Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

bilim ve teknoloji

Bilim dünyasını sarsan iddia: Zamanda yolculuk teorik olarak mümkün olabilir!

Yayımlandı

üzerinde

Bilim dünyasını sarsan iddia: Zamanda yolculuk teorik olarak mümkün olabilir!

27 Ocak 2026 Saat: 02:00

Gizemli “kozmik sicimler”, geçmişe yolculuğun anahtarı mı? Fizikçiler, evrenin doğuşundan kalan bu izlerin sırrını çözmeye çalışıyor.

Zamanda yolculuk, yıllardır bilim kurgunun en popüler konularından biri. Peki, bu hayal gerçeğe dönüşebilir mi? Son dönemde fizikçiler, evrenin doğuşundan kalan ve “kozmik sicim” adı verilen gizemli yapıların, teorik olarak zaman yolculuğunu mümkün kılabileceğini tartışıyor. Bu iddia, bilim dünyasında büyük yankı uyandırırken, gözler gökyüzüne çevrildi.

Kozmik Sicim Nedir?

Kozmik sicimler, evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce aşırı sıcak ve yüksek enerjili halinden bugünkü daha düşük enerjili yapıya geçerken, uzay-zaman dokusunda oluştuğu düşünülen kalıntılar. Bilim insanları, bu yapıları hızla genişleyen deride oluşan çatlaklara ya da donan buzun içindeki kırıklara benzetiyor. Proton kadar ince, inanılmaz derecede yoğun ve ışık yılları boyunca uzanabilen bu yapılar, evrenin en büyük gizemlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Zamanda Yolculuk Nasıl Mümkün Olabilir?

Teorik fizikçilere göre, iki paralel ve sonsuz uzunluktaki kozmik sicim birbirinin yanından geçerse, uzay-zamanı bükerek “kapalı zaman benzeri eğriler” oluşturabilir. Bu eğriler, teoride bir kişinin uzayda belirli bir yolu izleyerek, yola çıktığı andan daha erken bir zamana geri dönmesini sağlayabilir. Bu fikir ilk olarak 1991’de Princeton Üniversitesi’nden fizikçi J. Richard Gott tarafından ortaya atıldı. En çarpıcı nokta ise, bu tür zaman döngülerinin Einstein’ın genel görelilik denklemlerinin kabul ettiği matematiksel çözümler arasında yer alması. Yani mesele sadece bilim kurgudan ibaret değil; en azından teorik olarak fizik yasalarına aykırı değil.

Pratikteki Engeller Neler?

Tufts Üniversitesi’nden fizikçi Prof. Ken Olum, heyecanı fazla abartmamak gerektiği konusunda uyarıyor. Böyle bir senaryonun çalışması için ışık hızına yakın hareket etmek gerekiyor ki, bu bugünkü teknolojiyle neredeyse imkansız. Ayrıca, Gott’un modelinde sicimlerin “sonsuz uzunlukta” olması şartı pratikte büyük bir çıkmaz yaratıyor. “Kimse sonsuz uzunlukta bir şey inşa edemez” diyen Olum, bu yüzden modelin birebir uygulanabilir olmadığı görüşünde.

Kozmik Sicimler Gerçekten Var Mı?

Tüm bu tartışmaların kilit noktası, kozmik sicimlerin henüz doğrudan gözlemlenmemiş olması. Ancak bilim dünyası umutlu. Kuzey Amerika Nanohertz Yerçekimi Dalgaları Gözlemevi (NANOGrav), milisaniyelik pulsar adı verilen yıldızların sinyallerindeki küçük sapmaları inceleyerek uzay-zamandaki titreşimleri ölçüyor. 2020’de tespit edilen bir sinyal, kara delik kaynaklı yerçekimi dalgalarına benzemediği için dikkat çekmişti. Olum’a göre bu sinyal, “kozmik süpersicimler” ile uyumlu olabilir. Eğer gelecekte NANOGrav ya da 2034’te fırlatılması planlanan uzay tabanlı gözlemevi LISA, kozmik sicimlerin varlığını doğrularsa, bu keşfin etkisi devrimsel olabilir.

Bilim İnsanları Ne Diyor?

Cornell Üniversitesi’nden emekli fizik profesörü Henry Tye, kozmik sicimlere diğer zaman yolculuğu fikirlerine (örneğin solucan delikleri) kıyasla daha sıcak bakıyor. “Zaman yolculuğu olası görünmüyor, ama tamamen imkânsız da demem” diyen Tye, geçmişe yolculuğun teorik olarak hala tamamen dışlanmadığını söylüyor.

Sonuç
Zamanda yolculuk henüz gerçek değil, ancak kozmik sicimler gibi evrenin en eski kalıntıları, bu hayali teorik fizik düzleminde mümkün kılıyor. Bilim insanları, gözlemevleriyle evreni tarayarak bu gizemli yapıları arıyor. Eğer bir gün kozmik sicimler keşfedilirse, sadece zaman yolculuğu değil, evrenin doğuşuna dair tüm bildiklerimiz de değişebilir.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bilim ve teknoloji

NASA’dan uzayda ilk tıbbi tahliye

Yayımlandı

üzerinde

NASA’dan uzayda ilk tıbbi tahliye

Tarih.Saat: 15.01.2026 — 11:46

NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev yapan bir astronotun Dünya’da ileri tetkik ve tedavi gerektiren bir sağlık sorunu yaşaması üzerine, kurum tarihinin ilk “tıbbi tahliye” kararını uyguladı. Crew-11 ekibini taşıyan SpaceX kapsülü beklenenden önce Dünya’ya döndü; iniş Büyük Okyanus açıklarında San Diego yakınlarında planlandı.

NASA yetkilileri, istasyonda görevli bir astronotun 7 Ocak’ta başlayan sağlık sorunu nedeniyle daha kapsamlı muayene ve tetkik amacıyla yer ortamına getirilmesinin gerektiğini açıkladı. Sağlık durumu gizlilik gerekçesiyle açıklanmayan astronotun “stabıl ve iyi bakıldığı” bildirildi.

Kararın ardından Crew-11 ekibini taşıyan SpaceX Dragon kapsülü planlanandan bir ay önce istasyondan ayrıldı. Kapsülde NASA’dan Zena Cardman ve Mike Fincke, Japonya’dan Kimiya Yui ile Rusya’dan Oleg Platonov yer alıyordu; mürettebatın erken dönüşü, istasyon görev gücünü geçici olarak azaltıyor.

NASA, tahliyeyi “önlem amaçlı, acil olmayan” bir karar olarak tanımladı ve iniş ile kurtarma prosedürlerinin standart uygulamalar çerçevesinde yürütüleceğini belirtti. Ekip, planlandığı gibi San Diego açıklarında Büyük Okyanus’a iniş yapacak; iniş sonrası astronotlar sağlık kontrolü için uzman ekiplerce karşılanacak.

Kurum yetkilileri, istasyonun operasyon planlarında geçici değişikliklere gidileceğini, planlanan uzay yürüyüşlerinin (EVA) yeni ekip gelene kadar erteleneceğini söyledi. NASA, tıbbi tahliye gibi durumların teoriye göre her birkaç yılda bir öngörüldüğünü fakat kurum tarihinde ilk kez uygulandığını vurguladı.

  • Ne oldu? ISS’te bir astronotun Dünya’da ileri tetkik gerektiren durumu nedeniyle Crew-11 erken döndü.

  • Kim döndü? Zena Cardman, Mike Fincke (ABD); Kimiya Yui (Japonya); Oleg Platonov (Rusya).

  • Nerede inecek? San Diego açıkları — Büyük Okyanus.

  • Durum ciddiyeti: Yetkililer “acil ölümcül durum yok” vurgusu yaptı; kapsamlı yer tetkikleri için iniş sonrası süreç işletilecek.

Okumaya Devam Et

bilim ve teknoloji

NASA 1971’de Ay’a gönderilen tohumlardan serpilen ve dünyanın farklı noktalarına dikilmiş olan Ay ağaçlarının izini sürüyor.

Yayımlandı

üzerinde

NASA 1971’de Ay’a gönderilen tohumlardan serpilen ve dünyanın farklı noktalarına dikilmiş olan Ay ağaçlarının izini sürüyor.

NASA, yarım asırlık bir uzay botaniği gizemini aydınlatıyor. 1971’de Ay’ın yörüngesinde tur attırılan tohumlardan yetişen ve dünyanın dört bir yanına dağılan efsanevi ‘Ay Ağaçları’nın güncel bir haritasını yayımladı.

NASA’nın resmi araştırmacılarından Dave Williams’ın kişisel bir keşif tutkusuyla 1996’da başlattığı proje, bugün 83 ağacın kimliğini ve koordinatlarını belirledi. Apollo 14 görevinin 50. yıl dönümünde paylaşılan harita, Brezilya’dan İsviçre’ye, Japonya’dan ABD’nin dört bir yanındaki okul bahçelerine ve devlet kurumlarına kadar uzanan bir coğrafyayı kapsıyor.

Uzayda 34 Tur Atan Tohumlar

Hikaye, 31 Ocak 1971’de fırlatılan Apollo 14 göreviyle başlıyor. Ay modülü pilotu Edgar Mitchell ve komutan Alan Shepard Ay yüzeyinde yürürken, komuta modülü pilotu Stuart Roosa (eski bir Orman Servisi çalışanı) yörüngedeki görevini sürdürüyordu. Roosa’nın kişisel eşyaları arasında, yaklaşık 500 adet ağaç tohumu bulunuyordu.

Uzaya Giden Tohum Türleri:

· Kızılçam (Loblolly Pine)
· Douglas Göknarı
· Sekoya
· Çınar (Sycamore)
· Tatlı Sakız Ağacı

Bu tohumlar, Ay’ın etrafında tam 34 kez dolaştı. Amaç, uzay ortamının ve ağırlıksızlığın bitki gelişimi üzerindeki etkilerini incelemekti.

Dünyaya Dönüş ve Dünyaya Yayılış

Dünyaya dönüş sonrası beklenmedik bir kaza yaşandı: Tohumların bulunduğu teneke kutu patlayarak açıldı ve birçok tohum kullanılamaz hale geldi. Sağlam kalan tohumlar, ABD Orman Hizmetleri’ne teslim edildi ve filizlendirildi. Yaklaşık 420 sağlıklı fide, 1975 ve 1976 yıllarında, çoğunlukla ABD’nin 200’üncü yıl dönümü kutlamalarının bir parçası olarak, okullara, üniversitelere, parklara ve devlet dairelerine dikildi. Bazıları ise diplomatik hediyeler olarak Brezilya, İsviçre ve Japonya gibi ülkelere gönderildi.

Ancak zamanla, bu ağaçların neredeyse tamamının kaydı kayboldu ve varlıkları neredeyse bir efsaneye dönüştü.

Kayıp Ağaçların Peşinde Bir NASA Çalışanı

1996 yılında, üçüncü sınıf öğretmeni Joan Goble ve öğrencileri, üzerinde “Ay Ağacı” yazan bir plaket buldular. Goble’ın NASA’ya gönderdiği e-posta, Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden Dave Williams’a ulaştı. Williams’ın da çoğu meslektaşı gibi bu ağaçlardan haberi yoktu.

Williams, kişisel bir misyon üstlendi. Gazete kupürlerini tarayarak, halktan bilgi toplayarak ve NASA’nın sitesinde bir kayıt sayfası oluşturarak sistematik bir araştırma başlattı. Onun bu çabası, 22 ağaçla başlayan listenin, 83 doğrulanmış Ay Ağacı’na ulaşmasını sağladı.

 Dünyadaki Ay Ağaçlarından Bazı Önemli Noktalar

ABD’deki Konumlar:

· Washington Square, Philadelphia: İlk dikilenlerden bir çınar ağacı (1975).
· Kennedy Uzay Merkezi, Florida: Bir çınar ağacı (1976).
· Beyaz Saray, Washington DC: Diplomatik amaçla dikilen ağaçlardan biri.
· Kaliforniya, Berkeley: Tilden Doğa Alanı’nda bir sekoya.
· Alabama, Huntsville: U.S. Space and Rocket Center’da 5 çınar ve 2 çam.

ABD Dışındaki Konumlar:

· İsviçre ve Brezilya: Uluslararası Dostluk Ormanı ve diğer bölgelere dikilen ağaçlar.
· Japonya: İmparatorluğa diplomatik hediye olarak gönderilen ağaçlar.

Not: Ağaçların yaklaşık üçte biri (toplamda 21’i) bugüne kadar ölmüş durumda. Ancak araştırmacı Williams, bu ölümlerin çoğunun fırtına, hastalık veya bakım eksikliği gibi sıradan nedenlerden kaynaklandığını, uzay yolculuğuyla doğrudan bir bağlantıları olmadığını belirtiyor.

 Siz de Bir Ay Ağacı Keşfedebilirsiniz

NASA, halktan gelen bilgilerle listesini genişletmeye devam ediyor. Eğer bir parkta, okul bahçesinde veya devlet binası önünde, üzerinde “Ay Ağacı”, “Moon Tree” veya Apollo 14 ifadeleri bulunan bir plaket görürseniz, bu ağacın NASA’nın kayıtlarındaki yerini almasına yardım edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

bilim ve teknoloji

Artemis II’ye sadece haftalar kaldı: NASA, Ay’ın “daha da ötesine” insanlı uçuşu için hazırlanıyor

Yayımlandı

üzerinde

Artemis II’ye sadece haftalar kaldı: NASA, Ay’ın “daha da ötesine” insanlı uçuşu için hazırlanıyor

Tarih: 17 Ocak 2026 — Saat: 03:00

Haber sitesi: FATIHDOGANMEDYA

NASA “rolldown” hazırlıklarını hızlandırdı — hangi tarihler konuşuluyor?

NASA, Artemis II SLS roketi ve Orion uzay aracının fırlatma rampasına taşınması (rollout) hazırlıklarının başladığını sosyal medya hesaplarından duyurdu; araç, Kennedy Uzay Merkezi’nden rampaya taşınmak üzere son kontrollerini yapıyor. Ajansın açıklamasına göre rollout işlemi birkaç günlük süreci kapsayacak ve bu adım fırlatma öncesi son büyük kilometre taşlarından biri.

Görev için açıklanan hedefli pencere, Şubat 2026 başlarında (5–11 Şubat aralığı) açılabiliyor; NASA yönetimi aynı zamanda “gerekli testler ve ıslak prova (wet dress rehearsal) tamamlandıktan sonra kesin tarihi seçeceklerini” belirtti. Yönetim, uçuş güvenliği ve test sonuçlarını değerlendirerek net tarihi duyuracak.

Mürettebat ve görev süresi — kimler uçuyor?

Artemis II’nin dört kişilik mürettebatı şunlardan oluşuyor: Komutan Reid Wiseman, Pilot Victor Glover, Uzay Görevlisi Christina Koch ve Kanadalı Astronot Jeremy Hansen. Görev planlanan süre olarak yaklaşık 10 gün sürecek ve Orion aracıyla Ay çevresinde kritik sistem testleri gerçekleştirilecek.

Ne kadar uzaklaşacaklar? “Daha önceki mürettebatların gitmediği kadar” iddiası

NASA kaynaklarına göre Artemis II, Orion’un yapacağı manevralarla Ay’ın uzak tarafının etrafından geçecek ve bir “sekiz” şeklinde dönüş yaparak Dünya’dan tipik alçak yörüngeden çok daha öteye uzanacak. Ajansın teknik açıklamasında, görev profilinin Orion’u Dünya’dan yaklaşık 280.000 mil mesafeye kadar çıkaran bir yol izleyebileceği belirtiliyor — bu, Ay’ın tipik mesafesinin etrafında bir derin uzay profili oluşturuyor (Apollo görevlerinden farklı geometri ve yeniden giriş profilleri içeriyor). Bu rota sayesinde mürettebat, derin uzayda insanlı operasyonlara yönelik yaşam destek ve navigasyon sistemlerini test etme fırsatı bulacak.

Not: Farklı kaynaklarda görevden bahsedilirken mesafeler ve tanımlamalar farklı cümlelerle ifade edilebiliyor; en güvenilir teknik veriler için NASA’nın resmi görev sayfaları takip edilmeli.

Neden bu uçuş önemli?

  • İlk insanlı test: Artemis II, Orion ve SLS’nin insanlı versiyonunda yapılacak ilk tam entegre uçuşlardan biri olarak kabul ediliyor; bu nedenle Ay’a iniş hedefli sonraki Artemis III için hayati veriler sağlayacak.

  • Sistem doğrulamaları: Yaşam destek, haberleşme, navigasyon ve ısı kalkanı dahil kritik alt sistemlerin gerçek derin uzay koşullarında doğrulanması amaçlanıyor.

  • Uluslararası iş birliği ve deneyim: Görev, mürettebat eğitimi, yörünge operasyonları ve geri dönüş (reentry/recovery) senaryolarında elde edilen bulgularla ileriki iniş görevlerinin güvenliğini artıracak.

NASA, Artemis II fırlatmasını dijital kanallar ve sosyal medya üzerinden canlı olarak yayınlayacak; ayrıca ajansın “Experience the Launch” programı ile içerik üreticileri ve medya kuruluşlarına sınırlı erişim fırsatları sunuluyor. Fırlatma günüyle ilgili canlı yayın bilgileri ve izleme rehberleri NASA tarafından duyurulmaya devam edecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar