi değil; aynı zamanda sosyal bir iletişim aracı.

Gözyaşı hakkında merak edilenler

Gözyaşı türleri arasındaki temel fark nedir?

Bazal gözyaşı gözü nemli tutar, refleks gözyaşı tahriş edicilere karşı savunma sağlar, duygusal gözyaşı ise stres hormonlarını ve toksinleri vücuttan atar.

Duygusal gözyaşı neden daha farklıdır?

Çünkü içerdiği protein bazlı hormonlar sayesinde stresi azaltır ve doğal bir ağrı kesici görevi görür.

Ağlamak gerçekten rahatlatır mı?

Evet. Araştırmalar, duygusal gözyaşlarının vücuttaki stres kimyasallarını uzaklaştırdığını ve rahatlama sağladığını gösteriyor.

Reklam
Okumaya Devam Et

Sağlık

KONGO’DA EBOLA SALGINI BÜYÜYOR: İKİ EYALETE DAHA SIÇRADI

Yayımlandı

üzerinde

KONGO’DA EBOLA SALGINI BÜYÜYOR: İKİ EYALETE DAHA SIÇRADI

13 Temmuz 2026. 13:15

REUTERS

Ölü sayısı 702’ye yükselirken, salgının gerçek boyutunun resmî verilerin 4 katı olabileceği uyarısı yapıldı.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) 15 Mayıs’ta ilan edilen Ebola salgını, kuzeydoğudaki iki eyalete daha sıçradı. Ülkenin kamu sağlığı enstitüsünün son raporuna göre, daha önce salgının görülmediği Haut-Uele ve Tshopo eyaletlerinde ilk kez vakalar tespit edildi.

Reklam

Resmî verilere göre ülke genelinde doğrulanmış vaka sayısı 1.926’ya, can kaybı ise 702’ye yükseldi. Tshopo’da dört vaka kaydedilirken, bunlardan ikisi ölümle sonuçlandı. Haut-Uele’de ise bir kişi hayatını kaybetti.

Salgın daha önce ağırlıklı olarak Ituri eyaletinde yoğunlaşmıştı; Kuzey Kivu ve Güney Kivu’da da vakalar görülüyordu. Yeni eyaletlerin raporlara dahil edilmesi, virüsün coğrafi olarak genişlediğinin en somut göstergesi oldu.

BAŞKENT KİSANGANİ RİSK ALTINDA

Tshopo’nun başkenti Kisangani, Kongo’nun en büyük şehirlerinden biri. Kentte tespit edilen vakalar, salgının kentsel alanlara yayılma potansiyeline ilişkin endişeleri artırdı. Haut-Uele ise Güney Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti ile sınır komşusu. Bu durum, virüsün komşu ülkelere sıçrama riskini de gündeme getiriyor.

Kongo Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsü, 11 Temmuz tarihli raporunda, “Mevcut araştırmalar, bu iki eyalette tespit edilen tüm vakaların Ituri’deki Niania bölgesinden ithal edildiğini gösterse de, bu iki eyaletin salgın bölgesi olarak kabul edilmesi gerekli ve uygundur” ifadelerine yer verdi.

Reklam

GERÇEK BOYUT ÇOK DAHA BÜYÜK OLABİLİR

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkilileri, salgının gerçek boyutunun resmî verilerin iki ila dört katı olabileceği uyarısında bulundu. Her beş yeni Ebola vakasından dördünün mevcut hastalarla bilinen bir bağlantısının bulunmaması, virüsün toplum içinde fark edilmeden yayıldığına işaret ediyor.

Ebola, enfekte kişi veya hayvanların vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşan, çoğunlukla ölümcül seyreden bir viral hastalık. Yüksek ateş, kusma ve iç-dış kanamalar en bilinen belirtileri arasında yer alıyor.

Kongo yönetimi, salgının kontrol altına alınması için temas takibi ve kısıtlama önlemlerini genişletirken, uluslararası sağlık örgütleri bölgeye ek destek gönderme hazırlığında.


Reklam

Fatih Doğan Medya

Fatih Doğan Medya
Hızlı • Tarafsız • Güvenilir Haber

Türkiye ve dünyadan en güncel gelişmeleri en hızlı, doğru ve tarafsız şekilde sizlere ulaştırıyoruz.

Gündemi kaçırmamak için resmi sosyal medya hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.


𝕏 X (Twitter)

Reklam


📘 Facebook


📷 Instagram

Fatih Doğan Medya

Reklam

Doğru Haber • Güvenilir Kaynak • Tarafsız Yayıncılık

 

© 2026 Fatih Doğan Medya. Tüm hakları saklıdır.

Reklam
Okumaya Devam Et

Sağlık

Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor

Yayımlandı

üzerinde

Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor

Haber Tarihi: 4 Temmuz 2026
Yayın Saati: 02:30

ANKA 


ANKARA – Sağlık alanında iki önemli düzenleme birden Resmi Gazete’de yayımlandı. Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara müjde niteliğindeki Cumhurbaşkanı Kararı ile tedavi gören en fazla 1 milyon hastaya, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz ilaç desteği sağlanacak. Aynı gün yürürlüğe giren Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile de koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetlerinin sunulacağı esenlik merkezleri ve üniteleri kurulacak.

Sigara Bırakma Tedavisinde Yeni Dönem

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na göre, sigarayı bırakma tedavisi alan hastalar, sayıları 1 milyonu geçmemek şartıyla ve herhangi bir sosyal güvencelerinin olup olmadığına bakılmaksızın, Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilen ilaçlardan ücretsiz faydalanabilecek.

Düzenleme kapsamında hastalara; Nikotin Replasman Preparatları ile Bupropion HCl, Vareniklin ve Sitizin içerikli ilaçlar, tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri aracılığıyla ulaştırılacak. Söz konusu ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına dağıtılacak. Kararın uygulanmasından Sağlık Bakanı sorumlu olacak.

Reklam

Uzmanlar, bu adımın Türkiye’de tütün bağımlılığıyla mücadelede önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Sigarayı bırakmak isteyen ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi olamayan binlerce vatandaşın bu destekten yararlanması bekleniyor.

Esenlik Merkezleri ile Sağlıklı Yaşam Hizmetleri Yaygınlaşıyor

Aynı gün Resmi Gazete’de yayımlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile tedavi amacı taşımayan koruyucu, geliştirici, destekleyici ve rehabilite edici sağlıklı yaşam hizmetleri için yeni bir model oluşturuldu. Bireylerin bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik halini geliştirmeye yönelik bu hizmetler, “esenlik merkezi” veya “esenlik ünitesi” adı altında sunulacak.

Merkezler Nerede Açılacak?

Esenlik merkezleri ve üniteleri; konaklama tesisleri, yaşlı bakım merkezleri, engelli bakım merkezleri ve spor kulüpleri bünyesinde açılabileceği gibi müstakil binalarda da faaliyet gösterebilecek. Müstakil olarak açılacak merkezlerin en az 500 metrekare, ünitelerin ise en az 300 metrekare kapalı alana sahip olması gerekecek. Ruhsatlandırma işlemleri il sağlık müdürlükleri tarafından yapılacak.

Hangi Hizmetler Sunulacak?

Esenlik merkezlerinde sunulacak uygulamalar, bireyin yaşı, genel sağlık durumu, yaşam tarzı ve risk faktörleri dikkate alınarak kişiye özel planlanabilecek. Yönetmelik kapsamında sunulacak hizmetler arasında şunlar yer alıyor:

Reklam

· Dil ve konuşma terapisi
· Egzersiz ve fiziksel aktivite hizmetleri
· Çamur terapisi
· Fizyoterapi hizmetleri
· Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları (GETAT)
· Psikolojik destek hizmetleri
· Deniz suyu ve deniz kaynaklı tedavi yöntemleri
· Hiperbarik oksijen tedavisi
· Rehabilitasyon hizmetleri
· Sanat terapileri
· Güneş terapisi
· Termal sağlık terapileri (kaplıca)
· Tuz terapisi

Hekim Zorunluluğu ve Güvenlik Önlemleri

Esenlik merkezlerinde tam zamanlı hekim bulunması zorunlu olacak ve hekimlerden biri merkezin sorumlu hekimi olarak görev yapacak. Olası acil durumlar için merkezler, bir hastane veya tıp merkeziyle iş birliği içinde çalışacak ve bünyelerinde acil müdahale odası bulunduracak. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri ise hizmet alımı yoluyla sağlanabilecek.

Sağlık Turizmine Katkı Hedefleniyor

Yeni modelle, dünyada giderek yaygınlaşan “sağlıklı ve kaliteli yaş alma” (longevity) uygulamalarının Türkiye’ye kazandırılması ve bu alanda sağlık turizmi hizmetlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Yetkililer, Türkiye’nin termal kaynaklar ve doğal güzelliklerle birleşen bu yeni hizmet modeliyle sağlık turizminde önemli bir çekim merkezi haline gelebileceğini belirtiyor.

Reklam
Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar