Gündem
Kartalkaya Otel Yangını Komisyonu vakıf ve dernek yetkililerini dinledi

Komisyon, AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok başkanlığında toplandı. Altınok, İçişleri Bakanlığının, Bolu Belediyesi İtfaiyesi ve İl Özel İdaresi’ne ilişkin ön inceleme raporunun kendilerine ulaştığını raporun Komisyon üyeleriyle paylaşılacağını ifade etti.
Türkiye Yangından Korunma ve Eğitim Vakfı (TÜYAK) Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Beceren, ilgili yönetmelikte yer alan otellere ilişkin hükümlerin hemen hemen hiçbirinin, yangının gerçekleştiği otelde mevcut olmadığını söyleyebileceğini kaydetti.
Dünyanın her yanında otel yangınları olduğunu ve geçmiş yıllarda daha çok can kaybı yaşandığını belirten Beceren, “Özellikle uluslararası yönetmeliklerdeki tedbirler sebebiyle artık can kayıpları azalmaya başladı.” diye konuştu. En çok yatak odalarında yangın çıktığını, servis alanlarında meydana gelen yangınlarda ise mutfakların ön planda olduğunu söyleyen Beceren, mimari tasarım ve yapısal önlemlerin, can güvenliğinin sağlanmasında oldukça önemli olduğunu belirtti.
Merkezi itfaiye teşkilatı kurulmasının önemli olduğunu ifade eden Beceren, seçimler sonrası belediye yönetimlerinin değişebildiğine işaret etti. Beceren, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O zaman o belediyedeki yöneticiler de değişiyor. Genelde itfaiye erleri değişmemesine rağmen özellikle yangın önleme tarafındaki kadrodaki mühendis ve mimarların konumları da değişiyor. Dolayısıyla burada geçmişten gelen bir hafızanın olması gerekiyor. Birtakım kuralların konulmasını, bu kuralların merkezi olmasını ve bütün il belediyelerindeki itfaiyelerin bunlara bağlı olmasını öneriyoruz. Bu, bizim ortaya attığımız bir şey değil. Gelişmiş ülke itfaiyelerine baktığımız zaman genelde bu şekilde işliyor.”
“YANGIN MERDİVENLERİNİN DIŞARIDA OLMASI UYGUN DEĞİL”
Beceren binalardaki yangın merdivenlerinin nerede olması gerektiğiyle ilgili bir soruya ise “21,5 metrenin üzerindeki yangın merdivenlerinin dışarıda olması uygun değildir çünkü dış hava koşullarından etkilenir. Özellikle Kartalkaya gibi bir yerde yangın merdivenlerinin dışarıda olması güvenli tahliyeyi sağlamada zafiyetler meydana getirir. O otel binası zaten 21,5 metreden yüksek olduğu için bunun korunumlu bir merdiven olması gerekiyor.” diye yanıt verdi.
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Yapısal Yangın Güvenliği Çalışma Grubu Başkanı İlker İbik ise Türkiye’deki Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik’in, birçok Avrupa ülkesindeki düzenlemenin ilerisinde olduğunu söyledi. İbik, “Bizdeki temel problem niyet ve kontroldür. Önce niyet, sonra kontrol. Siz yapınızı yangına karşı dayanıklı tutma niyetinde olmalısınız. Sonra da tüm kamu, kontrol ve denetlemenin iyi olmasını sağlamakla mükelleftir.” ifadelerini kullandı.
Oteldeki yangın merdiveninin kapalı ve korunaklı olmadığını kaydeden İbik, “Daha da kötüsü içinde bir baz istasyonu ve elektrik tesisatı şaftı var. Elektrik tesisatı şaftı zaten yangına karşı korunumlu olmamasını gerektiriyor. Elektrik geçen kablolar bunun içerisinden geçiyor. Onların kendisi yanıcı. Baz istasyonları hakeza. Bir basınçlandırma sistemi veya havalandırma sistemi olması gerekirdi, bulunmuyor. İlk dakikalardan itibaren içeriye duman girdiğini görebiliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bina dışındaki çevre kaplamasının polimerin en dayanıksız halinden oluştuğunu anlatan İbik, “Kağıtla, yangına aynı tepki sınıfında bulunan bir malzemeden bahsediyoruz. Doğal olarak yangına karşı herhangi bir dayanımı yok. Ayrıca duman oluşturarak yangına yük sağlıyor.” dedi.
İlker İbik, asansörlerle ilgili de ciddi bir sıkıntı olduğuna işaret ederek, “Asansörler yangın esnasında çalışmamalıdır. Ne yazık ki asansörlerde can kaybı olduğunu da gördük.” diye konuştu
YANGINDA KAÇIŞ YOLLARININ ÖNEMİ
Isı, Su, Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER) Genel Sekreteri Timur Diz, yangında kritik meselelerden birinin kaçış yolları olduğunu belirtti.
Yapı içerisinde yaşayanların, yapıyı güvenli bir şekilde terk edebilmesi veya başka bir şekilde kurtarılabilmesi gerektiğini vurgulayan Diz, “Bunun için de kaçış yollarının düzgün bir şekilde tasarlanması; insan yoğunluğuna, binanın kullanım amacı, bina yüksekliği ve birçok unsur dikkate alınarak mevzuatta tanımlanan unsurlar çerçevesinde tahliye tedbirlerinin alınması gerekir.” dedi.
Yangın istatistiklerinin tutulmadığını söyleyen Diz, “Bizim yangın istatistiklerini bilip oradan bir strateji geliştirmemiz lazım.” şeklinde konuştu.
Gündem
Doruk Madencilik İşçileri Açlık Grevinin 6. Gününde: “7 Yaşındaki Oğlum ‘Oyuncağımı Satayım, Gel’ Dedi”
Doruk Madencilik İşçileri Açlık Grevinin 6. Gününde: “7 Yaşındaki Oğlum ‘Oyuncağımı Satayım, Gel’ Dedi”
TARİH: 25 Nisan 2026, Cuma / 14:17
HABER: Fatih Doğan Medya – Özel Haber Merkezi

Lavc59.13.101
ANKARA – Eskişehir’den hakları için yola çıkan Doruk Madencilik işçilerinin Ankara Kurtuluş Parkı’ndaki ölüm orucu 6. gününde. Grevdeki maden işçisi Satı Kaynak’ın, epilepsi hastası 7 yaşındaki oğlunun söylediği “Baba oyuncağımı satayım, gel” sözleri, işçilerin içinde bulunduğu dramı gözler önüne serdi.
“Benim Çocuğumun Aklı Çalışıyor da Şirketin Aklı Yetmiyor mu?”
Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi işçiler, 5 aydır ödenmeyen maaşları ve yıllardır süregelen hak kayıpları için 13 Nisan’da Eskişehir’den Ankara’ya yürüyüş başlatmış, 20 Nisan’da başkente ulaşarak açlık grevine başlamıştı.
Grev alanında ANKA Haber Ajansı’na konuşan maden işçisi Satı Kaynak, geride bıraktığı ailesinin durumunu anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Epilepsi hastası ve konuşma güçlüğü çeken oğlunun, kendisi yürüyerek Ankara’nın Ayaş ilçesine ulaştığında telefonda söylediklerini aktaran Kaynak, şu ifadeleri kullandı:
“Dün akşam hastanede nöbet geçirmiş. Eşim de hasta, panik atak var. İki hastayı evde bırakıp geldim. Oğlum epilepsi hastası olduğu için zeka geriliği yaşıyor, konuşamıyor. Yedi yaşında bu çocuk ve aklı şuna çalıştı: ‘Baba oyuncağımı satayım, gel’ dedi, ‘Para yap’ dedi. Benim çocuğumun buna aklı çalışıyor da bu şirketin bana maaş vermeye aklı yetmiyor mu?”
80 Bin Lira Kiraya, 70 Bin Lira Market Borcuna Direniş
Kaynak, grevin kişisel boyutunu rakamlarla da ortaya koydu. Aylardır maaş alamadığı için ev sahibine 80 bin lira, mahallesindeki markete ise 70 bin lira borç biriktiğini belirten işçi, doğalgaz ve elektrik faturalarını komşularından borç alarak ödeyebildiğini söyledi. “Su da bu arada eşimin adına haciz geldi” diyen Kaynak, “Böyle bir yaşantının içerisindeyiz. Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Talepler Karşılanana Kadar Dönüş Yok
İşçiler yalnızca birikmiş maaşlarını değil, çok daha kapsamlı bir hak mücadelesi veriyor. Eylemciler; TMSF döneminden kalan sendikalı haklarının iadesini, özlük haklarının korunmasını, kriz teminatlarının ödenmesini ve iş güvencesinin sağlanmasını talep ediyor. İşçi temsilcileri, şirketin “eylemi sonlandırın” çağrılarına “Biz buraya sadece bir-iki maaş için gelmedik, kaybolan bütün haklarımızı almak için geldik” yanıtını veriyor.
36 Milyon TL Ödendi Ama İşçiler “Kırıntı” Diyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın devreye girmesiyle dün itibarıyla işçilerin hesaplarına yaklaşık 36 milyon TL yatırıldı. Ancak sendika, bu ödemenin “gasp edilen hakların kırıntısı bile olmadığını” savunarak tüm talepler karşılanana kadar direnişi sürdüreceklerini açıkladı.
Erkan Baş da Açlık Grevinde
Doruk Madencilik işçilerinin direnişine siyasi destek de büyüyor. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, dün itibarıyla işçilerle dayanışma amacıyla açlık grevine katıldı. Baş, Kurtuluş Parkı’ndaki alanda işçilerle birlikte bekleyişini sürdürüyor.
Polis Müdahalesi ve Gözaltılar
Direniş süreci gerilimli anlara da sahne oldu. Geçtiğimiz günlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek isteyen işçilere polis biber gazıyla müdahale etmiş, 5 işçi hastaneye kaldırılmıştı. 21 Nisan’da ise 110 işçi gözaltına alınmış, 14 saat sonra serbest bırakılmıştı.
Pazartesi Günü Kritik Yürüyüş
Gözler şimdi 27 Nisan Pazartesi gününe çevrildi. İşçiler, saat 12.00’de Kurtuluş Parkı’ndan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bir yürüyüş gerçekleştirecek. Sendika yetkilileri, “Hakkımızı almadan dönmeyeceğiz, herkes yemin etti” mesajını veriyor.
Gündem
26 Yıldır Kayıp Sinem’in Babası: “Dosyanın Yeniden Açılması Bizim İçin Yeni Bir Umut”
26 Yıldır Kayıp Sinem’in Babası: “Dosyanın Yeniden Açılması Bizim İçin Yeni Bir Umut”
Tarih: 25 Nisan 2026
Saat: 16:00

Samsun’da 26 yıl önce kaybolan küçük kızın dosyası, Adalet Bakanlığı’nın başlattığı yeni çalışma kapsamında yeniden incelenecek.
Samsun – Adalet Bakanlığı’nın, yıllardır çözülemeyen faili meçhul dosyaları yeniden inceleme kararı, 26 yıldır kayıp olan Sinem Özdemir’in ailesine umut ışığı oldu. Baba Mahmut Özdemir, “Dosyanın yeniden açılması ve incelemeye alınması bizim için yeni bir umut. İnşallah 26 yıldır kayıp olan kızımızla ilgili yeni bir gelişme ortaya çıkarılır” dedi.

Olayın Geçmişi
Sinem Özdemir, 2000 yılının Haziran ayında, henüz 5 yaşındayken Samsun’un İlkadım ilçesi Zeytinlik Mahallesi’nde evinin önünde oynarken kayboldu. O günden beri kendisinden hiçbir haber alınamadı. Yıllar içinde yürütülen soruşturmalarda çeşitli ipuçları ve şüpheliler ortaya çıksa da dosya aydınlatılamadı.
2014 yılında dönemin savcısı Vedat Soğukpınar, cinsel suçlardan hüküm giymiş kişileri mercek altına aldı. Şüpheli olarak 2008’de intihar eden Ahmet Demirci üzerinde duruldu. Demirci’nin evinde yapılan kazıda bulunan kemik parçaları, adli tıp incelemesi sonucu başka bir çocuğa ait çıkınca soruşturma bir kez daha tıkandı.
Bakanlıktan Tarihi Adım
Adalet Bakanlığı, özellikle Gülistan Doku olayının kamuoyunda yarattığı infialin ardından, 2006-2026 yılları arasındaki tüm faili meçhul dosyaları yeniden inceleme kararı aldı. Bu kapsamda 75 ilde toplam 638 faili meçhul dosya ve 693 maktul mercek altına alındı.
Bakanlık bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, başsavcılıklarla koordineli çalışarak delile dayalı analizler yapacak. Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Cezasızlığa geçit vermeyeceğiz” diyerek kararlılık mesajı verdi.
Samsun’daki Diğer Dosyalar da İncelenecek
Yeni uygulama kapsamında Samsun’da Sinem Özdemir’in yanı sıra Tutku Dilara Kayıkçı, Emel Kılıç ve Fatma Demir gibi faili meçhul dosyaların da yeniden ele alınması bekleniyor.
“Her Gün Düşünüyoruz”
Kızının bulunacağına dair inancını hiç kaybetmediğini belirten baba Mahmut Özdemir, duygularını şöyle dile getirdi: “Başına ne geldi, yaşıyor mu, nerede diye her gün düşünüyoruz. Ölmüş olsaydı bir yerden çıkardı. Yeni çalışma inşallah hak ettiğimiz cevabı bize verir.”[Not: Bu alıntı kullanıcının verdiği metinden alınmıştır, orijinal röportaja dayanmaktadır.]
Uzmanlar Ne Diyor?
Hukukçular, Bakanlığın bu adımının “zaman aşımı” tartışmalarını da beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor. Ancak yeni kurulan özel birimin teknik ve kriminal analiz yöntemlerini daha etkin kullanması, özellikle delil yetersizliği nedeniyle sonuçlandırılamayan dosyalar için kritik önem taşıyor.
Düğün Günü Acı Son: Kına Gecesinden Sonra Banyoda Ölü Bulundular
TARİH: 26 Nisan 2026, Cumartesi
SAAT: 11:45

Burdur’un Çavdır ilçesinde mutlu bir güne uyanmak için birbirlerine kına yakan genç çift, düğün sabahı evlerinin banyosunda cansız bedenleriyle bulundu. 20 yaşındaki Ayşegül Maral ile 34 yaşındaki Fatih Özaslan’ın, nikah öncesi girdikleri banyoda şofbenden kaynaklanan elektrik akımına kapıldıkları değerlendiriliyor.

Edinilen bilgiye göre olay, Çavdır ilçesine bağlı Küçükalan köyünde meydana geldi. Ayşegül Maral ve Fatih Özaslan çifti, dün akşam (25 Nisan 2026) aileleri ve yakınlarının katılımıyla geleneksel kına eğlencesini gerçekleştirdi. Eğlencenin ardından çift, düğün sonrası birlikte yaşayacakları müstakil evlerine döndü.
26 Nisan 2026 Cumartesi sabahı yapılacak düğün merasimi için hazırlanmaları beklenen çiftten haber alamayan yakınları, saat 09.30 sıralarında eve geldi.

Mutlu Sabah Kabusa Döndü
Kapıyı açan olmaması üzerine içeri giren yakınları, Ayşegül Maral ve Fatih Özaslan’ı banyoda hareketsiz bir şekilde yatarken buldu. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı ilk müdahalede, genç çiftin hayatını kaybettiği tespit edildi.
Şofben İhtimali Üzerinde Duruluyor
Olay yeri inceleme ekipleri ve savcının evde yaptığı detaylı araştırmada ilk belirlemelere göre, çiftin banyodaki şofbenden sızan elektrik akımı nedeniyle yaşamını yitirdiği ihtimali ağırlık kazanıyor. Kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Ayşegül Maral ve Fatih Özaslan’ın cenazeleri, otopsi yapılmak üzere Burdur Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Komşuları ve köy halkı, düğün günü gelen bu acı haberle yasa boğulurken, jandarmanın olayla ilgili çok yönlü soruşturması devam ediyor. Evli olup olmadıkları henüz netlik kazanmayan çiftin, resmi nikahlarını bugün kıyacakları öğrenildi.
-
Gündem7 gün önceKahramanmaraş’ta Yürek Yakan Veda: “Bilgisayar Oyunlarıyla Gençlerimize Talimat Vermeye Kimse Kalkmasın”
-
Gündem1 hafta önce“SINIFIMIZA GİRDİ ‘KAÇIŞINIZ YOK’ DİYE BAĞIRDI” – YARALI KURTULAN ÇOCUK DEHŞETİ ANLATTI
-
Gündem1 hafta önceKahramanmaraş Okul Katliamında Baba İfadesi: “Oğlumun Silahlara Merakı Vardı, Poligonda Birlikte Ateş Ettik”
-
Gündem1 hafta önceAnkara’da Kahramanmaraş’taki Okul Saldırısında Hayatını Kaybedenler İçin Gıyabi Cenaze Namazı Kılındı
-
Gündem5 gün önceHalı çırpma ve gürültü kavgası… Yaşlı çift öldürüldü! Önce vurdular, sonra KADES’e bastılar
-
Gündem3 gün önceKahramanmaraş’taki Vahşette Yürek Yakan Detay: Hayatını Kaybeden 6 Kişi Aynı Sınıftan
-
Magazin5 gün önceSokakta Kan Donduran Anlar! ‘Karagül’ Lakaplı Fenomen Canlı Yayında Kadını Bıçakladı
-
Gündem3 gün önceKayıp gencin arandığı ırmakta bir başka ceset bulundu
