bilim ve teknoloji
Mars’tan gelen 4,5 milyar yıllık gök taşında su izi
Mars’tan gelen 4,5 milyar yıllık gök taşında su izi
Tarih.Saat: 08.02.2026 · 17:18

Danimarka Teknik Üniversitesi araştırmacıları, Mars kökenli olduğu bilinen “Black Beauty” (NWA 7034) kodlu gök taşını X-ray CT ve Nötron CT gibi temassız ileri görüntüleme yöntemleriyle tarayarak, taşın içinde gömülü yüksek oranda hidrojen ve su bileşenleri tespit etti. Bilim insanları, küçük mineral bölgelerinin (numunenin yalnızca %0,4’ü) taşın içindeki toplam su miktarının yaklaşık %11’ini barındırdığını belirtti; bu da Mars’ın erken dönemlerinde sıvı suyun daha yaygın olduğuna işaret ediyor.
ne bulundu, nasıl tespit edildi?
Danimarka Teknik Üniversitesi’nden Estrid Naver liderliğindeki ekip, Black Beauty (NWA 7034) adlı, Dünya’ya ulaşmış en su-zengini Mars örneklerinden biri olarak bilinen meteoriti zarar vermeden taradı. Araştırmacılar, taşın içinde “H-Fe-ox” (hidrojen bakımından zengin demir oksihidroksit) adı verilen küçük kaya parçacıkları tespit etti; bu parçacıkların taşın toplam su içeriğinde beklenenden çok daha büyük bir payı olduğu hesaplandı.
Bu temassız X-ray CT ve Nötron CT yöntemleri, özellikle korunmuş veya sınırlı numuneler üzerinde ayrıntılı iç yapı analizi yapmaya olanak tanıyor — araştırmacılar, gelecekte Mars’tan Dünya’ya getirilecek örnekler için aynı yöntemin kullanılmasını öneriyor.
NWA 7034 (Black Beauty)
NWA 7034, 2011’de Sahra bölgesinde bulunmuş ve bilim çevrelerinde “Black Beauty” takma adıyla anılan bir Mart kökenli breş (breccia) örneği. Bu örnek, Mars kaynaklı olmasının yanı sıra içerdiği su bileşikleri bakımından önceki Mars meteoriti örneklerinden ayrılıyor; parçalarının yaşları 4,4–4,5 milyar yıl civarına kadar çıkabiliyor ve meteoritin bileşimi Mars kabuğuna dair önemli ipuçları veriyor.
Bilime katkısı ve çıkarımlar
-
Daha geniş su varlığı kanıtı: Araştırmanın en çarpıcı sonucu, küçük hacimli ancak su-zengini minerallerin taşın toplam su içeriğinde büyük paya sahip olması. Bu, Mars yüzeyinde veya kabuğunda geçmişte sıvı suyun daha yaygın olduğu tezini güçlendiriyor.
-
Numune koruma önemi: Temassız tomografi teknikleri, özellikle Dünya’ya yeni getirilecek kıymetli Mars numunelerinin hasar görmeden analiz edilmesi için kritik araçlar sunuyor. Araştırmacılar, uzay ajanslarının ileride yapacağı numune dönüş projelerinde bu yaklaşımları kullanmayı hedefliyor.
-
Bilimsel ve kamuoyu açısından ne anlama geliyor?
Bu tür bulgular, Mars’ın jeolojik geçmişine ve olası (geçmiş) habitata dair modellerin güncellenmesine neden olabilir. Eğer Mars’ın erken dönemlerinde daha geniş alanlarda sıvı su bulunmuşsa, bunun yaşamın ortaya çıkması için elverişli koşullar yaratıp yaratmadığı sorusu daha da önem kazanır. Ancak mevcut sonuçlar tek başına yaşam kanıtı sağlamıyor; daha çok gezegenin 4,5 milyar yıl önceki hidrolojik ve jeokimyasal tarihine ışık tutuyor.
Bilmeniz gerekenler
-
Meteoritin yaşı: NWA 7034’ün bileşenleri 4,4–4,5 milyar yıl yaşında parçalar içeriyor.
-
Tespit yöntemleri: X-ray CT ve Nötron CT ile numuneye zarar vermeden iç yapı ve mineral faz dağılımı incelendi.
-
Bulguların önemi: Numunenin küçük bir kısmında yoğun su bileşenleri bulunması, Mars’ın bir dönem sıvı su içeren geniş alanlara sahip olabileceğinin güçlü bir işareti.
bilim ve teknoloji
Bilim dünyasını sarsan iddia: Zamanda yolculuk teorik olarak mümkün olabilir!
Bilim dünyasını sarsan iddia: Zamanda yolculuk teorik olarak mümkün olabilir!
27 Ocak 2026 Saat: 02:00

Gizemli “kozmik sicimler”, geçmişe yolculuğun anahtarı mı? Fizikçiler, evrenin doğuşundan kalan bu izlerin sırrını çözmeye çalışıyor.
Zamanda yolculuk, yıllardır bilim kurgunun en popüler konularından biri. Peki, bu hayal gerçeğe dönüşebilir mi? Son dönemde fizikçiler, evrenin doğuşundan kalan ve “kozmik sicim” adı verilen gizemli yapıların, teorik olarak zaman yolculuğunu mümkün kılabileceğini tartışıyor. Bu iddia, bilim dünyasında büyük yankı uyandırırken, gözler gökyüzüne çevrildi.
Kozmik Sicim Nedir?
Kozmik sicimler, evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce aşırı sıcak ve yüksek enerjili halinden bugünkü daha düşük enerjili yapıya geçerken, uzay-zaman dokusunda oluştuğu düşünülen kalıntılar. Bilim insanları, bu yapıları hızla genişleyen deride oluşan çatlaklara ya da donan buzun içindeki kırıklara benzetiyor. Proton kadar ince, inanılmaz derecede yoğun ve ışık yılları boyunca uzanabilen bu yapılar, evrenin en büyük gizemlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Zamanda Yolculuk Nasıl Mümkün Olabilir?
Teorik fizikçilere göre, iki paralel ve sonsuz uzunluktaki kozmik sicim birbirinin yanından geçerse, uzay-zamanı bükerek “kapalı zaman benzeri eğriler” oluşturabilir. Bu eğriler, teoride bir kişinin uzayda belirli bir yolu izleyerek, yola çıktığı andan daha erken bir zamana geri dönmesini sağlayabilir. Bu fikir ilk olarak 1991’de Princeton Üniversitesi’nden fizikçi J. Richard Gott tarafından ortaya atıldı. En çarpıcı nokta ise, bu tür zaman döngülerinin Einstein’ın genel görelilik denklemlerinin kabul ettiği matematiksel çözümler arasında yer alması. Yani mesele sadece bilim kurgudan ibaret değil; en azından teorik olarak fizik yasalarına aykırı değil.
Pratikteki Engeller Neler?
Tufts Üniversitesi’nden fizikçi Prof. Ken Olum, heyecanı fazla abartmamak gerektiği konusunda uyarıyor. Böyle bir senaryonun çalışması için ışık hızına yakın hareket etmek gerekiyor ki, bu bugünkü teknolojiyle neredeyse imkansız. Ayrıca, Gott’un modelinde sicimlerin “sonsuz uzunlukta” olması şartı pratikte büyük bir çıkmaz yaratıyor. “Kimse sonsuz uzunlukta bir şey inşa edemez” diyen Olum, bu yüzden modelin birebir uygulanabilir olmadığı görüşünde.
Kozmik Sicimler Gerçekten Var Mı?
Tüm bu tartışmaların kilit noktası, kozmik sicimlerin henüz doğrudan gözlemlenmemiş olması. Ancak bilim dünyası umutlu. Kuzey Amerika Nanohertz Yerçekimi Dalgaları Gözlemevi (NANOGrav), milisaniyelik pulsar adı verilen yıldızların sinyallerindeki küçük sapmaları inceleyerek uzay-zamandaki titreşimleri ölçüyor. 2020’de tespit edilen bir sinyal, kara delik kaynaklı yerçekimi dalgalarına benzemediği için dikkat çekmişti. Olum’a göre bu sinyal, “kozmik süpersicimler” ile uyumlu olabilir. Eğer gelecekte NANOGrav ya da 2034’te fırlatılması planlanan uzay tabanlı gözlemevi LISA, kozmik sicimlerin varlığını doğrularsa, bu keşfin etkisi devrimsel olabilir.
Bilim İnsanları Ne Diyor?
Cornell Üniversitesi’nden emekli fizik profesörü Henry Tye, kozmik sicimlere diğer zaman yolculuğu fikirlerine (örneğin solucan delikleri) kıyasla daha sıcak bakıyor. “Zaman yolculuğu olası görünmüyor, ama tamamen imkânsız da demem” diyen Tye, geçmişe yolculuğun teorik olarak hala tamamen dışlanmadığını söylüyor.
Sonuç
Zamanda yolculuk henüz gerçek değil, ancak kozmik sicimler gibi evrenin en eski kalıntıları, bu hayali teorik fizik düzleminde mümkün kılıyor. Bilim insanları, gözlemevleriyle evreni tarayarak bu gizemli yapıları arıyor. Eğer bir gün kozmik sicimler keşfedilirse, sadece zaman yolculuğu değil, evrenin doğuşuna dair tüm bildiklerimiz de değişebilir.
bilim ve teknoloji
NASA 1971’de Ay’a gönderilen tohumlardan serpilen ve dünyanın farklı noktalarına dikilmiş olan Ay ağaçlarının izini sürüyor.
NASA 1971’de Ay’a gönderilen tohumlardan serpilen ve dünyanın farklı noktalarına dikilmiş olan Ay ağaçlarının izini sürüyor.

NASA, yarım asırlık bir uzay botaniği gizemini aydınlatıyor. 1971’de Ay’ın yörüngesinde tur attırılan tohumlardan yetişen ve dünyanın dört bir yanına dağılan efsanevi ‘Ay Ağaçları’nın güncel bir haritasını yayımladı.
NASA’nın resmi araştırmacılarından Dave Williams’ın kişisel bir keşif tutkusuyla 1996’da başlattığı proje, bugün 83 ağacın kimliğini ve koordinatlarını belirledi. Apollo 14 görevinin 50. yıl dönümünde paylaşılan harita, Brezilya’dan İsviçre’ye, Japonya’dan ABD’nin dört bir yanındaki okul bahçelerine ve devlet kurumlarına kadar uzanan bir coğrafyayı kapsıyor.

Uzayda 34 Tur Atan Tohumlar
Hikaye, 31 Ocak 1971’de fırlatılan Apollo 14 göreviyle başlıyor. Ay modülü pilotu Edgar Mitchell ve komutan Alan Shepard Ay yüzeyinde yürürken, komuta modülü pilotu Stuart Roosa (eski bir Orman Servisi çalışanı) yörüngedeki görevini sürdürüyordu. Roosa’nın kişisel eşyaları arasında, yaklaşık 500 adet ağaç tohumu bulunuyordu.
Uzaya Giden Tohum Türleri:
· Kızılçam (Loblolly Pine)
· Douglas Göknarı
· Sekoya
· Çınar (Sycamore)
· Tatlı Sakız Ağacı
Bu tohumlar, Ay’ın etrafında tam 34 kez dolaştı. Amaç, uzay ortamının ve ağırlıksızlığın bitki gelişimi üzerindeki etkilerini incelemekti.
Dünyaya Dönüş ve Dünyaya Yayılış
Dünyaya dönüş sonrası beklenmedik bir kaza yaşandı: Tohumların bulunduğu teneke kutu patlayarak açıldı ve birçok tohum kullanılamaz hale geldi. Sağlam kalan tohumlar, ABD Orman Hizmetleri’ne teslim edildi ve filizlendirildi. Yaklaşık 420 sağlıklı fide, 1975 ve 1976 yıllarında, çoğunlukla ABD’nin 200’üncü yıl dönümü kutlamalarının bir parçası olarak, okullara, üniversitelere, parklara ve devlet dairelerine dikildi. Bazıları ise diplomatik hediyeler olarak Brezilya, İsviçre ve Japonya gibi ülkelere gönderildi.
Ancak zamanla, bu ağaçların neredeyse tamamının kaydı kayboldu ve varlıkları neredeyse bir efsaneye dönüştü.
Kayıp Ağaçların Peşinde Bir NASA Çalışanı
1996 yılında, üçüncü sınıf öğretmeni Joan Goble ve öğrencileri, üzerinde “Ay Ağacı” yazan bir plaket buldular. Goble’ın NASA’ya gönderdiği e-posta, Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden Dave Williams’a ulaştı. Williams’ın da çoğu meslektaşı gibi bu ağaçlardan haberi yoktu.
Williams, kişisel bir misyon üstlendi. Gazete kupürlerini tarayarak, halktan bilgi toplayarak ve NASA’nın sitesinde bir kayıt sayfası oluşturarak sistematik bir araştırma başlattı. Onun bu çabası, 22 ağaçla başlayan listenin, 83 doğrulanmış Ay Ağacı’na ulaşmasını sağladı.
Dünyadaki Ay Ağaçlarından Bazı Önemli Noktalar
ABD’deki Konumlar:
· Washington Square, Philadelphia: İlk dikilenlerden bir çınar ağacı (1975).
· Kennedy Uzay Merkezi, Florida: Bir çınar ağacı (1976).
· Beyaz Saray, Washington DC: Diplomatik amaçla dikilen ağaçlardan biri.
· Kaliforniya, Berkeley: Tilden Doğa Alanı’nda bir sekoya.
· Alabama, Huntsville: U.S. Space and Rocket Center’da 5 çınar ve 2 çam.
ABD Dışındaki Konumlar:
· İsviçre ve Brezilya: Uluslararası Dostluk Ormanı ve diğer bölgelere dikilen ağaçlar.
· Japonya: İmparatorluğa diplomatik hediye olarak gönderilen ağaçlar.
Not: Ağaçların yaklaşık üçte biri (toplamda 21’i) bugüne kadar ölmüş durumda. Ancak araştırmacı Williams, bu ölümlerin çoğunun fırtına, hastalık veya bakım eksikliği gibi sıradan nedenlerden kaynaklandığını, uzay yolculuğuyla doğrudan bir bağlantıları olmadığını belirtiyor.
Siz de Bir Ay Ağacı Keşfedebilirsiniz
NASA, halktan gelen bilgilerle listesini genişletmeye devam ediyor. Eğer bir parkta, okul bahçesinde veya devlet binası önünde, üzerinde “Ay Ağacı”, “Moon Tree” veya Apollo 14 ifadeleri bulunan bir plaket görürseniz, bu ağacın NASA’nın kayıtlarındaki yerini almasına yardım edebilirsiniz.
bilim ve teknoloji
NASA’dan uzayda ilk tıbbi tahliye
NASA’dan uzayda ilk tıbbi tahliye
Tarih.Saat: 15.01.2026 — 11:46

NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev yapan bir astronotun Dünya’da ileri tetkik ve tedavi gerektiren bir sağlık sorunu yaşaması üzerine, kurum tarihinin ilk “tıbbi tahliye” kararını uyguladı. Crew-11 ekibini taşıyan SpaceX kapsülü beklenenden önce Dünya’ya döndü; iniş Büyük Okyanus açıklarında San Diego yakınlarında planlandı.
NASA yetkilileri, istasyonda görevli bir astronotun 7 Ocak’ta başlayan sağlık sorunu nedeniyle daha kapsamlı muayene ve tetkik amacıyla yer ortamına getirilmesinin gerektiğini açıkladı. Sağlık durumu gizlilik gerekçesiyle açıklanmayan astronotun “stabıl ve iyi bakıldığı” bildirildi.
Kararın ardından Crew-11 ekibini taşıyan SpaceX Dragon kapsülü planlanandan bir ay önce istasyondan ayrıldı. Kapsülde NASA’dan Zena Cardman ve Mike Fincke, Japonya’dan Kimiya Yui ile Rusya’dan Oleg Platonov yer alıyordu; mürettebatın erken dönüşü, istasyon görev gücünü geçici olarak azaltıyor.
NASA, tahliyeyi “önlem amaçlı, acil olmayan” bir karar olarak tanımladı ve iniş ile kurtarma prosedürlerinin standart uygulamalar çerçevesinde yürütüleceğini belirtti. Ekip, planlandığı gibi San Diego açıklarında Büyük Okyanus’a iniş yapacak; iniş sonrası astronotlar sağlık kontrolü için uzman ekiplerce karşılanacak.
Kurum yetkilileri, istasyonun operasyon planlarında geçici değişikliklere gidileceğini, planlanan uzay yürüyüşlerinin (EVA) yeni ekip gelene kadar erteleneceğini söyledi. NASA, tıbbi tahliye gibi durumların teoriye göre her birkaç yılda bir öngörüldüğünü fakat kurum tarihinde ilk kez uygulandığını vurguladı.
-
Ne oldu? ISS’te bir astronotun Dünya’da ileri tetkik gerektiren durumu nedeniyle Crew-11 erken döndü.
-
Kim döndü? Zena Cardman, Mike Fincke (ABD); Kimiya Yui (Japonya); Oleg Platonov (Rusya).
-
Nerede inecek? San Diego açıkları — Büyük Okyanus.
-
Durum ciddiyeti: Yetkililer “acil ölümcül durum yok” vurgusu yaptı; kapsamlı yer tetkikleri için iniş sonrası süreç işletilecek.
-
Gündem5 gün önceKomşusunu 6 Parçaya Bölüp Dere Yatağına Attı
-
Gündem2 gün önceEmekli polis dehşet saçtı: Eşini ve MHP Karapürçek İlçe Başkanı’nı öldürdü
-
Gündem4 gün önceİzmir’de tarımsal kalkınma kooperatiflerine operasyon: 13 gözaltı
-
Gündem5 gün önceBolu’da akran zorbalığı kamerada: “Önce para istediler, sonra parka götürüp dövdüler”
-
Gündem1 hafta önceKayıp Olarak Aranan Kadın Ağaçta Ölü Bulundu
-
Gündem6 gün önceEşinin kaldırım taşıyla darbettiği Nazlı: “Çıkarsa yarım bıraktığı işi tamamlar”
-
Gündem1 hafta önceSenegalli öğrencileri taşıyan minibüs alt yola uçtu: 17 yaralı
-
Gündem5 gün önceDepremde eşi ve 4 çocuğunu kaybeden baba: “Onlar kurtuldu, ben öldüm”
