Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Türk Bilim İnsanı Adını Göklere Yazdırdı: Çığır Açan Buluşu Uzaya Gönderdi

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

Giriş

14 Nisan 2025 tarihi, bilim ve uzay teknolojileri tarihinde unutulmaz bir gün olarak yerini aldı. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) bünyesinde görev yapan Doç. Dr. Canan Dağdeviren, meme kanserinin erken teşhisi amacıyla geliştirdiği giyilebilir ultrason cihazını—elektronik sütyen şeklinde tasarlanan yenilikçi bir cihaz—uzaya göndererek tarih sahnesinde adını altın harflerle yazdırdı. Bu çığır açan buluş, yalnızca tıp ve teknolojide devrim yaratmakla kalmayıp, aynı zamanda tamamı kadınlardan oluşan ilk uzay ekibiyle birlikte gerçekleştirilen tarihi bir misyonun parçası olarak dikkat çekti.

Tarihi Uzay Görevi: Tamamı Kadınlardan Oluşan Mürettebat

Blue Origin’in sahibi olduğu ve “New Shepard” adıyla bilinen uzay aracı, tamamı kadınlardan oluşan 6 kişilik bir mürettebatla Teksas’tan uzaya fırlatıldı. Bu görevde, dünya genelinde büyük yankı uyandıran isimlerden; şarkıcı Katy Perry, eski gazeteci Lauren Sánchez, gazeteci Gayle King, eski NASA roket bilimcisi Aisha Bowe, bilim insanı Amanda Nguyen ve film yapımcısı Kerianne Flynn yer aldı. Misyon süresi yaklaşık 10 dakika olan bu yolculuk, tamamı kadın ekibin uzayda gerçekleştirdiği ilk görev olarak tarihe geçti. Bu eşsiz deneyim, kadınların bilim ve teknolojideki rolünü güçlendirirken, uzay yolculuklarına dair algıyı da yeniden şekillendirdi.

Canan Dağdeviren’in Çığır Açan Buluşu: Giyilebilir Ultrason Cihazı

Yenilikçi Tasarım ve Fonksiyonellik

Dr. Canan Dağdeviren’in geliştirdiği cihaz, meme kanserinin erken teşhisinde kullanılmak üzere tasarlanmış giyilebilir ultrason teknolojisidir. Cihaz, “elektronik sütyen” olarak da adlandırılıyor; çünkü normal bir sütyene entegre edilebilen, esnek ve kullanımı oldukça kolay bir yapıya sahip.

  • Radyasyonsuz Tarama: Ultrason yöntemi kullanılarak çalışan cihaz, radyasyon içermeyen güvenli bir tarama sağlar.

  • Erken Teşhis İmkanı: Meme dokusunu gerçek zamanlı olarak izleyerek, 0,3 santimetre çapındaki küçük kistleri tespit edebiliyor.

  • Kullanım Kolaylığı: Günlük hayata entegre edilebilen bu yenilikçi cihaz, mamografi gibi geleneksel yöntemlere alternatif sunarak erken teşhisin önünü açıyor.

Bilimsel ve Toplumsal Etkileri

Cihazın uzay ortamında test edilmesinin temel amacı, yerçekimsiz koşullarda bile çalışma performansını ve güvenilirliğini gözlemlemek. Bu deneysel uygulama; teknolojinin sadece tıbbi alanda değil, aynı zamanda uzay araştırmaları gibi farklı disiplinlere entegrasyonunun da kapılarını aralıyor. Ayrıca, erken teşhis sayesinde yılda tahmini olarak 11 milyon kadının hayatının kurtulması öngörülüyor.

Atatürk ve Cumhuriyet Değerlerine İthaf

Canan Dağdeviren, uzaya gönderdiği cihazı aynı zamanda Cumhuriyet değerlerine ve Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözüne göndermede bulundu. Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda şunları ifade etti:

“Tarihe not düşülsün: Bugün, 14 Nisan 2025. Atatürk Cumhuriyeti’nin herkes için eşit olan sisteminde eğitim alan bir birey olarak, yıllar önce üzerinde çalışmaya başladığım giyilebilir ultrason cihazımı uzaya gönderdim—tarihte ilk kez tamamı kadınlardan oluşan ilk uzay ekibi ile. Bu bir başlangıç. Sivas’tan yola çıkan dedelerimin ve nenelerimin, kimsesizlerin kimsesiydi cumhuriyet. İcat ettiğimiz teknolojiyi haksızlığa ve zulme uğrayan tüm canlılara armağan ediyorum; yalnız değilsiniz. Mücadeleniz, yıldızlar gibi ışık olmaya ve yol göstermeye devam edecek. Evet, ‘İstikbal göklerdedir.’”

— Canan Dağdeviren (@dagdevirencanan)

Bu paylaşım, Dağdeviren’in hem bilimsel başarısını hem de toplumsal sorumluluk bilincini ortaya koyuyor. Cumhuriyet’in sunduğu fırsatlar ve eşitlik ilkesine vurgu yaparak genç bilim insanlarına ilham kaynağı oluyor.

Canan Dağdeviren’in Kısa Biyografisi

Eğitim ve Kariyer Yolculuğu

  • Doğum ve İlk Eğitim: 1985 yılında İstanbul’da doğan Canan Dağdeviren, aslen Sivas kökenli olup, ilk ve orta öğrenimini Kocaeli’de tamamladı.

  • Yükseköğrenim: Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra, Sabancı Üniversitesi’nde Malzeme Bilimi ve Mühendisliği alanında yüksek lisans yaptı.

  • Uluslararası Başarı: Fulbright bursu sayesinde ABD’ye giderek Illinois Üniversitesi’nde doktora eğitimini tamamladı. Bu süreçte, esnek ve giyilebilir teknolojiler üzerine çalışmalar geliştirerek, sağlık sektöründe devrim niteliğinde icatlara imza attı.

  • Akademik Kariyer: Şu anda MIT Media Lab’da kendi laboratuvarını kuran ilk Türk bilim insanı olarak görev yapan Dağdeviren, aynı zamanda Harvard Üniversitesi’nde genç akademi üyeliği gibi önemli pozisyonlarda bulundu.

Ödüller ve Başarılar

Canan Dağdeviren; Forbes dergisinin “30 Yaş Altı 30 Bilim İnsanı” listesine girmiş, genç yaşta Nobel’e benzer kabul edilen Science & SciLifeLab Tıp Ödülü’nü kazanmış ve uluslararası arenada birçok prestijli ödüle layık görülmüştür. Bu başarıları, onun hem inovasyon gücünü hem de bilim dünyasına olan katkısını ortaya koymaktadır.

İnovatif Teknolojiler ve Gelecek Vizyonu

1. PZT Tabanlı Esnek Kalp Pili

  • Amaç: Kalp atışlarını elektrik enerjisine çevirerek, implant edilen kalp pillerinin kendi kendine enerji üretmesini sağlamak.

  • Çalışma Prensibi: PZT (Kurşun Zirkonat Titanyat) adı verilen piezoelektrik malzeme, kalp atışlarının yarattığı mekanik titreşimleri elektrik enerjisine dönüştürür. Bu sayede, kalp pillerinin değişim gerektiren klasik batarya sorununa çözüm getirilir.

2. Giyilebilir ve Esnek Biyosensörler

  • Amaç: Deriye yapışabilen ultra ince sensörlerle, nabız, sıcaklık, ter gibi temel fizyolojik verilerin sürekli ve gerçek zamanlı izlenmesi.

  • Özellik: Bu teknolojiler sayesinde, kronik hastalıkların takibi ve erken teşhis olanakları artarken, özellikle sporcular ve yaşlılar için sağlık verilerinin uzaktan izlenmesi mümkün hale gelmektedir.

3. Akıllı İlaç Salınımı Sistemleri

  • Amaç: İlaçların, hastalıklı bölgeye kontrollü ve doğrudan iletilmesini sağlayan implant edilebilir sistemler geliştirmektir.

  • Faydaları: Doğru dozda, sadece ihtiyaç duyulan yerde ilaç salınımı sağlanarak, tedavi yan etkilerinin azaltılması ve tedavi etkinliğinin artırılması hedeflenmektedir.

4. Elektronik Dövmeler

  • Amaç: Cilt üzerine yapıştırılabilen, ultra ince elektronik sensörler aracılığıyla sürekli sağlık verilerinin toplanmasıdır.

  • Detaylar: Bu dövmeler, giyilebilir teknolojilerle entegre çalışarak, uzun süreli ve konforlu bir kullanım deneyimi sunar.

Dağdeviren’in geliştirdiği bu teknolojiler, sadece tıp alanında çığır açmakla kalmayıp, gelecekte uzay araştırmaları, kişisel sağlık takibi ve yapay zeka destekli biyoteknoloji alanlarında da devrim yaratması beklenmektedir.

Sonuç ve Geleceğe Bakış

Türk bilim insanı Canan Dağdeviren, uzaya gönderdiği giyilebilir ultrason cihazıyla yalnızca kendi alanında bir başarıya imza atmakla kalmadı; aynı zamanda, tamamı kadınlardan oluşan tarihi uzay yolculuğuna da önemli bir katkı sağladı. Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözünü bir kez daha hatırlatan bu gelişme, bilim, teknoloji ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında ilham verici bir örnek oluşturuyor.

Özetle, Dağdeviren’in icadı, meme kanseri teşhisini daha erişilebilir ve erken hale getirirken; teknolojinin uzay ortamında test edilmesi, geleceğe yönelik daha geniş uygulama alanlarını ortaya koyuyor. Bilim dünyasının ve gençlerin umut ışığı olan bu proje, Türkiye’nin inovasyon gücünü dünyaya kanıtlayan bir başarı örneği olarak hafızalarda yer edinecek.

Gündem

TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı

Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 23:20
 Okuma Süresi: 3 dakika

ANKA

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilere yeniden eğitim hakkı tanıyan “öğrenci affı” düzenlemesi kabul edildi. Yükseköğretim Kanunu’nda değişiklik öngören teklifin 15’inci maddesi, yoğun tartışmaların ardından Meclis’ten geçti. Peki bu düzenleme kimleri kapsıyor, hangi eleştiriler gündeme geldi? İşte detaylar…

Düzenleme Kimleri Kapsıyor?

Kabul edilen maddeyle birlikte, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na geçici bir madde ekleniyor. Buna göre:

· Yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekteyken ilişiği kesilenler,
· Kayıt hakkı kazandığı halde çeşitli nedenlerle kayıt yaptıramayan öğrenciler,

yükseköğrenimlerine devam etme hakkına kavuşacak.

Ayrıca, daha önce farklı bir öğrenim düzeyinde (ön lisans, lisans, yüksek lisans veya doktora) bu kapsamda haklardan yararlanmış olmak, başka bir düzeyde aynı maddeden faydalanmaya engel teşkil etmeyecek.

Komisyon Sürecine Eleştiriler: “Sadece YÖK Vardı”

Teklifin görüşmeleri sırasında muhalefetten düzenlemeye yönelik sert eleştiriler geldi. Yeni Yol Grubu adına söz alan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, öğrenci affının aylardır beklendiğini ancak sürecin aceleye getirildiğini belirtti.

Çalışkan, komisyon görüşmelerinin kesintisiz şekilde bir gecede tamamlandığını hatırlatarak şu eleştirileri sıraladı:

“Komisyon kesintisiz, bir gece sabaha kadar görüştü, on beş saatlik müzakere sonucunda bir yasa çıktı. Kanunun hazırlanma sürecinde sendikalar, sivil toplum örgütleri, alanında uzmanlar yok. Kim var? Sadece YÖK var; o da zaten taraf.”

Çalışkan, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından çok az sayıda öğrenci dışında kimsenin memnun olmayacağını savundu.

“Üniversiteler İşsiz Üreten Fabrika Haline Geldi”

Eğitim politikalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Çalışkan, 12 yıllık zorunlu eğitimin mesleki eğitime zarar verdiğini öne sürdü. 28 Şubat sürecinde eğitimin 8 yıla çıkarıldığını hatırlatan Çalışkan, mevcut uygulamayı “28 Şubat’a level atlattınız” sözleriyle eleştirdi.

İstihdam sorununa da dikkat çeken Çalışkan, bazı fakültelerin mezunlarına iş olanağı sağlayamadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Üniversiteler artık işsiz üreten fabrika haline geldi. Yapacağınız iş, eğer bir fakültenin mezunu bir yere atanamayacaksa kapatın, boşuna almayın, insanların duygusunu sömürüyorsunuz.”

“İltisak ve İrtibat” Tartışması

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise madde metninde yer alan “terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı” ifadesinin hukuki belirsizlik yarattığını savundu.

Konukçu, bu kavramların geçmişte çok sayıda öğrenci açısından hak kayıplarına yol açtığını belirterek şunları söyledi:

“İltisak ve irtibat kavramları üzerinden pek çok sosyalist, devrimci ve muhalif öğrencinin eğitim hakkı göz göre göre gasbedilmiştir.”

Ayrıca, yakın geçmişte özellikle olağanüstü hal döneminde çok sayıda öğrenci hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmaksızın idari işlemler tesis edildiğini hatırlatan Konukçu, bu durumun eğitim hakkı üzerinde kalıcı sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Madde Oylanarak Kabul Edildi

Verilen önergelerin reddedilmesinin ardından 15’inci madde oylanarak kabul edildi. Böylece üniversiteyle ilişiği kesilen veya kayıt yaptıramayan öğrencilere yükseköğrenimlerine devam etme hakkı tanıyan düzenleme resmiyet kazandı.

Okumaya Devam Et

Gündem

İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi

Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 14:30
Okuma Süresi: 4 dakika

FatihDoğanMedya 


AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen ‘Ahbaplar Suç Örgütü’ soruşturmasında flaş bir gelişme yaşandı. 4’üncü dalga operasyon kapsamında gözaltına alınan 13 şüpheliden aralarında ünlü iş insanı Hüseyin Başaran’ın da bulunduğu 7 kişi tutuklandı. Başaran’ın savcılıkta verdiği ifade ise soruşturmanın boyutlarını gözler önüne serdi.

Soruşturmanın 4’üncü Dalgası: 13 Gözaltı, 7 Tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 27 Temmuz Pazartesi sabahı 4’üncü dalga operasyonu gerçekleştirdi. Operasyonda 13 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 7’si tutuklanırken, 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.

Tutuklanan isimler şöyle: Hüseyin Başaran, Ayhan Çevik, Murat Yaren, Nejdet Kuy, Emin Arat, Muhammed Ali Yılmaz ve Deniz Şimşek.

Soruşturmanın 4 Ana Ayağı

Savcılık tarafından yürütülen soruşturmada 4 ana başlık altında inceleme yapıldığı ortaya çıktı:

· Konut ve Konteyner Alımları: Derneğin 2023 yılında konut yapımı için anlaşma sağladığı ve bağışlardan önemli miktarda para aktardığı halde taahhüt edilen konutların tamamlanmadığı iddia edilen şirket yetkilileri hakkında işlem başlatıldı.
· Şüpheli Taşınmaz Devirleri: Bazı kişi ve şirketler tarafından Yeliz Kaya’ya çok sayıda taşınmaz devredildiği tespit edildi.
· Dernek Çekleri: Dernek tarafından düzenlenen bazı çeklerin dolaşımı ve tahsil süreçleri inceleniyor.
· Haluk Levent ile Mali İlişkiler: Haluk Levent ile arasındaki mali ve ticari ilişkinin şüpheli nitelikte olduğu değerlendirilen Ali D. hakkında işlem başlatıldı.

Hüseyin Başaran’ın Savcılık İfadesi Ortaya Çıktı

Soruşturmanın en dikkat çeken ismi olan Başaran Holding’in sahibi Hüseyin Başaran’ın savcılık ifadesi, yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Haluk Levent ile Tanışma

Başaran ifadesinde Haluk Levent ile 4 sene önce Trabzon’da bir otelin lobisinde tanıştığını, ardından 4 sene boyunca kendisini görmediğini belirtti. 4 sene sonra bir mekanda karşılaştıklarında Levent’in kendisine daire satın almak istediğini söylediğini aktardı.

‘Uluslararası Fonlar’ İddiası

Levent’in kendisine toplu daire alımları yaptığını ve bu daireleri uluslararası yardım fonlarından gelen paralarla satın aldığını söylediğini iddia eden Başaran, Levent’in kendisine Yeliz Kaya’yı yurt dışındaki fonların temsilcisi olarak tanıttığını ve dairelerin onun üzerine tescil edilmesi gerektiğini söylediğini kaydetti.

‘Kızımın Adını Kullanarak Duygusal İstismar’

Başaran ifadesinin en çarpıcı bölümünde şu ifadeleri kullandı: *“Kızımın adını kullanarak sürekli duygusal bir istismar süreci yürüttü. Neredeyse her gün evime geliyordu. Bu şekilde peyderpey 21 daire ve 1 fabrika devrettik. Bunlara dair sözleşmeleri sunduk. Bunlar karşılığında hep şahsi senetlerini verdi. Bize verdiği senetlerden Ahbap Derneği’nin kefil olduğu senet yoktur.”

‘Taşınmazların Esin Önder Çağlayan’a Devredileceğini Bilmiyordum’

Başaran, 22 taşınmazın Esin Önder Çağlayan’a devredileceğinden haberinin olmadığını belirterek, taşınmazlar üzerinde şu anda ciddi ipotekler bulunduğunu ve Globus ile Kanat şirketlerinin bu taşınmazlar üzerine ipotek tesis ederek kredi çektiğini öne sürdü.

Başaran ayrıca devrettikleri taşınmazların parasını alamadıklarını, Levent’in kendisine Amerika’da bir iş insanından bahsederek tekne satabileceğini söylediğini ancak bu işin de sonuçsuz kaldığını ifade etti.

Soruşturma Derinleşiyor

AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında daha önce Haluk Levent ve 13 kişi daha tutuklanmıştı. Yeni dalga operasyonla birlikte soruşturmanın kapsamı giderek genişliyor. Derneğin mali yapısı, bağışların kullanımı ve şüpheli taşınmaz devirleri mercek altına alınırken, önümüzdeki günlerde yeni gözaltı ve tutuklamaların yaşanması bekleniyor.

Ahbap Soruşturması’nda Yeni Dalga: Hüseyin Başaran Dahil 7 Kişi Tutuklama Talebiyle Hakimlikte

 

Okumaya Devam Et

Gündem

PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

Tarih: 30 Temmuz 2026 | Saat: 22:15 | Okuma Süresi: 3 dakika

Kaynak: Anka Haber Ajansı / Ahmet Ün (Diyarbakır)

PKK’dan çerçeve yasaya ilişkin ilk açıklama: “Barış dilde başlar”

Terör örgütü PKK, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın talimatıyla fesih kararını açıklamasının ardından, önümüzdeki hafta Meclis’ten geçmesi beklenen çerçeve yasaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Örgüt, yasanın içeriğini görmeden nihai tutumlarını belirlemeyeceklerini duyurdu.

Açıklamada, “Türkiye halklarının geleceğini ilgilendiren kök yasayla ilgili tartışmalar çeşitli biçimde sürmekte ve kamuoyuna yansımaktadır. Yapılan tartışmalar ve açık kaynaklardan yansıyanlara baktığımızda bu yasaya ne kadar ciddi yaklaşılıyor konusunda kuşkular oluşmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmesine atıf

PKK, açıklamasında Abdullah Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmede çıkacak yasaya ilişkin görüşlerine de yer verdi. Örgüt, Öcalan’ın yasanın “basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen biçimde olmaması” gerektiğini vurguladığını aktardı.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bu yasanın Kürt halkıyla Türk devleti arasındaki yüz yıllık kopukluğu gidermede önemli bir adım olması beklenmektedir. Dolayısıyla barışı hedefleyen bir yasa özelliği taşıması önemli olmaktadır. Dünyanın her yerinde olduğu gibi barış en başta da dilde başlar.”

“Terör örgütü” tanımlamasına itiraz

Örgüt açıklamasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde, kendileri için hâlâ “terör” ve “terör örgütü” kavramlarının kullanılmasına itiraz etti. PKK, fesih kararı sonrası bu tanımlamaların süreci sorunlu hale getireceğini savundu.

“Daha baştan hassasiyetlere dikkat etmemektir. Özcesi dil, tanımlama ve içeriğin amaca uygun olması sürecin ilerlemesi için çok önemlidir” denildi.

Öcalan’ın rolü vurgusu: “Devreye girmeden mümkün değil”

PKK açıklamasında, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün netleştirilmesi gerektiğini ısrarla vurguladı. “Abdullah Öcalan devreye girmeden ve bizzat bu süreci yönetmeden alınan kararların ve çıkan yasanın gereklerini yerine getirmek mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce dile getirdiği “Öcalan’ın barış ve siyasallaşma koordinatörü olması” görüşüne de atıfta bulunulan açıklamada, İmralı’da yapılan tartışmalarda bu konunun kabul edildiği iddia edildi.

“Muhatap ve baş müzakereci olan Abdullah Öcalan’ın konumunun netleştirilmesi önemli olmaktadır” denilerek, Öcalan’ın statüsünün yasada dikkate alınmaması durumunda yasanın pratikte uygulanmasının zorlaşacağı öne sürüldü.

“Esas tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

PKK, çerçeve yasaya ilişkin nihai değerlendirmesini henüz yapmadığını belirterek, “Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi esas yaklaşım ve tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız. Kuşkusuz yasa olumlu olduğunda teşvik edici olacağız ve üzerimize düşeni yapacağız” ifadelerini kullandı.

Örgüt ayrıca, barış sürecinin sadece silahsızlanmaya indirgenmemesi gerektiğini savunarak, “Kök ya da çerçeve yasadan söz etmek bu yasadan sonra başka yasaların çıkacağı ve adımların atılacağını kabul etmektir” görüşünü dile getirdi.

Gözler Meclis’te

PKK’nın bu açıklaması, önümüzdeki hafta Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasa tartışmaları öncesinde önemli bir mesaj olarak değerlendiriliyor. Örgütün yasayı gördükten sonraki tutumunun nasıl şekilleneceği ve sürecin nasıl ilerleyeceği ise merak konusu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar