Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Magazin

Sivasspor’un “Doğal Olan Normal Doğum” Pankartı Tepki Çekti: Başak Gümülcinelioğlu da İsyan Etti

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

Giriş

Sivasspor’un, Fenerbahçe ile oynadığı karşılaşma öncesinde sahaya taşıdığı “Doğal olan normal doğum” yazılı pankart, son günlerde sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Kadın hakları savunucuları, siyasetçiler ve tıp camiası tarafından eleştirilen pankart, futbol sahalarına yansıyan tartışmalı mesajın odak noktası haline geldi. Ünlü oyuncu Başak Gümülcinelioğlu da bu durum karşısında tepki gösterirken, sağlık sektörü yetkilileri ve kamuoyu, pankartın cinsiyetçi söylemini sert biçimde eleştirdi.

Olayın Arka Planı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025’i “Aile Yılı” ilan etmesiyle başlayan doğurganlık teşvik kampanyaları ve “normal doğum” söylemleri, çeşitli mecralarda kamu spotları ve kampanyalar aracılığıyla halka sunuluyordu. Spor kulüplerinin de bu söylemleri destekler nitelikte sahaya yansıttığı bilinmektedir. Sivasspor, maç öncesinde kullanılan pankartla bu politik mesajı doğrudan tribünlere taşıyarak gündeme oturdu.

Tepkiler ve Sosyal Medya Yankıları

Pankartın mesajı, özellikle kadın hakları savunucuları tarafından “kadın bedenine müdahale” ve “cinsiyetçi dayatma” olarak nitelendirilirken, sosyal medya üzerinden birçok kullanıcı pankartı eleştiren mesajlar paylaştı.

  • “Bedenimiz Bizimdir” Mesajı: Kadın örgütleri, kadın siyasetçiler ve doktorlar, doğum şeklinin yalnızca kadınların bireysel kararı olması gerektiğini vurgulayarak, pankartı eleştirdiler.

  • Cinsiyetçi İfade: Sosyal medya kullanıcıları, “Doğal olan normal doğum” ifadesinin, kadınların kendi bedenleri üzerindeki söz hakkının ihlali anlamına geldiğini ve sadece kadınların ilgilendirdiği bir konunun, erkek sporcular aracılığıyla yansıtılmasının uygun olmadığını belirttiler.

Başak Gümülcinelioğlu’nun Açıklamaları

Ünlü oyuncu Başak Gümülcinelioğlu, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada;

“Bedenimiz Bizimdir”

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun Yanıtı

Olayın ardından sağlık yetkililerine de soru yöneltildi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yapılan sorulara şu şekilde yanıt verdi:

“Normaldir. Futbol maçına sadece erkekler mi geliyor arkadaşlar?”
Bu yanıt, konunun tartışmaya açık olduğunu ve bazı kamuoyunda yer alan tepki unsurlarını görünmez kılmaya yönelik bir savunma olarak değerlendirildi. Ancak pek çok kesim, pankartın asıl altında yatan cinsiyetçi söylemi göz ardı etmedi.

Eleştirilerin Temel Noktaları

  • Kadınların Beden Hakları: Eleştirmenler, doğum şeklinin yalnızca kadınların kararı olması gerektiğini ve erkeklerin bu alanda söz sahibi olmaması gerektiğini öne sürdü.

  • Bilimsel Temellilik: Doktorlar ve sağlık çalışanları, doğum şekli seçiminde bilimsel verilerin ve tıbbi tavsiyelerin esas alınması gerektiğini belirtirken, pankartın bilimsel temelden yoksun olduğunu ifade etti.

  • Toplumsal Cinsiyet Rolleri: Sosyal medya kampanyaları, pankartın toplumsal cinsiyet rollerini pekiştiren ve kadınların yaşamlarına müdahale eden bir söylem olduğunu güçlü bir şekilde eleştirdi.

Son Gelişmeler ve Tartışmanın Devamı

Sivasspor’un pankartı, maç öncesi kullanılan bu dikkat çekici mesajın ardından hem spor hem de siyaset çevrelerinde tartışmalara neden oldu. Kadın hakları savunucuları ve bazı siyasi figürler, bu tür söylemlerin toplumda cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştireceğini savunuyor. Futbol dünyasının yanı sıra sağlık ve sosyal politikalar alanında da yankı bulan bu olay, gelecekte benzer kampanyaların nasıl şekilleneceği konusunda önemli ipuçları vermektedir.

Sonuç

Sivasspor’un “Doğal olan normal doğum” pankartı, sadece sahada değil, sosyal medyada ve kamuoyunda da büyük bir tartışma yarattı. Kadınların kendi bedenleri üzerindeki kontrol hakkı ve cinsiyet eşitliği konularında duyarlı kesimlerin sert tepkileri, bu tür söylemlerin ne kadar kırıcı ve yanıltıcı olabileceğini gözler önüne seriyor. Hem futbol tutkunları hem de toplumsal cinsiyet ve sağlık politikalarıyla ilgilenen kesimler, konunun doğru tartışılması ve gelecekte benzer uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Magazin

Türk Sineması’nın Duayen İsmi Can Kolukısa’ya Son Veda: Cenaze Programı Belli Oldu

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

Türk Sineması’nın Duayen İsmi Can Kolukısa’ya Son Veda: Cenaze Programı Belli Oldu

Yayın Tarihi: 2 Ağustos 2026. 16: 23
Okuma Süresi: 1 dakika

FatihDoğanMedya Haber Merkezi 

Türk sinemasının unutulmaz yüzlerinden, tiyatro ve sinema oyuncusu Can Kolukısa, 92 yaşında hayata gözlerini yumdu. Sanatçının vefatı sevenlerini ve sanat camiasını yasa boğarken, cenaze programına ilişkin detaylar da netleşti. Usta oyuncu için yarın, sevenlerinin katılımıyla bir veda töreni düzenlenecek ve ardından ebediyete uğurlanacak.

Veda Töreni Üsküdar’da Yapılacak

Can Kolukısa için yarın saat 15.00’te İBB Şehir Tiyatroları Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi’nde anma ve veda töreni gerçekleştirilecek. Törene sanatçının ailesi, yakın dostları ve sevenlerinin yoğun katılım göstermesi bekleniyor.

Cenaze Namazı Göztepe’de Kılınacak

Törenin ardından usta oyuncunun naaşı, ikindi namazını müteakip Göztepe Tütüncü Mehmet Efendi Camii’ne getirilecek. Burada kılınacak cenaze namazının sonrasında ise Can Kolukısa, Nakkaştepe Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

‘Kapıcılar Kralı’ ve ‘Züğürt Ağa’nın Unutulmaz Oyuncusu

Sinema kariyerine 1950’li yıllarda adım atan Can Kolukısa, ‘Kapıcılar Kralı’, ‘Züğürt Ağa’ ve ‘Selamsız Bandosu’ gibi Türk sinemasının klasikleşmiş yapımlarında canlandırdığı karakterlerle hafızalara kazındı. Uzun yıllar boyunca hem tiyatro sahnelerinde hem de kamera karşısında sergilediği başarılı performanslarla izleyicinin gönlünde taht kuran sanatçının vefatı, sanat dünyasında derin üzüntü yarattı.

Acı Haber Ailesi Tarafından Duyuruldu

Usta oyuncunun vefat haberi, ailesi tarafından kamuoyuna duyuruldu. 92 yıllık yaşamında sanata ve sinemaya adanan bir ömür bırakan Kolukısa, geride unutulmaz eserler ve sayısız hayran bıraktı.

Okumaya Devam Et

Magazin

Angelina Jolie ve Brad Pitt’in Davalık Olduğu Miraval Şatosu Yangın Tehdidi Altında

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

Angelina Jolie ve Brad Pitt’in Davalık Olduğu Miraval Şatosu Yangın Tehdidi Altında

Tarih: 2 Ağustos 2026. 15:37
Okuma Süresi: 3 dakika

FatihDoğanMedya Haber Merkezi 

Hollywood’un en ünlü çiftlerinden Angelina Jolie ile Brad Pitt’in yıllardır mahkemelik olduğu Fransız şaraphanesi Château Miraval, Fransa’yı saran orman yangınları nedeniyle büyük bir tehdit atlattı. Alevler malikanenin yakınlarına kadar dayanırken, itfaiye ekiplerinin yoğun müdahalesi yangının faciaya dönüşmesini önledi.

Fransa’nın güneydoğusundaki Provence-Alpes-Côte d’Azur bölgesinde yer alan ünlü malikane, son 20 yılın en kötü orman yangını sezonunda adeta kuşatma altında kaldı. Havadan çekilen fotoğraflarda, Château Miraval’ın hemen yakınında yükselen yoğun dumanlar gözler önüne serilirken, itfaiye ekipleri mülkü ve çevredeki köyleri kurtarmak için yaklaşık bir hafta boyunca aralıksız mücadele etti.

Yangına Helikopterlerle Müdahale

Malikanenin alevlerden korunması için bölgeye iki helikopter sevk edildi. Helikopterler, gölden aldıkları suyu günde 60’tan fazla kez mülke pompalayarak yangının şatoya sıçramasını engellemeye çalıştı. Ayrıca bir itfaiye kamyonu ve bahçede görev yapan itfaiyeciler de karadan destek verdi. Tüm bu çabalara rağmen malikanenin etrafındaki açık arazide gökyüzüne yükselen dumanlar endişe yaratırken, yapılan açıklamalara göre Château Miraval’ın herhangi bir hasar görmediği öğrenildi.

Clooney’ler de Tahliye Edildi

Yangın tehdidi yalnızca Pitt ve Jolie’nin malikanesiyle sınırlı kalmadı. Ünlü çiftin Fransa’daki komşusu olan George ve Amal Clooney, 9 yaşındaki ikizleri Alexander ve Ella ile birlikte yaşadıkları Brignoles’deki evlerini tahliye etmek zorunda kaldı. Bölgedeki yangınların ne denli ciddi boyutlara ulaştığı, ünlü isimlerin dahi güvenlik gerekçesiyle evlerini terk etmesiyle bir kez daha gözler önüne serildi.

Yıllardır Mahkemelikler

Château Miraval, yalnızca bir şarap bağı olmanın ötesinde, Angelina Jolie ve Brad Pitt arasındaki hukuk savaşının da tam merkezinde yer alıyor. 2016 yılında boşanma davası açan Jolie, Pitt’in kendisine karşı bir “intikam savaşı” yürüttüğünü iddia ederek Miraval malikanesi ve şarap bağları için karşı dava açmıştı. Anlaşmazlığın temelinde ise 2021 yılında Pitt’in Jolie’ye karşı açtığı dava yatıyor. Pitt, Jolie’nin kendisine danışmadan miras payını sattığını ve bu konuda önceden kendisiyle konuşacağına dair sözlü anlaşmayı ihlal ettiğini öne sürerek 35 milyon dolar tazminat talep etmişti. Çift, tüm bu sürecin ardından Aralık 202

Okumaya Devam Et

Magazin

Şarkıcı Güllü’nün Kızı Hakkında İddianame Hazırlandı: Annesini Pencereden İttiği İddiası

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

Şarkıcı Güllü’nün Kızı Hakkında İddianame Hazırlandı: Annesini Pencereden İttiği İddiası

Tarih: 2 Ağustos 2026. 12:32
Okuma Süresi: 3 dakika

AA

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde, 26 Eylül 2025’te 6 katlı bir binanın teras katından düşerek hayatını kaybeden ünlü şarkıcı Gül Tut’un ölümüyle ilgili hazırlanan iddianame, yürekleri dağlayan ayrıntıları ortaya koydu. Savcılık, sanatçının kızı Tuğyan Ülkem Gülter hakkında “tasarlayarak yakın akrabayı öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi. İddianamede, Gülter’in annesini pencereden iki eliyle kalça altından kavrayarak aşağı attığı ileri sürüldü.

Olay Gecesi Neler Yaşandı?

İddianameye göre olay, 26 Eylül 2025’te saat 01.26’da Gül Tut’un Çınarcık’taki evinde meydana geldi. Sanatçı, kızına ait odanın penceresinden 18,17 metre yükseklikten beton zemine düştü. Yapılan otopside kafatası ve omur kırıkları ile çok sayıda iç organ ve büyük damar yaralanmasına bağlı iç kanama tespit edildi. Toksikoloji raporunda Gül Tut’un kanında 3,53 promil alkol bulunduğu, ancak kullandığı ilaçların toksik seviyede olmadığı ve zehirlenmeye ilişkin tıbbi delil bulunmadığı kaydedildi.

Olay gecesi odada Gülter’in arkadaşı Sultan Nur Ulu’nun da bulunduğu belirtildi. İddianamede, Gülter’in Ulu’dan annesinin çok sevdiği “Malkata” isimli şarkıyı açmasını istediği, şarkının Gül Tut’un banyodan çıktığı sırada başlatıldığı aktarıldı. Müziği duyan Gül Tut’un odaya gelerek roman havası oynadığı, ancak bu müziğin özellikle sanatçıyı olayın yaşandığı odaya çekmek amacıyla açıldığı vurgulandı.

“Hadi Görüşüürüüüz” ve Acı An

İddianamede yer alan bilirkişi raporunda, düşmenin hemen öncesinde genç bir kadın sesi tarafından alaycı ve neşeli bir tonla “Hadi görüşüürüüüz” denildiğinin değerlendirildiği aktarıldı. Savcılık, bu sözün Tuğyan Ülkem Gülter tarafından söylendiği kanaatine vardı. İddianamede, şüphelinin bu sözlerin ardından annesini kalça altından iki eliyle kavrayarak ayaklarını yerden kestiği ve pencereden aşağı attığı ileri sürüldü.

“Bıktım Bu Annemden”, “Gebersin”

Olaydan aylar öncesine uzanan mesaj kayıtları da iddianamede delil olarak gösterildi. Şüpheli Gülter’in yakınlarına gönderdiği mesajlarda “Bıktım bu annemden”, “Gebersin”, “Bu kadın ölsün”, “Ölmüyor, ne zaman” ve “Ona büyük bir şey yapacağım” gibi ifadeler kullandığı belirtildi. Savcılık, bu mesajların Gülter’in olaydan önce annesinin ölmesini istediğini gösteren önemli deliller arasında yer aldığını vurguladı.

Tanığın İfadesi Değişti

Olay sırasında odada bulunan Sultan Nur Ulu’nun ifadesi de soruşturmanın seyrini değiştirdi. Ulu, ilk aşamalarda Gül Tut’un alkollü olduğunu ve pencereden düştüğünü söylerken, daha sonra verdiği ifadede olayın farklı şekilde gerçekleştiğini anlattı. Ulu, Gülter’in annesini kalça altından iki eliyle kavrayarak aşağı attığını söyledi. Tanığın avukatıyla yaptığı telefon görüşmesinde ise “Tuğyan’ın yaptığı şeylerin bedelini ödemek istemediğini” ve savcılığa giderek gerçekleri anlatacağını söylediği kaydedildi.

Yurt Dışı Kaçış Planı ve Delilleri Karartma Girişimi

İddianamede, Gülter ve Ulu’nun olaydan sonra İstanbul’da kaldıkları bir otelde yurt dışına nasıl çıkabilecekleri konusunda bir kişiyle telefon görüşmesi yaptıkları belirtildi. Görüşmede Ulu’ya Gülter tarafından tehdit edilip edilmediği sorulduğunda, Gülter’in araya girerek “Tabii ki ediyorum, bir gün beni yalnız bırakırsa hakkımı helal etmem” dediği aktarıldı.

Şüphelinin olayın ardından telefon değiştirdiği, cihazını fabrika ayarlarına döndürdüğü ve bazı mesajların silinmesini istediği de iddianamede destekleyici deliller arasında gösterildi.

Hangi Cezalar İsteniyor?

Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, mesaj kayıtları, tanık anlatımları, ses çözümleri, bilirkişi raporları ve olay sonrasındaki davranışlarıyla tutuklu Tuğyan Ülkem Gülter’in “tasarlayarak yakın akrabayı öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Diğer şüpheli Sultan Nur Ulu hakkında ise “yalan tanıklık” suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istendi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar