Sağlık
Yerli Akıllı Kanser İlaçlarıyla Umut: SGK’nın Karşılamadığı Maliyetler ve Erdoğan’ın Yerli Üretim Talimatı

Açıklaması:
Kanser tedavisinde kullanılan “akıllı” ilaçların SGK tarafından karşılanmaması, hastaların milyonlarca lirayı aşan maliyetlerle karşılaşmasına neden oluyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerli üretim talimatı, 100 bin–2 milyon TL aralığındaki akıllı ilaçların Türkiye’de üretilerek hastaların yükünü hafifletmeyi hedefliyor. Bu makalede, SGK kapsamındaki boşluklar, tedavi maliyetlerinin boyutları, Erdoğan’ın talimatının ayrıntıları, yerli üretime yönelik güncel adımlar ve sağlık sistemine etkileri detaylandırılacaktır.
Giriş
Türkiye’de kanser tedavisinde kullanılan yeni nesil “akıllı” ilaçlar, tüm dünyada kanserle mücadelede başarıyı artıran en önemli tedavi yöntemlerinden biri olarak ön plana çıkarken, SGK tarafından geri ödeme kapsamına alınmamaları nedeniyle hastalar ve aileleri üzerinde ciddi bir mali yük oluşturmaktadır. Bu ilaçların tek seferlik doz maliyetleri 15.000–65.000 TL arasında değişiklik gösterirken, tam tedavi kürlerinin toplam maliyeti 100.000 TL’den başlayıp 2.000.000 TL’ye kadar çıkabilmektedir . Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yerli üretim” talimatı, hem mali yükü düşürmeyi hem de dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflemektedir.
SGK’nın Akıllı İlaçları Karşılamama Durumu
SGK’nın akıllı hedefe yönelik onkoloji ilaçlarının birçoğunu geri ödeme listesine dahil etmemesi, kanser hastalarının tedaviye erişimini sınırlandırmaktadır. Özellikle mutasyon tipi kadar hastanın genetik özelliklerine yönelik tasarlanan bu ilaçlar; bağışıklık sistemini güçlendirerek hastanın yaşam süresini ve kalitesini artırmakta, kemoterapi ve cerrahi yöntemlere gerek kalmadan tedavi imkânı sunmaktadır .
-
Akıllı İlaç Tanımı: Hedefe yönelik moleküler tedavi içeren ilaçlar, kanser hücrelerini tanıyarak çoğalmalarını engellemekte ve diğer hücreleri mümkün olduğunca korumaktadır .
-
SGK Kapsamı Dışında Bırakılan İlaçlar: Trastuzumab (Herceptin), Bevacizumab (Altuzan), Rituximab (Mabthera), Cetuximab (Erbitux), Pembrolizumab (Keytruda), Atezolizumab (Tecentriq) gibi ilaçlar çoğunlukla SGK geri ödeme kapsamına alınmadığından hastaların cepten yüksek maliyetler ödemesi gerekmektedir .
Bu nedenle hastalar, SGK’dan geri ödeme alabilmek için yargı yoluna başvurmaktadır. Oysa akıllı ilaçların tedavi başarısı, kimi kanser türlerinde (örneğin akciğer, meme ve hematolojik kanserlerde) kemoterapiye kıyasla daha yüksek oranda yanıt ve daha az yan etki sunmaktadır.
Tedavi Maliyetleri ve Hastaların Yaşadığı Zorluklar
Akıllı ilaçların geri ödeme kapsamı dışında olması, hastaların ilaçlara ulaşmasını neredeyse imkânsız kılmaktadır. Örneğin;
-
Pembrolizumab (Keytruda): 100 mg’lık bir flakonun 2024 yılı fiyatı 53.505,72 TL’dir.
-
Atezolizumab (Tecentriq): 1.200 mg’lık bir flakonun fiyatı 65.712,83 TL’dir.
-
Rituximab (Mabthera): 500 mg’lık bir flakonun fiyatı 19.995,29 TL’dir.
-
Cetuximab (Erbitux): 100 mg’lık bir flakonun fiyatı 5.539,21 TL’dir.
-
Trastuzumab (Herceptin): 150 mg’lık bir flakonun fiyatı 8.849,21 TL’dir .
Bu fiyatlarla örnek bir tedavi planına baktığımızda:
-
Bir hastanın günde 200 mg Pembrolizumab kullanması durumunda tek seferlik doz maliyeti 107.011,44 TL’yi bulmakta,
-
Aylık 4 kür Atezolizumab tedavisinin maliyeti 262.851,32 TL’yi geçmektedir.
-
Rituximab veya Herceptin gibi biyobenzer ilaçlarda da aylık maliyet ortalama 50.000–100.000 TL’ye yaklaşabilmektedir .
Hastalar, çoğunlukla kişi başına düşen yıllık ortalama emekli aylığı (yaklaşık 4.000 TL/ay) ile bu maliyetleri karşılayamamaktadır. Bir hastanın “6 kutu ilaç için 240.000 TL” harcaması gerektiği ve bu ilacın bir haftada temin edilmesi gerektiğine dair gerçek hasta hikâyeleri, durumun aciliyetini gözler önüne sermektedir .
-
Baskı Altında Kalan Aileler: Bir hasta; “6 kutu kullandığında iyileşme şansının yüksek olduğunu söyledi. Ancak bir kutusu 40.000 TL olan bu ilacı bulması mümkün değil” diyerek Cumhurbaşkanı’ndan yardım istemiştir .
Bu ekonomik engeller, hastaların tedavi şansını kısıtlamakta ve moral motivasyonlarını yıpratmaktadır. Ayrıca, hastaların tedaviye geç başlaması veya uzak bir doğrudan tedavi arama sürecine girmesi, prognozu olumsuz etkileyebilmektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yerli Üretim Talimatı
Bu tabloya karşılık olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “SGK tarafından karşılanmayan akıllı kanser ilaçlarının Türkiye’de üretilmesi” için bakanlıklara yeni bir talimat vermiştir. Erdoğan’ın talimatı özetle şunları içermektedir:
-
Yerli İlaç Üretim Zincirinin Kurulması: Akıllı ilaçların formül aşamasından nihai ürüne kadar tüm süreçlerinin Türkiye’de yapılmasını sağlamak, böylece dışa bağımlılığı azaltmak.
-
Ar-Ge Desteğinin Artırılması: TÜSEB ve Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle, kanser ilaçları geliştiren yerli firmalara Ar-Ge finansman desteğinin verilmesi; bunun için 2025 yılında Ar-Ge bütçesinin iki katına çıkarılması kararı alınması .
-
SGK Geri Ödeme Kapsamının Genişletilmesi: Yerli üretilen akıllı ilaçların SGK tarafından karşılanması için mevzuat düzenlemeleri yapılması; SGK’nın Faz 1–Faz 3 klinik çalışmalarında finansman desteği vermesi .
-
Stratejik Teşvik Belgeleri ve Mali Teşvikler: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı aracılığıyla, biyoteknolojik ve onkolojik ilaç üretimi yapan firmaların teşvik kapsamına alınması; teknoloji odaklı yatırımların hızlandırılması .
Erdoğan’ın talimatıyla, “100 bin TL ile 2 milyon TL arasında değişen akıllı ilaç maliyetlerinin yerli üretimle düşürülmesi” ve “hastaların cepten ödediği rakamların minimize edilmesi” amaçlanmaktadır.
Yerli Üretime Yönelik Mevcut Gelişmeler
1. CAR-T Hücre Tedavisi ve Biyoteknolojik Adımlar
-
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) desteğiyle, CAR-T hücre tedavisinin klinik araştırmaları ve üretiminin yerli bir firma tarafından yürütüleceğini duyurmuştur. 2026’ya kadar hedeflenen yerli CAR-T hücre üretimi ile maliyetlerin yarı yarıya azalması öngörülmektedir.
2. Biyobenzer İlaç Üretimi
-
Abdi İlaç ve TRPharm gibi firmalar, biyobenzer ilaçlar (Mabthera yerine Redditux, Herceptin yerine Canhera) üretmek için fabrikalar kurmaktadır. Bu muadil ilaçların SGK geri ödeme listesine alınmasıyla, kamu tasarrufunun 200–300 milyon TL arasında olması beklenmektedir .
-
Muadil biyobenzerlerin ihalelerde fiyatı düşürmesiyle, aynı molekülün ithal edilenden %30–%50 daha ucuz sunulması hedeflenmektedir. Bu adım, SGK bütçesine doğrudan katkı sağlayarak hem bütçe dengesini koruyacak hem de hastaların erişimini kolaylaştıracaktır.
3. İlaç Fiyatlandırma ve Mevzuat Düzenlemeleri
-
Geliştirilen “Üreten Sağlık Modeli” kapsamında, TÜSEB’in onayladığı bilimsel çalışmaların SGK tarafından geri ödemesi sağlanacak. Klinik çalışma masrafları SGK tarafından karşılanarak ilaç geliştirme süreci hızlandırılacaktır .
-
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı, biyobenzerden immunoterapi ilaçlarına kadar 13 milyar TL’yi aşan yatırımı destekleyerek AR-GE altyapısını güçlendirmektedir .
Sosyoekonomik ve Sağlık Sistemi Üzerindeki Etkileri
1. Hasta ve Aile Üzerindeki Yükün Azaltılması
-
Yerli üretimin devreye girmesiyle akıllı ilaç maliyetlerinin %40–%60 azalması bekleniyor. Örneğin; 1.000.000 TL olan bir tedavi maliyeti, yerli üretimle 400.000–600.000 TL seviyelerine inebilir. Bu da ailelerin üzerindeki mali yükü büyük oranda hafifletecektir .
-
Hastaların tedaviye erişim hızlanacak, doz atlama veya tedaviyi yarıda bırakma oranları düşecektir.
2. SGK Bütçesine Katkı
-
Hasta başına yılda yüz binlerce lira yerine yerli üretimle elli bin lira seviyesine inen maliyetler, SGK’nın toplam ilaç bütçesini korumaya yardımcı olacaktır.
-
Biyobenzerlerin ihalelerde rekabet yaratarak fiyatları düşürmesi ve muadil ilaçların SGK kapsamına alınmasıyla, yüksek maliyetli ithal ilaçlara yapılan harcamalar kısılacaktır .
3. Uluslararası Rekabet ve İhracat Potansiyeli
-
Türkiye’nin biyoteknolojik ilaç üretim altyapısını güçlendirmesi, bölge ülkelerine ilaç ihracatını mümkün kılacaktır. Yakın gelecekte, Akdeniz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerine biyobenzer ve kanser ilaçları ihraç ederek döviz geliri elde etme imkânı doğacaktır.
-
Örneğin TRPharm’ın REDDITUX isimli biyobenzer ilacı sadece iç piyasaya değil, bölge ülkelerine de pazarlanmak üzere üretilecektir.
4. Ar-Ge Ekosisteminin Güçlenmesi
-
TÜSEB ve Sanayi Bakanlığı destekli kuluçka merkezleri, yerli molekül geliştiren girişimcileri çekerek ilaç geliştirme ekosistemini büyütecek; hem akademi-sanayi iş birliğini hem de uluslararası araştırma projelerini gündeme getirecektir.
-
Faz 0–1–2–3 klinik çalışmalarının SGK finansman desteğiyle yürütülmesi, Türkiye’yi “faz çalışması” almak isteyen çok uluslu şirketler için cazip hale getirecektir.
Sonuç ve Öneriler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerli akıllı kanser ilaçları üretimi talimatı, hem hastaların mali yükünü hafifletmeyi hem de Türkiye’yi ilaçta dışa bağımlı olmaktan kurtarmayı hedefleyen stratejik bir adımdır. SGK’nın geri ödeme kapsamındaki boşluklar nedeniyle hastalar, yıllık yüz binlerce hatta milyonlarca lira maliyetle karşı karşıya kalırken, yerli üretimle bu maliyetlerin yarı yarıya düşmesi öngörülmektedir.
Öneriler:
-
Mevzuat Düzenlemelerinin Hızlandırılması: SGK’nın yerli üretilen akıllı ilaçları anında kapsamına alacak yasal düzenlemeler bir an önce yürürlüğe konulmalıdır.
-
Ar-Ge ve Finansman Desteğinin Artırılması: TÜSEB ve ilgili bakanlıklar, yerli onkoloji ilaçları geliştiren firmalara ek destekler sağlamalı; klinik çalışma maliyetlerini tamamen karşılayarak ilaç geliştirme sürecini hızlandırmalıdır.
-
Üretim Kapasitesinin Genişletilmesi: Biyoteknolojik tesis sayısı artırılarak üretim kapasiteleri genişletilmeli, mRNA temelli yeni jenerasyon onkoloji ilaçlarına yönelik altyapı yatırımları yapılmalıdır.
-
Hasta Bilgilendirme ve Hukuki Destek Mekanizmaları: SGK kapsamı dışında kalan hastalar için hukuki danışmanlık ve toplu dava süreçleri hızlandırılarak sosyal adalet sağlanmalıdır.
-
Uluslararası İş Birlikleri ve İhracat Stratejisi: Türkiye-AB ortak projeleri, WHO projeleri ve bölge ülkeleriyle doğrudan iş birliği yapılarak klinik araştırmalarda aktif rol alınmalı; ihracat hedefleri netleştirilmelidir.
Bu adımlarla, “yel silah” olarak adlandırılan akıllı kanser ilaçlarının ulaşılabilirliği artacak, kanserle mücadelede başarı oranları yükselecek ve Türkiye, hem bölgesel hem de küresel düzeyde ilaç üreten
Sağlık
KONGO’DA EBOLA SALGINI BÜYÜYOR: İKİ EYALETE DAHA SIÇRADI
KONGO’DA EBOLA SALGINI BÜYÜYOR: İKİ EYALETE DAHA SIÇRADI
13 Temmuz 2026. 13:15
REUTERS

Ölü sayısı 702’ye yükselirken, salgının gerçek boyutunun resmî verilerin 4 katı olabileceği uyarısı yapıldı.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) 15 Mayıs’ta ilan edilen Ebola salgını, kuzeydoğudaki iki eyalete daha sıçradı. Ülkenin kamu sağlığı enstitüsünün son raporuna göre, daha önce salgının görülmediği Haut-Uele ve Tshopo eyaletlerinde ilk kez vakalar tespit edildi.
Resmî verilere göre ülke genelinde doğrulanmış vaka sayısı 1.926’ya, can kaybı ise 702’ye yükseldi. Tshopo’da dört vaka kaydedilirken, bunlardan ikisi ölümle sonuçlandı. Haut-Uele’de ise bir kişi hayatını kaybetti.
Salgın daha önce ağırlıklı olarak Ituri eyaletinde yoğunlaşmıştı; Kuzey Kivu ve Güney Kivu’da da vakalar görülüyordu. Yeni eyaletlerin raporlara dahil edilmesi, virüsün coğrafi olarak genişlediğinin en somut göstergesi oldu.
BAŞKENT KİSANGANİ RİSK ALTINDA
Tshopo’nun başkenti Kisangani, Kongo’nun en büyük şehirlerinden biri. Kentte tespit edilen vakalar, salgının kentsel alanlara yayılma potansiyeline ilişkin endişeleri artırdı. Haut-Uele ise Güney Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti ile sınır komşusu. Bu durum, virüsün komşu ülkelere sıçrama riskini de gündeme getiriyor.
Kongo Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsü, 11 Temmuz tarihli raporunda, “Mevcut araştırmalar, bu iki eyalette tespit edilen tüm vakaların Ituri’deki Niania bölgesinden ithal edildiğini gösterse de, bu iki eyaletin salgın bölgesi olarak kabul edilmesi gerekli ve uygundur” ifadelerine yer verdi.
GERÇEK BOYUT ÇOK DAHA BÜYÜK OLABİLİR
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkilileri, salgının gerçek boyutunun resmî verilerin iki ila dört katı olabileceği uyarısında bulundu. Her beş yeni Ebola vakasından dördünün mevcut hastalarla bilinen bir bağlantısının bulunmaması, virüsün toplum içinde fark edilmeden yayıldığına işaret ediyor.
Ebola, enfekte kişi veya hayvanların vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşan, çoğunlukla ölümcül seyreden bir viral hastalık. Yüksek ateş, kusma ve iç-dış kanamalar en bilinen belirtileri arasında yer alıyor.
Kongo yönetimi, salgının kontrol altına alınması için temas takibi ve kısıtlama önlemlerini genişletirken, uluslararası sağlık örgütleri bölgeye ek destek gönderme hazırlığında.
Sağlık
Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor
Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor
Haber Tarihi: 4 Temmuz 2026
Yayın Saati: 02:30
ANKA

ANKARA – Sağlık alanında iki önemli düzenleme birden Resmi Gazete’de yayımlandı. Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara müjde niteliğindeki Cumhurbaşkanı Kararı ile tedavi gören en fazla 1 milyon hastaya, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz ilaç desteği sağlanacak. Aynı gün yürürlüğe giren Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile de koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetlerinin sunulacağı esenlik merkezleri ve üniteleri kurulacak.
Sigara Bırakma Tedavisinde Yeni Dönem
Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na göre, sigarayı bırakma tedavisi alan hastalar, sayıları 1 milyonu geçmemek şartıyla ve herhangi bir sosyal güvencelerinin olup olmadığına bakılmaksızın, Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilen ilaçlardan ücretsiz faydalanabilecek.
Düzenleme kapsamında hastalara; Nikotin Replasman Preparatları ile Bupropion HCl, Vareniklin ve Sitizin içerikli ilaçlar, tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri aracılığıyla ulaştırılacak. Söz konusu ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına dağıtılacak. Kararın uygulanmasından Sağlık Bakanı sorumlu olacak.
Uzmanlar, bu adımın Türkiye’de tütün bağımlılığıyla mücadelede önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Sigarayı bırakmak isteyen ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi olamayan binlerce vatandaşın bu destekten yararlanması bekleniyor.
Esenlik Merkezleri ile Sağlıklı Yaşam Hizmetleri Yaygınlaşıyor
Aynı gün Resmi Gazete’de yayımlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile tedavi amacı taşımayan koruyucu, geliştirici, destekleyici ve rehabilite edici sağlıklı yaşam hizmetleri için yeni bir model oluşturuldu. Bireylerin bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik halini geliştirmeye yönelik bu hizmetler, “esenlik merkezi” veya “esenlik ünitesi” adı altında sunulacak.
Merkezler Nerede Açılacak?
Esenlik merkezleri ve üniteleri; konaklama tesisleri, yaşlı bakım merkezleri, engelli bakım merkezleri ve spor kulüpleri bünyesinde açılabileceği gibi müstakil binalarda da faaliyet gösterebilecek. Müstakil olarak açılacak merkezlerin en az 500 metrekare, ünitelerin ise en az 300 metrekare kapalı alana sahip olması gerekecek. Ruhsatlandırma işlemleri il sağlık müdürlükleri tarafından yapılacak.
Hangi Hizmetler Sunulacak?
Esenlik merkezlerinde sunulacak uygulamalar, bireyin yaşı, genel sağlık durumu, yaşam tarzı ve risk faktörleri dikkate alınarak kişiye özel planlanabilecek. Yönetmelik kapsamında sunulacak hizmetler arasında şunlar yer alıyor:
· Dil ve konuşma terapisi
· Egzersiz ve fiziksel aktivite hizmetleri
· Çamur terapisi
· Fizyoterapi hizmetleri
· Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları (GETAT)
· Psikolojik destek hizmetleri
· Deniz suyu ve deniz kaynaklı tedavi yöntemleri
· Hiperbarik oksijen tedavisi
· Rehabilitasyon hizmetleri
· Sanat terapileri
· Güneş terapisi
· Termal sağlık terapileri (kaplıca)
· Tuz terapisi
Hekim Zorunluluğu ve Güvenlik Önlemleri
Esenlik merkezlerinde tam zamanlı hekim bulunması zorunlu olacak ve hekimlerden biri merkezin sorumlu hekimi olarak görev yapacak. Olası acil durumlar için merkezler, bir hastane veya tıp merkeziyle iş birliği içinde çalışacak ve bünyelerinde acil müdahale odası bulunduracak. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri ise hizmet alımı yoluyla sağlanabilecek.
Sağlık Turizmine Katkı Hedefleniyor
Yeni modelle, dünyada giderek yaygınlaşan “sağlıklı ve kaliteli yaş alma” (longevity) uygulamalarının Türkiye’ye kazandırılması ve bu alanda sağlık turizmi hizmetlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Yetkililer, Türkiye’nin termal kaynaklar ve doğal güzelliklerle birleşen bu yeni hizmet modeliyle sağlık turizminde önemli bir çekim merkezi haline gelebileceğini belirtiyor.
Sağlık
Zayıflama İğnesi Hamile mi Bırakıyor? “Ozempic Bebekleri” Tartışması Nedir?
Zayıflama İğnesi Hamile mi Bırakıyor? “Ozempic Bebekleri” Tartışması Nedir?
Tarih: 01.07.2026
Saat: 17:30
Euronews
FatihDoğanMedya Haber Merkezi

Son yıllarda kilo verme amacıyla Ozempic ve benzeri zayıflama iğnelerini kullanan bazı kadınların beklenmedik şekilde hamile kaldıklarını sosyal medyada paylaşması, “Ozempic bebekleri” tartışmasını alevlendirdi. Peki bu iddiaların arkasında yatan gerçek ne? Zayıflama iğneleri gerçekten hamile bırakıyor mu? İşte uzman görüşleri ve bilimsel veriler ışığında konunun detayları…
Kilo Kaybı Doğurganlığı Artırıyor Olabilir
Doktorlara göre, fazla kilo özellikle kadınlarda doğurganlığı olumsuz etkileyebiliyor. Fazla kilo, insülin direnci ve polikistik over sendromu (PCOS) gibi durumlar kadınlarda adet düzensizliği ve yumurtlama sorunlarına yol açabiliyor.
Cleveland Clinic uzmanları, vücut kitle indeksindeki artışın doğurganlığı azalttığını, kilo kaybının ise üreme sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Funda Göde de bu görüşü destekleyerek, “Kilo kaybı yumurtlama düzenini toparlayabilir. Zayıflama ile birlikte hormonal denge sağlandığında, özellikle polikistik over hastalarında yumurtlama düzenli hale gelebilir” dedi.
Araştırmacılar ayrıca zayıflama iğnelerinde bulunan bileşenlerin erkeklerde de doğurganlık üzerinde olumlu etkileri olabileceğini değerlendiriyor. Ancak bu konuda kesin bilimsel kanıt bulunmuyor.
Doğum Kontrol Haplarının Etkisini Azaltabilir
Bilim insanlarının üzerinde durduğu en önemli ihtimallerden biri, zayıflama iğnelerinin doğum kontrol haplarının etkisini azaltabilmesi. Zayıflama iğneleri mide boşalmasını yavaşlatarak yiyeceklerin sindirim sisteminde daha uzun süre kalmasını sağlıyor. Aynı mekanizmanın ağız yoluyla alınan bazı ilaçların kana karışma sürecini de etkileyebileceği düşünülüyor.
Geçmiş bir araştırmada, zayıflama iğnelerinin bazı ilaçların kandaki en yüksek seviyeye ulaşma zamanını ve miktarını değiştirebildiği görüldü. Bunlar arasında doğum kontrol haplarının yanı sıra kan sulandırıcılar ve kolesterol ilaçları da yer aldı. Özellikle bazı etken maddelerin, doğum kontrol hapının emilimini yaklaşık dört saat geciktirdiği ve etkin maddelerden birinin kandaki düzeyini yüzde 20 azalttığı tespit edildi.
İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), Mounjaro gibi ilaçların doğum kontrol haplarını daha az etkili hale getirebileceği uyarısında bulunarak, kadınların implant veya rahim içi araç (RİA) gibi oral olmayan doğum kontrol yöntemleri kullanmalarını tavsiye ediyor.
Uzmanlar Ne Diyor?
Uzmanlar, beklenmedik gebeliklerin tek nedeninin ilaçlar olduğunun henüz kanıtlanmadığını vurguluyor. Cambridge Üniversitesi’nden metabolizma uzmanı Prof. Giles Yeo, milyonlarca kişinin zayıflama iğnesi kullandığı düşünüldüğünde, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda beklenmedik gebelik sayısının artmasının normal olduğunu söylüyor.
Imperial College London’da üreme endokrinolojisi araştırmacısı Dr. Channa Jayasena ise, “Obezite kadınlarda doğurganlığı azaltır. Bu nedenle, GLP-1 ilaçları alan obezite hastası kadınların hamile kalma olasılığı, kilo vermeden önceki hallerine göre daha yüksektir” diyerek durumu özetliyor.
Doç. Dr. Funda Göde de benzer şekilde, “Kilo kaybı sonrası hormonal denge sağlandığında, özellikle PCOS’ta yumurtlama düzeni hızla geri dönebilir. Bu durum gebelik isteyenler için olumlu görünse de korunma yöntemleri kullanılmadığında plansız gebelik riskini artırabilir” uyarısında bulunuyor.
İlaç Üreticisinden Açıklama
Ozempic’in üreticisi Novo Nordisk, “semaglutid” etken maddesinin gebelik döneminde kullanılmaması gerektiğini belirterek, hamilelik planlayan kadınların ilacı en az iki ay önceden bırakmasının tavsiye edildiğini açıkladı. Uzun süre etkili GLP-1 ilaçları, bırakıldıktan sonra vücutta ortalama 5-6 hafta aktif kalmaya devam ettiği için planlı gebelikten en az 2 ay önce kesilmesi uluslararası kılavuzlarda öneriliyor.
Şirket ayrıca Ozempic’teki etken maddelerin doğum kontrol haplarının emilimini anlamlı düzeyde azalttığına ilişkin bir bulguya rastlanmadığını ileri sürdü. Bununla birlikte, zayıflama iğneleri kullanan kişilerin diğer ilaçlarla olası etkileşimler konusunda doktorlarına bilgi vermeleri gerektiği vurgulandı.
Hamilelere ve Emzirenlere Uyarı
İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), hamileleri ve emzirme döneminde olan kadınları zayıflama iğnelerinden uzak durmaları konusunda uyardı. Kurum, ilacın bebekleri etkileyip etkilemeyeceğini bilmek için yeterli güvenlik verisi olmadığını kaydetti. “Bu ilaçları kullanırken hamile kalan herkes sağlık uzmanıyla konuşmalı ve ilacı mümkün olan en kısa sürede bırakmalı” ifadelerine yer verildi.
Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Uzmanlar, zayıflama iğneleri kullanan kadınların mutlaka prezervatif gibi ek korunma yöntemleri kullanmalarını öneriyor. Doç. Dr. Funda Göde, “Hekimlerin yönlendirmesiyle doğum kontrol haplarının etkisini azaltan ilaçları kullananlar, tedavinin başlangıcında ve her doz artışından sonra 4 hafta boyunca ek korunma yöntemleri tercih etmelidir” diyerek uyarıyor.
Özetle: Zayıflama iğnelerinin doğrudan hamile bıraktığına dair kesin bir bilimsel kanıt bulunmuyor. Ancak kilo kaybının doğurganlığı artırması ve ilaçların doğum kontrol haplarının etkisini azaltabilmesi, plansız gebelik riskini yükseltebiliyor. Bu nedenle uzmanlar, zayıflama iğnesi kullanan kadınların mutlaka doktorlarına danışarak ek korunma yöntemleri kullanmalarını tavsiye ediyor.
-
Spor1 hafta önceFilenin Sultanları’ndan Dev Geri Dönüş! Türkiye-Brezilya VNL Finalinde Nefes Kesti
-
Ekonomi1 hafta öncePETROL FİYATLARI MAYISTAN BU YANA İLK KEZ 100 DOLARI AŞTI
-
Magazin1 hafta önceJon Bon Jovi’den Sahne Şoku! Konserini Aniden Kesti ve Hayranlarına Söz Verdi
-
Spor1 hafta önceSantarelli’den Eleştirilere Sert Cevap: “Türkiye’yi Çok Seviyorum Ama Denge Şart”
-
Ekonomi6 gün önceEvden çalışana kira sürprizi: Ev sahibi ek ücret istedi
-
Spor1 hafta önceFilenin Sultanları VNL’de Finale Yükseldi! Dev Geri Dönüşle Çin’i Elediler
-
Ekonomi6 gün önceVARTA’dan Türkiye’ye Güvence: “Operasyonlarımız Kesintisiz Devam Ediyor”
-
Magazin6 gün önceRapçi Blok3’e suikast hazırlığı! Bodrum’da lüks otelde yakalandılar
