Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Ekonomi

Dünya Bankası’ndan Suriye’ye tarihi dönüş: 40 yıl sonra ilk anlaşma imzalandı

Yayımlandı

üzerinde

Dünya Bankası’ndan Suriye’ye tarihi dönüş: 40 yıl sonra ilk anlaşma imzalandı

12 ARALIK 2025 Okuma Süresi: 3 DAKİKA SAAT:04:00

Dünya Bankası ile Suriye arasında yaklaşık 40 yıl sonra imzalanan ilk anlaşma, ülkenin yeniden inşa sürecinde kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor. 19 Kasım 2025’te gerçekleşen ziyaret, uluslararası finans kuruluşunun Suriye ile yeniden ilişkilerini tesis etme kararlılığını gösterdi.

Tarihi buluşma Şam’da gerçekleşti

Dünya Bankası Grubu, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan (MENAAP) Bölgesi Başkan Yardımcısı Ousmane Dione liderliğindeki üst düzey bir heyetle 19 Kasım 2025’te Suriye’nin başkenti Şam’ı ziyaret etti. Heyet, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Al-Sharaa, Dışişleri Bakanı Asaad Al-Shaibani ve Maliye Bakanı Mohamad Yisr Barnieh ile bir araya geldi.

Görüşmelerde, Dünya Bankası’nın Suriye ile ortaklığının güçlendirilmesi, Suriye halkını destekleyecek öncelikli sektörlerin belirlenmesi ve program uygulamalarının hızlandırılması üzerinde odaklanıldı.

“Suriye’nin toparlanma yolculuğunu desteklemeye hazırız”

Dünya Bankası MENAAP Başkan Yardımcısı Ousmane Dione, yaptığı açıklamada, “Dünya Bankası Grubu, Suriye’nin toparlanma ve kapsayıcı büyüme yolunda ilerlemesini desteklemeye hazırdır” ifadelerini kullandı.

Dione, yeniden angajman yaklaşımlarının titiz analizler, küresel deneyim, stratejik ortaklıklar ve Suriye halkına somut faydalar sağlama konusundaki güçlü taahhüt ile şekillendiğini vurguladı.

Suriye Acil Durum Elektrik Projesi (SEEP) devreye giriyor

Görüşmelerde ele alınan en önemli konulardan biri, Haziran 2025’te onaylanan Suriye Acil Durum Elektrik Projesi (SEEP) oldu. Bu proje, Dünya Bankası’nın Suriye’deki ilk projesi olma özelliğini taşıyor ve ülkenin toparlanma ve istikrar çabalarına yönelik desteklerin temel bileşenini oluşturuyor.

SEEP projesi kapsamında:

· Elektrik iletim hatları ve trafo merkezlerinin rehabilitasyonu
· Elektrik sektöründe kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi
· Teknik gelişim için eğitim ve danışmanlık desteği sağlanması planlanıyor

Suriye ekonomisinin mevcut durumu

Dünya Bankası’nın Temmuz 2025’te yayınladığı rapora göre Suriye ekonomisi ciddi zorluklarla karşı karşıya:

Ekonomik daralma: 2024’te %1.5 küçülme yaşayan ekonomi, 2025’te ancak %1 büyüme bekleniyor.

Çatışma etkisi: 2011’den bu yana devam eden çatışmalar nedeniyle GSYİH, 2010 seviyelerine göre %50’den fazla düştü.

Kişi başı gelir: 2024’te kişi başına düşen Gayri Safi Milli Gelir sadece 830 dolar olarak gerçekleşti.

Yoksulluk: Her dört Suriyeliden biri aşırı yoksulluk içinde yaşıyor, nüfusun üçte ikisi ise düşük orta gelirli yoksulluk sınırının altında bulunuyor.

Yeniden angajman stratejisinin üç temel ayağı

Dünya Bankası’nın Suriye’ye yönelik yeniden angajman yaklaşımı üç temel alana odaklanıyor:

1. Temel hizmetlerin sağlanmasının desteklenmesi: Elektrik, su ve sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçların karşılanmasına öncelik verilecek.

2. Kamu kurum ve sistemlerinin güçlendirilmesi: Maliye yönetimi ve vergi politikalarında reformlar desteklenecek.

3. Dönüştürücü altyapının hayata geçirilmesi: Ulaşım ve enerji gibi sektörlerde bölgesel altyapı projeleri için fizibilite çalışmaları yürütülecek.

Teknik yardım ve kapasite geliştirme fırsatları

Heyet ve Suriyeli yetkililer, çeşitli sektörlerdeki teknik yardım fırsatlarını da görüştü. Bu kapsamda:

· Makro-mali yönetim ve borç çözümü için kapasite geliştirme
· Sektör teşhis çalışmaları
· Ulaşım ve enerji alanlarındaki bölgesel altyapı projeleri için fizibilite çalışmaları ele alındı.

Dünya Bankası, Suriye’nin acil ihtiyaçlarının karşılanması ve sürdürülebilir bir toparlanma ile somut kalkınma kazanımlarının temelinin atılması için Suriye hükümeti, ortaklar ve topluluklarla birlikte çalışmaya kararlı olduğunu bildirdi.

Yol haritası ve gelecek beklentileri

Dünya Bankası’nın Suriye’ye yeniden angajman yaklaşımı, IDA21 kaynaklarının seferber edilmesi, Suriye hükümetinin Çoklu Bağışçı Güven Fonu kurmasına yardım edilmesi ve özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi yoluyla ölçekli sonuçlar elde etmeyi ve azami etki için ortaklarla koordinasyonu amaçlıyor.

Ekonomik görünüm, önemli risklere tabi olmaya devam ediyor. Güvenlik zorlukları devam ederken, yeni hükümet için petrol ithalatının güvence altına alınması önemli bir zorluk teşkil ediyor.

 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekonomi

“Şara–Abdi görüşmesi olumsuz geçti” — YPG/SDG kontrolündeki tutukluların serbest kalması gerilimi tırmandırdı

Yayımlandı

üzerinde

“Şara–Abdi görüşmesi olumsuz geçti” — YPG/SDG kontrolündeki tutukluların serbest kalması gerilimi tırmandırdı

20 Ocak 2026, 02:10.

Yazar: FatihDoğanMedya Haber Merkezi

Şam’da gerçekleşen Şara–Abdi görüşmesi taraflarca sonuçsuz ilan edilirken, kuzeydoğu Suriye’de Şeddadi çevresindeki çatışmalar sırasında YPG/SDF kontrolündeki cezaevlerinden bir bölüm DEAŞ/IS bağlantılı tutukluların dışarı çıkmasına yol açtı. Taraflar birbirini suçluyor; kaçış ve teslim süreçleri bölgesel güvenliği tehdit ediyor

Suriye geçiş sürecinin kilit isimleri arasında gösterilen Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile YPG/SDF lideri Mazlum Abdi (Ferhat Abdi Şahin kod adlı) arasında Şam’da yapılan görüşme, tarafların uzlaşma sağlayamaması nedeniyle “olumsuz” sonuçlandı. Görüşmenin içeriği ve tarafların geri adım gerekçeleri resmi ağızlardan sınırlı biçimde paylaşıldı; hükümet, entegrasyon şartlarında ısrar ederken SDF’nin bazı ayrıntılarda kabul etmediği aktarıldı.

Şeddadi’deki tutuklu hareketliliği — serbest kalma mı, kaçış mı?

Görüşmenin hemen ardından kuzeydoğu Suriye’de Şeddadi ve çevresinde çatışma haberleri yoğunlaştı. Birkaç haber ajansı ve uluslararası kaynaklar, SDF/YPG kontrolündeki bazı cezaevlerinde DEAŞ bağlantılı tutukluların dışarı çıktığını; tarafların olayı birbirine farklı biçimlerde aktardığını bildirdi. SDF, cezaevi işgaline veya saldırıya bağlı olarak kaçışlar yaşandığını ileri sürerken, rejim kaynakları ise SDF’yi mahkûmları kasıtlı olarak bırakarak bölgedeki güvenliği tehlikeye atmakla suçladı. Olayın kapsamı ve kaç kişinin serbest kaldığı konusunda farklı rakamlar dolaşıyor.

Tarafların açıklamaları ve uluslararası tepki

SDF ile Şam yönetimi birbirini suçlayan açıklamalar yaparken, sahadaki durumun karmaşıklığı ve tutuklu yönetiminin güvenlik riski oluşturduğu vurgulanıyor. Uluslararası basın, cezaevi güvenliğinin sağlanamaması halinde DEAŞ hücrelerinin yeniden etkinleşebileceği riskine dikkat çekiyor; insan hakları ve terörle mücadele aktörleri ise tutukluların güvenli, hukuki ve şeffaf süreçlerle ele alınması çağrısında bulunuyor.

Ne anlama geliyor?

  1. Güvenlik tehdidi: Serbest kalan veya kaçan DEAŞ bağlantılı tutuklular, bölgedeki istikrarı doğrudan tehdit edebilir.

  2. Siyasi çıkmaz: Şara–Abdi görüşmesinin başarısızlığı, saha güçlerinin tamamının entegrasyonu ve güvenlik mekanizmalarının oluşturulması konusunda anlaşmazlıkları görünür kıldı.

  3. Bölgesel gerilim: Türkiye, ABD ve bölge aktörleriyle ilişkiler bağlamında sahadaki bu tür gelişmeler diplomasi trafiğini yoğunlaştıracak

  • Olayla ilgili resmi teyitler sınırlı ve taraf beyanları çelişkili; güvenilir kaynaklarca doğrulanmış sayılar henüz netleşmedi.

  • Bölgedeki insani riskler ve tutuklu sivil/çocuk profili konuları izleniyor; uluslararası aktörlerden ek açıklama bekleniyor.

SON DAKİKA: Suriye’de Tarihi Adım! Şam Yönetimi ile YPG/SDG Arasında Tam Entegrasyon ve Ateşkes Anlaşması İmzalandı

Okumaya Devam Et

Ekonomi

Kuryeler zammı beğenmedi — Yarın kontak kapatıyor, teslimatlar aksayabilir

Yayımlandı

üzerinde

Kuryeler zammı beğenmedi — Yarın kontak kapatıyor, teslimatlar aksayabilir

FatihDoganMedya | 17 Ocak 2026 — 13:30

Esnaf kuryeler, yılbaşında açıklanan zam oranlarının sahadaki gerçek kazançlara yansımadığını savunarak 18–19–20 Ocak 2026 tarihlerinde üç gün boyunca kontak kapatma eylemi yapma kararı aldı. Kararın uygulanması halinde büyükşehirlerde yemek ve paket teslimatlarında aksama bekleniyor.


Eylem kararı: “Zam göstermelik, fiiliyatta değişen yok”

Esnaf kuryeler, yılbaşında platformlar ve bazı firmalar tarafından açıklanan paket başı, kilometre ve haftalık bonus artışlarının (ilan edilen tarifelerin) sahada kuryelerin fiili kazançlarına yansımadığını belirtiyor. Birlik halinde alınan karar doğrultusunda bazı gruplar 18, 19 ve 20 Ocak 2026 tarihlerinde kontak kapatarak paket dağıtmayacağını açıkladı.

Teslimatlarda ne olur? Kimler etkilenecek?

Eyleme katılan kuryeler çalışmayacağı için özellikle öğle ve akşam saatlerindeki yemek siparişleri ile şehir içi küçük paket teslimatlarında aksamalar görülebilir. Eylemin tüm kuryeleri kapsamadığı; katılmayanların ise kendi programları doğrultusunda çalışmaya devam edeceği bildiriliyor. Bu nedenle aksama bölgesel ve zamanlı olma ihtimali yüksek.

Kuryelerin talepleri ve gerekçeleri

Kuryeler; yakıt, bakım, vergi, BAĞ-KUR primleri, sigorta ve ekipman giderlerinin yüksek olduğunu; ilan edilen zamların bu maliyetleri karşılamadığını savunuyor. Ayrıca bazı kuryeler, platformların hesap gösterimlerinde “matematiksel oynama” ile zamların olduğundan yüksek gösterildiğini iddia ediyor. Talepler arasında paket başı ücretlerin gerçekçi şekilde yükseltilmesi, kilometre ücretlerinin sabitlenmesi ve şeffaf bir ödeme tablosu yer alıyor.

Firmalardan ve platformlardan ilk açıklamalar

Şu ana kadar tüm platformlardan kapsamlı bir ortak açıklama gelmedi; bazı marka sayfaları ve yetkililer eylemi not ettiklerini ve hizmet sürekliliğini sağlamak için alternatif planlar üzerinde çalışabileceklerini belirtti. (Firmaların resmi açıklamaları geldikçe haberimiz güncellenecektir.)

Vatandaşlara uyarı — sipariş verirken dikkat

18–20 Ocak tarihlerinde yemek ve paket siparişi vermeyi planlayan vatandaşlara, teslimat gecikmesi veya iptali riski bulunduğu; mümkünse acil olmayan siparişlerin ertelenebileceği bildiriliyor. İşletmeler de sipariş yoğunluğunu tahmin ederek müşterilerine bilgi vermeye başladı.


Arka plan: neden şimdi?

Koronavirüs sonrası yükselen talepyle büyüyen paket servis sektörü, kolay giriş imkânı sayesinde kısa sürede büyüdü. Sektörde büyüme ile birlikte rekabet, kazançların bölünmesine ve saha koşullarının zorlaşmasına neden oldu; kuryeler de son dönemde artan maliyetlerle birlikte daha güçlü iyileştirme talebiyle ortaya çıkıyor.

Okumaya Devam Et

Ekonomi

Gümrüksüz alışveriş dönemi bitti — E-ticaret siteleri zam yaptı, Bakanlık: “Fahiş artışa geçit yok”

Yayımlandı

üzerinde

Gümrüksüz alışveriş dönemi bitti — E-ticaret siteleri zam yaptı, Bakanlık: “Fahiş artışa geçit yok”

FatihDoganMedya Web Haber | 17.01.2026 — 11:15

Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile posta/hızlı kargo yoluyla gelen düşük tutarlı gönderilerde uygulanan 30 Avro’luk muafiyet kaldırıldı. Kararın yayımlanmasının ardından bazı e-ticaret platformları ve satıcılar fiyatlarını yükseltirken, Ticaret Bakanlığı fahiş fiyat artışlarına karşı denetimleri sıkılaştıracağını bildirdi.

7 Ocak 2026 tarihli ve 33130 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 10813 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, 4458 sayılı Gümrük Kanunu uygulamasında değişiklik yapıldı; posta ve hızlı kargo yoluyla gelen ve kıymeti 30 Avro’ya kadar olan gönderilere tanınan muafiyet yürürlükten kaldırıldı. Karar hükümleri yayım tarihinden 30 gün sonra yürürlüğe girecek (yürürlük tarihi: 06.02.2026).

Yeni düzenleme ile, artık gönderinin değeri ne olursa olsun detaylı gümrük beyannamesi, ilgili gümrük vergileri ve hizmet bedelleri uygulanacak; Avrupa Birliği’nden gelen ürünlerde maktu vergi oranı %30, diğer ülkelerden gelenlerde %60 olarak esas alındı; ÖTV kapsamındaki eşyalarda bu oranlara ek %20 uygulanabiliyor..

E-ticaret sitelerinde fiyat yansımaları — fırsatçılık iddiaları

Kararın kamuoyuna yansımasının hemen ardından bazı online satış kanallarında ve pazaryerlerinde Çin menşeli ürünler başta olmak üzere fiyat artışları gözlemlendi; bazı haber ve piyasa takip raporları, duyurudan sonraki günlerde yine bazı ürün gruplarında %50–%100’ü aşan artışlar olduğunu bildiriyor. Bu hızlı etiket güncellemeleri, tüketicilerde “fırsatçılık” tepkisi yarattı.

Bakanlık devrede: Denetim, erişim engeli ve ağır cezalar sinyali

Ticaret Bakanlığı’ndan gelen bildirimlere ve medyada yayılan haberlere göre, bakanlık fahiş fiyat artışlarını takip eden mekanizmaları çalıştırdı; pazaryerlerinden bilgi ve belge talep ederek incelemeler başlatıldı. Bakanlık kanallarında daha önce benzer konularda “fahiş fiyat uygulamalarına geçit yok” vurgusu yapıldığı ve ağır idari para cezalarıyla karşılaşılacağı anons edilmişti — hükümet yetkilileri, tespit edilen fırsatçı satıcılara yönelik idari yaptırımları ve gerekirse erişim engelleme seçeneklerini kullanabileceklerini belirtiyor.

  • Karar 06.02.2026 tarihinden itibaren yürürlükte olacak; o tarihten sonra yurtdışından yapılan her siparişin gümrüğe tabi olacağını unutmayın. (Resmî Gazete / Karar No: 10813).

  • Sipariş öncesi ürün fiyatına ek olarak olası gümrük vergisi, ÖTV (varsa) ve gümrük işlem/hizmet bedelini hesaplayın.

  • Temu, AliExpress, Amazon gibi yurt dışı merkezli platformlardan alışveriş yapanlar için artık “kapıda düşük maliyet” avantajı büyük ölçüde ortadan kalkıyor; satıcıların Türkiye’de temsilci/ithalatçı olarak yerleşik olmaları, ürün güvenliği ve vergilendirme açısından öne

Uzmanlar, düzenlemenin yerli üretici ve perakendeciler için rekabet avantajı sağlayabileceğini, ancak kısa vadede tüketici fiyatlarında dalgalanmalar ve lojistik/işlem maliyetlerinde artışlar olacağını belirtiyor. Öte yandan denetim mekanizmalarının etkinliği, fırsatçıların cezalandırılması ve tüketici bilgilendirmesinin iyi yapılması, olası olumsuz etkileri azaltacak kritik unsurlar olarak öne çıkıyor.

 

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar