Teknoloji
Gökyüzünde tarihi an: Altı gezegen “gezegen geçidi”nde buluşuyor — İstanbul için saat kaçta izlenecek?
Gökyüzünde tarihi an: Altı gezegen “gezegen geçidi”nde buluşuyor — İstanbul için saat kaçta izlenecek?
Yayın tarihi: 23 Şubat 2026 21:06
FatihDoganMedya haber • Hemen oku, fotoğrafını çek, paylaş!

Güneş Sistemi’nin altı gezegeni — Merkür, Venüs, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün — 28 Şubat 2026 akşamı gökyüzünde aynı tarafta toplanıyor. Bu nadir “gezegen geçidi” (planetary parade) olayı yerel saatle gün batımını takip eden ilk saatlerde en iyi şekilde gözlemlenebilecek. NASA
Ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek?
Olayın zirve günü 28 Şubat 2026 Cumartesi olarak hesaplanıyor; gözlemler gün batımından yaklaşık 30–60 dakika sonra başlamalı. Bu, dünyanın bulunduğunuz noktasına göre değişir — gözlem penceresi birkaç gün öncesi ve sonrası için de uygundur. (Genel kılavuz: gün batımından yarım saat sonra dışarı çıkın ve batı/güneybatı ufkuna bakın.)
İstanbul (Europe/Istanbul) için tahmini zaman aralığı: 28 Şubat 2026, yaklaşık 19:20 – 19:55 (yerel saat). (İstanbul’da gün batımı yaklaşık 18:53 civarı; en uygun izleme zamanı bunun 30–60 dakika sonrasıdır.)
Not: Bulunduğunuz şehirde kesin saatler için yerel gün batımı verisini kontrol edin; gezegenlerin horizon’a yakın konumları nedeniyle birkaç dakika fark bile bazı iç gezegenlerin (özellikle Merkür) gözden kaybolmasına yol açabilir.
Hangi gezegenler görünecek, çıplak gözle hangileri seçilir?
-
Çıplak gözle kolayca görülebilecekler: Venüs, Jüpiter, Satürn (hava koşulları ve ışık kirliliğine bağlı).
-
Zor görülen / optik gerektirenler: Uranüs ve Neptün (dürbün veya teleskop tavsiye edilir). Merkür ufka yakın olduğu için kısa süre görünür kalabilir; erken çıkmakta fayda var.

-
Nasıl izlemelisiniz? (İpucu ve ekipman)
-
Zamanlama: Gün batımından 30–60 dakika sonra dışarı çıkın.
-
Yön: Batı — güneybatı ufku. Açık bir görüş hattı (binalardan, ağaçlardan uzak) tercih edin.
-
Ekipman: Çıplak gözle 4 gezegen görülebilir; dürbün (8×42) veya küçük bir teleskop Uranüs/Neptün’ü göstermede büyük fark yaratır.
-
Hava durumu: Bulut, sis veya yüksek ışık kirliliği gözlem şansını düşürür — mümkünse şehir dışına çıkın.
-
Ayırt etme: Gezegenler titremez, yıldızlar titrer — bu ipucu ile fark edebilirsiniz.
-
Bilimsel not
Bu tür “gezegen geçidi” görünümleri, gezegenlerin Dünya’dan bakıldığında Güneş’e göre aynı tarafta toplanmasından kaynaklanır; ancak gezegenler fiziksel olarak birbirlerine yakın değildir — yalnızca bakış açımızdan bir arada görünürler. Olayın Dünya üzerindeki herhangi bir fiziksel etkisi yoktur; görsel bir şölen olarak değerlendirilir.
Örnek İstanbul saat bilgisi (kısa)
-
Gün batımı (İstanbul): ~18:53, 28 Şubat 2026.
-
Önerilen gözlem aralığı (İstanbul): ~19:20–19:55, 28 Şubat 2026.
(Yerel koordinatlara göre dakika farklılıkları olabilir — kesin saat için yerel güneş batımı verinizi kontrol edin.)
bilim ve teknoloji
Nuh’un Gemisi’nin Sırrı 440 Yıllık Haritada! İşte Gizemli Kalıntının Tam Konumu
Nuh’un Gemisi’nin son durağı yüzyıllar öncesine ait bir haritada tespit edildi – bu yer, uzun zamandır gömülü İncil kalıntısı olarak tahmin edilen gerçek konumla örtüşüyor.
Tarih: 28 Mayıs 2026
Saat: 23:30
Haber Kaynağı: New York Post

İtalyan kartograf Urbano Monte’nin 1587 yılında çizdiği dev dünya haritası, Nuh Tufanı’nın efsanevi gemisinin akıbetine dair asırlık gizemi aydınlatıyor olabilir. Bağımsız araştırmacılar, Ağrı Dağı bölgesindeki “Durupınar” oluşumunun haritadaki işaretle birebir örtüştüğünü ve İncil’deki ölçülere uyduğunu iddia ediyor. Son teknoloji taramalar ise toprağın altında gemi şeklinde bir yapıyı ve çürümüş ahşap kalıntılarına işaret eden kimyasal izleri gözler önüne serdi.
Arkeoloji ve teoloji dünyasını heyecanlandıran yeni bir keşif, insanlık tarihinin en büyük gizemlerinden biri olan Nuh’un Gemisi’nin son durağının izini, 440 yıllık bir haritaya kadar sürüyor. 1587 yılında İtalyan haritacı Urbano Monte tarafından çizilen ve dev bir yapboz gibi bir araya getirilen “Planisfer” adlı dünya haritası, geminin Türkiye’deki bir dağ silsilesinde olduğunu gösteriyor.

Stanford Üniversitesi’ndeki Haritanın Şifreleri Çözülüyor
60 adet el çizimi sayfanın birleşmesiyle 3 metreden daha geniş bir daire oluşturan ve döneminin en büyük haritası olan Planisfer, kıtaların, efsanevi yaratıkların ve keşfedilmemiş toprakların tasvirleriyle dolu. Ancak haritanın en dikkat çekici detayı, Türkiye’nin doğusunda, Ağrı Dağları olarak bilinen bölgede yer alan ve Nuh’un Gemisi olduğu tahmin edilen bir şekil.
Bağımsız araştırmacı Jimmy Corsetti, sosyal medyada viral olan paylaşımında, Planisfer’de işaretlenen bu konumun ve geminin uzunluğunun, uzun yıllardır tartışmalara konu olan Durupınar oluşumuyla “aynı yer ve aynı boyutlarda” olduğunu öne sürdü.
İncil’deki Ölçüler Birebir Uyuyor: 515 Feet Uzunluğunda
Tevrat’ın Yaratılış (Tekvin) bölümünde, geminin tufandan sonra “Ararat dağlarına” oturduğu belirtiliyor. Uzmanların dikkatini çeken en önemli nokta ise Durupınar bölgesindeki gemi şeklindeki oluşumun boyutları oldu. İncil’de gemi için verilen 300 arşın uzunluk, 50 arşın genişlik ve 30 arşın yükseklik ölçüleri, günümüz birimleriyle yaklaşık 157 metre (515 feet) uzunluğa denk geliyor. Bu rakam, haritada işaretlenen ve arazide tespit edilen şeklin boyutlarıyla örtüşüyor.
Bilimsel Kanıtlar: Radarda Gemi Şekli, Toprakta Ahşap İzleri
Bu keşif, bölgede son yıllarda yürütülen kapsamlı bilimsel araştırmalarla daha da güç kazandı. Araştırma ekibi, yer altı radarı (GPR) taramaları ile toprağın derinliklerinde, bir geminin güvertesine benzer şekilde uzanan ve ortada “atriyum” adı verilen merkezi bir boşluğa açılan koridorlar tespit etti. Bu yapı, İncil’de geminin üç katlı olduğu yönündeki anlatımla da uyuşuyor.
Noah’s Ark Scans araştırmacısı Andrew Jones, “Bu boşluklar yeraltında rastgele değil, bir hat boyunca sıralanıyor. Kızılötesi termografi (IRT) teknolojisi ile toprağın derinliklerinde hâlâ korunmuş, gemi şeklinde bir gövde tespit ettik” dedi.
Keşfi en çarpıcı kılan detay ise toprak analizleri oldu. 2024 yılında, gemi şeklinin içinden ve dışından 88 farklı toprak örneği alındı. Analiz sonuçlarına göre, şeklin içindeki toprak, dışarıdakine kıyasla üç kat daha fazla organik madde ve %38 daha fazla potasyum içeriyor. Toprak bilimci William Crabtree, bu durumu şöyle açıklıyor: “Eğer bu yapı ahşap bir gemi olsaydı ve zamanla çürüseydi, toprakta tam olarak bu kimyasal değişiklikleri görmeyi beklerdik; yüksek potasyum, değişen pH seviyeleri ve daha fazla organik madde. Bulgularımız bunu doğruluyor.”
Deniz Seviyesinden 2 Bin Metredeki Tufan İzleri
Deniz seviyesinden yaklaşık 2 bin metre yükseklikte bulunan bu alanda, antik mercan ve deniz kabuğu fosillerine de rastlandı. Bu kalıntıların, kutsal kitaplarda anlatılan büyük tufanın jeolojik kanıtı olabileceği öne sürülse de, bazı uzmanlar bu durumun bölgeyi bu yüksekliğe çıkaran tektonik levha hareketleriyle de açıklanabileceğini belirterek şüphelerini koruyor.
Teknoloji
ABD’li Şirketten Çığır Açan Adım: Yapay Yumurtadan 26 Civciv Çıktı, Şimdi Hedef Nesli Tükenen Dev Kuş
ABD’li Şirketten Çığır Açan Adım: Yapay Yumurtadan 26 Civciv Çıktı, Şimdi Hedef Nesli Tükenen Dev Kuş
TARİH: 23 Mayıs 2026, Cumartesi
SAAT: 02:40

Bilim dünyasında heyecan yaratan bir gelişmede, ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Colossal Biosciences, geliştirdiği yapay yumurta platformundan 26 sağlıklı civciv çıkarmayı başardı. Şirketin asıl hedefi ise bu teknolojiyle, yüzyıllar önce nesli tükenen ve futbol topu büyüklüğünde yumurtaları olan dev bir kuşu yeniden canlandırmak.
Biyoteknoloji alanında “nesli diriltme” (de-extinction) misyonuyla tanınan Colossal Biosciences, 22 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, yapay yumurta teknolojisinde kritik bir eşiği aştıklarını duyurdu. Şirketin CEO’su ve kurucu ortağı Ben Lamm, Reuters’a verdiği demeçte, “Sistemimizi kullanarak 26 civciv çıkardık ve şu anda bu kuşların büyüme süreçlerini aktif olarak izliyoruz” dedi.

Futbol Topu Büyüklüğünde Yumurta Sorunu
Şirketin asıl hedefi, bundan yaklaşık 500 yıl önce soyu tükenen ve Yeni Zelanda’ya özgü dev bir kuş olan South Island Giant Moa’yı yeniden canlandırmak. 3.6 metreye kadar boylanabilen bu dev kuşun en büyük özelliği, yaşayan hiçbir kuş türünün yumurtlayamayacağı kadar büyük yumurtalara sahip olması. Lamm, “Bir South Island Moa yumurtası, en yakın akrabası olan emu yumurtasından yaklaşık sekiz kat daha büyük” diyerek, geleneksel taşıyıcı annelik yöntemlerinin bu projede neden işe yaramadığını açıklıyor.
Silikon Zarlı Yapay Yumurta: Doğanın Birebir Taklidi
Geliştirilen yapay yumurta platformu, sert bir dış kabuk içerisine yerleştirilmiş, biyomühendislik ürünü silikon bazlı bir zardan oluşuyor. Bu özel tasarım, doğal yumurta kabuğunun gaz alışverişi işlevini birebir taklit ederek embriyonun oksijen almasını ve gaz-hareket dengesini düzenliyor.
Süreci adım adım anlatan Lamm, şu detayları paylaştı: “Süreç, doğal bir yumurtanın içindeki gelişimin en erken aşamalarına benzer şekilde döllenmiş bir kuş embriyosuyla başlıyor. Embriyo ve yumurta sarısı daha sonra Colossal’ın yapay yumurta platformuna aktarılıyor. Platform, gaz değişimi, nem düzenlemesi, sıcaklık dengesi ve gelişimsel destek dahil olmak üzere doğal yumurta kabuğunun temel işlevlerini taklit edecek şekilde tasarlandı”. Ayrıca platform, iskelet büyümesi sırasında normalde doğal kabuktan gelecek olan kalsiyum desteğini de sağlayabiliyor.
21 Günde Sağlıklı Gelişim
Embriyodan çıkışa kadar geçen toplam geliştirme süresi yaklaşık 21 gün olarak gerçekleşti ve bu süre, tür için normal gelişim süresiyle tutarlılık gösterdi. Lamm, şeffaf yapısı sayesinde embriyonun gelişimini gerçek zamanlı olarak izleyebildiklerini de sözlerine ekledi.
Sıradaki Durak: Genetik Mühendislik
Yapay yumurta başarısı, Moa projesinde önemli bir engeli ortadan kaldırsa da, işin henüz başında olduklarını belirten Lamm, “Diğer engeller arasında antik DNA’dan doğru bir moa genomu oluşturma, temel moa özelliklerinin genetik temelini belirleme ve bu özellikleri emu gibi yakın akraba bir türe aktarma ihtiyacı yer alıyor” dedi. Projenin şu anda genom dizileme aşamasında olduğu ve şimdiye kadar South Island Giant Moa da dahil olmak üzere birden fazla güçlü antik DNA kaynağının belirlendiği açıklandı.
Teknoloji
Bilim Dünyasını Şaşırtan Keşif: Büyük Piramit’in 4.600 Yıllık Deprem Sırrı Çözüldü
Bilim Dünyasını Şaşırtan Keşif: Büyük Piramit’in 4.600 Yıllık Deprem Sırrı Çözüldü
TARİH: 22 Mayıs 2026. SAAT : 01 : 45

Dünyanın en büyük gizemlerinden birine ev sahipliği yapan Mısır’ın Giza Platosu’ndaki Büyük Piramit (Keops Piramidi), sadece ihtişamıyla değil, aynı zamanda binlerce yıldır yıkıcı depremlere karşı gösterdiği olağanüstü dirençle de bilim insanlarını hayrete düşürüyordu. Reuters’ın son dakika olarak duyurduğu ve saygın bilim dergisi Scientific Reports’ta yayımlanan yeni bir araştırma, bu kadim yapının deprem sırrını nihayet aydınlattı.
Mısır Ulusal Astronomi ve Jeofizik Araştırma Enstitüsü’nden (NRIAG) sismolog Mohamed ElGabry liderliğindeki uluslararası bir ekip, piramidin sismik dayanıklılığını ortaya çıkarmak için devrim niteliğinde bir çalışmaya imza attı.
Piramidin Kalbinde 37 Noktada Deprem Dinlemesi
Araştırmacılar, anıtsal yapıya herhangi bir zarar vermemek için son derece hassas bir yöntem izledi. Piramidin içinde ve çevresinde belirlenen 37 farklı noktaya yerleştirilen sismometreler ile uzak okyanus dalgaları, rüzgar ve insan faaliyetlerinden kaynaklanan “ortam titreşimleri” kaydedildi. Bu yöntem, adeta piramidin nabzını tutarak, bir deprem anında yapının nasıl davranacağını modelledi.
Sonuçlar çarpıcıydı: Piramidin içindeki ölçüm noktalarının yaklaşık dörtte üçünde, yapı saniyede 2 ila 2.6 kez (2-2.6 Hertz) gibi dar bir frekans aralığında titreşti. Bu, devasa boyutlarına rağmen mekanik stresin yapı içinde son derece homojen ve dengeli bir şekilde dağıldığının kanıtıydı. Buna karşın piramidin üzerinde yükseldiği kireç taşı zeminin frekansı çok daha düşüktü (yaklaşık 0.6 Hertz). İki frekans arasındaki bu büyük fark, bir deprem sırasında yapı ve zemin arasında oluşabilecek yıkıcı rezonans etkisini engelleyerek piramidin adeta bir salıncak gibi sarsılmasının önüne geçiyor.

4 Kritik Yapısal Özellik: Antik Mühendisliğin Zaferi
Bilim insanları, piramidin deprem dayanıklılığını sağlayan dört temel mühendislik özelliğini şöyle sıraladı:
1. Son Derece Geniş Taban ve Düşük Ağırlık Merkezi: Piramidin her biri yaklaşık 230 metre uzunluğundaki devasa tabanı, yapıya inanılmaz bir stabilite kazandırarak devrilmesini engelliyor. Üzerine oturduğu sağlam kireç taşı ana kaya da bu stabiliteyi perçinliyor.
2. Yüksek Simetrik Geometri: Dört bir yanı neredeyse kusursuz bir simetriye sahip olan piramit, deprem kuvvetlerini her yöne eşit olarak dağıtıyor.
3. Zirveye Doğru Kademeli Kütle Azalması: Piramidin giderek incelen yapısı, üst kısımlardaki kütleyi azaltarak deprem anındaki salınımı minimuma indiriyor.
4. Sismik Enerjiyi Sönümleyen Gizli Odalar: Keşfin en dikkat çekici kısmı ise piramidin iç tasarımında saklı. Kral Firavun Khufu’nun mezar odasının (Kral Odası) hemen üzerinde yer alan ve “basınç tahliye odaları” olarak adlandırılan beş özel boşluk, dev bir amortisör görevi görüyor. Araştırmalar, yapının üst kısımlarına çıkıldıkça titreşimlerin normalde artması gerekirken, bu odalar sayesinde sismik enerjinin önemli ölçüde sönümlendiğini ve Kral Odası’nın aşırı sarsıntılardan korunduğunu ortaya koydu.
NRIAG’den kıdemli sismolog ve çalışmanın yazarlarından Asem Salama, “Antik Mısırlı inşaatçılar, stabilite, temel davranışı, kütle dağılımı ve yük transferi konularında ileri düzeyde pratik bilgiye sahipti. Depreme özel olarak tasarlanmış olduğunu iddia etmek zor, ancak yüzyıllar süren deneme yanılma yoluyla, olağanüstü uzun vadeli dayanıklılığa sahip yapılar üreten mimari ve jeoteknik çözümler geliştirdikleri açık” dedi.
1847 ve 1992 Depremlerinde Hasar Almadı
Araştırma, piramidin tarihsel deprem performansına da ışık tutuyor. Bölgede 1847’de meydana gelen 6.8 ve 1992’de meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki yıkıcı depremler binlerce modern binayı yerle bir ederken, Büyük Piramit’ten sadece birkaç taş parçasının düştüğü kayıtlara geçmişti.
Çalışmanın başyazarı Mohamed ElGabry, “Büyük Piramit sadece olağanüstü bir mühendislik başarısı değil, aynı zamanda derin bir sanat ve insan vizyonu eseridir. Mükemmel simetrisi, anıtsal ölçeği ve zarif oranları, 4.600 yıl sonra bile hayranlık uyandırmaya devam eden zamansız bir güzellik yaratıyor” ifadelerini kullandı.
-
Son Dakika4 gün önceABD Merkez Komutanlığı, ABD ordusunun İran’ın güneyindeki hedeflere yeni hava saldırıları başlattığını açıkladı.
-
Gündem5 gün önceCHP sitesinde Özgür Özel’e ait içerikler siteden kaldırılırken Kılıçdaroğlu’nun özgeçmişi yayımlandı
-
Gündem4 gün önceÖZGÜR ÖZEL’DEN KRİTİK ÇAĞRI: “KEMAL BEY HIZLA KONGRE YAPARSA SARAYIN OYUNUNU BOZAR”
-
Ekonomi5 gün önceBodrum’a bayram tatilinin ilk 3 gününde 67 bin araç giriş yaptı
-
Gündem5 gün önceSakarya’da Kayıp Genç Kadının Cansız Bedeni Gölette Bulundu
-
Gündem5 gün önceAfganistan’da Kız Çocuklarının Eğitimi Yasak, 19 Yaşındaki Alia Taksiyle Kaçarak Hayatını Değiştirdi
-
Gündem5 gün önceCHP’de “İhraç Listesi” Depremi: Kulislerde Konuşulan 10 İsim ve Sert Tepkiler
-
Gündem5 gün önceBilgi Üniversitesi’ni kapatma kararı iptal edildi
