Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Bebek Otel sahibi Muzaffer Yıldırım’ın mal varlığına el konuldu

Yayımlandı

üzerinde

Bebek Otel sahibi Muzaffer Yıldırım’ın mal varlığına el konuldu

09.02.2026 – 18:20 | Okuma süresi: 2 dk
FatihDoğanMedya — GÜNDEM

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklanan Bebek Otel’in sahibi Muzaffer Yıldırım’ın mal varlığına, “suçtan elde edildiği ve gelirlerin aklandığına” ilişkin tespitler nedeniyle el konuldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında 7 Ocak 2026 tarihinde tutuklanan Bebek Otel’in sahibi Muzaffer Yıldırım’ın mal varlığına, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla el konuldu. Kararda, Yıldırım’a ait mal varlığının soruşturma kapsamında “suçtan elde edildiğine” ve gelirlerin aklandığına dair tespitler olduğu belirtildi.

Soruşturmayı yürüten savcılık kaynakları, el koyma kararının delillerin değerlendirilmesi sonucu alındığını; söz konusu mal varlıklarının tespit ve kayda geçirilmesi işlemlerinin devam ettiğini bildirdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosyası kapsamında yürütülen işlemler sürüyor.

Bebek Otel ile ilgili hukuki süreç, mülkiyet ve imar denetimleriyle de gündeme gelmişti. Ocak 2026 başında İBB Boğaziçi İmar Müdürlüğü tespitleri doğrultusunda otelin bazı mevzuata aykırı eklentilerinin yıkımına karar verilmiş; ön cephe ve çatı katındaki tente, bar ve kış bahçesi gibi bölümler yıkılmıştı. Bu yıkım kararı ve uygulaması da geçen ay gerçekleştirilmişti.

Ne değişecek?

El koyma kararının ardından mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkileri kısıtlanacak; taşınır-taşınmazlar, banka hesapları ve tespit edilen diğer varlıklar savcılık kontrolüne alınarak soruşturma dosyasında takip edilecek. İlerleyen aşamalarda mal varlığına ilişkin iptal, iade veya tasfiye talepleriyle ilgili hukuki süreçler hâkimlik kararlarına göre şekillenecek.

Gündem

Avrupa’dan Deniz Göktaş İçin “Serbest Bırakılsın” Çağrısı

Yayımlandı

üzerinde

Avrupa’dan Deniz Göktaş İçin “Serbest Bırakılsın” Çağrısı

Tarih 5 Temmuz 2026
Saat 14:30

FatihDoğanMedya Haber Merkezi 

Avrupa’dan 118 İsimden Deniz Göktaş İçin Ortak Açıklama

“Mizah Susturulamaz” — 9 Ülkeden Sanatçılar ve Gazeteciler Tutuklanan Komedyenin Serbest Bırakılmasını İstedi

Almanya, Belçika, Hollanda, Avusturya, İsveç, Fransa, İngiltere, İrlanda ve İsviçre’de yaşayan 118 yazar, gazeteci, sanatçı, tiyatrocu, karikatürist ve müzisyen, “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisi gerekçe gösterilerek tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın derhal serbest bırakılmasını talep etti.

Ortak açıklamada, düşünce ve ifade özgürlüğü ile mizahın demokratik toplumların vazgeçilmez unsurları olduğu vurgulandı. Sanatçıların eleştirel ve mizahi ifadeleri nedeniyle cezalandırılmasının hukukun temel ilkeleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesiyle bağdaşmadığı belirtildi.

“Bir düşünceye katılmamak onu cezai yaptırımla susturmanın gerekçesi olamaz. Hukukun temel ilkeleri masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı ve ölçülülük ilkesinin her koşulda gözetilmesini gerektirir.”

Açıklamada, ifade özgürlüğünün yalnızca toplumun benimsediği düşünceleri değil; rahatsız edici, eleştirel ve mizahi ifadeleri de koruduğu vurgulanarak, hicvin demokratik toplumlarda meşru bir ifade biçimi olduğu ve cezalandırılmasının kamusal tartışma üzerinde caydırıcı etki yaratacağı kaydedildi.

İMZA VERENLER ARASINDA KİMLER VAR?

Açıklamaya aralarında Almanya’nın ilk Türk kökenli kabare sanatçısı Şinasi Dikmen, rapçi Ezhel, gazeteciler Can Dündar, Doğan Özgüden, Osman Okkan, Gürsel Köksal ile tiyatro sanatçıları Atilla Cansever, İbrahim Yarar, Şaban Ol ve Hilal Nesin, halk ozanları Âşık Şahturna, Ozan Şiar ve Ozan Emekçi, mizah yazarı Erdinç Utku, karikatüristler İsmail Doğan, Erdoğan Karayel ve Hayati Boyacıoğlu’nun da aralarında bulunduğu 118 isim imza verdi.

NE OLMUŞTU?

Tatil için yurtdışında bulunan komedyen Deniz Göktaş, 2 Temmuz Perşembe günü İstanbul’a dönüşünde İstanbul Havalimanı’nda pasaport kontrolü sırasında gözaltına alındı. Harbiye’deki “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinde kullandığı mizahi ifadeler gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “dini değerleri alenen aşağılama” suçlamalarıyla hakkında soruşturma başlatıldı.

Geceyi Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde geçiren Göktaş, 3 Temmuz Cuma günü Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi. Savcılıktaki ifade işlemlerinin ardından tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine gönderilen Göktaş, hakim tarafından tutuklanarak Tekirdağ Karatepe Cezaevi’ne gönderildi.

GÖKTAŞ İFADESİNDE NE DEDİ?

Deniz Göktaş ifadesinde kendisine yöneltilen suçlamaları kesin bir dille reddetti.

· “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla ilgili olarak: “Herhangi bir şekilde cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetim yok. Diktatör kelimesi siyasi bir nitelemedir ve sık sık kamuoyuna açık bir şekilde tartışılan konudur” dedi.
· “Dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla ilgili olarak da böyle bir kastının olmadığını söyledi.

Göktaş, bu gösteriyi yaklaşık üç yıldır Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde yaptığını ve 100 binden fazla seyircinin izlediğini, hiçbir şikayet gelmediğini belirtti.

ANADOLU’NUN MİZAH MİRASINA VURGU

Ortak açıklamada dikkat çeken bir başka nokta ise Anadolu’nun zengin mizah geleneğine yapılan vurgu oldu:

“Anadolu’nun Nasreddin Hoca, Bektaşi fıkraları, Karagöz-Hacivat geleneği ve Mevlana’nın hoşgörü anlayışıyla şekillenen güçlü mizah ve düşünce kültürüne sahiptir.”

Sanatçıların cezai yaptırım korkusu olmadan özgürce üretim yapabilmesi gerektiğinin altı çizildi.

TEPKİLER BÜYÜYOR

Deniz Göktaş’ın tutuklanmasının ardından Türkiye’de ve dünyada tepkiler büyümeye devam ediyor. İstanbul Adliyesi önünde siyasi partiler ve meslek örgütlerinin çağrılarıyla Göktaş’a destek için geniş katılımlı bir eylem düzenlendi.

Oyuncular Sendikası adına konuşan oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu, “Meslektaşımız Deniz Göktaş’ın bir an önce serbest bırakılmasını ve sürecin hukuka uygun bir şekilde yürütülmesini talep ediyoruz. Deniz Göktaş yalnız değildir” dedi.

Okumaya Devam Et

Gündem

ABD-İran müzakerelerinin yeni yeri ve tarihi belli oldu

Yayımlandı

üzerinde

ABD-İran Müzakerelerinde Yeni Adres Pakistan! Kritik Görüşmenin Tarihi Belli Oldu

FatihDoğanMedya | 05.07.2026 | 04:45

ABD ile İran arasında arabulucu ülkeler üzerinden yürütülen diplomatik temaslar hız kesmeden devam ediyor. Tarafların geçtiğimiz günlerde Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirdiği dolaylı görüşmelerin ardından, müzakerelerin yeni adresi ve tarihi netleşti. Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya kanalının iddiasına göre, bir sonraki tur görüşmeler 11 Temmuz 2026’da Pakistan’da yapılacak.

Üç Temel Başlık Masada

Edinilen bilgilere göre, Pakistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi beklenen görüşmelerde taraflar üç ana konuyu masaya yatıracak:

1. ABD yaptırımları – Tahran yönetimine yönelik uygulanan ekonomik baskıların kaldırılması veya hafifletilmesi
2. Dondurulan İran varlıkları – Milyarlarca dolarlık fonun serbest bırakılması
3. Nükleer program – İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin mutabakat arayışı

Doha’daki Temaslar “Oldukça İyi” Geçti

Hatırlanacağı üzere taraflar, geçtiğimiz çarşamba günü Katar’ın başkenti Doha’da dolaylı teknik görüşmeler gerçekleştirmişti. ABD Başkanı Donald Trump, söz konusu temasları “oldukça iyi” olarak nitelendirirken, İran tarafı dondurulmuş varlıkların bir bölümünün serbest bırakılması konusunda mutabakata varıldığını duyurmuştu.

Ayrıca İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, taraflar arasında imzalanan mutabakat zaptındaki ihlallerin bildirilmesi ve kayıt altına alınmasına yönelik resmi bir iletişim kanalı kurulması konusunda da uzlaşmaya varıldığını açıklamıştı.

Trump’tan Hamaney Açıklaması

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın anlaşmaya varmayı “çok istediğini” savunarak, ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybeden İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney için yapılan devlet töreni kapsamında Tahran yönetimine “bir hafta izin verdiğini” söyledi.

İran Heyetinin Seviyesi Netleşmedi

Kaynaklar, İran’ı temsil edecek heyetin seviyesine henüz karar verilmediğini, bu kararın ise Hamaney’in cenaze töreninin tamamlanmasının ardından netleşeceğini belirtti.

Bölgesel Dengeler ve Arabuluculuk

Söz konusu iddia, Washington ile Tahran arasında aylardır Pakistan ve Katar gibi arabulucu ülkeler üzerinden sürdürülen dolaylı diplomatik temasların devam ettiği bir dönemde gündeme geldi. Taraflar, hem bölgede yükselen gerginliği kontrol altına almayı hem de İran’ın nükleer programına ilişkin bir mutabakata varılmasını hedefliyor.

Gelişmeleri Takip Edin

ABD-İran müzakerelerine ilişkin tüm gelişmeleri FatihDoğanMedia üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Gündem

Mısır’da Tarihe Işık Tutan İki Büyük Keşif: Bizans Kenti ve 18 Antik Mezar Bulundu

Yayımlandı

üzerinde

Mısır’da Tarihe Işık Tutan İki Büyük Keşif: Bizans Kenti ve 18 Antik Mezar Bulundu

Tarih: 05.07.2026
Saat: 01:30.

FatihDoğanMedya Haber Merkezi 

Mısır’da arkeoloji dünyasını heyecanlandıran iki büyük keşif peş peşe duyuruldu. Ülkenin batı çölünde Bizans dönemine ait iyi korunmuş bir yerleşim alanı gün yüzüne çıkarılırken, Akdeniz kıyısındaki Marina el-Alamein arkeolojik alanında ise 18 antik mezar bulundu. Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı’nın resmi açıklamasına göre buluntular, hem Mısır’ın zengin tarihine ışık tutuyor hem de ülkenin turizm sektörü açısından kritik önem taşıyor.

Dakhla Vahası’nda Bizans Dönemi Yerleşimi

Mısır’ın batı çölündeki Dakhla Vahası’nda (Yeni Vadi bölgesi) yürütülen kazılarda, 4. yüzyıla tarihlenen bir Bizans yerleşimi ortaya çıkarıldı. Bölge, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne aday gösterilen geçici listede de yer alıyor.

Kazı çalışmalarında kuzey-güney doğrultusunda uzanan ana yollar ile bu yolları kesen doğu-batı yönlü sokaklar tespit edildi. Bu sokakların açık meydanlar ve kamusal alanlar oluşturduğu belirlendi. Mısır Eski Eserler Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Hisham el-Leithy, yerleşimin şehir planlaması açısından önemli izler taşıdığını vurguladı.

Bazilika, Gözetleme Kuleleri ve “Tisous’un Evi”

Kazı alanında 4. yüzyılın ortalarına tarihlenen bir bazilika kilisesi de bulundu. Kilise, yerleşimin merkezinde, ana sokaklara hâkim bir noktada yer alıyor. Arkeolojik misyonun başkanı Mahmoud Massoud, kentin dış bölgelerini korumak amacıyla inşa edildiği düşünülen iki gözetleme kulesinin kalıntılarına da ulaşıldığını açıkladı. Bölgede kalın savunma duvarlarına sahip güçlendirilmiş bir yapı ile kabul salonları ve tonozlu çatılara sahip çok sayıda ev de ortaya çıkarıldı.

Dikkat çeken buluntulardan biri ise “Tisous’un evi” olarak tanımlanan yapı oldu. Tisous’un bir kilise diyakozu olduğu ve yapının 4. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendiği belirtildi. Arkeologlar, bu evin şehirdeki bazilika inşa edilmeden önce ev kilisesi olarak kullanılmış olabileceğini değerlendiriyor.

Günlük Yaşamın İzleri: Sikkeler, Fırınlar ve Yazı Parçaları

Kazılarda ekmek fırınları, mutfaklar ve yiyecek üretiminde kullanıldığı düşünülen taş öğütme aletleri de gün yüzüne çıkarıldı. Ayrıca Bizans imparatorlarının portrelerini taşıyan iyi korunmuş bronz sikkeler, Latince yazıtlar ve Hristiyan sembolleri bulundu. Bunların arasında Roma İmparatoru II. Constantius dönemine ait altın sikkeler de yer alıyor. II. Constantius, 337-361 yılları arasında hüküm sürmüştü.

İslami, Kıpti ve Yahudi Eski Eserleri Dairesi Başkanı Diaa Zahran, bölgede yazı malzemesi olarak kullanılan yaklaşık 200 çanak çömlek parçası (“ostraka”) bulunduğunu açıkladı. Bu parçaların üzerinde ticari işlemler, yazışmalar ve günlük yaşama dair ayrıntılar yer alıyor.

Marina el-Alamein’de 18 Antik Mezar

Mısır’daki ikinci büyük keşif ise İskenderiye’nin yaklaşık 100 kilometre batısındaki Marina el-Alamein arkeolojik alanında gerçekleştirildi. Bakanlık, bölgede 18 antik mezar bulunduğunu duyurdu. Bu mezarların 11’i kayaya oyulmuş, ortalama 8 metre derinliğinde yapılar; 7’si ise yüzeyde kireç taşından inşa edilmiş mezarlar olarak tespit edildi. Yeni keşiflerle birlikte bölgede bulunan toplam mezar sayısı 48’e yükseldi.

Granit Lahit ve Sfenks Kalıntısı

Kazılarda çömlek kaplar, amforalar, kandiller, tabaklar, sunaklar ve kireç taşı havuzlar da bulundu. Kazı ekibinin başkanı Eman Abdel-Khaliq, 2,5 metre uzunluğunda granit bir lahit ortaya çıkarıldığını söyledi. Lahitte bulunan iskelet kalıntıları inceleniyor. Lahdin yakınında ise alçıdan yapılmış bir sfenks heykeline ait kalıntılar bulundu.

“Altın Dil” Geleneği

Arkeologlar, bazı ölülerin ağızlarına yerleştirilmiş 4 altın parça da buldu. Bu uygulama, dönemin cenaze inançlarıyla ilişkilendirilen “altın dil” geleneği olarak biliniyor. Eski inanışlara göre bu tür parçalar, ölen kişinin ölümden sonraki yaşamda konuşabilmesiyle bağlantılı olarak değerlendiriliyor.

Antik Leukaspis Kenti

Marina el-Alamein, Mısır’ın kuzey kıyısında, Alamein kenti yakınlarında yer alan önemli bir arkeolojik alan. 1986’da ortaya çıkarılan bölgenin, Akdeniz kıyısındaki antik Greko-Romen liman kenti Leukaspis olduğu düşünülüyor. Bakanlığa göre kent 2. yüzyılda inşa edildi ve 4. yüzyıla kadar gelişimini sürdürdü

Turizm İçin Kritik Adım

Mısır, arkeolojik keşiflerin ülkenin turizm sektörüne katkı sağlamasını hedefliyor. Turizm, Süveyş Kanalı ile birlikte döviz sıkıntısı yaşayan Mısır ekonomisinin en önemli gelir kaynakları arasında yer alıyor. Mısır turizmi, 2011’deki halk ayaklanmasının ardından yaşanan siyasi çalkantılar, güvenlik sorunları ve koronavirüs salgını nedeniyle uzun süre baskı altında kalmıştı. Ancak resmi verilere göre geçen yıl Mısır’ı 19 milyon turist ziyaret etti. Bu sayı 2024’e göre yüzde 21 artışa işaret etti. 2026’nın ilk dört ayında ise ülkeye 6,1 milyon turist geldi; geçen yılın aynı döneminde bu sayı 5,7 milyondu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar