
Piyanist, orkestra ÅŸefi ve besteci Benjamin Britten’ın bestelediÄŸi “Kötülüğün Döngüsü” operası, İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) tarafından yeniden sahnelenecek.
Henry James’in aynı isimli hikayesinden uyarlanan ve Myfanwy Piper tarafından librettosu yazılan eser, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi’nde izleyiciye sunulacak. Eser, iki çocuÄŸa bakmak üzere iÅŸe alınan genç mürebbiyenin, yakın zamanda ölmüş, eski uÅŸak ve mürebbiyenin hayaletlerini gördüğüne inanmaya baÅŸlamasını iÅŸliyor. Aytaç Manizade’nin rejisörlüğünü üstlendiÄŸi operada, ünlü orkestra ÅŸefi Richard Hetherington da yer alıyor. “HER ESERİ DÜNYANIN EN ÖNEMLİ USTALARIYLA ORTAYA ÇIKARIYORUZ”
İDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Caner Akgün, gösteriye iliÅŸkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, eseri tekrar repertuvara katmanın mutluluÄŸunu yaÅŸadıklarını belirterek, “Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda bizi takip eden önemli bir kitle var. Bütün temsillerimiz doluyor. Biz seyircilerimize farklı operaları, konser içeriklerini ve dans gösterilerini sunuyoruz. Bu baÄŸlamda bu eser çok önemli.” dedi.
Eserin, 1954’te Venedik Bienali için sipariÅŸ edilen bir oda operası olduÄŸunu aktaran Akgün, şöyle devam etti: “ÇaÄŸdaÅŸ zamana ve dinamiklere uygun bir eser. Artık büyük sahneler, büyük dekorların yanı sıra günümüz insanına daha kolay ulaÅŸabilmek adına minimal ölçülerde oluÅŸturulmuÅŸ eserler de var. Bu eserleri de biz sanatseverlerle paylaÅŸmak durumundayız. Bu bizim sorumluluÄŸumuz. Bu yüzden 20. yüzyılın müziÄŸinden bir örneÄŸi, bu sene repertuvarımıza aldık. Çok yetkin solist kadromuz ile Londra’dan gelen ÅŸefimiz, bu eseri bizimle beraber tekrar çalıştı.” “SANAT KURULUMUZ BURADA EN İYİ VERİMİ ALACAÄžIMIZ ESERLERİ TEK TEK SEÇİYOR”
Caner Akgün, İDOB’un, önemli isimlerle çalışan ve seyirciye en nitelikli eserleri sunan bir kurum olmaya devam ettiÄŸini vurgulayarak, “Biz 1960’tan, İstanbul Åžehir Tiyatrosundan beri gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz her eseri, dünyanın en önemli ustalarıyla fikir alışveriÅŸi yaparak ortaya çıkarıyoruz. Aytaç Manizade’nin rejisi ve yaratıcı kadromuzun eserleriyle çok heyecanlı bir ÅŸekilde, yeniden prömiyere hazırlanıyoruz.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Süreyya Operası Sahnesi’nin, mekana ait eserleri seçmeye yönelttiÄŸini dile getiren Akgün, ÅŸunları kaydetti: “Sanat kurulumuz burada en iyi verimi alacağımız eserleri tek tek seçiyor. Bu eserleri tekrar döndürmemiz bir yana, bir de yeni gelen eserlere burada yer vermek istiyoruz. Burayı Türkçe eserlerin, operetlerin, Türk eserlerinin yeni prömiyerlerinin yapıldığı, aynı zamanda da evrensel boyutta oda operalarının, barok operaların, bazı klasik ve ilk dönem operalarının da yapıldığı bir merkeze dönüştürmeyi düşünüyoruz.”
Akgün, 1 Mart’a kadar, 6 temsilin blok halinde sanatseverlerin beÄŸenisine sunulacağını söyleyerek, “Sanırım birkaç bilet kaldı. Sanatseverleri, bir an önce bilet almaları için uyarayım.” diye konuÅŸtu. “GERİLİMİ FAZLA, DUYGUSU YOÄžUN BİR ESER”
Aytaç Manizade de eseri 2011’de sahnelediklerine iÅŸaret ederek, “Åžimdi tekrar gündeme geldi, repertuvara girdi. 12 kiÅŸilik ekibimizin sekizi yeni dahil oldu. Çok kısa sürede yoÄŸun bir çalışma yaptık. James’in çok önemli bir eseri. Britten besteliyor ve 20. yüzyılın en baÅŸarılı oda operalarından biri oluyor. Son derece az kadrolu ama içeriÄŸi çok yoÄŸun bir eser.” ifadelerini kullandı.
Psikolojik bir gerilim olduÄŸunun altını çizen Manizade, “Çocukların da olduÄŸu bir gerilim eseri. Bu yüzden çok derinliÄŸi var. SeyrettiÄŸinizde hep yorum getiriyorsunuz. Ben çalışırken öyle yaptım. ‘Bu da olur. Åžu da olabilir.’ gibi. Her cümlesinde bir ÅŸeyler bulup, üretebiliyorsunuz. Gerilimi fazla, duygusu yoÄŸun bir eser.” dedi. Manizade, eserde yer alan herkesin heyecanlı olduÄŸunu aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son derece zor bir müzik. Çocuk solistler beklediÄŸimden çok daha yetenekli çıktı. BaÅŸlangıçta asistanlar çalıştırmaya baÅŸladı, sonra ben devraldım. Baktım çok güzel bir iÅŸ çıkartacaklar. Bir tanesi zaten operamızda çok genç bir soprano. Çok yoÄŸun programın içinde bir çalışma oldu. Hepimiz çok sevdiÄŸimiz için eseri herkes azimle en iyi ÅŸekilde yapmaya çalıştı.” Eserin dekor tasarımını Efter Tunç, kostüm tasarımını AyÅŸegül Alev, ışık tasarımını Cem Yılmazer üstlendiÄŸi. İngilizce sahnelenecek eser, Türkçe üst yazı ile de izleyiciye sunulacak. Opera, 2013’te Macaristan’da düzenlenen “Armel Opera Competition” festivalinde “En İyi Prodüksiyon” da dahil olmak üzere 4 farklı ödüle layık görülmüştü. Eser en son 2018’de sanatseverlerle buluÅŸtu. Eser, bugün, yarın, 21, 24, 25 ve 28 Åžubat’ta Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi’nde izlenebilecek.











