Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

TikTok’ta Herkes Uzman! Türkiye’de Filozof Bitmedi, Sadece Fenomenleşmedi

Yayımlandı

üzerinde

📍 Köşe Yazısı – www.fatihdoganmedya.com.tr
✍️ Fatih Doğan
📅 3 Haziran 2025
📸

TikTok’ta eline telefonu alan bir anda “uzman” oluyor. Video kısa, müzik havalı, konuşma karizmatik… Sonra geliyor milyonlarca izlenme.

Peki ama bu gerçekten bilgi mi? Yoksa sadece “bilgili gibi görünme” çabası mı?

Bugünün sosyal medyasında “ne bildiğinden çok nasıl sunduğun” önemli. Bu da ne yazık ki, uzmanlığı değil, etkiyi ön plana çıkarıyor.

Sosyal Medya Uzmanı mı, Algoritma Ustası mı?

TikTok algoritması hızlı tüketimi seviyor. 15 saniyede ilgi çekmek zorundasınız. Bu da bilgi derinliğinden çok görüntüye, cümle vurgusuna ve hızla ulaşılabilirliğe önem verilmesi anlamına geliyor.

Bugün TikTok’ta “hızlı felsefe öğren”, “kişisel gelişim hapları”, “1 dakikada Aristoteles” gibi içerikler izliyoruz. Ancak işin içine biraz araştırma katınca şunu görüyoruz: Bu içeriklerin çoğu, gerçekte ne akademik bir derinliğe dayanıyor ne de bilimsel kaynaklarla destekleniyor.


Türkiye’de Gerçekten Bu Kadar Filozof Var mıydı?

Vardı. Hâlâ da var.

Ama bu insanlar TikTok’ta değil; kütüphanelerde, akademide, derin düşüncenin içinde. Farabi, İbn Sina, Hilmi Ziya Ülken, Ziya Gökalp gibi isimler bir dönemin yıldızlarıydı. Bugün onların izinden giden akademisyenler var, ama onlar “fenomen” olmayı değil, “bilgi üretmeyi” seçiyor.


Sosyal Medya: Bilgi Paylaşımı mı, Görsel Performans mı?

Sosyal medya büyük bir vitrin. Bu vitrinde öne çıkan şey; dikkat çekmek, hızlı konuşmak ve etkili görünmek.

Ama şunu sormak gerekiyor: “Gerçekten ne anlatıyor?”

1 dakikada Aristoteles anlatılamaz. Nietzsche’yi espriye indirgemek, onun felsefesini değil, algısını satar.


Uzmanlık, Emeğin Ürünüdür

Gerçek uzmanlık yıllar süren öğrenmenin, araştırmanın ve sabrın ürünüdür.
Bir kitap kapağını göstermek kolaydır ama içindekini kavramak zordur.
İki alıntıyla filozof olunmaz.

Türkiye’de Gerçekten Filozof Yok mu?

Varsa da TikTok’ta değiller. Çünkü gerçek felsefeciler genelde üniversite koridorlarında, kitapların arasında yaşıyor. Yıllar süren doktora çalışmalarını, yüzlerce sayfalık tezleri, akademik yayınları belki de TikTok için fazla “ağır” buluyorlar.

Bir düşünün: Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd gibi düşünürler bu topraklarda yetişti. Cumhuriyet döneminde Hilmi Ziya Ülken, Ziya Gökalp, Mübahat Türker Küyel, İoanna Kuçuradi gibi isimler Türk felsefesine yön verdiler. Bugün de Gürol Irzık, Onur Kenan Aydoğdu, Ahmet Dağ gibi çağdaş felsefeciler, bilim ve etik üzerine ciddi çalışmalar yapıyor.


Son Söz: Bilgi Arayışında Filozofları Unutmayalım

Bilgi, görünmek için değil; anlamak için vardır.
TikTok’ta herkes filozof olabilir, ama gerçek felsefe hâlâ düşünceye, araştırmaya ve emeğe dayanır.

Unutmayalım:
🔹 Her yüksek ses, doğruyu söylemez.
🔹 Her çok izlenen, bilgili değildir.
🔹 Her kitaplık dekoru, okumuşluk göstergesi olamaz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Şişli’de Gelinini Öldüren Kayınvalidenin Kan Donduran İfadesi: “Namusumu Temizledim”

Yayımlandı

üzerinde

Şişli’de Gelinini Öldüren Kayınvalidenin Kan Donduran İfadesi: “Namusumu Temizledim”

Tarih: 3 Mayıs 2026, 10:54

Spot: Şişli’de 6 yıldır cezaevinde olan oğlunun dini nikahlı eşi Burçin Şahin’i (25) başından vurarak öldüren Menekşe K. (58), emniyetteki ifadesinde cinayeti “namus meselesi” olarak niteledi. Şüphelinin olaydan sonra pencereden “Gelinimi öldürdüm, namusumu temizledim” diye bağırdıktan sonra sigara içtiği iddia edildi.

İstanbul Şişli’de dün öğle saatlerinde yaşanan korkunç olayın detayları netleşiyor. Eskişehir Mahallesi’nde saat 13.15 sıralarında meydana gelen cinayette, Menekşe K. isimli kadın, cezaevindeki oğlunun dini nikahlı eşi Burçin Şahin’i ruhsatsız silahıyla başından vurdu. Polis ekiplerince gözaltına alınan Menekşe K.’nin ifadesi, cinayetin ardındaki saikin “namus” iddiası olduğunu gözler önüne serdi. Şüphelinin, “Oğlumu aldattığını düşündüm, sinirlenip ateş ettim” dediği öğrenildi.

GERİLİM DOLU ANLAR VE CİNAYET

Edinilen bilgilere göre olay, Haydarcan K.‘nın “hırsızlık” suçundan cezaevinde olduğu, dini nikahlı eşi Burçin Şahin’in ise kayınvalidesiyle aynı evi paylaştığı Eskişehir Mahallesi’ndeki dairede meydana geldi. Menekşe K. ile Burçin Şahin arasında henüz bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Menekşe K., evdeki ruhsatsız silahını alarak Burçin Şahin’in başına art arda iki el ateş etti. Silah seslerini duyan komşuların ihbarı üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kadının hayatını kaybettiğini belirledi. Olay yeri inceleme ekipleri evin içinde 4, dışarıda ise 2 adet boş kovan buldu. Burçin Şahin’in 2 çocuk annesi olduğu öğrenildi.

“NAMUSUMU TEMİZLEDİM” DEDİ, SİGARA İÇTİ

Cinayetin ardından yaşananlar ise tam anlamıyla dehşet vericiydi. Menekşe K.’nin, olaydan hemen sonra dairenin penceresine çıkarak “Gelinimi öldürdüm, namusumu temizledim” diye bağırdığı ve bir süre burada sigara içtiği iddia edildi. Kısa sürede olay yerine gelen polis ekipleri, şüpheliyi ruhsatsız silahla birlikte yakalayarak gözaltına aldı.

İFADESİ ORTAYA ÇIKTI

Emniyetteki sorgusunda suçunu itiraf eden Menekşe K.’nin ilk ifadesi kan dondurdu. Şüpheli, oğlunun cezaevinde olduğunu, Burçin Şahin’in ise kendisini aldattığını düşündüğünü belirterek şunları söyledi:

“Sen oğlumu nasıl aldatırsın, benim oğlum cezaevinde. Senin çocukların var utanmıyor musun” dedim. O da bana bel altı bir cevap vererek ‘Yaparım’ dedi. Daha sonra sinirlendim, dolapta duran silahı aldım ve ateş ettim.”

Şüpheli ayrıca, Burçin Şahin’in telefonundaki bazı mesajlaşmaları gördükten sonra şüphelerinin daha da arttığını ve bu nedenle cinayeti işlediğini öne sürdü. Menekşe K.’nin ifadesinde olayı “namus meselesi” olarak nitelendirdiği öğrenildi.

ŞÜPHELİNİN SABIKA KAYDI ŞAŞIRTTI

Yapılan tahkikatta, Menekşe K.’nin daha önce herhangi bir suç kaydının olmadığı ancak “uyuşturucu madde ticareti” suçundan kesinleşmiş 6 yıl 8 ay hapis cezası bulunduğu ortaya çıktı. Henüz infaz edilmeyen bu cezanın akıbetiyle ilgili hukuki sürecin devam ettiği belirtildi. Şüphelinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü, olayla ilgili soruşturmanın genişletildiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Gündem

Kahramanmaraş’ta okuldaki saldırıda yaralanan Almina hayatını kaybetti

Yayımlandı

üzerinde

Kahramanmaraş’ta okuldaki saldırıda yaralanan Almina hayatını kaybetti

Tarih / Saat 3 Mayıs 2026, 10:01

Kahramanmaraş – FatihDoğanMedya – Türkiye’yi derinden sarsan Kahramanmaraş okul saldırısının yaralılarından 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu, 18 gündür süren yaşam mücadelesini kaybetti.

15 Nisan 2026’da merkez Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda başının arkasına iki kurşun isabet eden Almina, kaldırıldığı özel hastanenin yoğun bakım ünitesinde bu sabah saat 05.45’te hayata gözlerini yumdu.

 ANNENİN YÜREK YAKAN SÖZLERİ

Almina’nın cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından ailesine teslim edildi. Tabutun başında anne Gülden Ağaoğlu’nun söyledikleri yürekleri dağladı: “Almina, buradayım kızım. Annen yanında, annen yanında kızım… Peygamberimize sen komşu oldun güzel kızım.”

Cenaze, öğle namazını müteakip Abdülhamid Han Camii’nde kılınan namazın ardından Kapıçam Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi. Törene aile yakınlarının yanı sıra sınıf arkadaşları, öğretmenler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

 ÖLÜ SAYISI 10’A YÜKSELDİ

Almina’nın vefatıyla birlikte saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısı 10’a (8 öğrenci, 1 öğretmen ve saldırgan) yükseldi. Olayda 13 kişi de yaralanmıştı.

 SORUŞTURMA GENİŞLİYOR

Öte yandan, saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında saldırgan İsa Aras Mersinli’nin polis başmüfettişi olan babası Uğur Mersinli ve annesi Pınar Peyman Mersinli tutuklanmıştı. Anne, “taksirle ölüme neden olma” suçundan cezaevinde bulunuyor. Okul rehberlik servisinin, saldırganın psikolojik yardım alması gerektiğine dair aileyi 13 kez uyardığı ancak bu uyarıların dikkate alınmadığı ortaya çıkmıştı.

 TAZİYE MESAJLARI

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Almina kızımıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve aziz milletimize sabır diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Gündem

72 Gündür Kayıp Uğur’un Ailesinden Yürek Burkan Çağrı: “Biz Karanlıktayız, Lütfen Bize Bir Işık Olun”

Yayımlandı

üzerinde

72 Gündür Kayıp Uğur’un Ailesinden Yürek Burkan Çağrı: “Biz Karanlıktayız, Lütfen Bize Bir Işık Olun”

TARİH: 03 Mayıs 2026, 07:30

HATAY – Hatay’ın Antakya ilçesinde, Van’dan çalışmaya gelen 27 yaşındaki Uğur Çalışkan’ın, kaldığı apart otelin penceresinden çıkarak kaybolmasının üzerinden tam 72 gün geçti. Geride kalan sürede yürütülen tüm arama çalışmalarına rağmen genç adamdan haber alınamazken, ağabey Tarık Çalışkan’ın İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yaptığı yürek burkan çağrı, olayın gizemini bir kez daha gündeme taşıdı.

GECE 03:00’TE PENCEREDEN ÇIKTI, BİR DAHA DÖNMEDİ

Olay, 19 Şubat 2026 tarihinde Antakya’nın Serinyol Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Uğur Çalışkan, Van’dan çalışmak amacıyla Hatay’a gelerek kuzenleriyle birlikte bir apart otelin 2. katında kalmaya başladı. Kaybolduğu gece sabaha karşı henüz bilinmeyen bir nedenle odasının penceresinden çıkarak bahçeye indi. Binanın dış cephesine tırmanarak yeniden odaya dönmeye çalıştığı güvenlik kameralarınca kaydedilen Çalışkan, başarılı olamayınca karanlığa karıştı. Sabah saatlerinde Uğur’u odada göremeyen kuzenleri, güvenlik kamerası kayıtlarını inceledikten sonra polise kayıp başvurusunda bulundu.

ORMANLIK ALANDA BULUNAN KIYAFETLER ŞÜPHEYİ ARTIRDI

Kayıp ihbarının hemen ardından bölgede jandarma, AFAD ve gönüllü arama ekiplerinden oluşan geniş çaplı bir operasyon başlatıldı. Aramaların 7. gününde, Serinyol yakınlarındaki dağlık ormanlık bir arazide Çalışkan’a ait olduğu belirlenen tişört, hırka, telefon ve cüzdan katlanmış bir şekilde bulundu. Uğur’un terliği de arama çalışmalarının 15. gününde ekipler tarafından tespit edildi. Ancak aradan geçen 72 günde, bulunan bu kişisel eşyalara rağmen gencin kendisine ait en ufak bir ize rastlanamadı.

AĞABEY “BİPOLAR” İDDİALARINI YALANLADI

Kayboluşun ardından bazı basın organlarında Uğur Çalışkan’ın bipolar bozukluk (manik depresif) tanısı olduğuna dair haberler yayınlanması, acılı ailenin tepkisini çekti. Ağabey Tarık Çalışkan, bu iddiaları kesin bir dille reddederek şunları söyledi: “Kesinlikle Uğur bipolar hastası değildir. Kendisine konulmuş herhangi bir tanı yok. Bu iddiaları kabul etmiyoruz.” Tarık Çalışkan, kardeşinin kaybolmasının ardında psikolojik bir rahatsızlıktan ziyade henüz aydınlatılamamış başka nedenler olabileceğine dikkat çekti.

İÇİŞLERİ BAKANI’NA DUYGU DOLU ÇAĞRI

Yaşadığı çaresizliği ve ailenin içinde bulunduğu perişan durumu kamuoyuyla paylaşan ağabey Tarık Çalışkan, sözlerini doğrudan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yöneltti: “Buradan sayın İçişleri Bakanlığımıza sesleniyorum. Sayın Mustafa Çiftçi, lütfen biz karanlıktayız. Lütfen bize bir ışık olun. Bu ışığımızı yakın.” Gözyaşları içinde konuşan ağabey, yetkililerden insani bir görev olarak yardım beklediklerini belirterek, “Ormandaysa neden bulunamadı, şehirdeyse neden tespit edilemedi? Bizi görün, bizi duyun. Bir aile perişan durumda. Lütfen, Uğur nerede?” ifadelerini kullandı.

Olayla ilgili soruşturma ve arama çalışmaları çok yönlü olarak sürdürülmeye devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar