Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Magazin

Murat Boz’dan Gülistan Doku Mesajı: “Unutmadık, Unutmayacağız”

Yayımlandı

üzerinde

Murat Boz’dan Gülistan Doku Mesajı: “Unutmadık, Unutmayacağız”

Tarih: 20 Nisan 2026 | Saat: 17:30

Ünlü şarkıcı Murat Boz, Tunceli’de 6 yıl önce kaybolan ve soruşturma dosyası yeniden açılan üniversite öğrencisi Gülistan Doku için sosyal medya hesabından duygusal bir paylaşım yaptı. Boz, “Hakikatin gecikmeden gelmesi” temennisinde bulunarak toplumsal vicdana seslendi.

HABER MERKEZİ – Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin soruşturmada 6 yıl sonra yeni bir döneme girildi. Dosyanın yeniden açılması ve aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in de bulunduğu çok sayıda ismin gözaltına alınıp tutuklanmasıyla birlikte kamuoyunda geniş yankı uyandıran olaya sanat camiasından da destek geldi.

Ünlü şarkıcı Murat Boz, resmi Instagram hesabından yaptığı paylaşımla Gülistan Doku ailesinin adalet arayışına ses verdi. Boz’un paylaşımı kısa sürede binlerce beğeni ve destek yorumu alırken, sosyal medyada #GülistanDoku etiketi yeniden gündemin üst sıralarına taşındı.

Murat Boz’dan Duygu Yüklü Paylaşım

Murat Boz, sosyal medya hesabından yayınladığı metinde Gülistan Doku’nun isminin artık sadece bir kaybı değil, bitmek bilmeyen bir bekleyişi simgelediğini ifade etti. Ünlü sanatçı paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Gülistan… Adın bir süredir bir kaybın değil, bir bekleyişin adı. Bir annenin, bir babanın her gün yeniden başlayan duası, bir evin hiç sönmeyen ışığı, bir ülkenin içinde taşıdığı ince bir sızı. Biz seni tanımadık belki ama içimizde bir yer seni biliyor. Eksik kalan her şeyden, yarım bırakılan her hayalden. Dileğim; hakikatin gecikmeden gelmesi, bir annenin yüreğine bir gün olsun su serpilmesi ve hiçbir genç kadının bir daha böyle bir karanlığa bırakılmaması. Gülistan Doku… Unutmadık. Unutmayacağız.”

Boz’un bu çağrısı, özellikle kadın cinayetleri ve kayıp vakalarına karşı toplumsal farkındalığın artırılması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.

Gülistan Doku Olayı: 6 Yıllık Karanlık

1995 doğumlu Gülistan Doku, Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisiydi. 5 Ocak 2020’de kaldığı Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurduna dönmemesi üzerine durum emniyete bildirildi.

MOBESE kayıtlarında saat 11.29’da Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde minibüs durağından üniversite aracına bindiği tespit edilen Doku’nun araçtan nerede indiği belirlenemedi. İlk günlerden itibaren “intihar” ihtimali üzerinden Uzunçayır Baraj Gölü’nde arama çalışmaları yapıldı ancak bir sonuç alınamadı. Ulusal Kriminal Büro’nun Ağustos 2020 tarihli raporunda, intihar ihtimalini destekleyecek herhangi bir hareketlilik olmadığı belirtilerek bu iddia çürütüldü.

Soruşturmada Yeni Dönem: 15 Kişi Gözaltında, 10 Tutuklu

Yıllardır sonuç alınamayan dosya, Nisan 2026’da yeniden açıldı. Soruşturma kapsamında aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in de bulunduğu 15 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Tuncay Sonel, Erzurum’da gözaltına alınırken, oğlu Mustafa Türkay Sonel 18 Nisan’da tutuklandı.

Soruşturmada tutuklanan diğer isimler arasında Gülistan Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi ve üvey babası, meslekten ihraç edilmiş polis memuru Gökhan Ertok, Tunceli İl Özel İdaresi eski personeli Erdoğan Elaldı ve dönemin valisinin koruması Şükrü Eroğlu da bulunuyor. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı; “cinayet, delil karartma, dijital izlerin silinmesi ve kamu nüfuzunun kullanılması” suçlarını araştırıyor.

Savcılığın yeni bulguları arasında gizli tanık ifadeleri, sosyal medya ve cep telefonu incelemeleri ile 700 saatlik yeni MOBESE görüntüsü de yer alıyor

Çarpıcı Dijital Deliller ve İtiraf

Soruşturmanın en kritik başlıklarından biri dijital veriler oldu. Ulusal Kriminal Büro raporuna göre, Gülistan Doku’nun kaybolmasından günler sonra, 17 Ocak 2020 gecesi sosyal medya hesabına giriş yapıldığı kesin olarak belirlendi. Bu girişte hesapta bulunan bazı veriler silindi ve sabaha karşı çıkış yapıldı. Aynı gece sim kart takılarak WhatsApp’a da giriş yapıldığı ve buradaki verilerin de silindiği bilirkişi raporuna yansıdı. IP adresinin belirli bir şahsın internet kullanım kayıtlarıyla birebir örtüşmesi, dosyada “tesadüf” ihtimalini ortadan kaldıran en güçlü teknik delillerden biri olarak değerlendirildi.

Öte yandan dosyaya giren yeni görüntülerde, ABD’de yaşayan firari şüpheli Umut Altaş’ın ağabeyi Sidar Altaş’tan çarpıcı bir itiraf geldi. Sidar Altaş, Gülistan Doku’nun dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından öldürüldüğünü iddia etti. Altaş ifadesinde, “Umut’un sorgusundan aldığım, Türkay demiş ki ‘kız hamile kaldı ben de kafasına sıktım.’ Bu kafasına sıktım lafı birkaç defa geçti” dedi.

Hastane Kayıtları ve Valiye 65 Soru

Dosyadaki bir diğer çarpıcı başlık ise hastane kayıtları. Teknik tespitlere göre Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019’da hastaneye giriş yaptığı bilgisi POLNET sisteminde görünürken, aynı güne ait kayıtlar hastanenin veri tabanında bulunmuyor. Önceki ve sonraki günlerin kayıtlarının sistemde yer alması, bu kaybın sıradan bir teknik arıza olmadığı şüphesini güçlendiriyor.

Gözaltındaki eski Vali Tuncay Sonel hakkında ise Gülistan Doku dosyası ile ilgili tam 65 soru hazırlandığı öğrenildi. Sonel’in gözaltı süresi uzatılırken, soruşturma kapsamında firari şüpheli Umut Altaş hakkında kırmızı bülten çıkarılması da gündemde.

Ailenin 6 Yıllık Adalet Mücadelesi

Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku ve ailesi, 6 yıldır kızlarının başına ne geldiğinin ortaya çıkarılması için mücadele ediyor. Aile, soruşturma sürecinde delillerin karartıldığını ve arama çalışmalarının bilinçli şekilde yanlış yönlendirildiğini savunuyor.

Kadın örgütleri ve insan hakları savunucuları da yıllardır “Gülistan Doku’ya ne oldu?” sorusunu sormaya devam ediyor. Dosya, kayıp vakaları ve adli süreçler açısından Türkiye’de en çok konuşulan olaylardan biri olarak hafızalarda yer edindi.

Sanat Camiasından Destek Büyüyor

Murat Boz’un paylaşımı, sanat camiasından Gülistan Doku ailesine verilen desteğin yalnızca bir parçası. Daha önce de pek çok ünlü isim, sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla Doku ailesinin adalet arayışına destek vermişti. Boz’un bu çağrısı, soruşturmanın yeniden hareketlendiği günlerde toplumsal vicdana yapılan güçlü bir sesleniş olarak değerlendiriliyor.

Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 10’a yükselirken, gözaltındaki isimlerin sorguları devam ediyor. Kamuoyu, 6 yıllık karanlığın aydınlatılmasını ve Gülistan Doku’nun başına ne geldiğinin bir an önce ortaya çıkarılmasını bekliyor.

Magazin

Özgü Namal, Cannes’da Türkiye’yi Temsil Etti: 79. Festivalin Açılışında Sade Şıklığıyla Göz Doldurdu

Yayımlandı

üzerinde

Özgü Namal, Cannes’da Türkiye’yi Temsil Etti: 79. Festivalin Açılışında Sade Şıklığıyla Göz Doldurdu

· Yayın Tarihi ve Saati: 13 Mayıs 2026, 18:30

Bu yıl 79’uncusu düzenlenen ve dünya sinemasının en prestijli etkinliklerinden biri olarak kabul edilen Cannes Film Festivali, görkemli bir törenle kapılarını açtı. Festivalin ilk gününde kırmızı halıda boy gösteren yıldızlar arasında Türkiye’den bir isim de vardı: Özgü Namal.

Başarılı oyuncu, daha önce 76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde büyük ödül olan Altın Ayı’yı kazanan “Sarı Zarflar” (Yellow Letters) filminin kadrosuyla birlikte festivale katıldı. Namal, bu önemli gecede Türkiye’den açılış törenine katılan ilk isim olma unvanını da elde etti.

“Sarı Zarflar”ın Berlin’den Cannes’a Uzanan Başarı Yolculuğu

Yönetmen koltuğunda İlker Çatak’ın oturduğu, başrollerini ise Özgü Namal ve Tansu Biçer’in paylaştığı “Sarı Zarflar”, son dönem Türk sinemasının uluslararası alandaki en büyük gurur kaynaklarından biri haline geldi.

· Berlin Zaferi: Film, 2026 yılının Şubat ayında düzenlenen 76. Berlin Film Festivali’nde “En İyi Film” ödülü olan Altın Ayı’yı kazanarak büyük bir başarıya imza atmıştı.
· Cannes Daveti: Bu büyük başarının ardından film, 79. Cannes Film Festivali’nin resmi seçkisine davet edildi ve uluslararası yolculuğuna Fransa’nın büyülü atmosferinde devam etti

Kırmızı Halıda Sade ve Modern Bir Dokunuş

Özgü Namal, festivalin açılış gecesi için tercih ettiği kıyafetle de adından söz ettirdi. Vakko imzası taşıyan, toprak tonlarındaki askısız gece elbisesiyle kırmızı halıda yürüyen oyuncu, sade ve modern çizgileri bir araya getiren stilini, elbisesiyle uyumlu bilezik ve gerdanlıkla tamamladı.

Bu zarif tercih, yalnızca uluslararası basın mensuplarının değil, moda otoritelerinin de beğenisini topladı.

Sosyal Medyada Övgü Yağmuru

Namal’ın Cannes kırmızı halısındaki görüntüleri, açılış gecesinin hemen ardından sosyal medyada geniş yankı buldu. Kısa sürede binlerce beğeni ve yorum alan paylaşımlarda oyuncunun “sade ve zarif” tarzı övgüyle bahsedildi. Uluslararası kullanıcılar da Türk oyuncunun şıklığını ve duruşunu takdir eden mesajlar paylaştı.

79. Cannes Film Festivali’nde Yıldızlar Geçidi

12-23 Mayıs 2026 tarihleri arasında sinemaseverleri ağırlayacak olan festivalin açılış gecesinde, kırmızı halı tam anlamıyla bir yıldızlar geçidine sahne oldu.

Gecede öne çıkan diğer isimler arasında Demi Moore, Emily in Paris yıldızı Philippine Leroy-Beaulieu ve bu yılki ana jüri başkanı Güney Koreli usta yönetmen Park Chan-wook gibi dünya sinemasının dev isimleri yer aldı.

Özgü Namal’ın bu uluslararası başarısı, Türk sinemasının global arenadaki yükselişinin en somut göstergelerinden biri olarak kayıtlara geçti.

Okumaya Devam Et

Magazin

SON DAKİKA | Şarkıcı Yusuf Güney, 33 Gün Sonra Ev Hapsi Şartıyla Tahliye Edildi

Yayımlandı

üzerinde

SON DAKİKA | Şarkıcı Yusuf Güney, 33 Gün Sonra Ev Hapsi Şartıyla Tahliye Edildi

Tarih: 12 Mayıs 2026 | 12:30


Bir dijital platformdaki yayınında içerisinde yasaklı madde bulunan ‘Ayahuska Çayı’na özendirici ifadeler kullandığı gerekçesiyle 9 Nisan 2026’da tutuklanan şarkıcı Yusuf Güney için tahliye kararı çıktı. Mahkeme, Güney’in “ev hapsi” şeklinde adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakılmasına hükmetti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü soruşturma kapsamında, katıldığı bir YouTube programında içeriğinde DMT (dimetiltriptamin) maddesi bulunan ve Türkiye’de yasaklılar listesinde yer alan ‘Ayahuska Çayı’nı öven ve kullanımını teşvik eden açıklamalar yaptığı tespit edilen ünlü popçu, 9 Nisan’da çıkarıldığı nöbetçi mahkemece “uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımını özendirme” suçundan tutuklanmıştı.

Yaklaşık 33 gündür cezaevinde bulunan Yusuf Güney’in avukatlarının yaptığı itiraz üzerine dosyayı yeniden değerlendiren İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, tutukluluğun devamına gerek olmadığına karar verdi. Mahkeme, Güney’in yurt dışına çıkış yasağı ve evinin bulunduğu ikametgahı terk etmemesi şeklindeki katı adli kontrol şartlarıyla tahliye edilmesine onay verdi.

Soruşturmanın Arka Planı ve Hukuki Süreç

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ünlü isimlere yönelik yürüttüğü geniş çaplı uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan Yusuf Güney, daha önce de 18 Aralık 2025’te benzer bir operasyonla gözaltına alınmış ve yapılan testlerde uyuşturucu madde kullandığı tespit edilmişti. Bu kez ise bizzat bir dijital yayında yasaklı bir maddeyi özendirdiği iddiasıyla karşı karşıya kalan Güney, alınan son kararla birlikte yargılanmasına serbest şekilde devam edecek.

Uzmanlar, 2313 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilen bu tür suçlarda yargı sürecinin devam ettiğini, ev hapsi kararının bir beraat anlamına gelmediğini, sanığın ilerleyen duruşmalarda hapis cezası alma ihtimalinin sürdüğünü vurguluyor.

Okumaya Devam Et

Magazin

Tülay Özer Hayatını Kaybetti: “İkimiz Bir Fidanız” Sessizliğe Büründü

Yayımlandı

üzerinde

Tülay Özer Hayatını Kaybetti: “İkimiz Bir Fidanız” Sessizliğe Büründü

Yayın Tarihi 1 Mayıs 2026, 12:45
Son Güncelleme 1 Mayıs 2026, 13:15

Türk pop ve arabesk müziğinin 1970’li yıllara damga vuran güçlü sesi, usta yorumcu Tülay Özer, uzun süredir mücadele ettiği sağlık sorunlarına yenik düşerek 1 Mayıs 2026 sabahı hayata veda etti. Acı haberi, sanatçının yakın dostu ve müzik yapımcısı Hakan Eren sosyal medya hesabından duyurdu. Eren, yaptığı paylaşımda “Sabah sabah kötü haber almak… Canım Tülay Özer ablamı kaybettik. Mekanı cennet olsun. Ne çok konser yaptık, ne anılarımız geride kaldı” ifadelerini kullandı.

Uzun süredir böbrek yetmezliği tedavisi gören ve haftada 3 gün diyalize giren 79 yaşındaki sanatçının ölüm nedeni olarak doğal sebepler ve organ yetmezliği gösteriliyor. Sanatçının vefatı, başta kardeşi Zerrin Özer olmak üzere tüm müzik camiasını ve sevenlerini yasa boğdu. Aileden yapılan kısa açıklamada, “Canımız, kıymetlimiz Tülay Özer’i kaybetmenin tarifsiz acısını yaşıyoruz. Başımız sağ olsun” denildi ve cenaze detaylarının daha sonra paylaşılacağı belirtildi.

Tülay Özer, 10 Aralık 1946’da Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde dört kız kardeşin en büyüğü olarak dünyaya geldi. Asıl mesleği muhasebecilik olan sanatçının hayatı, müziğe duyduğu tutkuyla tamamen değişti. Profesyonel müzik kariyerine 1972 yılında adım atan Özer, 1974’te yayımladığı “Gel Artık / Niye Çattın Kaşlarını” adlı ilk 45’liğiyle dikkatleri üzerine çekti.

Asıl çıkışını ise 1975 yılında Kent Plak etiketiyle piyasaya sürdüğü “İkimiz Bir Fidanız / Son Ümit” plağıyla yakaladı. Hakkı Bulut bestesi olan ve “İkimiz Bir Fidanın Güller Açan Dalıyız” sözleriyle hafızalara kazınan bu eser, Tülay Özer’e İzmir Fuarı’nda Altın Plak Ödülü kazandırdı. 1970’lerin sonuna doğru yine bir Sezen Aksu bestesi olan “Büklüm Büklüm” plağını yayımlayan sanatçı, bu şarkıyla listelerin zirvesine oturdu ve eser, yıllar sonra kardeşi Zerrin Özer tarafından da yorumlanarak tekrar gündeme geldi.

Sanatçı, “Falcı”, “Deli Gibi Sevdim”, “Yalvarırım”, “Kalbime Sana Vermiştim” ve “Deli Etme Beni Aşk” gibi unutulmaz eserleri de Türk müzik tarihine armağan etti. Özellikle pop folk ve arabesk arasında kurduğu köprüyle, Esin Engin aranjörlüğünde Anadolu pop akımının önemli temsilcilerinden biri oldu.

Tülay Özer, kendisi gibi dev bir yorumcu olan kız kardeşi Zerrin Özer’in müzik piyasasına girişinde en büyük destekçisi olmuş, aralarında bir rekabet olmadığını her fırsatta vurgulamıştı. Sanatçının son stüdyo çalışması ise 2010 yılında, kardeşi Zerrin Özer’in süpervizörlüğünde gerçekleştirilen Her Devrin Devleri albümünde Kıraç ile seslendirdiği “Kolay Vazgeçmeyi Öğrendim” düeti oldu.

Sanatçının ölümü, müzik dünyasında derin bir üzüntü yarattı. Sevenleri ve meslektaşları, sosyal medya hesaplarından Tülay Özer’in unutulmaz şarkılarını paylaşarak veda etti. Usta sanatçı, geride “İkimiz Bir Fidanız” ve “Büklüm Büklüm” gibi zamansız eserlerden oluşan zengin bir miras bıraktı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar