Son Dakika
Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde İşçilerin Grev Eylemi: Zam Talebi ve İnsanlık Dışı Çalışma Koşulları
Açıklama:
Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde, maaş zamlarının gecikmesi ve zorlu çalışma koşulları nedeniyle işçilerin başlattığı grev eylemiyle ilgili detaylı analiz. İşçilerin talepleri, yönetim açıklamaları ve geleceğe yönelik beklentiler makalemizde.
Giriş
Mersin’de yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali, hem Türkiye hem de Rusya’nın ortak projesi olarak dikkat çekerken, santralin şantiye alanında çalışan işçiler, zam taleplerinin karşılanmaması ve geç ödeme sorunları nedeniyle eyleme geçti. İşçilerin neredeyse tamamı, yılın üçüncü ayının geride kalmasına rağmen maaşlarına zam yapılmaması üzerine, iş bırakma eylemi başlattı. Bu durum, işçi hakları ve çalışma koşulları konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Akkuyu Nükleer Güç Santrali: Proje ve Arka Plan
Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamada stratejik öneme sahip bir proje olarak öne çıkıyor. Hem yerel hem de uluslararası yatırımcıların ilgisini çeken bu projede, santral inşaatı İçtaş şirketi tarafından yürütülüyor. Proje kapsamında, binlerce işçinin görev aldığı santral, ülkenin enerji stratejisinde önemli bir yer tutarken, işçi hakları ve çalışma koşulları gibi konular da gündeme gelmiş durumda.
Grev Eyleminin Nedenleri
Maaş Ödemelerindeki Gecikme ve Zam Talebi
İşçilerin başlattığı eylemin en temel nedeni, uzun süredir maaşlarına yapılması beklenen zamların gecikmesidir. İşçilere, geçerli çalışma dönemine rağmen zamlı maaşların henüz yatırılmaması, ekonomik zorlukların yanı sıra motivasyon eksikliğine de neden oluyor. İşçilerin açıklamalarında, “Zam yapılana kadar işe başlayamayacağız” ifadeleri sıkça yer alıyor.
Kötü Çalışma Koşulları
Grev eyleminin bir diğer önemli nedeni ise şantiye alanındaki insanlık dışı çalışma koşullarıdır. İşçiler, çalışma ortamının hijyen ve güvenlik standartlarından uzak olduğunu, hatta yemeklerdeki hijyen sorunlarına kadar varan problemlerin yaşandığını iddia ediyor. Bu sorunlar arasında, yemeklerde yabancı cisimlerin bulunması gibi ciddi sağlık riskleri de yer alıyor.
İşçilerin Talepleri ve İddialar
Ücret Ödemelerinin Düzeltilmesi
İşçilerin en önemli taleplerinden biri, ödenmeyen maaş ve zam farklarının derhal yatırılmasıdır. İşçiler, uzun süredir ödenmeyen maaşları ve zamlı ücretleri almadan çalışmaya devam etmeyeceklerini belirterek, haklarının korunmasını istiyor.
Çalışma Ortamının İyileştirilmesi
İşçilerin bir diğer talebi ise çalışma ortamının iyileştirilmesidir. Özellikle hijyen ve iş güvenliği konularında yaşanan eksiklikler, işçilerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Çalışanlar, barınma, yemek ve iş güvenliği önlemlerinin artırılmasını, daha insancıl bir çalışma koşulunun sağlanmasını talep ediyor.
İş Güvencesi ve Hakların Korunması
Ayrıca, işten çıkarılmaların ve eksik ödemelerin önüne geçilmesi için işçi haklarına yönelik yasal güvencelerin artırılması, sendikal faaliyetlerin desteklenmesi gibi talepler de gündemde. İşçiler, “Köle gibi çalışmıyoruz; haklarımızı aramaya devam edeceğiz” diyerek seslerini yükseltiyor.
Yönetimin Açıklamaları ve Müdahale
Santral inşaatını yürüten İçtaş yönetimi, işçilerin eylemine ilişkin açıklamalar yapmış ve maaş ödemelerinin belirli bir saate kadar yatırılacağına dair söz vermiş olsa da, işçiler bu açıklamaları yeterli bulmuyor. Yönetimin müdahalesi, işçilerin eylemini durdurmada yetersiz kalırken, sahaya jandarma ekiplerinin gönderilmesi gibi adımlar, gerginliği daha da artırmış durumda.
Çalışma Koşulları ve İddiaların Detayları
Hijyen Problemleri ve Sağlık Endişeleri
Şantiye alanında, işçilerin yemeklerinde karşılaştıkları hijyen problemleri, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, yemeklerden yabancı cisimlerin çıktığına dair iddialar yer alıyor. Bu durum, işçilerin sağlığını tehdit eden ciddi bir problem olarak değerlendirilirken, proje yönetiminin bu hususta hızlıca önlem alması bekleniyor.
Çalışma Alanındaki Diğer Sorunlar
İşçiler, yalnızca hijyen sorunlarıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda çalışma saatlerinin aşırı olması, yetersiz barınma koşulları ve iş güvenliği eksiklikleri gibi pek çok sorunu da gündeme taşıyor. “Burası şantiye değil, Nazi kampı gibi” ifadeleriyle çalışma koşullarının ne denli zorlu olduğuna dikkat çeken işçiler, bu durumun ancak hak ettikleri iyileştirmelerle çözülebileceğini belirtiyor.
İşçi Hakları ve Geleceğe Yönelik Beklentiler
Yasal Düzenlemelerin Önemi
Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ndeki işçi eylemi, sadece santral projesine değil, genel olarak işçi haklarına yönelik farkındalığı artıran bir örnek teşkil ediyor. İşçiler, hak ettikleri ücret ve çalışma koşullarına kavuşabilmek için yasal düzenlemelerin güçlendirilmesini, sendikal faaliyetlerin desteklenmesini ve işçi güvenliğinin önceliklendirilmesini talep ediyor.
Sendikaların ve Toplumun Rolü
Bu tür eylemler, toplumsal dayanışma ve sendikal mücadelenin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. İşçilerin örgütlü bir şekilde taleplerini dile getirmesi, sadece projede değil, ülke genelinde işçi haklarının korunması adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Hem sendikaların hem de kamuoyunun bu konuda daha fazla bilinçlenmesi, gelecekte benzer sorunların yaşanmaması için kritik bir rol oynayacak.
Sonuç
Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde yaşanan bu gelişme, sadece projenin inşaat sürecine değil, aynı zamanda işçi hakları, çalışma koşulları ve ekonomik adalet konularına dair geniş çaplı tartışmaları da beraberinde getiriyor. Maaş ödemelerinin aksaması ve insanlık dışı çalışma koşulları, işçilerin dayanışma içerisinde haklarını aramaya devam etmesinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Proje yöneticilerinden ve ilgili kurumlardan gelecek resmi açıklamalar, bu sürecin gelecekte nasıl şekilleneceği konusunda belirleyici olacak.
Bu gelişmeler ışığında, işçi haklarına yönelik yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi ve çalışma ortamlarının iyileştirilmesi, hem Akkuyu projesi hem de Türkiye genelindeki iş hayatı için kritik öneme sahip görünüyor.
Son Dakika
Adana’da 40 Can Alan Firari Müteahhit Abdullah Aybaba Pattaya’da Kıskıvrak Yakalandı
Adana’da 40 Can Alan Firari Müteahhit Abdullah Aybaba Pattaya’da Kıskıvrak Yakalandı
Yayın Tarihi 23 Nisan 2026
Saat 22:30

Adana’da 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 40 kişiye mezar olan Sami Bey Apartmanı’nın firari müteahhidi Abdullah Aybaba, yıllar süren kaçak yaşamının ardından Tayland’ın Pattaya kentinde Interpol’ün düzenlediği operasyonla gözaltına alındı.
FATİH DOĞAN / FATİHDOĞANMEDYA – Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin Adana’daki en ağır yıkım hikâyelerinden biri olan Sami Bey Apartmanı’nın müteahhidi Abdullah Aybaba, hakkındaki kırmızı bülten kararına rağmen kayıplara karışmıştı. 76 yaşındaki Aybaba, polisin 3 yılı aşkın süredir devam eden titiz takibi sonucu 23 Nisan 2026 tarihinde Tayland’ın turizm merkezi Pattaya’da kaldığı otel odasında yakalandı.
Kırmızı Bültenle Aranıyordu
Abdullah Aybaba, depremin hemen ardından yurt dışına kaçmıştı. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, binanın yapımında standartlara aykırı malzemeler kullandığı ve kolon kesme iddialarıyla gündeme gelen müteahhit hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Aybaba’nın adı, bu süreçte Interpol tarafından uluslararası seviyede arananlar listesine (kırmızı bülten) eklenmişti.
Pattaya’da Operasyon Anı
Tayland Göçmenlik Bürosu yetkililerinden alınan bilgilere göre, Aybaba’nın bir süredir Pattaya’da ikamet ettiği ve turistik vizeyle ülkede bulunduğu tespit edildi. İhbar üzerine harekete geçen Tayland polisi, 76 yaşındaki firariyi Chon Buri eyaletine bağlı Pattaya’da kaldığı adrese düzenlenen baskınla yakaladı. Aybaba’nın vizesinin iptal edildiği ve Türkiye’ye iadesi için hukuki sürecin başlatıldığı bildirildi.
Nasıl Bir Yıkım Yaşanmıştı?
Adana’nın Çukurova ilçesi Güzelyalı Mahallesi’nde bulunan ve depreme dayanıklı olduğu iddia edilen 16 katlı Sami Bey Apartmanı, 7.7 büyüklüğündeki ilk sarsıntıda adeta kâğıt gibi katlanarak yerle bir oldu. Bu yıkımda 40 vatandaşımız hayatını kaybetti, 2 kişi ise yaralandı. Apartmanda 12 yakınını yitiren Seda Fidancan, o günleri şu sözlerle anlatmıştı: “Binanın raylı sistem ve depreme dayanıklı olduğunu söyleyince satın aldık. Bina ilk sarsıntıda yıkıldı.”
Olayın ardından başlatılan hukuki süreçte yalnızca Abdullah Aybaba değil, kızı Eda Aybaba Çelik ve dönemin belediye görevlileri de “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan yargılanıyor. Kızı Eda Aybaba Çelik’in ise hâlen firari olduğu ve İngiltere’de yaşadığı biliniyor.
Son Dakika
SON DAKİKA | MSB: Ağır Nakliye Helikopterimiz Kaza Kırıma Uğradı! “Personelimizde Herhangi Bir Olumsuz Durum Yoktur”
SON DAKİKA | MSB: Ağır Nakliye Helikopterimiz Kaza Kırıma Uğradı! “Personelimizde Herhangi Bir Olumsuz Durum Yoktur”
21 Nisan 2026, 23:45

Milli Savunma Bakanlığı, Ankara Temelli’de eğitim uçuşu yapan CH-47 Chinook tipi ağır nakliye helikopterinin kaza kırıma uğradığını duyurdu. Yapılan açıklamada personelin durumunun iyi olduğu bildirildi.
ANKARA – Milli Savunma Bakanlığı (MSB), başkent Ankara’nın Temelli bölgesinde Kara Havacılık Komutanlığı’na ait bir CH-47 Ağır Nakliye Helikopteri’nin eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğradığını açıkladı. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı vurgulandı.
MSB’den Peş Peşe Açıklama
MSB’nin resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Kara Havacılık Komutanlığımıza ait bir CH-47 Ağır Nakliye Helikopterimiz, eğitim uçuşu icra ettiği Ankara/Temelli bölgesinde henüz bilinmeyen bir nedenle kaza kırıma uğramıştır. Personelimizde herhangi bir olumsuz durum yoktur. Kaza kırım nedeni yapılacak detaylı inceleme sonucunda belirlenecektir.”
Açıklamada, olayın hemen ardından bölgeye intikal eden teknik ekiplerin incelemelerine başladığı, kazanın kesin nedeninin yapılacak detaylı araştırmalar sonucunda kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.
Olay Yerinde Güvenlik Önlemleri Artırıldı
Edinilen bilgilere göre, kaza kırımın meydana geldiği Ankara’nın Temelli bölgesinde geniş çaplı güvenlik önlemleri alındı. Kaza Kırım Timi’nin olay yerinde incelemelerini sürdürdüğü, helikopter enkazı üzerinde teknik personelin çalışmalarına devam ettiği öğrenildi. İlk belirlemelere göre, kazanın iniş esnasında meydana geldiği ve helikopterin sert iniş yaptığı bildiriliyor.
CH-47 Chinook: TSK’nın “Uçan Kalesi”
Kaza kırıma uğrayan CH-47 Chinook, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki en önemli ağır nakliye helikopterlerinden biri olarak biliniyor. “Uçan Kale” olarak da adlandırılan bu helikopterler, 10 tonun üzerinde yük taşıma kapasitesine sahip bulunuyor.
Boeing firması tarafından üretilen CH-47F Chinook’lar, tam teçhizatlı 33 ila 55 asker taşıyabiliyor. Saatte 302 kilometre hıza ulaşabilen helikopterler, kendi yakıt depolarıyla 2 saat 15 dakika havada kalabiliyor. TSK envanterinde 2016 yılından itibaren yer alan Chinook’lar, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın ağır nakliye ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılıyor.
Helikopterler, askeri birliklerin yanı sıra topçu ünitesi, mühimmat ve zırhlı araçların taşınmasında da kritik rol üstleniyor. Gerektiğinde mobil ileri mühimmat veya yakıt ikmal noktası olarak da hizmet verebilen Chinook’lar, her türlü hava koşulunda görev yapabilme kabiliyetiyle öne çıkıyor.
Gözler Soruşturmada
Kazanın kesin nedeninin belirlenmesi için başlatılan idari ve teknik soruşturmanın önümüzdeki günlerde tamamlanması bekleniyor. Uzmanlar, kaza kırım olaylarında teknik arıza, pilotaj hatası ve çevresel faktörler başta olmak üzere çok yönlü bir inceleme yapılacağını belirtiyor.
MSB yetkilileri, gelişmelerle ilgili kamuoyunun düzenli olarak bilgilendirileceğini duyurdu.
Son Dakika
SON DAKİKA | MEB: Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur Görevden Alındı! Yerine Turan Akpınar Atandı
SON DAKİKA | MEB: Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur Görevden Alındı! Yerine Turan Akpınar Atandı
Tarih: 19 Nisan 2026, Pazar | Saat: 19:45

Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 15 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen ve 1’i öğretmen 9 kişinin hayatını kaybettiği menfur silahlı saldırının ardından Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) harekete geçti. Bakanlık, yürütülen idari soruşturma kapsamında Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur’u görevden aldı. Boşalan koltuğa ise Bakan Başdanışmanı ve eski Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar’ın atandığı öğrenildi.
MEB’den Resmi Açıklama Geldi
Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, 15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesine bağlı Haydarbey Mahallesi’ndeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan silahlı saldırıya ilişkin sürecin Bakanlık tarafından yakından takip edildiği belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Olayın tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla Bakanlığımız Teftiş Kurulu Başkanlığı başmüfettişlerince yürütülen inceleme ve soruşturma, çok yönlü olarak devam etmektedir. Menfur olayı müteakiben başlatılan idari süreçler kapsamında soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini teminen Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur görevden alınmıştır.”
Bakanlık, konunun tüm yönleriyle titizlik ve hassasiyetle ele alındığını vurgulayarak, sürece yönelik gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağını da duyurdu.
Ne Olmuştu?
Olay, 15 Nisan 2026 Çarşamba günü Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Haydarbey Mahallesi’nde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana geldi. 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli (14), emniyet müdürü olan babası Uğur Mersinli’ye ait 5 silah ve 7 şarjörü alarak eğitim gördüğü okula geldi. Sınıflara tek tek giren saldırgan, 8 öğrenci ve 1 öğretmen olmak üzere toplam 9 kişiyi katletti.
Saldırının ardından saldırganın babası Uğur Mersinli gözaltına alınarak tutuklandı. Kent genelinde eğitim-öğretime 2 gün ara verilirken, Ayser Çalık Ortaokulu’nda eğitim faaliyetleri durduruldu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakan yardımcıları ve genel müdürlerin katılımıyla acil bir toplantı gerçekleştirdi.
Görevden Almanın Perde Arkası: Skandal Yazışmalar Ortaya Çıktı
MEB’in resmi açıklamasında görevden alma gerekçesi “soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi” olarak gösterilse de, perde arkasında çok daha farklı gelişmeler yaşandığı ortaya çıktı.
Halk TV’nin ulaştığı özel bilgilere göre; görevden alınan İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur’un, kadın öğretmenlere yönelik skandal yazışmalar gerçekleştirdiği belirlendi. Söz konusu yazışmalarda Baydur’un, görüşme talebini “Uygun olmaz” diyerek reddeden bir kadın eğitimciye ısrarlı bir şekilde taciz mesajları gönderdiği görüldü. Bu gelişme, görevden alma kararının arkasında yalnızca okul saldırısı soruşturmasının değil, aynı zamanda etik ihlallerin de bulunduğu yorumlarına neden oldu.
Yeni İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar Oldu
Erhan Baydur’un görevden alınmasının ardından boşalan Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürlüğü koltuğuna kimin oturacağı merak konusuydu. MEB kulislerinden sızan bilgilere göre, Bakan Yusuf Tekin’in talimatıyla bu kritik göreve Turan Akpınar atandı.
Turan Akpınar kimdir?
Aslen Kastamonu Devrekanili olan Turan Akpınar, eğitim hayatına Gazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi’nde aldığı eğitimlerle başladı. Meslek yaşamına 1990 yılında Bingöl’de sınıf öğretmeni olarak adım atan Akpınar; İstanbul Beykoz’da okul müdürlüğü ve şube müdürlüğü, ardından Zonguldak Ereğli, Sivas, Adana ve Ankara gibi stratejik illerde İl Milli Eğitim Müdürü olarak görev yaptı. 14 Ağustos 2018 tarihinden itibaren Ankara İl Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapan Akpınar, son olarak Bakan Başdanışmanlığı görevini yürütüyordu. Eğitim bürokrasisinin en deneyimli isimlerinden biri olarak gösterilen Akpınar’ın, Kahramanmaraş’taki yaraları sarmak için hızla göreve başlaması bekleniyor.
FatihDoğanMedya Değerlendirmesi
Kahramanmaraş’ta yaşanan bu vahim olay, eğitim sistemimizin güvenlik açıklarını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın hızlı bir refleksle idari soruşturma başlatması ve İl Milli Eğitim Müdürü’nü görevden alması, sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi adına önemli bir adımdır. Ancak Baydur hakkında ortaya çıkan skandal yazışmalar, atama süreçlerinde liyakat ve etik değerlerin ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.
Yeni İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar’ın deneyimli bir bürokrat olması, kentteki eğitim camiası için umut vericidir. Önümüzdeki günlerde Bakanlık müfettişlerinin hazırlayacağı rapor, hem okul güvenliği hem de idari sorumluluklar açısından belirleyici olacaktır. Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.
-
Gündem3 gün önceBursa’da Depoya Silahlı Baskın: Genç Avukat Hayatını Kaybetti, Kardeşi Yaralı
-
Gündem7 gün önce14 Yaşındaki Kızın Feryadı: “Beni ve Ablamı Taciz Ediyordu” Dedi, ‘Cin Ali’ Lakaplı Babasını Öldürdü
-
Gündem2 gün önceŞanlıurfa’da Yürek Burkan Kaza: Kızını Uğurlamaya Giden Anne ve Komşuları Hayatını Kaybetti
-
Gündem3 gün önceÇankırı’da Kardeş Kavgası Kanlı Bitti! Eşi 4. Çocuğuna Hamileydi
-
Gündem6 gün önce -
Gündem1 hafta önceKahramanmaraş’taki Vahşette Yürek Yakan Detay: Hayatını Kaybeden 6 Kişi Aynı Sınıftan
-
Gündem6 gün önce26 Yıldır Kayıp Sinem’in Babası: “Dosyanın Yeniden Açılması Bizim İçin Yeni Bir Umut”
-
Gündem6 gün önceBolu Gerede’de 2 Aylık Bebeğini Öldüren Anne Yakalandı
