Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Teknoloji

Yapay zeka ve büyük veri: Google nasıl bir görev üstlendi?

Yayımlandı

üzerinde

Her gün dakikada yaklaşık 70 uçak havalanıyor. Ve bir uçağın her yerinde veri toplama amaçlı binlerce sensör bulunuyor. En çok sensör uçağın motorunda var. Oradan sağlanan veriler güvenlik anlamına geliyor.

Ayrıca koltuklarda, koridorda, havalandırma sisteminde, mutfakta, gösterge panellerinde de azımsanmayacak sayıda sensör bulunuyor.
1 saat süren bir yolculukta bu sensörler 1 terabayt veri üretiyor. Bu, bir uçağın; eski adıyla Twitter, yeni adıyla X’in bir günde ürettiğinden çok daha fazla veriyi ürettiği anlamına geliyor.

Böylece her gün havalanan 100 bin uçak; hava durumu, motor performansı, yakıt ekonomisi, yolcuların ortalama ağırlıkları, yol boyu içilen kahve sayısı gibi milyonlarca hatta milyarlarca veriyle dönüş yapıyor. Ya dünyanın diğer alanlarında toplanan veri?

Süpermarketlerde, oto yollarda, alışveriş sitelerinde, fabrikalarda, spor salonlarında, okullarda, adliye binalarında, hastanelerde. Aklın almakta zorlanacağı boyutta bir veriden bahsediyoruz.

Bilim adamlarına göre bu yıl 175 zettabayt veri üreteceğiz. Bu veriyi CD’lere aktarsak dünyanın etrafını 22 kez dolaşabiliriz ya da 1 trilyon 750 milyon adet 4K filme eşdeğer bir büyüklükten bahsediyoruz.
Dahası hayatımız her geçen gün ve anda çoğalarak, sürekli veri toplayıp iletiyor… Otonom otomobiller, mobil asistanlar, akıllı telefon, saat ve televizyonlar bu verilerin toplayıcı ve iletenleri…

Uzmanları bu büyük veri işlemeyi nasıl görüyor? 

Bernard Marr:

Mobil devrim ve sosyal medya patlaması ile birlikte elimizde aniden işleyebileceğimiz devasa miktarda veri oluştu. Bunun üzerine bulut teknolojisi gelişti; bu, verilerimizi işlemek için uzak bir veri merkezindeki bilgisayarları kullanabileceğimiz anlamına geliyordu. Evdeki bilgisayarlarımızı veya cep telefonlarımızı kullanmak zorunda değildik. Bu, modern yapay zekanın inanılmaz şeyler yapabilmesini mümkün kıldı.

Halil Aksu:

İnternete bağlı olan cihazların hepsi veri üretecek. Bu veriler o meşhur büyük veriyi oluşturuyor; terabaytlar, petabaytlar, zetabaytlar… Ve bununla eğitildi o akıllı büyük dil modelleri. Şu an bayıla bayıla kullandığımız ve aklımıza şaşkınlıkla hayranlıkla izlediğimiz o meşhur üretken yapay zeka araçları, bu verilerle, tüm dijital verilerle eğitildi.

Bir dakikalık süre içinde; 210 milyon e-posta gönderildi. 60 milyon mesaj bir başka kişiye iletildi. 5 milyon kişi Google’da arama yaptı.Bir milyon kişi Facebook’a girdi. 450 saat uzunluğunda video Youtube’a yüklendi, 5,2 milyon video izlendi. Bunca şey sadece 1 dakikada gerçekleşiyor.
Her geçen gün çoğalan bu veriye, “Big Data” yani “Büyük Veri” deniyor…

Büyük Veriyi elde etmek, depolamak ve analiz etmek çok fazla işlemci gücü gerektiriyor.

Yapay zekânın böyle hızlı gelişmesinin ikinci nedeni de işlem gücünde son dönemde kaydedilen devasa ilerleme. Ayrıca verinin bir cihaz yerine “bulutta” depolanabilmesi. Bunlara bir de çiplerin küçülmesi ve güçlenmesiyle birlikte, yapay zeka işlemlerinin akıllı telefon gibi daha küçük cihazlarla gerçekleştirilebiliyor olmasını da eklemek gerekiyor.
Büyük veri, bulut teknolojisi ve güçlü İşlemciler. İşte bu üç alandaki gelişmeler yapay zekayı baş döndürücü bir güç haline getirdi.
60 yılda klavyesi, faresi, ekranı olmayan, sadece hesaplama yapan devasa büyüklükteki bilgisayarlardan, kendi başına öğrenen küçük, kullanımı kolay makinalara geçtik.

Bilim dünyası bu yolculukta çok farklı yapay zeka çeşitlerini hayata geçirdi, yenilerini üretme çalışmalarına da devam ediyor.

Hedefte; insan zekasına benzer şekilde problem çözebilen, bilinç sahibi olanbir genel yapay zeka…

İnsan zekasını da aşan, her türlü bilişsel görevi eksiksiz yerine getirebilen bir süper yapay zeka.Ve empati kurma kabiliyetine sahip, kendine has karakteri olan bir öz-farkındalık Yapay zekası var…

Bernard Marr:

Yapay zekanın öğrenme yöntemlerinden biri de insan davranışlarını taklit etmektir. Örneğin, bir Tesla arabası insanların nasıl sürdüğünü gözlemler ve bunu taklit ederek öğrenir. Ancak en son evrim, bu araçların hepsini bir araya getiren büyük dil modelleridir. ChatGPT ve Google Gemini gibi araçlar, herkesin kullanabileceği ücretsiz hizmetler olarak yapay zekayı hayatımıza soktu. Bu araçlar sorularımızı yanıtlayabilir, metinler, görüntüler, müzik, videolar ve daha fazlasını oluşturabilir. Günümüzde bu sürekli evrim devam ediyor ve gelecekte de artarak sürecek.

Aslında şu anda yapabildiğimiz tek yapay zeka: Sınırlı .

Sınırlı yapay zeka; geçmiş verilerden öğrenme yeteneğine sahip ve kararlarını bu öğrenmelere dayanarak verir. En bilenen örneği de otonom sürüş sistemleri. Araçlar yol koşullarını değerlendirir ve daha önce kendisine öğretilen verileri hatırlayarak yeni kararlar alır. Bu sınırlı yapay zekanın ta kendisi. Sınırlı yapay zekayı bir aşama sonrasına götüren gelişme şimdiden hazır. Generative AI, yani Üretken yapay zeka.

Orkun Işıtmak:

Yapay Zeka sorumlu ve doğru kullanıldığında Ben gençliği çok pozitif yönde etkileyeceğine inanıyorum. özellikle yaratıcılık eğlence ve öğrenme alanlarında bir şey yapmak istediklerinde çok daha kolay çok daha ulaşılabilir bir şekilde yapabilecekleri bir ortam sağladığına inanıyorum

Matt Brittin:

Google’ın misyonu, dünyanın bilgilerini organize etmek ve bunu herkes için faydalı ve erişilebilir hale getirmektir ve yapay zeka bu misyonu daha da ileriye taşıyacak. Eğer konuşamıyorsanız, okuyamıyorsanız, yapay zekanın yetenekleriyle size yardımcı olabiliriz.

Üretken yapay zeka şu ana kadar bilinen ve kullanılan yapay zeka çeşitleri arasında en ileri aşama olarak kabul ediliyor. Belirli bir veri girdisini kullanarak yeni ve özgün içerikler üretilebilmesine olanak sağlıyor. Bir sanatçı inceliğinde fotoğraflar, grafikler, resimler, videolar üretebiliyor.

Yonca Dervişoğlu:

Yapay Zeka insan işbirliği ile beraber insanların potansiyelini çok daha ortaya çıkaracak ve bu gerek müzisyen olsun ilim dalında olsun iş ortamında olsun çok büyük Eee olumlu gelişmelere yol açacak bir teknoloji

Matt Brittin:

Örnek olarak, “Project Relate” adında harika bir proje var. Bu proje konuşma engelli kişilerin iletişim kurmasına yardımcı oluyor. Telefonunuzu kullanarak söylediklerinize altyazı ekleyebilirsiniz ve bu, iletişim engellerini ortadan kaldırır. Bu yüzden, insanların birbirini anlamasını sağlamak ve kendilerini ifade etmelerini kolaylaştırmak için köprüler inşa etmek, duvarlar değil, çok büyük bir fırsat.

21. yüzyılda yaşayanlar da bir devrime tanık oluyor. Yapay zeka devrimi.

John McCarthy’nin 20. yüzyılda bahsettiği düşünen, konuşan, hayatı kolaylaştıran bilgisayarlar artık hayatımızda.

Ancak her yeni teknolojide olduğu gibi destekleyenler kadar karşıtları da var. Kimileri yapay zekanın yapıcı olacağını kimileri ise yıkıcı olacağını düşünüyor.

Levent Erden:

Yapay Zeka gelip birilerinin Elinden bir şey almayacak. Ben bununla nasıl daha öteye giderim, nasıl ileriye giderim diye konuşulacağını yani ben nalbantın şimdi otomobil çıktı. Dolayısıyla kimse bana atını getirmeyecek diye ağlamanın alemi yok ehliyet almaya kalkmak lazım.

Ayşegül İldeniz:

çok heyecanlı bir şey. Teknoloji muhteşem bir gereç. Biz son 30-40 yıl içinde insanlık olarak insanlığın üçte ikisini e aşırı fakirlikten bir yukarı taşımayı başardık. Milyarlarca insan aslında o o en minimum yaşam seviyesinin bir adım üzerine çıkmayı başardılar. Bu da kısmen de olsa birçok şeyle beraber teknolojik inovasyonun eseri. O anlamda ben hep şöyle derim; teknoloj biz insanlar onunla ne yaparsak bize onu verir

Peki dünya yapay zeka konusunda dev adımlar atarken, Türkiye nerede? Uzmanlara göre Türkiye’nin büyük bir potansiyeli var…

Zafer Küçükşabanoğlu:

Şu an meşgul Türkiye’ye bir orkestrasyon gerekiyor. Yani Yapay Zeka konusunda kamunun bu görevi üstlenmesi gerekiyor. Bu işin öncüsü olmalı ve orkestrasyon şeklinde sivil toplum kuruluşlarını ve özel sektörü yönlendirmeli. Yapay Zeka eşittir veri. Veri koordinasyonu sever. Odaklarına da gençleri alması lazım. Türkiye’nin yapay zekadaki en büyük kozu bu topraklarda yaşayan 0-21 yaş arası 27 milyon genci deir biz bu gençlerimizi anlar, onlara zemin oluşturur, yapay zekaya ilgilerini, heyecan ve meraklarını önce bilgiye Daha sonra da girişimciliğe çevirebilirse Türkiye Yapay Zeka endekslerinde 10 ülke arasına girebilir.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknoloji

Turkcell ve Samsung’dan 5G ortaklığında 650 bin cihazlık yeni imza

Yayımlandı

üzerinde

Turkcell ve Samsung’dan 5G ortaklığında 650 bin cihazlık yeni imza

03.03.2026 — 16:27.

Türkiye 5G’ye geçiş sürecine hazırlanırken, operatör ile üretici arasında dikkat çeken bir iş birliği daha geldi. Turkcell ile Samsung arasında Barselona’da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’ndeki anlaşma çerçevesinde toplamda 650 bin 5G uyumlu cihazın Türkiye kanallarında satışa sunulması kararlaştırıldı. İlk etapta 100 bin adet operatöre özel, yerli üretim Galaxy A serisi cihaz ve 50 bin adet premium Galaxy S Serisi modelinin kullanıcılara ulaşacağı, ek olarak 150 bin ilave 5G uyumlu telefonun avantajlı koşullarla sunulacağı bildirildi.

Operatörün üst düzey yöneticisi, önümüzdeki aylarda 5G erişiminin yaygınlaşmasının hedeflendiğini vurguladı; altyapı yatırımlarının yanı sıra 5G uyumlu cihaz erişiminin de kritik olduğunu belirtti. Yapılan açıklamada, ülke genelinde 1 Nisan’dan itibaren 81 ilde operatör kalitesinde 5G deneyimi sunulacağı ve hali hazırda yüzde ~30 civarında olan 5G uyumlu cihaz oranının artırılmasının amaçlandığı ifade edildi.

Samsung yetkilileri ise anlaşmanın, hem premium segmentin hem de geniş kitlelerin 5G’ye erişimini hızlandıracağını; ayrıca yerli üretim destekleriyle Türkiye ekosistemine katkı sağlayacak bir adım olduğunu dile getirdi. Üretici tarafı, S Serisi’nin en gelişmiş modellerinden birinin daha fazla kullanıcıyla buluşacağını ve A Serisi ile her bütçeye uygun seçenekler sunacaklarını kaydetti.

Ne değişecek? 5G uyumlu telefon stoğundaki artış, operatör tarafında yeni tarifeler, cihaz kampanyaları ve tüketici için daha hızlı bağlantı deneyimi anlamına geliyor. Aynı zamanda yerli üretime yönelik 100 binlik parti, tedarik zinciri ve istihdam açısından da olumlu sinyaller veriyor.

Okumaya Devam Et

Teknoloji

Gökyüzünde tarihi an: Altı gezegen “gezegen geçidi”nde buluşuyor — İstanbul için saat kaçta izlenecek?

Yayımlandı

üzerinde

Gökyüzünde tarihi an: Altı gezegen “gezegen geçidi”nde buluşuyor — İstanbul için saat kaçta izlenecek?

Yayın tarihi: 23 Şubat 2026  21:06

FatihDoganMedya  haber • Hemen oku, fotoğrafını çek, paylaş!

Güneş Sistemi’nin altı gezegeni — Merkür, Venüs, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün — 28 Şubat 2026 akşamı gökyüzünde aynı tarafta toplanıyor. Bu nadir “gezegen geçidi” (planetary parade) olayı yerel saatle gün batımını takip eden ilk saatlerde en iyi şekilde gözlemlenebilecek. NASA

Ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek?

Olayın zirve günü 28 Şubat 2026 Cumartesi olarak hesaplanıyor; gözlemler gün batımından yaklaşık 30–60 dakika sonra başlamalı. Bu, dünyanın bulunduğunuz noktasına göre değişir — gözlem penceresi birkaç gün öncesi ve sonrası için de uygundur. (Genel kılavuz: gün batımından yarım saat sonra dışarı çıkın ve batı/güneybatı ufkuna bakın.)

İstanbul (Europe/Istanbul) için tahmini zaman aralığı: 28 Şubat 2026, yaklaşık 19:20 – 19:55 (yerel saat). (İstanbul’da gün batımı yaklaşık 18:53 civarı; en uygun izleme zamanı bunun 30–60 dakika sonrasıdır.)

Not: Bulunduğunuz şehirde kesin saatler için yerel gün batımı verisini kontrol edin; gezegenlerin horizon’a yakın konumları nedeniyle birkaç dakika fark bile bazı iç gezegenlerin (özellikle Merkür) gözden kaybolmasına yol açabilir.

Hangi gezegenler görünecek, çıplak gözle hangileri seçilir?

  • Çıplak gözle kolayca görülebilecekler: Venüs, Jüpiter, Satürn (hava koşulları ve ışık kirliliğine bağlı).

  • Zor görülen / optik gerektirenler: Uranüs ve Neptün (dürbün veya teleskop tavsiye edilir). Merkür ufka yakın olduğu için kısa süre görünür kalabilir; erken çıkmakta fayda var.

  • Nasıl izlemelisiniz? (İpucu ve ekipman)

  1. Zamanlama: Gün batımından 30–60 dakika sonra dışarı çıkın.

  2. Yön: Batı — güneybatı ufku. Açık bir görüş hattı (binalardan, ağaçlardan uzak) tercih edin.

  3. Ekipman: Çıplak gözle 4 gezegen görülebilir; dürbün (8×42) veya küçük bir teleskop Uranüs/Neptün’ü göstermede büyük fark yaratır.

  4. Hava durumu: Bulut, sis veya yüksek ışık kirliliği gözlem şansını düşürür — mümkünse şehir dışına çıkın.

  5. Ayırt etme: Gezegenler titremez, yıldızlar titrer — bu ipucu ile fark edebilirsiniz.

  6. Bilimsel not

Bu tür “gezegen geçidi” görünümleri, gezegenlerin Dünya’dan bakıldığında Güneş’e göre aynı tarafta toplanmasından kaynaklanır; ancak gezegenler fiziksel olarak birbirlerine yakın değildir — yalnızca bakış açımızdan bir arada görünürler. Olayın Dünya üzerindeki herhangi bir fiziksel etkisi yoktur; görsel bir şölen olarak değerlendirilir.

Örnek İstanbul saat bilgisi (kısa)

  • Gün batımı (İstanbul): ~18:53, 28 Şubat 2026.

  • Önerilen gözlem aralığı (İstanbul): ~19:20–19:55, 28 Şubat 2026.
    (Yerel koordinatlara göre dakika farklılıkları olabilir — kesin saat için yerel güneş batımı verinizi kontrol edin.)

Okumaya Devam Et

Teknoloji

Meta CEO’su jüri karşısında: Çocukları “bilinçli olarak” bağımlı yapmakla suçlanıyor

Yayımlandı

üzerinde

Meta CEO’su jüri karşısında: Çocukları “bilinçli olarak” bağımlı yapmakla suçlanıyor

Tarih: 19 Şubat 2026 — Saat: 06:00

ABD’nin Los Angeles kentindeki duruşma salonunda, Mark Zuckerberg jüri önünde ifade verdi. Davacı, sosyal medya platformlarının çocukları hedefleyip bağımlı hale getirdiğini, bunun sonucunda ruhsal hasar ve intihar eğilimleri de dahil olmak üzere ağır sonuçlar doğurduğunu iddia ediyor. Dava, teknoloji devlerinin genç kullanıcılarına yönelik tasarım ve pazarlama stratejilerini ilk kez kapsamlı biçimde yargıya taşıyan önemli bir dava olarak değerlendiriliyor.

  • Dava Los Angeles’ta görülüyor. Los Angeles.

  • Davacı, kendisi için mahkeme kayıtlarında “K.G.M.” veya “Kaley” olarak geçen 20 yaşındaki bir genç kadın; sosyal medyanın erken yaşta kullanımı nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunu iddia ediyor.

  • Suçlama temelinde, uygulama içi özelliklerin (sonsuz kaydırma, bildirimler, görünüm filtreleri vb.) gençleri çekmek ve tutmak için tasarlandığı; şirket içi belgelerde bunun bilindiği yer alıyor.

  • Duruşmadan öne çıkanlar

  1. Zuckerberg’in ifadesi: Şirket politikalarının gençleri korumaya yönelik olduğunu savundu; ancak çocukların yaş kuralını ihlal ederek platformlara girebildiğini kabul etti ve yaş tespiti konusunda “daha hızlı hareket etme” gerekliliğini itiraf etti.

  2. İç belgeler: Davacının avukatları, Meta’nın kendi iç araştırmalarında bazı genç kullanıcı gruplarının platforma erken yaşta kaydolduğunu ve “teens/tweens” hedefinin bulunduğunu gösteren belgeleri sundu. Bu belgeler mahkemede tartışma yarattı.

  3. Tanıklar ve uzmanlar: Eski çalışanlar ve bağımlılık/ergen ruh sağlığı uzmanları, sosyal medya kullanımının bazı gençlerde bağımlılık benzeri davranışlar ve uyku, benlik algısı gibi alanlarda olumsuz etkiler ürettiğine dair tanıklık yaptı.

  4. Neden önemli?

    Bu dava yalnızca bir bireysel tazminat davası değil; sonuçları sosyal platformların ürün tasarımı, yaş doğrulama yöntemleri ve gençlere yönelik regülasyon tartışmalarını doğrudan etkileyebilir. Benzer davalar ve kamuoyu baskısı teknoloji şirketlerinin politika uygulamalarını ve regülatörlerin yaklaşımını değiştirebilir.

    Hukuki tablo (kısa)

    Davacı: K.G.M. (Kaley) — genç yaşta sosyal medya kullanımı ve buna bağlı ruhsal zarar iddiası.

    Sanıklar: Meta (Meta platfromları, davada ayrıca bazı video paylaşım platformları da yer alıyor).

    İddia: Platformların tasarımının çocukları hedefleyip bağımlı hale getirdiği; şirket içi belgelerin bu riski gösterdiği.

    Meta savunması: Şirketin genç kullanıcı güvenliğine önem verdiği, yaş tespitinin zorlukları ve ifade özgürlüğü/sorumluluk sınırlarına dair hukuki argümanlar.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar