Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Kabine toplantısı ne zaman, saat kaçta? Kabine gündeminde neler var? (24 Mart Kabine toplantısı)

Yayımlandı

üzerinde

Kabinede İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yürütülen yolsuzluk ve terör soruşturması hukuki ve asayiş boyutuyla ele alınacak.

Gündemdeki diğer konu hükümetin “Terörsüz Türkiye” olarak olarak tanımladığı süreç olacak.

Terör örgütünün silah bırakma süreci, kendisini lağvedeceği kongre ilanı ve olası yasal düzenlemeler kabine toplantısında ele alınacak.

Dış politika ve İsrail’in Gazze saldırıları da Kabine’nin gündeminde olacak.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Çanakkale Zaferi’nin 111. Yılında Tarihi Belge: Atatürk’ün Telgrafından İstihbarat Hamlesi

Yayımlandı

üzerinde

Çanakkale Zaferi’nin 111. Yılında Tarihi Belge: Atatürk’ün Telgrafından İstihbarat Hamlesi

18 Mart 2026 – 10:00 FatihDoğanMedya Haber Merkezi

Bugün, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü. Tarihin akışını değiştiren bu destansı mücadelede, sadece cephedeki kahramanlıklar değil, istihbarat savaşları da zaferin kazanılmasında kritik rol oynadı. Ortaya çıkan 111 yıllık bir telgraf, Mustafa Kemal Atatürk’ün düşmanın telsiz mesajlarını dinleyerek nasıl strateji belirlediğini gözler önüne seriyor.

Düşmanın Telsizi, Türk Komutanının Stratejisi

Birinci Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri, Çanakkale Boğazı’nı geçmek için 19 Şubat 1915’te saldırıya geçti. 9 Ocak 1916’ya kadar süren çetin çatışmalar boyunca Osmanlı ordusu, düşmanın donanma ve kara birlikleri arasındaki haberleşmeyi ele geçirmek için yoğun çaba sarf etti. Telsiz dinlemeleri, özellikle kritik anlarda en önemli istihbarat kaynağı haline geldi.

İşte o döneme ait bir belge, 19. Fırka Kumandanı Mustafa Kemal’in (Atatürk) bu istihbaratı nasıl anında harekete geçirdiğini gösteriyor. Cephedeki birlik komutanlarına gönderdiği telgrafta şu ifadeler yer alıyor:

“Karşımızdaki düşman komutanının, telsiz telgrafla buraya yardım gemileri gönderilmesi için başvurduğu anlaşılmıştır. Düşmanın takviye birlikler almasına fırsat vermeden taarruz harekatına devam edin ve düşmanı bulunduğu mevzilerden çıkarın.”

Tarihin Tanıklığı: Anında Değerlendirilen İstihbarat

Bu telgraf, Atatürk’ün sadece bir komutan değil, aynı zamanda ileri görüşlü bir stratejist olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Düşmanın acil yardım talebini öğrenen Mustafa Kemal, vakit kaybetmeden harekete geçilmesini emrediyor. “Düşmanın takviye almasına fırsat vermeden” vurgusu, savaşın kaderini anlık istihbaratla değiştiren bir liderin kararlılığını yansıtıyor.

Çanakkale Cephesi’nde uygulanan bu etkin istihbarat yöntemi, düşmanın planlarını boşa çıkaran en önemli unsurlardan biri oldu. Bugün 111 yıl önce kazanılan bu büyük zafer, milletimizin bağımsızlık ateşini yakarken, aynı zamanda modern Türkiye’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehasının da en parlak örneklerinden birini oluşturuyor.

FatihDoğanMedya olarak, Çanakkale Destanı’nın 111. yılında başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

Okumaya Devam Et

Gündem

SON DAKİKA: Türkiye’den ABD’ye Net Cevap! Üsler Kullanılmayacak

Yayımlandı

üzerinde

SON DAKİKA: Türkiye’den ABD’ye Net Cevap! Üsler Kullanılmayacak

Tarih: 18 Mart 2026 05:45


Ortadoğu’da savaşın 20. gününe yaklaşılırken Ankara’dan kritik bir hamle geldi. Edinilen bilgilere göre, Türkiye, ABD’nin İran’a yönelik olası geniş çaplı operasyonları için kendi topraklarındaki üsleri (İncirlik ve Kürecik) kullanma yönündeki yoğun baskıyı geri çevirdi.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiyi derinlemesine analiz eden Fatih Doğan Medya, yaşananların perde arkasını ve bölgesel yansımalarını derledi.

 SICAK GELİŞME: Ankara’nın Duruşu Değişmiyor

ABD’nin İran’a yönelik son saldırıları sonrası Washington yönetimi, müttefiklerinden artan oranda lojistik destek talep ediyor. Ancak Türkiye’den bu taleplere yanıt gecikmedi. Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu’na yakın kaynaklar, Türkiye’nin “savaşın bir parçası” olmayacağını net bir dille ifade ettiğini belirtiyor.

Özellikle İncirlik Hava Üssü ve Kürecik Radar Üssü’nün aktif olarak kullanılması talebi, Ankara tarafından “kabul edilemez” bulundu.

“Türkiye, barış ve istikrar için çaba gösteren bir ülkedir. Herhangi bir saldırı operasyonuna üslerini açarak alet olması beklenemez.” (Diplomatik Kaynak)

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump’ın “NATO’nun yardımına ihtiyacımız yok” açıklamalarının hemen ardından geldi. Trump’ın bu sözleri ittifak içinde soğuk rüzgarlar estirirken, Türkiye’nin bu kararı Washington’da şaşkınlıkla karşılandı .

 İncirlik’in Statüsü: “Türkiye’nin Kontrolünde”

Son günlerde İncirlik Üssü’nün durumuyla ilgili çeşitli spekülasyonlar ortaya atılmıştı. TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, daha önce yaptığı açıklamada bu spekülasyonlara son noktayı koymuştu.

Akar, Kayseri’de düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullanmıştı:
“İran tarafından ‘Amerikan üssü’ denilerek İncirlik’e bir saldırı olabilir ancak bu yanlış biliniyor. İncirlik Üssü’nün A’dan Z’ye, kapısından penceresine, tavanından bacasına kadar her şey Türkiye’nin kontrolünde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kontrolündedir. Oranın sahibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.”

Bu açıklama, Türkiye’nin egemenlik haklarına verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlara göre Akar’ın bu sözleri, hem İran’a hem de ABD’ye açık bir mesaj niteliği taşıyor.

 Bölgesel Riskler ve Türkiye’nin Stratejisi

Ortadoğu’da yangın yerine dönen bölgede Türkiye, iki ateş arasında kalmamak için hassas bir denge politikası yürütüyor.

Uzmanlar, Türkiye’nin bu kararının ardında yatan nedenleri şöyle sıralıyor:

1. Sınır Güvenliği: Olası bir İran misillemesinde İncirlik gibi üslerin hedef haline gelmesi, Türkiye’yi doğrudan savaşın içine çekebilir.
2. Enerji Güvenliği: Bölgede artan gerilim, enerji taşımacılığı ve ticaret yollarını tehdit ediyor .
3. Yeni Göç Dalgası Riski: Çatışmaların büyümesi, Türkiye’nin güney sınırında yeni bir insanlık dramına yol açabilir.
4. NATO Gerilimi: Trump’ın NATO’ya yönelik eleştirileri ve ittifaktan bağımsız hareket etme sinyalleri, Türkiye’yi daha temkinli olmaya itiyor .

 Trump’tan NATO’ya Sert Sözler

ABD Başkanı Donald Trump, son açıklamasında NATO müttefiklerini hedef alarak, “NATO üyelerinin çoğu, İran’a karşı operasyona katılmak istemiyor. Artık onların yardımına ihtiyacımız yok. NATO konusunda hayal kırıklığına uğradım” ifadelerini kullanmıştı .

Bu açıklamalar, ittifakın geleceğine dair soru işaretlerini artırırken, Türkiye’nin “sadece misafir” bulundurduğu üsleri savaşın bir parçası haline getirmeme kararı, uluslararası hukuk çerçevesinde egemen bir devletin en doğal hakkı olarak yorumlanıyor.

Sonuç

Fatih Doğan Medya olarak edindiğimiz bilgilere göre, kriz devam ettiği sürece Türkiye’nin bu tavrı net bir şekilde devam edecek

Gelişmeleri anbean aktarmaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et

Gündem

Dünya Gıda Programı’ndan Korkutan Uyarı: İran Savaşı Haziran’a Kadar 45 Milyon Kişiyi Açlığa İtebilir

Yayımlandı

üzerinde

Dünya Gıda Programı’ndan Korkutan Uyarı: İran Savaşı Haziran’a Kadar 45 Milyon Kişiyi Açlığa İtebilir

Tarih: 17 Mart 2026, Salı 23: 30
Kaynak: Reuters / fatihdoganmedya.com


GENEL MERKEZ – Dünya Gıda Programı (WFP), 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail ortak askeri harekatının devam etmesi halinde, küresel gıda krizinin daha önce görülmemiş boyutlara ulaşacağı uyarısında bulundu. Örgütün yeni analizine göre, savaşın Haziran ayına kadar sürmesi, 45 milyon insanı daha akut açlıkla karşı karşıya bırakabilir.

WFP İcra Direktör Yardımcısı Carl Skau, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “Bu, küresel açlık seviyelerini tüm zamanların rekoruna taşıyacak ve bu korkunç bir olasılık” dedi. Skau, gıda, petrol ve nakliye maliyetlerindeki artışın, halihazırda rekor seviye olan 319 milyon olan akut açlık çeken insan sayısına 45 milyon kişi daha ekleyeceğini belirtti.

İnsani Yardım Koridorları Tıkandı

WFP yetkilisi, savaşın yalnızca bölgesel bir kriz olmadığını, küresel tedarik zincirlerini de vurduğunu vurguladı. 28 Şubat’tan bu yana örgütün nakliye maliyetlerinin yüzde 18 arttığını ve bazı yardım gemilerinin rotalarının değişmek zorunda kaldığını açıkladı. Bu durum, özellikle Yemen, Suriye ve Afrika Boynuzu gibi halihazırda kırılgan durumdaki bölgelere yönelik hayati yardım malzemelerinin ulaştırılmasını geciktiriyor.

Skau, “Zaten bu savaştan önce de mükemmel bir fırtınanın içindeydik. Açlık, sayılar ve derinlik açısından hiç bu kadar şiddetli olmamıştı” diyerek durumun vahametine dikkat çekti.

Bütçe Kısıntıları Krizin Derinleştiriyor

Artan maliyetlerin, bağışçı ülkelerin savunma harcamalarına öncelik vermesi nedeniyle WFP’nin uyguladığı derin bütçe kesintilerinin üzerine geldiğini belirten Skau, bu durumun örgütün müdahale kapasitesini daha da zayıflattığını ifade etti.

Uzmanlar, İran’daki çatışmaların uzamasının, küresel gıda fiyatlarında yeni bir şok dalgası yaratabileceği ve bunun en çok net gıda ithalatçısı olan gelişmekte olan ülkeleri vuracağı konusunda uyarıyor.

 

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar