Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin AK Parti’den yeni mesaj: Gül Meclis’i ve yeni Anayasa sürecini işaret etti
Tarih ve saat: 15 Eylül 2026, 17:59
Okuma süresi: 8 dakika
Kategori: Politika / Gündem
FatihDoğanMedya Haber Merkezi

Türkiye’nin 2028 seçimlerine doğru ilerlediği süreçte en çok tartışılması beklenen başlıklardan biri olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı konusunda AK Parti’den dikkat çeken bir açıklama geldi. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Sakarya’daki temasları sırasında Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olmasının önünde hukuki ve anayasal bir engel bulunmadığını savundu. Gül’ün açıklamasında hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin alabileceği bir karar hem de yeni anayasa hedefi öne çıktı.
Açıklama, Erdoğan’ın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden aday olup olamayacağına ilişkin uzun süredir devam eden hukuki ve siyasi tartışmaları yeniden gündemin merkezine taşıdı. Mevcut Anayasa’nın 101. maddesi bir kişinin en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebileceğini düzenlerken, 116. madde ikinci dönem devam ederken TBMM’nin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi durumunda cumhurbaşkanına bir kez daha aday olabilme imkânı tanıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde tartışmanın yalnızca “aday olabilir mi?” sorusu etrafında değil, seçimin hangi tarihte ve hangi hukuki yöntemle yapılacağı üzerinden de ilerlemesi bekleniyor
Abdulhamit Gül açıklamayı Sakarya’da yaptı
AK Parti Grup Başkanvekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül, 15 Eylül 2026 tarihinde “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” kapsamında Sakarya’da düzenlenen programlara katıldı. Kentte parti teşkilatı, yerel yöneticiler ve basın mensuplarıyla bir araya gelen Gül, gündeme ilişkin değerlendirmelerinin yanı sıra Erdoğan’ın gelecekteki cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda da konuştu. Gül’ün AK Parti Grup Başkanvekilliği görevi TBMM’nin güncel kayıtlarında da yer alıyor.
Gül, Erdoğan’ın yeniden adaylığı konusunda, “Yeniden aday olmasının önünde hukuki ve anayasal engel bulunmadığını” ifade etti. AK Partili siyasetçi ayrıca Meclis’in alacağı bir kararla Erdoğan’ın yeniden adaylığının önünün açılabileceği görüşünü dile getirirken, Türkiye’nin yeni ve sivil bir anayasaya ihtiyaç duyduğu yönündeki parti görüşünü de yineledi.
Gül’ün sözleri, Erdoğan’ın 2028’de yapılması öngörülen cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden aday gösterilmesine ilişkin tartışmaların önümüzdeki dönemde TBMM gündemiyle daha güçlü biçimde bağlantılı hale gelebileceğine işaret ediyor. Ancak henüz seçimlerin yenilenmesine ilişkin alınmış bir Meclis kararı ya da Erdoğan’ın bir sonraki seçim için kesinleşmiş resmi adaylığı bulunmuyor.
Tartışmanın merkezinde Anayasa’nın 101. maddesi var
Erdoğan’ın yeniden adaylığı tartışmasının hukuki başlangıç noktasını Anayasa’nın 101. maddesi oluşturuyor.
Söz konusu maddede cumhurbaşkanının görev süresinin beş yıl olduğu ve “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” hükmü yer alıyor. Bu hüküm, normal seçim takviminin işlemesi halinde Erdoğan’ın bir sonraki seçimde adaylığı konusunda yürütülen hukuki tartışmanın temelini oluşturuyor.
Recep Tayyip Erdoğan, 2018’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yürürlüğe girmesinin ardından yapılan seçimde cumhurbaşkanı seçilmiş, 2023 seçimlerinde de yeniden aday olmuştu. Yüksek Seçim Kurulu 2023 yılında Erdoğan’ın adaylık başvurusunu kabul etmiş ve kesin aday listesinde adına yer vermişti.
28 Mayıs 2023’te yapılan ikinci turda Erdoğan, YSK’nın Türkiye geneli kesin sonuçlarına göre 27 milyon 834 bin 589 oyla yüzde 52,18 oy oranına ulaşarak yeniden cumhurbaşkanı seçildi. Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 47,82 oy aldı
Dolayısıyla yeni tartışma, mevcut dönemin ardından Erdoğan’ın hangi hukuki zeminde tekrar aday gösterilebileceği sorusuna odaklanıyor.
Anayasa’nın 116. maddesi üçüncü adaylık için ne söylüyor?
Mevcut Anayasa’da bu tartışma açısından kritik öneme sahip ikinci hüküm ise 116. madde.
Anayasa’nın “Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesi” başlıklı 116. maddesine göre TBMM, üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebiliyor. 600 üyeli Meclis açısından bu sayı 360 milletvekiline karşılık geliyor.
Aynı maddede kritik bir istisna da açık biçimde düzenleniyor:
Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde cumhurbaşkanı bir kez daha aday olabiliyo
Bu hüküm nedeniyle seçim tarihinin ve seçimleri yenileme kararını hangi makamın aldığı konusunun hukuki bakımdan belirleyici olması bekleniyor.
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. Anayasa’nın 116. maddesi hem TBMM’ye hem de cumhurbaşkanına seçimleri yenileme yetkisi veriyor. Ancak ikinci dönemindeki cumhurbaşkanının bir kez daha aday olmasına ilişkin istisna, madde metninde özellikle Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi şartına bağlanıyor.
Bu nedenle Erdoğan’ın yeniden adaylığı bakımından gündeme gelebilecek anayasal yollardan biri, TBMM’nin gerekli çoğunluğu sağlayarak seçimlerin yenilenmesi yönünde karar alması.
360 milletvekili neden kritik?
TBMM’nin seçimleri yenileme kararı alabilmesi için Anayasa gereği milletvekili tam sayısının beşte üçünün desteği gerekiyor. Meclis 600 milletvekilinden oluştuğu için gereken eşik 360 oy.
Dolayısıyla herhangi bir siyasi partinin veya ittifakın sandalye sayısı tek başına bu çoğunluğu karşılamıyorsa farklı siyasi gruplardan destek sağlanması gerekiyor.
Bu tablo, Erdoğan’ın yeniden adaylığının yalnızca AK Parti’nin siyasi tercihiyle sonuçlandırılabilecek bir mesele olmaktan çıkıp Meclis aritmetiğini de doğrudan ilgilendiren bir konu haline gelmesine neden oluyor.
Gül’ün Sakarya’daki konuşmasında Meclis’in alacağı karara yönelik yaptığı vurgu da bu açıdan önem taşıyor. Bununla birlikte açıklamanın, TBMM’ye sunulmuş somut bir seçimlerin yenilenmesi teklifinin ilanı anlamına gelmediğini belirtmek gerekiyor. Gül’ün sözleri mevcut aşamada siyasi bir değerlendirme niteliğinde.
Yeni Anayasa vurgusu yeniden gündemde
Gül’ün açıklamasının ikinci önemli boyutunu ise “yeni anayasa” mesajı oluşturdu.
AK Parti uzun süredir Türkiye’nin tamamen sivil bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu savunuyor. Gül de Sakarya’daki açıklamasında bu yaklaşımı tekrar dile getirerek yeni anayasa hedefini Erdoğan’ın gelecekteki adaylığına ilişkin değerlendirmeleriyle aynı konuşma içerisinde gündeme getirdi
Ancak “yeni anayasa” başlığı ile Anayasa’nın mevcut 116. maddesindeki seçimleri yenileme yöntemi hukuken aynı süreç değil.
TBMM’nin seçimleri yenilemesi, mevcut Anayasa’nın doğrudan verdiği bir yetki. Yeni anayasa veya kapsamlı bir anayasa değişikliği ise farklı ve daha kapsamlı bir parlamento sürecini gerektiriyor.
Anayasa’nın 175. maddesine göre bir anayasa değişikliği teklifinin Meclis’e sunulabilmesi için TBMM üye tam sayısının en az üçte birinin imzası gerekiyor. Teklifin kabul edilebilmesi için ise en az beşte üç çoğunluk, yani 600 üyeli Meclis’te en az 360 oy gerekiyor. Oy sayısına ve sürecin devamındaki kararlara göre halkoylaması da gündeme gelebiliyor
Dolayısıyla yeni anayasa hedefinin hayata geçirilmesi de geniş bir parlamenter uzlaşma gerektiren ayrı bir siyasi ve hukuki süreç olacak.
Erdoğan 2023’te yeniden aday olmuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylığı 2023 seçimleri öncesinde de siyasi partiler ve hukukçular arasında yoğun biçimde tartışılmıştı.
Erdoğan’ın adaylığına karşı yapılan itirazlara rağmen Yüksek Seçim Kurulu adaylık başvurusunu kabul etti. YSK’nın 24 Mart 2023 tarihli kararında Recep Tayyip Erdoğan ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylık başvurularının kabulüne karar verildi. Daha sonra açıklanan kesin aday listesinde Erdoğan’ın adı da yer aldı.
2023 seçimlerinin ikinci turunun ardından Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlayan mevcut görev döneminin normal takvim çerçevesinde 2028’de sona ermesi öngörülüyor. Anayasa’nın 77. maddesi TBMM ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin beş yılda bir ve aynı gün yapılmasını öngörüyor
Bu nedenle 2028’e doğru yaklaşıldıkça seçim tarihinin değiştirilip değiştirilmeyeceği, TBMM’nin seçimlerin yenilenmesi kararı alıp almayacağı ve yeni anayasa çalışmalarının hangi aşamaya ulaşacağı siyasi gündemin önemli başlıkları arasında olacak.
“Erken seçim” mi, “seçimlerin yenilenmesi” mi?
Kamuoyundaki tartışmalarda sıklıkla “erken seçim” ifadesi kullanılsa da Anayasa’nın kullandığı hukuki kavram “seçimlerin yenilenmesi”.
Bu ayrım Erdoğan’ın olası adaylığı bakımından da önem taşıyor. Çünkü 116. maddede yer alan istisna doğrudan seçimlerin TBMM tarafından yenilenmesine bağlanmış durumda.
Seçimlerin normal tarihten belirli bir süre önce yapılması yönünde Meclis kararı alınması halinde, bunun Erdoğan’ın yeniden adaylığını mümkün kılan 116. madde kapsamında değerlendirilmesi gündeme gelebilecek.
Nitekim Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum da Haziran 2026’da 2028 seçimlerinin tarihine ilişkin tartışmalarda 16 Nisan 2028 tarihini gündeme getirmiş ve böyle bir takvimi “erken seçim” yerine zamanında ancak öne alınmış seçim şeklinde nitelendirmişti. Bu yaklaşım da iktidar çevrelerinde seçim tarihinin belirlenmesine ilişkin farklı formüllerin bir süredir tartışıldığını gösteriyor. �
Sözcü
Bununla birlikte nihai takvim konusunda alınmış ve yürürlüğe girmiş bir karar bulunmadığı sürece bu değerlendirmeler siyasi öneri niteliğinde kalıyor.
Erdoğan’ın yeniden adaylığı konusunda bundan sonraki sürecin birkaç ayrı siyasi ve hukuki gelişmeye bağlı olması bekleniyor.
En önemli başlıklardan biri, TBMM’de seçimlerin yenilenmesine ilişkin bir iradenin oluşup oluşmayacağı. Böyle bir teklif gündeme geldiğinde 360 milletvekili desteğinin sağlanıp sağlanamayacağı belirleyici olacak.
İkinci başlık yeni anayasa çalışmaları. AK Parti’nin yeni ve sivil anayasa çağrısının diğer siyasi partilerden nasıl karşılık bulacağı, olası bir anayasa metninde cumhurbaşkanlığı görev süresi ve adaylık şartlarına ilişkin düzenlemelerin yer alıp almayacağı henüz netleşmiş değil.
Üçüncü başlık ise seçim takvimi. Normal seçim tarihinden önce alınabilecek bir seçimlerin yenilenmesi kararı, yalnızca seçim tarihini değil, Erdoğan’ın adaylığına ilişkin anayasal değerlendirmeyi de doğrudan etkileyecek.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapılacak siyasi açıklamalarda “erken seçim”, “seçimlerin yenilenmesi”, “yeni anayasa” ve “cumhurbaşkanlığı adaylığı” kavramlarının birlikte gündeme gelmesi bekleniyor.
Gül’ün açıklaması ne anlama geliyor?
Abdulhamit Gül’ün Sakarya’daki sözleri, AK Parti içinde Erdoğan’ın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden aday olması yönündeki siyasi iradenin devam ettiğini gösteren yeni bir açıklama olarak kayda geçti.
Ancak mevcut aşamada Erdoğan’ın 2028 için kesinleşmiş resmi bir adaylığı bulunmuyor. Gül’ün “engel yok” değerlendirmesi de siyasi ve hukuki bir görüş niteliğinde. Nihai süreç; seçimin tarihi, TBMM’nin olası seçimleri yenileme kararı, yürürlükteki anayasal hükümler ve yeni anayasa çalışmalarında atılabilecek adımlara göre şekillenecek.
Mevcut Anayasa açısından en somut hüküm ise 116. maddede bulunuyor: Cumhurbaşkanının ikinci döneminde TBMM seçimleri yenilerse, cumhurbaşkanı bir kez daha aday olabiliyor. Bu nedenle 2028’e uzanan siyasi takvimde gözlerin önemli ölçüde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olması bekleniyor.












