Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Sağlık

DOKTORLAR DİLİMDEKİ ‘AFTI’ ÖNEMSEMEDİ – SONRA NEREDEYSE BENİ ÖLDÜRÜYORDU

Yayımlandı

üzerinde

DOKTORLAR DİLİMDEKİ ‘AFTI’ ÖNEMSEMEDİ – SONRA NEREDEYSE BENİ ÖLDÜRÜYORDU

Yayın Tarihi: 15 Mayıs 2026, 22:30


“Basit bir aft” deyip geçtiğiniz o yara, aslında sinsi bir tümörün ilk habercisi olabilir. İngiltere’de yaşayan 30 yaşındaki Grace Brand’in dramatik hikâyesi, “Nasılsa geçer” diyerek önemsenmeyen bir dil yarasının nasıl bir ölüm kalım savaşına dönüştüğünü tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

İLK AĞRI “STRESTENDİR” DEDİ, 6 HAFTA BOYUNCA GÖRMEZDEN GELDİ

Grace Brand, 2025 yılının Nisan ayında dilinin sağ tarafında, arka dişlerinin yakınında hafif bir ağrı hissetmeye başladı. Yeni bir eve taşınmanın ve uzun çalışma saatlerinin getirdiği yoğun stres nedeniyle ortaya çıkan “inatçı bir aft” olduğunu düşünerek aynada kontrol etme gereği bile duymadı. Ne var ki günler haftaları kovaladı, ağrı azalmak bir yana giderek şiddetlendi ve konuşmasını etkilemeye başladı.

ECZACI SAYESİNDE KIRILMA ANI

Aradan tam 6 hafta geçmesine rağmen yaranın iyileşmediğini fark eden Brand, bir eczaneye giderek ağrı kesici bir ilaç almak istedi. Eczacının “Aftlar genellikle 3 hafta içinde iyileşir, hemen bir doktora görünmelisiniz” uyarısı, genç kadının hayatını kurtaran dönüm noktası oldu. Eczacının ısrarıyla doktora başvuran Brand, hızla biyopsi ve ileri görüntüleme tetkiklerine yönlendirildi.

TEŞHİS: 2. EVRE DİL KANSERİ

Yapılan biyopsi ve taramalar sonucunda 29 Temmuz 2025’te Grace Brand’e 2. evre dil kanseri teşhisi kondu. Tümör dilin yan yüzeyine yerleşmiş ve çevre dokulara yayılım potansiyeli taşıyordu. Doktorları, kanserli dokuyu temizlemek için dilinin yaklaşık yarısının alınmasını gerektiren bir cerrahi operasyon planlamak zorunda kaldı.

UZMANLARDAN KRİTİK “2 HAFTA” UYARISI

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Melih Güven Güvenç, dil kanserinin erken tanısı için en önemli kriteri şöyle özetliyor:

“Eğer dilinizin üzerinde kenarları düzensiz, ülserleşmiş bir yara çıkmışsa ve söz konusu yara haftalar hatta aylar boyunca gerilemiyor, aksine daha da büyüyorsa mutlaka bir Kulak Burun Boğaz Uzmanı’na başvurmalısınız.”

Prof. Dr. Güvenç, basit aftların genellikle birkaç gün içinde gerileyip iyileştiğini, 2 haftayı aşan her türlü ağız yarasının mutlaka uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

DİL KANSERİNİN 5 ÖNEMLİ BELİRTİSİ

1. Dilde iyileşmeyen yara: 2 haftadan uzun süren, kenarları düzensiz ve ülserleşmiş yaralar
2. Boyunda şişlik: Tümörün lenf bezlerine sıçramasıyla ortaya çıkan, giderek büyüyen şişlik
3. Yutkunma ve çiğnemede zorlanma: Özellikle yemek yerken kulağa vuran ağrı
4. Dilde hissedilen anormal sertlik: Tümörün mukoza altından ilerlemesiyle oluşan sert doku hissi
5. Konuşma bozuklukları ve ses değişiklikleri: Dilin hareket kabiliyetinin kısıtlanmasına bağlı gelişen artikülasyon sorunları

“SAĞLIKLIYIM” RAPORUNDAN 1 HAFTA SONRA KANSER TEŞHİSİ

Grace Brand’in yaşadıkları münferit bir vaka değil. ABD’nin Denver kentinde yaşayan 36 yaşındaki Mark, yıllık rutin sağlık kontrolünden “tamamen sağlıklı” raporu aldıktan sadece 1 hafta sonra dil kanseri teşhisi aldı. Standart kan ve idrar testlerinin tamamen normal çıkmasına rağmen, geçmeyen ağız yarası için ısrarla biyopsi talep etmesi sayesinde hastalığı 1. evrede yakalanabildi. Operasyonda dilinin bir bölümü ve boynundaki 41 lenf nodu alınan Mark, “Kendinizi herkesten ve her test sonucundan daha iyi tanırsınız – ısrarcı olun” mesajını veriyor.

ERKEN TEŞHİS İLE İLERİ EVRE ARASINDAKİ YAŞAM FARKI

Bilimsel veriler, dil kanserinde erken teşhisin yaşamsal önemini net rakamlarla ortaya koyuyor:

· Erken evrede (Evre 1): 5 yıllık sağ kalım oranı %80’in üzerinde
· İleri evrede: 5 yıllık sağ kalım oranı %50’nin altına düşüyor
· Genel ortalama: Oral kanserlerde genel 5 yıllık sağ kalım oranı sadece %56 seviyesinde (Birleşik Krallık verileri)

TÜRKİYE’DE DE TABLO FARKSIZ

Türkiye’de de dil ve ağız kanserlerinde geç tanıya bağlı dramatik artış dikkat çekiyor. İstanbul’da yaşayan 29 yaşındaki Hüseyin Güvenaltun, kırık dişinin neden olduğu bir yarayı aylarca önemsemedi. Yara zamanla kansere dönüştü ve boyundaki lenflere sıçradı. Geç kalındığı için ağrıdan uyuyamaz, konuşamaz ve yemek yiyemez hale gelen Güvenaltun’un hikâyesi, “basit bir yara” denilerek geçiştirilen belirtilerin nelere mal olabileceğinin Türkiye’deki çarpıcı bir örneği oldu.

DİL KANSERİNDE RİSK FAKTÖRLERİ

· Tütün ve alkol kullanımı: En önemli risk faktörleri (sigara, pipo, tütün çiğneme)
· HPV (Human Papilloma Virüsü): Özellikle genç hastalarda artıştan sorumlu tutuluyor
· Kötü ağız hijyeni ve kronik travma: Kırık dişler, uyumsuz protezler ve diş taşları sürekli tahrişe yol açarak risk oluşturuyor
· Genetik yatkınlık: Ailede baş-boyun kanseri öyküsü

UZMANINDAN ALTIN DEĞERİNDE TAVSİYELER

Prof. Dr. Melih Güven Güvenç’in uyarıları:

1. 2 hafta kuralı: Ağızda 14 günden uzun süren her yara mutlaka KBB uzmanına gösterilmeli
2. Ayna kontrolü: Haftada bir kez iyi bir ışık altında dilin tüm yüzeylerini kontrol edin
3. Biyopsi şart: Kesin tanı ancak yaradan alınan parçanın patolojik incelemesiyle konur
4. Görüntüleme: MR, BT ve PET tetkikleri kanserin yaygınlığını belirlemede kullanılır

Editörün Notu: Grace Brand’in yaşadıkları, hepimizin “basit bir aft” diyerek geçiştirdiği ağız yaralarına bakışımızı sorgulamamız gerektiğini gösteriyor. Geçmeyen bir yaranız varsa, lütfen beklemeyin – yarın çok geç olabilir.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor

Yayımlandı

üzerinde

Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor

Haber Tarihi: 4 Temmuz 2026
Yayın Saati: 02:30

ANKA 


ANKARA – Sağlık alanında iki önemli düzenleme birden Resmi Gazete’de yayımlandı. Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara müjde niteliğindeki Cumhurbaşkanı Kararı ile tedavi gören en fazla 1 milyon hastaya, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz ilaç desteği sağlanacak. Aynı gün yürürlüğe giren Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile de koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetlerinin sunulacağı esenlik merkezleri ve üniteleri kurulacak.

Sigara Bırakma Tedavisinde Yeni Dönem

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na göre, sigarayı bırakma tedavisi alan hastalar, sayıları 1 milyonu geçmemek şartıyla ve herhangi bir sosyal güvencelerinin olup olmadığına bakılmaksızın, Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilen ilaçlardan ücretsiz faydalanabilecek.

Düzenleme kapsamında hastalara; Nikotin Replasman Preparatları ile Bupropion HCl, Vareniklin ve Sitizin içerikli ilaçlar, tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri aracılığıyla ulaştırılacak. Söz konusu ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına dağıtılacak. Kararın uygulanmasından Sağlık Bakanı sorumlu olacak.

Uzmanlar, bu adımın Türkiye’de tütün bağımlılığıyla mücadelede önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Sigarayı bırakmak isteyen ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi olamayan binlerce vatandaşın bu destekten yararlanması bekleniyor.

Esenlik Merkezleri ile Sağlıklı Yaşam Hizmetleri Yaygınlaşıyor

Aynı gün Resmi Gazete’de yayımlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile tedavi amacı taşımayan koruyucu, geliştirici, destekleyici ve rehabilite edici sağlıklı yaşam hizmetleri için yeni bir model oluşturuldu. Bireylerin bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik halini geliştirmeye yönelik bu hizmetler, “esenlik merkezi” veya “esenlik ünitesi” adı altında sunulacak.

Merkezler Nerede Açılacak?

Esenlik merkezleri ve üniteleri; konaklama tesisleri, yaşlı bakım merkezleri, engelli bakım merkezleri ve spor kulüpleri bünyesinde açılabileceği gibi müstakil binalarda da faaliyet gösterebilecek. Müstakil olarak açılacak merkezlerin en az 500 metrekare, ünitelerin ise en az 300 metrekare kapalı alana sahip olması gerekecek. Ruhsatlandırma işlemleri il sağlık müdürlükleri tarafından yapılacak.

Hangi Hizmetler Sunulacak?

Esenlik merkezlerinde sunulacak uygulamalar, bireyin yaşı, genel sağlık durumu, yaşam tarzı ve risk faktörleri dikkate alınarak kişiye özel planlanabilecek. Yönetmelik kapsamında sunulacak hizmetler arasında şunlar yer alıyor:

· Dil ve konuşma terapisi
· Egzersiz ve fiziksel aktivite hizmetleri
· Çamur terapisi
· Fizyoterapi hizmetleri
· Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları (GETAT)
· Psikolojik destek hizmetleri
· Deniz suyu ve deniz kaynaklı tedavi yöntemleri
· Hiperbarik oksijen tedavisi
· Rehabilitasyon hizmetleri
· Sanat terapileri
· Güneş terapisi
· Termal sağlık terapileri (kaplıca)
· Tuz terapisi

Hekim Zorunluluğu ve Güvenlik Önlemleri

Esenlik merkezlerinde tam zamanlı hekim bulunması zorunlu olacak ve hekimlerden biri merkezin sorumlu hekimi olarak görev yapacak. Olası acil durumlar için merkezler, bir hastane veya tıp merkeziyle iş birliği içinde çalışacak ve bünyelerinde acil müdahale odası bulunduracak. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri ise hizmet alımı yoluyla sağlanabilecek.

Sağlık Turizmine Katkı Hedefleniyor

Yeni modelle, dünyada giderek yaygınlaşan “sağlıklı ve kaliteli yaş alma” (longevity) uygulamalarının Türkiye’ye kazandırılması ve bu alanda sağlık turizmi hizmetlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Yetkililer, Türkiye’nin termal kaynaklar ve doğal güzelliklerle birleşen bu yeni hizmet modeliyle sağlık turizminde önemli bir çekim merkezi haline gelebileceğini belirtiyor.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Zayıflama İğnesi Hamile mi Bırakıyor? “Ozempic Bebekleri” Tartışması Nedir?

Yayımlandı

üzerinde

Zayıflama İğnesi Hamile mi Bırakıyor? “Ozempic Bebekleri” Tartışması Nedir?

Tarih: 01.07.2026
Saat: 17:30

Euronews

FatihDoğanMedya Haber Merkezi

Son yıllarda kilo verme amacıyla Ozempic ve benzeri zayıflama iğnelerini kullanan bazı kadınların beklenmedik şekilde hamile kaldıklarını sosyal medyada paylaşması, “Ozempic bebekleri” tartışmasını alevlendirdi. Peki bu iddiaların arkasında yatan gerçek ne? Zayıflama iğneleri gerçekten hamile bırakıyor mu? İşte uzman görüşleri ve bilimsel veriler ışığında konunun detayları…

Kilo Kaybı Doğurganlığı Artırıyor Olabilir

Doktorlara göre, fazla kilo özellikle kadınlarda doğurganlığı olumsuz etkileyebiliyor. Fazla kilo, insülin direnci ve polikistik over sendromu (PCOS) gibi durumlar kadınlarda adet düzensizliği ve yumurtlama sorunlarına yol açabiliyor.

Cleveland Clinic uzmanları, vücut kitle indeksindeki artışın doğurganlığı azalttığını, kilo kaybının ise üreme sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Funda Göde de bu görüşü destekleyerek, “Kilo kaybı yumurtlama düzenini toparlayabilir. Zayıflama ile birlikte hormonal denge sağlandığında, özellikle polikistik over hastalarında yumurtlama düzenli hale gelebilir” dedi.

Araştırmacılar ayrıca zayıflama iğnelerinde bulunan bileşenlerin erkeklerde de doğurganlık üzerinde olumlu etkileri olabileceğini değerlendiriyor. Ancak bu konuda kesin bilimsel kanıt bulunmuyor.

Doğum Kontrol Haplarının Etkisini Azaltabilir

Bilim insanlarının üzerinde durduğu en önemli ihtimallerden biri, zayıflama iğnelerinin doğum kontrol haplarının etkisini azaltabilmesi. Zayıflama iğneleri mide boşalmasını yavaşlatarak yiyeceklerin sindirim sisteminde daha uzun süre kalmasını sağlıyor. Aynı mekanizmanın ağız yoluyla alınan bazı ilaçların kana karışma sürecini de etkileyebileceği düşünülüyor.

Geçmiş bir araştırmada, zayıflama iğnelerinin bazı ilaçların kandaki en yüksek seviyeye ulaşma zamanını ve miktarını değiştirebildiği görüldü. Bunlar arasında doğum kontrol haplarının yanı sıra kan sulandırıcılar ve kolesterol ilaçları da yer aldı. Özellikle bazı etken maddelerin, doğum kontrol hapının emilimini yaklaşık dört saat geciktirdiği ve etkin maddelerden birinin kandaki düzeyini yüzde 20 azalttığı tespit edildi.

İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), Mounjaro gibi ilaçların doğum kontrol haplarını daha az etkili hale getirebileceği uyarısında bulunarak, kadınların implant veya rahim içi araç (RİA) gibi oral olmayan doğum kontrol yöntemleri kullanmalarını tavsiye ediyor.

Uzmanlar Ne Diyor?

Uzmanlar, beklenmedik gebeliklerin tek nedeninin ilaçlar olduğunun henüz kanıtlanmadığını vurguluyor. Cambridge Üniversitesi’nden metabolizma uzmanı Prof. Giles Yeo, milyonlarca kişinin zayıflama iğnesi kullandığı düşünüldüğünde, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda beklenmedik gebelik sayısının artmasının normal olduğunu söylüyor.

Imperial College London’da üreme endokrinolojisi araştırmacısı Dr. Channa Jayasena ise, “Obezite kadınlarda doğurganlığı azaltır. Bu nedenle, GLP-1 ilaçları alan obezite hastası kadınların hamile kalma olasılığı, kilo vermeden önceki hallerine göre daha yüksektir” diyerek durumu özetliyor.

Doç. Dr. Funda Göde de benzer şekilde, “Kilo kaybı sonrası hormonal denge sağlandığında, özellikle PCOS’ta yumurtlama düzeni hızla geri dönebilir. Bu durum gebelik isteyenler için olumlu görünse de korunma yöntemleri kullanılmadığında plansız gebelik riskini artırabilir” uyarısında bulunuyor.

İlaç Üreticisinden Açıklama

Ozempic’in üreticisi Novo Nordisk, “semaglutid” etken maddesinin gebelik döneminde kullanılmaması gerektiğini belirterek, hamilelik planlayan kadınların ilacı en az iki ay önceden bırakmasının tavsiye edildiğini açıkladı. Uzun süre etkili GLP-1 ilaçları, bırakıldıktan sonra vücutta ortalama 5-6 hafta aktif kalmaya devam ettiği için planlı gebelikten en az 2 ay önce kesilmesi uluslararası kılavuzlarda öneriliyor.

Şirket ayrıca Ozempic’teki etken maddelerin doğum kontrol haplarının emilimini anlamlı düzeyde azalttığına ilişkin bir bulguya rastlanmadığını ileri sürdü. Bununla birlikte, zayıflama iğneleri kullanan kişilerin diğer ilaçlarla olası etkileşimler konusunda doktorlarına bilgi vermeleri gerektiği vurgulandı.

Hamilelere ve Emzirenlere Uyarı

İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), hamileleri ve emzirme döneminde olan kadınları zayıflama iğnelerinden uzak durmaları konusunda uyardı. Kurum, ilacın bebekleri etkileyip etkilemeyeceğini bilmek için yeterli güvenlik verisi olmadığını kaydetti. “Bu ilaçları kullanırken hamile kalan herkes sağlık uzmanıyla konuşmalı ve ilacı mümkün olan en kısa sürede bırakmalı” ifadelerine yer verildi.

Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Uzmanlar, zayıflama iğneleri kullanan kadınların mutlaka prezervatif gibi ek korunma yöntemleri kullanmalarını öneriyor. Doç. Dr. Funda Göde, “Hekimlerin yönlendirmesiyle doğum kontrol haplarının etkisini azaltan ilaçları kullananlar, tedavinin başlangıcında ve her doz artışından sonra 4 hafta boyunca ek korunma yöntemleri tercih etmelidir” diyerek uyarıyor.

Özetle: Zayıflama iğnelerinin doğrudan hamile bıraktığına dair kesin bir bilimsel kanıt bulunmuyor. Ancak kilo kaybının doğurganlığı artırması ve ilaçların doğum kontrol haplarının etkisini azaltabilmesi, plansız gebelik riskini yükseltebiliyor. Bu nedenle uzmanlar, zayıflama iğnesi kullanan kadınların mutlaka doktorlarına danışarak ek korunma yöntemleri kullanmalarını tavsiye ediyor.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Restoran ve kafelerde “şeffaf menü” uygulaması zorunlu hale getiriliyor

Yayımlandı

üzerinde

Restoran ve kafelerde “şeffaf menü” uygulaması zorunlu hale getiriliyor

Tarih: 01 Temmuz 2026
Saat: 00:10

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, restoran ve kafelerde “şeffaf menü” uygulamasına geçişin zorunlu hale getirileceğini duyurdu. Artık sipariş verirken yemeklerin içindeki malzemeler, alerjenler ve kalori değerleri menülerde, dijital ekranlarda veya QR kodlarla tüketiciye sunulacak.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yeme-içme sektöründe tüketici haklarını korumaya yönelik önemli bir adım attı. Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, restoran ve kafelerde “şeffaf menü” uygulamasının zorunlu hale getirileceğini açıkladı.

Bakan Yumaklı paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Restoran ve kafelerde şeffaf menü uygulamasına geçişi zorunlu hale getiriyoruz. Artık sipariş verirken yemeğinizin içindeki malzemeleri, alerjenleri ve enerji (kalori) değerlerini menülerden, dijital ekranlardan veya QR kodlarla şeffafça görebileceksiniz. Sağlığınız ve kişisel tercihleriniz için en doğru seçimi yapabilmeniz adına denetim artık sizin de elinizde.”

Yeni düzenleme neler getiriyor?

Yeni uygulama ile birlikte tüketiciler, sipariş vermeden önce yiyecek ve içeceklerin içeriği hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olabilecek. Fiziksel menüler, dijital ekranlar veya QR kodlar aracılığıyla hayata geçirilecek sistem sayesinde:

· Yemeklerin içindeki tüm malzemeler
· Alerjen bilgileri
· Kalori (enerji) değerleri

tüketicilerin erişimine sunulacak.

Bakan Yumaklı, uygulamanın hayata geçirilmesindeki temel amacın, vatandaşların sofrasına gelen ürünün içeriğini bilmesinin en temel hak olduğu vurgusunu yaptı.

Denetimde vatandaşa aktif rol

Bakan Yumaklı, açıklamasında denetim sürecinde vatandaşın da aktif rol alacağının altını çizdi. “Denetim artık sizin de elinizde” diyen Yumaklı, tüketicilerin şeffaflık konusunda gözlemci ve denetleyici konumunda olacağını belirtti.

Uygulama ile birlikte içerik bilgisi almak için garsonlar üzerinden mutfağa iletilen soru trafiğinin de sona erdirilmesi hedefleniyor.

Geçiş süreci

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilen yeni düzenleme ile restoran ve kafelerde “şeffaf menü” dönemi resmen başlıyor. İşletmelere 1 Temmuz’a kadar hazırlıklarını tamamlama süresi verildiği belirtiliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar