Sağlık
HAVAALANLARI VE AVM’LERE YERLİ “OTOMATİK ŞOK” DÖNEM
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu: ASELSAN imzalı otomatik şok cihazları 2026–2028 döneminde yoğun alanlarda kademeli olarak yaygınlaşacak
02.12.2025, 19:20 (TSİ) — FatihDoganMedya
Okuma süresi: 3 dk
-
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) programının yaygınlaştırılacağını açıkladı.
-
2026–2028 stratejik planı kapsamında; havaalanları, AVM’ler, istasyonlar ve yoğun kamusal alanlarda cihaz sayısı kademeli artırılacak.
-
ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen yerli cihazın kullanıcı dostu arayüz, Türkçe sesli yönlendirme ve ritim analizi özellikleri olduğu bildiriliyor.

Bakanlıktan “hayat köprüsü” vurgusu
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bugün düzenlenen OED (Otomatik Eksternal Defibrilatör) tanıtımında, ani kalp durması vakalarında müdahalenin saniyelerle ölçüldüğünü belirterek, ASELSAN ile geliştirilen yerli otomatik şok cihazlarının 2026–2028 yılları arasında havaalanları, alışveriş merkezleri, yolcu terminalleri, istasyonlar ve benzeri yoğun alanlarda kademeli olarak artırılacağını açıkladı. Bakan, uygulamayla “acil sağlık zincirinin ilk halkasının” güçlendirileceğini söyledi.
Cihazın öne çıkan teknik ve kullanım özellikleri
Basına yansıyan teknik açıklamalara göre yeni OED cihazları:
-
Ritmi otomatik analiz ederek şok gerekip gerekmediğine karar verecek,
-
Kullanıcıyı adım adım yönlendiren Türkçe sesli komut sistemine sahip olacak,
-
Kullanıcı dostu arayüzü ve akıllı yönlendirme ile halkın ilk müdahalesini kolaylaştıracak. Bu özellikler, cihazın ambulans gelene kadar hastanın hayata tutunmasını sağlayacak “yaşam köprüsü” işlevini güçlendiriyor.
Uygulama takvimi ve önceliklendirme
Bakanlığın hazırladığı yönetmelik ve stratejik plana göre (2026–2028 dönemini kapsayan uygulama):
-
2026: Büyük tesisler ve yüksek yolcu/nüfus yoğunluğuna sahip merkezlerde ilk dağıtım ve eğitim programları,
-
2027: Kapsamın genişletilmesi; kamu kurumları, spor salonları ve üniversite kampüsleri,
-
2028: Daha geniş erişim; istasyonlar, bazı ticari alanlar ve kritik noktalarda zorunlu bulunurluk hedefleniyor
Eğitim, bakım ve erişim
Bakanlık yetkilileri, cihazların yerleştirilmesinin yanı sıra:
-
halka yönelik temel yaşam desteği (KPR) eğitimi kampanyaları,
-
cihazların periyodik kontrol ve bakım planları,
-
acil durum yönlendirmesinin dijital haritalarda gösterilmesi gibi destek adımlarının da planlandığını belirtiyor. Bu sayede cihaz bulunduğunda zaman kaybı en aza indirilecek
Neden önemli?
Ani kardiyak durmalarda ilk müdahale süresi, hayatta kalma oranlarını doğrudan etkiliyor. Kamuya açık alanlarda erişilebilir defibrilatör sayısının artırılması, ambulans gelene kadar geçen kritik dakikalarda yaşam kurtarıcı olabiliyor. Bakanlığın hedefi, bu süreci hem teknolojik hem de toplumsal eğitimle destekleyerek erişimi artırmak.
Uzman yorumu
Tıp çevreleri, cihazların yaygınlaşmasının olumlu olacağını, ancak etkin bir program için düzenli bakım, halka eğitim ve cihaz yerlerinin kolay bulunabilirliği gerektiğini vurguluyor. (Uzman görüşleri ilerleyen saatlerde yayınlanan tam röportajlarda yer alacak.)
Sağlık
Ambulans şoförü Gülser: Direksiyonda saniyelerle yarışıyoruz
Ambulans şoförü Gülser: Direksiyonda saniyelerle yarışıyoruz
Tarih.Saat: 08 Mart 2026 · 09:41.

Antalya’da 112 Acil Sağlık Hizmetleri ekiplerinde görev yapan ambulans şoförü Gülser Akıtürk, direksiyon başında geçen her saniyenin hayatla ölüm arasında fark yaratabildiğini söyledi. Akıtürk, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde mesleğinin zorluklarını ve ekip olarak yaşadıkları yoğunluğu anlattı.

Ekip işi, zaman yarışı
Akıtürk, sağlık sektöründe 16 yıllık tecrübesi olduğunu; ambulans şoförlüğünü ise son 3 yıldır yaptığını belirtti. Görev sırasında yalnızca “araç kullanmak” değil, aynı zamanda arka kabindeki ekibin hızlı ve güvenli müdahalesine zemin hazırlamanın da sorumluluğunu taşıdığını vurguladı. “Direksiyon başına geçtiğimizde saniyelerle yarışıyoruz; çünkü arka kabinde hayata tutunmaya çalışan bir hasta ve onu bekleyen aileler var” dedi.

Ayrımcılık ve önyargılarla mücadele
Akıtürk, zaman zaman “kadın ambulans kullanabilir mi” gibi önyargılarla karşılaştıklarını ancak bunun görevini ve ekip ruhunu etkilemediğini ifade etti. Yol verme sorunları veya ambulans içinde hasta olup olmadığını sorgulayan sürücülerle zaman zaman karşılaştıklarını, fakat mesai başladığında kendisini “işini bilen bir sağlık çalışanı” olarak gördüğünü söyledi.

Ekip arkadaşları ve görev tanımı
Akıtürk’ün ekibinde doktor Ela Zülal Karatoy ve acil tıp teknisyeni Hatice Yılmaz bulunuyor. Hatice Yılmaz, olay yerinde ilk müdahaleyi yaptıklarını, ortamın çoğu zaman yoğun ve stresli olduğunu; müdahale sonrası hastayı hızla ambulansa alıp en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırmaya çalıştıklarını anlattı. Doktor Karatoy ise 112 servisinin sahaya çıkan bir hizmet olduğunu hatırlatarak, “Hasta size gelmiyor, siz hastanın ayağına gidiyorsunuz” diye konuştu.

Sonuç: Görünmeyen kahramanlar
Akıtürk ve ekibi, 8 Mart vesilesiyle kadına yönelik şiddetin sona ermesi temennisinde bulunurken, toplumun acil sağlık ekiplerinin çalışma koşullarına ve zamana karşı yürüttükleri mücadeleye dikkat çekilmesini istedi. Vatandaşlardan ambulanslara yol vermede ve acil ekiplerin çalışmalarına saygı göstermede daha dikkatli olmaları talep edildi.
Sağlık
Ramazanda sağlıklı beslenme önerileri
Ramazanda sağlıklı beslenme önerileri
FatihDoganMedya
Tarih.Saat: 21.02.2026 – 07:00

İSTANBUL — Ramazan ayında beslenme düzenindeki değişiklikler doğru yönetilmediğinde halsizlik, sindirim sorunları ve kilo dalgalanmalarına yol açabiliyor. İstanbul Kültür Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü araştırma görevlisi Rabia Bağlayıcı’nın vurguladığı gibi; doğru planlama, açlığın metabolik etkilerini dengeler ve orucun kısa vadeli olumlu etkilerini güçlendirebilir.
Sahur: atlanmamalı — ne yenmeli?
Sahur, gün boyu enerji ve kas korunumu için kritik bir öğün; atlanması kan şekerinde dalgalanmaya ve konsantrasyon kaybına yol açabilir. Sahurda şu öğelere öncelik verin:
-
Tam tahıllı ekmek, yulaf veya bulgur gibi kompleks karbonhidratlar (uzun süre tokluk).
-
Yumurta, yoğurt, süt veya peynir gibi kaliteli protein kaynakları.
-
Ceviz, badem gibi kuruyemişler ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar.
-
Bol su; kafeinli içeceklerden ve gazlı içeceklerden kaçının.

İftar: yavaş başlayın, denge kurun
İftara su ve 1–2 hurma ile başlamak mideyi rahatlatır. Ana öğünde tabak denge prensibini uygulayın: proteinin (et, tavuk, baklagil), sebzenin ve kompleks karbonhidratın (tam tahıl, bulgur, kepekli makarna) dengeli dağılımı hem kilo kontrolünü hem enerji dengesini destekler. Aşırı yağlı ve şerbetli tatlılar yerine meyve veya hafif sütlü tatlılar tercih edin; kızartmalardan kaçının veya porsiyonları küçültün. Hafif pişirme yöntemleri (haşlama, fırın, ızgara) sindirimi kolaylaştırır.
Hareket ve sindirim: çok ağır egzersizden kaçının
Tamamen hareketsiz kalmak metabolizmayı yavaşlatır; iftardan 1–2 saat sonra yapılacak 20–30 dakikalık hafif yürüyüşler hem sindirimi kolaylaştırır hem de enerji dengesine katkı sağlar. Yoğun antrenmanlar, susuzluk ve yorgunluk riskini artırabileceğinden, yoğun egzersizleri iftar sonrası daha geç saatlere veya oruç dışı günlere kaydırmak daha güvenlidir.
Kronik hastalıklar ve ilaç kullananlar: doktorla plan yapın
Diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı olan kişiler, oruç kararı almadan önce mutlaka hekimleri ve/veya diyetisyenleri ile görüşmelidir. Kan şekeri yönetimi, ilaç zamanlamasının düzenlenmesi ve risk değerlendirmesi kişiye özel planlama gerektirir; özellikle diyabetli bireyler için sahurun geç saatlerde alınması, düşük glisemik indeksli besin seçimi ve kan şekeri takibi hayati önem taşır. Uluslararası kılavuzlar da oruç tutacak diyabetliler için bireyselleştirilmiş yaklaşımlar öneriyor.
Pratik ipuçları — hızlı kontrol listesi
-
Sahuru atlamayın. Gün boyunca enerji için sahur şart.
-
Sıvı tüketimini dağıtın. İftar ile sahur arası su tüketimini düzenleyin; aşırı sıvıyı tek seferde tüketmeyin.
-
Porsiyon kontrolü yapın. Hızlı yemek daha fazla kalori demektir — yavaş çiğneyin.
-
Tatlıda seçici olun. Şerbetli ağır tatlıları sınırlayın; meyve ve sütlü alternatifler tercih edin.
-
Özel durumlar için doktorunuza danışın. Hamilelik, emzirme, kronik hastalık veya yaşlılık durumlarında uzman görüşü şart.
Sağlık
Selçuk Üniversitesi’nden “renkli buğday”le fonksiyonel bisküvi: Alzheimer, diyabet ve kanserle mücadelede umut var
Selçuk Üniversitesi’nden “renkli buğday”le fonksiyonel bisküvi: Alzheimer, diyabet ve kanserle mücadelede umut var
16.02.2026 · 11:45

Selçuk Üniversitesi Sarayönü yerleşkesinde yürütülen TÜBİTAK destekli çalışma, mor ve mavi gibi doğal renklere sahip buğday genotiplerinden yüksek antioksidan içeriğine sahip fonksiyonel bisküvi prototipleri üretildiğini ortaya koydu. Proje ekibi, renkli buğdayların hücresel düzeyde yenileyici ve koruyucu etkilere sahip olabileceğini; şeker hastalığı (diyabet), Alzheimer ve kanser gibi kronik hastalıklara yönelik geliştirilecek gıda ürünlerinde önemli bir ham madde potansiyeli sunduğunu belirtiyor.
Projenin omurgası: saha seçimi, analiz ve hedefler
TÜBİTAK-1002 destekli projede tarladan laboratuvara geçen süreçte 20 farklı siyah, mor ve mavi buğday genotipi incelendi; adaptasyon, verim ve bisküvilik kalite kriterlerine göre en uygun türler belirlendi. Proje kapsamında elde edilen bulgulara göre üretilen bisküviler GDO içermiyor ve rengini yapay renklere değil, tohumun kendi genetiğine borçlu. Seri üretim için ilk prototiplerin 2026 yılı itibarıyla geliştirilip test edildiği açıklandı.
Akademik ekip ve teknoloji transferi
Çalışma, Doç. Dr. Hayati Akman liderliğinde yürütüldü; teknolojik analizler için ise işbirliği yapılan kurumlar arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve proje ortakları yer aldı. Proje raporlarında, ideal “bisküvilik” buğdayın ekmeklik veya makarnalık buğdaydan farklı protein, gluten ve un akışkanlığı özelliklerine sahip olması gerektiği vurgulandı.
Sağlık iddiaları ve bilimsel temeller
Projenin sağlık analizlerini yürüten Prof. Dr. Gökhan Zengin, mavi ve mor buğdaylardan üretilen ürünlerin antioksidan kapasitesine dikkat çekti; ekip, hücresel yenilenme ve bağışıklık desteği gibi etkinliklerin laboratuvar düzeyinde gösterilmeye başlandığını belirtti. Araştırmacılar, bu sonuçların gıda takviyesi ve fonksiyonel gıda ürünleri geliştirirken yol gösterici olacağını söylüyor.
Yerel üretim, katma değer ve gelecek planları
Sarayönü (Konya) kırsalında iki yıllık adaptasyon denemeleriyle bölge koşullarına dayanıklı genotiplerin seçildiği, bunun yerel çiftçi gelirine pozitif katkı ve ülke çapında katma değer yaratma potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor. Araştırma ekibi, bisküviyle sınırlı kalmayıp renkli buğdaylardan gevrek, granola ve un karışımları gibi farklı fonksiyonel ürünler geliştirmeyi hedefliyor.
-
Son Dakika4 gün önceAnadolu Otoyolu’nda Feci Kaza: Hostes Hayatını Kaybetti, 15 Yaralı
-
Gündem1 gün önceBayram tatiline giderken kaza: Aksaray’da ölen çift, yaralı 4 çocuğun tedavisi sürüyor
-
Gündem3 gün önceAksaray — Bayram tatili yolunda feci kaza: baba öldü, eşi ve 4 oğlu yaralandı
-
Gündem3 gün önceKuzey Kore’den füze yağmuru: 10’dan fazla balistik füze fırlatıldı
-
Gündem2 gün önceBursa’da 7 yıl harabe evde alıkonulan çocuk, DNA testi sonrası annesine teslim edilecek
-
Gündem5 gün önceCinsel saldırıyla suçladığı kişiyi duruşma çıkışı öldüren şüpheli: Sinirlerime hakim olamadım
-
Gündem4 gün önceRabia Çataklı hakkında karar: mahkeme ‘takdiri indirim’ ile 2 kez müebbet
-
Gündem3 gün önce8 yaşındaki çocuğun 7 yıllık esareti. Kaçırıldı, evden hiç çıkarılmadı, çöplerin içinde bulundu
