Teknoloji
Yapay zeka tartışmaları: Korkutucu mu, insanlık için iyi bir adım mı? Uzmanları yanıtlıyor

Megabayt Gigabayt terabayt petabayt ve zettabayt….
Bugün toplanan, işlenen, depolanan ve akıl almaz boyutlara gelen “büyük verinin” rakamsal değerini ifade eden bu tanımlar bizi sessiz sedasız bir yapay zeka devrimine götürdü.
Aslında soru belli: Yapay zeka neye yol açacak?
Bir yanda; açlığın, yoksulluğun sona ereceğine, sınırsız zenginlik yaşanacağına inanan iyimserler…
Öte yanda; işsizlik dalgalarının yaşanacağına, zenginle yoksul arasındaki uçurumun büyüyeceğine inanan kötümserler…
Hangisi doğru… Yapay zeka yapıcı mı olacak, yıkıcı mı?
Yanıtı bulmak için önce geçmişe dönmek gerekiyor.
Bu balta, 1 milyon yıl önce kullanılan baltayla neredeyse aynı.
İnsanlık tarihinin yüzde 99,99’u da aynı kaderi paylaşıyor. Çok değişmedi. Büyük buluşlar ve dünyanın yaşadığı büyük değişim son birkaç yüzyıla yığıldı…
Ayşegül İldeniz:
Yepyeni bir çağ diye düşünüyorum, vücudumuzun çok çalıştığı işleri bıraktığımız ve daha fazla sorguladığımız daha fazla kurduğumuz ve inovasyonun da çok daha önemli olduğu bir çağa atlıyor olabiliriz
Matt Brittin:
Örnek olarak, “Project Relate” adında harika bir proje var. Bu proje konuşma engelli kişilerin iletişim kurmasına yardımcı oluyor. Telefonunuzu kullanarak söylediklerinize altyazı ekleyebilirsiniz ve bu, iletişim engellerini ortadan kaldırır. Bu yüzden, insanların birbirini anlamasını sağlamak ve kendilerini ifade etmelerini kolaylaştırmak için köprüler inşa etmek, duvarlar değil, çok büyük bir fırsat.
Suncem Koçer :
Bizim adımıza bir sürü şey çözen makinelerle beraber yaşıyor olacağız O zaman bizim becerilerimizi yeniden tanımlamamız gerekecek.
Faruk Eczacıbaşı:
Elektrik nasıl bir çağın başlangıcı olduysa matbaa buharlı makine internet Bunların hepsi birer Çağın başlangıcı oldu. Yapay Zeka da böyle. fakat bizi bekleyen Çağ değiştirici yeni yaklaşımlar da olacak
Yapay zeka bugün bize;
– Yol gösteriyor,
– Yüzleri tanıyor,
– Tıbbi verileri değerlendiriyor,
– Resimler, grafikler, videolar oluşturuyor,
– Hikayeler, senaryolar, şarkılar yazıyor
Bugün yeterli verinin olduğu her alanda yapay zekâ işini başarıyla yapıyor. Gelecek içinse beklentilerimiz daha da büyük;
– Çaresiz hastalıkları yok etmesini
– Yoksulluğu ortadan kaldırmasını
– İklim krizine karşı çözümler üretmesini
– Trafik kazalarını önlemesini bekliyoruz.
Altan Çakır:
Bilgisayarların içerisindeki hesaplama kapasitesine sahip Çipler içerisindeki transistörlerin her yıl her iki yılda bir iki katına çıkmasıyla birlikte işlemci kapasitesinin Yani bir işi hesaplama kapasitesinin iki katına çıktığı bir durumdan bahsediyoruz.
Bir Gigaflop, yani saniyede bir milyar işlem yapabilen bir bilgisayarı ele alalım.
1960 yılında böyle bir bilgisayarı yapmak mümkün değildi ama isteseydiniz de harcamanız gereken para, Amerika’nın o dönemdeki 2 yıllık bütçesine denkti. (850 milyar dolar)
1984’te fiyatlar düştü ve saniyede bir milyar işlem yapabilen bilgisayar yapmak mümkün hale geldi. Ona rağmen harcamanız gereken tutar bir jet uçağı almanızı sağlayacak büyüklükteydi. (40 milyon dolar)
1997’de ise aynı hızdaki bir bilgisayar, bir spor otomobil fiyatına kadar geriledi. (400 bin dolar)
2013 yılında ise saniyede bir milyar işlem yapabilen bir çipin fiyatı 25 sente düştü. Saniyede 1,2 trilyon işlem yapabilen Play Station 4’ün fiyatı ise 400 dolardı ve 20 milyon eve girmeyi başarmıştı.
Bugün ise saniyede 1 milyar işlem yapabilen çipin fiyatı, 2 sent. Evet yanlış duymadınız tam 2 sent.
Artık terafloplar konuşuyoruz. Üstelik o bilgisayarlar sadece beş yüz dolara mal oluyor.
Bugün en değişmeyen olgu teknolojinin engel tanımaması. Değişen olgular ise sürekli olarak daha iyileşmesi, daha ucuzlaması, değişimin hiç durmaması ve yaygınlaşıp, demokratikleşmesi.
STEVE WOZNIAK:
Her yeni teknoloji geliştiğinde, bu çerçevenin adım adım ilerlemesine yol açıyor. Bu, çip üzerinde giderek daha fazla transistör ürettiğimiz zamana benziyor. Eskiden bir transistör vardı. Aynı fiyata bir çip üzerinde 60 milyar transistör var. Buna üstel büyüme deniyor. Sizden önceki büyümenin üzerine inşa ettiğinizde ve tüm teknoloji bir şekilde katlanarak büyüyor.
Bugün her yanımız bilgisayar.
İnternete bağlı 40 milyar bilgisayar var. Yakın gelecekte bu sayının 500 milyara çıkması bekleniyor.
Bankacılık sistemi, tapu kayıtları, video kurgu, fotoğraf makinaları, metro ulaşım planları, otomobillerin yazılımı, uçaklar, trafik ışıkları, ürün stokları, şehir içi su şebekesi kısaca aklınıza gelen her şey bilgisayar ile çalışıyor. Beyin muhteşem bir organ. Benim gibi sıradan bir insanın beyni bile saniyede bir katrilyon işlem yapıp, 35 gibabayt veriyi işleyebilir.
Bilim adamları da günümüzde benimkine benzer, mekanik bir beyin yarattı. Adına da Yapay zeka dediler. Laf aramızda bu cihaz şimdilik benim beynim kadar bile kabiliyetli değil.
Orası kesin.
Evet karmaşık hesaplamaları benden çok daha hızlı yapabilir ama benim gibi espri yapamaz, hayal kuramaz. Hatta bir dilim baklavanın tadını asla bilemez. Yapay zekanın kabiliyetleri şimdilik kısıtlı ama bilim adamları bunları ve başka şeyleri de yapabilmesi için var güçleriyle çalışıyor.
Aslında soru basit: bilim bu programı bir gün kendi başına çalışabilir, düşünebilir, hatta öğrenebilir hale getirebilir mi? Bunu ben bilmiyorum.
Bence bilim adamları da bilmiyor.
Tabi şimdilik.
Bernard Marr:
Yapay zekanın ilk büyük başarılarından biri, IBM’in Deep Blue adlı bilgisayarının satrançta Garry Kasparov’u yenmesi oldu. Ancak bu geleneksel bir yapay zeka algoritmasıydı ve temelde insanın düşünebildiğinden daha fazla satranç hamlesini hesaplama gücüne dayanıyordu. Bir sonraki büyük adım ise, kuralları bilmediğimiz durumlarda makineleri nasıl eğitebileceğimiz sorusuyla geldi. Google, Go adlı bir strateji oyununda bir yapay zeka geliştirdi. Go, satrançtan çok daha karmaşıktır ve büyük ustalar bile hareketlerini sezgisel olarak yapar. Google, algoritmayı geçmişte oynanmış tüm Go oyunlarıyla eğitti ve ardından “peki ya iki bilgisayarı birbirine karşı oynatsak ve kazananı ödüllendirsek” dedi. Bu süreç sonunda yapay zeka, giderek daha iyi hale geldi ve dünya şampiyonu Lee Sedol’u yenmeyi başardı.
Kasım 2020’de Google’ın yapay zeka şirketi Deep Mind; hesaplamalı biyoloji alanında çığır açacak bir buluşa imza attığını açıkladı. Deep Mind bir proteine ait molekülün sonsuz sayıda katlanma ihtimalini değerlendirip, nasıl katlanacağını başarıyla hesaplamış, alacağı son hali bilmişti. Bu bir devrimdi. Pek çok bilim adamı tüm kariyerini bu problemin çözümüne adamış, ancak ilerleme sağlayamamıştı. Deep Mind bu problemi genetik koda dayalı bir tahmin ile çözmeyi başardı.
Çığır açan buluş pandemi döneminde ortaya çıkmış, bir sonraki pandemiye karşı hazırlıklı olma yolunda tüm dünyaya umut vermişti.
Bu; ortaya çıkan bir virüse karşı, var olan ilaçlardan hangilerinin etkili olabileceğine ışık tutabilecek çok önemli bir gelişmeydi.
Buluşun başka vaatleri de vardı. Henüz çaresi bulunamayan şeker, parkinson ve alzheimer gibi hastalıkları daha iyi anlamamızı sağlayabilir, hatta petrol gibi atıkları çözmeye yarayan proteinler üretmek için dahi kullanılabilirdi.
Deep Mind geçen 4 yılda hiç hız kesmedi ve biyolojik yaşamın büyük sırlarını çözebilen bir sisteme döndü. Yeni aşılar ve ilaçlar geliştirmekten, hava koşullarına dayanıklı tohumlar elde etmeye kadar pek çok alanda kullanılıyor.
Artık yapay zeka; dünyayı dönüştüren, sayısı da giderek artan pratik uygulamalarla hayatın içinde.
Bu ilerlemeye iki önemli gelişme ivme katıyor;
Olağanüstü hızda üretilen verinin büyüklüğü ve bu veriyi işlememizi sağlayan süper bilgisayarla. Ve insanlığın önüne koyulan soru basit: Yapay zeka daha da gelişerek insan beynine benzeyecek mi?
İkinci bir dil öğrenen herkes bilir ki, yeni dili ne kadar çok kullanırsak o kadar çabuk öğreniriz.
Aynı şey makinelerin öğrenmesi için de geçerli. Bilgisayar ne kadar çok veriye erişirse o kadar hızlı öğrenir, yorumlamakta da o kadar ustalaşır.
Dünyanın hızla dijitalleşmesi sayesinde artık daha fazla veriye erişebiliyoruz; bu da yapay zekânın daha hızlı, akıllı ve isabetli hale gelmesini sağlıyor.
Teknoloji
TikTok Sansür İddiaları ile Sallantıda: UpScrolled Yükselişe Geçti
TikTok Sansür İddiaları ile Sallantıda: UpScrolled Yükselişe Geçti
Tarih: 1 Şubat 2026. 00:01

Popüler kısa video platformu TikTok, son dönemde siyasi içeriklere yönelik sansür ve manipülasyon iddialarıyla gündemde. Özellikle Filistin-İsrail çatışmasına dair içeriklerde tarafsızlığını koruyamadığı öne sürülen platform, kullanıcılarını hızla kaybediyor. Bu boşluğu doldurmak için Filistin kökenli bir geliştirici tarafından hayata geçirilen UpScrolled adlı yeni uygulama ise büyük ilgi görerek Apple App Store’da TikTok’un önüne geçti ve bir numaraya yerleşti.
TikTok’ta Sansür Fırtınası
TikTok, uzun süredir özellikle İsrail-Filistin çatışması başta olmak üzere siyasi içerikler konusunda eleştirilerin odağındaydı. Çok sayıda kullanıcı ve içerik üreticisi, platformun Filistin yanlısı ve İsrail karşıtı paylaşımların görüntülenme oranlarını kasıtlı olarak düşürdüğünü iddia ediyor.
· Oracle Faktörü: TikTok’un ABD’deki operasyonlarını satın alan Oracle şirketinin İsrail yanlısı bir tutum sergilediği biliniyor. Bu durum, sansür iddialarını güçlendiren önemli bir faktör olarak görülüyor.
· Siyasi İçerik Engeli: Platform, yalnızca Orta Doğu’ya yönelik içeriklerle sınırlı kalmadı. TikTok, ABD’nin Minnesota eyaletinde düzenlenen gösterilerde, dönemin Başkanı Donald Trump’ı eleştiren içerikleri engellemekle de suçlandı.
Bu iddialar, platformun “tarafsız bir içerik evreni” vaadini sorgulatırken, birçok kullanıcının gözünü alternatif arayışlara çevirmesine neden oldu.
UpScrolled’ın Yıldızı Parlıyor
TikTok’taki güven erozyonu, yeni bir rakibin hızla yükselmesine zemin hazırladı. Filistin kökenli Avustralyalı yazılım geliştirici Issam Hijazi tarafından kurulan UpScrolled, “özgür ve sansürsüz paylaşım” sloganıyla kullanıcıların karşısına çıktı.
Uygulama, TikTok’un aksine siyasi ve toplumsal içeriklere müdahale etmeyeceğini taahhüt ediyor. Kullanıcı algoritmalarının şeffaflığına vurgu yapan UpScrolled, kısa sürede özellikle TikTok’tan memnun olmayan kitlenin ilgisini çekmeyi başardı.
Bu ilgi, somut bir başarıya dönüştü. UpScrolled, Apple’ın App Store listelerinde TikTok’u geride bırakarak “En Çok İndirilenler” kategorisinde bir numaraya oturdu. Bu ani yükseliş, sosyal medya kullanıcılarının içerik moderasyonu konusundaki hassasiyetlerini ve alternatif arayışlarının ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne serdi.
Sosyal Medyanın Geleceği ve Kullanıcı Tercihleri
UpScrolled’ın bu ani başarısı, sosyal medya ekosistemi için önemli soruları da beraberinde getiriyor. Kullanıcılar artık yalnızca eğlence odaklı içerikler değil, aynı zamanda özgürce fikirlerini paylaşabilecekleri ve tartışabilecekleri platformlar arıyor.
· Güven ve Şeffaflık: UpScrolled gibi platformlar, büyük teknoloji şirketlerinin içerik politikalarına duyulan güvensizliği fırsata çeviriyor.
· Pazarın Parçalanması: Bu gelişmeler, tek bir dominant platformun hükmettiği sosyal medya düzeninden, niş ve ilkelere sahip alternatif platformlara doğru bir kayışın habercisi olabilir.
TikTok’un bu krizi nasıl yöneteceği ve kullanıcı güvenini yeniden kazanıp kazanamayacağı merak konusu. Ancak şu an için rakamlar, birçok kullanıcının “terk et” tuşuna bastığını ve yeni oluşumlara şans verdiğini gösteriyor.
bilim ve teknoloji
Bilim dünyasını sarsan iddia: Zamanda yolculuk teorik olarak mümkün olabilir!
Bilim dünyasını sarsan iddia: Zamanda yolculuk teorik olarak mümkün olabilir!
27 Ocak 2026 Saat: 02:00

Gizemli “kozmik sicimler”, geçmişe yolculuğun anahtarı mı? Fizikçiler, evrenin doğuşundan kalan bu izlerin sırrını çözmeye çalışıyor.
Zamanda yolculuk, yıllardır bilim kurgunun en popüler konularından biri. Peki, bu hayal gerçeğe dönüşebilir mi? Son dönemde fizikçiler, evrenin doğuşundan kalan ve “kozmik sicim” adı verilen gizemli yapıların, teorik olarak zaman yolculuğunu mümkün kılabileceğini tartışıyor. Bu iddia, bilim dünyasında büyük yankı uyandırırken, gözler gökyüzüne çevrildi.
Kozmik Sicim Nedir?
Kozmik sicimler, evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce aşırı sıcak ve yüksek enerjili halinden bugünkü daha düşük enerjili yapıya geçerken, uzay-zaman dokusunda oluştuğu düşünülen kalıntılar. Bilim insanları, bu yapıları hızla genişleyen deride oluşan çatlaklara ya da donan buzun içindeki kırıklara benzetiyor. Proton kadar ince, inanılmaz derecede yoğun ve ışık yılları boyunca uzanabilen bu yapılar, evrenin en büyük gizemlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Zamanda Yolculuk Nasıl Mümkün Olabilir?
Teorik fizikçilere göre, iki paralel ve sonsuz uzunluktaki kozmik sicim birbirinin yanından geçerse, uzay-zamanı bükerek “kapalı zaman benzeri eğriler” oluşturabilir. Bu eğriler, teoride bir kişinin uzayda belirli bir yolu izleyerek, yola çıktığı andan daha erken bir zamana geri dönmesini sağlayabilir. Bu fikir ilk olarak 1991’de Princeton Üniversitesi’nden fizikçi J. Richard Gott tarafından ortaya atıldı. En çarpıcı nokta ise, bu tür zaman döngülerinin Einstein’ın genel görelilik denklemlerinin kabul ettiği matematiksel çözümler arasında yer alması. Yani mesele sadece bilim kurgudan ibaret değil; en azından teorik olarak fizik yasalarına aykırı değil.
Pratikteki Engeller Neler?
Tufts Üniversitesi’nden fizikçi Prof. Ken Olum, heyecanı fazla abartmamak gerektiği konusunda uyarıyor. Böyle bir senaryonun çalışması için ışık hızına yakın hareket etmek gerekiyor ki, bu bugünkü teknolojiyle neredeyse imkansız. Ayrıca, Gott’un modelinde sicimlerin “sonsuz uzunlukta” olması şartı pratikte büyük bir çıkmaz yaratıyor. “Kimse sonsuz uzunlukta bir şey inşa edemez” diyen Olum, bu yüzden modelin birebir uygulanabilir olmadığı görüşünde.
Kozmik Sicimler Gerçekten Var Mı?
Tüm bu tartışmaların kilit noktası, kozmik sicimlerin henüz doğrudan gözlemlenmemiş olması. Ancak bilim dünyası umutlu. Kuzey Amerika Nanohertz Yerçekimi Dalgaları Gözlemevi (NANOGrav), milisaniyelik pulsar adı verilen yıldızların sinyallerindeki küçük sapmaları inceleyerek uzay-zamandaki titreşimleri ölçüyor. 2020’de tespit edilen bir sinyal, kara delik kaynaklı yerçekimi dalgalarına benzemediği için dikkat çekmişti. Olum’a göre bu sinyal, “kozmik süpersicimler” ile uyumlu olabilir. Eğer gelecekte NANOGrav ya da 2034’te fırlatılması planlanan uzay tabanlı gözlemevi LISA, kozmik sicimlerin varlığını doğrularsa, bu keşfin etkisi devrimsel olabilir.
Bilim İnsanları Ne Diyor?
Cornell Üniversitesi’nden emekli fizik profesörü Henry Tye, kozmik sicimlere diğer zaman yolculuğu fikirlerine (örneğin solucan delikleri) kıyasla daha sıcak bakıyor. “Zaman yolculuğu olası görünmüyor, ama tamamen imkânsız da demem” diyen Tye, geçmişe yolculuğun teorik olarak hala tamamen dışlanmadığını söylüyor.
Sonuç
Zamanda yolculuk henüz gerçek değil, ancak kozmik sicimler gibi evrenin en eski kalıntıları, bu hayali teorik fizik düzleminde mümkün kılıyor. Bilim insanları, gözlemevleriyle evreni tarayarak bu gizemli yapıları arıyor. Eğer bir gün kozmik sicimler keşfedilirse, sadece zaman yolculuğu değil, evrenin doğuşuna dair tüm bildiklerimiz de değişebilir.
Teknoloji
Dünya’nın Mevsim Düzeni Sanıldığı Gibi Değil: Yan Yana Bölgeler Bile Farklı Ritimlerle Yaşıyor
Dünya’nın Mevsim Düzeni Sanıldığı Gibi Değil: Yan Yana Bölgeler Bile Farklı Ritimlerle Yaşıyor
Bilim insanları, doğanın takviminin dört mevsim şablonuna sığmayacak kadar karmaşık olduğunu 20 yıllık uydu verileriyle kanıtladı.
🌍 Haber Tarihi: 22 Aralık 2025 – 21:30 | ⏱️ Okuma Süresi: 4 dk

Son yapılan çığır açıcı bir araştırma, Dünya’nın mevsimsel döngülerinin okulda öğretildiği gibi düzenli ve senkronize olmadığını ortaya koydu. California Üniversitesi Berkeley ekibi tarafından 20 yıllık uydu verileri kullanılarak hazırlanan yeni küresel harita, ilkbahar-yaz-sonbahar-kış döngüsünün birçok bölgede, hatta yan yana alanlar arasında bile aynı anda yaşanmadığını gösteriyor.
Araştırma, Nature dergisinde yayımlandı ve basit mevsim şablonlarına dayalı iklim modellerinin, tarım planlamasının ve ekolojik tahminlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Doğanın Karmaşık Takvimi: Yan Yana, Ama Farklı Ritimde
Araştırmanın en çarpıcı bulgusu, coğrafi olarak çok yakın bölgelerin bile “farklı doğa saat dilimlerinde” yaşayabilmesi. Yani aynı enlemde, benzer rakımda veya aynı yarımkürede olmak, mevsimsel değişimlerin senkron ilerleyeceği anlamına gelmiyor.
Çarpıcı bir örnek: ABD’deki Phoenix ve Tucson
· Mesafe: Sadece 160 kilometre civarı.
· Fark: Tucson, yaz musonunun etkisiyle yağışı yaz aylarında daha belirgin yaşarken, Phoenix’in yağış dağılımı farklı bir takvim izleyebiliyor.
· Etki: Bu fark, sadece hava durumunu değil; bitkilerin canlanma zamanını, polen dönemlerini ve böceklerden kuşlara kadar birçok türün davranışını zincirleme şekilde etkiliyor.
Biyoçeşitlilik Sıcak Noktaları ile Çakışıyor
Harita, bu “uyumsuz mevsim” bölgelerinin önemli bir kısmının, dünyanın biyoçeşitlilik açısından en zengin ve en hassas bölgeleri olan “biyoçeşitlilik sıcak noktaları” ile çakıştığını ortaya koydu. Bu bir tesadüf değil.
Araştırmacılara göre, kaynakların (yağış, yeşerme, çiçeklenme) yakın mesafelerde farklı zamanlarda ortaya çıkması, türlerin beslenme ve üreme düzenini değiştirerek uzun vadede ekosistemleri şekillendiriyor, evrimi etkileyebiliyor.

Akdeniz İklim Kuşağında İki Aylık Gecikme
Çalışma, dünyanın Akdeniz iklimi görülen beş ana bölgesinde (Kaliforniya, Şili, Güney Afrika, Güney Avustralya ve Akdeniz Havzası) şaşırtıcı bir desen tespit etti.
Bu bölgelerdeki ormanların büyüme döngülerinin zirvesi, diğer birçok ekosisteme göre yaklaşık 2 ay gecikmeli gerçekleşiyor. “Ilıman ve yağışlı kış, sıcak ve kurak yaz” kalıbı, burada doğanın takvimini farklı ayarlıyor.
Tarım ve Ekonomiye Doğrudan Etkileri
Araştırma, bu düzensizliğin sadece doğal yaşamı değil, insan ekonomisini de etkilediğini gösteriyor.
Kolombiya’daki kahve bölgelerinde, dağların iki yakasında, bir günlük yol mesafesindeki çiftlikler arasında hasat ve çiçeklenme döngüleri aylarca sapma gösterebiliyor. Bu durum, tarımsal planlamayı ve üretimi doğrudan etkiliyor.
İklim Modelleri ve Gelecek Uyarısı
Araştırmacılar, bu bulguların mevcut iklim modelleri ve öngörüler için önemli bir uyarı taşıdığını vurguluyor. Bugün birçok ekolojik tahmin, tarım planlaması ve hastalık modelleri, “genel mevsim şablonları” üzerinden ilerliyor.
Oysa yan yana bölgeler farklı doğa takvimleriyle çalışıyorsa, iklim krizinin etkilerini (kuraklık, zararlı türlerin yayılımı, orman yangınları) anlamak ve öngörmek için çok daha ince detaylı ve yerel verilere dayalı modellemeler şart.
Araştırmanın Önemli Çıkarımları
· Mevsim, tek bir takvim değil: Coğrafya, bitki örtüsü ve yerel iklim dinamiklerinin birlikte yazdığı karmaşık bir program.
· Biyoçeşitlilikle bağlantı: Mevsimsel uyumsuzluk, biyolojik çeşitliliğin oluşumunda ve sürdürülmesinde kilit bir rol oynuyor olabilir.
· Tarım ve ekonomi etkilenir: Çiçeklenme ve hasat zamanlarındaki yerel farklılıklar, gıda üretimini ve güvenliğini doğrudan etkileyebilir.
-
Gündem4 gün önceMardin’de hastane önündeki silahlı kavganın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı
-
Gündem1 hafta önceSalihli’de feci trafik kazası: Kontrolden çıkan otomobil elektrik direğine çarptı; 1 ölü, 2 yaralı
-
Gündem1 hafta önceTekirdağ’da teyze cinayeti: ‘Beni yönlendirdiler’ dediği iddia edilen sanık, cesedi kolonya döküp ateşe vermiş
-
Gündem1 hafta önce3 aylık Şirin Alya, bakıcısının evinde ölü bulundu
-
Gündem1 hafta önceMaltepe’de denize giren 30 yaşındaki Murat Yayla boğularak yaşamını yitirdi
-
Ekonomi1 hafta önceMilyonlarca ev sahibi ve kiracıyı ilgilendiriyor. Aidatları yönetici belirleyemeyecek
-
Sanat1 hafta önceİstanbul’da Film ve Dizi Çekimlerine Yeni Düzenleme: 2026’da Kurallar Değişti!
-
Spor1 hafta önceFenerbahçe’nin Süper Kupa sevinci Ankara’ya taştı: Kızılay’da büyük coşku
