Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Peru’nun GİZEMLİ 5 BİN 200 ‘Delikler Şeridi’nin Sırrı Çözüldü

Yayımlandı

üzerinde

Peru’nun GİZEMLİ 5 BİN 200  ‘Delikler Şeridi’nin Sırrı Çözüldü

Tarih: 20 Kasım 2025 – Okuma Süresi: 4 Dakika –

Peru’nun And Dağları’ndaki 5.200 gizemli çukurdan oluşan ve neredeyse bir asırdır arkeologları şaşırtan Monte Sierpe (“Yılan Dağı”) sitesinin sırrı nihayet çözüldü. Yapılan yeni araştırma, bu çukurların antik bir pazar yeri ve devasa bir açık hava muhasebe sistemi olarak kullanıldığını ortaya koydu.

Yüzyıllık Gizem

Peru’nun güneyindeki Pisco Vadisi’nde yer alan ve “Delikler Şeridi” olarak da bilinen Monte Sierpe, 1,5 kilometre uzunluğunda bir alana yayılan ve 5.200’den fazla düzgün şekilde hizalanmış çukurdan oluşuyor . Her biri 1-2 metre genişliğinde ve 0,5-1 metre derinliğindeki bu çukurlar, bazı bölümlerde taşlarla güçlendirilmiş .

İlk kez 1933 yılında National Geographic Society’nin yayınladığı hava fotoğraflarıyla dünyanın dikkatini çeken bu yapı, o günden bu yana defansif yapılar, su toplama sistemleri, bahçeler ve hatta sis yakalama mekanizmaları gibi çeşitli teorilerle açıklanmaya çalışılıyordu .

Çığır Açan Araştırma ve Bulgular

Sydney Üniversitesi’nden arkeolog Dr. Jacob Bongers liderliğindeki uluslararası ekip, drone teknolojisi ve mikrobotanik analizler kullanarak yaptıkları kapsamlı çalışmayla site hakkında çığır açıcı verilere ulaştı .

· Drone Haritalama: Araştırmacılar, drone teknolojisiyle sitenin yüksek çözünürlüklü haritasını çıkardı ve çukurların düzeninde, İnka’ların ünlü khipu (düğümlü sicim) hesap kayıt cihazlarına benzer matematiksel bir desen olduğunu keşfetti .
· Toprak Analizleri: 19 çukurdan alınan sediment örneklerinin analizi, mısır, kinoa, ıspanak, pancar, yulaf, buğday, arpa ve kabak gibi bitkilere ait nişasta ve polen tanelerini ortaya çıkardı . Ayrıca, sepet yapımında kullanılan saz ve söğüt türlerine ait kalıntılar da bulundu .

Araştırmacılar, bu bulguların çukurların içine, taşımak için kullanılan örme sepetlerde gıda bitkileri konulduğunu gösterdiğini belirtiyor .

· Tarihlendirme: Bir çukurdan alınan kömür kalıntısının radyokarbon tarihleme analizi, bu malzemenin 1320-1405 yılları arasına tarihlendiğini ortaya koydu. Bu tarih, sitenin İnka İmparatorluğu’nun bölgeye gelişi olan 1400 yılından önceye, Chincha Krallığı dönemine ait olduğunu gösteriyor . Yüzeyde bulunan seramik parçaları da bu zaman aralığını destekliyor .

İki Dönem, İki İşlev: Pazardan Muhasebe Sistemine

Elde edilen bulgular, Monte Sierpe’nin iki farklı dönemde iki farklı amaçla kullanıldığını ortaya koyuyor:

 İlk Aşama: Chincha Krallığı Döneminde Açık Hava Pazarı (MS 1000-1400)

Araştırmacılar, sitenin başlangıçta Chincha Krallığı tarafından, nüfusunun 100.000’den fazla olduğu bilinen bölgede, bir takas pazarı olarak inşa edilmiş ve kullanılmış olabileceğini düşünüyor .

Dr. Bongers, “Belki de burası bir Inca-öncesi pazar yeri, bir bit pazarı gibiydi. Belki de seyyar tüccarlar (denizci tüccarlar ve lama kervanları), uzmanlar (çiftçiler ve balıkçılar) ve diğerleri, mısır ve pamuk gibi yerel malları takas etmek için burada bir araya geliyordu” diyor .

Sitenin, iki İnka idari merkezi arasında ve bir dizi ön-İspanyol yol ağının kesişim noktasına yakın konumu, bu teoriyi destekliyor .

İkinci Aşama: İnka İmparatorluğu Döneminde ‘Manzara Khipu’su (MS 1400’ler)

İnka İmparatorluğu bölgeyi fethettikten sonra bu yapıyı yok etmek yerine, onu vergi ve haraç toplama sistemi olarak yeniden amaçlandırmış . Drone görüntülerinde ortaya çıkan ve bloklar halindeki çukur düzeninin, İnka’ların karmaşık kayıt tutma aracı khipu’ya olan benzerliği, araştırmacıları bu sonuca götürdü .

Dr. Bongers, “Temel olarak, bu çukurları insanları bir araya getiren bir sosyal teknoloji türü olarak görüyorum ve daha sonra İnka İmparatorluğu altında büyük ölçekli bir muhasebe sistemine dönüştü” ifadelerini kullanıyor . Bu durum, sitenin adeta bir ‘manzara khipu’su (landscape khipu) gibi işlev gördüğünü gösteriyor .

Tablo: Araştırmanın Temel Bulguları

Araştırma Yöntemi       Elde Edilen Bulgu Anlamı
Drone Haritalama        Çukurların khipu benzeri matematiksel desende dizilişi Bir kayıt tutma/hesaplama sistemi olduğuna işaret
Microbotanik Analiz   Çukurlarda mısır, kabak, sepet yapımında kullanılan bitki kalıntıları Bitki depolama ve takas için sepet kullanıldığını gösterir
Radyokarbon Tarihleme   Kalıntıların MS 1320-1405 yıllarına ait olması Yapının İnka öncesi Chincha dönemine ait olduğunu kanıtlar

Araştırmanın Önemi ve Gelecek

Bu keşif, antik And topluluklarının kaynakları yönetmek ve ticareti kolaylaştırmak için manzarayı nasıl dönüştürdüğüne dair önemli bir vaka çalışması sunuyor . Aynı zamanda, yerli muhasebe uygulamalarının kökenleri ve çeşitliliği hakkındaki anlayışımızı genişletiyor .

Avustralya Müzesi Araştırma Enstitüsü’nde Misafir Araştırmacı olan Dr. Bongers ve ekibi, bulgularını doğrulamak ve genişletmek için daha fazla örnek toplamak üzere yeni bir saha çalışması aşaması planlıyor .

◼ Sonuç: And Dağları’nın tepesinde asırlardır gizemini koruyan 5.200 çukur, modern teknoloji ve bilimsel çalışmalar sayesinde sırrını araştırmacılara açtı. İnkalar ve onların selefi Chincha Krallığı, devasa bir açık hava pazarı ve muhasebe sistemi inşa ederek, tarih öncesi dönemdeki mühendislik ve idari zekalarının bir kanıtını bugüne bıraktı.

Bu araştırmanın bulgular, Antiquity dergisinde yayınlanmıştır .

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

72 Gündür Kayıp Uğur’un Ailesinden Yürek Burkan Çağrı: “Biz Karanlıktayız, Lütfen Bize Bir Işık Olun”

Yayımlandı

üzerinde

72 Gündür Kayıp Uğur’un Ailesinden Yürek Burkan Çağrı: “Biz Karanlıktayız, Lütfen Bize Bir Işık Olun”

TARİH: 03 Mayıs 2026, 07:30

HATAY – Hatay’ın Antakya ilçesinde, Van’dan çalışmaya gelen 27 yaşındaki Uğur Çalışkan’ın, kaldığı apart otelin penceresinden çıkarak kaybolmasının üzerinden tam 72 gün geçti. Geride kalan sürede yürütülen tüm arama çalışmalarına rağmen genç adamdan haber alınamazken, ağabey Tarık Çalışkan’ın İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yaptığı yürek burkan çağrı, olayın gizemini bir kez daha gündeme taşıdı.

GECE 03:00’TE PENCEREDEN ÇIKTI, BİR DAHA DÖNMEDİ

Olay, 19 Şubat 2026 tarihinde Antakya’nın Serinyol Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Uğur Çalışkan, Van’dan çalışmak amacıyla Hatay’a gelerek kuzenleriyle birlikte bir apart otelin 2. katında kalmaya başladı. Kaybolduğu gece sabaha karşı henüz bilinmeyen bir nedenle odasının penceresinden çıkarak bahçeye indi. Binanın dış cephesine tırmanarak yeniden odaya dönmeye çalıştığı güvenlik kameralarınca kaydedilen Çalışkan, başarılı olamayınca karanlığa karıştı. Sabah saatlerinde Uğur’u odada göremeyen kuzenleri, güvenlik kamerası kayıtlarını inceledikten sonra polise kayıp başvurusunda bulundu.

ORMANLIK ALANDA BULUNAN KIYAFETLER ŞÜPHEYİ ARTIRDI

Kayıp ihbarının hemen ardından bölgede jandarma, AFAD ve gönüllü arama ekiplerinden oluşan geniş çaplı bir operasyon başlatıldı. Aramaların 7. gününde, Serinyol yakınlarındaki dağlık ormanlık bir arazide Çalışkan’a ait olduğu belirlenen tişört, hırka, telefon ve cüzdan katlanmış bir şekilde bulundu. Uğur’un terliği de arama çalışmalarının 15. gününde ekipler tarafından tespit edildi. Ancak aradan geçen 72 günde, bulunan bu kişisel eşyalara rağmen gencin kendisine ait en ufak bir ize rastlanamadı.

AĞABEY “BİPOLAR” İDDİALARINI YALANLADI

Kayboluşun ardından bazı basın organlarında Uğur Çalışkan’ın bipolar bozukluk (manik depresif) tanısı olduğuna dair haberler yayınlanması, acılı ailenin tepkisini çekti. Ağabey Tarık Çalışkan, bu iddiaları kesin bir dille reddederek şunları söyledi: “Kesinlikle Uğur bipolar hastası değildir. Kendisine konulmuş herhangi bir tanı yok. Bu iddiaları kabul etmiyoruz.” Tarık Çalışkan, kardeşinin kaybolmasının ardında psikolojik bir rahatsızlıktan ziyade henüz aydınlatılamamış başka nedenler olabileceğine dikkat çekti.

İÇİŞLERİ BAKANI’NA DUYGU DOLU ÇAĞRI

Yaşadığı çaresizliği ve ailenin içinde bulunduğu perişan durumu kamuoyuyla paylaşan ağabey Tarık Çalışkan, sözlerini doğrudan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yöneltti: “Buradan sayın İçişleri Bakanlığımıza sesleniyorum. Sayın Mustafa Çiftçi, lütfen biz karanlıktayız. Lütfen bize bir ışık olun. Bu ışığımızı yakın.” Gözyaşları içinde konuşan ağabey, yetkililerden insani bir görev olarak yardım beklediklerini belirterek, “Ormandaysa neden bulunamadı, şehirdeyse neden tespit edilemedi? Bizi görün, bizi duyun. Bir aile perişan durumda. Lütfen, Uğur nerede?” ifadelerini kullandı.

Olayla ilgili soruşturma ve arama çalışmaları çok yönlü olarak sürdürülmeye devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Gündem

Osmanbey Metro İstasyonu’nda Feci Ölüm: Raylara Düşen 22 Yaşındaki Dalyan G. Hayatını Kaybetti

Yayımlandı

üzerinde

Osmanbey Metro İstasyonu’nda Feci Ölüm: Raylara Düşen 22 Yaşındaki Dalyan G. Hayatını Kaybetti

Tarih/Saat: 3 Mayıs 2026, Cumartesi – 01:55

İstanbul’un en yoğun metro hatlarından M2 Yenikapı–Hacıosman Hattı’nın Osmanbey İstasyonu’nda 2 Mayıs akşamı meydana gelen olayda, 22 yaşındaki Dalyan G. raylara düşerek olay yerinde yaşamını yitirdi. Polis ve sağlık ekiplerinin incelemelerinin ardından, metro seferleri normale dönerken, istasyonun geçici olarak kapatıldığı belirtildi.

OLAYIN GELİŞİMİ

Olay, 2 Mayıs 2026 Cumartesi günü saat 22.00 sıralarında M2 Yenikapı–Hacıosman Metro Hattı’nın Osmanbey İstasyonu’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, istasyonda bulunan 22 yaşındaki Dalyan G., henüz belirlenemeyen bir nedenle metronun raylarına düştü.

Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine hemen polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler, güvenlik önlemleri çerçevesinde metro istasyonunun giriş ve çıkışlarını geçici olarak kullanıma kapattı.

OLAY YERİNDE CAN VERDİ

Bölgeye ulaşan sağlık ekiplerinin yaptığı ilk kontrollerde Dalyan G.’nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekiplerinin olay yeri inceleme ekipleri tarafından yapılan detaylı çalışmaların ardından, gencin cansız bedeni otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

METRO SEFERLERİ AKSADI, İSTASYON KAPATILDI

Yaşanan trajik olayın ardından M2 Yenikapı–Hacıosman hattındaki metro seferleri bir süre aksadı. Metro İstanbul’un resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Osmanbey İstasyonu işletmeye kapatılmıştır. Araçlarımız Osmanbey İstasyonu’nda durmayarak seferine devam edecektir” denildi.

Seferler, ekiplerin istasyondaki incelemelerini tamamlaması ve cenazenin morga nakledilmesinin ardından normale döndü. Metro İstanbul yetkilileri, istasyonun ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığını belirtti.

Polis ekipleri, olayın kesin nedenini belirlemek için soruşturma başlattı. Genç yaşta sona eren bir hayat, İstanbul için hüzünlü bir hatırlatma oldu.

Okumaya Devam Et

Gündem

Artvin Çığ Faciasında 122 Gün Sonra Umut! Kayıp Bülent Gezer İçin AFAD’dan 13 Kişilik Özel Ekip İş Başında

Yayımlandı

üzerinde

Artvin Çığ Faciasında 122 Gün Sonra Umut! Kayıp Bülent Gezer İçin AFAD’dan 13 Kişilik Özel Ekip İş Başında

TARİH: 03.05.2026
SAAT: 06:45

Artvin’in Ardanuç ilçesinde 31 Aralık 2025’te 6 çobanın kar altında kaldığı çığ faciasında kaybolan Bülent Gezer’i arama çalışmaları, 122 günlük zorunlu aranın ardından yeniden başladı. Olumsuz hava koşulları ve yüksek çığ riski nedeniyle 3 Ocak’ta durdurulan aramalar, AFAD’ın 13 kişilik özel ekibiyle tekrar start aldı. Çalışmaları yerinde takip eden anne Şengül Gezer’in “Yarın oğlumu bulacağız, Allah’ın izniyle” sözleri yürek burktu.

Türkiye, 2025 yılının son gününde Artvin’den gelen acı haberle sarsılmıştı. Ardanuç ilçesine bağlı Zekeriya köyü sınırlarındaki Aksu Dağı’nda meydana gelen çığ faciasında hayatta kalma mücadelesi veren 6 çobandan 3’ü sağ olarak kurtarılmış, Suat Temel ve Kerimullah Azizulla isimli çobanlar hayatını kaybetmişti. Aynı faciada kaybolan Bülent Gezer’den ise 122 gündür haber alınamıyordu.

3 Ocak’ta Durdurulmuştu

ANKA’nın haberine göre, AFAD ve jandarma ekipleri, bölgede aralıksız süren olumsuz hava koşulları ve yüksek çığ riski nedeniyle arama çalışmalarını 3 Ocak 2026 tarihinde geçici olarak durdurmak zorunda kalmıştı. Aradan geçen 122 günün ardından, bahar aylarının gelmesiyle birlikte bölgede çığ riskinin azalması, beklenen umut kapısını araladı. Artvin’den Aksu Dağı’na sevk edilen 13 kişilik uzman AFAD ekibi, güvenlik önlemleri kapsamında kontrollü şekilde arama faaliyetlerine başladı.

Bugünkü Çalışmalar Sonlandırıldı, Yarın Devam Edilecek

AFAD ekipleri, arama çalışmalarının ilk gününde son görülme noktası merkez alınarak drone destekli geniş çaplı bir tarama yaptı. Kadavra köpekleri ve derin görüntüleme cihazlarıyla donatılan ekip, eriyen kar örtüsünün avantajını kullanarak bölgeyi adeta karış karış inceledi. Yetkililer, bugünkü çalışmaların gün ışığının kaybolmasıyla sonlandırıldığını, yarın sabahın ilk ışıklarıyla birlikte arama faaliyetlerine kaldıkları yerden devam edileceğini bildirdi.

“Oğlumu Bulacaklar, Çok Sevinçliyim”

Acılı bekleyişin simgesi haline gelen anne Şengül Gezer, arama çalışmalarının yeniden başlamasıyla birlikte bölgeye gelerek çalışmaları anbean takip etti. Duygularını FatihDoganMedya muhabiriyle paylaşan anne Gezer, oğluna kavuşacağı günün hayaliyle şu ifadeleri kullandı:

“Allah’ın izniyle çalışmalar başladı. Yarın oğlumu bulacağız, Allah’ın izniyle. Devletimiz sayesinde oğlumu bulacağız. 120 gün geçti, bölgede şartlar uygun değildi. Şimdi gelişti. Oğlumu çıkaracaklar, Allah’ın izniyle. Çok sevinçliyim.”

Anne Gezer’in umut dolu bekleyişi, arama noktasında bulunan ekiplere de duygusal anlar yaşattı. 4 aydan uzun süredir evladının yolunu gözleyen acılı annenin “Çok sevinçliyim” sözleri, Türkiye’nin dört bir yanında bu acıya ortak olan vatandaşların yüreğine dokundu.

Çığ Faciasının Acı Bilançosu

31 Aralık 2025 tarihinde meydana gelen olayda, Aksu Dağı’nda bulunan 6 çoban aniden kopan devasa bir çığ kütlesinin altında kalmıştı. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekipler, zorlu mücadele sonucu 3 çobanı yaralı ancak sağ olarak kurtarmayı başarmıştı. Ancak facianın acı bilançosu ağır oldu; Suat Temel ve Kerimullah Azizulla’nın cansız bedenlerine ulaşılırken, Bülent Gezer’in akıbeti meçhul kalmıştı. Aşırı kar yağışı, tipi ve sürekli çığ tehlikesi nedeniyle arama çalışmaları 3 Ocak’ta geçici olarak durdurulmuş ve 122 gün boyunca beklenen haber bir türlü gelmemişti.

FatihDoganMedya olarak, Aksu Dağı’ndaki arama çalışmalarını anbean takip ediyor, acılı ailenin umutla beklediği haberi siz değerli okurlarımıza ilk ağızdan aktarmaya devam ediyoruz.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar