Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

ABD’de Kennedy Suikastı: 80 Bin Sayfalık Belgeler Sansürsüz Yayınlanıyor

Yayımlandı

üzerinde

ABD Başkanı Donald Trump’ın, eski Başkan John F. Kennedy’nin 22 Kasım 1963’te Dallas, Texas’ta gerçekleşen suikastına ilişkin gizli belgelerin sansürsüz olarak halka açılacağına dair açıklaması, uzun yıllardır devam eden komplo teorilerine yeni bir boyut kazandırıyor. On yıllardır beklenen belgeler, yaklaşık 80 bin sayfadan oluşuyor ve Kennedy suikastı ile ilgili soruşturma dosyalarına, CIA, FBI ve diğer istihbarat kurumlarının raporlarına ışık tutuyor.

Kennedy Suikastının Tarihçesi ve Resmi Raporlar

John F. Kennedy’nin suikastı, 22 Kasım 1963’te Dallas sokaklarında meydana geldi. Resmi soruşturma, Lee Harvey Oswald’ın tek başına hareket ettiğini ortaya koysa da, olayın etrafını saran sayısız komplo teorisi yıllar boyunca gündemde kalmıştır. Warren Komisyonu’nun 1964 raporu, Oswald’ın tek başına sorumlu olduğunu belirtse de, belge eksiklikleri ve sansürlenmiş bilgiler nedeniyle araştırmacılar olayın tam yüzünü görememiştir.

Yeni Yayınlanan Belgelerin İçeriği

Trump yönetiminin imzaladığı kararnameyle, Kennedy suikastına ilişkin belgeler, sansürsüz ve eksiksiz olarak kamuoyuna sunulacak. Bu belgeler:

  • 80 bin sayfalık dosya: Kennedy suikastıyla ilgili tüm kayıtları, istihbarat raporlarını ve dosyaları kapsamaktadır.
  • FBI’nın yeni bulguları: Yakın zamanda FBI, suikastla bağlantılı 2.400 yeni kaydı keşfetti. Bu dosyalar, Kennedy dosyalarının aydınlatılmasına katkı sağlayacak nitelikte olabilir.
  • Sansürlenmiş bilgiler: Bazı belgeler, ulusal güvenlik gerekçesiyle redakte edilmiş olsa da, Trump’ın açıklamaları doğrultusunda sansürsüz haliyle kamuoyuna sunulması hedeflenmektedir.

Bu belgelerin tam içeriği, suikastın soruşturulması ve komplo teorilerinin tartışılması açısından tarihçiler ve araştırmacılar tarafından titizlikle incelenecektir.

Yayınlanmanın Önemi ve Beklentiler

Belgelerin sansürsüz yayınlanması, yalnızca tarihi bir döneme ışık tutmakla kalmayıp, aynı zamanda kamuoyunun bilgi alma hakkını destekleyen bir adım olarak değerlendiriliyor. Uzun yıllar boyunca belirsizlik ve tartışmalara neden olan suikast, bu belgeler sayesinde daha net bir şekilde anlaşılabilir; böylece:

  • Komplo teorilerinin çürütülmesi veya güçlenmesi: Açıklanacak belgeler, olayın aydınlatılması yönünde yeni veriler sunarak komplo teorilerinin yeniden değerlendirilmesine yol açabilir.
  • Tarihsel şeffaflık: ABD hükümetinin geçmişe yönelik belge yayınlama çabası, kamuoyuna tam ve eksiksiz bilgi sunma yönündeki kararlılığını göstermektedir.
  • Araştırmaların desteklenmesi: Tarihçiler, akademisyenler ve araştırmacılar, bu belgeleri kullanarak Kennedy suikastının tüm boyutlarını yeniden gözden geçirecek ve olayın gerçek yüzünü ortaya koymaya çalışacaktır.

Bu adım, hem Amerikan tarihinin önemli bir dönemine ışık tutacak hem de ulusal güvenlik ile tarihsel gerçekler arasındaki dengeyi yeniden tartışmaya açacaktır.

Sonuç

ABD’de Kennedy suikastı belgesinin sansürsüz olarak yayınlanması, hem olayın tarihsel gerçekliğinin netleştirilmesi hem de kamuoyunun bilgi alma hakkının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Trump yönetiminin bu adımı, uzun yıllar boyunca tartışılan ve komplo teorilerine zemin hazırlayan olayın, daha geniş bir perspektiften değerlendirilmesine olanak tanıyacak; belge analistleri ve tarihçiler, bu belgeler sayesinde Kennedy suikastının tüm detaylarını yeniden ele alabileceklerdir.

BELGE’NİN ANA HATLARI ÖZET OLARAK, TÜRKÇE ÇEVRİLMİŞTİR

Oswald ile İlgili Detaylar

Belgede, Kennedy suikastının perde arkasında rolü olan Lee Harvey Oswald’a dair şu önemli noktalara yer veriliyor:

  • İstihbarat İzleme ve İletişimler:
    Oswald’ın, Kennedy suikastından birkaç hafta önce Meksiko Şehri ziyareti sırasında Sovyet ve Küba büyükelçilikleriyle gerçekleştirdiği görüşmelere dair ayrıntılar yer alıyor. Belgelerde, Oswald’ın bu büyükelçiliklerle olan yazışmaları, görüşmeleri ve belki de bir KGB ajanıyla temasının izlerine rastlanabileceği belirtiliyor.

  • Defak ve Dönüş Süreci:
    Oswald, daha önce Sovyetler Birliği’ne iltica etmiş, ancak sonrasında Teksas’a geri dönmüş bir figür olarak öne çıkıyor. Bu süreç, onun hem ABD hem de uluslararası istihbarat servisleri tarafından yakından izlenmesine neden olmuş.

  • Yeni Keşfedilen Kayıtlar:
    FBI’ın yakın zamanda keşfettiği 2.400 yeni kayıt arasında, Oswald’ın faaliyetlerine ve istihbarat servislerinin onun üzerindeki gözlemlerine dair verilerin bulunması muhtemeldir. Bu bilgiler, suikast öncesi Oswald’ın davranışlarının, Sovyet ve Küba temsilcileriyle olan ilişkilerinin ve olası istihbarat raporlarının daha derinlemesine incelenmesine olanak tanıyacak.

  • İstihbaratın Rolü ve Soruşturma Açıklıkları:
    Belgeler, CIA ve FBI’ın suikast döneminde Oswald’ı nasıl değerlendirdiğini ve hangi uyarı sinyallerini tespit ettiklerini gözler önüne seriyor. Özellikle, Oswald’ın istihbarat servisleri tarafından potansiyel bir tehdit olarak algılandığı ve bu nedenle detaylı bir şekilde takip edildiği, belgenin önemli vurgularından biridir.


Özet

Oswald bölümünde yer alan belgeler, Kennedy suikastıyla bağlantılı olarak Oswald’ın Meksiko Şehri ziyareti sırasında Sovyet ve Küba büyükelçilikleriyle kurduğu temasların, iletişimlerin ve yazışmaların detaylarını içeriyor. Oswald’ın daha önce Sovyetler Birliği’ne iltica edip Teksas’a dönmesi, onun ABD istihbarat servisleri tarafından yakından izlenmesine sebep olmuş; yeni keşfedilen kayıtların bu izleme faaliyetlerine ve uyarı sinyallerine dair ek bilgiler sunması bekleniyor. Bu veriler, suikastın soruşturulmasında Oswald’ın rolünün ve olayın perde arkasındaki istihbarat faaliyetlerinin daha net anlaşılmasına katkı sağlayacak.

FBI’ın Yeni Kayıtlarıyla İlgili Detaylar

  • Yeni Keşfedilen 2.400 Kayıt:
    FBI, Kennedy suikastına ilişkin belgeler arasında, yakın zamanda 2.400 yeni kaydı keşfettiğini açıkladı. Bu kayıtlar, Kennedy suikastıyla ilgili tüm belgeler arasında henüz kamuoyuna sunulmamış olan bir bölümü temsil ediyor.

  • Ulusal Arşivlere Aktarım Süreci:
    Keşfedilen bu belgeler, ABD Ulusal Arşivleri ve Kayıtlar İdaresi (NARA)’ne aktarılmak üzere hazırlık aşamasında. Bu işlem, kayıtların deşifre edilerek sansürsüz ve eksiksiz bir biçimde kamuoyuna sunulmasını sağlayacak.

  • Kayıtların İçeriği ve Önemi:
    Yeni kayıtların, Kennedy suikastı öncesi ve sırasında Oswald’ın faaliyetleri, istihbarat servislerinin onu izleme faaliyetleri ve ilgili raporları içerdiği belirtiliyor. Bu bilgiler, olayın soruşturulması sürecine ek detaylar sunarak, suikastla ilgili komplo teorilerinin aydınlatılmasına yardımcı olabilir.

  • Teknolojik Gelişmeler ve Kayıt Envanteri:
    FBI, 2020’de açtığı Merkezi Kayıt Kompleksi ve teknolojik gelişmeler sayesinde, milyonlarca sayfa içeren eski kayıtlar arasında daha önce gözden kaçan veya dijital envantere eklenmemiş dosyaları kısa sürede tespit edebildi. Bu adım, suikastla ilgili belgelerin daha kapsamlı bir şekilde incelenmesine olanak tanıyor.

  • Şeffaflık Adımı Olarak Değerlendirme:
    Mary Ferrell Vakfı’nın başkan yardımcısı Jefferson Morley, FBI’ın bu adımını “şeffaflık konusunda ciddi olduklarının” göstergesi olarak değerlendiriyor. Morley, bu keşfin diğer federal kurumların da benzer şekilde ilerleyebileceğine işaret ettiğini belirtiyor.


Özet

FBI, Kennedy suikastıyla ilgili belgeler arasında 2.400 yeni kayıt keşfettiğini duyurdu. Bu kayıtlar, özellikle suikast öncesi ve sırasında Oswald’ın faaliyetlerine, istihbarat servislerinin onu izleme çabalarına ve ilgili raporların detaylarına ışık tutuyor. Keşfedilen kayıtlar, ABD Ulusal Arşivleri ve Kayıtlar İdaresi’ne aktarılacak; böylece deşifre edilip sansürsüz olarak kamuoyuna sunulmaları hedefleniyor. FBI’ın bu adımı, teknolojik gelişmeler sayesinde eski belgeler arasında gözden kaçmış verilerin bulunması ve şeffaflık açısından önemli bir ilerleme olarak görülüyor.

1. Oswald’a Dair Detaylar

  • İletişim ve Görüşmeler:
    Belgenin önemli bir kısmı, Lee Harvey Oswald’ın Kennedy suikastından önce Meksiko Şehri’ndeki Sovyet ve Küba büyükelçilikleriyle kurduğu temasları içeriyor. Bu bölümde, Oswald’ın bu büyükelçiliklerle yaptığı yazışmalar, görüşmeler ve olası bir KGB ajanıyla olan temasları yer alıyor.

  • Defak ve Geri Dönüş Süreci:
    Oswald’ın daha önce Sovyetler Birliği’ne iltica ettiği ve sonrasında Teksas’a geri dönerek suikast planına dahil olduğu anlatılıyor. Bu durum, onun ABD istihbarat servisleri tarafından yakından izlenmesine yol açmış; belgelerde bu izlemenin ayrıntılarına da değiniliyor.

  • İstihbarat Raporları ve Uyarılar:
    Oswald’ın hareketlerine dair istihbarat servislerinin uyarı sinyallerini nasıl algıladığı, raporların detayları ve analizler yer alıyor. Bu veriler, Oswald’ın potansiyel bir tehdit olarak nasıl değerlendirildiğini ortaya koyuyor.


2. FBI’ın Yeni Kayıtlarıyla İlgili Detaylar

  • Yeni Keşifler:
    FBI, Kennedy suikastı belgeleri arasında yakın zamanda 2.400 yeni kayıt keşfettiğini duyurdu. Bu kayıtlar, suikast öncesi ve sırasında Oswald’ın faaliyetlerine ilişkin ek bilgiler sunuyor.

  • Kayıtların Deşifre Edilme Süreci:
    Keşfedilen belgeler, ABD Ulusal Arşivleri ve Kayıtlar İdaresi’ne aktarılmak üzere hazırlanıyor. Bu sayede, deşifre edilip sansürsüz olarak kamuoyuna sunulmaları hedefleniyor.

  • Teknolojik Gelişmelerin Rolü:
    FBI, 2020’de başlattığı merkezi kayıt envanteri sayesinde, eski ve dijital ortama aktarılmamış dosyalar arasında bu yeni kayıtları kısa sürede tespit edebildi. Bu gelişme, uzun süre gözden kaçan belgelerin gün yüzüne çıkarılmasını sağladı.

  • Şeffaflık ve Araştırma Katkısı:
    Yeni kayıtlar, suikastla ilgili mevcut istihbarat raporlarını, uyarı sinyallerini ve olay öncesi dönemdeki istihbarat faaliyetlerini detaylandırarak, hem resmi soruşturmanın eksik kalan noktalarını aydınlatmayı hem de uzun süredir tartışılan komplo teorilerine yeni veriler sunmayı amaçlıyor.


Genel Değerlendirme

Belge, Kennedy suikastı soruşturmasının perde arkasını aydınlatmayı hedefliyor. Oswald’ın uluslararası temasları, istihbarat servislerinin onun üzerindeki yoğun izlemesi ve FBI’ın yeni keşfettiği kayıtlar, olayın tarihsel gerçeklerini daha detaylı ve sansürsüz bir biçimde ortaya koymayı amaçlıyor. Bu veriler, hem resmi soruşturmanın eksik kalan yönlerini tamamlamaya hem de yıllardır tartışılan komplo teorilerinin yeniden değerlendirilmesine katkıda bulunabili

ABD Ulusal Arşivleri ve Kayıtlar İdaresi (NARA): Kennedy suikastına ilişkin belgelerin büyük kısmı resmi olarak bu sitede yayınlanmış durumda.
https://www.archives.gov/jfk

Gündem

İran’dan Müzakere Öncesi Yürek Burkan Mesaj: Uçak Koltuklarına Ölen Çocukların Fotoğraflarını Yerleştirdiler

Yayımlandı

üzerinde

İran’dan Müzakere Öncesi Yürek Burkan Mesaj: Uçak Koltuklarına Ölen Çocukların Fotoğraflarını Yerleştirdiler

11.04.2026 13:45


İran’ın Pakistan’daki kritik ateşkes görüşmelerine katılmak üzere yola çıkan müzakere heyeti, uçak yolculuğunu unutulmaz bir anma törenine dönüştürdü. Heyeti taşıyan uçağın koltuklarına, ABD’nin savaşın ilk gününde düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden çocukların fotoğrafları, kanlı sırt çantaları ve beyaz güller bırakıldı

Uçak İçinden Gelen O Kareler Yürekleri Dağladı

İran Parlamentosu Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın sosyal medya hesabından paylaştığı fotoğraflar, tüm dünyada büyük yankı uyandırdı. Galibaf’ın “Bu uçuştaki yol arkadaşlarım” notuyla paylaştığı karede, uçağın ön sıralarındaki boş koltuklarda çocukların fotoğrafları, okul çantaları ve masumiyetin sembolü beyaz güller yer alıyor. Bu anlamlı düzenleme, müzakere masasına oturmadan önce hafızalara kazınacak bir mesaj olarak yorumlandı.

“Minab-168” Sefer Sayılı Uçakta Duygu Dolu Yolculuk

ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Nisan’da Pakistan’ın ateşkes önerisini kabul etmesinin ardından İran, müzakereler için kapsamlı bir heyet oluşturdu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve üst düzey yetkililerin yer aldığı heyet, “Minab-168” sefer sayılı özel bir uçakla Pakistan’ın başkenti İslamabad’a hareket etti.

· 28 Şubat 2026 Felaketi: Uçağa verilen “Minab-168” ismi, ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı askeri operasyonun ilk gününde, ülkenin güneyindeki Minab kentinde yaşanan büyük bir trajediye atıfta bulunuyor.
· Hatalı İstihbarat ve Füzeler: O gün, Şacereh Tayebeh Kız İlkokulu, eski askeri istihbarat verilerine dayanılarak ateşlenen bir Tomahawk füzesi ile vuruldu.
· Ağır Bilanço: Çoğunluğu ilkokul öğrencisi kız çocukları olmak üzere en az 165 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.

Koltuklardaki Sessiz Çığlık: “Kimin İçin Müzakere Ettiğimizi Unutmayalım”

Uçağın kabininde oluşturulan bu sembolik manzara, diplomatik bir hamlenin çok ötesine geçti. İran devlet televizyonu IRIB, bu anları “İran uçağındaki yolcular. Heyete kimin için müzakere ettiklerini hatırlatmak için: Minab okulunda katledilen çocuklar ve kanlı sırt çantaları” başlığıyla paylaştı.

İran heyetinin bu jesti, müzakerelerin sadece siyasi bir pazarlık değil, aynı zamanda bir “vicdan muhasebesi” olması gerektiği mesajını tüm dünyaya güçlü bir şekilde iletti. Galibaf’ın paylaşımındaki o tek kare, sosyal medyada milyonlarca kişiye ulaşarak savaşın en acı yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi.

İslamabad’da Kritik Masa Kuruluyor

Tüm bu duygusal anların gölgesinde, İran ve ABD heyetleri Pakistan’ın başkenti İslamabad’da bir araya geldi. Görüşmelerin ana gündem maddesi, bölgede kalıcı bir ateşkesin sağlanması ve tansiyonun düşürülmesi. İran tarafı, masaya otururken “Minab”ın unutulmadığını ve unutulmayacağını en çarpıcı şekilde göstermiş oldu.

Okumaya Devam Et

Gündem

Hüsamettin Cindoruk 92 yaşında hayatını kaybetti

Yayımlandı

üzerinde

Hüsamettin Cindoruk 92 yaşında hayatını kaybetti

11.04.2026 – 12:45

Türk siyasetinin duayen isimlerinden, eski TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanı Vekili Hüsamettin Cindoruk, tedavi gördüğü İstanbul Koç Üniversitesi Hastanesi’nde 92 yaşında hayata gözlerini yumdu. Cindoruk’un vefatı siyaset dünyasında derin üzüntüye yol açtı.

Hastaneye kaldırılış süreci ve vefat nedeni

Cindoruk, 25 Aralık 2025 tarihinde evinde istirahat ettiği sırada oksijen satürasyonunun düşmesi üzerine fenalaşmış ve Koç Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Yaklaşık 107 gün süren yoğun bakım mücadelesinin ardından, çoklu organ yetmezliğine bağlı olarak 11 Nisan 2026 sabah saatlerinde yaşamını yitirdi.

Hüsamettin Cindoruk kimdir?

Ahmet Hüsamettin Cindoruk, 8 Haziran 1933’te İzmir’de, Vasfi Bey ve Ganimet Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Ankara Çankaya İlkokulu ve Atatürk Lisesi’nde eğitim gördükten sonra, 1954 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu ve avukatlık mesleğine adım attı.

Siyasi kariyerine Demokrat Parti gençlik kollarında başlayan Cindoruk, 1958’de partiden ayrılarak Hürriyet Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından, Yassıada yargılamalarında 18 eski Demokrat Parti milletvekilinin avukatlığını üstlendi. Yüksek Adalet Divanı’na hakaret ettiği gerekçesiyle 2,5 ay Balmumcu Sıkıyönetim Cezaevi’nde tutuklu kaldı.

12 Eylül 1980 darbesinin ardından Büyük Türkiye Partisi’nin kurucuları arasında bulundu; ancak parti 15 gün içinde MGK tarafından kapatıldı. Süleyman Demirel ile birlikte Zincirbozan Garnizonu’nda 4 ay zorunlu ikamete tabi tutuldu.

14 Mayıs 1985’te Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı’na seçilen Cindoruk, bu görevi 1987’de siyasi yasakları kalkan Süleyman Demirel’e devretti.

TBMM Başkanlığı ve Cumhurbaşkanı Vekilliği

1991 genel seçimlerinde Eskişehir milletvekili olarak Meclis’e giren Cindoruk, 16 Kasım 1991’de TBMM Başkanı seçildi ve bu görevi 1 Ekim 1995’e kadar sürdürdü. TBMM Başkanlığı sırasında, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ani vefatı üzerine 17 Nisan – 16 Mayıs 1993 tarihleri arasında 29 gün süreyle Cumhurbaşkanı Vekilliği görevini üstlenerek Türk siyasi tarihinde önemli bir sayfa açtı.

Demokrat Türkiye Partisi ve sonraki yıllar

Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından DYP’den ayrılan Cindoruk, 7 Ocak 1997’de Demokrat Türkiye Partisi’ni kurdu ve genel başkanlığını üstlendi. Parti 1999 seçimlerinde barajı aşamayınca genel başkanlıktan ayrıldı. 16 Mayıs 2009’da Demokrat Parti Genel Başkanlığı’na seçilen Cindoruk, Anavatan Partisi ile birleşme sürecine öncülük etti ve siyasi kariyerini Ocak 2011’e kadar sürdürdü.

Siyasilerden taziye mesajları

CHP Genel Başkanı Özgür Özel: “Türk siyasetinin müstesna ismi, TBMM Başkanlığı ve vekaleten Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunmuş Hüsamettin Cindoruk’un vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. Bir ömrü hukuka, Meclis’in itibarına ve demokratik siyaset geleneğine adayan Sayın Cindoruk; makamların ağırlığını, emaneti taşımasını ve zamanı gelince devretmesini bilen bir devlet adamıydı. Genç yaşta hukukçu olarak başladığı yolculukta, darbe dönemlerinin gölgesine rağmen demokratik meşruiyetten yana duruş sergilemesi, hayatındaki en kıymetli izlerden biri olarak hatırlanacaktır. Mekanı cennet olsun.”

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu: “Eski TBMM Başkanımız, 17 ve 19’uncu dönem Milletvekilimiz Sayın Ahmet Hüsamettin Cindoruk’un vefat haberini derin bir üzüntüyle aldım. Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.”

Cenaze töreni programı

Cindoruk’un cenaze töreni programı henüz açıklanmadı. Programın gün içinde duyurulması bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Gündem

Sumud Filosu yeniden Gazze’ye doğru yola çıkıyor

Yayımlandı

üzerinde

Sumud Filosu yeniden Gazze’ye doğru yola çıkıyor

Tarih: 11 Nisan 2026
Saat: 12:30


Küresel Kararlılık Filosu, ‘2026 Bahar Misyonu’ kapsamında 100’den fazla ülkeden binlerce aktivist ve 100’ün üzerinde gemiyle yarın İspanya’nın Barcelona şehrinden hareket edecek. Akdeniz’e açılacak filoya İtalya, Tunus ve diğer Akdeniz limanlarından kalkacak gemiler de katılacak.

Haber Merkezi / FATİHDOĞANMEDYA – Gazze’ye yönelik İsrail ablukasını kırmak ve bölge halkına insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Kararlılık Filosu, yarın yeniden Akdeniz’e açılıyor. Kamuoyunda “Sumud Filosu” olarak bilinen girişim, “2026 Bahar Misyonu” kapsamında İspanya’nın Barcelona limanından yola çıkacak.

Filo organizatörlerinden yapılan açıklamaya göre, bu yılki misyona 100’den fazla ülkeden binlerce aktivist katılıyor. 100’ün üzerinde gemi ve tekneden oluşan konvoy, bugüne kadar Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan en büyük sivil deniz filosu olma özelliğini taşıyor.

Akdeniz’e açılacak ana filoya, İtalya, Tunus ve diğer Akdeniz limanlarından kalkacak gemilerin de katılacağı belirtildi. Hareket öncesinde bugün Barcelona’da binlerce kişinin katılımıyla bir dayanışma mitingi düzenlenecek.

Greenpeace’ten tarihi destek

Uluslararası çevre örgütü Greenpeace, Arctic Sunrise gemisinin Küresel Sumud Filosu’na katılacağını duyurdu. Greenpeace yetkilileri, “Gazze’deki Filistinlilerin çağrısına yanıt olarak filoda yer alıyoruz” açıklamasında bulundu.

Filonun bu yılki misyonu, sadece bir deniz harekâtı olmanın ötesinde, koordineli bir sivil müdahale olarak tanımlanıyor. Organizatörler, filoda doktorlar, öğretmenler ve ekolojik yapı uzmanları gibi uzman sivil çalışanların da bulunduğunu, bu kişilerin acil yardım, toplum sağlığı ve erken aşama yeniden inşa çalışmalarında Filistinlilerle doğrudan iş birliği içinde görev yapacaklarını belirtti.

Deniz seferine paralel olarak geniş çaplı bir kara konvoyunun da yola çıkacağı, bu konvoyun gıda malzemeleri taşıyarak bölgeye destek sağlayacağı kaydedildi.

Sumud ne anlama geliyor?

Arapçada “kararlılık” veya “sarsılmaz direniş” anlamına gelen “sumud” kelimesinden adını alan filo, Gazze’ye denizden yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan en büyük sivil deniz konvoyu olarak öne çıkıyor. Girişimin temel hedefleri arasında İsrail’in deniz ablukasını sembolik olarak delmek, Gazze’deki sivillere gıda, su ve ilaç gibi temel yardımları ulaştırmak ve Filistin halkıyla küresel dayanışmayı göstermek yer alıyor.

Uluslararası Af Örgütü’nden çağrı

Uluslararası Af Örgütü, filonun hareketinden önce yaptığı açıklamada, İsrail makamlarına “silahsız aktivistler ve insan hakları savunucuları için güvenli geçiş sağlanması” çağrısında bulundu. Açıklamada, “Küresel Sumud Filosu, devam eden bir soykırıma ve 19. yılına yaklaşan insanlık dışı bir ablukaya maruz kalan Gazze’deki Filistinlilerle uluslararası dayanışmanın güçlü bir sembolüdür” ifadelerine yer verildi.

Örgüt ayrıca, Gazze’deki insani krizin boyutlarına dikkat çekerek, iki yaş altı çocukların yüzde 60’ından fazlasının gıda yoksulluğu yaşadığını, binlerce hamile ve emziren kadının yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Geçen yıl neler yaşanmıştı?

Küresel Kararlılık Filosu, geçtiğimiz yıl da aynı amaçla Gazze’ye doğru yola çıkmış ancak İsrail güçlerinin müdahalesiyle karşılaşmıştı. İsrail savaş gemileri, uluslararası sularda filoyu kuşatmış ve teknelere müdahale etmişti. İsrail ordusu, Küresel Sumud Filosu’na ait 42 gemiye el koymuş ve gemilerde bulunan İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg’in de aralarında bulunduğu 450’den fazla uluslararası aktivisti gözaltına alarak ülkenin güneyindeki Ketziot Hapishanesi’ne nakletmişti.

Mandela’nın torunu da filoda

Filonun bu yılki misyonunun duyurusu, Güney Afrika’daki Nelson Mandela Vakfı’nda yapılmıştı. Toplantıda konuşan Nelson Mandela’nın torunu Mandla Mandela, “Bu, adalet ve onur için ayağa kalkmak isteyenlerin davasıdır. Tüm küresel toplumu güçlerimizi birleştirmeye seferber etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Organizatörler, bu yılki misyonun 100’den fazla tekneyle gerçekleştirileceğini ve bunun İsrail’in Gazze’deki eylemlerine karşı sivil öncülüğündeki en büyük seferberlik olduğunu vurguladı.

Filonun Gazze’ye ulaşmasının birkaç hafta sürmesi beklenirken, uluslararası toplumdan İsrail’e yönelik “filoya müdahale edilmemesi” yönündeki çağrılar artarak devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar