Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

HİNDİSTAN’DA DEHŞETE DÜŞÜREN OLAY: CAHİL KÖYLÜ, KIZ KARDEŞİNİN İSKELETİNİ MEZARDAN ÇIKARIP BANKAYA GÖTÜRDÜ!

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

HİNDİSTAN’DA DEHŞETE DÜŞÜREN OLAY: CAHİL KÖYLÜ, KIZ KARDEŞİNİN İSKELETİNİ MEZARDAN ÇIKARIP BANKAYA GÖTÜRDÜ!

TARİH: 29 Nisan 2026, Salı
SAAT: 00:30

Odisha eyaletinde okuma yazması olmayan bir çiftçi, ölen kız kardeşinin hesabındaki 20 bin rupi (yaklaşık 211 dolar) için bürokrasiye isyan etti. Banka görevlilerinin “hesap sahibini getirin” dayatması üzerine 50 yaşındaki adam, kardeşinin cesedini mezardan çıkararak banka şubesine geldi. O anlar kameralara yansıdı.

Hindistan’ın Odisha eyaleti, insanlık tarihine geçecek bir olaya sahne oldu. Keonjhar bölgesindeki Dianali köyünde yaşayan 50 yaşındaki Jitu Munda isimli okuma yazma bilmeyen bir çiftçi, yaklaşık 2 ay önce ölen kız kardeşi Kalra Munda’nın (56) banka hesabındaki parayı çekmek için akılalmaz bir yola başvurdu.

Banka görevlilerinin “hesap sahibi bizzat gelmeden işlem yapamayız” sözleriyle çılgına dönen Munda, kardeşinin mezarını kazdı. Kefen bezine sardığı çürümüş iskelet kalıntılarını sırtlayıp kilometrelerce yürüyerek banka şubesine getirdi. Korkunç anlar bir vatandaş tarafından saniye saniye kaydedildi ve sosyal medyada viral oldu.

“SİZ İSTEDİNİZ, İŞTE GETİRDİM!”

Olay, 27 Nisan 2026 Pazartesi günü yerel saatle öğle saatlerinde, Odisha Grameen Bank’ın Maliposi şubesinde yaşandı. Görgü tanıklarının ifadesine göre, üstsüz ve yalın ayak bir şekilde banka şubesine gelen Jitu Munda, elindeki kefen bezine sarılı kalıntıları bankanın kapısının önüne bıraktı.

“Birçok kez bankaya geldim. Onlara kız kardeşimin öldüğünü söylememe rağmen, hesap sahibini getirmezsem paramı vermeyeceklerini söylediler. Ben de çaresizlikten mezarı kazdım ve iskeletini ölümünün kanıtı olarak getirdim” diyen Munda’nın bu sözleri Hint basınında geniş yankı buldu.

BANKA NE DEDİ? BÜROKRASİ ZAFERİ Mİ, İNSANLIK AYIBI MI?

Yaşananların ardından açıklama yapmak zorunda kalan banka yetkilileri ise suçlamaları reddetti. Odisha Grameen Bank, yaptığı yazılı açıklamada, “Banka yetkilileri, ölen bir müşterinin fiziksel varlığını talep etmedi. Sadece yasal prosedür gereği ölüm belgesi ve varislik belgesi gibi geçerli evraklar istendi” ifadelerini kullandı.

Banka, Jitu Munda’nın şubeye alkollü geldiğini ve çalışanlara karşı agresif tavırlar sergilediğini iddia etti. Ancak yerel polis müfettişi Kiran Prasad Sahu ise bambaşka bir gerçeğe parmak bastı: “Jitu okuma yazma bilmeyen, cahil bir kabile mensubu. Yasal varisin ya da adayın ne demek olduğunu bilmiyor. Banka görevlileri ona ölen bir kişinin hesabından para çekme prosedürünü anlatmakta başarısız oldu.”

ÖLEN KARDEŞİN TEK VARİSİYDİ, PARASI 211 DOLARDI

Kalra Munda’nın trajik hikayesi de olayın boyutunu gözler önüne serdi. Eşini ve tek çocuğunu yıllar önce kaybeden Kalra, hayvancılıkla uğraşıyor ve sattığı hayvanlardan kazandığı parayı bankaya yatırıyordu. 26 Ocak 2026’da hayatını kaybeden kadının hesabında sadece 20 bin rupi (yaklaşık 211 dolar) birikmişti. Kalra’nın dünyada kalan tek akrabası ise kardeşi Jitu Munda’ydı.

HÜKÜMET OLAYI KINADI, YARDIM SÖZÜ VERİLDİ

Görüntülerin ülke gündemine oturmasının ardından Odisha eyalet hükümeti harekete geçti. Odisha Gelir ve Afet Yönetimi Bakanı Suresh Pujari, yaşananlarla ilgili olarak “insani yaklaşımın eksikliğine” vurgu yaptı ve sorumluların cezalandırılacağını söyledi: “Ölüm belgesi banka görevlileri için yeterli olmadı; adam mezar kazıp iskelet çıkarmak zorunda kaldı. Bu olayda insani bir yaklaşım yok.”

Polis olay yerine intikal ederek, Jitu Munda’yı sakinleştirdi ve kız kardeşinin cenazesinin uygun bir şekilde yeniden defnedilmesini sağladı. Ayrıca yetkililer, Munda’nın parayı yasal yollardan alabilmesi için gerekli evrakların çıkarılmasına yardımcı olacaklarını açıkladı. Hint Kızılhaç’ı da aileye 20 bin rupi acil yardım yapılacağını duyurdu.

SİSTEMİN ÇARESİZLİĞİ: BİR UCUBE OLAY MI, YOKSA DERİN BİR YARANIN İFŞASI MI?

Yaşanan bu tüyler ürperten olay, Hindistan’daki kırsal bankacılık sisteminin ve bürokrasinin ne kadar katı ve halktan kopuk olduğunu bir kez daha tartışmaya açtı. Özellikle okuma yazma bilmeyen milyonlarca insan, en temel bankacılık işlemlerini dahi yapamaz halde. Muhalefetteki Biju Janata Dal (BJD) partisi, konuyu Hindistan parlamentosuna taşıyarak Maliye Bakanı’ndan kırsal kesim için acil reform talep etti.

Hindistan basınına konuşan yerel yönetici Uma Shankar Dalai, durumun vahametini özetledi: “Bu bir kabile mensubu, prosedürlerden haberi yoktu. Hayal kırıklığı içinde bunu yaptı. Banka teknik olarak doğru prosedürü izlese de, buradaki insani gerçeklik çok daha karmaşık.”

Şu an paranın akıbeti kadar, Jitu Munda’ya bir dava açılıp açılmayacağı da belirsizliğini koruyor. Ancak ülke genelinde sosyal medya kullanıcıları, yaşananlardan banka bürokrasisini sorumlu tutuyor ve “#JusticeForJituMunda” etiketiyle kampanya başlatmış durumda. Bu olay, belki de dünyaya, bir insanı evrak işleri için değil, insan olduğu için anlamanın önemini bir kez daha hatırlattı.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı

Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 23:20
 Okuma Süresi: 3 dakika

ANKA

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilere yeniden eğitim hakkı tanıyan “öğrenci affı” düzenlemesi kabul edildi. Yükseköğretim Kanunu’nda değişiklik öngören teklifin 15’inci maddesi, yoğun tartışmaların ardından Meclis’ten geçti. Peki bu düzenleme kimleri kapsıyor, hangi eleştiriler gündeme geldi? İşte detaylar…

Düzenleme Kimleri Kapsıyor?

Kabul edilen maddeyle birlikte, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na geçici bir madde ekleniyor. Buna göre:

· Yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekteyken ilişiği kesilenler,
· Kayıt hakkı kazandığı halde çeşitli nedenlerle kayıt yaptıramayan öğrenciler,

yükseköğrenimlerine devam etme hakkına kavuşacak.

Ayrıca, daha önce farklı bir öğrenim düzeyinde (ön lisans, lisans, yüksek lisans veya doktora) bu kapsamda haklardan yararlanmış olmak, başka bir düzeyde aynı maddeden faydalanmaya engel teşkil etmeyecek.

Komisyon Sürecine Eleştiriler: “Sadece YÖK Vardı”

Teklifin görüşmeleri sırasında muhalefetten düzenlemeye yönelik sert eleştiriler geldi. Yeni Yol Grubu adına söz alan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, öğrenci affının aylardır beklendiğini ancak sürecin aceleye getirildiğini belirtti.

Çalışkan, komisyon görüşmelerinin kesintisiz şekilde bir gecede tamamlandığını hatırlatarak şu eleştirileri sıraladı:

“Komisyon kesintisiz, bir gece sabaha kadar görüştü, on beş saatlik müzakere sonucunda bir yasa çıktı. Kanunun hazırlanma sürecinde sendikalar, sivil toplum örgütleri, alanında uzmanlar yok. Kim var? Sadece YÖK var; o da zaten taraf.”

Çalışkan, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından çok az sayıda öğrenci dışında kimsenin memnun olmayacağını savundu.

“Üniversiteler İşsiz Üreten Fabrika Haline Geldi”

Eğitim politikalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Çalışkan, 12 yıllık zorunlu eğitimin mesleki eğitime zarar verdiğini öne sürdü. 28 Şubat sürecinde eğitimin 8 yıla çıkarıldığını hatırlatan Çalışkan, mevcut uygulamayı “28 Şubat’a level atlattınız” sözleriyle eleştirdi.

İstihdam sorununa da dikkat çeken Çalışkan, bazı fakültelerin mezunlarına iş olanağı sağlayamadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Üniversiteler artık işsiz üreten fabrika haline geldi. Yapacağınız iş, eğer bir fakültenin mezunu bir yere atanamayacaksa kapatın, boşuna almayın, insanların duygusunu sömürüyorsunuz.”

“İltisak ve İrtibat” Tartışması

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise madde metninde yer alan “terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı” ifadesinin hukuki belirsizlik yarattığını savundu.

Konukçu, bu kavramların geçmişte çok sayıda öğrenci açısından hak kayıplarına yol açtığını belirterek şunları söyledi:

“İltisak ve irtibat kavramları üzerinden pek çok sosyalist, devrimci ve muhalif öğrencinin eğitim hakkı göz göre göre gasbedilmiştir.”

Ayrıca, yakın geçmişte özellikle olağanüstü hal döneminde çok sayıda öğrenci hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmaksızın idari işlemler tesis edildiğini hatırlatan Konukçu, bu durumun eğitim hakkı üzerinde kalıcı sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Madde Oylanarak Kabul Edildi

Verilen önergelerin reddedilmesinin ardından 15’inci madde oylanarak kabul edildi. Böylece üniversiteyle ilişiği kesilen veya kayıt yaptıramayan öğrencilere yükseköğrenimlerine devam etme hakkı tanıyan düzenleme resmiyet kazandı.

Okumaya Devam Et

Gündem

İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi

Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 14:30
Okuma Süresi: 4 dakika

FatihDoğanMedya 


AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen ‘Ahbaplar Suç Örgütü’ soruşturmasında flaş bir gelişme yaşandı. 4’üncü dalga operasyon kapsamında gözaltına alınan 13 şüpheliden aralarında ünlü iş insanı Hüseyin Başaran’ın da bulunduğu 7 kişi tutuklandı. Başaran’ın savcılıkta verdiği ifade ise soruşturmanın boyutlarını gözler önüne serdi.

Soruşturmanın 4’üncü Dalgası: 13 Gözaltı, 7 Tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 27 Temmuz Pazartesi sabahı 4’üncü dalga operasyonu gerçekleştirdi. Operasyonda 13 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 7’si tutuklanırken, 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.

Tutuklanan isimler şöyle: Hüseyin Başaran, Ayhan Çevik, Murat Yaren, Nejdet Kuy, Emin Arat, Muhammed Ali Yılmaz ve Deniz Şimşek.

Soruşturmanın 4 Ana Ayağı

Savcılık tarafından yürütülen soruşturmada 4 ana başlık altında inceleme yapıldığı ortaya çıktı:

· Konut ve Konteyner Alımları: Derneğin 2023 yılında konut yapımı için anlaşma sağladığı ve bağışlardan önemli miktarda para aktardığı halde taahhüt edilen konutların tamamlanmadığı iddia edilen şirket yetkilileri hakkında işlem başlatıldı.
· Şüpheli Taşınmaz Devirleri: Bazı kişi ve şirketler tarafından Yeliz Kaya’ya çok sayıda taşınmaz devredildiği tespit edildi.
· Dernek Çekleri: Dernek tarafından düzenlenen bazı çeklerin dolaşımı ve tahsil süreçleri inceleniyor.
· Haluk Levent ile Mali İlişkiler: Haluk Levent ile arasındaki mali ve ticari ilişkinin şüpheli nitelikte olduğu değerlendirilen Ali D. hakkında işlem başlatıldı.

Hüseyin Başaran’ın Savcılık İfadesi Ortaya Çıktı

Soruşturmanın en dikkat çeken ismi olan Başaran Holding’in sahibi Hüseyin Başaran’ın savcılık ifadesi, yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Haluk Levent ile Tanışma

Başaran ifadesinde Haluk Levent ile 4 sene önce Trabzon’da bir otelin lobisinde tanıştığını, ardından 4 sene boyunca kendisini görmediğini belirtti. 4 sene sonra bir mekanda karşılaştıklarında Levent’in kendisine daire satın almak istediğini söylediğini aktardı.

‘Uluslararası Fonlar’ İddiası

Levent’in kendisine toplu daire alımları yaptığını ve bu daireleri uluslararası yardım fonlarından gelen paralarla satın aldığını söylediğini iddia eden Başaran, Levent’in kendisine Yeliz Kaya’yı yurt dışındaki fonların temsilcisi olarak tanıttığını ve dairelerin onun üzerine tescil edilmesi gerektiğini söylediğini kaydetti.

‘Kızımın Adını Kullanarak Duygusal İstismar’

Başaran ifadesinin en çarpıcı bölümünde şu ifadeleri kullandı: *“Kızımın adını kullanarak sürekli duygusal bir istismar süreci yürüttü. Neredeyse her gün evime geliyordu. Bu şekilde peyderpey 21 daire ve 1 fabrika devrettik. Bunlara dair sözleşmeleri sunduk. Bunlar karşılığında hep şahsi senetlerini verdi. Bize verdiği senetlerden Ahbap Derneği’nin kefil olduğu senet yoktur.”

‘Taşınmazların Esin Önder Çağlayan’a Devredileceğini Bilmiyordum’

Başaran, 22 taşınmazın Esin Önder Çağlayan’a devredileceğinden haberinin olmadığını belirterek, taşınmazlar üzerinde şu anda ciddi ipotekler bulunduğunu ve Globus ile Kanat şirketlerinin bu taşınmazlar üzerine ipotek tesis ederek kredi çektiğini öne sürdü.

Başaran ayrıca devrettikleri taşınmazların parasını alamadıklarını, Levent’in kendisine Amerika’da bir iş insanından bahsederek tekne satabileceğini söylediğini ancak bu işin de sonuçsuz kaldığını ifade etti.

Soruşturma Derinleşiyor

AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında daha önce Haluk Levent ve 13 kişi daha tutuklanmıştı. Yeni dalga operasyonla birlikte soruşturmanın kapsamı giderek genişliyor. Derneğin mali yapısı, bağışların kullanımı ve şüpheli taşınmaz devirleri mercek altına alınırken, önümüzdeki günlerde yeni gözaltı ve tutuklamaların yaşanması bekleniyor.

Ahbap Soruşturması’nda Yeni Dalga: Hüseyin Başaran Dahil 7 Kişi Tutuklama Talebiyle Hakimlikte

 

Okumaya Devam Et

Gündem

PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

Tarih: 30 Temmuz 2026 | Saat: 22:15 | Okuma Süresi: 3 dakika

Kaynak: Anka Haber Ajansı / Ahmet Ün (Diyarbakır)

PKK’dan çerçeve yasaya ilişkin ilk açıklama: “Barış dilde başlar”

Terör örgütü PKK, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın talimatıyla fesih kararını açıklamasının ardından, önümüzdeki hafta Meclis’ten geçmesi beklenen çerçeve yasaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Örgüt, yasanın içeriğini görmeden nihai tutumlarını belirlemeyeceklerini duyurdu.

Açıklamada, “Türkiye halklarının geleceğini ilgilendiren kök yasayla ilgili tartışmalar çeşitli biçimde sürmekte ve kamuoyuna yansımaktadır. Yapılan tartışmalar ve açık kaynaklardan yansıyanlara baktığımızda bu yasaya ne kadar ciddi yaklaşılıyor konusunda kuşkular oluşmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmesine atıf

PKK, açıklamasında Abdullah Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmede çıkacak yasaya ilişkin görüşlerine de yer verdi. Örgüt, Öcalan’ın yasanın “basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen biçimde olmaması” gerektiğini vurguladığını aktardı.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bu yasanın Kürt halkıyla Türk devleti arasındaki yüz yıllık kopukluğu gidermede önemli bir adım olması beklenmektedir. Dolayısıyla barışı hedefleyen bir yasa özelliği taşıması önemli olmaktadır. Dünyanın her yerinde olduğu gibi barış en başta da dilde başlar.”

“Terör örgütü” tanımlamasına itiraz

Örgüt açıklamasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde, kendileri için hâlâ “terör” ve “terör örgütü” kavramlarının kullanılmasına itiraz etti. PKK, fesih kararı sonrası bu tanımlamaların süreci sorunlu hale getireceğini savundu.

“Daha baştan hassasiyetlere dikkat etmemektir. Özcesi dil, tanımlama ve içeriğin amaca uygun olması sürecin ilerlemesi için çok önemlidir” denildi.

Öcalan’ın rolü vurgusu: “Devreye girmeden mümkün değil”

PKK açıklamasında, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün netleştirilmesi gerektiğini ısrarla vurguladı. “Abdullah Öcalan devreye girmeden ve bizzat bu süreci yönetmeden alınan kararların ve çıkan yasanın gereklerini yerine getirmek mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce dile getirdiği “Öcalan’ın barış ve siyasallaşma koordinatörü olması” görüşüne de atıfta bulunulan açıklamada, İmralı’da yapılan tartışmalarda bu konunun kabul edildiği iddia edildi.

“Muhatap ve baş müzakereci olan Abdullah Öcalan’ın konumunun netleştirilmesi önemli olmaktadır” denilerek, Öcalan’ın statüsünün yasada dikkate alınmaması durumunda yasanın pratikte uygulanmasının zorlaşacağı öne sürüldü.

“Esas tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

PKK, çerçeve yasaya ilişkin nihai değerlendirmesini henüz yapmadığını belirterek, “Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi esas yaklaşım ve tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız. Kuşkusuz yasa olumlu olduğunda teşvik edici olacağız ve üzerimize düşeni yapacağız” ifadelerini kullandı.

Örgüt ayrıca, barış sürecinin sadece silahsızlanmaya indirgenmemesi gerektiğini savunarak, “Kök ya da çerçeve yasadan söz etmek bu yasadan sonra başka yasaların çıkacağı ve adımların atılacağını kabul etmektir” görüşünü dile getirdi.

Gözler Meclis’te

PKK’nın bu açıklaması, önümüzdeki hafta Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasa tartışmaları öncesinde önemli bir mesaj olarak değerlendiriliyor. Örgütün yasayı gördükten sonraki tutumunun nasıl şekilleneceği ve sürecin nasıl ilerleyeceği ise merak konusu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar