Greenpeace’ten Şok Tespit: İstanbul’daki 5 Zincir Markette Domateslerin Yüzde 15’i Mevzuata Aykırı Çıktı
Tarih: 01 Eylül 2026
Saat: 11:57 (Güncelleme: 12:40)
Okuma Süresi: 3 dakika
ANKA

Greenpeace Türkiye’nin “İçinde Ne Var?” kampanyası kapsamında yürüttüğü kapsamlı analiz, İstanbul’daki beş büyük market zincirinin raflarında satılan domateslerde endişe verici tabloyu gün yüzüne çıkardı. Uluslararası akredite bir laboratuvarda yapılan testlerde, 20 domates örneğinin 3’ünde mevzuata açıkça aykırı pestisit kullanımı tespit edildi. Bu oran, örneklerin yüzde 15’ine denk geliyor.
Daha da çarpıcı olan, mevzuata aykırı bulunan 3 üründen 2’sinde domateste kullanımı ruhsatsız olan etken maddelere rastlanması. Geriye kalan bir üründe ise 31 Aralık 2010 itibarıyla Türkiye’de kullanımı tamamen yasaklanan Chlorfenapyr etken maddesi tespit edildi. Yani tüketiciler, 15 yıl önce yasaklanmış bir tarım ilacının kalıntısını, güvendiği market raflarından satın aldığı domateslerde buldu. Üstelik reyonda sergilenen Hal Kayıt Sistemi bilgilerine göre bu ürünlerin “iyi tarım” logolu olduğu belirtiliyordu.
Analizdeki Diğer Çarpıcı Bulgular
Greenpeace’in analizi sadece mevzuat ihlalleriyle sınırlı kalmadı. Çalışma kapsamında incelenen 20 domates örneğinin 7’sinde, yani yüzde 35’inde 3’ten fazla pestisit bulunduğu belirlendi. Uzmanlar, birden fazla pestisitin bir arada bulunmasının “kokteyl etkisi” yaratarak insan sağlığı üzerindeki riskleri katlayabileceği uyarısında bulunuyor.
Bununla birlikte, çocuk sağlığı açısından özel risk oluşturduğu bilinen per- ve polifloroalkil maddeleri (PFAS) içeren pestisitler de mercek altına alındı. Analiz sonuçlarına göre 20 ürünün 14’ünde, yani yüzde 70’inde en az bir PFAS’li madde tespit edildi. Örneklerin yalnızca birinde, yani yüzde 5’inde herhangi bir pestisit izine rastlanmadı. Bu veriler, tüketicilerin “temiz” diye aldığı ürünlerin ne denli karmaşık bir kimyasal yük taşıdığını gözler önüne seriyor.
“Market Karnesi” Hazırlandı
Greenpeace Türkiye, analiz sonuçlarıyla birlikte market zincirlerinin pestisit politikalarını ve ürünlerdeki test sonuçlarını değerlendiren bir “Market Karnesi” hazırladı. Bu karnede, marketlerin kamuoyuna açıkladığı politika taahhütlerine 75 puan, bağımsız laboratuvarda test edilen ürünlerin sonuçlarına ise 25 puan ayrıldı. Böylece hangi zincir marketin pestisit konusunda ne kadar sorumlu davrandığı somut bir skorla ortaya konmuş oldu. Ancak karnede hangi marketin hangi puanı aldığına dair detaylar henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.
Greenpeace’ten Dört Hayati Talep
Greenpeace Türkiye, bu çarpıcı sonuçların ardından organize perakende zincirlerine yönelik dört temel talebini sıraladı:
· Tedarik zincirinde tam şeffaflık: Taze meyve ve sebzenin tarladan rafa uzanan yolculuğunda hiçbir karanlık nokta bırakılmamalı.
· “Kokteyl etkisine” sıfır tolerans: Birden fazla pestisitin bir arada bulunmasına izin verilmemeli.
· Daha katı kalıntı limitleri: Marketler, devletin belirlediği maksimum kalıntı limitlerini kendi iç standartlarıyla yüzde 20 daha aşağı çekmeli.
· Çiftçi refahının korunması: Zehirsiz ve ekolojik üretime geçiş sürecinde çiftçilere teşvik, ziraat mühendisi desteği, prim ve adil sözleşme sağlanmalı.
Kuruluş ayrıca, bir üründe yasal sınırların altında bulunsa dahi en fazla 3 farklı pestisit etken maddesine izin verilmesini ve tüm yaş meyve-sebze tedarik zincirinde bağımsız laboratuvar denetimlerinin standartlaştırılarak sonuçların kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyor.
Greenpeace Direktörü Berkan Özyer’den Açıklama
Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan Özyer, uzun yıllardır pestisit sorununa dikkat çektiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Analiz sonuçlarının açıklanmasını talep eden ‘Zehir Etme’ kampanyasına verilen 50 bini aşkın imza ve uzun hukuki mücadele sonucu Tarım ve Orman Bakanlığı 2021-2023 yılları arasında 55 üründe yapılan denetimlerde alınan 246 bin 946 numuneden 6 bin 369’unda uygunsuzluk tespit edildiğini açıkladı. Bakanlık verileri istenen yılların hepsini kapsamazken hangi ürünlerde, hangi pestisitlerde, ne kadar aşım olduğu bilgisi de paylaşımda yer almadı. Bu eksiklere rağmen Bakanlıktan yanıt alabilmek olumlu bir adımdı.”
Özyer, kampanyanın yeni aşamasında odak noktasını gıda tedarik zincirindeki üretim koşullarını tarladan rafa kadar dikte eden organize perakende zincirleri olarak belirlediklerini vurguladı. Kampanyada ürünlerini analiz ettikleri beş market zincirini, organize perakende pazarında en büyük pazar payına ulaşmış olmaları sebebiyle seçtiklerini açıkladı.
Özyer sözlerini şöyle tamamladı:
“İstanbul’un dört ilçesindeki beş market zincirinden aldığımız domates örneklerinin analizi sonucunda mevsimindeki bir sebzede dahi mevzuata aykırı, dahası kullanılması 15 yıl önce tamamen yasaklanmış pestisitle karşılaştık. Örneklerin 7’sinde 3’ten fazla pestisit tespit edildi. Pestisitsiz gıdaya erişim bir hak. Resmi verilere göre daha 2021 yılında pazarın yüzde 60’ına yakınını elinde tutan market zincirleri için denetim altyapısı kurmak maliyetli ya da imkansız değil. Pazarı kontrol edebilenler pestisiti de analiz ettirebilir, kaldı ki bu aşamada pestisitsiz gıda sağlamak sorumlulukları. Kampanya taleplerimizin karşılık bulması hem üreticiyi özgürleştirecek hem de rafların karşısındaki tüketicinin ‘İçinde ne var?’ diye düşünmeden alışverişini yapabilmesini sağlayacak.”
Örnekler Nereden Alındı?
Greenpeace Türkiye’nin analiz kapsamında domates örnekleri, İstanbul’un dört farklı ilçesinde faaliyet gösteren beş zincir marketten temin edildi. Bu ilçeler Sultanbeyli, Sancaktepe, Ataşehir ve Kadıköy olarak sıralanıyor. Böylece kentin hem Anadolu Yakası’ndaki hem de farklı sosyo-ekonomik profildeki bölgelerinden örnekler alınarak geniş bir perspektif oluşturulmaya çalışıldı.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Greenpeace Türkiye, analiz sonuçlarını ve “Market Karnesi”ni önümüzdeki günlerde kamuoyuyla daha detaylı şekilde paylaşacağını duyurdu. Kuruluş, tüketicileri “İçinde ne var?” sorusunu sorarak kampanyaya katılmaya davet ederken, market zincirlerinden de taleplerine somut adımlarla yanıt vermelerini bekliyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ise bu yeni bulgular karşısında nasıl bir tutum alacağı merak konusu. Greenpeace, daha önce Bakanlıktan 2021-2023 yıllarına ilişkin denetim verilerini almayı başarmıştı. Ancak bu verilerin eksik olduğunu belirten kuruluş, bundan sonraki süreçte daha kapsamlı ve şeffaf bir denetim mekanizması için baskısını sürdüreceğini ifade ediyor.
Tüketiciler için ise en büyük soru işareti, güvenilir bildiği marketlerden aldığı ürünlerin gerçekten ne kadar güvenli olduğu. Greenpeace’in bu çalışması, “iyi tarım” etiketiyle satılan ürünlerin dahi denetimden geçmediği takdirde bir anlam ifade etmediğini bir kez daha gösterdi.










