Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Okullarda Yeni Dönem: İçişleri Bakanlığı’ndan 81 İle ‘Çok Katmanlı’ Güvenlik Genelgesi

Yayımlandı

üzerinde

Okullarda Yeni Dönem: İçişleri Bakanlığı’ndan 81 İle ‘Çok Katmanlı’ Güvenlik Genelgesi

Tarih: 25 Nisan 2026, Cuma | Saat: 13:30

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin imzasıyla 81 il valiliğine ve ilgili tüm kolluk kuvvetlerine gönderilen “Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirleri” konulu genelge, Türkiye’deki eğitim kurumlarının güvenlik yaklaşımını baştan aşağı değiştiriyor. Yeni sistem, fiziki önlemlerden psikososyal desteğe, siber devriyelerden anlık acil durum butonlarına kadar çok katmanlı bir koruma kalkanı öngörüyor. Bu kapsamda alınan tüm tedbirler ve karşılaşılan durumlar, valilikler tarafından aylık raporlar halinde Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na sunulacak.

Neden Şimdi? Yeni Genelgenin Arkasındaki Gerçekler

Bu devrim niteliğindeki güvenlik hamlesi, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan ve ülke genelinde büyük üzüntü yaratan menfur okul saldırılarının hemen ardından geldi. İçişleri Bakanlığı, meseleyi sadece bir asayiş sorunu olarak değil; eğitimin, psikolojinin ve dijital dünyanın iç içe geçtiği çok boyutlu bir ulusal güvenlik konusu olarak ele aldı. Bakan Çiftçi’nin talimatıyla hazırlanan genelge, koruyucu ve önleyici güvenlik tedbirleri ile erken uyarı mekanizmalarını temel ilke olarak benimsiyor.

Fiziki Güvenlikte Yeni Standartlar: X-Ray ve Tek Kapı Dönemi

Genelgeyle birlikte okulların fiziki şartları adeta bir güvenlik kalesine dönüştürülüyor. Artık tüm eğitim kurumlarında standart hale gelecek başlıca fiziki önlemler şöyle sıralandı:

· Tek Kapı ve X-Ray Sistemi: Öğrenci ve ziyaretçilerin giriş-çıkışları için zorunlu olmayan tüm ilave kapılar kapatılarak, geçişler tek bir kapıdan kontrollü olarak sağlanacak. Okul girişlerine X-Ray cihazları, el dedektörleri ve turnike sistemleri entegre edilecek.
· Panik Butonu ve Alarm Sistemleri: Okullara, tıpkı KADES uygulamasında olduğu gibi, en yakın genel kolluk kuvveti (Polis/Jandarma) ve 112 Acil ile doğrudan iletişime geçmeyi sağlayacak acil durum butonları kurulacak. Okul saatleri dışında izinsiz girişlere karşı elektronik alarm sistemleri devrede olacak.
· Yüksek Güvenlikli Çevre Duvarı: Okul çevre duvarlarının standartları yeniden belirlendi. Buna göre ilkokullarda duvar ve korkuluk yükseklikleri 2,5 metreye, ortaokul ve liselerde ise 3 metreye çıkarılacak.

Risk Haritası ve ‘Okul Çevresi’nin Sıkı Takibi

Genelgenin belki de en dikkat çekici yeniliklerinden biri, “Okul Güvenliği Risk Değerlendirme Sistemi” oldu. Bu sistemle birlikte her okulun ana giriş kapısından itibaren 1 kilometrelik bir alan “okul çevresi” olarak tanımlanacak ve bu bölge sürekli olarak mercek altında tutulacak. Bu bölgedeki suç oranları ve risk faktörleri şu kriterlere göre değerlendirilecek:

· Son 12 ay içinde okul ve çevresinde meydana gelen adli olaylar (bıçaklı kavga, yaralama vb.)
· Uyuşturucu madde yakalanma oranları
· Sosyo-ekonomik kırılganlık ve dijital radikalleşme riski

Ayrıca okul binalarına 100 metre mesafedeki kahvehane, bar ve elektronik oyun merkezi gibi umuma açık yerler tavizsiz denetlenecek. Risk teşkil eden metruk binalar ise belediyeler tarafından ivedilikle yıkılacak.

Psikososyal Destek ve Dijital Dünyada ‘Erken Uyarı’

Yeni sistem, tehdidi yalnızca okul kapısının dışında aramıyor. Öğrencilerin dijital dünyadaki risk işaretleri ve psikolojik durumları da anlık olarak takip edilecek.

· Şiddet eğilimi, tehdit dili, kontrol sorunları ve saldırgan davranış örüntüleri fiziksel veya sözlü olarak gösterilmesi halinde erken uyarı ve erken müdahale mekanizmaları etkin bir şekilde işletilecek.
· Risk grubunda yer aldığı düşünülen öğrencilere yönelik müdahale ve sevk çalışmalarında veli iş birliği ve kurumlar arası koordinasyon sağlanacak.
· Aynı zamanda siber devriyeler kurularak sosyal medya ve dijital mecralardaki şiddet, tehdit ve zorbalık içerikleri yakından izlenecek.

Her Okula Özel ‘Güvenlik Kurulu’ ve Kolluk Görevlisi

Koordinasyonu en üst seviyeye çıkarmak için her okulda, okul müdürü, rehber öğretmen, en yakın kolluk amiri ve sosyal hizmet uzmanının yer alacağı bir “güvenlik kurulu” oluşturulacak. Daha önce yılda iki kez yapılan güvenlik toplantıları da artık her ay düzenli olarak gerçekleştirilecek. Risk derecesi yüksek olarak belirlenen okullarda sabit “Okul Kolluk Görevlisi” bulundurulacak; diğer okullarda ise idare ile sürekli iletişim halinde kalacak bir “Güvenli Eğitim Koordinasyon Görevlisi” atanacak. Giriş-çıkış saatlerinde motorize ekipler ve yaya devriyelerle kolluk görünürlüğü en üst düzeye çıkarılacak.

Gündem

Doruk Madencilik İşçileri Açlık Grevinin 6. Gününde: “7 Yaşındaki Oğlum ‘Oyuncağımı Satayım, Gel’ Dedi”

Yayımlandı

üzerinde

Doruk Madencilik İşçileri Açlık Grevinin 6. Gününde: “7 Yaşındaki Oğlum ‘Oyuncağımı Satayım, Gel’ Dedi”

TARİH: 25 Nisan 2026, Cuma / 14:17

HABER: Fatih Doğan Medya – Özel Haber Merkezi

Lavc59.13.101

ANKARA – Eskişehir’den hakları için yola çıkan Doruk Madencilik işçilerinin Ankara Kurtuluş Parkı’ndaki ölüm orucu 6. gününde. Grevdeki maden işçisi Satı Kaynak’ın, epilepsi hastası 7 yaşındaki oğlunun söylediği “Baba oyuncağımı satayım, gel” sözleri, işçilerin içinde bulunduğu dramı gözler önüne serdi.

“Benim Çocuğumun Aklı Çalışıyor da Şirketin Aklı Yetmiyor mu?”

Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi işçiler, 5 aydır ödenmeyen maaşları ve yıllardır süregelen hak kayıpları için 13 Nisan’da Eskişehir’den Ankara’ya yürüyüş başlatmış, 20 Nisan’da başkente ulaşarak açlık grevine başlamıştı.

Grev alanında ANKA Haber Ajansı’na konuşan maden işçisi Satı Kaynak, geride bıraktığı ailesinin durumunu anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Epilepsi hastası ve konuşma güçlüğü çeken oğlunun, kendisi yürüyerek Ankara’nın Ayaş ilçesine ulaştığında telefonda söylediklerini aktaran Kaynak, şu ifadeleri kullandı:

“Dün akşam hastanede nöbet geçirmiş. Eşim de hasta, panik atak var. İki hastayı evde bırakıp geldim. Oğlum epilepsi hastası olduğu için zeka geriliği yaşıyor, konuşamıyor. Yedi yaşında bu çocuk ve aklı şuna çalıştı: ‘Baba oyuncağımı satayım, gel’ dedi, ‘Para yap’ dedi. Benim çocuğumun buna aklı çalışıyor da bu şirketin bana maaş vermeye aklı yetmiyor mu?”

80 Bin Lira Kiraya, 70 Bin Lira Market Borcuna Direniş

Kaynak, grevin kişisel boyutunu rakamlarla da ortaya koydu. Aylardır maaş alamadığı için ev sahibine 80 bin lira, mahallesindeki markete ise 70 bin lira borç biriktiğini belirten işçi, doğalgaz ve elektrik faturalarını komşularından borç alarak ödeyebildiğini söyledi. “Su da bu arada eşimin adına haciz geldi” diyen Kaynak, “Böyle bir yaşantının içerisindeyiz. Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Talepler Karşılanana Kadar Dönüş Yok

İşçiler yalnızca birikmiş maaşlarını değil, çok daha kapsamlı bir hak mücadelesi veriyor. Eylemciler; TMSF döneminden kalan sendikalı haklarının iadesini, özlük haklarının korunmasını, kriz teminatlarının ödenmesini ve iş güvencesinin sağlanmasını talep ediyor. İşçi temsilcileri, şirketin “eylemi sonlandırın” çağrılarına “Biz buraya sadece bir-iki maaş için gelmedik, kaybolan bütün haklarımızı almak için geldik” yanıtını veriyor.

36 Milyon TL Ödendi Ama İşçiler “Kırıntı” Diyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın devreye girmesiyle dün itibarıyla işçilerin hesaplarına yaklaşık 36 milyon TL yatırıldı. Ancak sendika, bu ödemenin “gasp edilen hakların kırıntısı bile olmadığını” savunarak tüm talepler karşılanana kadar direnişi sürdüreceklerini açıkladı.

Erkan Baş da Açlık Grevinde

Doruk Madencilik işçilerinin direnişine siyasi destek de büyüyor. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, dün itibarıyla işçilerle dayanışma amacıyla açlık grevine katıldı. Baş, Kurtuluş Parkı’ndaki alanda işçilerle birlikte bekleyişini sürdürüyor.

Polis Müdahalesi ve Gözaltılar

Direniş süreci gerilimli anlara da sahne oldu. Geçtiğimiz günlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek isteyen işçilere polis biber gazıyla müdahale etmiş, 5 işçi hastaneye kaldırılmıştı. 21 Nisan’da ise 110 işçi gözaltına alınmış, 14 saat sonra serbest bırakılmıştı.

Pazartesi Günü Kritik Yürüyüş

Gözler şimdi 27 Nisan Pazartesi gününe çevrildi. İşçiler, saat 12.00’de Kurtuluş Parkı’ndan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bir yürüyüş gerçekleştirecek. Sendika yetkilileri, “Hakkımızı almadan dönmeyeceğiz, herkes yemin etti” mesajını veriyor.

Okumaya Devam Et

Gündem

26 Yıldır Kayıp Sinem’in Babası: “Dosyanın Yeniden Açılması Bizim İçin Yeni Bir Umut”

Yayımlandı

üzerinde

26 Yıldır Kayıp Sinem’in Babası: “Dosyanın Yeniden Açılması Bizim İçin Yeni Bir Umut”

Tarih: 25 Nisan 2026
Saat: 16:00

Samsun’da 26 yıl önce kaybolan küçük kızın dosyası, Adalet Bakanlığı’nın başlattığı yeni çalışma kapsamında yeniden incelenecek.

Samsun – Adalet Bakanlığı’nın, yıllardır çözülemeyen faili meçhul dosyaları yeniden inceleme kararı, 26 yıldır kayıp olan Sinem Özdemir’in ailesine umut ışığı oldu. Baba Mahmut Özdemir, “Dosyanın yeniden açılması ve incelemeye alınması bizim için yeni bir umut. İnşallah 26 yıldır kayıp olan kızımızla ilgili yeni bir gelişme ortaya çıkarılır” dedi.

Olayın Geçmişi

Sinem Özdemir, 2000 yılının Haziran ayında, henüz 5 yaşındayken Samsun’un İlkadım ilçesi Zeytinlik Mahallesi’nde evinin önünde oynarken kayboldu. O günden beri kendisinden hiçbir haber alınamadı. Yıllar içinde yürütülen soruşturmalarda çeşitli ipuçları ve şüpheliler ortaya çıksa da dosya aydınlatılamadı.

2014 yılında dönemin savcısı Vedat Soğukpınar, cinsel suçlardan hüküm giymiş kişileri mercek altına aldı. Şüpheli olarak 2008’de intihar eden Ahmet Demirci üzerinde duruldu. Demirci’nin evinde yapılan kazıda bulunan kemik parçaları, adli tıp incelemesi sonucu başka bir çocuğa ait çıkınca soruşturma bir kez daha tıkandı.

Bakanlıktan Tarihi Adım

Adalet Bakanlığı, özellikle Gülistan Doku olayının kamuoyunda yarattığı infialin ardından, 2006-2026 yılları arasındaki tüm faili meçhul dosyaları yeniden inceleme kararı aldı. Bu kapsamda 75 ilde toplam 638 faili meçhul dosya ve 693 maktul mercek altına alındı.

Bakanlık bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, başsavcılıklarla koordineli çalışarak delile dayalı analizler yapacak. Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Cezasızlığa geçit vermeyeceğiz” diyerek kararlılık mesajı verdi.

Samsun’daki Diğer Dosyalar da İncelenecek

Yeni uygulama kapsamında Samsun’da Sinem Özdemir’in yanı sıra Tutku Dilara Kayıkçı, Emel Kılıç ve Fatma Demir gibi faili meçhul dosyaların da yeniden ele alınması bekleniyor.

“Her Gün Düşünüyoruz”

Kızının bulunacağına dair inancını hiç kaybetmediğini belirten baba Mahmut Özdemir, duygularını şöyle dile getirdi: “Başına ne geldi, yaşıyor mu, nerede diye her gün düşünüyoruz. Ölmüş olsaydı bir yerden çıkardı. Yeni çalışma inşallah hak ettiğimiz cevabı bize verir.”[Not: Bu alıntı kullanıcının verdiği metinden alınmıştır, orijinal röportaja dayanmaktadır.]

Uzmanlar Ne Diyor?

Hukukçular, Bakanlığın bu adımının “zaman aşımı” tartışmalarını da beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor. Ancak yeni kurulan özel birimin teknik ve kriminal analiz yöntemlerini daha etkin kullanması, özellikle delil yetersizliği nedeniyle sonuçlandırılamayan dosyalar için kritik önem taşıyor.

Okumaya Devam Et

Gündem

Yayımlandı

üzerinde

 Düğün Günü Acı Son: Kına Gecesinden Sonra Banyoda Ölü Bulundular

TARİH: 26 Nisan 2026, Cumartesi
SAAT: 11:45

Burdur’un Çavdır ilçesinde mutlu bir güne uyanmak için birbirlerine kına yakan genç çift, düğün sabahı evlerinin banyosunda cansız bedenleriyle bulundu. 20 yaşındaki Ayşegül Maral ile 34 yaşındaki Fatih Özaslan’ın, nikah öncesi girdikleri banyoda şofbenden kaynaklanan elektrik akımına kapıldıkları değerlendiriliyor.

Edinilen bilgiye göre olay, Çavdır ilçesine bağlı Küçükalan köyünde meydana geldi. Ayşegül Maral ve Fatih Özaslan çifti, dün akşam (25 Nisan 2026) aileleri ve yakınlarının katılımıyla geleneksel kına eğlencesini gerçekleştirdi. Eğlencenin ardından çift, düğün sonrası birlikte yaşayacakları müstakil evlerine döndü.

26 Nisan 2026 Cumartesi sabahı yapılacak düğün merasimi için hazırlanmaları beklenen çiftten haber alamayan yakınları, saat 09.30 sıralarında eve geldi.

Mutlu Sabah Kabusa Döndü

Kapıyı açan olmaması üzerine içeri giren yakınları, Ayşegül Maral ve Fatih Özaslan’ı banyoda hareketsiz bir şekilde yatarken buldu. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı ilk müdahalede, genç çiftin hayatını kaybettiği tespit edildi.

Şofben İhtimali Üzerinde Duruluyor

Olay yeri inceleme ekipleri ve savcının evde yaptığı detaylı araştırmada ilk belirlemelere göre, çiftin banyodaki şofbenden sızan elektrik akımı nedeniyle yaşamını yitirdiği ihtimali ağırlık kazanıyor. Kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Ayşegül Maral ve Fatih Özaslan’ın cenazeleri, otopsi yapılmak üzere Burdur Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Komşuları ve köy halkı, düğün günü gelen bu acı haberle yasa boğulurken, jandarmanın olayla ilgili çok yönlü soruşturması devam ediyor. Evli olup olmadıkları henüz netlik kazanmayan çiftin, resmi nikahlarını bugün kıyacakları öğrenildi.

 

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar