Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Son Dakika

İsrail’in Suriye’ye Yönelik Artırılmış Topçu ve Hava Saldırılarıyla Gerginlik Zirve Yaptı

Yayımlandı

üzerinde

Açıklaması:
4 Haziran 2025 tarihinde Suriyeli kaynaklara göre Yermuk Havzası’nı hedef alan İsrail topçu atışları ve Şam’a yönelik hava saldırı tehdidi, Orta Doğu dengelerini yeniden sarstı. Olayın ayrıntıları, bölgesel tepkiler, geçmiş bağlam ve olası sonuçları bu makalede kapsamlı şekilde ele alınıyor.

Giriş

4 Haziran 2025 günü sabah saatlerinde Suriye’den iki roketin işgal altındaki Golan Tepeleri’ne atıldığı iddiası üzerine İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’yı “İsrail’e yönelik her tehdit ve roket atışından doğrudan sorumlu” tutarak “tam yanıt” vereceklerini açıkladı. Ardından İsrail ordusu, Suriye’ye yönelik topçu atışlarına başladı ve özellikle Dera ilindeki Yermuk Havzası hedef alınarak topçu saldırıları düzenlendi. Bu durum, hem bölge içindeki hem de uluslararası arenadaki gerginliği daha da tırmandırdı.


Olayın Detayları

  • Golan Tepeleri’ne Roket Atıldığı İddiası:
    4 Haziran 2025 sabahı, İsrail ordusu Suriye’den iki roket atıldığını ve bu roketlerin Golan Tepeleri’nde açık bir araziye düştüğünü öne sürdü. İsrail kaynakları, saldırının bölgede yaşayan siviller için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti. ntv.com.trbaskagazete.com

  • Yermuk Havzası’na Topçu Atışları:
    Roket atışlarının ardından İsrail ordusu, Suriye’ye yönelik topçu ateşine başladı. Suriye resmi haber ajansı SANA, İsrail topçu atışlarının Dera’nın batısındaki Yermuk Havzası’nı hedef aldığını bildirdi. Bölgeden gelen ilk raporlarda, topçu mermilerinin sivil yerleşim alanlarına yakın noktalara düştüğü ve altyapıda hasar oluştuğu aktarılıyor.

  • Hava Saldırısı ve Tehditler:
    Yisrael Katz, X (eski Twitter) hesabından yaptığı açıklamada, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’yı “İsrail’e yönelik her tehdit ve roket atışından doğrudan sorumlu” tutarak “Şara’nın eğer misilleme yapmazsak Golan Tepeleri’ndeki siviller için hiçbir tehdidi göz ardı etmeyeceğiz” mesajını verdi. Bu açıklama, Şam çevresine yönelik muhtemel hava saldırılarına ilişkin endişeleri artırdı.


Bölgesel ve Uluslararası Tepkiler

  • Suriye Rejimi ve Resmî Açıklamalar:
    Suriye resmi haber ajansı SANA, “İsrail’in topçu ateşinin Dera’daki Yermuk Havzası’nı hedef aldığı” bilgisini paylaşırken, Şam yönetimi bu saldırıları “egemenliğe alenen müdahale” olarak nitelendirdi. Suriyeli yetkililer, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırarak İsrail’in artan provokasyonlarına son verilmesi gerektiğini vurguladı.

  • Rusya ve İran’ın Tutumları:
    Bölgedeki ana müttefiklerinden Rusya ve İran, Suriye’ye yönelik saldırıları kınadı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, “İsrail’in bu saldırılarının bölgedeki istikrarı tehlikeye atacağı” uyarısını yaparken; İran Dışişleri, “Suriye’nin hava sahasını koruma ve egemenliğini savunma hakkı bulunduğunu” bildirdi.

  • Birleşmiş Milletler:
    BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sözcüsü, taraflara itidal çağrısı yaparak “Bölgesel gerilimin tırmanmasının önüne geçilmesi gerektiğini” belirtti. BM gözlemcileri, özellikle Dera’da insani durumun kötüleşmesi ve sivil yerleşimlerin hedef alınma riskine dikkat çekti.

  • Batılı Başkentlerin Tepkileri:
    ABD ve Avrupa Birliği, İsrail’in güvenlik endişelerine anlayış gösterirken, aynı zamanda sivillerin korunması ve orantısız güç kullanımından kaçınılması gerektiğine işaret etti. Özellikle Almanya ve Fransa, “bölgedeki ateşkes mekanizmalarının harekete geçirilmesi” çağrısında bulundu.


Tarihçe ve Mevcut Bağlam

  • Golan Tepeleri’nin Statüsü (1967–2025):
    1967 Altı Gün Savaşı’nda İsrail, Suriye’nin Golan Tepeleri bölgesini işgal etti. 1974’te imzalanan Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması ile tampon bölge oluşturulsa da, Golan resmî olarak hala işgal altında. 8 Aralık 2024’ten itibaren İsrail, tampon bölgede ilerleyerek Şam’a yaklaşık 20 kilometre mesafeye kadar genişleme gösterdi.

  • 2025 İlk Yarısında Tırmanan Çatışmalar:

  • Mart–Mayıs 2025 döneminde İsrail, Suriye’deki çeşitli askeri hedeflere yönelik onlarca hava ve topçu saldırısı düzenledi. Hama, Lazkiye, Dera ve Kuneytra başta olmak üzere birçok bölge vuruldu; yüzlerce hedef tahrip edildi, onlarca sivil hayatını kaybetti. Özellikle Dürzi milis gruplar ve Türkiye ile Suriye arasındaki gerilimler, çatışmaların arka planındaki dinamikleri güçlendirdi.

  • Ahmed Şara Dönemi ve İç Dinamikler:
    Kasım 2024’te Ahmed Şara’nın de facto lider olarak işbaşına gelmesiyle Suriye iç siyasetinde yeni bir dönem başladı. Şara, hem Dürzi gruplara hem de ülkenin kuzeyindeki çatışmalara dair denge politikaları izledi. İsrail ise Şara yönetimini “Dürzilere yönelik saldırılara göz yumamakla” suçlayarak periyodik baskı uygulamaya başladı.


Ayrıntılı Analiz ve Olası Gelişmeler

  • Güvenlik ve Misilleme Döngüsü:
    Roket atışı iddialarıyla tetiklenen topçu saldırıları, bölgedeki misilleme döngüsünü hızla yeniden başlattı. Dera ve Golan hattında gerilim, sivillerin can güvenliğini tehlikeye attığı için her iki taraf da “sınır hattında” dikkati arttırmak zorunda kalacak. Bir sonraki aşamada İsrail, kontrol noktalarını güçlendirerek Suriye iç hedeflerine daha kapsamlı hava saldırıları düzenleyebilir.

  • İnsani Durum ve Sivil Riskler:
    Dera bölgesinde son üç ayda onlarca sivil hayatını kaybetti. Yermuk Havzası’na yapılan topçu atışları, bölgedeki altyapıyı daha da zayıflatacak, iç göç hareketlerini hızlandıracak. Uluslararası yardım kuruluşları, insani koridorların açılmasını talep ederek “sağlık, gıda ve barınma” krizine dikkat çekti.

  • Bölgesel Aktörlerin Rolü:
    Rusya: Suriye’deki hava savunma sistemlerinin işlemesini sağlayarak İsrail saldırılarına sınırlı ölçüde karşı koyuyor. Moskova, “taraflar arasında diyalog” çağrısı yaparken, askeri denge politikasıyla Şam yönetimine siyasi alan sunmaya devam ediyor.
    İran ve İran Destekli Gruplar: Hizbullah ve diğer milis güçler, Suriye’deki operasyonlara lojistik destek sağlıyor. İran’ın amacı, “Suriye topraklarını İsrail’in hava sahası için güvenli hale getirmemek”; bu nedenle her saldırı sonrası “misilleme olasılığı” stratejilerinde gözetiliyor.
    Türkiye: Dera bölgesindeki insani durum ve Suriyeli mülteciler nedeniyle Ankara, hem rejim hem de İsrail’in “sivilleri hedef almamasını” talep ediyor. Türkiye’nin sınır bölgelerindeki askeri varlığı, kriz anlarında tansiyonun yön değiştirmesini önleyici bir faktör olarak görülüyor.

  • Uluslararası Hukuk ve BM Süreçleri:
    İsrail’in “önleyici saldırı” gerekçesiyle Suriye topraklarına girişleri, Birleşmiş Milletler güvenlik konseyi kararları çerçevesinde “egemenliğe açık müdahale” olarak değerlendiriliyor. 1974 tarihli Golan Tepeleri ayrılık anlaşması ve 497 sayılı BM kararı, İsrail’in Golan’daki statükosunu “gayrimeşru” ilan ederken, Şam yönetimi de bu hukuki zemini sürekli gündeme getiriyor.


Sonuç ve Öneriler

4 Haziran 2025’de yaşanan topçu ve saldırı tehditleri, İsrail-Suriye hattındaki gerginliği yeniden patlak verecek noktaya taşıdı. Bölgesel aktörlerin müdahaleleri ve uluslararası tepkiler, kısa vadede gerilimi dindirmediği takdirde yeni bir kriz dalgasına yol açabilir. Olası senaryolar şunlardır:

  1. Diplomatik Koridorların Harekete Geçmesi:
    BM ve bölge dışı güçlerin arabuluculuğuyla ateşkes mekanizmalarının hızla devreye sokulması. İnsani yardım koridorlarının tahkim edilmesi, sivillerin korunması için öncelikli adımlar olmalıdır

  2. Yerel Ateşkes ve Gözetim Mekanizması:
    Rusya’nın garantörlüğünde, Golan hattı ve Dera bölgesinde ortak gözetim noktaları kurulabilir. Böylece hem taraflar arasındaki yanlış hesaplamalar azaltılacak hem de sivillerin zarar görmesi engellenecektir.

  3. Uzun Vadeli Çözüm: Siyasi Müzakereler
    Suriye iç barışı, Dürzi gruplarla Şara hükümetinin diyalog kanallarını genişleterek bölgesel aktörlerin müdahaleleri minimize edilmeli. Türkiye, Rusya ve İran’ın ortak inisiyatifiyle “Dera Reform Planı” devreye alınabilir.

  4. Sivil Güvenlik Önlemlerinin Artırılması:
    Dera ve çevresindeki yerleşimlerde sığınaklar, erken uyarı sistemleri ve insani yardım merkezleri kurularak sivil kayıplar en aza indirilmelidir. BM İnsani İşler Ofisi (OCHA) ve Kızılay gibi kurumların bölgede daha etkin koordinasyon sağlaması kritik önemde.

Tüm bu adımlar atılmazsa, İsrail-Suriye hattındaki enkaz ve kırılgan dengeler, yeni bir çatışma dalgasının patlak vermesine zemin hazırlayabilir. 4 Haziran 2025’teki topçu atışları ve tehditler, sadece anlık bir gerilim değil, hem bölgesel hem de küresel güçlerin yeniden cepheleşmesine yol açacak bir kriz potansiyeli taşımaktadır.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Dakika

Adana’da 40 Can Alan Firari Müteahhit Abdullah Aybaba Pattaya’da Kıskıvrak Yakalandı

Yayımlandı

üzerinde

Adana’da 40 Can Alan Firari Müteahhit Abdullah Aybaba Pattaya’da Kıskıvrak Yakalandı

Yayın Tarihi 23 Nisan 2026
Saat 22:30

Adana’da 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 40 kişiye mezar olan Sami Bey Apartmanı’nın firari müteahhidi Abdullah Aybaba, yıllar süren kaçak yaşamının ardından Tayland’ın Pattaya kentinde Interpol’ün düzenlediği operasyonla gözaltına alındı.

FATİH DOĞAN / FATİHDOĞANMEDYA – Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin Adana’daki en ağır yıkım hikâyelerinden biri olan Sami Bey Apartmanı’nın müteahhidi Abdullah Aybaba, hakkındaki kırmızı bülten kararına rağmen kayıplara karışmıştı. 76 yaşındaki Aybaba, polisin 3 yılı aşkın süredir devam eden titiz takibi sonucu 23 Nisan 2026 tarihinde Tayland’ın turizm merkezi Pattaya’da kaldığı otel odasında yakalandı.

 Kırmızı Bültenle Aranıyordu

Abdullah Aybaba, depremin hemen ardından yurt dışına kaçmıştı. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, binanın yapımında standartlara aykırı malzemeler kullandığı ve kolon kesme iddialarıyla gündeme gelen müteahhit hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Aybaba’nın adı, bu süreçte Interpol tarafından uluslararası seviyede arananlar listesine (kırmızı bülten) eklenmişti.

 Pattaya’da Operasyon Anı

Tayland Göçmenlik Bürosu yetkililerinden alınan bilgilere göre, Aybaba’nın bir süredir Pattaya’da ikamet ettiği ve turistik vizeyle ülkede bulunduğu tespit edildi. İhbar üzerine harekete geçen Tayland polisi, 76 yaşındaki firariyi Chon Buri eyaletine bağlı Pattaya’da kaldığı adrese düzenlenen baskınla yakaladı. Aybaba’nın vizesinin iptal edildiği ve Türkiye’ye iadesi için hukuki sürecin başlatıldığı bildirildi.

 Nasıl Bir Yıkım Yaşanmıştı?

Adana’nın Çukurova ilçesi Güzelyalı Mahallesi’nde bulunan ve depreme dayanıklı olduğu iddia edilen 16 katlı Sami Bey Apartmanı, 7.7 büyüklüğündeki ilk sarsıntıda adeta kâğıt gibi katlanarak yerle bir oldu. Bu yıkımda 40 vatandaşımız hayatını kaybetti, 2 kişi ise yaralandı. Apartmanda 12 yakınını yitiren Seda Fidancan, o günleri şu sözlerle anlatmıştı: “Binanın raylı sistem ve depreme dayanıklı olduğunu söyleyince satın aldık. Bina ilk sarsıntıda yıkıldı.”

Olayın ardından başlatılan hukuki süreçte yalnızca Abdullah Aybaba değil, kızı Eda Aybaba Çelik ve dönemin belediye görevlileri de “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan yargılanıyor. Kızı Eda Aybaba Çelik’in ise hâlen firari olduğu ve İngiltere’de yaşadığı biliniyor.

Okumaya Devam Et

Son Dakika

SON DAKİKA | MSB: Ağır Nakliye Helikopterimiz Kaza Kırıma Uğradı! “Personelimizde Herhangi Bir Olumsuz Durum Yoktur”

Yayımlandı

üzerinde

SON DAKİKA | MSB: Ağır Nakliye Helikopterimiz Kaza Kırıma Uğradı! “Personelimizde Herhangi Bir Olumsuz Durum Yoktur”

21 Nisan 2026, 23:45

Milli Savunma Bakanlığı, Ankara Temelli’de eğitim uçuşu yapan CH-47 Chinook tipi ağır nakliye helikopterinin kaza kırıma uğradığını duyurdu. Yapılan açıklamada personelin durumunun iyi olduğu bildirildi.

ANKARA – Milli Savunma Bakanlığı (MSB), başkent Ankara’nın Temelli bölgesinde Kara Havacılık Komutanlığı’na ait bir CH-47 Ağır Nakliye Helikopteri’nin eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğradığını açıkladı. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı vurgulandı.

MSB’den Peş Peşe Açıklama

MSB’nin resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Kara Havacılık Komutanlığımıza ait bir CH-47 Ağır Nakliye Helikopterimiz, eğitim uçuşu icra ettiği Ankara/Temelli bölgesinde henüz bilinmeyen bir nedenle kaza kırıma uğramıştır. Personelimizde herhangi bir olumsuz durum yoktur. Kaza kırım nedeni yapılacak detaylı inceleme sonucunda belirlenecektir.”

Açıklamada, olayın hemen ardından bölgeye intikal eden teknik ekiplerin incelemelerine başladığı, kazanın kesin nedeninin yapılacak detaylı araştırmalar sonucunda kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.

Olay Yerinde Güvenlik Önlemleri Artırıldı

Edinilen bilgilere göre, kaza kırımın meydana geldiği Ankara’nın Temelli bölgesinde geniş çaplı güvenlik önlemleri alındı. Kaza Kırım Timi’nin olay yerinde incelemelerini sürdürdüğü, helikopter enkazı üzerinde teknik personelin çalışmalarına devam ettiği öğrenildi. İlk belirlemelere göre, kazanın iniş esnasında meydana geldiği ve helikopterin sert iniş yaptığı bildiriliyor.

CH-47 Chinook: TSK’nın “Uçan Kalesi”

Kaza kırıma uğrayan CH-47 Chinook, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki en önemli ağır nakliye helikopterlerinden biri olarak biliniyor. “Uçan Kale” olarak da adlandırılan bu helikopterler, 10 tonun üzerinde yük taşıma kapasitesine sahip bulunuyor.

Boeing firması tarafından üretilen CH-47F Chinook’lar, tam teçhizatlı 33 ila 55 asker taşıyabiliyor. Saatte 302 kilometre hıza ulaşabilen helikopterler, kendi yakıt depolarıyla 2 saat 15 dakika havada kalabiliyor. TSK envanterinde 2016 yılından itibaren yer alan Chinook’lar, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın ağır nakliye ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılıyor.

Helikopterler, askeri birliklerin yanı sıra topçu ünitesi, mühimmat ve zırhlı araçların taşınmasında da kritik rol üstleniyor. Gerektiğinde mobil ileri mühimmat veya yakıt ikmal noktası olarak da hizmet verebilen Chinook’lar, her türlü hava koşulunda görev yapabilme kabiliyetiyle öne çıkıyor.

Gözler Soruşturmada

Kazanın kesin nedeninin belirlenmesi için başlatılan idari ve teknik soruşturmanın önümüzdeki günlerde tamamlanması bekleniyor. Uzmanlar, kaza kırım olaylarında teknik arıza, pilotaj hatası ve çevresel faktörler başta olmak üzere çok yönlü bir inceleme yapılacağını belirtiyor.

MSB yetkilileri, gelişmelerle ilgili kamuoyunun düzenli olarak bilgilendirileceğini duyurdu.

Okumaya Devam Et

Son Dakika

SON DAKİKA | MEB: Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur Görevden Alındı! Yerine Turan Akpınar Atandı

Yayımlandı

üzerinde

SON DAKİKA | MEB: Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur Görevden Alındı! Yerine Turan Akpınar Atandı

Tarih: 19 Nisan 2026, Pazar | Saat: 19:45

Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 15 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen ve 1’i öğretmen 9 kişinin hayatını kaybettiği menfur silahlı saldırının ardından Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) harekete geçti. Bakanlık, yürütülen idari soruşturma kapsamında Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur’u görevden aldı. Boşalan koltuğa ise Bakan Başdanışmanı ve eski Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar’ın atandığı öğrenildi.

MEB’den Resmi Açıklama Geldi

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, 15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesine bağlı Haydarbey Mahallesi’ndeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan silahlı saldırıya ilişkin sürecin Bakanlık tarafından yakından takip edildiği belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Olayın tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla Bakanlığımız Teftiş Kurulu Başkanlığı başmüfettişlerince yürütülen inceleme ve soruşturma, çok yönlü olarak devam etmektedir. Menfur olayı müteakiben başlatılan idari süreçler kapsamında soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini teminen Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur görevden alınmıştır.”

Bakanlık, konunun tüm yönleriyle titizlik ve hassasiyetle ele alındığını vurgulayarak, sürece yönelik gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağını da duyurdu.

Ne Olmuştu?

Olay, 15 Nisan 2026 Çarşamba günü Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Haydarbey Mahallesi’nde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana geldi. 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli (14), emniyet müdürü olan babası Uğur Mersinli’ye ait 5 silah ve 7 şarjörü alarak eğitim gördüğü okula geldi. Sınıflara tek tek giren saldırgan, 8 öğrenci ve 1 öğretmen olmak üzere toplam 9 kişiyi katletti.

Saldırının ardından saldırganın babası Uğur Mersinli gözaltına alınarak tutuklandı. Kent genelinde eğitim-öğretime 2 gün ara verilirken, Ayser Çalık Ortaokulu’nda eğitim faaliyetleri durduruldu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakan yardımcıları ve genel müdürlerin katılımıyla acil bir toplantı gerçekleştirdi.

Görevden Almanın Perde Arkası: Skandal Yazışmalar Ortaya Çıktı

MEB’in resmi açıklamasında görevden alma gerekçesi “soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi” olarak gösterilse de, perde arkasında çok daha farklı gelişmeler yaşandığı ortaya çıktı.

Halk TV’nin ulaştığı özel bilgilere göre; görevden alınan İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur’un, kadın öğretmenlere yönelik skandal yazışmalar gerçekleştirdiği belirlendi. Söz konusu yazışmalarda Baydur’un, görüşme talebini “Uygun olmaz” diyerek reddeden bir kadın eğitimciye ısrarlı bir şekilde taciz mesajları gönderdiği görüldü. Bu gelişme, görevden alma kararının arkasında yalnızca okul saldırısı soruşturmasının değil, aynı zamanda etik ihlallerin de bulunduğu yorumlarına neden oldu.

Yeni İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar Oldu

Erhan Baydur’un görevden alınmasının ardından boşalan Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürlüğü koltuğuna kimin oturacağı merak konusuydu. MEB kulislerinden sızan bilgilere göre, Bakan Yusuf Tekin’in talimatıyla bu kritik göreve Turan Akpınar atandı.

Turan Akpınar kimdir?

Aslen Kastamonu Devrekanili olan Turan Akpınar, eğitim hayatına Gazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi’nde aldığı eğitimlerle başladı. Meslek yaşamına 1990 yılında Bingöl’de sınıf öğretmeni olarak adım atan Akpınar; İstanbul Beykoz’da okul müdürlüğü ve şube müdürlüğü, ardından Zonguldak Ereğli, Sivas, Adana ve Ankara gibi stratejik illerde İl Milli Eğitim Müdürü olarak görev yaptı. 14 Ağustos 2018 tarihinden itibaren Ankara İl Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapan Akpınar, son olarak Bakan Başdanışmanlığı görevini yürütüyordu. Eğitim bürokrasisinin en deneyimli isimlerinden biri olarak gösterilen Akpınar’ın, Kahramanmaraş’taki yaraları sarmak için hızla göreve başlaması bekleniyor.

FatihDoğanMedya Değerlendirmesi

Kahramanmaraş’ta yaşanan bu vahim olay, eğitim sistemimizin güvenlik açıklarını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın hızlı bir refleksle idari soruşturma başlatması ve İl Milli Eğitim Müdürü’nü görevden alması, sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi adına önemli bir adımdır. Ancak Baydur hakkında ortaya çıkan skandal yazışmalar, atama süreçlerinde liyakat ve etik değerlerin ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.

Yeni İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar’ın deneyimli bir bürokrat olması, kentteki eğitim camiası için umut vericidir. Önümüzdeki günlerde Bakanlık müfettişlerinin hazırlayacağı rapor, hem okul güvenliği hem de idari sorumluluklar açısından belirleyici olacaktır. Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar