Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Teknoloji

Yıldızlararası Ziyaretçi 3I/ATLAS’tan Sıra Dışı Sinyal: X-Işını Yaymaya Başladı

Yayımlandı

üzerinde

Yıldızlararası Ziyaretçi 3I/ATLAS’tan Sıra Dışı Sinyal: X-Işını Yaymaya Başladı

Fatih Doğan Medya | Son Güncelleme: 18 Aralık 2025 – 04:30 | Okuma Süresi: 4 dk

Güneş Sistemi’mize başka bir yıldız sisteminden gelen gizemli ziyaretçi 3I/ATLAS, Dünya’ya yaklaştıkça yeni sürprizler ortaya koymaya devam ediyor. Avrupa Uzay Ajansı’na (ESA) ait bir gözlemevi, kuyruklu yıldızın X-ışını emisyonları yaydığını tespit etti. Bu gelişme, gök cisminin yapısını anlamak için bilim dünyasına yeni bir pencere açtı.

3I/ATLAS, 19 Aralık Cuma günü Dünya’ya en yakın konumundan geçecek. Bilim insanları, bu nadir fırsatı değerlendirmek için dünya çapında teleskopları ve uzay araçlarını bu yabancı ziyaretçiye çevirmiş durumda.

 X-Işını Gözlemi Ne Anlama Geliyor?

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) XMM-Newton adlı X-ışını uzay gözlemevi, 3 Aralık’ta yaklaşık 20 saat boyunca 3I/ATLAS’ı gözlemledi. Elde edilen veriler, kuyrukluyıldızın düşük enerjili X-ışınları yaydığını açıkça gösteriyor.

Bu olgu aslında tamamen doğal ve beklenen bir durum. Bir kuyrukluyıldız Güneş’e yaklaştıkça ısınır ve yüzeyindeki buzlar gaz haline dönüşerek dışarı püskürür. İşte bu gaz bulutu (koma), Güneş’ten gelen yüklü parçacık akımı (Güneş rüzgarı) ile çarpıştığında X-ışını üretir.

Ancak bu gözlemin önemi, tespit edilen X-ışınlarının kaynağında yatıyor. X-ışını emisyonları, hidrojen (H₂) veya azot (N₂) gibi, optik veya morötesi teleskoplarla tespit edilmesi çok zor olan gazlara karşı son derece hassastır. Dolayısıyla bu gözlem, kuyrukluyıldızın kimyasal bileşimine dair diğer araçlarla ulaşılamayacak detayları ortaya çıkarabilir.

Bu teknik, bilim insanlarına daha önce keşfedilen ilk yıldızlararası cisim 1I/’Oumuamua için mümkün olmamıştı. 3I/ATLAS, bu tür bir cismi X-ışını ışığında inceleme fırsatını sunan ilk nesne oldu.

X-Işını Gözleminin Önemi:

· Gözlemlenen Araç: ESA’ya ait XMM-Newton uzay gözlemevi.
· Gözlem Süresi: Yaklaşık 20 saat (3 Aralık 2025).
· Olayın Doğal Açıklaması: Kuyrukluyıldızdan çıkan gazın (su buharı, karbondioksit) Güneş rüzgarı ile etkileşimi.
· Bilimsel Değeri: Optik cihazlarla “görülemeyen” hidrojen, azot gibi gazların varlığını tespit etme imkanı.

 Dünya’ya Yakın Geçiş ve Gözlem Fırsatı

3I/ATLAS, yarın (19 Aralık 2025) Dünya’ya en yakın konumuna (270 milyon kilometre) ulaşacak. Bu mesafe, Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın neredeyse iki katıdır ve gezegenimiz için herhangi bir tehlike oluşturmamaktadır.

Bu yakın geçiş, gökbilimciler için nesneyi incelemek için son büyük fırsatı temsil ediyor. Ziyaretçi, Güneş Sistemi’nden ayrıldıktan sonra bir daha asla görülemeyecek.

· Gözlem Şansı: Cisim, çıplak gözle görülemeyecek kadar sönük. Ancak gün doğumundan önce, en az 8 inç (yaklaşık 20 cm) çaplı bir teleskobu olan amatör gökbilimciler tarafından gözlemlenebilir.
· Canlı Yayın: “Virtual Telescope Project”, kuyrukluyıldız en yakın konuma ulaştığında YouTube kanalından canlı yayın gerçekleştirecek.

 Bilim Dünyası Neden Bu Kadar Heyecanlı?

3I/ATLAS, şimdiye kadar gözlemlenen yalnızca üçüncü yıldızlararası cisim. Bu, onu galaksimizin diğer köşelerinden gelen “antik bir elçi” haline getiriyor.

· Kökeni ve Yaşı: Gökbilimciler, 3I/ATLAS’ın milyarlarca yıldır yıldızlar arasında dolaştığını ve 4.6 milyar yaşındaki Güneş Sistemi’mizden bile daha yaşlı olabileceğini düşünüyor. Bu da bize galaksimizin geçmişi hakkında eşsiz bilgiler sunabilir.
· Sıra Dışı Kimyası: James Webb Uzay Teleskobu gibi araçlardan gelen veriler, kuyrukluyıldızda alışılmadık derecede yüksek oranda karbondioksit ve nikel tespit etti. Bu bileşim, onun Güneş Sistemi’mizdeki kuyrukluyıldızlardan farklı bir yıldız sisteminde oluştuğunun güçlü bir göstergesi.
· Koordineli Çaba: NASA, bu nadir fırsatı değerlendirmek için Hubble, James Webb, Mars yörünge araçları ve daha 15’ten fazla uzay görevinin katıldığı benzeri görülmemiş bir koordineli gözlem kampanyası düzenledi.

 “Uzaylı Gemisi” İddiaları ve NASA’nın Yanıtı

3I/ATLAS’ın sıra dışı hızlanması ve kimyasal yapısı, onun yapay bir nesne (bir uzaylı gemisi) olabileceği yönünde spekülasyonlara yol açmıştı. Harvard Üniversitesi’nden Prof. Avi Loeb gibi bazı bilim insanları bu ihtimali gündeme getirirken, sosyal medyada ve bazı mecralarda bu teori geniş yer buldu.

Ancak NASA yetkilileri, Kasım ayında yaptıkları bir brifingde bu iddiaları kesin bir dille reddetti. NASA Doğa Bilimleri Misyon Müdürlüğü yardımcı yöneticisi Nicky Fox, “Üzerinde herhangi bir teknoloji imzası veya onun bir kuyrukluyıldızdan başka bir şey olduğuna inanmamıza yol açacak hiçbir şey görmedik” açıklamasını yaptı.

NASA yetkilisi Amit Kshatriya ise, “Bu cisim bir kuyrukluyıldız. Görünüşü ve davranışları bir kuyrukluyıldız gibi ve tüm kanıtlar onun bir kuyrukluyıldız olduğunu gösteriyor” diyerek konuya noktayı koydu.

Teknoloji

TikTok Sansür İddiaları ile Sallantıda: UpScrolled Yükselişe Geçti

Yayımlandı

üzerinde

TikTok Sansür İddiaları ile Sallantıda: UpScrolled Yükselişe Geçti

Tarih: 1 Şubat 2026. 00:01

Popüler kısa video platformu TikTok, son dönemde siyasi içeriklere yönelik sansür ve manipülasyon iddialarıyla gündemde. Özellikle Filistin-İsrail çatışmasına dair içeriklerde tarafsızlığını koruyamadığı öne sürülen platform, kullanıcılarını hızla kaybediyor. Bu boşluğu doldurmak için Filistin kökenli bir geliştirici tarafından hayata geçirilen UpScrolled adlı yeni uygulama ise büyük ilgi görerek Apple App Store’da TikTok’un önüne geçti ve bir numaraya yerleşti.

TikTok’ta Sansür Fırtınası

TikTok, uzun süredir özellikle İsrail-Filistin çatışması başta olmak üzere siyasi içerikler konusunda eleştirilerin odağındaydı. Çok sayıda kullanıcı ve içerik üreticisi, platformun Filistin yanlısı ve İsrail karşıtı paylaşımların görüntülenme oranlarını kasıtlı olarak düşürdüğünü iddia ediyor.

· Oracle Faktörü: TikTok’un ABD’deki operasyonlarını satın alan Oracle şirketinin İsrail yanlısı bir tutum sergilediği biliniyor. Bu durum, sansür iddialarını güçlendiren önemli bir faktör olarak görülüyor.
· Siyasi İçerik Engeli: Platform, yalnızca Orta Doğu’ya yönelik içeriklerle sınırlı kalmadı. TikTok, ABD’nin Minnesota eyaletinde düzenlenen gösterilerde, dönemin Başkanı Donald Trump’ı eleştiren içerikleri engellemekle de suçlandı.

Bu iddialar, platformun “tarafsız bir içerik evreni” vaadini sorgulatırken, birçok kullanıcının gözünü alternatif arayışlara çevirmesine neden oldu.

UpScrolled’ın Yıldızı Parlıyor

TikTok’taki güven erozyonu, yeni bir rakibin hızla yükselmesine zemin hazırladı. Filistin kökenli Avustralyalı yazılım geliştirici Issam Hijazi tarafından kurulan UpScrolled, “özgür ve sansürsüz paylaşım” sloganıyla kullanıcıların karşısına çıktı.

Uygulama, TikTok’un aksine siyasi ve toplumsal içeriklere müdahale etmeyeceğini taahhüt ediyor. Kullanıcı algoritmalarının şeffaflığına vurgu yapan UpScrolled, kısa sürede özellikle TikTok’tan memnun olmayan kitlenin ilgisini çekmeyi başardı.

Bu ilgi, somut bir başarıya dönüştü. UpScrolled, Apple’ın App Store listelerinde TikTok’u geride bırakarak “En Çok İndirilenler” kategorisinde bir numaraya oturdu. Bu ani yükseliş, sosyal medya kullanıcılarının içerik moderasyonu konusundaki hassasiyetlerini ve alternatif arayışlarının ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne serdi.

Sosyal Medyanın Geleceği ve Kullanıcı Tercihleri

UpScrolled’ın bu ani başarısı, sosyal medya ekosistemi için önemli soruları da beraberinde getiriyor. Kullanıcılar artık yalnızca eğlence odaklı içerikler değil, aynı zamanda özgürce fikirlerini paylaşabilecekleri ve tartışabilecekleri platformlar arıyor.

· Güven ve Şeffaflık: UpScrolled gibi platformlar, büyük teknoloji şirketlerinin içerik politikalarına duyulan güvensizliği fırsata çeviriyor.
· Pazarın Parçalanması: Bu gelişmeler, tek bir dominant platformun hükmettiği sosyal medya düzeninden, niş ve ilkelere sahip alternatif platformlara doğru bir kayışın habercisi olabilir.

TikTok’un bu krizi nasıl yöneteceği ve kullanıcı güvenini yeniden kazanıp kazanamayacağı merak konusu. Ancak şu an için rakamlar, birçok kullanıcının “terk et” tuşuna bastığını ve yeni oluşumlara şans verdiğini gösteriyor.

Okumaya Devam Et

bilim ve teknoloji

Bilim dünyasını sarsan iddia: Zamanda yolculuk teorik olarak mümkün olabilir!

Yayımlandı

üzerinde

Bilim dünyasını sarsan iddia: Zamanda yolculuk teorik olarak mümkün olabilir!

27 Ocak 2026 Saat: 02:00

Gizemli “kozmik sicimler”, geçmişe yolculuğun anahtarı mı? Fizikçiler, evrenin doğuşundan kalan bu izlerin sırrını çözmeye çalışıyor.

Zamanda yolculuk, yıllardır bilim kurgunun en popüler konularından biri. Peki, bu hayal gerçeğe dönüşebilir mi? Son dönemde fizikçiler, evrenin doğuşundan kalan ve “kozmik sicim” adı verilen gizemli yapıların, teorik olarak zaman yolculuğunu mümkün kılabileceğini tartışıyor. Bu iddia, bilim dünyasında büyük yankı uyandırırken, gözler gökyüzüne çevrildi.

Kozmik Sicim Nedir?

Kozmik sicimler, evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce aşırı sıcak ve yüksek enerjili halinden bugünkü daha düşük enerjili yapıya geçerken, uzay-zaman dokusunda oluştuğu düşünülen kalıntılar. Bilim insanları, bu yapıları hızla genişleyen deride oluşan çatlaklara ya da donan buzun içindeki kırıklara benzetiyor. Proton kadar ince, inanılmaz derecede yoğun ve ışık yılları boyunca uzanabilen bu yapılar, evrenin en büyük gizemlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Zamanda Yolculuk Nasıl Mümkün Olabilir?

Teorik fizikçilere göre, iki paralel ve sonsuz uzunluktaki kozmik sicim birbirinin yanından geçerse, uzay-zamanı bükerek “kapalı zaman benzeri eğriler” oluşturabilir. Bu eğriler, teoride bir kişinin uzayda belirli bir yolu izleyerek, yola çıktığı andan daha erken bir zamana geri dönmesini sağlayabilir. Bu fikir ilk olarak 1991’de Princeton Üniversitesi’nden fizikçi J. Richard Gott tarafından ortaya atıldı. En çarpıcı nokta ise, bu tür zaman döngülerinin Einstein’ın genel görelilik denklemlerinin kabul ettiği matematiksel çözümler arasında yer alması. Yani mesele sadece bilim kurgudan ibaret değil; en azından teorik olarak fizik yasalarına aykırı değil.

Pratikteki Engeller Neler?

Tufts Üniversitesi’nden fizikçi Prof. Ken Olum, heyecanı fazla abartmamak gerektiği konusunda uyarıyor. Böyle bir senaryonun çalışması için ışık hızına yakın hareket etmek gerekiyor ki, bu bugünkü teknolojiyle neredeyse imkansız. Ayrıca, Gott’un modelinde sicimlerin “sonsuz uzunlukta” olması şartı pratikte büyük bir çıkmaz yaratıyor. “Kimse sonsuz uzunlukta bir şey inşa edemez” diyen Olum, bu yüzden modelin birebir uygulanabilir olmadığı görüşünde.

Kozmik Sicimler Gerçekten Var Mı?

Tüm bu tartışmaların kilit noktası, kozmik sicimlerin henüz doğrudan gözlemlenmemiş olması. Ancak bilim dünyası umutlu. Kuzey Amerika Nanohertz Yerçekimi Dalgaları Gözlemevi (NANOGrav), milisaniyelik pulsar adı verilen yıldızların sinyallerindeki küçük sapmaları inceleyerek uzay-zamandaki titreşimleri ölçüyor. 2020’de tespit edilen bir sinyal, kara delik kaynaklı yerçekimi dalgalarına benzemediği için dikkat çekmişti. Olum’a göre bu sinyal, “kozmik süpersicimler” ile uyumlu olabilir. Eğer gelecekte NANOGrav ya da 2034’te fırlatılması planlanan uzay tabanlı gözlemevi LISA, kozmik sicimlerin varlığını doğrularsa, bu keşfin etkisi devrimsel olabilir.

Bilim İnsanları Ne Diyor?

Cornell Üniversitesi’nden emekli fizik profesörü Henry Tye, kozmik sicimlere diğer zaman yolculuğu fikirlerine (örneğin solucan delikleri) kıyasla daha sıcak bakıyor. “Zaman yolculuğu olası görünmüyor, ama tamamen imkânsız da demem” diyen Tye, geçmişe yolculuğun teorik olarak hala tamamen dışlanmadığını söylüyor.

Sonuç
Zamanda yolculuk henüz gerçek değil, ancak kozmik sicimler gibi evrenin en eski kalıntıları, bu hayali teorik fizik düzleminde mümkün kılıyor. Bilim insanları, gözlemevleriyle evreni tarayarak bu gizemli yapıları arıyor. Eğer bir gün kozmik sicimler keşfedilirse, sadece zaman yolculuğu değil, evrenin doğuşuna dair tüm bildiklerimiz de değişebilir.

Okumaya Devam Et

Teknoloji

Dünya’nın Mevsim Düzeni Sanıldığı Gibi Değil: Yan Yana Bölgeler Bile Farklı Ritimlerle Yaşıyor

Yayımlandı

üzerinde

Dünya’nın Mevsim Düzeni Sanıldığı Gibi Değil: Yan Yana Bölgeler Bile Farklı Ritimlerle Yaşıyor

Bilim insanları, doğanın takviminin dört mevsim şablonuna sığmayacak kadar karmaşık olduğunu 20 yıllık uydu verileriyle kanıtladı.

🌍 Haber Tarihi: 22 Aralık 2025 – 21:30 | ⏱️ Okuma Süresi: 4 dk

Son yapılan çığır açıcı bir araştırma, Dünya’nın mevsimsel döngülerinin okulda öğretildiği gibi düzenli ve senkronize olmadığını ortaya koydu. California Üniversitesi Berkeley ekibi tarafından 20 yıllık uydu verileri kullanılarak hazırlanan yeni küresel harita, ilkbahar-yaz-sonbahar-kış döngüsünün birçok bölgede, hatta yan yana alanlar arasında bile aynı anda yaşanmadığını gösteriyor.

Araştırma, Nature dergisinde yayımlandı ve basit mevsim şablonlarına dayalı iklim modellerinin, tarım planlamasının ve ekolojik tahminlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Doğanın Karmaşık Takvimi: Yan Yana, Ama Farklı Ritimde

Araştırmanın en çarpıcı bulgusu, coğrafi olarak çok yakın bölgelerin bile “farklı doğa saat dilimlerinde” yaşayabilmesi. Yani aynı enlemde, benzer rakımda veya aynı yarımkürede olmak, mevsimsel değişimlerin senkron ilerleyeceği anlamına gelmiyor.

Çarpıcı bir örnek: ABD’deki Phoenix ve Tucson

· Mesafe: Sadece 160 kilometre civarı.
· Fark: Tucson, yaz musonunun etkisiyle yağışı yaz aylarında daha belirgin yaşarken, Phoenix’in yağış dağılımı farklı bir takvim izleyebiliyor.
· Etki: Bu fark, sadece hava durumunu değil; bitkilerin canlanma zamanını, polen dönemlerini ve böceklerden kuşlara kadar birçok türün davranışını zincirleme şekilde etkiliyor.

Biyoçeşitlilik Sıcak Noktaları ile Çakışıyor

Harita, bu “uyumsuz mevsim” bölgelerinin önemli bir kısmının, dünyanın biyoçeşitlilik açısından en zengin ve en hassas bölgeleri olan “biyoçeşitlilik sıcak noktaları” ile çakıştığını ortaya koydu. Bu bir tesadüf değil.

Araştırmacılara göre, kaynakların (yağış, yeşerme, çiçeklenme) yakın mesafelerde farklı zamanlarda ortaya çıkması, türlerin beslenme ve üreme düzenini değiştirerek uzun vadede ekosistemleri şekillendiriyor, evrimi etkileyebiliyor.

Akdeniz İklim Kuşağında İki Aylık Gecikme

Çalışma, dünyanın Akdeniz iklimi görülen beş ana bölgesinde (Kaliforniya, Şili, Güney Afrika, Güney Avustralya ve Akdeniz Havzası) şaşırtıcı bir desen tespit etti.

Bu bölgelerdeki ormanların büyüme döngülerinin zirvesi, diğer birçok ekosisteme göre yaklaşık 2 ay gecikmeli gerçekleşiyor. “Ilıman ve yağışlı kış, sıcak ve kurak yaz” kalıbı, burada doğanın takvimini farklı ayarlıyor.

Tarım ve Ekonomiye Doğrudan Etkileri

Araştırma, bu düzensizliğin sadece doğal yaşamı değil, insan ekonomisini de etkilediğini gösteriyor.

Kolombiya’daki kahve bölgelerinde, dağların iki yakasında, bir günlük yol mesafesindeki çiftlikler arasında hasat ve çiçeklenme döngüleri aylarca sapma gösterebiliyor. Bu durum, tarımsal planlamayı ve üretimi doğrudan etkiliyor.

İklim Modelleri ve Gelecek Uyarısı

Araştırmacılar, bu bulguların mevcut iklim modelleri ve öngörüler için önemli bir uyarı taşıdığını vurguluyor. Bugün birçok ekolojik tahmin, tarım planlaması ve hastalık modelleri, “genel mevsim şablonları” üzerinden ilerliyor.

Oysa yan yana bölgeler farklı doğa takvimleriyle çalışıyorsa, iklim krizinin etkilerini (kuraklık, zararlı türlerin yayılımı, orman yangınları) anlamak ve öngörmek için çok daha ince detaylı ve yerel verilere dayalı modellemeler şart.

Araştırmanın Önemli Çıkarımları

· Mevsim, tek bir takvim değil: Coğrafya, bitki örtüsü ve yerel iklim dinamiklerinin birlikte yazdığı karmaşık bir program.
· Biyoçeşitlilikle bağlantı: Mevsimsel uyumsuzluk, biyolojik çeşitliliğin oluşumunda ve sürdürülmesinde kilit bir rol oynuyor olabilir.
· Tarım ve ekonomi etkilenir: Çiçeklenme ve hasat zamanlarındaki yerel farklılıklar, gıda üretimini ve güvenliğini doğrudan etkileyebilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar