Ayasofya’nın Altındaki Yer Altı Ağı Gündemde: Tüneller Ziyarete Açılabilir
Tarih ve Saat: 17 Eylül 2026, 11:59
Okuma Süresi: 7 dakika
AA

İstanbul’un en önemli tarihî yapılarından Ayasofya’nın yalnızca kubbesi, mozaikleri ve görkemli iç mekânı değil, yerin altında kalan bölümleri de kapsamlı bir çalışmanın konusu haline geldi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya’nın altında geniş bir yer altı geçitleri, galeriler ve tüneller sistemi bulunduğunu, bazı bölümlerin yaklaşık 9 kilometreye kadar uzandığından söz edildiğini açıkladı. Ancak tünel ağının tamamının bugün erişilebilir durumda olmadığı, bazı noktalarda çökmeler ve geçişi engelleyen bölümler bulunduğu belirtildi.
Ayasofya’da devam eden restorasyon çalışmalarıyla birlikte yapının ziyaretçiler tarafından görülmeyen bölümlerinde de temizlik, belgeleme ve güçlendirme faaliyetleri yürütülüyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından güvenliği sağlanan bazı yer altı bölümlerinin ziyaretçilere açılması da değerlendirilecek.

Bakan Ersoy: Yaklaşık 9 kilometreye kadar uzanan bölümlerden söz ediliyor
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kahramanmaraş’ta gazetecilerle gerçekleştirdiği buluşmada Ayasofya’daki restorasyon sürecine ilişkin bilgiler verdi.
Ersoy, yapının altında oldukça geniş bir yer altı sistemi bulunduğunu belirterek galeriler, geçitler ve tünellerin bazı bölümlerinin yaklaşık 9 kilometreye kadar uzandığından söz edildiğini ifade etti. Bununla birlikte bazı noktalardaki çökmelerin ilerlemeyi ve geçişi engellediğini söyledi.
Bu noktada “9 kilometre” bilgisinin, tamamı ölçülmüş ve bugün baştan sona erişilebilir tek bir tünel hattı şeklinde değerlendirilmemesi gerekiyor. Ersoy’un açıklamasında bu uzunluk, “yaklaşık 9 kilometreye kadar uzanan bölümlerden söz ediliyor” şeklinde ifade edildi. Bakanlığın 27 Şubat 2026 tarihli resmi açıklamasında ise Batı Bahçe’de yüzlerce metre uzunluğundaki 7 tünel hattının belgelendiği bilgisi kamuoyuyla paylaşılmıştı.

Tünellerde temizlik ve restorasyon sürüyor
Yer altında yürütülen çalışmalarda öncelikli hedef, tarihi bölümlere kontrolsüz şekilde müdahale etmek değil; mevcut yapıların belgelenmesi, temizlenmesi ve statik açıdan güvenli hale getirilmesi.
Ersoy’un son açıklamasına göre erişilebilen noktalarda çamur ve balçığın uzaklaştırılması, nem seviyesinin kontrol altına alınması ve yapısal güvenliğin sağlanması için çalışmalar devam ediyor. Çökme görülen veya geçişin mümkün olmadığı alanlarda ise araştırmalar güvenlik koşulları dikkate alınarak yürütülüyor.
Ayasofya’nın altında yer alan yapıların incelenmesi aslında yeni başlayan bir süreç değil. Bakanlık tarafından Şubat 2026’da yapılan açıklamada Batı Bahçe ve kuzey cephedeki Vezir Bahçe bölgelerinde bilimsel yöntemler ve uzman ekiplerle araştırma yapıldığı bildirilmişti.

Batı Bahçe’de 7 tünel hattı belgelendi
Resmi verilere göre Batı Bahçe’de “Mekân 1”, “Mekân 2” ve “Mekân 3” olarak adlandırılan alanlarla bunlara bağlı tüneller üzerinde temizlik ve belgeleme çalışmaları yürütüldü.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Şubat ayında yaptığı açıklamada söz konusu alanlara bağlı yüzlerce metre uzunluğunda 7 tünel hattının belgelendiğini duyurmuştu.
Çalışmalar sırasında yer altındaki bölümlerden oldukça yüksek miktarda dolgu malzemesi de çıkarıldı. Bakanlığın açıkladığı verilere göre yalnızca tünel hatlarından o tarihe kadar 1.068 ton toprak dolgu tahliye edildi.
“Mekân 1” olarak adlandırılan bölümde 31 Ocak-10 Mart 2025 tarihleri arasında yaklaşık 112 ton dolgu toprak çıkarıldı. “Mekân 2”de 12 Mart 2025’te başlayan çalışmalarda yaklaşık 522 ton dolgu tahliye edilirken, “Mekân 3”te yürütülen çalışmaların ilk döneminde 32 ton dolgu temizlendiği açıklandı.
Bu rakamlar, Ayasofya’nın yer altında kalan bölümlerindeki çalışmaların yalnızca yüzeysel bir incelemeden ibaret olmadığını gösteriyor. Temizlik faaliyetleri aynı zamanda daha önce dolgu nedeniyle erişilemeyen tarihi yapıların belgelenmesine imkân sağlıyor.

Yer altı mezar yapısında da çalışma yapıldı
Araştırmalar yalnızca tünellerle sınırlı değil. Ayasofya’nın kuzey cephesindeki Vezir Bahçe’de “hipoje” olarak tanımlanan yer altı mezar yapısı üzerinde de çalışma yürütüldü.
Bakanlığın paylaştığı bilgilere göre buradaki temizlik faaliyetleri 2 Haziran-13 Ağustos 2025 tarihleri arasında gerçekleştirildi ve bölgeden 102 ton dolgu toprak çıkarıldı.
İncelemelerde ana bir koridor ile koridorun iki yanında bulunan simetrik mezar odaları belirlendi. Bakanlık, gerek tüneller gerekse hipoje alanındaki çalışmaların Bilim Heyeti onayıyla, belgeleme ve statik güvenlik önlemleri eşliğinde sürdürüldüğünü bildirdi.
Tüneller ziyarete açılacak mı?
Ayasofya’nın yer altı bölümleriyle ilgili en çok merak edilen konulardan biri, tünel ve galerilerin ilerleyen dönemde ziyaretçilere açılıp açılmayacağı.
Bakan Ersoy’un açıklamasına göre bu konuda henüz kesinleşmiş bir açılış takvimi bulunmuyor. Öncelik, mevcut alanların temizlenmesi, restorasyonun tamamlanması, yapısal güvenliğin sağlanması ve bilimsel incelemelerin sonuçlandırılması.
Bu çalışmaların ardından güvenli ve ziyaretçi kullanımına uygun olduğu değerlendirilen bölümlerin ziyarete açılması gündeme gelebilecek. Ersoy, şartların uygun hale gelmesi halinde Ayasofya’nın bugün ziyaretçilerin göremediği tarihi katmanlarının da erişilebilir olabileceğini belirtti.
Dolayısıyla tünellerin kısa süre içinde tamamının ziyarete açılacağı yönünde kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. Sürecin bilimsel incelemeler, restorasyon sonuçları ve güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda ilerlemesi bekleniyor.
Ana kubbede kapsamlı güçlendirme
Yer altındaki çalışmalar, Ayasofya’da yürütülen çok daha geniş kapsamlı restorasyon programının bir bölümünü oluşturuyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde yürütülen çalışmaları Cumhuriyet tarihinin yapıdaki en kapsamlı koruma, restorasyon ve güçlendirme uygulaması olarak tanımlıyor.
Daha önce türbeler, Sıbyan Mektebi, Muvakkithane ve galeri katındaki çalışmaların tamamlandığı; kuzeydoğu minaresinde ise statik güçlendirmenin gerçekleştirildiği açıklandı.
Restorasyon programının en önemli aşamalarından biri bugün ana kubbede yürütülüyor. Burada yapısal güçlendirme ile birlikte tarihi mozaiklerin korunmasına yönelik konservasyon çalışmaları devam ediyor.
Ana kubbeyi dış etkenlerden korumak ve çalışmaların güvenli şekilde yapılmasını sağlamak için geçici çelik çatı ve koruyucu örtü sistemi oluşturuldu. İç mekânda kurulan özel platform sayesinde de kubbedeki çalışmalar ibadet ve ziyaret devam ederken yürütülebiliyor.
Doğu yarım kubbede de güçlendirme yapılacak
Ayasofya üzerinde gerçekleştirilen modelleme ve statik incelemelerin ardından doğu yarım kubbede de güçlendirme ihtiyacı bulunduğu belirlendi.
Bu bölümde taşıyıcı sistem üzerinde yapılacak müdahalelerin yanı sıra mozaikler, kalem işleri ve mermer yüzeyler için konservasyon uygulamalarına geçilmesi planlanıyor.
Restorasyon çalışmalarının Bilim Heyeti ile ilgili koruma kurullarının kararları doğrultusunda yürütüldüğü, müdahalelerde yapının özgün malzemelerinin ve farklı tarihî dönemlerden kalan katmanlarının korunmasının esas alındığı bildirildi.
Radar ve lazer taramalarıyla görünmeyen sorunlar araştırılacak
Ayasofya’nın ana kubbesindeki çalışmalarda geleneksel restorasyon yöntemlerinin yanında yeni teknolojilerden de yararlanılması planlanıyor.
Bakan Ersoy’un verdiği bilgilere göre kubbenin kontrollü şekilde açılması sırasında radar ve lazer taramalarının gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Böylece yüzeyden görülmesi mümkün olmayan çatlakların, boşlukların ve diğer yapısal sorunların daha ayrıntılı biçimde belirlenmesi amaçlanıyor.
Elde edilecek veriler doğrultusunda gerekli güçlendirme yöntemlerinin belirlenmesi ve müdahalelerin buna göre uygulanması planlanıyor.
Ayasofya’nın dış görünümü için hedef 2027 sonu
Ayasofya’daki kapsamlı restorasyon nedeniyle yapının çeşitli noktalarında iskeleler ve koruma sistemleri bulunuyor. Bakan Ersoy, ana kubbedeki çalışmalar için en az bir yıllık yoğun bir süreç öngörüldüğünü belirtti.
Cephe çalışmalarında ise birden fazla noktada aynı anda çalışma yapılabildiği için sürecin daha hızlı ilerleyebildiğini söyledi.
Mevcut planlamaya göre 2027 yılı sona ermeden Ayasofya’nın dış görünümünün büyük ölçüde eski haline dönmesi, iskelelerin önemli bölümünün kaldırılması ve cephe çalışmalarının büyük oranda tamamlanması hedefleniyor. Bununla birlikte yapının alt katları ve ziyaretçilerin göremediği bölümlerindeki çalışmaların daha uzun süre devam edebileceği belirtiliyor.
Ayasofya’nın görünmeyen tarihi araştırılıyor
Yaklaşık 1.500 yıllık Ayasofya’nın farklı dönemlerde geçirdiği değişimler, yapının yalnızca bugün görülebilen mimarisinde değil, yer altında bulunan mekanlarında da izler bırakmış durumda.
Son dönemde yürütülen çalışmaların önemli yönlerinden biri de bu alanların söylenti ve şehir efsanelerinden ayrılarak bilimsel yöntemlerle belgelenmesi.
Şubat ayında kamuoyuna açıklanan yüzlerce metre uzunluğundaki 7 tünel hattı, yer altı mezar yapısı ve yüzlerce ton dolgunun tahliye edildiği mekânlar, Ayasofya’nın görünmeyen bölümlerine ilişkin somut biçimde belgelenen alanlar arasında bulunuyor.
Ersoy’un 17 Eylül’deki açıklamasında dile getirdiği “yaklaşık 9 kilometreye kadar uzanan bölümler” ise tünel ağının bilinen ve erişilebilen alanlardan daha geniş olabileceğine ilişkin yeni bir ayrıntı oluşturuyor. Bazı kısımlarda çökmeler bulunması nedeniyle sistemin tamamının araştırılması ve güvenli hale getirilmesi için çalışmaların sürmesi gerekiyor.
Bundan sonraki süreçte öncelikle yer altındaki temizleme, belgeleme, nem kontrolü ve güçlendirme çalışmalarının tamamlanması bekleniyor. Güvenlik ve koruma şartlarının sağlandığı alanlar için ise ziyaretçi erişimi seçeneği değerlendirilecek.










