Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Sanat

Ormandan toplayıp dönüştürüyor: Her parçasında duygusal bir anlam var

Yayımlandı

üzerinde

Kentte yaşayan driftwood sanatçısı Osman Dönmez, orman, dağ ve dere yataklarında doğanın kendi döngüsüyle devrilmiş veya dağılmış ağaç parçalarını toplayarak heykeller yapıyor. Doğadan aldığı parçaları yeniden doğaya kazandıran Dönmez, “Doğayı sevdiğim için doğadan ilham alıyorum. Bu malzemeleri birleştirip, hayvan figürlerine dönüştürüyorum” dedi. Atık ağaçlardan yaptığı heykellerin yapım sürecinin uzun ve titiz bir çalışma gerektirdiğini anlatan Dönmez, “Topladığımız parçaları temizleme aşamasından geçiriyoruz, sonra kaide veya iskelet üzerine yerleştirme süreci başlıyor. Günde 3 ila 5 parça üzerinde çalışıyorum. Bir heykelin tamamlanması yaklaşık 1 ayı buluyor” diye konuştu.

“DOĞANIN YAPTIĞINA DOKUNMUYORUM”

Doğal dokuyu korumaya özen gösterdiğini belirten Dönmez, “Doğanın yaptığına dokunmuyorum. Görünmeyen kısmı değil, doğanın bıraktığı yüzeyi alıyorum. O yüzeydeki damarları, kas hatlarını ve kıvrımları olduğu gibi figürün dış kısmına yerleştiriyorum. Hiçbir şekilde oynama yapmıyorum” dedi. Ağaçların ormandan kesilmediğini, tamamen doğanın döngüsünde devrilmiş yaşlı ağaçlardan toplandığını vurgulayan Dönmez, “300- 400 yıllık sedir ağaçları yaşlandığında doğada devriliyor, yıllar içinde parçalanıyor. Biz o parçaları topluyoruz. Doğadan bir şeyi koparmıyoruz, doğanın bize bıraktığı parçaları değerlendiriyoruz. Bu, aynı zamanda olası bir yangın öncesinde doğaya yardım etmek anlamına geliyor çünkü bu parçalar yanmaya daha meyilli” diye konuştu.

“HER PARÇA DUYGUSAL BİR ANLAM TAŞIYOR”

Hayvan figürleriyle çalışmasının duygusal bir yönü olduğunu dile getiren Osman Dönmez, “Biraz doğa aşığıyım. Hayvanlara ayrı bir sevgim var. Doğaya gittiğimde kendi hayvanım olmasa da oradaki hayvanlara yiyecek ve su bırakıyorum. Her yaptığım heykelde doğaya ve hayvanlara duyduğum saygıyı yansıtıyorum” dedi. Boyutuna göre fiyatları değişen heykelleri 1000 ila 4 bin lira arasında satışa sunduğunu belirten Dönmez, “Eserlerimden bazıları otellerde sergileniyor, bazıları meydanda. Her bir heykel, doğanın bana anlattığı bir hikayeyi temsil ediyor” diye konuştu.

MARANGOZLUKTAN SANATA UZANAN YOLCULUK

Marangozlukla başladığı mesleğini zamanla sanata dönüştürdüğünü kaydeden Dönmez, “İlk olarak mobilya ve marangozlukla ilgileniyordum. Bu işe hobi olarak başladım, sonra figür heykellerine yöneldim. Sosyal medya platformunda gördüğüm bir çalışmadan esinlenip at figürü yaparak başladım. Yaklaşık 12 yıldır marangozluk yapıyorum, son 1 yıldır ise bu işi yapıyorum” dedi. İlk yıllarda ustasız ilerlediğini, son 1 yıldır aldığı eğitimle realist çalışmalara geçtiğini aktaran Dönmez, “12 yıl boyunca kendi başıma denedim, bir ustadan el aldıktan sonra realist figürler üretmeye başladım. Şu anda daha gerçekçi, duyguyu yansıtan eserler ortaya koyuyorum. İnsanlardan gelen ilgiden çok memnunum. Hedefim, bu sanatı daha ileri taşımak” diye konuştu.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sanat

Orhan Veli Kanık’nin doğduğu köşk satışa çıktı — mahalleli: “Restore edilsin”

Yayımlandı

üzerinde

Orhan Veli Kanık‘nin doğduğu köşk satışa çıktı — mahalleli: “Restore edilsin”

FatihDoganMedya Web Haber · Tarih: 19 Şubat 2026 · Saat: 15:10 ·

İstanbul’un Beykoz ilçesi, Yalıköy’de doğup çocukluğunu geçiren ünlü şairin üç katlı ahşap köşkü satışa çıkarıldı. Yapının üzerinde tarihi mimari özellikler büyük ölçüde korunmuş; mahalle sakinleri ve edebiyat çevreleri binanın restore edilerek müzeye veya kültür mekânına dönüştürülmesini talep ediyor.

Yalıköy Mahallesi’nde bulunan üç katlı ahşap köşk, satış ilanına çıkarıldı; satış fiyatı olarak kamuoyuna yansıyan rakam 80 milyon TL. Yapının, şairin ailesinin 1930’ların başına kadar kullandığı ev olduğu ve dış cephesinde dönemin özelliklerini koruduğu bildiriliyor.

Binanın mevcut sahibi olarak ifade edilen 80 yaşındaki makine mühendisi Osman Özer’in ailevi geçmişe dayanan mülkiyeti ve satış kararının mahallede şaşkınlık yarattığı belirtiliyor. Mahalle sakinleri ile öğrenciler, “Bu evin restore edilip korunmasını istiyoruz” şeklinde ortak talepte bulundu.

Tarihi arka plan

Şairin 13 Nisan 1914 doğumlu olduğu, ailesinin müzik geçmişi ve ailenin bir süre daha konakta yaşadığı kaynaklarda yer alan bilgiler arasında. Yapının uzun yıllar konut olarak kullanıldığı; iç mekanların kısmen orijinal özelliklerini taşıdığı aktarılıyor.

Neden önemli?

Kültür ve edebiyat hafızası açısından korunması gerektiği savunulan yapı, İstanbul’un ahşap sivil mimari örneklerinden biri olarak değerlendirilirken—korunamayıp işlev değiştirmesi veya yıkılması halinde bölgenin tarihsel dokusunun zedelenebileceği uyarısı yapılıyor. Bu nedenle yerel kamuoyunda “restorasyon/müze” talepleri gündemde.

Okumaya Devam Et

Sanat

Ayşe Barım’a 12 yıl 6 ay hapis cezası

Yayımlandı

üzerinde

Ayşe Barım’a 12 yıl 6 ay hapis cezası

Yayın: 11 Şubat 2026, 14:11

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, menajer ve ID İletişim sahibi Ayşe Barım’ı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme başkanı Barım’ın hükmen tutuklanmasına karar vermedi; yurt dışı çıkış yasağı ve diğer adli tedbirler uygulanabilir.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, iddianamenin yönelttiği suçlamalar ve duruşma savcısının esasa ilişkin mütalaası tartışıldı. Savcılık daha önce “22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar” hapis istemiyle hazırlanan dosyada, celse arasında ağırlaştırılmış müebbet talebinde bulunmuştu; ancak mahkeme sonuç olarak Barım’a 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Mahkeme başkanı, hükmen tutuklama kararı çıkarmadı.

Sanığın savunması ve sağlık durumu

Barım duruşmada suçsuz olduğunu belirterek beraatini talep etti; avukatları “kanunsuz suç olmaz” ilkesine dikkat çekti. Haberlere göre Barım, sağlık sorunları nedeniyle daha önce cezaevinden tahliye edilmiş ve tedavisiyle ilgili raporlar mahkeme dosyasında yer almıştı; bu durum savunmasında vurgulandı.

Savcılığın iddiaları

Savcılık mütalaasında, Gezi Parkı eylemlerine ilişkin tape ve delil kayıtlarına atıfla Barım’ın “irade gösteren, onayı alınan kişi” olarak organize etme ve destek sağlama rollerinde bulunduğunu ileri sürdü. Savcılık, bazı tape görüşmelerine dayanarak Barım’ın eylemlerin yayılmasına katkı sağladığını öne sürdü.

Dosyanın geçmişi — tutuklama, tahliye ve itiraz süreçleri

Dava sürecinde Barım daha önce tutuklanmış, sağlık gerekçesiyle 1 Ekim’de tahliye edilmiş; Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz etmiş, itiraz sonrası dosya üst mahkemeye gönderilmiş ve süreçte farklı ara kararlar alınmıştı. Bu hukuki süreç mahkeme kayıtlarında ayrıntılı şekilde yer aldı.

Okumaya Devam Et

Sanat

Bin Yıllık Gizem Sokaklara Taştı: Göz Kamaştırıcı Venedik Karnavalı Başladı

Yayımlandı

üzerinde

Bin Yıllık Gizem Sokaklara Taştı: Göz Kamaştırıcı Venedik Karnavalı Başladı

01.02.2026 23:48


Fatih Doğan Medya | Kültür-Sanat — Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi masallar diyarına davet eden tarihi Venedik Karnavalı (Carnevale di Venezia) başladı. Şubat ayı boyunca süren festival, Venedik’in kanallarını ve meydanlarını rengarenk kostümler, işlemeli maskeler ve bin yıllık geleneklerle doldurarak, şehri adeta yaşayan bir açık hava tiyatrosuna dönüştürüyor.

Festivalin başlangıcı, tarihçiler tarafından 1162 yılına, Venedik Cumhuriyeti’nin Aquileia Patriği Ulrich II’ye karşı kazandığı askeri zaferin kutlanmasına dayandırılıyor. Ancak karnavalın ruhu, toplumsal sınıf ayrımlarını geçici olarak ortadan kaldıran maskelerde yatıyor. Zengin-fakir, soylu-sıradan herkesin maske takarak eşitlendiği bu dönem, “La Serenissima”nın (En Yüce) altın çağının en önemli sosyal olgularından biriydi.

Maskelerin Ardındaki Gerçek: Gizem, Eşitlik ve İsyan

Karnavalın kalbi olan maskeler, sadece bir süs değil, derin anlamlar taşıyor.

· Bauta: Yüzün tamamını kapatan, konuşmaya ve yemeye izin veren tasarımıyla en yaygın kullanılan maske. Anonim kalma ve sosyal statüyü gizleme aracıydı.
· Colombina: Gözleri ve yanakların üst kısmını kapatan, genellikle kadınlar tarafından tercih edilen, altın, gümüş ve tüylerle süslü yarım maske.
· Medico della Peste (Veba Doktoru): Gagalı, ürkütücü görünümlü bu maske, 14. yüzyılda Avrupa’yı kasıp kavuran Kara Veba salgınından esinlenmiş. Rivayete göre, salgından kurtulanlar yüzlerindeki izleri gizlemek için bu tarz maskeler takmış.

Bir Geleneğin Yok Oluşu ve Modern Çağda Yeniden Doğuşu

1797’de Venedik Cumhuriyeti’nin yıkılışı ve ardından gelen Avusturya hakimiyetiyle birlikte karnaval geleneği yasaklandı. Yaklaşık iki yüzyıl süren sessizliğin ardından, festival 1979 yılında İtalyan hükümeti ve yerel yetkililerin girişimiyle, turizmi ve kültürel mirası canlandırmak amacıyla yeniden hayata döndürüldü. Günümüzde her yıl yaklaşık 3 milyon ziyaretçiyi ağırlayan festival, Venedik’in en önemli kültür etkinliklerinden biri haline geldi.

Ziyaretçilere Özel Pratik Bilgiler

· Ne Zaman? Karnaval, Paskalya öncesindeki 40 günlük Büyük Oruç (Lent) döneminden hemen önce, genellikle Şubat ayında düzenleniyor.
· Nerede? Ana etkinlikler şehrin kalbi San Marco Meydanı’nda gerçekleşiyor. Kanallar ve diğer büyük meydanlar da festivale ev sahipliği yapıyor.
· En Önemli An: “En Güzel Maske Yarışması” (la maschera più bella) festivalin en prestijli etkinliklerinden. Jüri, uluslararası moda ve kostüm tasarımcılarından oluşuyor.
· Seyahat Tavsiyesi: Festival döneminde şehir çok kalabalık oluyor. Konaklama, ulaşım ve özellikle restoran rezervasyonlarını çok önceden yapmak gerekiyor.

Venedik Karnavalı, sadece görkemli bir parti değil, aynı zamanda bir şehrin tarihine, sosyal dokusuna ve ayakta kalma mücadelesine tanıklık eden canlı bir miras. Her bir maskenin ardında, geçmişin sırları ve insanlığın özgürlük arayışı yatıyor. Bu yıl da Venedik, dünyanın dört bir yanından gelen konuklarına, unutulmaz bir zaman yolculuğu vaat ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar