Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Üniter yapıyı tartıştırmayız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Arnavutluk ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
NTV ekibinden Funda Görey, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajlarını aktardı.
Tiran’da gerçekleşen Avrupa Siyasi Topluluğu’nun 6’ncı zirvesinde “Yeni bir dünyada, yeni Avrupa” temasıyla Avrupa’nın karşı karşıya olduğu sorunları ele aldıklarını anlatan Erdoğan, “Avrupa’nın ekonomik ve askeri güvenliği, rekabetçiliğin korunması ve göç gibi ortak sınamalar ve bunlara mukabelede bulunmak üzere iş birliği yöntemleri değerlendirildi.” dedi.
“RUSYA-UKRAYNA TEMASLARINA DAİR BİLGİ PAYLAŞTIM”
Arnavutluk’ta gerçekleşen zirvede, Türkiye‘nin Avrupa’nın güvenliği, refahı ve istikrarı için kilit rol oynadığının altını çizdiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesi için son günlerde sürdürdüğümüz temaslara dair bilgi paylaştım.” şeklinde konuştu.
Avrupa Güvenlik Mimarisi ve Savunma Sanayii alanındaki mekanizmaları yeniden ele aldıklarını söyleyen Erdoğan, “Tüm bu alanlarda daha derin iş birliğinin önündeki siyasi engellerin ve ön yargılı tutumların artık geride bırakılması zamanı gelmiştir. Aksi takdirde Avrupa’nın çok ihtiyaç duyduğu dönüşümü yakalaması mümkün olmayacak ve rekabet gücü her anlamda çok daha azalacaktır.” dedi.
“TÜM TARAFLARIN DESTEĞİNİ BEKLİYORUZ”
Rusya-Ukrayna savaşını sonlandırmak için yürütülen sürece, Avrupa Birliği dahil tüm tarafların desteğini beklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada Gazze’de yaşanan insanlık dramı ve Batı Şeria’ya yönelik saldırılara dikkat çektiğini de ifade etti.
Erdoğan, “Netanyahu hükümeti üzerindeki baskının artırılması için eldeki tüm araçları kullanmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
“DOSTUM TRUMP’IN KARARI ÖRNEK OLMALI”
Suriye’nin terörden temizlenmesi, yaptırımların kaldırılarak inşa faliyetlerine başlanması için Avrupa’nın da sorumluluk alması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD Başkanı Sayın Trump’ın Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması kararını bu bağlamda çok önemli ve anlamlı buluyorum. Dostum Trump’ın kararının, Avrupa Birliği başta olmak üzere ilgili tüm taraflara örnek olmasını temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Gazetecilerin Erdoğan’a yönelttiği sorular ve cevapları ise şöyle:
SORU: Sayın Devlet Bahçeli’yle birlikte 50 yıllık bir kâbusu bitirdiniz. Bu, aslında Nobel Barış Ödülü gerektiren bir adım, bir devrim. Çünkü PKK, tarihinde ilk kez, fesih ile birlikte, silah bıraktığını açıkladı. Bundan sonra beklenti ya da beklentilerimiz ne olacak? Tam olarak ne olduğunda biz “tamam işte oldu” diyeceğiz?
Terörsüz Türkiye‘nin nihai hedefi bellidir. Silahları gömmek. Terör örgütünün silahlarını tamamen bırakması, fesih kararının eksiksiz biçimde uygulanması, illegalitenin terk edilmesi şart. Alınan kararların tatbikini çok yakından takip edeceğiz. Şehitlerimizin manevi hatırasına, şehit yakını ve gazilerimizin haklarına halel getirmeden terörsüz Türkiye’ye kavuşacağız. Terörün, Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkmasıyla birlikte yepyeni bir dönemin kapısı aralanacaktır. Bakın, terör belası yıllarca bu ülkenin ayağına vurulmuş bir prangaydı. Hızımızı azaltan, ayaklarımızı bağlayan zincirleri kırmaya başladık. Terör örgütünün, bulunduğu bölgeleri terk etmesiyle Güneydoğu’da, Doğu’da halaylar niye çekildi? Bütün bu halayların bir anlamı vardı. Artık Doğu’ya, Güneydoğu’ya huzur geldi diye benim vatandaşım orada halaylar çekti. Bölgeye gelen bu huzuru, bu refahı Tayyip Erdoğan kendi için istemiyor, ülkesi için istiyor, bölgesi için istiyor. Şunu bir defa çok iyi bilmemiz lazım. Bütünüyle bu bölgede ekonomik ayağa kalkış, bu huzur iklimiyle beraber olacak. Benim Doğu’daki, Güneydoğu’daki halkımın yaşamı çok daha farklı bir hale gelecek. Hem ticari hayat canlanacak hem de benim vatandaşım caddelerde, sokaklarda nefes alacak. Yaylalar canlanacak, ayağa kalkacak. Çobanlarımız yaylada sürüsüyle beraber güvenli şekilde hayat sürdürebilecek. Ülkemin dört bir yanında da artık huzur, tam anlamıyla hissedilecek. Birkaç cılız ses çıkıyor, vatandaşımız sürece sahip çıktıkça bu sesler de kesilecek. Beklentimiz, terör defterinin bir daha açılmamak üzere kapanmasıdır.
SORU: Bu sürecin devamı için, Suriye’de Şam yönetimi ile yapılan anlaşmanın sonuçlarına mı bakılacak? Yine Bağdat ve Erbil yönetimlerinin teröristlerin silah bırakması ve bu silahların teslimi ile ilgili süreçlerdeki rolleri neler olacak?
Bundan sonra örgütün feshi ve silahların teslimi ile ilgili çalışmaların nasıl yapılacağı, devletimizin güvenlik birimlerinin takibindedir. Sınırlarımız dışındaki teröristlerin silahlarının ne şekilde teslim edileceği ile ilgili komşularımızdaki muhataplarıyla da görüşmeler yürütülüyor. Bağdat ve Erbil yönetiminin bu süreçte nasıl yer alacağına ilişkin planlamalar var. Silahların teslimi ve örgütün tamamen tasfiyesi gerçekleştiğinde ise birlik ve beraberliğimizi güçlendiren adımlarla terörün tamamen Türkiye gündeminden çıkışı sağlanacaktır. Annelerin, babaların yüreklerine su serpilecektir. Şiddetin tamamen devreden çıkması, sivil siyasetin güçlenmesini beraberinde getirecek. Türkiye’nin hedeflerine daha kolay ulaşması mümkün olacaktır. Bu adım, aynı zamanda Irak ve Suriye’nin de huzuruna, kalkınmasına, istikrarına hizmet edecektir. Biz halihazırda Suriye yönetimi ile çok iyi ilişkilere sahibiz. Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şara iki kez Türkiye’ye geldi. Son derece verimli görüşmelerimiz oldu. Sorduğunuz soruyla ilgili ilk etapta Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, İstihbarat Başkanımız İbrahim Kalın ve Savunma Bakanımız Yaşar Güler görüşmeler yaptılar. Temaslarımız sürüyor. İnşallah umduklarımıza vasıl olacağız.
SORU: Sayın Cumhurbaşkanım son grup konuşmanızda Terörsüz Türkiye ile ilgili gelinen noktayı çok başarılı bulduğunuzu söylemiştiniz. Bu başarının altında da 86 milyon nüfusumuzun yattığını vurgulamıştınız. Bu konuyu biraz açabilir misiniz? Bu başarıda milletin ne tür bir fonksiyonu, rolü oldu?
Milletin içinde olmadığı, milletin fonksiyonel olmadığı bir zafer düşünülebilir mi? Şu anda benim en Doğu’dan en Batı’ya, en Kuzey’den en Güney’e vatandaşım bu işin içinde. Millet bu işin içinde. Bu kararlılıkta milletimin çok çok büyük payları var. Allah milletimden razı olsun. Hep beraber bu gelişmeleri, bu oluşumu paylaşıyoruz ve paylaşmaya da devam edeceğiz. Nitekim bu sürecin içerisinde eğer büyük bir heyecanla, büyük bir coşkuyla Doğu, Güneydoğu halay çekebiliyorsa, Hakkâri’ye kadar, Iğdır’a kadar bu halaylar çekiliyorsa, demek ki artık bu iş onların ciğerlerinden geliyor. Bu heyecanı, bu coşkuyu işte caddelerdeki halaylarla dile getiriyorlar. Teröre karşı milletimizin tamamı dimdik durdu. Terörle mücadelede elde ettiğimiz başarılar sadece devlet politikalarıyla olmadı; milletimizin kararlılığı ve dayanışmasıyla da oldu. Bu mücadelenin neticesi bizi Terörsüz Türkiye’yi inşa sürecine getirdi. Dolayısıyla bu sonuç, milletin tamamının başarısıdır. Bu başarıda hiçbir ayrıma, hiçbir istisnaya yer yoktur. Terörle mücadeledeki başarımızda, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da terör örgütüne karşı devletinin yanında yer alan bölge insanımızın payı vardır. Karadeniz’e teröristlerin girmesine engel olan insanımızın payı vardır. Bazı dönemler hemen her gün şehit cenazelerinin kalktığı İç Anadolu insanımızın payı vardır. Ekonomiye katkısıyla savunma sanayimizin gelişmesini sağlayan Marmara’nın, Ege’nin, Akdeniz’in payı vardır. Milletimizin başarısı derken 86 milyonun ortak kararlılığıyla elde edilen bir başarıdan söz ediyorum. Malazgirt ruhuyla geleceğimizi hep birlikte inşa ediyoruz ve edeceğiz. Gençlerimiz, çocuklarımız terörün gölgesinde değil; özgür, huzurlu ve güvenli bir ortamda yaşamalıdır. İktidar ve ittifak olarak tek arzumuz, onlara huzurlu ve güvenli bir Türkiye; güvenli ve müreffeh bir bölge bırakmaktır.
SORU: PKK terör örgütünün yapmış olduğu son açıklamada, biliyorsunuz Lozan’a bir vurgu yapılmıştı. Bu Lozan’a vurgu yapılması sonrasında sanki bu açıklamayı iktidar yapmışçasına tepkiler gelmeye başladı, eleştiriler gelmeye başladı. Hatta muhalefet Lozan’la ilgili çok böyle sert tepki gösterirken CHP lideri Özgür Özel, “Bu açıklamanın altında Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’nin imzası var” dedi. Oysa siz son grup toplantısında hani tabiri caizse 10 adım daha muhalefete yaklaşmıştınız ve orada bu sürece CHP’nin lideri Özgür Özel’in de vermiş olduğu desteği takdirle yad etmiştiniz. Fakat sizin bu açıklamanızdan sonra böyle bir açıklama geldi. Bunu nasıl değerlendireceğiz? Bu dil böyle mi devam edecek?
Ben hiçbir konuşmamda bu gelişmelerin Lozan’la ilişkisinin olup olmadığına dair en ufak bir ifade kullanmadım. Sizler duydunuz mu benden? Ne millete seslenişlerde böyle bir beyanım oldu, ne dar kapsamlı toplantılarda bu tür bir açıklama yaptım. Böyle bir şey düşünmedik. Bunun Terörsüz Türkiye ile yakından uzaktan alakası yok. Bunlar maalesef duymuyorlar, uyduruyorlar. Bu gelişmeler karşısında Doğu ve Güneydoğu’daki halkımın yaklaşımını çok önemsiyorum. Onlar da zaten Diyarbakır’da gereken cevabı verdi. Bizim muhatabımız milletimizdir, bölgedeki kardeşlerimizdir. Bizim ne dediğimiz, neyi desteklediğimiz, neyi öncelediğimizi de milletimiz çok iyi bilir. Bizim gündemimizde, terörün tamamen devre dışı, saf dışı bırakılması var. Terör örgütünün kendini feshetmesi, silahı bırakması var. Bunun eksiksiz, sorunsuz ve yol kazası yaşanmadan gerçekleşmesine odaklanıyoruz. Devletimizin birliği, bütünlüğü, üniter yapısı, rejimi, bayrağı, resmi dili gibi konuların tartışmaya açılmasına rıza göstermeyiz. Kimsenin tereddüdü olmasın, devletimiz, hükümetimiz gündemine hakimdir. Cumhur İttifakı tam bir dayanışma içindedir.
SORU: İstanbul’da Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Volodimir Zelenskiy arasındaki görüşme ihtimali tarihi bir fırsat olarak görülmüştü. Siz, gerek arabuluculuk noktasında gerekse kalıcı bir ateşkes ve barışın sağlanması noktasında dünyada en samimi ve yoğun gayreti gösteren dünya liderisiniz. Bu görüşmelerin gerçekleşememesi, Putin ve Zelenskiy arasındaki görüşmenin olmaması hangi faktörlere bağlı acaba? Nerede aksaklık yaşandı? Bundan sonra sürecin yine olumlu bir noktaya gelinebilmesi için hangi adımların atılması gerekir? Sizin beklentiniz nedir efendim?
Burada bizden kaynaklı herhangi bir durum söz konusu değil. Burada aktif konumda olan liderler kimlerdir diye baktığımız zaman, Sayın Putin burada önemli bir başat aktör. Sayın Trump da aynı şekilde başat aktör. Sayın Zelenskiy de aynı durumda. Biz bunların hepsine çağrımızı yaptık. İstanbul’da iki ülkenin heyetlerini bir araya getirmemiz 24 Şubat 2022’de başlayan savaşın sona ermesi ve bölgede barışın tesisi için son derece önemli. Biz başından beri savaşın sona ermesi için yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Bu zirve de gayretlerimizin nihayetinde barışın kapılarını açacak önemli bir adım olarak planlandı. Türkiye olarak adil ve kalıcı barış için gayret gösteriyoruz. Sadece “savaş bitsin” demekle kalmıyor, bunun için yöntem öneriyor, zemin hazırlıyor, çağrılar yapıyoruz. Öncelikle savaşın sona ermesi için silahların susması, diplomasinin konuşması lazımdır. Barış müzakereleri başlamalı, bu fırsat kaçırılmamalıdır. Bu savaşın çatışmalarla, silahlarla bir neticeye ulaşması mümkün değildir. Barış görüşmelerinden kesin bir sonuç almak en büyük arzumuz. Dolayısıyla biz bu savaşın nihayete ermesi için arabuluculuk rolümüzü sürdürmeye kararlıyız. Taraflar arasında diyalog kanallarının açık tutulması ve müzakerelerin devam etmesi için her türlü çabayı göstereceğiz.
SORU: ABD direkt Hamas ile görüşerek Hamas’ın elindeki Amerikalı vatandaşı serbest bırakması Netanyahu’yu açıkçası biraz kızdırdı. Netanyahu’ya yönelik Avrupa’dan da tepki sesleri artmış durumda. Siz de son konuşmanızda “Gazze için yüreklere su serpen müjdeli haber almayı umut ediyoruz” dediniz. Gazze’ye sizin girişimleriniz sayesinde Kurban Bayramı’ndan önce müjdeli bir haber gelebilir mi?
Biz şu anda Kızılay’ımızla, kendi altyapımızla Gazze’ye her türlü gıda yardımını yapıyoruz, yapmaya devam ediyoruz. 7’den 70’e o çoluk çocuk, kadın, erkek Gazzelilerin ellerinde tencere, tava ile nasıl yemek sırasına girdiklerini görüyorsunuz. Orada adeta açlığa mahkûm edilen bir millet var ve bunlara yönelik neler yapıldığını görüyoruz, görüyorsunuz. Elimizden gelen her şeyi yapıyoruz ve bölgeye yönelik gıda yardımını yapmış durumdayız. Sağ olsun Kızılay’ımız orada çok ciddi bir görev icra ediyor. Ellerinde ciddi miktarda konserve kavurma var. Bu konservelerle Kızılay o fakir fukaranın, aç açıkta kalmış olanların imdadına yetişmenin gayretinde. İşte Kurban Bayramı geliyor. Kurban Bayramı ile birlikte de yine inşallah bölgeye gerek et olarak, gerek kurban olarak yardımlarımızı ulaştırmanın gayreti içindeyiz. Aynı şekilde yine konserve türü yardımlarla oralara ulaşmanın gayreti içerisinde olacağız. Gazze bu noktada gerçekten çok mağdur, çok mahrum. Allah yardımcıları olsun. Gazze’nin bir gün bile kaybedecek zamanı yok. Bunu her platformda dile getiriyoruz. Biz görüştüğümüz her lidere, her muhatabımıza bunu anlatıyoruz. Gazze’deki İsrail saldırganlığı durdurulmalı. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz. Bölgede kalıcı barışın yolu iki devletli çözümden geçer. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğü haiz Filistin devletinin kurulması en etkin yoldur. Daha fazla yıkımla, bombayla, ölümle varılacak bir yer yok. İsrail vatandaşlarının güvenliğini, her gün onlarca Gazzeli çocuğu, kadını, masumu katlederek sağlayamaz. Bu cinnet halini ne kadar erken terk ederlerse, herkes için o kadar iyi olur.
SORU: Gazze konusundan sonra aslında onunla çok ilintilenecek bir konu Keşmir meselesi. Türkiye, Hindistan ve Pakistan arasında kronikleşmiş daha çok defa savaş sebebi olmuş Keşmir meselesinde de bir arabulucu görevi üstlenecek mi?
Bu konuyla ilgili de elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Nitekim bu son gelişmelerde biz Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile her türlü görüşmeleri yaptık. Ne yapabiliriz? Biz size nasıl yardımcı olabiliriz? Bunları kendileriyle konuşarak planladık. Ona göre adımlarımızı attık. Hamdolsun belli bir yere de iş geldi. Sonunda barıştılar. Sükûnet ortamı neyse ki sağlandı. Gerilimin yeniden tırmanmaması için meselelerin itidalli bir şekilde ele alınması tarafları çözüme yaklaştırabilir. Türkiye olarak uluslararası kuruluşların da dahil olduğu, insan haklarını temel alan bir yaklaşımla sorunun çözüme kavuşmasını arzu ediyoruz. Taraflardan talep gelmesi halinde biz tabii ki üzerimize düşeni yaparız. Biz barış istiyoruz, iki komşu arasında gerilim olmasın istiyoruz.
SORU: ABD Dışişleri Bakanlığı Türkiye’ye 300 milyon doları aşan havadan havaya füze satışına onay verdiğini açıkladı. Bu CAATSA yaptırımlarının aşılması anlamında bir ilk adım mıdır? Devamı gelir mi? F-35 süreci hızlanır mı? Ve onun ötesinde son dönemde yaşanan gelişmeler Türkiye-Amerika ilişkileri açısından iş birliğinin daha da güçleneceği anlamına mı geliyor? Yeni bir döneme mi giriliyor?
CAATSA’da şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, bir yumuşama var. ABD Başkanı Sayın Donald Trump ile ve Türkiye’ye yeni atanan ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ı kabulümüzde kendisiyle bunları görüştük, konuştuk. Öyle zannediyorum ki CAATSA sürecini de çok daha süratli aşacağız. Bizim iki büyük müttefik NATO üyesi olarak aramızda savunma alanında hiçbir kısıtlama, engel olamaması lazım. Alınan karar, bu bakımdan çok isabetli bir karardır. Stratejik ortaklığımızın ruhuna aykırı olan tüm engellerin kaldırılması, en büyük beklentimiz. Bu yönde atılan her olumlu adım bizim için kıymetli. Devamının geleceğine de inanıyorum. Dostum Trump’ın göreve gelmesiyle birlikte bu konularda daha açık, daha yapıcı, daha samimi bir iletişime kavuştuk. Savunma sanayiinden ekonomik ilişkilere, bölgesel güvenlikten küresel sorunlara kadar Amerika Birleşik Devletleri ile ortak çıkarlarımız var. İş birliğimizi her zaman olduğu gibi karşılıklı saygı ve anlayış temelinde devam ettireceğiz. Bölgemizde ve dünyada istikrarın tesisi için Türkiye-ABD ortaklığı hayati öneme sahip. Bu doğrultuda, yapıcı ve sonuç odaklı bir diyalog zemini oluşturmanın gayretindeyiz.
Gündem
Endonezya Açıklarında Feribot Faciası: 5 Ölü, 41 Kayıp
Endonezya Açıklarında Feribot Faciası: 5 Ölü, 41 Kayıp
Yayın Tarihi: 2 Ağustos 2026. 20:20
Okuma Süresi: Yaklaşık 3 dakika
DHA

Endonezya’nın Madura Adası açıklarında seyir halindeki bir yolcu feribotunda çıkan yangın, kabusa dönüştü. 271 kişinin bulunduğu gemide çıkan alevler sonucu 5 kişi hayatını kaybederken, 41 kişiden henüz haber alınamıyor. Kurtarma ekiplerinin bölgedeki yoğun çalışmaları sürüyor.
Yangın Sabah Saatlerinde Başladı
KM Mutiara Sentosa 2 isimli feribot, Doğu Cava’nın en büyük kenti Surabaya’dan Güney Sulawesi’nin başkenti Makassar’a gitmek üzere yola çıkmıştı. Yangın, geminin 2 Ağustos Pazar günü sabah 06.00 ile 07.00 arasında Madura Adası’nın kuzeyindeki Suluban sularında seyrederken çıktı.
Kaptan, yangın ihbarını saat 08.24 civarında Surabaya Liman Başkanlığı’na iletti. Ancak yangının büyümesiyle birlikte kaptanla irtibat kesildi. Saat 09.45 sıralarında bölgedeki bir yük gemisi, feribotun neredeyse tamamen alevler içinde olduğunu ve yolcuların köprü üstü ile baş tarafta mahsur kaldığını bildirdi.
Dehşet Anları ve Kurtarma Çalışmaları
Yangının büyümesiyle paniğe kapılan yolcular can yeleklerini giyerek güvertede toplanırken, bazıları alevlerden kaçmak için denize atlamak zorunda kaldı. O anlar, sosyal medyada paylaşılan görüntülere de yansıdı.
Endonezya Ulusal Arama ve Kurtarma Ajansı (Basarnas) bölgeye çok sayıda kurtarma gemisi sevk etti. Yakınlardaki ticari gemiler de kurtarma çalışmalarına destek verdi. Meratus Pematang Siantar isimli gemi 111 kişiyi kurtararak en fazla can kurtaran gemi oldu. TB Hasnur 26 65, Transco Arafura 17, Meratus Project 13 ise 13 kişiyi güvenli bölgeye tahliye etti.
Ajansın açıklamasına göre yangından 225 kişi sağ olarak kurtarıldı. Beş kişinin cansız bedenine ulaşılırken, 41 kişi için arama çalışmaları devam ediyor.
Yangının Çıkış Nedeni Araştırılıyor
Yangının çıkış sebebi henüz belirlenemedi. Yetkililer olayla ilgili kapsamlı bir soruşturma başlattı. Endonezya Ulaştırma Bakanlığı, önceliklerinin yolcu ve mürettebatın güvenliğini sağlamak ile kurtarma çalışmalarını koordine etmek olduğunu bildirdi.
160 Metrelik Dev Feribot ve Rota Bilgisi
160 metre uzunluğunda ve 25 metre genişliğindeki KM Mutiara Sentosa 2, Surabaya-Makassar arasında düzenli sefer yapıyor. Bu hat, Cava ile Sulawesi arasında bağlantı sağlayan ve yaklaşık 40 saat süren önemli bir deniz yolculuğu. Gemide 232 yolcu ve 39 mürettebat bulunuyordu.
Takımada Ülkesinde Deniz Kazaları
17 binden fazla adadan oluşan Endonezya’da feribotlar, halk için hayati bir ulaşım aracı. Ancak zayıf güvenlik denetimleri nedeniyle deniz kazaları sıkça yaşanıyor. Geçen ay Sulawesi açıklarında 70’ten fazla kişiyi taşıyan bir feribot batmıştı. 2025 Temmuz’unda ise Kuzey Sulawesi açıklarında alev alan feribottaki 568 kişi kurtarılmıştı.
Gündem
Samsun’da Halk Otobüsü Devrildi: 15 Yaralı
Samsun’da Halk Otobüsü Devrildi: 15 Yaralı
Tarih: 2 Ağustos 2026
Saat: 20.00
Okuma Süresi: 2 dakika
AA

Samsun’un Çarşamba ilçesinde seyir halindeki bir halk otobüsü, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarındaki yeşillik alana devrildi. Kazada ilk belirlemelere göre 15 kişi yaralandı.
Samsun-Ordu Karayolunda Korkutan Kaza
Samsun’un Çarşamba ilçesinde sabah saatlerinde meydana gelen trafik kazası yürekleri ağza getirdi. Samsun-Ordu kara yolunun Beylerce mevkisinde seyir halindeki bir halk otobüsü, henüz belirlenemeyen bir nedenle sürücüsünün kontrolünden çıkarak yol kenarındaki yeşillik alana devrildi.
Kazanın ardından bölgeye çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. İtfaiye ekipleri, devrilen otobüs içerisinde sıkışan yaralıları güçlükle kurtararak sağlık görevlilerine teslim etti.
15 Yaralı Hastanelere Kaldırıldı
Kazada ilk belirlemelere göre 15 kişi yaralandı. Yaralılar, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından Samsun’daki farklı hastanelere sevk edildi. Yaralıların sağlık durumlarına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Otobüs Sürücüsünün Kimliği Araştırılıyor
Kazaya karışan halk otobüsünün sürücüsünün kimliği henüz belirlenemezken, kazanın meydana geliş nedeniyle ilgili incelemeler sürüyor. Yetkililer, kazanın maddi hasar boyutunu ve kesin yaralı sayısını netleştirmek için çalışmalarını sürdürüyor.
Gündem
Erdal Beşikçioğlu hakkında tutuklama talebi!
Erdal Beşikçioğlu hakkında tutuklama talebi!
Tarih: 02 Ağustos 2026. 19:30
Okuma Süresi: 3 dakika
AA

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Etimesgut Belediyesi’ne yönelik yürüttüğü yolsuzluk soruşturmasında flaş bir gelişme yaşandı. Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun da aralarında bulunduğu 55 kişi gözaltına alınırken, 44 şüpheli hakkında tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Beşikçioğlu, ifadesinde suçlamaları reddederek “Benim adımın geçtiği hiçbir belge yok” dedi.
Ankara’da siyasi kulisleri sarsan operasyon, Etimesgut Belediyesi’nde usulsüzlük iddialarıyla başladı. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü soruşturma kapsamında, belediyeye yönelik ihale ve mali işlemler mercek altına alındı. Savcılığın talimatıyla harekete geçen Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu ile birlikte çok sayıda belediye çalışanı ve şirket yetkilisini gözaltına aldı.
Emniyetteki işlemleri tamamlanan 55 şüpheli, Ankara Batı Adliyesi’ne sevk edildi. Mahkemeye sevk işlemlerinin ardından savcılık, şüphelilerden 44’ü hakkında tutuklama talebinde bulundu. Beşikçioğlu’nun da bu 44 kişi arasında yer aldığı öğrenildi.
Soruşturma kapsamında 55 kişi gözaltına alındı
Etimesgut Belediyesi’ne yönelik soruşturma, özellikle ihale süreçleri ve mali işlemler üzerinde yoğunlaşıyor. Savcılık, belediyede usulsüz olduğu iddia edilen ihaleler, rüşvet iddiaları ve kamu kaynaklarının kötüye kullanıldığına dair bulgular üzerinden soruşturmayı genişletti. Gözaltına alınan 55 kişi arasında belediye başkan yardımcıları, daire müdürleri ve belediyeyle iş yapan bazı şirket sahipleri de yer alıyor.
Soruşturma kapsamında ele geçirilen dijital materyaller ve belgelerin, ihale ve alımlara ilişkin önemli tespitler içerdiği öne sürülüyor.
Beşikçioğlu’na yöneltilen suçlamalar
Ankara Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde ifadesi alınan Erdal Beşikçioğlu’na, dört ayrı suçlamada bulunuldu:
· Rüşvet
· İhaleye fesat karıştırma
· İrtikap (görevi kötüye kullanarak menfaat sağlama)
· Edimin ifasına fesat karıştırma
Beşikçioğlu, ifadesinin başında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini belirtti. Gelir kaynaklarının belediye başkanlığı maaşı, Tatbikat Sahnesi’nden elde edilen bilet gelirleri, oyunculuk faaliyetleri ve telif ödemeleri olduğunu söyledi.
Beşikçioğlu’ndan savunma: “Suçlamaları kabul etmiyorum”
Beşikçioğlu, ifadesinde suçlamaları baştan sona reddetti. Belediye başkanı olarak bizzat yetkili olduğu birimlerin Özel Kalem, İç Denetim ve Teftiş birimleri olduğunu belirten Beşikçioğlu, ihalelerle doğrudan ilgisinin bulunmadığını savundu:
“Belediye Başkanı olarak bana bağlı birimler Özel Kalem, İç Denetim ve Teftiş birimleridir. Genel olarak başkanın denetim ve gözetim görevi vardır, temsil görevim vardır. Etimesgut Belediyesince yapılan ihalelerde herhangi bir görev ve yetkim yoktur.”
Sayıştay raporlarına konu edilen usulsüzlüklerin kendi talimatıyla başlatılan iç denetim sonucunda ortaya çıkarıldığını da ifade eden Beşikçioğlu, “Bahse konu materyallerde benim hakkımda ya da benim adımın olduğu herhangi bir belge yoktur” dedi.
Behzat Ç. çekimleri ve 225 bin TL transferi
Soruşturmanın dikkat çeken iki ayrıntısı ise “Behzat Ç.” dizisinin çekimleri ve Beşikçioğlu’nun hesabına gönderilen 225 bin TL oldu.
Beşikçioğlu, dizinin çekimlerinde belediye imkanlarının kullanıldığı iddialarına ilişkin olarak, yapım şirketinin belediyeye ödeme yaptığını, çekimlerin Etimesgut’un tanıtımına katkı sunduğunu ve belediyenin zarara uğratılmadığını savundu.
Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Kerimoğlu tarafından hesabına gönderilen 225 bin lirayla ilgili soruya ise Beşikçioğlu şu yanıtı verdi:
“Bahse konu para transferi tarihinde ben yurt dışındaydım. Otele giriş yapmak için kredi kartını ibraz ettiğimde limit sorunu olduğu ve nakit ödemeyi kabul etmedikleri için Mutlu Kerimoğlu’ndan borç olarak para istedim. Türkiye’ye dönüşte parayı geri ödedim.”
Ses kayıtları ve şirket iddiaları
Dosyada yer alan ses kayıtlarına da açıklık getiren Beşikçioğlu, bir konser organizasyonuyla bağlantılı rüşvet ve irtikap iddialarını reddetti. Kayıtlarda “başkan” olarak geçen kişinin kendisi değil, Başkan Yardımcısı Mutlu Kerimoğlu olduğunu ileri sürdü:
“Ses kayıtlarında başkan olarak geçen şahıs ben değilim. İfademden ve konuşma içeriğinden anlaşılacağı üzere Başkan Yardımcısı Mutlu Kerimoğlu olduğu bellidir.”
Ayrıca şirketlerin iddia ettiği zararın belediyeden tahsil edilmek istendiğini düşündüğünü belirten Beşikçioğlu, organizasyondan doğan zarar nedeniyle bu beyanlarda bulunulduğunu öne sürdü.
Savunmanın özeti: “Deliller soyut”
Beşikçioğlu, ifadesinin son bölümünde şu savunmayı yaptı:
“Samimi olarak beyanlarda bulundum. Tarafıma okunan Sayıştay raporlarında, suç duyurusu kısmında ve bilirkişi raporlarında tarafıma herhangi bir isnat ya da suç beyan edilmemiştir. Suçlamalar soyut suç atfı mahiyetinde olup maddi delillerle desteklenmemiştir.”
Beşikçioğlu’nun da aralarında bulunduğu 44 şüpheli hakkındaki tutuklama talebi, nöbetçi mahkeme tarafından değerlendirilecek. Mahkemenin kararı önümüzdeki saatlerde netleşecek.
-
Spor1 hafta önceFilenin Sultanları’ndan Dev Geri Dönüş! Türkiye-Brezilya VNL Finalinde Nefes Kesti
-
Ekonomi1 hafta öncePETROL FİYATLARI MAYISTAN BU YANA İLK KEZ 100 DOLARI AŞTI
-
Spor1 hafta önceSantarelli’den Eleştirilere Sert Cevap: “Türkiye’yi Çok Seviyorum Ama Denge Şart”
-
Magazin1 hafta önceJon Bon Jovi’den Sahne Şoku! Konserini Aniden Kesti ve Hayranlarına Söz Verdi
-
Spor1 hafta önceFilenin Sultanları VNL’de Finale Yükseldi! Dev Geri Dönüşle Çin’i Elediler
-
Ekonomi7 gün önceEvden çalışana kira sürprizi: Ev sahibi ek ücret istedi
-
Ekonomi7 gün önceVARTA’dan Türkiye’ye Güvence: “Operasyonlarımız Kesintisiz Devam Ediyor”
-
Magazin7 gün önceRapçi Blok3’e suikast hazırlığı! Bodrum’da lüks otelde yakalandılar
