Sağlık
Doktor Didem: Eksi 30 Derecede, 1,5 Metre Karda Yatan Hastalara Ulaşan Sağlık Kahramanı
Doktor Didem: Eksi 30 Derecede, 1,5 Metre Karda Yatan Hastalara Ulaşan Sağlık Kahramanı
29 Ocak 2026 – 14:30
DHA

Van’ın Çaldıran ilçesinde, Türkiye’nin kayıtlara geçen en düşük sıcaklığının ölçüldüğü bu topraklarda, genç bir doktor ve ekibi, kar kalınlığının 1,5 metreyi bulduğu yollarda yürüyerek, evlerinde mahsur kalan hastalara şifa taşıyor.
VAN – Hava sıcaklığının zaman zaman eksi 30 derecenin altına düştüğü, kar kalınlığının yer yer bir insan boyunu aştığı Van’ın Çaldıran ilçesinde, “Evde Sağlık Hizmeti” ekibi adeta bir insanlık dersi veriyor. Araçların çıkamadığı yolları yürüyerek aşan ekip, ulaşılması zor mezralarda yaşayan ve hastaneye gidemeyen yaşlı ve kronik hastaların kapısını çalıyor. Bu zorlu görevin ön saflarında ise 25 yaşındaki Pratisyen Dr. Didem Durgun bulunuyor.

· Kim?: Çaldıran Devlet Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri Birim Sorumlusu Dr. Didem Durgun (25) ve ekibi.
· Ne Yapıyor?: Karla kaplı, ulaşımın neredeyse imkansız olduğu mezralara yürüyerek ulaşıp, evinde mahsur kalan hastaları muayene ediyor, tedavilerini düzenliyor.
· Nerede?: Türkiye’nin en soğuk ilçelerinden biri olan Van’ın Çaldıran ilçesi ve civar köy/mezralar.
· Ne Zaman?: Haftanın 5 günü düzenli olarak bu hizmet veriliyor. Son ziyaret, 29 Ocak 2026 tarihinde gerçekleşti.
· Önemli Detaylar: Kar kalınlığı 1,5 metreyi buluyor. Ekip, bazen araçtan inip 500 metre yürümek zorunda kalıyor. Bölgede 180 hasta düzenli olarak takip ediliyor.

Bir İnsanlık Görevi: Eksi 30 Derecede 35 Kilometrelik Yolculuk
Hikaye, ilçe merkezine 35 kilometre uzaklıktaki Tekindere Mahallesi’ne bağlı Kandil mezrasında yaşayan iki hasta için çıktıkları yola dayanıyor. KOAH ve kalp yetmezliği hastası Çavreş Dağ (65) ile kalp yetmezliği bulunan Sait Canünver (88), ağır kış şartları nedeniyle sağlık kuruluşlarına ulaşamıyordu. Dr. Didem Durgun ve ekibi, araçların ilerleyemediği noktada yollarına yürüyerek devam etti. Kar ayakkabıları ve kalın kıyafetlerle, dondurucu soğuğa meydan okuyarak hastaların evine ulaştılar.
Dr. Durgun, “Türkiye’nin en zorlu coğrafyalarından birinde görev yapıyoruz. Evde Sağlık Hizmetleri doktoruyum. Zorlu kış şartlarında yatağa bağımlı, yaşlı ve kronik hastalığı bulunan hastalarımızı evlerinde ziyaret ederek, gerekli sağlık taramalarını yapıyoruz. Gerekli durumlarda uzman doktorlarımızla online olarak hastalarımızı birlikte değerlendiriyoruz” dedi.
“Bazen 500 Metre Karda Yürüyoruz”
Çaldıran’da kar sadece bir engel değil, aynı zamanda günlük bir mücadele alanı. Dr. Durgun, yaşadıkları zorlukları şu sözlerle anlatıyor: “Aracımız her evin önüne gidemiyor. Bu nedenle bazen 300-500 metre karda yürüyerek hastalarımızı ziyaret ediyoruz. Karlı günlerde yolda kaldığımız da oluyor. Yol açıldıktan sonra hastalarımıza ulaşabiliyoruz.”
Ekibin karşılaştığı tek zorluk hava koşulları değil. Dr. Durgun, “Bazen gittiğimiz mahalle ve mezralarda sokak köpeklerinin saldırılarına maruz kalabiliyoruz. Bu nedenle hasta yakınlarıyla önceden iletişime geçiyoruz” ifadelerini kullanıyor.
180 Hastanın Umudu: “Memleketime Hizmet Etmek Gurur Verici”
Dr. Didem Durgun, mezun olduktan sonra ilk görev yeri olan memleketi Van’da çalışmaktan büyük mutluluk duyuyor. Kendi hemşerilerine hizmet etmenin gururunu yaşadığını belirten Durgun, “Hastaneye ulaşamayan hastalarımıza ulaşıp, onlara sağlık hizmeti sunmak bizi de mutlu ediyor” diyor.
Çaldıran Devlet Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri Birimi olarak, ilçeye bağlı 105 mahalle ve mezrada yaşayan, çoğunluğu 65 yaş üstü 180 hastaya düzenli olarak hizmet götürdüklerini aktaran Durgun, her gün bir güzergah belirleyerek hastaları tek tek ziyaret ettiklerini, gerekirse ambulansla hastaneye sevk işlemlerini de organize ettiklerini sözlerine ekliyor.
“Allah Sizden Razı Olsun”: Hasta Yakınlarının Minnettarlığı
Yapılan bu fedakar hizmet, hasta ve hasta yakınlarının yürekten duaları ve teşekkürleriyle karşılık buluyor. Kalp yetmezliği hastası Sait Canünver’in oğlu Hanifi Cangünver, “Bu zorlu kış şartlarında, kar kış demeden babamın kapısını çalan, onun sağlığıyla ilgilenen tüm sağlık çalışanlarına minnettarız. Allah onlardan razı olsun” diyerek hislerini ifade etti.
Dr. Didem Durgun ve ekibinin hikayesi, sadece bir sağlık hizmetinin ötesinde, insan sevgisinin, mesleki sadakatin ve dayanışmanın Türkiye’nin en ücra köşelerinde bile nasıl hayat bulduğunun canlı bir kanıtı olarak hafızalara kazınıyor.
Magazin
Yüzüne Çivi Gibi İğneler Batırdı! Gülben Ergen’in Son Hali Görenleri Şaşkına Çevirdi
Yüzüne Çivi Gibi İğneler Batırdı! Gülben Ergen’in Son Hali Görenleri Şaşkına Çevirdi
Tarih: 11 Haziran 2026, Perşembe
Yayın Saati: 14:20

Ünlü şarkıcı Gülben Ergen, bayram tatilinde Güney Kore’ye gitti. Hem kültürel geziler yapıp hem de geleneksel tıp yöntemlerini deneyimleyen Ergen, akupunktur seanslarını sosyal medyadan paylaştı. Yüzüne ve sırtına çivi gibi iğneler batırılan ünlü ismin son hali takipçilerinden tam not aldı.
Gülben Ergen, tatilini Güney Kore’de geçirdi.
Geleneksel Kore tıbbının önemli bir parçası olan akupunkturu deneyimledi.
Yüzüne ve sırtına uzun iğneler batırılan Ergen’in paylaşımlarına “Şifa olsun” yorumları yağdı.
Ünlü isim, “Akupunkturlu, sağlıklı, incelmeli bir tatil oldu” dedi.

GÜNEY KORE’DE GELENEKSEL TIP MOLASI
Bayram tatilini farklı bir rotaya taşıyan Gülben Ergen, soluğu Güney Kore’de aldı. Ünlü şarkıcı, burada sadece gezmekle kalmadı; aynı zamanda geleneksel Kore tıbbı ile de tanıştı.
Uzak Doğu kültürüne ve sağlık yöntemlerine ilgi duyduğu bilinen Ergen, tatilinin bir bölümünü akupunktur tedavisi alarak geçirdi.

YÜZÜNE VE SIRTINA ONLARCA İĞNE
Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla gündeme oturan Gülben Ergen, yüz bölgesine ve sırtına uzun iğneler batırıldığı anları takipçileriyle paylaştı.
Fotoğraf ve videolarda, ünlü ismin yüzünde ve sırtında çiviye benzeyen iğnelerin olduğu görüldü. Ergen’in bu görüntüleri, kısa sürede binlerce beğeni ve yorum aldı.
“Akupunkturlu, sağlıklı, incelmeli bir tatil oldu.”
— Gülben Ergen

TAKİPÇİLERİNDEN “ŞİFA OLSUN” YORUMLARI
Gülben Ergen’in paylaşımlarına kısa sürede çok sayıda yorum geldi. Takipçileri, ünlü şarkıcıya “Şifa olsun”, “Yüzünüze huzur yansımış” gibi mesajlar gönderdi.
Özellikle kadın takipçilerin akupunktur hakkında meraklı sorular sorması dikkat çekti. Ergen’in tatilini hem dinlenerek hem de sağlığına yatırım yaparak geçirmesi beğeni topladı.
AKUPUNKTUR NEDİR VE NE İŞE YARAR?
Akupunktur, özellikle Çin ve Kore tıbbında yüzyıllardır uygulanan bir tedavi yöntemidir. Vücuttaki belirli noktalara ince iğneler batırılarak enerji akışının düzenlenmesi hedeflenir.
Baş ağrısından kronik yorgunluğa, stres yönetiminden cilt gençleştirmeye kadar birçok alanda kullanılır. Gülben Ergen’in tercih ettiği bu yöntem, son yıllarda ünlüler arasında da oldukça popüler hale geldi.
Sağlık
Japonya’da Şişmanlamak Yasaklandı! Metabo Yasası ile Vatandaşların Bel Ölçüsü Artık Devlet Kontrolünde
Japonya’da Şişmanlamak Yasaklandı! Metabo Yasası ile Vatandaşların Bel Ölçüsü Artık Devlet Kontrolünde
Tarih: 11 Haziran 2026
Saat: 15:15

Middle-aged woman eating in the living room
Japonya, dünyada eşi benzeri olmayan bir sağlık yasasını 2008’den bu yana kararlılıkla uyguluyor. “Metabo Yasası” olarak bilinen düzenleme kapsamında, 40-74 yaş arasındaki yaklaşık 56 milyon vatandaşın bel çevresi her yıl ölçülüyor. Erkekler için 85, kadınlar için 90 santimetre olarak belirlenen sınırı aşanlar devlet destekli diyet ve egzersiz programlarına yönlendirilirken, asıl büyük yaptırım iş dünyasına kesiliyor.
Bir ülkede bel ölçünüzün devlet tarafından düzenli olarak takip edildiğini hayal edin. Kulağa distopik bir film senaryosu gibi gelse de, Japonya’da bu senaryo 2008 yılından bu yana “Metabo Yasası” (Metabolic Syndrome Countermeasures Act) ile hayata geçirilmiş durumda.

Asian woman checking diet results
Dünyanın en uzun ömürlü ve en düşük obezite oranına sahip toplumlarından biri olan Japonya, bu yasayla obeziteyle mücadeleyi kişisel bir tercih olmaktan çıkarıp katı bir devlet politikası haline getirdi. Peki bu ilginç yasa tam olarak nasıl işliyor ve amaçladığı hedeflere ulaşabiliyor mu? İşte tüm detaylarıyla “Metabo Yasası”.
Mezurayla Gelen Yasal Zorunluluk: Her Yıl Düzenli Ölçüm Şart
Metabo Yasası’nın en dikkat çekici yanı, belirli bir yaş grubunu doğrudan hedef alması. Ülke genelinde 40 ile 74 yaş arasındaki tüm vatandaşların bel çevresinin her yıl düzenli şekilde ölçülmesi yasal bir zorunluluk taşıyor. Bu ölçümler, işverenler ve yerel yönetimler tarafından gerçekleştiriliyor.

Asian young woman training in the gym
Sağlık yetkililerinin belirlediği standartlar oldukça net:
· Erkekler için üst sınır: 85 santimetre
· Kadınlar için üst sınır: 90 santimetre
Bu sınırların aşıldığı tespit edildiğinde bireyler doğrudan para cezası ödemiyor. Bunun yerine, sınırı aşan vatandaşlar devlet destekli zorunlu diyet programlarına, egzersiz seanslarına ve sağlık danışmanlıklarına yönlendiriliyor. Ölçümlerde başarısız olan kişilere üç ay boyunca danışmanlık hizmeti veriliyor.
Önemli Not: Metabo Yasası’nın bireyleri doğrudan cezalandıran bir düzenleme olmadığını belirtmek gerekir. Yasa, kişilere kilo verdirmekten ziyade, metabolik sendrom riskini erken aşamada tespit ederek önlemeyi hedefliyor.

attractive japanese woman stretching in the living room
Şirketleri İflas Ettirebilecek Dev Cezalar
Sistemin asıl büyük ve acımasız yaptırımı ise iş dünyasına kesiliyor. Çalışanlarının belirli bir oranını hedeflenen kilo ve bel sınırına çekemeyen şirketler, devlete milyonlarca dolarlık cezalar ödemek zorunda kalıyor.
Örneğin, Japonya’nın en büyük bilgisayar üreticilerinden NEC, çalışanlarının bel ölçüsü hedeflerini tutturamadığı için 19 milyon dolara (yaklaşık 550 milyon TL) kadar ceza ile karşı karşıya kalabileceğini duyurmuştu. Bu cezalar o kadar caydırıcı ki, günümüzde bazı şirketler mesai saatleri içine mecburi spor molaları ekliyor.
Birçok Japon firması, çalışanlarının sağlıklı kalmasını teşvik etmek için diyet eğitim seminerleri, fitness dersleri ve grup spor aktiviteleri gibi programlar hayata geçirdi. Hatta bazı şirketler, kilo veren çalışanlarına ödüller ve seyahat imkanları sunuyor. Bu sistemin arkasındaki mantık, sağlıklı çalışanların daha az hastalık izni kullandığı, daha yüksek performans gösterdiği ve işverene bağlılıklarının daha uzun sürdüğü gerçeğine dayanıyor.

Beautiful and healthy Asian-aged woman eating healthy green salad with chicken breast in her dining room. Healthy and wellbeing lifestyle.
Peki Japonya Neden Böyle Bir Yasaya İhtiyaç Duydu?
Bu radikal uygulamanın temelinde devasa bir ekonomik ve demografik endişe yatıyor. Nüfusu hızla yaşlanan Japonya, artan sağlık harcamalarının ekonomiyi çıkmaza sürüklemesinden korkuyor.
Ülkenin yaşlı nüfus oranı %30 ile dünyanın en yüksek seviyelerinden birinde. Artan yaşlı nüfus, beraberinde diyabet, kalp hastalıkları ve hipertansiyon gibi kronik rahatsızlıkları da getiriyor. Japonya yönetimi, bu hastalıkların tedavi maliyetlerinin önlenmesinin, tedavi edilmesinden çok daha düşük olduğunu hesaplayarak harekete geçti.
Metabo Yasası ile hedeflenen, diyabet ve kalp hastalıkları gibi sorunların erkenden önlenmesi ve böylece ülkenin sağlık harcamalarının kontrol altına alınması. Yasayla 2015 yılına kadar obezite oranlarının %25 oranında azaltılması hedeflenmişti.
Yasayı Savunanlar ve Eleştirenler
Yasanın uygulanmaya başlamasının üzerinden 18 yıl geçti. Peki sonuçlar nasıl?
Savunanlar yasanın olumlu etkilerine dikkat çekiyor:
· Yaşlı nüfusta obezite oranları stabilize oldu. Yapılan araştırmalar, yaşlı Japonlar arasında obezite oranlarının sabitlendiğini gösteriyor.
· Metabolik sendrom prevalansı azaldı. Metabo Yasası, metabolik sendromun yaygınlığını azaltmayı başardı.
· Toplumsal farkındalık arttı. Vatandaşların sağlık konularında daha bilinçli hale geldiği ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını daha açık şekilde tartıştığı gözlemlendi.
· Japonya’nın kolektivist kültürü yasaya uyumu kolaylaştırdı. Araştırmalar, yasanın başarısının büyük ölçüde Japonların toplum yararını bireysel özgürlüklerin önüne koyan kolektivist yapısı sayesinde mümkün olduğunu ortaya koyuyor.
Eleştirenler ise yasanın bazı sorunlu yönlerine dikkat çekiyor:
· Aşırı müdahaleci bulunuyor. Eleştirmenler, yasanın “devletin bireyin özel hayatına müdahalesi” olduğunu savunuyor.
· Vücut utandırmayı teşvik edebilir. Bazıları, yasanın bireyleri vücut şekilleri üzerinden damgalama riski taşıdığını belirtiyor.
· Standartlar herkes için uygun olmayabilir. Yasanın herkes için aynı beden standartlarını dayatması eleştiriliyor.
Ancak ilginç olan, Japon vatandaşlarının büyük çoğunluğunun bu yasayı kişisel bir özgürlük ihlali olarak görmek yerine, toplumsal bir sağlık sorumluluğu olarak kabul etmesi.
Metabo Yasası Türkiye’de Uygulanabilir mi?
Bu sorunun kısa yanıtı: Şu an için mümkün görünmüyor.
Uzmanlar, Metabo Yasası’nın başarısının ardında yatan temel faktörlerin, Japonya’ya özgü yapısal ve kültürel özellikler olduğunu vurguluyor:
· Entegre sağlık sistemi: Japonya, ulusal kapsama sahip güçlü bir sağlık sigortası sistemine sahip.
· Kolektivist kültür: Bireylerin toplum sağlığı için kişisel alışkanlıklarını değiştirmeye daha açık olması.
· Düşük taban obezite oranı: Japonya zaten dünyanın en düşük obezite oranına sahip ülkelerinden biri.
Türkiye gibi farklı kültürel ve kurumsal yapılara sahip ülkelerin, Metabo Yasası’nı birebir uygulaması beklenmese de, ulusal tarama sistemleri kurma, düzenlemeleri güçlendirme ve kurumsal teşvikler geliştirme konularında Japonya’nın deneyimlerinden ilham alması mümkün.
Sonuç: Distopya mı, Akıllı Politika mı?
Japonya’nın Metabo Yasası, ilk bakışta insan haklarına aykırı gibi görünse de, detaylı incelendiğinde aslında önleyici sağlık hizmetleri konusunda dünyaya örnek olabilecek bir model olduğu ortaya çıkıyor. Yasa, bireyleri cezalandırmak yerine, sistemin tüm paydaşlarını (birey, işveren, yerel yönetim) sağlıklı yaşam konusunda sorumluluk almaya teşvik ediyor.
Üstelik sonuçlar da kendini göstermeye başladı: Japonya halen dünyanın en düşük obezite oranına ve en yüksek yaşam beklentisine sahip ülkelerinden biri konumunda. Metabo Yasası’nın bu tabloda payı büyük.
Önümüzdeki yıllarda, sağlık harcamalarının giderek arttığı bir dünyada, diğer ülkelerin de Japonya’nın bu “sıra dışı” deneyiminden ders çıkarması kaçınılmaz görünüyor.
Sağlık
Kongo’da Ebola Şoku: 282 Vaka, 42 Can Kaybı
Kongo’da Ebola Şoku: 282 Vaka, 42 Can Kaybı
Giriş Tarihi: 01.07 2026. 01: 45

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) Ebola salgını hızla yayılmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan son açıklamaya göre, ülkede teyit edilen Ebola virüsü vaka sayısı 282’ye yükselirken, hayatını kaybedenlerin sayısı 42 olarak kaydedildi. Yetkililer, özellikle doğu bölgelerinde durumun kritik olduğunu belirterek, halkı acil önlemler almaya çağırıyor.
Üç Eyalette Alarm
Açıklanan verilere göre virüsten en çok etkilenen bölge Ituri eyaleti oldu. Bu eyalette doğrulanmış vaka sayısı 264’e ulaştı. Komşu eyaletlerde de durum endişe verici boyutlara ulaşırken, Kuzey Kivu’da 15, Güney Kivu’da ise 3 vaka resmi olarak teyit edildi.
Bundibugyo Virüsü Nedir, Neden Daha Tehlikeli?
Mevcut salgına yol açan virüsün, daha önce görülen türlerden farklı olduğu ve “Bundibugyo” adı verilen nadir bir Ebola türü olduğu belirtiliyor. Sağlık uzmanları, bu türe karşı henüz onaylanmış bir aşı ya da özel bir tedavi yönteminin bulunmadığı uyarısında bulunuyor.
Ebola virüsü genel olarak yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ağrıları, kusma ve kanama gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Virüsün bulaşma riski oldukça yüksek. Hasta kişilerin kan, vücut sıvıları veya dokularıyla doğrudan temas etmek en önemli bulaşma yollarından biri olarak gösteriliyor.

Uluslararası Alarm Zilleri Çalıyor
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), daha önce bu salgın nedeniyle “Uluslararası Öneme Sahip Halk Sağlığı Acil Durumu” ilan etmişti. DSÖ, salgının yayılma hızı ve aşı eksikliği nedeniyle Kongo ve komşu ülkelerdeki durumun ‘son derece endişe verici’ olduğunu vurgulamıştı.
Uzmanlar, özellikle Afrika kıtasındaki nüfus hareketliliğinin ve sınır güvenliğindeki zorlukların, virüsün Uganda, Ruanda ve Güney Sudan gibi komşu ülkelere sıçrama riskini artırdığına dikkat çekiyor. Afrika CDC verilerine göre, sadece Kongo’da değil, komşu Uganda’da da vakalara rastlanmış durumda.
Salgın Kontrol Altına Alınabilecek mi?
Kongo Sağlık Bakanlığı ve uluslararası yardım kuruluşları, bölgede temaslı takibi ve izolasyon merkezlerinin kurulması çalışmalarını hızlandırmış durumda. Ancak bölgedeki lojistik zorluklar, bazı sağlık merkezlerinde koruyucu ekipman eksikliği ve halkın hastalığa karşı yeterince bilinçlendirilememesi mücadeleyi zorlaştıran en büyük faktörler arasında yer alıyor.
-
Gündem1 hafta önceKocaeli’de Acı Olay: Baba Evinde Asılı Halde Ölü Bulundu, SMA’lı Oğlunun Cihazının Fişi Çekildi
-
Magazin6 gün önceKızılcık Şerbeti’nin Işıl’ı Ece İrtem Hayatını Kaybetti!
-
Gündem1 hafta önceMuğla’da KADES İhbarına Giden Polis Memuru Şehit Oldu
-
Gündem6 gün önceŞırnak’ta 13 Yaşındaki Kız Güvercinlerle İlgilenirken Balkondan Düştü: O Anlar Kamerada
-
Teknoloji6 gün önceBeyaz Saray’ın Yapay Zeka Ambargosu Dünyada Endişe Yarattı
-
Magazin6 gün önceOyuncu Ece İrtem’in Son Görüntüleri Ortaya Çıktı!
-
Gündem6 gün önceTOKAT’TA AİLE FACİASI: GELİN, KAYINPEDERİNİ DARBEDEREK ÖLDÜRDÜ!
-
Gündem6 gün önceMeteoroloji’den Son Dakika Uyarısı: Sıcaklıklar Hızla Yükseliyor! 3 Bölgede Sağanak Alarmı
